23 Haziran 2026 Salı
Ali Dinç
Görme engelli öğrenciler için üniversite sınavı kimsenin bilmediği, bilemeyeceği bir mücadele alanı. Eğitim hayatları boyunca erişilebilirlik sorunlarıyla karşılaşan öğrenciler için sınava teknik destek ve rehber hizmeti alarak giren öğrencilerin bu yıl da sorunları giderilmedi. Materyallere ulaşım, deneme sınavı yapamamak, sınav sırasında okutmanlarla yaşanan iletişim ve hız problemleri yine öğrencilerin yalnızca bilgiyle değil sistemle de mücadele etmek zorunda kalmasına yol açtı.
Milyonlarca öğrenci üniversite hayallerine adım atmak için Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) katıldı. Kimi öğrenci için hayatlarının “en önemli üç saati” olan bu sınava hazırlık süreci içerisinde birçok stresi barındırdı. Gelecek kaygısı, toplum baskısı, başarı kaygısı eşliğinde öğrenciler sınava hazırlandı.
Görme engelli öğrenciler, sınava hazırlık süreçlerini, sınavla ilgili endişelerini ve üniversite hayatlarına dair kaygılarını 9.Köy Haber Merkezi’ne anlattı.
Görme engelli öğrenciler sınava hazırlık sürecinde Braille alfabe (Görme engellilerin kullandığı alfabe) kitaplar ya da bilgisayardan sesli okuma sistemi kullanıyor.
Hazırlık sürecinde yeterli erişilebilir kaynağa ulaşamayan öğrenciler sınava da bir okutman ve işaretleyici eşliğinde girdi. Sınavı hazırlayan kurum tarafından görevlendirilen öğretmenler, görme engelliye sınav kitapçığını okuyor, öğrenci dinlediği soruları cevaplandırıyor.

Öğrenciler burada da okutmanla yaşayacağı sorunlara da hazırlanmak durumunda kaldı. Geçtiğimiz sene ilk kez üniversite sınavına giren ve İngilizce öğretmeni olmak isteyen Berra Yami, Yabancı Dil sınavına İngilizce bilmeyen okutmanların girmesi nedeniyle itirazda bulunmuş, itirazın kabul edilmesinin ardından da sınavı tekrarlanmıştı.
Geçen sene yaşadığı stresten kaynaklı bu sene sınava tekrardan hazırlanan Yami, bu sene de sınava endişeyle girdiğini söyledi. Yami, sınava hazırlık süreci ve sınavla ilgili şöyle konuştu:
“Sınava hazırlık süreci zaten başlı başına çok zorlayıcı. Çünkü sürekli birilerinin bize soru okuması gerekiyor. Sınava girerken ne kadar çok soru görmüş olursak, o kadar hazır hissediyoruz. Bazı dersleri bilgisayara taratıp oradan okuyabiliyorum ama bu her ders için mümkün olmuyor.
Ayrıca sınavda da karşımıza nasıl bir okuyucu çıkacağını bilmiyoruz. Çünkü TYT’de çok fazla soru var ve hem bilgiye hem de hıza ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla okuyucunun hem bizim istediğimiz hızda okuyabilmesi hem de okuyacağı metne hakim olması gerekiyor.”
Geçen sene Çankaya Üniversitesi Psikoloji bölümüne yerleşen ve bu sene tekrar sınava giren Ceyda Gencer ise sınavda yaşadığı deneyimi şöyle anlattı:
“Üniversite sınavına hazırlanırken okutman eşliğinde deneme çözmek neredeyse mümkün olmuyor. Genelde Braille ya da dijital sesli materyallerle hazırlanıyoruz. Ama sınav günü okuyucu eşliğinde sınava giriyoruz. Bu da farklı bir deneyim yaratıyor. Sınav öncesinde okutmana sürekli ‘Lütfen hızlı okuyun’ uyarısı yapıyordum. Çünkü sınavda zamanla yarışıyoruz ve bazı okutmanlar çok yavaş okuyor. Kendim okusam daha hızlı olurdu. Ama kitapçık elimde değil, okuyamıyorum. Paragrafın ortasından bir yeri tekrar okutmak istiyorum ama okutman yanlış yerden başlayabiliyor. Bu da zaman kaybı yaratıyor.”
Gencer, sınavda görevli okutmanların yeterli akademik bilgiye sahip olup olmadığıyla ilgili kaygılarını da şu cümleyle örneklendirdi:
“Örneğin sınava hazırlanırken matematikte ‘faktöriyel’ işaretini ‘ünlem’ olarak okutuyordum. Çünkü okutman bu kavramı bilmeyebilir. Bunları düşünmek bile sınav stresine ek bir yük.”
Kocaeli Üniversitesi Radyo Televizyon bölümü mezunu olan Mehmet Şahin, bu sene ikinci üniversite için sınava girdi. Şahin, okutmanlarla ilgili yaşadığı sorunları ve endişeleri şöyle anlattı:
“Okutmanın aksanı, hastalığı nedeniyle çıkan ses tonu, ya da daha basit soru okurken dikkatini dağıtacak şekilde kıyafetindeki bir şeyle uğraşması bile bizim dikkatimizi dağıtabiliyor. Bu da bizim için ciddi bir engel oluyor.”
Sınav sistemi ile ilgili teknolojik gelişmelerden yararlanılması gerektiğini belirten Şahin, “Bugün baktığımızda yapay zekâ gibi teknolojiler, biz görme engelliler için düşündüğünüzden çok daha büyük anlam ifade ediyor. Çünkü örneğin, görselleri tanıyıp bize nesnel bir şekilde betimleme yapabiliyor” dedi.
Üniversiteye geçtikten sonra da erişilebilirlik sorunları ile karşılaşıldığını söyleyen Şahin, “Çoğu okulun internet sitesinde, güvenlik amacıyla konulan ‘Ben robot değilim’ gibi doğrulamalar görme engelliler için ciddi sorun yaratıyor. Bu doğrulamalar genellikle görsel içerikli oluyor ve görme engelli bireyler bunu geçemediği için o anda bir ders notuna erişemeyebiliyor. Yanımda biri yoksa notuma ulaşamıyorum ve bir arkadaşımı aramak zorunda kalıyorum. Bu durum bazen hem mahremiyetimizi hem de bağımsızlığımızı zedeliyor” diye konuştu.
Ayrıca, tercih döneminde üniversitelerin erişilebilirlik koşulları hakkında yeterli bilgilendirmeler yapılmadığını söyleyen Şahin, “Size bilgi verecek olan birim öğrenci işleri oluyor ve ne yazık ki onların da bu konuda yeterli bilgisi bulunmuyor” ifadelerini kullandı.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.