DOLAR 44,8950 0.23%
EURO 52,8913 -0.09%
ALTIN
Ankara
13°

HAFİF YAĞMUR

Zeynep Tombuloğlu

Zeynep Tombuloğlu

17 Nisan 2026 Cuma

Sosyoloji mezunları alan dışına yöneliyor: Eğitim-istihdam uçurumu büyüyor

Sosyoloji mezunları alan dışına yöneliyor: Eğitim-istihdam uçurumu büyüyor
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Mahmut Aydın

Türkiye’de sosyoloji mezunlarının mezuniyet sonrası istihdam süreci, uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Kamu ve özel sektörde sınırlı kadro olanakları, mezun sayısının her geçen yıl artması ve mesleğin yeterince tanınmaması, sosyoloji mezunlarını alan dışı mesleklere yönelmeye zorluyor. Rehberlik hizmetlerinden gıda sektörüne, gazetecilikten özel eğitim kurumlarına kadar uzanan bu yönelim, eğitim-istihdam uyumsuzluğunu gündeme taşıyor.

KPSS verileri, sosyoloji mezunlarının kamuda istihdam edilebilmesi için oldukça yüksek puanlar alması gerektiğini ortaya koyuyor.
2020–2022 yılları arasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi
kurumlarda açılan sınırlı sayıdaki sosyolog kadrolarında taban puanlar 86 ile 88 arasında değişiyor. Buna karşın açılan kontenjanların yetersizliği, birçok mezunun kamu istihdamı hayalini suya düşürüyor.

Hilal Ateş

“Kendi alanımda iş bulmak neredeyse imkânsızdı”

Sosyoloji mezunu Hilal Ateş, mezuniyetinin ardından kendi alanında iş bulmakta ciddi zorluklar yaşadığını belirtti. Şu anda bir etüt
merkezinde rehberlik servisinde çalışan Ateş, “Mezuniyet sonrasında iş alanlarının sınırlı olması ve mezun sayısının fazlalığı süreci oldukça zorlaştırdı. Bu durum beni farklı sektörlere yönelmeye mecbur bıraktı” dedi.

Sosyoloji eğitiminin empati, kriz yönetimi ve analitik düşünme gibi alanlarda kendisine önemli katkılar sağladığını vurgulayan Ateş, üniversite sürecinde istihdam alanlarına dair yeterli bilgilendirme yapılmadığının altını çizdi.

 “Alan dışı istihdam bir zorunluluk haline geldi”

Sosyoloji mezunu Serkan Bucak ise gıda sektöründe çalışıyor. Aileden gelen bir birikimin bu tercihte etkili olduğunu belirten Bucak,
mezuniyet sonrası sosyoloji alanında doğrudan istihdam olanaklarının sınırlı olmasının kendisini bu alana yönelttiğini söyledi. “Ekonomik koşullar ve sürdürülebilir bir gelir elde etme zorunluluğu, alan dışı çalışmayı kaçınılmaz hale getirdi” diyen Bucak, sosyoloji eğitiminin insan ilişkileri ve problem çözme becerileri açısından mevcut işine katkı sunduğunu sözlerine ekledi.

Serkan Bucak

Sosyoloji mezunu Ümit Gül ise gazetecilik mesleğini mezuniyet öncesinden bu yana sürdürdüğünü belirtti. Sosyoloji ile gazetecilik
arasında güçlü bir paralellik olduğunu ifade eden Gül, “Araştırma, veri analizi ve toplumsal çözümleme açısından sosyoloji, gazetecilikte bakış açımı derinleştirdi” şeklinde açıklamalarda bulundu. Sosyolog kadrolarının yok denecek kadar az olduğunu vurgulayan Gül, mezunların çoğu zaman alan dışı işlere yönelmek zorunda kaldığını ifade etti.

“Toplumsal sorunlara çözüm üretecek sosyologlara ihtiyaç var”

Türkiye’de sosyoloji mezunlarının mezuniyet sonrası istihdam sorunu, yalnızca bireysel bir kariyer problemi değil; yapısal bir eğitim ve istihdam uyumsuzluğu olarak öne çıkıyor. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vehbi Bayhan, sosyolojinin yalnızca teorik bir alan olarak görülmesinin mezunları kamusal istihdamdan dışladığını belirtti.

Bayhan’a göre, Türkiye’de sosyoloji mezunlarının ilk istihdam alanı, liselerde verilen felsefe grubu dersleriydi. Ancak bu derslerin büyük ölçüde seçmeli hale gelmesi, sosyologların eğitim alanındaki atama oranlarını ciddi biçimde düşürdü. Sosyal bilimlerin eğitim
politikalarında ikinci planda kalması, sosyoloji mezunlarının görünürlüğünü de azalttı.

Vehbi Bayhan

“Kamuda ihtiyaç var kadro yok”

Sosyologların adalet, sosyal hizmetler, sağlık, yerel yönetimler ve aile danışmanlığı gibi birçok alanda görev alabilecek donanıma sahip olduğunu belirten Bayhan, 2005 yılından itibaren bazı kamu kurumlarında sosyolog alımı yapıldığını ancak bu sürecin süreklilik kazanmadığını söyledi. Adalet Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı gibi alanlarda ihtiyaç olmasına rağmen kadro açılmadığının da altını çizdi.

“Alan dışına yönelmek kayıp değil”

Prof. Dr. Bayhan’a göre istihdamdaki en kritik sorunlardan biri, sözleşmeli personel sisteminde sosyolog unvanının yer almaması. 4/B kapsamında yapılan kamu alımlarında sosyologların dışarıda bırakıldığını belirten Bayhan, bu durumun mezunları alan dışı mesleklere yönelmek zorunda bıraktığını ifade etti. Bayhan, mevzuatın güncellenmesi ve sosyoloji unvanının sözleşmeli pozisyonlara eklenmesi gerektiğini vurguladı.

Sosyoloji mezunlarının farklı sektörlerde çalışmasının bir kayıp olarak görülmemesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Bayhan, sosyolojinin
bütüncül ve çok boyutlu bakış açısının her alanda ihtiyaç duyulan bir yetkinlik sunduğunu söyledi. Bayhan’a göre asıl sorun, sosyologların kamusal istihdamdan dışlanması ve meslek olarak yeterince tanınmaması.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.