DOLAR 45,9165 -0.1%
EURO 53,5748 0.07%
ALTIN
Ankara
18°

AÇIK

Zeynep Tombuloğlu

Zeynep Tombuloğlu

22 Mayıs 2026 Cuma

Eskişehir’de barınma krizi derinleşiyor

Eskişehir’de barınma krizi derinleşiyor
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Leyla Taşdemir

Eskişehir’de bu yaz aynı anda iki kız yurdunun (İbn-i Sina ve Emine Hatun) kapatılması, Mükrime Hatun’da bir bloğun tasfiye edilmesi ve buna karşın yeni yurt yapılmaması şehirde yıllardır süren barınma krizini daha görünür hale getirdi. Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında kapasitenin ranzalarla artırılması, uzak yurtlarda ulaşımın her yıl daha da zorlaşması ve can güvenliğine ilişkin sorunlar, öğrencilerin en çok dile getirdiği başlıklar arasında yer alıyor.

9. Köy olarak görüştüğümüz kişiler, 2023’te Aydın’da kaldığı yurdun arızalı asansöründe hayatını kaybeden Zeren Ertaş’ın ölümünden sonra hiçbir şeyin değişmediğini vurguluyor ve yaşananları sadece konut sorunu olarak değil temel hak ihlali olarak nitelendiriyor.

“Üç yıldır yurt değiştiriyorum, koşullar giderek ağırlaşıyor”

Üç yıldır farklı KYK yurtlarında kalan Osmangazi Üniversitesi öğrencisi Gökçe, şu an kaldığı Eskişehir Kız Yurdu’ndaki deneyimini “Yaşanan ölümler sonrası alınan önlemler hep dönemsel ve göstermelik kaldı. Bu yüzden yurtların gerçekten güvenli olduğunu düşünmüyorum. Devlet bir şey yapıyormuş gibi görünüp sonra aynı düzene geri dönüyor” şeklinde ifade ediyor.

Barınma koşullarının kötüleşmesini devlet politikalarına bağlayan Gökçe, “Öğrenciler için ayrılan bütçe yıllardır kısılıyor, yeni yurt yapılmıyor, artan öğrenci sayısına göre planlama yok. Artık yurt bulmak bile şansa dönüştü. Maddi yetersizlik çoğu öğrenci gibi benim için de daha düşük yaşam kalitesi demek” diyor.

Eskişehir’de öğrencilerin genel olarak daha rahat hissettiğini söyleyen Gökçe, buna rağmen uygun fiyatlı barınma seçeneklerinin hızla azaldığını belirtiyor. Kent merkezine uzak bölgelerdeki yeni yurtların güvenlik ve ulaşım düşünülmeden planlandığını; özellikle gece toplu taşımanın durmasıyla çevrenin karanlık ve tedirgin edici bir hale geldiğini aktaran Gökçe, bu şartlarda güven duygusunun kolayca zedelendiğini ifade ediyor.

“Eskişehir artık öğrenci kenti değil”

Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okuyan Nefisenur da benzer şekilde düşünüyor. Zeren Ertaş’ın ölümünün üzerinden 2 yıl geçtiğini, o zamandan bugüne KYK yurtlarında hiçbir şey değişmediğine dikkat çeken öğrenci Nefisenur şunları söylüyor:

Günümüzde de sorunlar devam ediyor. Kız yurtlarında izinsiz girişler, denetimsizlikler ve intihar vakaları hâlâ var. Bu çok üzücü. Ekonomik yük de bizleri etkiliyor. Eskişehir bir ‘öğrenci kenti’ deniyor ama artık değil. Burada 1+1 daireler 10 bin TL’nin altında değil. Özel yurt fiyatları ise ev kiralarını geçti. Devlet yurdu çıkmayanlar apart evlere yöneliyor ama fiyatlar uçmuş durumda. Çalışmadan geçinmek imkânsız. Dünyada öğrencilik dönemi keşif ve sosyalleşme zamanıdır; biz geçim derdiyle boğuşuyoruz.

“KYK yurtları merkezden çok uzak”

Hızırbey KYK yurdunda kalan İbrahim ise yurt deneyimini özellikle ulaşım zorluğu ve odalardaki kalabalık üzerinden şöyle anlatıyor: “Bazı KYK yurtları şehir merkezinden çok uzak. Otobüsler sınırlı, sefer sayısı yetersiz. Benim yurdum da şehir merkezinin tam tersi bir konumda. Sabah 9’daki dersim için en geç 7’de uyanmam gerekiyor. Odaların aşırı kalabalık olması nedeniyle otobüsler tıklım tıklım oluyor. Yurdun çok tenha bir yerde olması, özellikle kadın öğrenciler için gece yurda dönüşte ciddi bir güvenlik riski yaratıyor. Bu yurt yapılırken 3 kişilik olacak şekilde planlanmış ancak şu an 6 kişi kalıyoruz. Bu koşullar hem fiziksel hem de psikolojik olarak bizi olumsuz etkiliyor.”

“Bu bir dönemlik aksaklık değil, yapısal bir barınma krizi”

Türkiye’de kiralık konut krizi üzerine araştırmalar yapan Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Hande Köse, Türkiye’deki barınma krizinin sadece öğrenciler için değil yoksul tüm kesimleri etkileyen yapısal bir sorun olduğunu vurguluyor.

Ancak KYK borçluluğu ve yurt sorunu düşünüldüğünde öğrencilerin barınma krizinden en çok etkilenenler arasında yer aldığını belirten Köse sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu elbette bir dönemlik bir durum denilerek geçiştirilebilecek bir sorun değil. Ev kiraları giderek artıyor ki neredeyse asgari ücrete yaklaşan kiralardan bahsediyoruz. Ayrıca öğrencilerin KYK burs ve kredilerinin miktarı da bırakın barınma sorununa çare olmayı öğrencilerin üniversite yemekhanesinde 3 öğün yemek yemesini bile mümkün kılamayan bir rakamda. Hal böyle olunca öğrenciler ya çalışmak zorunda kalıyor ve eğitim hayatları kesintiye uğruyor ya da aileleri destek olmak zorunda kalıyor ki bu da tüm ailenin ekonomik sıkıntılarla yüz yüze gelmesine neden oluyor.”

Öğrencilerden gelen şikayetleri değerlendiren Köse, “Şu anki tabloya baktığımızda öğrencilerden gelen haber ve şikayetler yemekhanedeki yemeklerin sağlıksız olduğunu gösteriyor. Ayrıca Zeren Ertaş’ı da hatırlayalım, Aydın’da bir KYK yurdunda asansör kazasında hayatını kaybeden gencecik bir öğrenciydi. KYK yurtlarının düzenli denetlenmemesi ya da denetlemelerin nitelikli olmaması öğrencilerin hayatlarına dahi mal olabiliyor” diyor.

Köse, kadın öğrencilerin deneyimlerine bakıldığında yurtlarda belirgin bir cinsiyet ayrımcılığının olduğunun görüldüğünü ifade ederek şunları söylüyor:

Örneğin giriş-çıkış saatleri tüm yurtlar için aynı olsa da bu kurallar kadın yurtlarında çok daha katı uygulanırken erkek yurtlarında esnetilebiliyor. Üstelik ‘güvenlik’ gerekçesi öne sürülmesine rağmen birçok kentte erkek personelin kadın yurtlarına izinsiz girdiği, taciz ve hırsızlık vakalarının yaşandığı biliniyor. Eskişehir Yunus Emre yurdunda 4 sene önce bir erkeğin elini kolunu sallayarak yurda girdiğini biliyoruz. Yakın zamanda Cevizlibağ yurdunda tadilat için gelen çalışanların öğrencilerin özel eşyalarını karıştırması da bunun son örneği. Tüm bu uygulamalar kadın öğrencilerin yurtlarda daha güvensiz hissetmesine neden oluyor.

“Sorun çözülmüyor, daha da derinleşiyor”

Barınamıyoruz Hareketi’nden Ulaş Danyeli ise Eskişehir’de krizin en görünür biçiminin yurt kapatmaları ve can güvenliği problemi olduğunu belirtiyor ve şöyle konuşuyor: “Yurt bulamayan öğrenci özel yurtlara yöneliyor, kira ödemek için çalışmak zorunda kalıyor ya da tarikat yurtlarına mecbur bırakılıyor. Ranzayla kapasite artırmak çözüm değil; bu aynı odalara daha fazla insan tıkmak demek. Denetimsizlik ve ihmaller yüzünden Zeren, Resul, Sezen Nur, Enes Kara ve adını sayacağımız kadar çok sıra arkadaşımızı kaybettik ve kaybetmeye de devam ediyoruz.”

Devletin KYK politikalarını ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın bütçe önceliklerini de değerlendiren Danyeli, şunları kaydediyor: “Rakamlar üzerinden örnek vermek gerekirse 2023 senesinde 5’li çetenin silinen vergi borcu 660 milyar TL iken, üniversite için ayrılan bütçe 190 milyar TL. 190 milyarın içinden üniversite harcamaları, personel maaşları, yandaş şirketlere verilen yurt ihaleleri, burs ve kredi vb. harcamaları çıkardığınız zaman KYK yurtlarına ayırılan bütçenin, 660 milyar TL’nin yanında ne kadar az kaldığını var siz hesap edin.”

Danyeli’ye göre ise çözüm, öğrencilerin birliği ve örgütlü mücadelesinden geçiyor. Barınma krizinin derinleştiği Eskişehir’de, öğrencilerin haklarını savunup güvenli, nitelikli yurt talebini birlikte yükseltmeleri hem maddi hem psikolojik hem de can güvenliği açısından kritik önemde olduğunu söyleyen Danyeli, birlik ve beraberliğin önemini vurguluyor. Bu arada Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy’un geçen ay yaptığı ‘barınma sorunu yok’ açıklaması, kentte kapatılan yurtlar, ranzalarla büyütülen odalar ve yurt bulamadığı için tarikat yurtlarına ya da fahiş kiralı evlere, apart evlere yönelmek zorunda kalan öğrencilerin deneyimleriyle çelişiyor.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.