22 Mayıs 2026 Cuma
Merve Kanan
Sosyal medya platformları, günümüzde toplumsal olaylara müdahil olmanın en hızlı yollarından biri hâline geldi.
Türkiye’de çevresel protestolardan sosyal yardım kampanyalarına kadar pek çok girişim, dijital mecralarda örgütlenerek geniş kitlelere ulaşıyor. Özellikle gençlerin aktif katılım gösterdiği bu süreç, geleneksel örgütlenme biçimlerini dönüştürürken dijital aktivizmin etkisi ve sürdürülebilirliği üzerine akademik tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Türkiye’de son yıllarda çevresel bir protesto veya sosyal yardım kampanyası örneğinde görüldüğü üzere dijital çağrılar kısa sürede binlerce kişiye ulaşabiliyor. Ancak bu ilginin uzun vadeli politikalara dönüşebilmesi yalnızca çevrim içi görünürlükle değil; saha çalışması, hukuki girişimler ve sürekli kamuoyu baskısıyla mümkün oluyor.
Dijital aktivizmin günümüzün vazgeçilmez bir katılım biçimi olduğunu kabul etmekle birlikte gerçek dünyadaki sonuçların sistemli biçimde izlenmesinin ve raporlanmasının önemine işaret ediliyor. Sosyal medyanın toplumsal değişim üzerindeki rolü, anlık tepkilerin ötesine geçerek daha kalıcı bir zemine taşınabiliyor.
Mahmut Ercan ve Prof. Dr. Osman Can’ın hazırladığı çalışmada, dijital aktivizmin kamusal alanı yeniden tanımladığı ve katılım eşiğini düşürdüğü ele alınıyor. Çalışmada, dijital tepkilerin yargı bağımsızlığı üzerindeki etkileri de tartışmaya açılıyor.
Araştırmada, sosyal medya kullanıcılarının adli olaylarla ilgili paylaşımlarının yargı organlarını etkilediği ve zaman zaman verilen kararların revize edilmesine yol açtığı belirtiliyor. “Sosyal medya adaleti” olarak tanımlanan bu olgu, duygusal ve yoğun paylaşımların hukuk yerine karar süreçlerine yön verebilmesi ile açıklanıyor.
Araştırmada yargı organlarının yalnızca hukuk kuralları ve vicdani kanaate göre karar vermesi gerektiğine dikkat çekilerek, sosyal medya kullanıcılarının ilgisini çeken adli olaylarla ilgili paylaşımlarının yoğunluğu ve görünürlüğünün bazı durumlarda yargı kararlarına etkisi olduğu hatırlatılıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre yargı bağımsızlığı yalnızca kurumsal değil, hâkimlerin özgür iradeleri ve vicdani kanaatleriyle karar verebilme yetisiyle ilgili.
Sosyal medya baskısının ise bu dengeyi bozabilme riskine işaret ediliyor.
Peki eğitimde dijital aktivizmin yeri ne?
Öğretmen Ali Yavuz, dijital aktivizmin eğitim ve bilinçlenme açısından önemli bir işlev gördüğünü belirterek, “Öğrenciler artık bir çevre sorununu ya da toplumsal bir meseleyi sosyal medyada gördükleri anda tartışmaya açabiliyor. Bu, farkındalık açısından kıymetli. Ancak tartışmanın sınıfın ve sokağın dışına taşmaması gerekiyor” diyor.
Ailesinden izin alınarak görüşlerine yer verilen 16 yaşındaki Berfin An ise sosyal medyanın gençler için bir ifade alanı sunduğunu söyledi. Berfin, “Bir kampanya başlatıldığında ya da bir haksızlık gündeme geldiğinde kendimizi yalnız hissetmiyoruz. Ama bazen birkaç gün sonra herkes başka bir konuya geçiyor” ifadelerini kullanıyor.
Avukat Hüseyin Fırat Yavuz ise dijital aktivizmin felsefesini şöyle özetliyor: “Dijital aktivizm, bireylerin toplumsal olaylara hızlı ve görünür biçimde katılımını sağlayan modern bir ifade alanı. Ancak bu alan yalnızca farkındalık üretmekle sınırlı kalmamalı; hukukun temel ilkeleri olan adil yargılanma, masumiyet karinesi ve yargı bağımsızlığına zarar vermeden bilinçli ve sorumlu bir kamuoyu baskısına dönüşmelidir.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.