DOLAR 46,5277 0.02%
EURO 52,9851 0.21%
ALTIN
Ankara
23°

AÇIK

Zeynep Tombuloğlu

Zeynep Tombuloğlu

24 Haziran 2026 Çarşamba

Ormanlara altın maden istilası: Kırklareli’nin iki köyüne daha maden açılıyor

Ormanlara altın maden istilası: Kırklareli’nin iki köyüne daha maden açılıyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Fatma Boz

Kırklareli’nde altın madeni açmayı planlayan Koza A.Ş., Geçitağzı ve Kula köylerinde maden ocağı kurmaya hazırlanıyor.

Dünya mirası olan Istranca ormanlarına maden sahası açmayı planlayan Koza A.Ş., halkın ve çevrecilerin itirazlarına rağmen geri adım atmıyor.

Kırklareli ili Merkez ilçesine bağlı 2 köyde altın madeni açmayı planlayan Koza A.Ş.’nin Kula’daki altın-gümüş madeni projesinde ruhsat sahası 19 bin 560 dönüm büyüklüğünde. Ancak şirket bu geniş alanın yalnızca 19 hektarlık (190 dönümlük) bölümünde madencilik faaliyeti yürüteceğini belirtiyor.

Projenin Geçitağzı Köyü mevkiindeki ise 16,5 hektarlık kısmı Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından işletilecek. Çevreciler bu rakamların “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı” alabilmek için belirlendiğini söylüyorlar. Maden sahalarının 20 hektarın altında gösterilmesinin gerekçesi Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) yönetmeliğine göre 20 hektarın altındaki projelerin daha basit bir değerlendirme sürecine tabi tutulması. Çevreciler bu uygulamanın mevzuatın ruhuna aykırı olduğunu ve şirketlerin bu sınırın altında kalarak ÇED sürecinden kaçındıklarını savunuyor ve Kırklareli’nde açılması planlanan iki maden sahasında da benzer bir yöntemin izlendiğine dikkat çekiyor.

Kırklareli’nde ve Trakya’da kaç maden var?

Kırklareli’nde şu anda 3 altın madeni sahası bulunuyor. Bunlardan Kula ve Geçitağzı köylerindeki olanlar “ÇED gerekli değildir” onayı almış durumda ve faaliyete geçmeyi bekliyor. Çevreciler ve köy halkı ise bu projelere karşı mücadelesini sürdürüyor. Altın madenciliğini ‘vahşi madencilik’ olarak adlandıran gazeteci yazar İbrahim Gündüz altın madeninin yarattığı tahribatı ve çevreye verdiği zararı 9. Köye anlattı.

Gündüz, “Dünyada ve ülkemizde onlarca felaket örneği varken hala altın madeni açma isteğinin neden olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz” dedi. İki köy bir proje olan sahanın konumunu inceleyen Gündüz, şunları aktardı:

Türkiye’nin dört bir yanında açılmak istenen altın madenlerine bir yenisi de Kırklareli’nde eklenmek isteniyor. Proje Istranca ormanlarına çok yakın burada yüz binlerce ağaç kesilecek çünkü çevre ormanlık alan ve İstanbul gibi büyük bir metropoli besleyen bölgeler. Oysa Trakya özenle korunması gereken bir alan. Longoz ormanları dünya mirasıdır, korunması gerekir. Bu yerleri ayakta tutmayıp projeler yapılıyor. Trakya’nın tamamında benim bildiğim 40 proje var neredeyse ama benim bilmediğim yüzlerce proje vardır.”

“Ardı kesilmeyen çevre kirliliği”

Bu arada ‘ÇED gerekli değildir’ kararı almak için yazılan proje maddeleri kafalarda soru işaretleri bıraktı. Çevreciler bu projenin gerçekleşmesini mantık dışı buluyor. Gündüz, durumu şöyle aktardı:

Kırklareli’nde siyanürleme tesisi kurmayacağını taahhüt eden şirket, çıkaracağı cevheri 630 kilometre uzaklıkta en az 10 saatlik bir yolculuktan sonra İstanbul-Bursa üzerinden Eskişehir’deki Kaymaz Altın Madeni’ne taşıyacağını belirtiyor. Uzmanlar bunun da bir aldatmaca olduğunu, bir süre sonra şirketin Kula’da tesis kurmak için harekete geçeceğini belirtiyor. Ayrıca şirket taahhüt ettiği gibi yapsa bile binlerce kamyonun Kırklareli-Eskişehir arasında mekik dokumasının başlı başına bir çevre felaketi olacağı belirtiliyor.”

Gündüz, toprağın Kırklareli’nden alınıp kamyonlarla Eskişehir’e taşınmasının maliyet olarak da çok fazla olduğunu belirterek bir süre sonra projede değişiklik yapıp tesis açılacağını düşünüyor.

Proje kapsamında Kırklareli köylerinden alınacak toprak burada işlenmeyip Eskişehir’e taşınarak cevher üretileceği söyleniyor. Ancak şirket cevheri taşımadan önce bir ön işlem yapılması gerektiğini belirtmiyor. Gerçekte, cevherin taşınabilmesi için öncelikle
ayrıştırılması ve işlenmesi gerekiyor; çünkü yüzbinlerce ton toprağın olduğu gibi taşınması mümkün değil” diyen Gündüz, ön bir işlemin yapılacağını söyleyerek şunları ekledi:

Ardından toprakları kamyonlara doldurarak yüzlerce kilometre taşıyacaklar. Bu da önemli bir çevre kirliliğini beraberinde getirecek: binlerce litre mazot ve benzin tüketilecek, ağır taşıma faaliyetleri nedeniyle doğa tahrip olacak. Ayrıca, Eskişehir’de toprağa zarar verilmeyeceği iddia edilse de, orada siyanürle ayrıştırma yapılacağı açık. Nerede yapılırsa yapılsın, çevreye verilen zararın etkisi değişmeyecek.”

“Biyoçeşitlilik tehlike altında”

Kırklareli Doğa ve Kültür Derneği (DOKU) Yönetim Kurulu Başkanı Göksal Çidem ise Geçitağzı köyünde Koza A.Ş. tarafından açılması planlanan maden sahasına ilişkin keşif ve bilirkişi incelemesinin yapıldığını ancak bilirkişi raporunun henüz mahkemeye sunulmadığını belirtti. Kula’daki maden projesi için ise henüz keşif ve arazi incelemesine çıkılmadığını ifade eden Çidem, şunları aktardı:

Kırklareli’nde proje olmayan köy kalmadı desek yeridir. Istranca Dağları’nın neredeyse her noktasında bir proje var. Bölge, nesli tehlike altındaki kırmızı orman karıncalarının yaşam alanıdır. Ayrıca bölgede arıcılık yapılıyor. Istranca arısı koruma altında; orada üretilen meşe balı ise coğrafi işaretli ürünümüzdür.

Çidem, daha sonra proje hakkında şunlara değindi: “Projede altın burada işlenmeyecek, çıkarılıp kamyonlarla Eskişehire taşınacak
deniliyor. Bu mantıklı bir yaklaşım değil. O kadar yakıt yakıp toprağı taşımak doğaya ayrı bir yük. Ayrıca bölgede yaklaşık 80 yuvası bulunan kırmızı orman karıncalarının 5 yuvası Trakya’da bu sahada yer alıyor. Bu karıncalar tek kraliçeli sistemle yaşadıkları için yuvalar taşınamaz. Yuvaya zarar verildiğinde koloni tamamen yok olur. Bu da ciddi bir ekolojik tahribat anlamına gelir.

Çidem, hem çevreci olarak hem de orada yaşayan biri olarak şunları aktardı: “Projenin yapılacağı alanın tamamı ormanlık. Geçitağzı’ndan Kula’ya kadar olan geniş bir bölge altın madeni ruhsat sahası olarak belirlenmiş durumda. Şirket, 2015 yılında da gelmişti, o zaman proje iptal edilmişti. Bu yıl tekrar başvuru yaptılar.”

Çidem, projenin yerleşim yerlerine olan zararlardan da şöyle bahsetti:

Arıcılık sona erecek. İnsanların geçim kaynağı olan keçi, koyun gibi küçükbaş hayvancılık da etkilenecek. Patlatmalar başladığında köylü geçimini sağlayamayacak duruma gelecek. Geçitağzı’ndaki patlatma sahasının hemen yanındaki dere Kırklareli Barajı’na akıyor. Bu da bizim içme suyumuzu sağlıyor. Istrancalar’ın üçte ikisi Türkiye’de, üçte biri Bulgaristan’da yer alıyor. Aynı madenler Bulgaristan tarafında da var, aynı orman var ama orada ne RES kuruluyor ne de maden sahası açılıyor. Çünkü orman bütünlüğünü koruyorlar. Kula’da yapılacak patlatmaların Bulgaristan’a akan sularda kirliliğe yol açabileceğini, bunun da uluslararası sorunlara neden olabileceğini düşünüyorum.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.