26 Haziran 2026 Cuma
Funda Canpolat
Kahramanmaraş depremleri sonrası kentlerin yeniden imar süreçlerinde sıkça gündeme gelen “şuyulandırma” uygulamaları Elazığ gibi birçok ilde tepkiyle karşılanırken, vatandaşlar mülkiyetlerinin yüzde 40’ına kadar olan kısmının ellerinden alınmasına rağmen kendilerine karşılığının ödenmediğinden şikayetçi.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi kapsamında uygulanan “şuyulandırma” (imar uygulaması) çalışmaları özellikle deprem bölgelerinde vatandaşların mağduriyetine neden oluyor.
Kamu yararı amacıyla planlanan bu uygulamaların zamanla suistimale açık hale geldiği ve bazı belediyeler tarafından keyfi olarak kullanıldığı iddia ediliyor.
9. Köy Haber’e konuşan Avukat Sadin Koç, imar uygulamalarının anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini savunuyor ve “Bu durum suistimale çok açık bir konu. Vatandaşlar şuyulandırma işlemleri ile ciddi mağduriyet yaşıyor” diyor.
Koç, daha sonra konuya şöyle ayrıntılar ekliyor: “Şuyulandırma Valilik ya da Belediye tarafından 1/1000'lik imar planının uygulanmaya başlanması ile birlikte o imar planının uygulanacağı bölgede yapılacak kamu hizmetlerine ayrılacak kısım için uygulanmaya açıktır. Yol, hastane olabilir, okul ya da karakol olabilir; bu tarz yerler için arazi sağlamak amacıyla vatandaşın arazisinden maksimum yüzde 45 oranında kesinti yapma yoluna gidiliyor. Ancak burada vatandaşların ciddi mağduriyetleri söz konusu ve yanlış işlemler oluyor.”
Bu uygulamaların suistimale çok açık bir konu olduğuna dikkat çeken Koç, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yani vatandaşın anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan mülkiyet hakkı ihlal ediliyor. Zira kamulaştırma kamu yararı doğrultusunda yapılabilir yani mülkiyet hakkına bir tecavüz olmaz ama vatandaş bir sabah uyandığında taşınmazının hazine adına. tescillendiğini öğreniyor. Yani vatandaşın orda mülkiyet hakkı gözetilse, vatandaşla öncelikli olarak bir uzlaşma görüşmesine çağırılsa ki kanunda bu prosedür emrediliyor, bu yapılsa en azından vatandaş süreçten haberdar olur, sürece dahil olur. Ama bu yapılmıyor.”

Av. Sadin Koç
Deprem sonrası ilan edilen rezerv yapı alanlarının da mağduriyetlerin başında geldiğini söyleyen Koç, 6360 sayılı kanun gereği vatandaşla önceden uzlaşılması ve bedel ödenmesi gerekirken, idarenin doğrudan taşınmazları kendi adına tescil ettiğini ifade ediyor.
Koç, buna ilişkin son durumu şöyle aktarıyor: “Rezerv yapıda da 6360 sayılı kanun gereğince vatandaşla öncelikli olarak anlaşıp taşınmazın bedelini ödemesi gerektiği halde idare bunu yapmıyor. İdare doğrudan tescil işlemi yaparak vatandaşın mülkiyet hakkına saldırıda bulunuyor. Bununla ilgili kamulaştırmasız el atma davası açılabilir. Özellikle ilimizde depremden sonra bu sıkıntılar çoğaldı. Zaten şuyulandırma işlemleri yıllardır var olan işlerdi. İlimizde daha çok şuyulandırma çalışmaları dışında rezerv yapı alanları ilan edilmeye başlandı. Vatandaşın asıl mağduriyet konusu bence budur. TOKİ veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı vatandaşa hiç haber dahi vermeden arazisini tapuda kendi adına tapu ettiriyor ve vatandaş bir sabah uyandığında arazisinin kendi elinden alındığını görüyor. Bu şekilde çok fazla mağdur müvekkilimiz var.”
Koç’a göre sorunların temelinde “hamur sistemi” uygulaması yatıyor. Avukat Koç bu sistemi ise şöyle anlatıyor: “Bütün taşınmazlar hamur sistemi denilen bir sisteme dahil ediliyor. Yani hepsi toplanıp burada yapılacak kamu alanları belirleniyor. Bu kamu alanlarına ne kadar bir arsa gerekiyorsa hamur sistemiyle bütün araziler hamurlaştırıldıktan sonra kesinti yapılıyor. Kesintiden sonra vatandaşın önceki arazisine en yakın ve mümkün mertebe yeri korunarak müstakil bir tapu verilmesi gerekir. Ama şuyulandırmalarda özelikle ilimizde müstakil tapu yerine vatandaşlar birbirilerine ortak ediliyor, hissedar yapılıyor. Bununla ilgili büyük sorun var.”
Peki mağdur olan vatandaşlar ne diyor?
Elazığ’ın Aksaray mahallesinde yaşayan Zekeriya Şan, şuyulandırma mağdurlarından biri. Belediye tarafından yapılan şuyulandırma çalışmaları nedeniyle arsasının 2432 metrekareden bin 526 metrekareye düştüğünü belirtiyor. Ayrıca belediyenin şuyulandırma çalışması nedeniyle şehir merkezinde yaşadığı halde doğalgaz olanağından faydalanamadığını belirten Şan, “Hasta oğlum var. Evimizin doğalgazlı olması lazım. Ancak belediyenin şuyulandırması nedeniyle evimize doğalgaz çekemiyoruz” diyor.
Şan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çok para harcadım buraya. Sonradan şuyulandırma geldiği için 900 m2 alanım gitti, daha sonra da hak vermediler bizlere. Arsamız 2432 metreden bin 526 metreye düştü. Ama bize bir ödeme yapılmadı. Belediyeye başvuru yaptık dediler ki yüzde 40 bizim hakkımızdır. Şuyulandırma olduğu zaman yüzde 40 alıyoruz dediler. Peki o zaman ben yıllarca yemedim içmedim buraya para bağlayıp burayı aldım geleceğim ve çocuklarımın geleceği için. Ama gelip aldılar ve herhangi bir hak vermediler.”
Şan, devletin alınan arsalarının yerine ya para ödemesi yapılmasını ya da karşılığında başka yer verilmesini talep ediyor. Şan, sıkıntılarını ayrıca şöyle anlatıyor:
“Evimizin 75 m2 yakınına kadar doğalgaz geldi ama şuyulandırma nedeniyle bizim eve çekmiyorlar. Doğalgaz çekilmediği için sıkıntı yaşıyoruz, bu nedenle evimizi satışa çıkardık. Çocuğum böbrek nakli olmuştu, yani hasta. Odun, kömür pahalı; ben emekli bir adamım. Benim odun kömür alacak gücüm yok bu nedenle çok sıkıntıdayız.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.