<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültür &amp; Sanat Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/kultur-sanat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/kultur-sanat</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Oct 2026 08:16:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Kültür &amp; Sanat Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/kultur-sanat</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Sanat lüks değil, yaşamla bağ kurmanın yolu&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/sanat-luks-degil-yasamla-bag-kurmanin-yolu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/sanat-luks-degil-yasamla-bag-kurmanin-yolu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2026 08:16:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27268</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nidanur Ateşyakar Sanat, yalnızca estetik üretim alanı olarak değil, insanın kendisiyle ve yaşadığı dünyayla bağ kurmasını sağlayan bir ifade ve düşünme biçimi olarak öne çıkıyor. İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Binnaz Koca, sanatın bireyin dünyayı algılama biçimini değiştirdiğini, duyarlılığını geliştirdiğini ve farklı bakış açıları kazanmasını sağladığını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sanat-luks-degil-yasamla-bag-kurmanin-yolu.html">&#8220;Sanat lüks değil, yaşamla bağ kurmanın yolu&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Nidanur Ateşyakar</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sanat, yalnızca estetik üretim alanı olarak değil, insanın kendisiyle ve yaşadığı dünyayla bağ kurmasını sağlayan bir ifade ve düşünme biçimi olarak öne çıkıyor. İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Grafik Tasarım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Binnaz Koca, sanatın bireyin dünyayı algılama biçimini değiştirdiğini, duyarlılığını geliştirdiğini ve farklı bakış açıları kazanmasını sağladığını söyledi.</p>
<p>9.Köy’e konuşan Binnaz Koca, günümüzde sanatın hâlâ toplumun geniş kesimleri tarafından hayatın doğal bir parçası olarak görülmediğine dikkat çekti. Koca, &#8220;<em>Bir yanda sanatı çok değerli bulan insanlar var, diğer yanda ise &#8216;Ben bu sanattan hiçbir şey anlamıyorum.&#8217; diyen geniş bir kesim bulunuyor. Bu durum, sanatla kurulan ilişkinin ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor&#8221;</em> dedi. İyi bir sanatçının yalnızca yetenekli değil, aynı zamanda düşünen, hisseden ve sorgulayan bir birey olması gerektiğini belirten Koca, teknik becerilerin çalışılarak geliştirilebileceğini, ancak yaratıcılığın ve merakın sanatın temelini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sanatın bireye kazandırdığı en önemli özelliklerden birinin duyarlılık olduğunu söyleyen Koca, sanatla ilgilenen insanların çevrelerine daha dikkatli bakmaya başladığını belirtti. Doğadaki küçük ayrıntıların bile sanatla uğraşan biri için anlam kazandığını ifade eden Koca, sanatçının yalnızca güzelliği değil, toplumsal sorunları da fark eden ve bunlara eserleriyle tepki gösteren bir kişi olduğunu dile getirdi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Dijital dünya fırsatlar sunuyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Teknolojinin ve sosyal medyanın sanat üzerindeki etkilerine de değinen Koca, dijital dünyanın sanatçılar için önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Bilgiye ve farklı üretim biçimlerine ulaşmanın kolaylaştığını söyleyen Koca, teknolojinin günümüzde sanatın yeni ifade alanlarından biri hâline geldiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gençlerin sanata ilgisinin azaldığı yönündeki görüşlere katılmadığını belirten Koca, bugünün gençlerinin bilgiye ulaşma konusunda önceki kuşaklardan daha avantajlı olduğunu söyledi. Sürekli akan bilgi trafiğinin zaman zaman derinleşmeyi zorlaştırdığını ifade eden Koca, buna rağmen gençlerin doğru ortamlar sağlandığında yaratıcı ve yenilikçi çalışmalar ortaya koyabileceklerine inandığını dile getirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sanat eğitimi alan öğrencilerin yalnızca kendi alanlarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Koca, farklı disiplinlerden beslenmenin özgün üretimin önünü açacağını söyledi. Sanatın bireyin kendini ifade etmesinde en güçlü araçlardan biri olduğunu belirten Koca, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: &#8220;<em>Sanat, insanın yaşamla ve kendisiyle kurduğu bağı güçlendirir. Her şeyin çok hızlı tüketildiği bir çağda sanat, insana durmayı, düşünmeyi ve derinleşmeyi öğretir. Bu yüzden sanat, bir lüks değil; insanın ruhunu besleyen temel bir ihtiyaçtır.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sanata genç bir bakış</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sanat üzerine düşüncelerini paylaşan üniversite öğrencisi ise sanatın çoğu zaman yalnızca bir hobi olarak görüldüğünü, oysa çok daha derin bir anlam taşıdığını söyledi: &#8220;<em>Sanat insanın ruhuna yön veren bir güçtür. Bazı insanlar sanatı yalnızca boş zaman etkinliği olarak görüyor. Oysa sanat, tıpkı bir kitap gibidir; onu anlamaya çalışan insanlar gerçek değerini görebilir. Sanat sadece bir eğlence değildir. Okumayı bilen bir insanın kitaplardan nasıl beslendiği gibi, sanatı anlayan insanlar da ondan düşünmeyi, hissetmeyi ve hayata farklı bakmayı öğrenir</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sanat-luks-degil-yasamla-bag-kurmanin-yolu.html">&#8220;Sanat lüks değil, yaşamla bağ kurmanın yolu&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/sanat-luks-degil-yasamla-bag-kurmanin-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adana kebabın kalbinde Kore Mutfağı</title>
		<link>https://9koy.org/adana-kebabin-kalbinde-kore-mutfagi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/adana-kebabin-kalbinde-kore-mutfagi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2026 07:34:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rümeysa Nur Karaosmanoğlu Güney Kore popüler kültürünün küresel çapta yayılmasını ifade eden &#8220;Hallyu&#8221; dalgası, K-Pop ve televizyon dizilerinin yarattığı etkinin ardından mutfak kültürüyle de Anadolu kentlerine de ulaşıyor. Bu Uzakdoğu mutfağının ilgi gördüğü en çarpıcı kentlerden biri kuşkusuz etiyle, şişiyle, acısıyla, şalgamıyla meşhur Adana. Kore akımının Adana&#8217;daki temsilcilerinden biri, dört yıldır kendi restoranını işleten Güney [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/adana-kebabin-kalbinde-kore-mutfagi.html">Adana kebabın kalbinde Kore Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Rümeysa Nur Karaosmanoğlu</strong></p>
<p>Güney Kore popüler kültürünün küresel çapta yayılmasını ifade eden &#8220;Hallyu&#8221; dalgası, K-Pop ve televizyon dizilerinin yarattığı etkinin ardından mutfak kültürüyle de Anadolu kentlerine de ulaşıyor. Bu Uzakdoğu mutfağının ilgi gördüğü en çarpıcı kentlerden biri kuşkusuz etiyle, şişiyle, acısıyla, şalgamıyla meşhur Adana.</p>
<p>Kore akımının Adana&#8217;daki temsilcilerinden biri, dört yıldır kendi restoranını işleten Güney Koreli girişimci Young Duk Lee. İsminin telaffuzu zor olduğu için yerel halk arasında &#8220;Deniz Abi&#8221; olarak tanınan Lee&#8217;nin işletmesi, yabancı turistlerden ziyade ağırlıklı olarak Türk müşterilere hizmet veriyor. Kore restoranlarının kentteki varlık nedenini iklim benzerliği, tarihi bağlar ve özellikle genç kuşağın Hallyu dalgasına duyduğu ilgi oluşturuyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Hallyu dalgasına yemek de dahil&#8221;</strong></h4>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-27120 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/kore-haberi-2.jpg" alt="" width="505" height="336" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/kore-haberi-2.jpg 2528w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/kore-haberi-2-300x200.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/kore-haberi-2-1024x682.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/kore-haberi-2-768x512.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/kore-haberi-2-1536x1023.jpg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/kore-haberi-2-2048x1364.jpg 2048w" sizes="(max-width: 505px) 100vw, 505px" />Adana&#8217;daki müşteri profilinin ilk zamanlar yeni tatları denemeye çok daha ilgili olan ortaokul ve lise öğrencilerinden oluştuğunu, sürecin ilerlemesiyle yetişkinlerin de bu mutfağı denemeye başladığını belirten Lee, menüdeki en popüler ürünün &#8220;Yangnyeom Chicken&#8221; (Kore usulü kızarmış tavuk) olduğunu söylüyor. Bu ürünün dünyada da en çok tercih edilen iki Kore yemeğinden biri olduğunu ve genel damak tadına hitap ettiğini vurgulayan Lee, gastronominin kültürel ihracattaki yerini şu sözlerle açıklıyor:</p>
<p>&#8220;<em>Hallyu dalgasına dans, K-Pop, diziler dahil olduğu gibi yemek de dahil. Hem kendi ülkemin tanıtımına hem de Türkiye’ye katkıda bulunduğumu hissediyorum. Kore devleti tarafından ayrıca desteklenmiyoruz, bu sadece manevi bir his</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>1980&#8217;lerin Kore&#8217;sini hatırlatan samimiyet ve aile mesleği</strong></h4>
<p>Türk insanının samimiyetinden çok etkilendiğini belirten Lee, Adana&#8217;ya yerleşme ve ticarete atılma sürecini şu sözlerle anlatıyor: &#8220;<em>Türkiye serüvenim, yaklaşık 7-8 yıl önce bir öğrenci değişim programıyla buraya gelmemle başladı. Türk insanının samimiyeti bana 1980&#8217;lerdeki Kore&#8217;yi hissettirdi. Ülkeme döndüğümde eşime Türkiye&#8217;ye taşınma fikrini açtım. Eşimin de bu fikri hiç düşünmeden desteklemesiyle Adana&#8217;ya uzanan sürecimiz, ticari bir girişime dönüştü</em>.&#8221;</p>
<p>Ne iş yapacağı konusunda kararsızlık yaşarken eşinin yönlendirmesiyle harekete geçtiğini söyleyen Lee, &#8220;<em>Eşim bana dedi ki: &#8216;Senin annen ve baban yemek yapıp satarak para kazanıyordu, bu işi biliyorsun. Restoran açmalıyız.&#8217; Bu fikir bana çok mantıklı geldi çünkü ailemden öğrendiğim işti. Geldik ve kolları sıvadık. Daha önce de bir girişimim olmuştu, bu benim ikinci işletmem</em>&#8221; ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>Adana&#8217;nın ikliminin geldiği bölgeyle benzerlik göstermesi nedeniyle zorluk yaşamadığını belirten Lee, ticari hayatındaki tutarlılığı ise Kore Savaşı&#8217;na dayanan tarihi dostluğa bağlıyor. İnsanların Koreli olduğu için kendisine ayrıca bir sevgi ve samimiyetle yaklaştığını ifade ediyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Türkiye çocuk yetiştirmek için güvenli&#8221;</strong></h4>
<p>Evli ve 4 çocuk babası olan Lee, sosyo-ekonomik şartlara bağlı olarak demografik yapısı değişen ve her evde en fazla bir çocuğun yapıldığı Kore&#8217;ye kıyasla Türkiye&#8217;nin çocuk yetiştirmek için daha elverişli olduğunu düşünüyor. Türkiye&#8217;nin hem güvenli hem de samimi bir ülke olduğunu belirten Lee, çocuklarının burada çevreyle etkileşime girebilme ihtimalinin yüksek olmasını bir avantaj olarak görüyor.</p>
<p>Adana&#8217;da geçirdiği süre boyunca kentin unutulmaz krizlerine de tanıklık eden Lee, hem pandemiyi hem de 2023 depremlerini burada yaşadı. Deprem döneminde afetzedelere yönelik yardım kampanyalarında bulunan ve Kore devletinin gönderdiği arama kurtarma ekibine rehberlik yapan Lee, &#8220;Kaybedilen insanlar için üzgünüm, kurtardıklarımız için ise mutluyum&#8221; diyor.</p>
<p>Kore işletmelerinin Türkiye&#8217;deki geleceğine yönelik değerlendirmelerde de bulunan girişimci, yerel halkın merakına dikkat çekerek sürecin yavaş ama kalıcı olduğunu vurguluyor: &#8220;<em>Henüz yavaş ilerlese de zamanla Kore işletmelerinin çoğalacağını öngörüyorum, çünkü insanlar çok meraklı ve ilgili. Hızlı ilerlemiyor olabilir fakat asla gerilemiyor, ileride çok daha fazla Kore restoranı ve kafeleri göreceğimizi düşünüyorum.&#8221;</em></p>
<h4><strong>Gençlerin Uzakdoğu ilgisi</strong></h4>
<p>Kore mutfağının kentteki müdavimleri arasında gençler de dikkat çekiyor. Restoranda Kore lezzetlerini deneyimleyen 8. sınıf öğrencisi Nergiz Özcan, bu mutfağın kendi damak zevkiyle uyuştuğunu belirterek, &#8220;<em>Kore yemeklerini çok seviyorum, lezzet olarak bana çok farklı geliyor. Özellikle acılık bakımından bazı yemekler damak zevkime oldukça yakın. Kültürel olarak da farklı bir deneyim sunduğu için haftada bir mutlaka buraya geliyorum</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Aynı masayı paylaşan sınıf arkadaşı Cemre Ölmez ise Uzak Doğu kültürünün cazibesine vurgu yaparak, &#8220;<em>Kore yemekleri oldukça farklı ve ilgimi çekiyor. Genellikler ramyeon (Kore usulü erişte) yemeye geliyorum. Kore yemeklerinin hem lezzeti çok başka hem de bana çok sempatik geliyorlar, fiyat olarak da uygun</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
</div>
<p>The post <a href="https://9koy.org/adana-kebabin-kalbinde-kore-mutfagi.html">Adana kebabın kalbinde Kore Mutfağı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/adana-kebabin-kalbinde-kore-mutfagi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van’da alternatif sinemanın buluşma noktası: SineVan</title>
		<link>https://9koy.org/vanda-alternatif-sinemanin-bulusma-noktasi-sinevan.html</link>
					<comments>https://9koy.org/vanda-alternatif-sinemanin-bulusma-noktasi-sinevan.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 07:40:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27004</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cihan Mert SineVan düzenlediği film gösterimleri, söyleşiler ve sinema üzerine gerçekleştirdiği buluşmalarla kentin kültür-sanat hayatında kendine özgü bir alan açmaya çalışıyor. Topluluğun amacı ticari kaygılardan uzak bir şekilde sinema üzerine düşünmek, filmleri birlikte tartışmak ve farklı sinema anlayışlarını izleyiciyle buluşturmak. SineVan’ın kurucu üyelerinden biri olan ve aynı zamanda dernek başkanlığını yürüten Orhan Uğur Özdemir, temel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/vanda-alternatif-sinemanin-bulusma-noktasi-sinevan.html">Van’da alternatif sinemanın buluşma noktası: SineVan</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Cihan Mert</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">SineVan düzenlediği film gösterimleri, söyleşiler ve sinema üzerine gerçekleştirdiği buluşmalarla kentin kültür-sanat hayatında kendine özgü bir alan açmaya çalışıyor. Topluluğun amacı ticari kaygılardan uzak bir şekilde sinema üzerine düşünmek, filmleri birlikte tartışmak ve farklı sinema anlayışlarını izleyiciyle buluşturmak.</p>
<p style="font-weight: 400;">SineVan’ın kurucu üyelerinden biri olan ve aynı zamanda dernek başkanlığını yürüten Orhan Uğur Özdemir, temel motivasyonlarının kentin entelektüel ve politik birikim potansiyelini sinema etrafında buluşturacak topluluk eksikliğini gidermek olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van’da sinemayı yalnızca ticari salonlarda film izlemekten ibaret olmaktan çıkarma arzusuyla yola çıktıklarını belirten Özdemir, &#8220;<em>Şehirde nitelikli ve ana akım dışında kalan filmlere ulaşmak, bu filmler üzerinden eleştirel bir gözle film kritiği yapmak isteyen ciddi bir kitle ve birikim var</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Meselenin hiçbir zaman yalnızca &#8220;film gösterimi yapmak&#8221; olmadığını söyleyen Özdemir; kentin birikimini sinema sanatının etrafında ortaklaştırmanın temel gayeleri haline geldiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Van’da böyle bir seyirci yok düşüncesine itiraz etmek istedik&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Van’da alternatif ve nitelikli sinemaya erişim ile sinema üzerine kolektif düşünme alanlarının yetersiz olduğunu söyleyen Özdemir şu bilgileri paylaştı: &#8220;<em>Van’da sinema seyircisi vardı ama bu seyircinin buluşabileceği düzenli bir sinema kültürü alanı yeterince güçlü değildi. Özellikle auteur sineması, politik sinema, Kürt sineması, dünya sineması ve bağımsız yapımlar açısından ciddi bir eksiklik hissediliyordu. Biz biraz da ‘Van’da böyle bir seyirci yok’ düşüncesine itiraz etmek istedik.</em>&#8220;</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-27007 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/sinevan.jpg" alt="" width="740" height="420" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/sinevan.jpg 740w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/sinevan-300x170.jpg 300w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kürt sinemasına yönelik ciddi talep var&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Başladıkları günden bu yana çok yol kat ettiklerini ifade eden Özdemir, &#8220;<em>Potansiyelimizi biliyorduk ancak açıkçası biz de bu kadar büyük bir mesafe kat etmeyi beklemiyorduk. En önemlisi, ekibimize omuz veren ve arkamızda duran sadık bir seyirci gerçekliği oluştu ve SineVan kentte güçlü bir şekilde tanınır hale geldi. Özellikle Kürt sinemasına ve Kürtçe kritiğe yönelik çok ciddi taleplerle karşılaştık</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sadece film izlemiyorum, farklı bakış açısı kazanıyorum&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">SineVan’ın düzenli seyiricilerinden olan Mehmet Agit Orak, etkinliklere katılmasının temel nedeninin, farklı filmler izlemek ve sinema konusunda yeni şeyler keşfetmek olduğunu söyledi. Orak, &#8220;<em>Özellikle filmleri izledikten sonra hocaların yaptığı değerlendirmeleri dinlemek benim için önemli. Filmi sadece izlemek yerine üzerine konuşmak ve farklı bakış açıları kazanmak için geliyorum</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Filmin ardından yapılan film kritiklerinin bahseden Orak, &#8220;<em>Normal sinemada film bitiyor ve çıkıyorsunuz. Burada ise film bittikten sonra üzerine düşünme ve başkalarının yorumlarını dinleme fırsatı oluyor. Birlikte izlemek filmin etkisini biraz daha farklı hissettiriyor. Aynı filmi izleyen insanların tepkilerini görmek ve sonrasında onların düşüncelerini dinlemek filmi daha farklı değerlendirmemi sağlıyor. Bazen başkasının fark ettiği bir ayrıntıyı siz fark edemiyorsunuz</em>&#8221; diyerek SineVan’da filmizlemenin kendisinde bir farkındalık yarattığını belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van’da sinemaya erişimin olduğunun ama farklı ve nitelikli filmlere ulaşmanın her zaman kolay olmadığını ifade eden Orak, &#8220;<em>SineVan bu açıdan önemli bir boşluğu dolduruyor, insanların farklı filmlerle ve sinema kültürüyle buluşmasına katkı sağlıyor. İzlemeyi düşünmediğim ve neredeyse hiç izlemeyeceğim filmleri bu vesileyle izliyorum</em>&#8221; görüşünü dile getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/vanda-alternatif-sinemanin-bulusma-noktasi-sinevan.html">Van’da alternatif sinemanın buluşma noktası: SineVan</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/vanda-alternatif-sinemanin-bulusma-noktasi-sinevan.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Nerede o eski fuar?&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/nerede-o-eski-fuar.html</link>
					<comments>https://9koy.org/nerede-o-eski-fuar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 07:38:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26851</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alev Celep Bir zamanlar İzmir için takvimlerin en heyecanla beklenen günleri vardı. Ağustosun üçüncü haftası ya da sonlarına doğru kapılarını açan İzmir Enternasyonal Fuarı, yalnızca bir fuar değil, kentin adeta bayramıydı. Ege’nin dört bir yanından insanlar İzmir’e gelir, aileler evlerini yakınlarına açar, çocukların elinden tutulur ve soluğu Kültürpark’ta alırdı. İzmir Enternasyonal Fuarı, 5-13 Eylül 2026 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/nerede-o-eski-fuar.html">&#8220;Nerede o eski fuar?&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Alev Celep</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bir zamanlar İzmir için takvimlerin en heyecanla beklenen günleri vardı. Ağustosun üçüncü haftası ya da sonlarına doğru kapılarını açan İzmir Enternasyonal Fuarı, yalnızca bir fuar değil, kentin adeta bayramıydı. Ege’nin dört bir yanından insanlar İzmir’e gelir, aileler evlerini yakınlarına açar, çocukların elinden tutulur ve soluğu Kültürpark’ta alırdı.</p>
<p style="font-weight: 400;">İzmir Enternasyonal Fuarı, 5-13 Eylül 2026 tarihleri arasında ziyaretçilerini 95’inci kez ağırladı.  Ancak yıllar içinde fuarın değişen kimliği, “Fuar mı değişti, yoksa İzmir mi?” sorusunu da beraberinde getiriyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Cumhuriyet sergisinden kentin eğlence merkezine</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Fuarın hikâyesi 1923 İzmir İktisat Kongresi kapsamında düzenlenen Yerli Malları Sergisi&#8217;ne kadar uzanıyor. 1936&#8217;da Kültürpark&#8217;ın kurulmasıyla uluslararası bir kimlik kazanan fuar, kısa sürede ticaretin çok ötesine geçti.</p>
<p style="font-weight: 400;">1937&#8217;de hayvanat bahçesi ve Paraşüt Kulesi&#8217;nin açılması, 1938&#8217;den itibaren lokantalar, gazinolar ve tiyatroların eklenmesiyle Kültürpark, İzmirlinin buluşma noktası oldu. Yabancı pavyonlar, stantlar, lunapark, minyatür tren ve sahneler… Bir dönem fuara gitmek, yalnızca alışveriş yapmak değil; görmek, eğlenmek, karşılaşmak ve şehirde olup bitenin bir parçası olmaktı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Zeki Müren gibi dönemin yıldızlarının sahne aldığı gazinolar da fuarın hafızasında ayrı bir yer edindi. Fuar geceleri yalnız çocukların değil, anne babaların ve gençlerin de heyecanla beklediği bir şehir ritüeline dönüştü.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İki kuşak, iki farklı fuar</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Fuarın değişimini en iyi anlatan ise arşivlerden çok, onu yaşamış olanların anıları. 48 yaşındaki HaleY.için fuar; uçan balonlar, çam kokusu, lunapark ve kalabalık aile sofraları demek: &#8220;<em>Eskiden köyden eş dost toplaşıp gelir, bizde kalırdı sırf fuara gitmek için. Okul alışverişini stantlardan yapardık. Şimdiki fuar bana sadece boş bir alan gibi geliyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">18 yaşındaki Naz U. ise aynı fuarı bambaşka bir yerden tanıyor: &#8220;<em>Annemin yaşadığı fuarı hiç görmedim. Eskiden lunaparktaki oyuncakları hatırlıyorum, şimdiyse sevdiğim sanatçıların konserlerine geliyorum</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">İki kuşağın anlattıkları, fuarın değişiminin aynı zamanda İzmir’in değişen sosyal ve ekonomik yapısına da işaret ettiğini gösteriyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Ticaret Gaziemir&#8217;e, anılar Kültürpark&#8217;a</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Fuarın dönüşümü yalnızca nostaljiyle açıklanabilecek bir değişim değil. 1980 öncesinde kapalı ekonomi nedeniyle yabancı pavyonlar, Türkiye&#8217;de bulunmayan teknolojileri ve tüketim ürünlerini tanıtan önemli bir vitrin işlevi görüyordu. Ancak ithalatın serbestleşmesi, AVM&#8217;lerin yaygınlaşması ve sonrasında e-ticaretin hayatımıza girmesiyle fuarın bu işlevi giderek azaldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Asıl büyük kırılma ise 2015&#8217;te yaşandı. İZFAŞ&#8217;ın ticari ihtisas fuarlarını Gaziemir&#8217;deki 330 bin metrekarelik Fuar İzmir&#8217;e taşımasıyla Kültürpark&#8217;taki fuarın ticari kimliği de değişti. İzmir Enternasyonel Fuarı,  konser, tiyatro, sergi ve açık hava etkinliklerinin ağırlık kazandığı tematik bir kent festivaline dönüştü.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzun yıllar fuarın simgelerinden biri olan Kültürpark Lunaparkı&#8217;nın tahliye edilmesi ve alanın 2026&#8217;da “Zeytin Sahne” adıyla yeşil bir etkinlik alanına dönüşmesi de bu değişimin son halkalarından biri oldu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Eski fuar yok, hafızası var</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bugünün İzmir Enternasyonal Fuarı, geçmişteki fuarın ticari ve sosyal işlevlerinin tamamını taşımıyor. Ancak eski fuarın hafızası, onu yaşayan kuşakların anlatılarında varlığını sürdürüyor. Çam kokusu, kalabalık aile sofraları, gazino ışıkları, yabancı pavyonların yarattığı merak, lunapark heyecanı ve eylül gecelerinde Kültürpark’a akan kalabalıklar, fuarın ortak hafızasındaki yerini koruyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/nerede-o-eski-fuar.html">&#8220;Nerede o eski fuar?&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/nerede-o-eski-fuar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9 bin yıllık miras dokununca dökülüyor: Çatalhöyük’te koruma alarmı</title>
		<link>https://9koy.org/9-bin-yillik-miras-dokununca-dokuluyor-catalhoyukte-koruma-alarmi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/9-bin-yillik-miras-dokununca-dokuluyor-catalhoyukte-koruma-alarmi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 16:29:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26804</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sevim Saylam Konya’daki Çatalhöyük ören yerinde yaşanan bir olay, 9 bin yıllık dünya mirasının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Bir çocuğun kerpiç yapıların duvarlarından birine eliyle vurmasının ardından toprak yüzey parça parça dökülmeye başladı. Saniyeler içinde yaşanan bu küçük hasar, aslında büyük bir sorunun görünür haliydi. Olayın ardından 9. Köy muhabirinin görüştüğü güvenlik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/9-bin-yillik-miras-dokununca-dokuluyor-catalhoyukte-koruma-alarmi.html">9 bin yıllık miras dokununca dökülüyor: Çatalhöyük’te koruma alarmı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Sevim Saylam</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Konya’daki Çatalhöyük ören yerinde yaşanan bir olay, 9 bin yıllık dünya mirasının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi. Bir çocuğun kerpiç yapıların duvarlarından birine eliyle vurmasının ardından toprak yüzey parça parça dökülmeye başladı. Saniyeler içinde yaşanan bu küçük hasar, aslında büyük bir sorunun görünür haliydi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Olayın ardından 9. Köy muhabirinin görüştüğü güvenlik görevlisi, ziyaretçilerin zaman zaman sit alanının içine girerek fotoğraf çektiği ve bu tür durumlarla sık karşılaşıldığı ifade etti. Bu durum, ziyaretçiler ile arkeolojik ve koruma alanları arasındaki sınırların sahada yeterince korunup korunmadığı sorusunu gündeme getirdi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-26807 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005500-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1707" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005500-scaled.jpg 2560w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005500-300x200.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005500-1024x683.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005500-768x512.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005500-1536x1024.jpg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005500-2048x1365.jpg 2048w" sizes="(max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bu bir kaza değil, bilinen bir sorun&#8221;</strong></h4>
<p>9.Köy muhabirinin tanık olduğu bu olay, tek seferlik bir talihsizlik olarak değil. Çatalhöyük&#8217;ün UNESCO Dünya Mirası Listesi&#8217;ne 2012 yılında dahil edilmesinin ardından yapılan bir akademik çalışma, alanın karşı karşıya olduğu koruma sorunlarını ele alıyor. Çalışmaya göre, mevcut yasal düzenlemelerin yetersizliği ve alanın çevresel koşullarının yeterince analiz edilememiş olması, mekânsal korumanın önündeki başlıca engelleri oluşturuyor; buna ek olarak kontrolsüz ve yoğun ziyaretçi potansiyeli de alanın karşılaştığı önemli tehditler arasında sayılıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Konuyu inceleyen akademisyenler, Çatalhöyük gibi alanların karşılaştığı tehditleri ikiye ayırıyor:</p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">İklim değişikliği, deprem ve sel gibi doğal nedenler.</li>
<li style="font-weight: 400;">Bakımsızlık, terk edilmişlik ve turizm baskısı gibi insan kaynaklı nedenler.</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;"> Sahada tanık olduğumuz olay ise ikinci kategoriye, yani ziyaretçi kaynaklı tahribatın somut örneği.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Alanın yönetiminden sorumlu kim?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çatalhöyük, birinci derece arkeolojik sit alanı statüsüyle bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı&#8217;na bağlı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü&#8217;nün yönetimi ve denetimi altında bulunuyor. Sahada yaşanan bu tür olayların önlenmesi de doğrudan bu kurumun sorumluluk alanına giriyor.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-26808 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/EA005502.jpg" alt="" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Neden önemli?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çatalhöyük, MÖ 7400&#8217;lere uzanan geçmişiyle dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri. Avcı-toplayıcılıktan yerleşik tarım hayatına geçişin, ilk kentleşme deneyiminin izlerini taşıyan alan; kerpiç ev kalıntıları, damdan girişli yerleşim düzeni, duvar resimleri ve figürinleriyle insanlık tarihinin dönüm noktalarından birini belgeliyor. Bu özellikleriyle sadece Türkiye&#8217;nin değil, tüm insanlığın ortak mirası olarak kabul ediliyor. Ancak sahada gördüğüm tablo, bu evrensel değerin günlük ziyaretçi trafiğine karşı yeterince korunmadığını ortaya koyuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Akademisyenler ne öneriyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Görevlisi, Dr. Merve Çetinkaya’nın Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesi birlikte kaleme aldığı, &#8220;UNESCO Dünya Kültürel Miras Alanları ve Koruma Sorunları: Konya Çatalhöyük Örneği&#8221; başlıklı çalışma, konusu teknik olarak ele alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">International Social Sciences Studies Journal&#8217;da 2019 yılında yayımlanan araştırmada, Çatalhöyük&#8217;ün korunması için birkaç somut adım öneriliyor. Araştırmada, yerel halkın ve saha personelinin koruma bilinci konusunda eğitilmesi, alan hakkında bilgi verecek uzman rehberlik hizmetinin yaygınlaştırılması,saklanması ve taşınmaz kültür varlıkları için düzenli envanter çalışması yapılması, ve sitin belirlendiği uzman ekiplerce izlenip resmi raporlarla takip edilmesi. Ayrıca sahada daha düzenli bir dolaşım sistemi ve daha net tanımlanmış bir giriş düzenlemesinin toplanması da öneriler arasında yer alıyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/9-bin-yillik-miras-dokununca-dokuluyor-catalhoyukte-koruma-alarmi.html">9 bin yıllık miras dokununca dökülüyor: Çatalhöyük’te koruma alarmı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/9-bin-yillik-miras-dokununca-dokuluyor-catalhoyukte-koruma-alarmi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayvalık&#8217;ta bağımsız sanatın beş yıllık adresi: Gri Alan</title>
		<link>https://9koy.org/ayvalikta-bagimsiz-sanatin-bes-yillik-adresi-gri-alan.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ayvalikta-bagimsiz-sanatin-bes-yillik-adresi-gri-alan.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Sep 2026 07:33:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26379</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ali Can Balıkesir&#8217;in Ayvalık ilçesinde beşinci yılını tamamlayan bağımsız sanat mekânı Gri Alan, yalnızca bağımsız sanatçıların üretimlerine ev sahipliği yapmakla kalmıyor; kent sakinlerinin gündelik yaşam içinde sanatla buluşabileceği bir kamusal alan da yaratıyor. Gri Alan&#8217;ın kurucusu Öykü Güneş ile sanat tarihçisi Dr. Sevim Burulday, bağımsız sanat mekânlarının kültürel yaşama nasıl katkı sağladığını anlattı. &#8220;Herkesin aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ayvalikta-bagimsiz-sanatin-bes-yillik-adresi-gri-alan.html">Ayvalık&#8217;ta bağımsız sanatın beş yıllık adresi: Gri Alan</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Ali Can </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Balıkesir&#8217;in Ayvalık ilçesinde beşinci yılını tamamlayan bağımsız sanat mekânı Gri Alan, yalnızca bağımsız sanatçıların üretimlerine ev sahipliği yapmakla kalmıyor; kent sakinlerinin gündelik yaşam içinde sanatla buluşabileceği bir kamusal alan da yaratıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gri Alan&#8217;ın kurucusu Öykü Güneş ile sanat tarihçisi Dr. Sevim Burulday, bağımsız sanat mekânlarının kültürel yaşama nasıl katkı sağladığını anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Herkesin aynı düşündüğü değil, kendine yer bulduğu bir mekan&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Gri Alan&#8217;ın kurucusu Öykü Güneş, mekânı kurarken sanatın yalnızca belirli çevrelerin erişebildiği steril alanlara sıkışmasını istemediklerini söyledi. Amaçlarının sergilerin, atölyelerin, söyleşilerin ve gündelik karşılaşmaların iç içe geçtiği, herkesin kendine yer bulabileceği bir kültür alanı yaratmak olduğunu belirten Güneş, &#8220;<em>Herkesin aynı düşündüğü değil, kendine yer bulabildiği, söz söyleyebildiği ve birbirini dönüştürebildiği bir alan olmasını önemsedik</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Beşinci yılını geride bırakan Gri Alan&#8217;ın belirli bir kitleye hitap etmek yerine merak eden, üretmek isteyen ya da yalnızca sanatla temas kurmak isteyen herkese açık bir buluşma noktası olduğunu ifade eden Güneş, bu tür mekânlara duyulan ihtiyacın hâlâ sürdüğünü söyledi. Kültür ve sanat alanında görünürlüğün hâlâ büyük ölçüde ilişki ağları, ekonomik imkânlar ve coğrafi koşullarla şekillendiğini söyleyen Güneş, büyük şehirlerde yaşamayan, maddi olanakları sınırlı olan ya da sanat eğitimi almamış üreticilerin görünürlük elde etmekte zorlandığını ifade etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26384 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/icerik-kapak-fotografi-.jpg" alt="" width="752" height="569" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/icerik-kapak-fotografi-.jpg 752w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/icerik-kapak-fotografi--300x227.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 752px) 100vw, 752px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çeşitlilik kültürel üretimin temel unsuru&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Gri Alan’ın beş yıldır düzenlediği ve bu yıl da yeniden gerçekleştirilen “bahar seçkisi” bağımsız sanatçıların eserlerini bir araya getirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Güneş, seçkiyi ilk başlattıklarında bunun yıllar içinde gelenekselleşeceğini düşünmediklerini belirterek, sürekli dönüşmeyi hedefleyen bir mekân için “’biraz ironik’’ olduğunu ifade etti. Temsiliyette yaşanan eşitsizliklerin yalnızca görünürlük sorunu yaratmadığını, aynı zamanda bazı sanatçıların üretimden uzaklaşmasına da neden olabildiğini ifade eden Güneş, çeşitliliği etik bir tercih olmanın ötesinde kültürel üretimin niteliğini belirleyen unsurlardan biri olduğuna dikkat çekti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Mahalle baskısıyla da karşılaşıyoruz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ayvalık’ın tek sesli ve homojen bir yer olmadığını vurgulayan Güneş, Gri Alan’ı sahiplenenlerin yanı sıra zaman zaman mahalle baskısıyla da karşılaştıklarını belirterek, bunu kentle kurdukları ilişkinin bir parçası olarak gördüklerini söyledi. Güneş, bu ilişkinin kimi zaman kendilerini beslediğini, kimi zaman ise direnç göstermeyi öğrettiğini dile getirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Güneş, ayrıca gelecek dönemlerde de bağımsız sanatçılarla üretmeye, yeni karşılaşmaların önünü açmaya ve insanların bir araya gelebileceği alanlar oluşturmaya devam etmek istediklerini söyledi.</p>
<div id="attachment_26382" style="width: 533px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26382" class=" wp-image-26382" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Dr.-Sevim-Burulday.jpg" alt="" width="523" height="280" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Dr.-Sevim-Burulday.jpg 1619w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Dr.-Sevim-Burulday-300x160.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Dr.-Sevim-Burulday-1024x548.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Dr.-Sevim-Burulday-768x411.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Dr.-Sevim-Burulday-1536x822.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 523px) 100vw, 523px" /><p id="caption-attachment-26382" class="wp-caption-text">Dr. Sevim Burulday</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bağımsız mekânlar görünmez eşikleri kaldırıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sanat tarihçisi Dr. Sevim Burulday ise özellikle küçük kentlerde faaliyet gösteren bağımsız sanat mekânlarının sanatla karşılaşma imkânlarını artırdığını söyledi. Sanat kurumlarının ürettiği dil, davranış biçimleri ve aidiyet kodlarıyla görünmez eşikler yaratabildiğini ifade eden Burulday,  Gri Alan gibi bağımsız mekânların görünmez eşikleri kısmen ortadan kaldırdığını vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">İnsanların kültürel etkinliklere ayırabildiği zaman ve kaynakların giderek azaldığını belirten Burulday, kültür alanındaki tekelleşme ve ticarileşme süreçlerinin sanata erişimdeki eşitsizlikleri derinleştirdiğini dile getirdi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kültürel süreçlere izleyici değil, üretici olarak da katılım sağlıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Burulday&#8217;a göre bağımsız sanat mekânları, sanatın yalnızca büyük kentlerdeki kurumsal yapılar ya da ticari galeriler aracılığıyla üretilmediğini gösteriyor. Küçük kentlerde ve kasabalarda faaliyet gösteren bu oluşumlar, farklı toplumsal grupların kültürel süreçlere yalnızca izleyici olarak değil, üretici ve katılımcı olarak da dâhil olmasına olanak sağlıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dijital çağın yerel ölçekte faaliyet gösteren bağımsız sanat inisiyatiflerine uluslararası görünürlük ve iş birliği fırsatları sunduğunu belirten Burulday, farklı ülkelerdeki benzer oluşumların deneyim paylaşmasının giderek kolaylaştığını ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Burulday, bağımsız sanat mekânlarının yalnızca mevcut sanat sistemine alternatif yapılar olarak değil; daha çoğulcu, erişilebilir ve dayanışmacı bir kültürel yaşamın yeni örgütlenme biçimlerini deneyen alanlar olarak görülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ayvalikta-bagimsiz-sanatin-bes-yillik-adresi-gri-alan.html">Ayvalık&#8217;ta bağımsız sanatın beş yıllık adresi: Gri Alan</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ayvalikta-bagimsiz-sanatin-bes-yillik-adresi-gri-alan.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Apolyont’un hayaletleri: Bir göl kasabasının dönüşümü</title>
		<link>https://9koy.org/apolyontun-hayaletleri-bir-gol-kasabasinin-donusumu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/apolyontun-hayaletleri-bir-gol-kasabasinin-donusumu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 08:27:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26344</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rengin Uçkan Eski ismiyle Apolyont, bugün bilinen ismiyle Gölyazı bir yarımada olmanın ötesinde geçmişin ve bugünün, taşın, suyun, gidenlerin ve kalanların adeta birbirinin içine geçtiği bir hafıza mekanıdır. Apolyont her sabah hafif bir sise uyanan gölüyle, antik çağ ışık tanrısı Apollon’dan Selanik göçmenlerine uzanan bir öykünün sahnesidir. Apolyont’ta hayatın günlük akışı şehir merkezinin aksine saatin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/apolyontun-hayaletleri-bir-gol-kasabasinin-donusumu.html">Apolyont’un hayaletleri: Bir göl kasabasının dönüşümü</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Rengin Uçkan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Eski ismiyle Apolyont, bugün bilinen ismiyle Gölyazı bir yarımada olmanın ötesinde geçmişin ve bugünün, taşın, suyun, gidenlerin ve kalanların adeta birbirinin içine geçtiği bir hafıza mekanıdır. Apolyont her sabah hafif bir sise uyanan gölüyle, antik çağ ışık tanrısı Apollon’dan Selanik göçmenlerine uzanan bir öykünün sahnesidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Apolyont’ta hayatın günlük akışı şehir merkezinin aksine saatin hareketlerine göre değil göl ve rüzgarın ruh haline göre akıyor. Sabah güneşin doğmasıyla birlikte Apolyont sokaklarında çizme sesleri yankılanmaya başlar. Kasaba halkının tamamına yakını Selanik’ten mübadeleyle gelmiş ailelerden oluşur ve nesillerden beri bu adada yaşıyor olmanın getirdiği alışkanlıklarla hareket ederler. Bu alışkanlığın en büyük parçası göle bağımlılıktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gün doğumu ile birlikte kahvelerde çaylar demlenir, ada sokaklarında sandalları seferler için hazırlayan insanlar kararlı bir dinginlikle hareket eder. Bu topraklarda üretim yüzyıllardan beri gölün sunduğu olanaklarla şekillenir. Kıyıdaki sandallar, limandaki ahşap kasalar ve köy meydanındaki tarihi çınarın gölgesinde edilen sohbetler hep gölün durumuna bağlıdır. Göl ada halkı için yalnızca bir geçim kaynağı değil, evlerinin avlusu ve çocukların büyüdü alan olup hayatın ta kendisi demektir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-26346 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Golyazi-Sandallar-scaled.jpg" alt="" width="382" height="509" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Golyazi-Sandallar-scaled.jpg 1920w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Golyazi-Sandallar-225x300.jpg 225w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Golyazi-Sandallar-768x1024.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Golyazi-Sandallar-1152x1536.jpg 1152w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Golyazi-Sandallar-1536x2048.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 382px) 100vw, 382px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><b>Sessiz kırılma: Çevre felaketi ve kuşaklar arası kopuş</b></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ancak bu kadim yaşamın akıntısı son yıllarda ciddi bir kırılmayla karşı karşıya. Gölün çevresindeki sanayi tesislerinden dökülen kimyasal atıklar, tarımsal ilaçlar nedeniyle oluşan kirlilik ve küresel iklim kriziyle büyük bir risk altına giren ekosistem gölü dingin bir yaşam kaynağı olmaktan çıkarıyor. Eskiden ağlarda kıvrılan turna ve yayın balıkları şimdi birer anıya dönüşüyor ve ekolojik kıyım adada nesiller arası kopuşa neden olan sosyolojik bir kırılmaya yol açıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yıllarca genç kuşaklara aktarılan balıkçılık artık bir gelecek vaadetmiyor ve gençler geçim kaynağı amacıyla şehir merkezlerine göç etmek zorunda kalıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><b>Ekmeğini sudan çıkaranların yeni güzergâhı</b></h4>
<p style="font-weight: 400;">Gölün ekolojik değişimi o meşhur ahşap sandalların rotalarını değiştirmeye zorluyor ve eskiden sadece taze balık taşıyıcısı olan bu tekneler şimdi ayrı iki gerçeklik arasında sıkışıp kalıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">O sandalların büyük bir kısmı şimdi turistleri gölün üzerinde gezdiren bir turizm aparatına döndürmüş durumda. Önceden balıkçılık yapan, şimdi ise sandallarla turistleri gezdiren Burhan Erden bu durumu şu sözlerle aktarıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Babam burada 40 yıl boyunca balıkçılık yaptı. Daha sonra ben ve kardeşlerim de onunla birlikte balıkçılık yaptık ama gölde o eski bereket yok geçimimizi sağlayabileceğimiz kadar balık tutabilmemiz mümkün değil. Kardeşlerim bu nedenle şehir merkezinde farklı iş kollarında çalışmak için gittiler. Ben burada kaldım şimdi sürekli turist geliyor ve en azından turistleri sandallarla gölde gezdirerek çok da olmasa belli bir para kazanabiliyorum</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Sandallar artık tüketicinin dijital hafızasına kaydedilecek bir otantik dekor olarak kullanılıyor ve bu durum aslında ekonomik bir çaresizlik sonucu kadim bir el sanatının bir yön değiştirmesini gösteriyor. Gölün bereketinin azalması yerel halkın kendi yaşam araçlarını dışardan gelenlere pazarlamaya zorluyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><b>Taşın ve suyun hafızası</b></h4>
<p style="font-weight: 400;">Göle çıkmak istediğiniz her sokakta eski Rum evleri sarıyor iki yanınızı. 1923 mübadelesiyle sahiplerini Yunanistan’daki Nea Apolyonia (Yeni Apolyont) köyüne uğurlayan bu konaklar gidenlere ve gelenlere yuva olan Apolyont’un en eski tanıklarıdır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şimdilerde bir kısmı hızla butik otele, kafeye ya da hediyelik eşya dükkânına dönüştürülen bu miras adanın bir açık hava müzesine nasıl dönüştürülmek istendiğini de gözler önüne seriyor. Adanın hafızası turistik estetik sağlamak uğruna evcilleştiriliyor. Gölün kıyına bakıldığında göze çarpan ilk şey artık balıkçılar değil günübirlik ziyaretçiler oluyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><b>Küresel tüketim kıskacında yerel kimlik</b></h4>
<p style="font-weight: 400;">Turizmci Ferhat Yakut’un eleştirel tespiti tam da bu noktada, Apolyont’un yaşadığı krizi küresel bir boyuta taşıyor: &#8220;<em>Dünyanın birçok yerinde yerel doku ve kültürün kitle turizmi eliyle gerçek anlamından koparıldığını görüyoruz. Ne yazık ki Gölyazı da bu küresel tehlikenin eşiğinde duruyor. Bir alanın yalnızca fotoğraf çekilip sosyal medyada paylaşılacak bir arka plan haline getirilmesini oradaki yerel kimliği ve kültürel sürdürülebilirliği zamanla yok ediyor. Apolyont’taki bu yoğun turizm patlaması gölün ekolojik yapısını ve adanın özgün sosyolojik yapısını koruyabilecek hak odaklı ve planlı bir stratejiyle yönetilmezse ortada sadece yapaylaştırılmış bir açık hava müzesi kalır. Turizmde kültürü tüketme değil koruma amaçlanmalıdır.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><b>Kartpostalın arkasını okumak</b></h4>
<p style="font-weight: 400;">Apolyont’un hayaletleri yalnızca geçmişte kalan mitolojik hikaye ve hatıralar değildir. Aynı zamanda turizmin ve kontrolsüz dönüşümün gölgesinde kendi yurtlarında yabancılaştırılan yerel halkın, gezi teknesine dönüştürülen sandalların ve şimdilerde bir dekor olarak görülen yaşam şeklinin ta kendisidir.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gölyazı tatil günlerinde hızlıca tüketilen bir seyahat kartpostalı değil doğanın, tarihin, insan emeğinin, hafızanın ve hayatta kalma mücadelesinin verdiği hüzünle karşımızda duruyor. Bu adaya bakmak sadece güzel bir manzarayı seyretmek değil kitle tüketimi ve sanayi arasında kalmış kadim bir ruhun sessizce çekilişini ve kent hakkının nasıl ihlal edildiğini izlemek demektir.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/apolyontun-hayaletleri-bir-gol-kasabasinin-donusumu.html">Apolyont’un hayaletleri: Bir göl kasabasının dönüşümü</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/apolyontun-hayaletleri-bir-gol-kasabasinin-donusumu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tek tip mimariye ve poyraza direnen miras: Muğla bacaları</title>
		<link>https://9koy.org/tek-tip-mimariye-ve-poyraza-direnen-miras-mugla-bacalari.html</link>
					<comments>https://9koy.org/tek-tip-mimariye-ve-poyraza-direnen-miras-mugla-bacalari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Sep 2026 08:09:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26226</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevfik Armutcuoğlu Muğla’da evlerin çatılarında yükselen bacalar işlevselliğin yerel ustalık ve malzeme bilgisi ile birleştiği bir kültür mühendisliği olarak öne çıkıyor. Kentin kendine has iklimsel dokusuna ve coğrafi yapısına göre şekillenen bu yapılar, iki asrı aşkın bir süredir estetik bir görünümün ötesinde hayati bir amaca hizmet ediyor. Bölgenin en sert hava koşullarında bile evlerin içini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tek-tip-mimariye-ve-poyraza-direnen-miras-mugla-bacalari.html">Tek tip mimariye ve poyraza direnen miras: Muğla bacaları</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Tevfik Armutcuoğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Muğla’da evlerin çatılarında yükselen bacalar işlevselliğin yerel ustalık ve malzeme bilgisi ile birleştiği bir kültür mühendisliği olarak öne çıkıyor. Kentin kendine has iklimsel dokusuna ve coğrafi yapısına göre şekillenen bu yapılar, iki asrı aşkın bir süredir estetik bir görünümün ötesinde hayati bir amaca hizmet ediyor. Bölgenin en sert hava koşullarında bile evlerin içini dumandan koruyan bu sistem, günümüzde tek tipleşen modern şehircilik anlayışına karşı zamana direnmeye devam ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bölgenin kendine has rüzgârlarına ve hava koşullarına karşı geliştirilen bu dikdörtgen formlu, dört tarafı açık bacalar, rüzgârın basıncını kırarak dumanın her şartta tahliyesine imkân sağlıyor. Kuzeyden esen sert poyraz rüzgârlarının basıncıyla dumanın içeriye geri üflenmesini tamamen engelleyen bu aerodinamik yapı, yağışlı ve rüzgârlı havalarda bile üstün bir performans gösteriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Aydın, bu yapıların tesadüfi olmadığına dikkat çekti. Aydın, şu bilgileri verdi: &#8220;<em>Bu bacalar ciddi hesaplama ve tecrübenin sonucunda oluşturulmuştur. Yapımında kullanılan 28 alaturka kiremit, dört yanı açık yapısıyla soba tütmesini engellerken yağışlı ve rüzgârlı havalarda bile üstün performans sağlar</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu özellikleri sayesinde  bu baca tipi halk arasında “tütmeyen baca” olarak anılıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kökeni Rum adalarına dayanıyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Muğla bacalarının tarihsel arka planı, bölgedeki çok kültürlü zanaat geçmişine dair de önemli ipuçları barındırıyor. Bacaların mimari kökeni hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ayşe Aydın, &#8220;<em>Muğla Bacası’nın kökeni Rum adalarına dayanmaktadır. Halk arasında poyraz rüzgarları ve yağışlı havalar nedeniyle bu bacalar tercih edilmiştir&#8221;</em> dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak bu tasarımın yerel halk tarafından kabul görmesi ilk dönemlerde sanıldığı kadar kolay olmamış. Kent hafızasındaki ilginç bir detayı paylaşan Aydın, &#8220;<em>İlginç bir şekilde, yerli aileler bacaların üst kısmındaki haç formu nedeniyle başlangıçta bu tasarımı benimsememiştir</em>&#8221; diyerek kültürel entegrasyon sürecindeki tarihi bir çekinceyi de ortaya koyuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kırmızı şapkanın formülü: 28 kiremit, geometrik düzen</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapımında 28 adet alaturka kiremit kullanılan bu bacalar, belirli bir geometrik plan dahilinde yapılıyor. Prof. Dr. Ayşe Aydın, bacanın yapım aşamasındaki matematiksel dizilimi şu sözlerle anlattı: &#8220;<em>Muğla Bacası, dörtgen planlı bir baca üzerine dört düz ve dört ters üçgen formunda kiremitlerin yerleştirilmesiyle yapılır. Düz üçgenlerin tepe noktalarındaki kiremitler haç formunu oluşturur ve bu yapıda toplam 28 alaturka kiremit kullanılır</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bölgeden toplanan malzemelerle oluşturulan bu düz ve ters üçgen formundaki diziliş planı, sadece rüzgârı kesmekle kalmıyor; yağmur suyunun da bacanın içine girmesini engelliyor. Bu yerleşim, yapıya karakteristik kırmızı şapkalı görünümünü kazandırıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kültürel miras korunuyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Muğla’da kent kimliğinin önemli simgelerinden olan bu bacalar, günümüzde tek tip modern mimari içerisinde kendine yer bulmaya çalışıyor. Günümüzde başta Muğla merkez olmak üzere Milas, Yatağan, Ula, Köyceğiz ve Ortaca gibi ilçelerde yaygın olarak kullanılan bu bacalar, yalnızca bir yapı unsuru değil, aynı zamanda bölgenin kültürel ve mimari mirasının önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aydın, geçmişle gelecek arasında köprü olan bu yapıyı, &#8220;<em>Muğla Bacası, geçmişten bugüne işlevselliği ve estetiği bir araya getirerek hem tarihi hem de mimari açıdan eşsiz bir miras olmayı sürdürüyor</em>&#8221; sözleriyle özetliyor. Yeni nesil yapılarda bu baca biçimi çoğunlukla tercih edilmese de, Muğla’da tescil edilen binaların çatılarında yürütülen aslına uygun restorasyon çalışmaları ile bu estetik yapı korunarak geleceğe taşınmaya devam ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tek-tip-mimariye-ve-poyraza-direnen-miras-mugla-bacalari.html">Tek tip mimariye ve poyraza direnen miras: Muğla bacaları</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/tek-tip-mimariye-ve-poyraza-direnen-miras-mugla-bacalari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İztuzu&#8217;nda Kaptan June&#8217;un mirası yaşıyor, yapılaşma tehdidi sürüyor</title>
		<link>https://9koy.org/iztuzunda-kaptan-juneun-mirasi-yasiyor-yapilasma-tehdidi-suruyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/iztuzunda-kaptan-juneun-mirasi-yasiyor-yapilasma-tehdidi-suruyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Sep 2026 07:40:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26184</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevfik Armutcuoğlu Muğla&#8217;nın dünyaca ünlü İztuzu Plajı&#8217;nı 1980&#8217;li yıllardaki dev otel projesinden kurtararak koruma altına alınmasını sağlayan Kaptan June (June Haimoff), vefatının ardından da Dalyan&#8217;daki çevre mücadelesine yön vermeyi sürdürüyor. Kaptan June&#8217;un 2011 yılında kurduğu vakıf, yeni yönetimiyle birlikte gençleşme sürecine girerken, tarihi barakayı müzeye dönüştürerek koruma çalışmalarına yeni bir ivme kazandırdı. Vakıf, bölgedeki yapılaşma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/iztuzunda-kaptan-juneun-mirasi-yasiyor-yapilasma-tehdidi-suruyor.html">İztuzu&#8217;nda Kaptan June&#8217;un mirası yaşıyor, yapılaşma tehdidi sürüyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Tevfik Armutcuoğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Muğla&#8217;nın dünyaca ünlü İztuzu Plajı&#8217;nı 1980&#8217;li yıllardaki dev otel projesinden kurtararak koruma altına alınmasını sağlayan Kaptan June (June Haimoff), vefatının ardından da Dalyan&#8217;daki çevre mücadelesine yön vermeyi sürdürüyor. Kaptan June&#8217;un 2011 yılında kurduğu vakıf, yeni yönetimiyle birlikte gençleşme sürecine girerken, tarihi barakayı müzeye dönüştürerek koruma çalışmalarına yeni bir ivme kazandırdı. Vakıf, bölgedeki yapılaşma baskısı, kirlilik ve bilinçsiz turizmin yarattığı tehditlere karşı da uyarılarını sürdürüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vakıf yöneticilerinin verdiği bilgiye göre Kaptan June’un vefatının ardından vakıf üyelerinin büyük bölümünün yaşlanması nedeniyle çalışmalarda bir dönem yavaşlama yaşandı. Ancak yeni yönetimin devreye girmesiyle birlikte öncelikli hedef, üye sayısını artırarak vakfa daha genç, dinamik ve aktif bir yapı kazandırmak oldu. Bu yeni yapılanmanın ilk işi ise İztuzu Plajı’nda kaderine terk edilen tarihi barakanın kurtarılması oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kaptan June Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Yıldırım Söylemez, vakfın yeni dönem hedeflerini, İztuzu&#8217;ndaki son durumu ve ekolojik dengeyi tehdit eden güncel sorunları anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Efsanevi baraka kapılarını açtı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kaptan June’un vefatının ardından İztuzu’ndaki barakanın uzun yıllar kapalı kaldığını belirten Söylemez, bu süreçte bakımsız kalan ve üzerine ağaç devrilmesi sonucu hasar gören tarihi yapıyı gönüllü üyelerin desteğiyle aslına uygun şekilde onardıklarını dile getirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Barakayı yeni yönetim olarak ilk kez 2025 yaz sezonunda ziyaretçilere açtıklarını söyleyen Söylemez, şu bilgileri paylaştı: &#8220;<em>Başta çocuklar olmak üzere, her yaştan binlerce insan büyük bir ilgi gösterdi. Biz de burada ziyaretçilere Kaptan June’un verdiği mücadeleyi, İztuzu Plajı’nın ve Dalyan çevresinin nasıl koruma altına alındığını anlatarak hem onun mirasını yaşatmaya hem de çevre bilincini gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Engel değil marka değeri&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Geçmişte Kaptan June’un doğa koruma mücadelesini bölgenin kalkınmasına ve ekonomik büyümeye bir engel olarak gören bazı yerel kesimlerin, bugün gelinen noktada büyük bir fikir değişikliği yaşadığı belirtiliyor. Dalyan ve İztuzu’nun doğal yapısının titizlikle korunmasının, bölgenin popüler bir turizm merkezi haline gelmesinde en büyük etken olduğunu vurgulayan Söylemez, &#8220;<em>Geçmişte Kaptan June’u eleştiren birçok kişi, bugün onun yarattığı marka değerini ve doğa koruma mücadelesinin bölgeye kattığı değeri çok daha iyi anlıyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Tehditler güncel: Kirlilik ve sinsi yapılaşma</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ancak 80&#8217;lerdeki otel projesine karşı kazanılan tarihi zafer, İztuzu üzerindeki tehditlerin tamamen bittiği anlamına gelmiyor. Bugün bölgeyi bekleyen en büyük güncel sorunlerin başında, kontrolsüz turizmin yarattığı yoğun kirlilik baskısı geliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bununla birlikte, İztuzu üzerindeki en somut fiziki tehditlerden biri de yapılaşma baskısı. Otopark alanındaki genişlemeye dikkat çeken Söylemez, tehlikenin boyutunu şu sözlerle özetledi: &#8220;<em>Verilen tüm mücadelelere rağmen yapılaşma tehdidi hâlâ devam ediyor. Örneğin, otoparka gelen araç sayısının artmasıyla birlikte otopark alanının gözle görülür biçimde genişlediğini hepimiz gözlemleyebiliyoruz. Bu durum, bölgenin doğal yapısının korunması konusunda hâlâ dikkatli ve hassas olunması gerektiğini gösteriyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Caretta carettalara yanlış besleme tehdidi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Artan turist sayısının caretta caretta popülasyonunu da doğrudan etkilediğini belirten Söylemez, vakıf olarak doğrudan yaptırım güçleri olmasa da hayati bir ekolojik soruna karşı uyarılarda bulundu:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Caretta caretta popülasyonunun artmasıyla birlikte bu canlıları görmek isteyen turist sayısı da artıyor. Bazı tekne sahipleri ise turistlere kaplumbağaları gösterebilmek için onlara dışarıdan yiyecek veriyor. Ancak bu durum, kaplumbağaların doğal yaşam alışkanlıklarını olumsuz etkiliyor; çünkü zamanla doğal beslenme düzenlerinden uzaklaşıp insanlardan yemek beklemeye başlıyorlar. Bu da doğal yaşam dengesini tehdit eden önemli bir sorun haline geliyor. Biz de vakıf olarak bu konuda halkı ve ziyaretçileri bilinçlendirmeye çalışıyoruz</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Çevre üniversitesi hedefi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vakfın gelecek vizyonuna da değinen Söylemez, en büyük misyonlarının kurucularının hatırasını yaşatmak ve vakfı gelecek nesillere daha güçlü, kurumsal ve etkili bir yapıda emanet etmek olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vakfın 10 yıl sonrası için en büyük hedefini paylaşan Söylemez, &#8220;<em>Belki bugün için bu bir hedeften çok bir hayal gibi görünse de 10 yıl sonra Kaptan June’un adını taşıyan bir çevre üniversitesinin kurulmuş olması bizi çok mutlu ederdi. Çünkü onun doğa sevgisinin, çevre bilincinin ve mücadele ruhunun gelecek nesillere eğitim yoluyla aktarılması en büyük arzularımızdan biri</em>&#8221; diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dalyan’ın simgesi haline gelen Kaptan June’un heykeli ise bugün hâlâ Dalyan merkezdeki Kaunos Kral Çay Bahçesi’nde ziyaretçileri karşılayarak bu tarihi sorumluluğu hatırlatmaya devam ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/iztuzunda-kaptan-juneun-mirasi-yasiyor-yapilasma-tehdidi-suruyor.html">İztuzu&#8217;nda Kaptan June&#8217;un mirası yaşıyor, yapılaşma tehdidi sürüyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/iztuzunda-kaptan-juneun-mirasi-yasiyor-yapilasma-tehdidi-suruyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çamura hayat veren sanat: Seramik</title>
		<link>https://9koy.org/camura-hayat-veren-sanat-seramik.html</link>
					<comments>https://9koy.org/camura-hayat-veren-sanat-seramik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2026 08:52:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26100</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nidanur Ateşyakar İnönü Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Ayşe Denizli, seramiğin yalnızca estetik objeler üretmeye yarayan bir sanat dalı olmadığını, kültürel mirası geleceğe taşıyan, sabrı ve üretmeyi öğreten güçlü bir ifade biçimi olduğunu söyledi. Lisans eğitimini seramik alanında, yüksek lisansını ise geleneksel sanatlar üzerine tamamlayan Denizli, bugün hem üniversitedeki araştırma merkezinin müdürlüğünü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/camura-hayat-veren-sanat-seramik.html">Çamura hayat veren sanat: Seramik</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Nidanur Ateşyakar</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İnönü Üniversitesi Geleneksel Sanatlar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Ayşe Denizli, seramiğin yalnızca estetik objeler üretmeye yarayan bir sanat dalı olmadığını, kültürel mirası geleceğe taşıyan, sabrı ve üretmeyi öğreten güçlü bir ifade biçimi olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Lisans eğitimini seramik alanında, yüksek lisansını ise geleneksel sanatlar üzerine tamamlayan Denizli, bugün hem üniversitedeki araştırma merkezinin müdürlüğünü yürütüyor hem de Tıp Fakültesi öğrencilerine seçmeli seramik dersleri veriyor. Ona göre seramik, sanatın ötesinde insanın düşünme biçimini geliştiren önemli bir eğitim aracı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Çocuklukta başlayan merak mesleğe dönüştü</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çamurla ilişkisinin çocukluk yıllarında başladığını anlatan Denizli, bu ilginin zamanla mesleğine dönüştüğünü söylüyor. Seramiğe ilgisinin nasıl başladığını şöyle anlattı: &#8220;<em>Çocukken çamurdan objeler yapmayı çok seviyordum. O zaman bunun sanat olduğunu bilmiyordum. Bugün ise yeni figürler oluşturmayı, onlara anlam yüklemeyi ve yorumlamayı seviyorum. Ekmeğimi çamurdan kazanıyorum</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Estetikten önce anlam var&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Denizli&#8217;ye göre geleneksel Türk seramik sanatının en belirgin özelliği, gerçekliği olduğu gibi yansıtmak yerine semboller aracılığıyla anlam üretmesi. Özellikle Selçuklu dönemine ait Kubadabad Sarayı çinilerinde yer alan çift başlı kartal, grifon ve benzeri mitolojik figürlerin yalnızca süsleme amacı taşımadığını belirten Denizli, bu figürlerin güç, koruma, hâkimiyet ve evrensel uyum gibi kavramları temsil ettiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eserlerinde bu tarihi figürlerden ilham aldığını dile getiren Denizli, onları birebir kopyalamak yerine çağdaş sanat anlayışıyla yeniden yorumladığını belirterek, şu görüşleri dile getirdi: &#8220;<em>Burada önemli olan doğayı olduğu gibi aktarmak değildir. Onun özü alınır, sembolleştirilir ve daha evrensel anlamlar taşıyan bir anlatıma dönüştürülür. Geleneksel Türk sanatında figürler belirli bir kişiyi değil, ortak değerleri temsil eder.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Geleneksel seramikten modern yoruma</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Türklerin İslamiyet&#8217;i kabul etmesiyle birlikte sanat anlayışında önemli değişimler yaşandığını belirten Denizli, insan figürlerinin kullanımının azaldığını, bunun yerine bitkisel motifler ve soyut anlatımların ön plana çıktığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Geleneksel seramik ile modern sanat arasında önemli ortak noktalar bulunduğunu ifade eden Denizli, her iki anlayışta da ayrıntının azaltılarak özün ortaya çıkarılmaya çalışıldığını belirtti: &#8220;<em>Modern sanatta soyutlama anlayışıyla geleneksel sanatlardaki sadeleşme birçok noktada birleşiyor. Ancak Batı sanatında hacim ve gölge ön plandayken, geleneksel Türk sanatında anlam, yüzey düzeni ve semboller daha önemli bir yer tutuyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Seramik sabrı ve üretmeyi öğretiyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Seramik eğitiminin yalnızca sanatçılar için değil, herkes için önemli kazanımlar sunduğunu dile getiren Denizli, bu nedenle farklı fakültelerde de ders verdiğini söyledi. Tıp fakültesi öğrencilerine de seramik dersi verdiğini belirten Denizli, &#8220;<em>Çünkü seramik insana iki elini birlikte kullanmayı, dikkatli çalışmayı ve sabretmeyi öğretiyor. Çamura şekil verirken insan acele edemez. Bu süreç hem el becerisini geliştiriyor hem de kişiye farklı bir bakış açısı kazandırıyor</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;El emeğinin değeri korunmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Günümüzde el emeğiyle üretilen seramik eserlerin yeterince değer görmediğini düşünen Denizli, seri üretim ürünlerle sanat eserlerinin aynı şekilde değerlendirilmesinin geleneksel sanatlar açısından önemli bir sorun oluşturduğuna dikkat çekti: &#8220;<em>Sanattan geçmişimizi silersek geleceğimiz için de hiçbir anlamı kalmaz. Bugün estetik anlayışı değişiyor ancak sanatın yalnızca göze değil, kalbe de hitap etmesi gerekir</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Gençlere müzeleri gezmelerini ve en az bir sanat dalıyla ilgilenmelerini öneren Denizli, geçmişten bugüne camilerde, medreselerde ve tarihi yapılarda yer alan çini eserlerin Türk sanat anlayışının en önemli örnekleri olduğunu söyledi. Sanatın insan hayatındaki önemini ise Denizli şu sözlerle dile getirdi: &#8220;<em>Sanat ruhu dinlendirir. Her insan bir sanat eserini kendi yaşamı ve deneyimleri doğrultusunda farklı yorumlar. Bu yüzden sanat her zaman insan için olmalıdır</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/camura-hayat-veren-sanat-seramik.html">Çamura hayat veren sanat: Seramik</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/camura-hayat-veren-sanat-seramik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
