24 Haziran 2026 Çarşamba
Şükran Rençber
Türkiye’de hayvan yetiştiriciliğinde verimliliğin artırılması için uygun koşulların sağlanmasının zaruri olduğunu belirten uzmanlara göre hayvancılıkta sürdürülebilir verimlilik için teknoloji ve doğru stratejiler şart.
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü’nde büyükbaş hayvan yetiştirme konusunda eğitim ve araştırma faaliyetlerinde görev yapan Prof. Dr. Serap Göncü, hayvan yetiştiriciliğinin püf noktalarını 9. Köy’e anlattı.

Prof. Dr. Serap Göncü
Verimli bir yetiştiricilik için teknik bilgiye sahip olmanın önemine dikkat çeken Göncü, küçük ölçekli yetiştiricilik kavramının doğru anlaşılması gerektiğini belirterek, “Hayvanları bir yere bırakıp, yem verip, gelişmesini beklemek doğru değil” diye konuştu. Göncü, bunun yerine belirli özelliklere sahip hayvanlar seçilerek, belirli bir sürede ve ideal hedeflere ulaşmak için gerekli teknik uygulamaların yapılması gerektiğini kaydetti.
Hayvan yetiştiriciliğinde verimliliği artırmak için her hayvandan ideal performansın alınmasının gerekliliğini de vurgulayan Göncü, şunları kaydetti: “İdeal performansı almak için uygun koşulların sağlaması zaruri. Mesela bunu Angus ırkı için söyleyecek olursak; günde bin 800 gram canlı ağırlık artışı alınması mümkün iken 700 gramda kalan işletme çoktur. Gerekli bakım, besleme ve yönetim ile ideal verimleri yakalamak hayal değil. Ama bugün Türkiye’de baktığımız zaman ortalama günlük canlı ağırlık 700-1000 gram.”
Prof. Dr. Göncü, verimliliği artırmak için yapılan çalışmaların temelde gözlem, takip ve izleme üzerine kurulu olduğunu anlattı.
Bu sürecin, ölçme, tartma ve değerlendirme ile desteklenmesi gerektiğini belirten Göncü, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hangi teknoloji olursa olsun, amacımız hayvana dokunmadan, stres yapmadan en doğru sonuçları almaktır. Türkiye’de görüntü işleme sistemleri teknoloji anlamında, elektronik sistemler, sağım ve sürü yönetiminde birçok alanda kullanılıyor.”

Prof. Dr. Göncü, sürdürülebilir üretimin sistemi kendi içinde devam ettirebilmek ile mümkün olduğunu da söyleyerek, özellikle sığır besiciliğinde materyal temininin büyük bir zorluk olduğunu belirtti. Süt üretiminde materyalin sistem içinde tamamlanabileceğini, besi sığırlarında dışarıdan hayvan alımının gerektiğini ifade eden Göncü, “Her yeni besi sürecinde uygun materyali bulmak zor oluyor. Bu nedenle, çiftliklerin sürdürülebilir bir sistem geliştirmesi gerekiyor.” dedi.
Göncü, Türkiye’de mevcut potansiyeli kullanmaya yönelik koşullar yaratmak yerine “bu işi yaparım” anlayışıyla hareket edildiğini de söyleyerek, “Oysa doğru yerde doğru işletmeler kurarak materyal temininde sürekliliği sağlamak en önemli unsurdur.” diye konuştu.
Prof. Dr. Göncü, Türkiye’de yem kaynakları ve üretimi konusunda bir sorun olmadığını ancak hayvan materyalinin temininde büyük sıkıntılar yaşandığını söyleyerek, bu nedenle hayvancılık işletmelerinin kurulacağı bölgelerde işletmenin kapasitesini karşılayacak yeterli hayvan materyalinin bulunmasının önemine dikkat çekti. Materyal temini sağlanmadığında işletmelerin kapanmak zorunda kaldığını anlatan Göncü şöyle konuştu:
“Türkiye’de besicilik işletmeleri teknolojiyi kullanmıyor. Kullanırlarsa daha başarılı ve daha verimli olacaklar. Ama bunu burada uygulamıyoruz. Peki bu konuda hangi ülkeyi teknoloji alanında örnek alabiliriz? Mesela Japonya. Robotik sağımlar, ölçümler, tartımları var. Hayvanın görüntüsünden kilosunu tahmin eden sistemler Japonya’da var.”

İklim değişikliğinin sığır besiciliği üzerindeki etkilerini de değerlendiren Göncü, Çukurova gibi sıcak bir iklimde hayvancılık olup olmayacağı sorusunu yanıtladı. Türkiye’nin bu alanda kendi ihtiyaçlarını karşılamak istiyorsa kendi koşullarına uygun bir yöntem bulması gerektiğini söyleyen Göncü sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ben bu konu ile ilgili şu örneği veriyorum; Çukurova’ya sıcak diyorlar. İsrail buradan soğuk mu? Hayır değil. İsrail ne ülkesi? Çöl ülkesi. Orada çöl koşullarında dünya sıralamasına girebiliyorlar. Bizim farkımız ne? Biz koşulları düzenleyemiyoruz. Onlar ise koşulları düzenliyorlar.”
Hayvanların sıcaklığa karşı hassasiyeti bulunduğunu, besicilerin yazın besi yapmamayı tercih ettiğini aktaran Göncü, şöyle konuştu:
“3 ay gibi bir süreyi ahırlarda boş geçiriyorlar. Hayvanlar sıcak havada yemden uzaklaşıyor. Ama biz bu koşullarda dijital sistemler, iklimsel rahatlatma koşullarını sağladığımızda, sensörleri kullandığımızda, sıcak olduğu zaman evaparatif cooling dediğiniz serinletme uygulamalarını devreye sokacak otomatik sistemleri aldığımızda yaylada olduğu gibi onlar da normal yaşamlarına devam edeceklerdir. O nedenle dijital tarım hayvancılıkta verimi sağlamak anlamında çok önemli.”
Çevre koşul düzenleyici manipülasyonlarının önemine de vurgu yapan Prof. Dr. Göncü, küresel ısınmanın kaçınılmaz olduğunu ve koşulları doğala doğru çevirerek uygun ırkları geliştirmek için son teknolojilerin kullanılması gerektiğini kaydetti.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.