DOLAR 42,5478 0.04%
EURO 49,6525 0.17%
ALTIN 5.758,690,23
Ankara

PARÇALI BULUTLU

Zeynep Tombuloğlu

Zeynep Tombuloğlu

05 Aralık 2025 Cuma

“Roman renginin görünür olması fırsat eşitliği ile mümkün”

“Roman renginin görünür olması fırsat eşitliği ile mümkün”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yüsra Batıhan

Civil Right Defenders, Roman Hakları Derneği, Sıfır Ayrımcılık, Minority Rights Group, Roman Godi gibi birçok sivil toplum örgütü (STÖ), yaptığı araştırmalarda Romanların barınmadan eğitime, sağlıktan beslenmeye temel haklara erişimde zorluklar yaşandığı  konusunda hemfikir. Hemfikir oldukları diğer konular ise şöyle; Roman toplumunda suça sürüklenen çocuk oranında artış yaşandığı, erken veya çocuk yaşta evlilik oranlarının halen yüksek olduğu, madde kullanımının, yoksulluğun yaygın olduğu ve toplumsal alanda ayrımcılığa, akran zorbalığına ve dışlanmaya maruz kalma oranlarının halen çok yüksek olduğu. Romanlara ilişkin araştırmaların çoğu bağımsız sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülürken, resmi kaynakların konuya ilişkin çalışmaları ise oldukça sınırlı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise “Roman Vatandaşlara Yönelik Strateji Belgesi (2023-2030) eylem planının 2023 yılında yayınlamıştı. Ancak söz konusu rapor, Romanları özne olarak kabul  etmediği ve çözümlerin ‘tepeden inme’ bir biçimde belirlendiği gerekçesiyle eleştirilerin odağında yer almıştı.

Peki Romanlar bu konuda ne düşünüyor? Romanların yaşadığı sorunları ve toplumsal entegrasyonunun önündeki engelleri Roman Gazeteci Haktan Bulut ve Roman Araştırmacı Cumur Ülker ile konuştuk.

Haktan Bulut

“Ayrımcılık Romanları dar bir çevreye hapsediyor”

Roman Gazeteci ve Roman Haber Ajansı Kurucusu Haktan Bulut, Romanların sosyal yaşama entegrasyonunun önündeki en büyük engelin yoksulluk, eğitimsizlik ve ayrımcılık olduğu görüşünde. Yoksulluğun yaşamın her alanında zincirleme etkiler yarattığını söyleyen Bulut, şunları kaydetti:

Ayrımcılık Romanları dar bir sosyal çevreye hapsediyor. Bunlar birleşince mahallelerde derinleşen bir dışlanma kültürü oluşuyor. Bu engellerle mücadele ise zayıf. Eğitim kurumlarının uzaklığı, konut eksikliği, mahallelerdeki altyapı sorunları kimi yerlerde küçük projelerle giderilmeye çalışılsa da sürdürülebilir değil. Önyargılar ve ayrımcı bakış açılarıyla mücadele  ise daha ağır ilerliyor.

“Yeter ki bize alan açılsın”

Romanlara yönelik ayrımcılığa karşı doğru bir mücadele yürütüldüğünde eğitim oranlarının yükseldiğine, istihdamın arttığına, çocuk yaşta evliliklerin azaldığına dikkat çeken Bulut, “Roman olmak sadece sahnede olmak değil aynı zamanda akademide, siyasette, gazetecilikte var olmaktır. Dansımız, müziğimiz bizim için gurur kaynağı ama sadece bununla anılmak emeğimizi, fikirlerimizi ve toplumsal sorunlarımızı görünmez kılıyor. Roman olmak, eksik olmak değil; farklı bir renk, farklı bir ses olmak demektir. Ama bu rengin görünür olması, önyargıların değil fırsat eşitliğinin içinde mümkün. Yeter ki bize alan açılsın. Biz o alanı hem üretimimizle hem de emeğimizle doldururuz” diye konuştu.

“Projeler bir arada ve sürekli uygulandığında entegrasyon mümkün”

Bulut, romanların sosyal yaşama entegrasyonunu mümkün kılacak yöntemleri ise şöyle sıraladı: “Entegrasyon ancak eşit fırsat politikalarıyla mümkün. Bunun için; erken yaşta eğitim desteği ve okulda tutma programları, Roman gençlere yönelik meslek edindirme projeleri, yerel yönetimlerde Roman temsili, ayrımcılıkla mücadele eden yasal düzenlemelerin etkin uygulanması, medyada klişe yerine gerçek hayat hikâyelerinin yer alması gerekiyor. Bunlar bir arada ve sürekli uygulandığında entegrasyon mümkün olur.

Cumur Ülker

“Nedenler değil sonuç üzerine çözüm üretilmeye çalışılıyor”

Roman\Çingen araştırmacı Cumur Ülker de Romanların yaşadığı erken yaşta evlilik, eğitimsizlik, suça sürüklenen çocuk oranındaki artışın bir sonuç olduğu kanısında. Ülker, bu sonucun ortaya çıkmasındaki en büyük etkenin ise yapısal ırkçılık olduğunu dile getirdi.

Romanlara yönelik üstencil bir bakış açısının hakim olduğunu söyleyen Ülker, “Öznenin susturulması, kriminalize edilmesi ve egzotikleştirilmesi sonucunda ‘Romanlar kendilerini düzeltemez. O zaman biz onların yerine karar vermeliyiz’ mantığı ortaya çıkıyor.  Çocuklarımız okulda ayrımcılığa, akran zorbalığı ile karşı karşıya kaldığı için okulu bırakıyor. Ya da yoksulluktan okulu bırakıp işe gidiyor. Okula devam edemediği, iş bulamadığı için zaten yoksul kalıyor. Zaten Roman olunca kariyeri de toplum tarafından atanmış oluyor. Bu nedenler sorgulanmadan ortaya çıkan sonuç üzerinden çözüm üretilmeye çalışılıyor” diye konuştu.

“Çözüm Romanları özne haline getirmek”

Getirilen çözüm önerilerinin de “üstencil” ve sorunlu olduğunu dile getiren Ülker, “Kişiyi sorun olarak kabul edip çözümü de onu ıslah etmek olarak görmek sorunun ta kendisi” dedi. Romanların kriminalize edilip, işe alınmayıp, sağlıkta ve eğitimde ayrımcılığa maruz kalmasının onları kapalı bir toplum haline getirdiğini söyleyen Ülker, şöyle devam etti:

Burada toplumsal bir sorun var. Irkçılığın, ayrımcılığın ve zorbalığın son bulması, tekçi anlayışın yerini çoğulcu bir anlayışın alması Romanların toplumsal entegrasyonunun ilk adımı. Özneyi susturan, ‘Romanlara yardım edelim. Onları uyumlu hale getirelim’ anlayışının ötesinde pozitif demokratik entegrasyonu sağlamak gerekiyor. Bu da Romanları\Çingeneleri sorunun da çözümün de sorulduğu özneler haline getirmekle mümkün.

“Sadece folklorik değil siyasal bir özneyiz”

Romanların yalnızca eğlence kültürünün bir parçası olarak anılmasının da “ayrımcı” bakış açısının bir parçası olduğunu söyleyen Ülker, sözlerini şöyle sonlandırdı:

Dansımız bizim için bir direniş alanı ancak bunun egzotikleştirilmesi özellikle roman kadınlar ve çocuklar üzerindeki şiddeti, söz kurma hakkının elinden alındığı gerçeğini yok sayıyor. Bu eğlence kültürünün dışına çıktığı anda da kabul edilmeme hali oluyor. Çünkü yaratılmak istenen makul kişiliğe aykırı oluyor. Her kesimin kendine uygun makul Roman’ı var. Tarihsel olarak da yerleşemeyen, tanınmayan, temsil edilmeyen bir topluluk olan romanlar varoluşsal anlamda da susturuluyor. Tarih boyunca dokunulmayan, temas edilmeyen figür. Bu nedenle, Romanların kimliği ile var olduğu ve kabul gördüğü pozitif demokratik entegrasyon yöntemi, romanların yaşadığı sorunları iyileştirmek üzere önemli bir yol sunuyor. Çünkü bizler sadece folklorik bir kimlik değiliz, kültürel değiliz; siyasal da bir özneyiz. Varoluşumuz, aidiyetimiz ve pratiklerimizle tanınmalıyız.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.