<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/egitim</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 16 Oct 2026 08:45:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Eğitim Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/egitim</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Taşımalı eğitim hem öğrenci hem de öğretmen için çile!</title>
		<link>https://9koy.org/tasimali-egitim-hem-ogrenci-hem-de-ogretmen-icin-cile.html</link>
					<comments>https://9koy.org/tasimali-egitim-hem-ogrenci-hem-de-ogretmen-icin-cile.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 08:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yasin Çoban Antalya’da kırsal bölgelerde yaşayan binlerce çocuk için eğitim, okulun kapısından değil, gün doğmadan başlayan uzun yolculuklarla başlıyor. Köy okullarının kapatılmasıyla birlikte yaygınlaşan taşımalı eğitim uygulaması, çocukların eğitim hakkına erişimini kolaylaştırmak yerine; ulaşım, beslenme ve güvenlik sorunlarıyla yeni eşitsizlik alanları yaratıyor. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk’e göre [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tasimali-egitim-hem-ogrenci-hem-de-ogretmen-icin-cile.html">Taşımalı eğitim hem öğrenci hem de öğretmen için çile!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Yasin Çoban</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Antalya’da kırsal bölgelerde yaşayan binlerce çocuk için eğitim, okulun kapısından değil, gün doğmadan başlayan uzun yolculuklarla başlıyor. Köy okullarının kapatılmasıyla birlikte yaygınlaşan taşımalı eğitim uygulaması, çocukların eğitim hakkına erişimini kolaylaştırmak yerine; ulaşım, beslenme ve güvenlik sorunlarıyla yeni eşitsizlik alanları yaratıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk’e göre köy okullarının kapanması ve taşımalı eğitim sistemi, eğitimdeki kent-kırsal eşitsizliğini daha da derinleştirdi. Taşımalı eğitimde, çocukların henüz gün ağarmadan, kilometrelerce yol kat etmek zorunda kaldığını belirten Öztürk, &#8220;<em>Bu durum, hem küçük yaşta çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz etkilemekte hem de öğrenme süreçlerini kesintiye uğratmaktadır</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kırsal bölgelerde öğretmen açığının da kronik bir sorun olduğuna dikkat çeken Öztürk, sık sık yapılan atamalar ile sözleşmeli ve ücretli öğretmen uygulamalarının eğitimin sürekliliğini bozduğunu ifade etti.</p>
<div id="attachment_27363" style="width: 329px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27363" class=" wp-image-27363" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk.jpg" alt="" width="319" height="319" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk.jpg 500w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-300x300.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 319px) 100vw, 319px" /><p id="caption-attachment-27363" class="wp-caption-text">Kadir Öztürk</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Eğitim hakkını kağıt üzerinde kullanabiliyorlar&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Derslik, laboratuvar, kütüphane ve spor alanlarının yokluğunun çocukların çok yönlü gelişimini engellediğini belirten Öztürk, &#8220;<em>Kentteki öğrenciler görece daha donanımlı okullarda eğitim alırken, kırsaldaki çocuklar eğitim hakkını sadece kâğıt üzerinde kullanabiliyor</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kırsal bölgelerde okul sayısının azaltılması ve köy okullarının kapatılmasıyla taşımalı eğitim uygulamasını yaygınlaştırdığını belirten Öztürk, &#8220;<em>On binlerce öğrenci, her gün saatler süren yolculuklarla okullarına ulaşmak zorunda bırakılmaktadır. Bu durum, sadece eğitim süresini değil, çocukların fiziksel ve psikolojik sağlığını da olumsuz etkilemektedir</em>&#8221; görüşünü dile getirdi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kız çocukları okulu bırakıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Öztürk,  taşımalı eğitim sisteminin  özellikle kız çocukları aleyhine de bir tablo oluşturduğuna dikkat çekti: &#8220;<em>Kız çocuklarının uzun ve güvensiz yolculuklar nedeniyle okulu bırakma oranları artmakta; bu durum, eğitimde cinsiyet eşitsizliğini daha da büyütmektedir. Çocukların eğitim hakkı, ulaşım koşullarına kurban edilmektedir</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Denetimsiz servis, yetersiz yemek&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Milli Eğitim Bakanlığı’nın taşımalı eğitim uygulamalarının yetersiz ve plansız olduğunu savunan Öztürk, öğrencilerin bakımsız ve denetimsiz servis araçlarıyla taşındığını, güvenlik standartlarının çoğu zaman hiçe sayıldığını dile getirdi. Öğle yemeklerinin birçok yerde ya hiç verilmediğini ya da sağlıksız ve yetersiz olduğunu belirten Öztürk, ulaşımda yaşanan aksaklıkların öğrencilerin derse geç kalmasına veya ders kaçırmasına neden olduğunu söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Öğrenci derse yorgun geliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Öğretmenler de taşımalı sistemle eğitim gören öğrencilerin derslerde performansının düştüğü görüşünde. Antalya’nın Finike ilçesinde taşımalı eğitim uygulamasında görev yapan  ismini vermek istemeyen bir öğretmen, 9. Köy’e yaşanan olmsuzluklara ilişkin izlenimlerini anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Servis araçlarının birden fazla okula taşıma yapmasının öğrencileri zorladığını belirten taşımalı sistemin yarattığı sıkıntıları şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;">Servisçilerin başka okullara da taşıma yapması nedeniyle öğrenciler çok erken saatlerde uyanmak zorunda kalıyor.</li>
<li style="font-weight: 400;">Araçlar transfer yaptığı için öğrenciler uzun süre bekliyor. Bu durum hem yorgunluk yaratıyor hem de derslere hazır gelmelerini zorlaştırıyor.</li>
<li style="font-weight: 400;"> Taşımalı eğitim yapılan bazı okullar ücretsizken, bazı okullarda ücret talep ediliyor. Özellikle imam hatip okullarında bu durumun yaşandığını görüyoruz</li>
<li style="font-weight: 400;">Taşımalı transferlerden kaynaklanan sorunlar nedeniyle bazı veliler çocuklarını okula göndermemeyi tercih ediyor. Bazı aileler ise bu sıkıntılar nedeniyle çocuklarını cemaat yurtlarına göndermek zorunda kalıyor.</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Eğitimcilere göre taşımalı eğitim alan öğrenciler sosyal uyum sorunu yaşıyor. 9. Köy’e konuşan bir öğretmen, bu durumu, &#8220;<em>Çocukların günü diğer öğrencilerle aynı geçiyor ancak çoğu öğrencide uyum ve kaynaşma problemi görülüyor</em>&#8221; sözleriyle anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Öğretmenlerin iş yükü de artıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Taşımalı eğitim sadece öğrenciler için değil, öğretmenler için de ek yük getiriyor. Elmalı ilçesinde 24 yıldır taşımalı eğitim kapsamında çalıştığını söyleyen bir başka öğretmen, taşımalı okullarda nöbetçi öğretmenlerin sorumluluklarının normal okullara göre çok daha ağır olduğunu söyledi. Taşımalı eğitimde tüm yükün nöbetçi öğretmenlerin omuzlarında olduğunu dile getiren öğretmen, şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Servislerin sabah karşılanması, akşam uğurlanması, şoförlerin ve araçların kontrolü tamamen nöbetçi öğretmenler tarafından yapılıyor. Öğle yemeklerinde de öğrencilerle birebir ilgileniyoruz. Buna rağmen taşımalı olmayan okullardaki öğretmenlerle aynı nöbet ücretini alıyoruz. Bu adaletsiz bir uygulamadır. Devam takibinden ödevlerin kontrolüne kadar süreç çok daha sıkıntılı ilerliyor. Velilerin öğrencilerle yeterince ilgilenmemesi öğretmenlerin yükünü daha da artırıyor.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Farklı nöbet ücreti uygulanmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Nöbet günlerinde eve gidemediklerini ve çocukların yemeklerinin yedirilmesinden, servis denetimine kadar bir çok işi yapmak zournda kaldıklarını belirten öğretmenlerin ortak talebi, taşımalı eğitimde görev yapan öğretmenler için farklı nöbet ücreti sisteminin getirilmesi. Öğretmenler ayrıca,  idarecilerin de servis karışlanması,  yemek servis sürecinde idarecilerin de öğretmenlere destek vermesini istiyorlar.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tasimali-egitim-hem-ogrenci-hem-de-ogretmen-icin-cile.html">Taşımalı eğitim hem öğrenci hem de öğretmen için çile!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/tasimali-egitim-hem-ogrenci-hem-de-ogretmen-icin-cile.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taşrada üniversiteli olmak: Ekonomik ama gelecek kaygısı yüksek</title>
		<link>https://9koy.org/tasrada-universiteli-olmak-ekonomik-ama-gelecek-kaygisi-yuksek.html</link>
					<comments>https://9koy.org/tasrada-universiteli-olmak-ekonomik-ama-gelecek-kaygisi-yuksek.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:27:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27203</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abbas Vural 2026-2027 akademik yılının başlangıcı için yaz tatili geride kalırken ‘her ile üniversite’ politikasının bir sonucu olarak binlerce öğrenci, üniversite eğitimi için taşra kentlerin yolunu tuttu. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük üniversite kentlerinin aksine sunduğu eğitim olanaklarıyla eleştirilere konu olsa da daha ekonomik bir eğitim seçeneği olması ve kimi bölümlerin hâlâ sunduğu meslek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tasrada-universiteli-olmak-ekonomik-ama-gelecek-kaygisi-yuksek.html">Taşrada üniversiteli olmak: Ekonomik ama gelecek kaygısı yüksek</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Abbas Vural</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">2026-2027 akademik yılının başlangıcı için yaz tatili geride kalırken ‘her ile üniversite’ politikasının bir sonucu olarak binlerce öğrenci, üniversite eğitimi için taşra kentlerin yolunu tuttu.</p>
<p style="font-weight: 400;">İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük üniversite kentlerinin aksine sunduğu eğitim olanaklarıyla eleştirilere konu olsa da daha ekonomik bir eğitim seçeneği olması ve kimi bölümlerin hâlâ sunduğu meslek garantisi gibi nedenler de taşra üniversitelerini cazip kılan sebepler arasında.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tüm avantajları ve dezavantajları ile taşra üniversitesinde okumanın ne anlama geldiğini 9. Köy’e anlatan öğrenciler, tüm artılarına rağmen eğitimin niteliğinden şikayetçi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nde tıp öğrenimi gören Eda Kahveci, mezun olduktan sonra iş garantisi olan bir bölümü okuduğu için rahat hissetse de şehrin sakin yaşamının da kendi karakteri ile uyumlu olmadığını söylüyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Taşrada okumak en büyük şansımız olduğu kadar en büyük şanssızlığımız da&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kahveci, mezun olduktan sonra doktor olarak kendi çocuklarına daha rahat bir yaşam sunacak olmaktan mutlu olsa da üniversitedeki eğitimin niteliğinden de şikayetçi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bir Cerrahpaşa veya Hacettepe öğrencisine kıyasla daha şanslıyız ama aynı zamanda daha şanssızız da. Çünkü daha kolay şekilde mezun olabiliyoruz. Kimi derslerde önceki senenin çıkmış sorularına bakmamız yeterli olabiliyor fakat fakültedeki teknik yetersizlikler ise bizim mesleğe bir Cerrahpaşalı ya da Hacettepeli kadar hazır olamamamız demek oluyor. Fakültenin envanterindeki kadavra vb. gereçler oldukça sınırlı. Küçük bir şehirde yaşadığımız için yeteri kadar vaka da göremiyoruz. Bu nedenle gerçekten iyi doktor olmak isteyenlerimiz buradaki eğitimden şikâyetçi ama bir aile hekimi gibi görevler ile hayatımızı sürdürmek istiyorsak da gayet yeterli.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">23 yaşındaki hekim adayı, kentteki ekonomik koşulların ise orada okumanın en avantajlı yönlerinden biri olduğunu belirtiyor. Fakülteden bir arkadaşıyla 3 odalı bir daireyi paylaştıklarını belirten Kahveci; fatura, gıda, ulaşım masrafı katılsa bile maliyetin İstanbul’daki bir oda kirasına denk geldiğini, ekonomik olarak taşrada olmanın daha avantajlı olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde makine mühendisliği okuyan Emre Başar ise kentteki giderlerinin büyük şehirlere kıyasla daha az olduğunu, ancak yine de bütçesini zorladığını söylüyor. İstanbul’daki bir özel üniversiteden yatay geçiş yaptığını belirten Başar, üniversite öğrenim ücreti ödememekten memnun olduğunu, ancak ailesinden uzakta olmasının ekonomik olarak dezavantaj oluşturduğuna dikkat çekiyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Kaldı ki İstanbul’da giderlerimi karşılamak için bir yerde iş bulup yarı zamanlı çalışabiliyordum. Burada birkaç kafe dışında çalışılabilecek hiçbir yer yok. Var olan yerlerde ise iş bulmak çok zor çünkü oralarda çalışmak isteyen yüzlerce öğrenci var</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Taşranın geri kalmışlığı avantaja çevrilebiliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kentin sanayisinin geri kalmışlığını da kendi eğitimi açısından olumsuz bir durum olarak gören Başar, mezuniyet sonrası iş bulmak açısından da kaygılarını şu sözler ile dile getiriyor:</p>
<p style="font-weight: 400;"><em>&#8220;Artık her üniversitede mühendislik fakülteleri mevcut ve deneyim kazanmadan mezun olan birisinin sektörde iyi bir iş bulma şansı gerçekten kalmadı. Bu nedenle hiçbir tatili boş geçirme şansımız yok fakat okuduğum şehirde de Türkiye Taşkömürü Kurumu gibi kamu işletmelerinin dışında kurumsal deneyim elde edebileceğimiz hiçbir seçenek yok. Bu da ailemin yaşadığı şehirlerde staj bulmam gerekiyor demek ama buralarda network yapabilecek olanağımız da yok. O yüzden kendi ayaklarım üzerinde durmayı öğrenmek amacıyla geldiğim üniversitede yine ailemden bana staj bulmaları için bana yardımcı olmalarını istemek zorunda kalıyorum. Bu durum, liyakat talebimle de çeliştiği için zaman zaman gururuma da dokunuyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kültürel ve sanatsal imkânsızlıklar öğrencileri geri plana itiyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Müzik Öğretmenliği okuyan Sefa Kavruk ise yaptığı tercihten pişman olduğunu belirtiyor. Bolu’yu ailesine yakın bir yerde olduğu için tercih ettiğini belirten Kavruk, aileye yakın yaşamanın avantajları olsa da müzik eğitimi açısından şehrin sunduğu olanakların da motivasyon kırıcı olduğunu söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Aileme otobüsle 1-2 saatlik bir mesafede olduğum için gıda, kıyafet, vb. ihtiyaçlarımı diğer öğrencilere kıyasla daha kolay temin edebiliyorum ama kentin kültürel ve sanatsal açıdan geri kalmışlığı açısından da şevkim her geçen gün kırılıyor. Kentte müzik performansı sergileyebileceğimiz kafe yok denecek kadar az. Olanlar ise alkollü mekanlar ve buralarda sahne alan öğrenciler de tabir olarak uygunsa “fişleniyor”. Kimse alkollü mekânlarda sahne alan bir öğrenciye ev kiralamak istemiyor, yetmezmiş gibi arkasından konuşabiliyor. Konser, tiyatro vb. etkinlikleri de takip edemiyoruz. Bu da hem kişisel hem de mesleki gelişimimiz açısından bizi geri plana itiyor. Dolayısıyla taşrada okuyan müzisyen Aşık Veysel gibi doğal bir yeteneği yoksa ancak KPSS ile müzik öğretmeni olabiliyor ama bunun koşulları da her yıl daha ağırlaşıyor çünkü atama yok.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tasrada-universiteli-olmak-ekonomik-ama-gelecek-kaygisi-yuksek.html">Taşrada üniversiteli olmak: Ekonomik ama gelecek kaygısı yüksek</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/tasrada-universiteli-olmak-ekonomik-ama-gelecek-kaygisi-yuksek.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YÖK’ün kontenjan politikası tartışma yarattı: &#8220;Kamusal yükseköğretim daraltılıyor&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/yokun-kontenjan-politikasi-tartisma-yaratti-kamusal-yuksekogretim-daraltiliyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yokun-kontenjan-politikasi-tartisma-yaratti-kamusal-yuksekogretim-daraltiliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27200</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cihan Mert Son yıllarda özellikle devlet üniversitelerinde bazı bölümlerin kontenjanlarında yapılan düşüşler “eğitim kalitesini artırma” ve “mezunların istihdam sorununu azaltma” gerekçeleriyle açıklanıyor. Ancak bu politikaya yönelik yapılan eleştiriler, kontenjan azaltmanın üniversitelerin temel sorunlarını çözmek yerine öğrencilerin yükseköğretime erişimini kısıtlayabileceğine işaret ediyor. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, kontenjanların azaltılmasının sistemin kendi iç çelişkilerinin bir sonucu olduğunu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yokun-kontenjan-politikasi-tartisma-yaratti-kamusal-yuksekogretim-daraltiliyor.html">YÖK’ün kontenjan politikası tartışma yarattı: &#8220;Kamusal yükseköğretim daraltılıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Cihan Mert</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Son yıllarda özellikle devlet üniversitelerinde bazı bölümlerin kontenjanlarında yapılan düşüşler “eğitim kalitesini artırma” ve “mezunların istihdam sorununu azaltma” gerekçeleriyle açıklanıyor. Ancak bu politikaya yönelik yapılan eleştiriler, kontenjan azaltmanın üniversitelerin temel sorunlarını çözmek yerine öğrencilerin yükseköğretime erişimini kısıtlayabileceğine işaret ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, kontenjanların azaltılmasının sistemin kendi iç çelişkilerinin bir sonucu olduğunu söyledi. Irmak, asıl amacın “yükseköğretime erişimi bilinçli biçimde daraltma politikası” olduğunu belirterek şu bilgileri verdi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>2023-2025 arasında toplam kontenjan 1 milyon 90 binden 843 bine indi, yani yüzde 23 oranında düşürülmüş. Devlet üniversitelerinin örgün lisans ve ön lisans kontenjanları ise üç yılda yaklaşık 236 bin azaltılarak 481 bine gerilemiştir. YÖK bu kesintileri “arz-talep dengesi” ve “istihdam verisi” diye sunuyor. Oysa hangi bölümün hangi ölçütle budandığını gösteren, kamuya açık ve denetlenebilir hiçbir yöntem ortada yoktur</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">YÖK’ün aldığı kararların üniversite bileşenlerini, eğitim ve bilim emekçileri sendikalarını, meslek örgütlerini dışladığını ve bu kararların tepeden inme biçimde alındığını söyleyen Irmak, &#8220;<em>Ayrıca siyasal ve ideolojik tercihlerin “bilimsel zorunluluk” kılıfına sokulması çabasından ibarettir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kontenjan azaltılmasının temel gerekçelerinden biri olarak üniversitelerde niteliğin artırılması olarak gösterilirken Irmak, yalnızca öğrenci sayısının azaltılmasının eğitim kalitesini kendiliğinden yükseltmeyeceğini belirterek kontenjan politikalarının gerekçelerinin sorgulanması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversitelerin niteliğinin  öğretim elemanı kadrosuna, laboratuvara, kütüphaneye ve akademik, idari ve teknik personelin güvenceli çalışma koşulları için kaynak ayırmakla artacağını belirten Irmak, kontenjan daraltmasının niteliği artıramayacağını savundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yükseköğretime kamu bütçesinden ayrılan payların kısılmasının ardında da üniversiteyi piyasanın taleplerine göre yeniden biçimlendiren bir dönüşüm olduğunu söyleyen Irmak, &#8220;<em>Herkes için eşit, parasız ve nitelikli eğitim ilkesi çoktan terk edilmiştir. Yükseköğretim ödeyebilenin sürdürebildiği bir ayrıcalığa dönüştürülmektedir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Öğrenciler vakıf üniversitelerine mi itiliyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kamuda talep gören bölümlerin daraltılmasınnın, öğrenciyi vakıf üniversitelerine doğru ittiğini belirten Irmak ancak bu durumun “eğitim dışına itilme” sonucunu doğurduğunu söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>2026 sonuçları bu yönelimin gerçekleşmediğini, hatta öğrencinin doğrudan sistemin dışına savrulduğunu gösteriyor. Vakıf üniversitelerinde doluluk oranı yüzde 79,7&#8217;de kalmış, yani kontenjanların yaklaşık beşte biri boş kaldı.  2026&#8217;da sınava giren 2,3 milyon adaydan yalnızca üçte biri bir programa yerleşebilmiş, tercih hakkı olanların yüzde 41,5&#8217;i tercih bile yapmadı</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu değerlendirmeyi doğrulayan işaretler olduğunu ifade eden Irmak devlet üniversitelerinde daraltılan bazı kontenjanların vakıf üniversitelerinde artırılmasını örnek gösterdi. Irmak, &#8220;<em>Mesela hemşirelikte devlette 13 binden 11 bine düşerken, vakıfta 4 binden 4 bin 826&#8217;ya, işletme programlarında devlet azalma yaşanırken, vakıf üniversitelerinde 3 bin 718&#8217;den 4 bin 322&#8217;ye çıkarıldı. Hukukta ise kesinti devlette yüzde 49&#8217;a varırken vakıfta yüzde 10&#8217;da kaldı</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kamusal yükseköğretim güçlendirilmeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kontenjanı kısmanın istihdam sorununu çözmeyeceğini belirten Irmak sorunun faturasının gençliğin eğitim hakkına kesildiğini ve bu şekilde eşitsizliğin arttığını söyledi.  Çözüm ancak kamusal yükseköğretim anlayışının güçlendirilmesi olduğunu belirten Irmak, akademik kadro, altyapının zenginleştirilmesi, örencinin barınma-beslenme sorununun çözülmesi gerektiğine vurgu yaptı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Mezunlara güvenceli ve insanca yaşanacak ücretlerle çalışabileceği bir çalışma rejimi hayata geçirmekle olur. Gençliğin geleceği, kontenjan istatistiklerinin ardına gizlenen eşitsizliklere terk edilemez; ihtiyacımız olan, herkes için parasız, kamusal, bilimsel ve demokratik bir yükseköğretim modelidir.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yokun-kontenjan-politikasi-tartisma-yaratti-kamusal-yuksekogretim-daraltiliyor.html">YÖK’ün kontenjan politikası tartışma yarattı: &#8220;Kamusal yükseköğretim daraltılıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yokun-kontenjan-politikasi-tartisma-yaratti-kamusal-yuksekogretim-daraltiliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Toplum bilinci için &#8220;medya okuryazarlığı&#8221; ve &#8220;doğrulama&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/toplum-bilinci-icin-medya-okuryazarligi-ve-dogrulama.html</link>
					<comments>https://9koy.org/toplum-bilinci-icin-medya-okuryazarligi-ve-dogrulama.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27066</guid>

					<description><![CDATA[<p>Süreyya Sude Erdoğan Medya okuryazarlığı kişinin sosyal medya, internet, gazete, televizyon gibi medya mecralarında karşılaştığı içerikleri eleştirel bir bakış açısıyla analiz edebilme, doğruluğunu sorgulayabilme, bilinçli şekilde değerlendirebilme yetisi olarak tanımlanıyor ancak hayatın gerçeği tam olarak öyle olmuyor. Öğretim Görevlisi Doktor Ayşen Yalman, medya okuryazarlığını hem üreten hem tüketen için çift taraflı bir sorumluluk olarak değerlendirdi. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/toplum-bilinci-icin-medya-okuryazarligi-ve-dogrulama.html">Toplum bilinci için &#8220;medya okuryazarlığı&#8221; ve &#8220;doğrulama&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Süreyya Sude Erdoğan</strong></p>
<p>Medya okuryazarlığı kişinin sosyal medya, internet, gazete, televizyon gibi medya mecralarında karşılaştığı içerikleri eleştirel bir bakış açısıyla analiz edebilme, doğruluğunu sorgulayabilme, bilinçli şekilde değerlendirebilme yetisi olarak tanımlanıyor ancak hayatın gerçeği tam olarak öyle olmuyor. Öğretim Görevlisi Doktor Ayşen Yalman, medya okuryazarlığını hem üreten hem tüketen için çift taraflı bir sorumluluk olarak değerlendirdi.</p>
<h4><strong>Türkiye’de medya okuryazarlığı yeterli düzeyde mi?</strong></h4>
<p>RTÜK’ün gençler üzerinde yaptığı “Medya okuryazarlığı” araştırması verilerine göre gençlerin yalnızca %29’u okuduğu haberleri teyit ediyor. Aynı verilere göre kişilerin teyit için kullandıkları mecraların başında ise televizyon ve internet siteleri geliyor. Teyit sitelerine başvuran kişi sayısı ise oldukça düşük.</p>
<p>Yalman, Türkiye’de medya okuryazarlığının yeterli olmadığını ancak son yıllarda ilkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerde önemli adımlar atıldığını belirtti: &#8220;<em>Bu kurumlarda dersler eklenmeye başlandı ve belirli konferanslar yapılıyor. Medya okuryazarlığı becerilerinin gelişebilmesi için yaygın bir eğitim seferberliği başlatıldığını biliyoruz</em>&#8221;</p>
<div id="attachment_27069" style="width: 386px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27069" class=" wp-image-27069" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Aysen-Yalman.jpeg" alt="" width="376" height="299" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Aysen-Yalman.jpeg 828w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Aysen-Yalman-300x239.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Aysen-Yalman-768x611.jpeg 768w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" /><p id="caption-attachment-27069" class="wp-caption-text">Ayşen Yalman</p></div>
<h4><strong>Edinilen bilginin doğrulu nasıl teyit edilmeli?</strong></h4>
<p>Olayın gerçekleştiği kurumun sayfalarındaki açıklamaları dikkate almak gerektiğini vurgulayan Yalman: &#8220;<em>Haber kaynağı kurumsal bir medya kuruluşu mu buna bakmak, haberin ve görselin tarihine bakmak, görsel ve videolarda maniple edilme durumuna bakman gerekiyor. Doğrulama platformları teyit org, doğruluk payı gibi adreslerden haberi incelemek gerekiyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>Yalnızca medya okuryazarlığı değil yapay zekâ bilinci de gerekiyor</strong></h4>
<p>Yapay zekanın ürettiği görseller ve videoların inandırıcılığının yüksek olduğunu vurgulayan Yalman, özellikle belli yaş gruplarına dikkat çekti: &#8220;<em>Biz yetişkinler muhakeme edebiliyoruz gördüklerimizi ama muhakeme edemeyen özellikle dokuz, on beş yaş arası çocuklarda muhakeme yeteneği henüz gelişmediği için onlar her gördüğüne inanabiliyor dolayısıyla hem medya okuryazarlığı hem de yapay zekâ okuryazarlığı oldukça düşük</em>&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>Dezenformasyon panik ortamına sebebiyet veriyor</strong></h4>
<p>Dezenformasyon yanlış bilginin bilinçli olarak yayılması olarak tanımlanıyor. Toplumu kutuplaştırmak ve nefrete sebebiyet vermek amacıyla kullanılan dezenformasyon, kişilerin kararlarını da yönlendirebiliyor.</p>
<p>Yalman, &#8220;<em>Dezenformasyon, seçim süreçlerinden halk sağlığına kadar birçok konuda olumsuz sonuçlar doğurabilir. Özellikle afetler, salgınlar, kriz dönemleri bunlar yanlış bilgilerin paylaşıldığı önemli durumlardır. Pandemi döneminde o kadar çok yanlış bilgi dolaştı ki panik ortaya çıktı. Bunların toplumsal zararları çok büyük olabiliyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>&#8220;Medya okuryazarlığı dersleri yaygınlaştırılmalı&#8221;</strong></h4>
<p>Yalman, medya okuryazarlığının yaşam boyu öğrenme ile devam etmesi gerektiğini belirterek kutuplaştırıcı dilin fark edilmesinde önemli bir rol oynadığını söyledi. Medya okuryazarlığının yalnızca verilen bilgiye değil, kişinin bunu nasıl sorguladığına ve eleştirel değerlendirme yapabilme yeteneğine katkı sağladığını belirtti: &#8220;<em>Bu beceri aslında toplumda ön yargıların azalmasına farklı görüşlere saygının artmasına demokratik iletişim ortamının oluşmasına katkı sağlar. Medya okuryazarlığı çok önemlidir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>Diğer ülkelerde durum nasıl?</strong></h4>
<p>Yalman, Türkiye’nin medya okuryazarlığı konusunda oldukça geride bir ülke olduğunu belirtti. Kuzey Avrupa ülkelerinde dijital okuryazarlığın küçük yaşlardan itibaren kazandırılmasının devlet politikası haline geldiğini belirten Yalman, Kuzey Avrupa ülkeleri dışındaki Avrupa ülkelerinde de durumun zayıf bir noktada olduğunu şu sözlerle ifade etti: &#8220;<em>Medya okuryazarlığı dersleri yaygınlaştırılmalı, öğretmenlere bu konuda bilgi verilmeli, ebeveynlere yönelik eğitimler yapılmalı medya kuruluşlarından sivil toplum örgütlerine topyekûn bir iş birliği yapılmalı.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/toplum-bilinci-icin-medya-okuryazarligi-ve-dogrulama.html">Toplum bilinci için &#8220;medya okuryazarlığı&#8221; ve &#8220;doğrulama&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/toplum-bilinci-icin-medya-okuryazarligi-ve-dogrulama.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hastanebaşı&#8217;nda çocuklar yoksulluk ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya</title>
		<link>https://9koy.org/hastanebasinda-cocuklar-yoksulluk-ve-guvenlik-sorunlariyla-karsi-karsiya.html</link>
					<comments>https://9koy.org/hastanebasinda-cocuklar-yoksulluk-ve-guvenlik-sorunlariyla-karsi-karsiya.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 16:28:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26800</guid>

					<description><![CDATA[<p>Meliha Zoroğlu Samsun&#8217;un İlkadım ilçesine bağlı Hastanebaşı Mahallesi&#8217;nde derinleşen ekonomik kriz ve altyapı yetersizlikleri, okul çağındaki çocukların eğitime ve güvenli sosyal alanlara erişimini zorlaştırıyor. Mahallede artan yaşam maliyetleri ve güvenlik kaygıları öğrencilerin eğitim hayatını olumsuz etkilerken, aileler okullardan ücretsiz beslenme desteği talep ediyor. &#8220;Beslenme çantaları boş kalıyor&#8221; Samsun&#8217;un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hastanebaşı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/hastanebasinda-cocuklar-yoksulluk-ve-guvenlik-sorunlariyla-karsi-karsiya.html">Hastanebaşı&#8217;nda çocuklar yoksulluk ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Meliha Zoroğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Samsun&#8217;un İlkadım ilçesine bağlı Hastanebaşı Mahallesi&#8217;nde derinleşen ekonomik kriz ve altyapı yetersizlikleri, okul çağındaki çocukların eğitime ve güvenli sosyal alanlara erişimini zorlaştırıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mahallede artan yaşam maliyetleri ve güvenlik kaygıları öğrencilerin eğitim hayatını olumsuz etkilerken, aileler okullardan ücretsiz beslenme desteği talep ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Beslenme çantaları boş kalıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Samsun&#8217;un en eski yerleşim yerlerinden biri olan Hastanebaşı Mahallesi&#8217;nde yükselen kırtasiye, ulaşım ve gıda fiyatları okulların açılmasına yakın dönemde aile bütçelerini zorluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Öğrencilerin beslenme çantalarındaki gıda çeşitliliği azalırken, bu durum sınıflarda akran eşitsizliği ve psikolojik baskı yaratıyor. Mahalle sakinleri, yetersiz beslenmenin öğrencilerin ders odaklanmasını ve özgüvenini düşürdüğünü belirterek okullarda ücretsiz gıda desteği verilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bakımsız parklar ve güvenlik kaygısı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ekonomik sıkıntıların yanı sıra mahalledeki güvenlik endişeleri de günlük yaşamı kısıtlıyor. Bölgede polis devriyelerinin nöbet tutması dikkat çekerken, mahalleliler havanın kararmasıyla sokağa çıkmakta tedirginlik yaşıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal alan yetersizliğinin yanında bakımsız çocuk parkları, kahvehane çevrelerindeki denetimsizlik ve alanlara saçılan iskambil kartları, çocukların güvenli bir ortamda vakit geçirmesini engelliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çocuk yaşta akranlarının sorumluluğunu hissediyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Söz konusu olumsuz koşullardan en çok etkilenenler ise yine mahallenin çocukları oluyor. Henüz 11 yaşında olan ve aktif olarak sporla ilgilenen G.F.Z., kendi oyun alanlarının sınırlılığına dikkat çekerken akranlarının erken yaşta karşılaştığı riskli alışkanlıklara tanıklık ediyor. G.F.Z., sokaklarda şahit olduğu tabloyu şu sözlerle aktarıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Sporla ilgilendiğim için sağlığın ve disiplinin önemini biliyorum. Ancak okul çevresinde küçük çocukların ellerinde sigara görmekten, bakımsız parklardan ve çevreye saçılmış iskambil kartlarından rahatsız oluyorum. Mahallemizde vakit geçirebileceğimiz doğru düzgün bir alan yok. Çocuklar yalnız bırakılıyor ve küçük yaşta yanlış alışkanlıklara sürükleniyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Eğitim için zorlu mücadele&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Esnafın veresiye defterlerinde temel gıda ve kırtasiye borçlarının biriktiği mahallede alım gücü her geçen gün düşüyor. Tüm bu sosyo-ekonomik imkânsızlıklara ve dik yokuşlara rağmen mahalledeki çocuklar, her sabah eğitime ulaşabilmek için mücadele etmeyi sürdürüyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/hastanebasinda-cocuklar-yoksulluk-ve-guvenlik-sorunlariyla-karsi-karsiya.html">Hastanebaşı&#8217;nda çocuklar yoksulluk ve güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/hastanebasinda-cocuklar-yoksulluk-ve-guvenlik-sorunlariyla-karsi-karsiya.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okul değil, kreş değil: 6 aylıktan 6 yaşına kadar akran buluşturan &#8220;oyun grupları&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/okul-degil-kres-degil-6-ayliktan-6-yasina-kadar-akran-bulusturan-oyun-gruplari.html</link>
					<comments>https://9koy.org/okul-degil-kres-degil-6-ayliktan-6-yasina-kadar-akran-bulusturan-oyun-gruplari.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 07:48:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nursena Kurtoğlu Kentleşmenin hızla artması, mahalle kültürünün zayıflaması ve sokakların giderek daha fazla araç trafiğine açılması, çocukların eskisi gibi sokakta özgürce oyun oynamasını da zorlaştırdı. Çocukların akranlarıyla güvenli bir ortamda bir araya gelmesi için ailelerin yöneldiği seçeneklerden biri ise oyun grupları oldu. Kreşlere kıyasla daha kısa süreli ve farklı içeriklerde programlar sunan oyun grupları, özellikle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/okul-degil-kres-degil-6-ayliktan-6-yasina-kadar-akran-bulusturan-oyun-gruplari.html">Okul değil, kreş değil: 6 aylıktan 6 yaşına kadar akran buluşturan &#8220;oyun grupları&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Nursena Kurtoğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Kentleşmenin hızla artması, mahalle kültürünün zayıflaması ve sokakların giderek daha fazla araç trafiğine açılması, çocukların eskisi gibi sokakta özgürce oyun oynamasını da zorlaştırdı. Çocukların akranlarıyla güvenli bir ortamda bir araya gelmesi için ailelerin yöneldiği seçeneklerden biri ise oyun grupları oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kreşlere kıyasla daha kısa süreli ve farklı içeriklerde programlar sunan oyun grupları, özellikle 6 ay ile 6 yaş arasındaki çocuklara yönelik hizmetleriyle öne çıkıyor. Ankara genelinde faaliyet gösteren özel oyun grupları, atölyeler ve oyun evlerinde ücretler katılım biçimine göre değişirken, tek seans fiyatları 350 TL&#8217;den başlayıp aylık paketlerde 16 bin 500 TL&#8217;ye kadar çıkıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ailelerin oyun gruplarına yönelmesinde yalnızca ücretlerin kreşlere kıyasla daha ulaşılabilir olması değil, çocukların yaşıtlarıyla vakit geçirebileceği alanların azalması da etkili oluyor. Tek seans, haftalık veya aylık paket seçenekleri sunan merkezlerde programlar yaş gruplarına göre farklılaştırılabiliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sosyalleştirmek ve akran iletişimini sağlamak&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çalışan bir anne olan Tuğçe Geçen, 5 yaşındaki oğlu Atlas&#8217;ı bebekliğinden bu yana oyun gruplarına götürdüğünü söyledi. Oyun gruplarını tercih etmesindeki en önemli nedenin çocuğunun sosyalleşmesi ve akranlarıyla iletişim kurması olduğunu belirten Geçen, şöyle konuştu: <em>&#8220;En belirgin nedeni sosyalleştirmek ve akran iletişimini sağlamak. Günümüzde çoğu anne çalıştığı için akran iletişimi konusunda yetersiz kalıyor. En belirgin değişim ise temel iletişim becerilerini beslemesiydi. Kreş ücretleri kadar da pahalı olmaması sebebiyle oyun grupları tolere edilebilir seviyedeydi.&#8221;</em></p>
<p style="font-weight: 400;">Geçen, oğlunun bebeklik döneminden itibaren güvenle akranlarıyla bir araya gelebileceği bir mahalle ortamının bulunmadığını ifade ederek, &#8220;<em>Bu devirde mümkün de değil zaten. Çalışan annelerin bu ortamı kurması mümkün olmuyor. Bir de maalesef bu devirde kimseye güvenemediğimiz için de kimsenin evine göndermiyoruz</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Oyun grupları sokağın yerini tutamaz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Anasınıfı öğretmeni Naz Baştürk ise çocukların gelişiminde oyunun önemine dikkat çekerek, özellikle kentleşmeyle birlikte çocukların özgürce hareket edebilecekleri alanların azalmasının bedensel gelişimleri açısından da sorun oluşturabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Metropollerde çocukların rahatça koşup oynayabilecekleri alanların giderek azaldığını belirten Baştürk, çocukların zıplama, düşme, denge kurma ve kaslarını özgürce kullanmaya ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Açık alanların azalmasının çocukların beden farkındalığı ve koordinasyon becerilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Baştürk, hareketsiz yaşamın çocukluk çağı obezitesi açısından da risk oluşturduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baştürk, ailelere hafta sonlarını yalnızca kapalı alanlarda veya alışveriş merkezlerinde geçirmek yerine çocukların doğayla temas edebileceği alanlara yönelmelerini önerdi. Ev ortamında da minder, sandalye gibi malzemelerle basit engel parkurları oluşturulabileceğini belirten Baştürk, bu tür hareketlerin çocukların bedensel farkındalığını destekleyebileceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Oyun gruplarının çocukların sosyalleşmesi açısından yararlı olduğunu ancak sokağın sunduğu özgür oyunun yerini alamayacağını vurgulayan Baştürk, şöyle konuştu: <em>&#8220;Yetişkinlerin organize ettiği oyun grupları sosyalleşmek için güzel bir araç ama sokakta oynamanın yerini asla tutamaz. Sokakta ya da boş bir arsada çocuk kendi kuralını kendi koyar. Arkadaşıyla tartışır, kendi çözer, oyunu kurar, bozar, yeniden tasarlar. Yani özgürce karar almayı ve problem çözmeyi öğrenir. Kısıtlı ve sürekli bir yetişkinin gözlemlediği oyun gruplarında ise bu özgürlük ve kriz çözme fırsatı kısıtlı kalır. Bu yüzden oyun grupları sadece destekleyicidir, sokağın yerini tutmaz.&#8221;</em></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çocuğun eline geçen bir ağaç dalı yeri gelir sihirli bir değnek olur&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çocukların hayal gücünün gelişiminde doğal ve açık uçlu materyallerin önemine de değinen Baştürk, standart oyun alanlarının aksine doğanın çocuklara daha fazla yaratıcılık alanı sunduğunu söyledi ve şöyle konuştu:</p>
<p style="font-weight: 400;"><em>&#8220;Klasik bir parkta çocuğa ne yapacağı zaten söylenmiştir, kaydıraktan kayar, salıncakta sallanır. Yani materyal tek bir işe yarar. Ama doğaya çıktığınızda durum çok farklıdır. Çocuğun eline geçen bir ağaç dalı yeri gelir sihirli bir değnek olur, yeri gelir bir kılıç, yeri gelir bir kepçe. Doğal ve sınırları olmayan alanlar çocuğun hayal gücünü ve sembolik düşünmesini aşırı besler. Engebeli bir zemin bile çocuğun &#8216;Buradan nasıl geçerim?&#8217; diye anlık risk analizi yapmasını sağlar. Yapay parklar ise hazır senaryo sunduğu için yaratıcılığı ve sınırları zorlama dürtüsünü biraz köreltir.&#8221;</em></p>
<p style="font-weight: 400;">Anasınıfı öğretmeni Naz Baştürk, ailelerin çocukların üzerlerinin kirlenmesi konusunda endişe etmemesi gerektiğini belirterek, kozalak, taş ve yaprak gibi doğal materyallerle oynanan oyunların çocukların hayal gücünü desteklediğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Ekranı yasaklamak tek başına çözüm değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Güvenli ve geniş oyun alanlarının azalmasının çocukların ekran kullanımına da zemin hazırlayabileceğini belirten Baştürk, dışarı çıkamayan çocukların evde tablet ve televizyona daha fazla yöneldiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baştürk, &#8220;<em>Ekranı sadece yasaklamak çözüm olmuyor, yerine kaliteli bir alternatif koymak gerekiyor</em>&#8221; diyerek ailelere gün içerisinde çocukların hareket edebileceği açık hava zamanları oluşturmalarını önerdi. Evde hamur, kum ve su oyunları gibi duyusal etkinliklerin de çocukların ekran arayışını azaltabileceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baştürk, ailelerin çocuklara mümkün olduğunca güvenli açık alanlarda özgürce oynama fırsatı sunmasının, oyun grupları ve benzeri yapılandırılmış etkinliklerin ise bu deneyimi destekleyen bir seçenek olarak değerlendirilmesinin önemli olduğunu belirtti.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/okul-degil-kres-degil-6-ayliktan-6-yasina-kadar-akran-bulusturan-oyun-gruplari.html">Okul değil, kreş değil: 6 aylıktan 6 yaşına kadar akran buluşturan &#8220;oyun grupları&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/okul-degil-kres-degil-6-ayliktan-6-yasina-kadar-akran-bulusturan-oyun-gruplari.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Velilerin özel eğitim çilesi: &#8220;Doktoru da okulu da kendi imkanlarımızla bulduk&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/velilerin-ozel-egitim-cilesi-doktoru-da-okulu-da-kendi-imkanlarimizla-bulduk.html</link>
					<comments>https://9koy.org/velilerin-ozel-egitim-cilesi-doktoru-da-okulu-da-kendi-imkanlarimizla-bulduk.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:12:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26751</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cihan Mert Van’da özel gereksinimli çocuğu olan aileler, tanı ve tedavi süreçlerinde yönlendirme eksikliği ve yüksek özel muayene ücretleriyle karşı karşıya kalıyor. Sağlık ve eğitim imkânlarına erişimde rehberlik mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle veliler, doğru doktora ve uygun özel eğitim kurumuna ancak kendi çabaları ve çevre tavsiyeleriyle ulaşabiliyor. Çocuğunun gelişim ve ameliyat süreciyle ilgili 9. Köy’e konuşan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/velilerin-ozel-egitim-cilesi-doktoru-da-okulu-da-kendi-imkanlarimizla-bulduk.html">Velilerin özel eğitim çilesi: &#8220;Doktoru da okulu da kendi imkanlarımızla bulduk&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Cihan Mert</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Van’da özel gereksinimli çocuğu olan aileler, tanı ve tedavi süreçlerinde yönlendirme eksikliği ve yüksek özel muayene ücretleriyle karşı karşıya kalıyor. Sağlık ve eğitim imkânlarına erişimde rehberlik mekanizmalarının yetersizliği nedeniyle veliler, doğru doktora ve uygun özel eğitim kurumuna ancak kendi çabaları ve çevre tavsiyeleriyle ulaşabiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çocuğunun gelişim ve ameliyat süreciyle ilgili 9. Köy’e konuşan bir veli, Van’da nitelikli hekimlerin ve rehabilitasyon imkânlarının bulunmasına rağmen ailelerin tanı aşamasında yalnız kaldığını ve tanı konulduktan sonraki ilk dönemlerde doğru bir yönlendirme mekanizmasıyla karşılaşmadığını ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Doğru hekime ulaşmak 1 yılımızı aldı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;"> Doktoru ve eğitim kurumunu kendi imkânlarıyla, çevresinden ve arkadaşlarından sorup araştırarak bulabildiğini söyleyen veli, doğru hekime ulaşmanın en az bir yıllarını aldığını belirtti. Yüksek muayene ücretlerinin kendileri için olan zorluğunu anlatan veli, &#8220;<em>Eşim inşaatta çalışıyor, maddi olarak lüks bir durumumuz yok. Bir özel hastaneye götürdüm, sadece bir muayene ve giriş ücreti için 5 bin lira istendi. Bu parayı veremedim. Kendi imkânlarımla, eş dost tavsiyesiyle başka hekimler araştırıp tedavi sürecini tamamlayabildim</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;60 merkez var&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bir özel eğitim kurumu müdürü olan Rıdvan Karaman Van’daki genel tablonun diğer şehirlere oranla çok büyük bir değişkenlik göstermediğini söyldi.  Karaman, Van’ın tüm ilçeleri dahil olmak üzere 2026 yılında Van İl Milli Eğitimine bağlı 60 tane Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezi bulunduğunu söyledi. Van’ın nüfus yerleşkesi bağlamında en büyük ilçesi olan İpekyolun’da 30 tane kurum bulunduğunu söyleyen Karaman geriye kalan 30 kurumun ise diğer 12 ilçelere dağılmış olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van’daki kurumların toplam kapasitesi noktasında tam bir veri sunulamadığını ifade eden Karaman şu bilgileri verdi: &#8220;<em>Her kurumun fiziksel ve donanımsal farklılığı gereği kapasite sayısı değişiyor.  Özel Eğitim ve Rehabilitasyon merkezlerine bireylerin ve ailelerinin kırsal veya merkez mahallelerde ulaşılabilirliği ve kolaylaştırıcılığı hem kentin sosyo-ekonomik durumuyla hem de kentin oransal dağılımının belirlenmesiyle ancak daha net bir duruma kavuşabilir</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Karaman, aynı zamanda Özel Eğitim ve Rehabilitasyonlar için verilen desteğin de çok yetersiz olduğunu, bu ödeneklerin hem kurumlar düzeyinde hem aileler düzeyinde enflasyon karşısında çok çabuk tükendiğini ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Veliler ne istiyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Van’ın küçük bir kent olmadığını belirten veliler, yetkililerden tanı konulduğu andan itibaren ailelerin uzman rehberliğiyle doğru kurumlara yönlendirilmesi ve özel muayene, ek eğitim kalemlerinde dar gelirli ailelere yönelik sosyal ve maddi desteklerin artırılması konusunda taleplerde bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/velilerin-ozel-egitim-cilesi-doktoru-da-okulu-da-kendi-imkanlarimizla-bulduk.html">Velilerin özel eğitim çilesi: &#8220;Doktoru da okulu da kendi imkanlarımızla bulduk&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/velilerin-ozel-egitim-cilesi-doktoru-da-okulu-da-kendi-imkanlarimizla-bulduk.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuk işçiliği: Okulda olmaları gerekirken yangında can verdiler</title>
		<link>https://9koy.org/cocuk-isciligi-okulda-olmalari-gerekirken-yanginda-can-verdiler.html</link>
					<comments>https://9koy.org/cocuk-isciligi-okulda-olmalari-gerekirken-yanginda-can-verdiler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:08:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26720</guid>

					<description><![CDATA[<p>Müberra Ünsal Kocaeli Dilovası’nda merdivenaltı bir kozmetik firmasında çıkan yangında hayatını kaybedenlerin arasında 2 kız çocuğu vardı. Okulda olması gereken iki çocuğun, fabrika yangınında can vermesi, okuldan kopan ve kayıtdışı çalışmaya itilen çocuklar sorununu bir kez daha gündeme taşıdı. Eski Eğitim-Sen Genel Başkanı, eğitimci Nejla Kurul, Dilovası’ndaki fabrika yangınında, iki çocuğun da hayatını kaybetmesini, bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cocuk-isciligi-okulda-olmalari-gerekirken-yanginda-can-verdiler.html">Çocuk işçiliği: Okulda olmaları gerekirken yangında can verdiler</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p class="Saptanm"><b>Müberra </b><b><span lang="DE">Ünsal</span></b></p>
</div>
<div>
<p class="Saptanm">Kocaeli Dilovası’<span lang="IT">nda merdiven</span>altı bir kozmetik firmasında çıkan yangında hayatını kaybedenlerin arasında 2 kız ç<span lang="IT">ocu</span>ğu vardı. Okulda olması gereken iki ç<span lang="IT">ocu</span>ğun, fabrika yangınında can vermesi, okuldan kopan ve kayıtdışı çalışmaya itilen çocuklar sorununu bir kez daha gündeme taşıdı.</p>
</div>
<div>
<p class="Saptanm">Eski Eğitim-Sen Genel Başkanı, eğitimci Nejla Kurul, Dilovası’ndaki fabrika yangınında, iki ç<span lang="IT">ocu</span>ğun da hayatını kaybetmesini, bir dizi kronik ihmalin sonucu olduğunu söyledi. 9. Köy’e konuşan Kurul, &#8220;<em>Dilovası’ndaki yangın, ülkemizde eğitimin durumu, işçi sağlığı, iş güvenliği ve çocuk işçiliği alanında süregelen ihmalleri ve denetimsizliği bir kez daha en acı biçimde ortaya koydu</em>&#8221; dedi.</p>
</div>
<div>
<p class="Saptanm"><span dir="RTL" lang="AR-SA">&#8220;</span><em>16 ve 17 yaşlarındaki iki çocuk olağan koşullarda zorunlu eğitim nedeniyle liseye devam etmeliler</em>&#8221; diyen Nejla Kurul, Milli Eğitim Temel Kanunu ve ilgili yönetmeliğe göre okul yönetimlerinin devamsız öğrencileri takip etmesi gerektiğini söyledi. Kurul, özellikle yoksul semtlerdeki kalabalık sınıflara dikkat çekerek, okul yönetimlerinin çoğu zaman bu tedbirler için zaman ve uzmanı olmadığını ifade etti.</p>
<div id="attachment_26724" style="width: 364px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26724" class="wp-image-26724" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Ekran-Resmi-2025-11-13-06.03.30.png" alt="" width="354" height="330" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Ekran-Resmi-2025-11-13-06.03.30.png 620w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Ekran-Resmi-2025-11-13-06.03.30-300x280.png 300w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" /><p id="caption-attachment-26724" class="wp-caption-text">Nejla Kurul</p></div>
</div>
<div>
<h4 class="Saptanm"><b>&#8220;Bakanlık çocuk işçiliğini teşvik ediyor&#8221;</b></h4>
</div>
<div>
<p class="Gvde"><span class="Yok">Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) projesini de eleştiren Kurul, şu görüşleri dile getirdi: &#8220;</span><em>MEB, MESEM projesiyle çocuk işçiliği teşvik ediyor, bunu ‘erken yaşta meslek edinmesi’ ve ‘evin ekonomisine katkı sağlaması’ ile gerekçelendiriyor. Çocuk işçiliğinin temel nedenlerinden birisi yoksulluk. Yoksulluktan dolayı ailedeki her birey çalışmak zorunda kalıyor. Çocuk işçiliği tercih değil, bir zorunluluk. Siyasal iktidar bu zorunluluğu aşmak üzere politika üretmek yerine MESEM<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>lerle çocuk işçiliğini büyüten politikaları tercih ediyor</em>.&#8221;</p>
</div>
<div>
<p class="Gvde"><span class="Yok">Eğitimcilerin çocuk işçiliğine karşı duyarlılık ve farkı</span><span class="Yok"><span lang="IT">ndal</span></span><span class="Yok">ı</span><span class="Yok"><span lang="NL">k d</span></span><span class="Yok">üzeyinin  yüksek olması gerektiğini vurgulayan Kurul, şu önerilerde bulundu: &#8220;</span><em><span class="Yok">Bir ülkede yoksulluk ve gelir eşitsizliğine karşı mücadele yükselirse, tarımda istihdam ve kayı</span><span class="Yok"><span lang="FR">t d</span></span><span class="Yok">ışı ekonomi kontrol altı</span><span class="Yok"><span lang="IT">na al</span></span><span class="Yok">ınırsa, ç</span><span class="Yok"><span lang="IT">ocu</span></span><span class="Yok">ğ</span><span class="Yok"><span lang="FR">un e</span></span></em><span class="Yok"><em>ğitimden kopması ve okula erişememe nedenleri ortadan kaldırılırsa, toplumsal duyarlılığı aile düzeyinde geliştirebilirsek, çocukların çalıştırılmasına ilişkin sosyal ve kültürel nedenler ortadan kaldırılabilirse, çocuk işçiliğine karşı hukuki ve kurumsal yapı güçlendirilirse çocuk işçiliği ciddi biçimde düşer.</em>&#8220;</span></p>
</div>
<div>
<h4 class="Gvde"><span class="Yok"><b><span lang="DA">Her 4 </span></b></span><span class="Yok"><b>çocuktan 1<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span></b></span><span class="Yok"><b><span lang="IT">i i</span></b></span><span class="Yok"><b>şçi</b></span></h4>
</div>
<div>
<p class="Gvde"><a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Cocuk-2024-54197&amp;dil=1"><span class="Hyperlink1">TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk” </span></a><span class="Yok">verilerine göre de  </span><span class="Yok"><span lang="EN-US">2023-2024 e</span></span><span class="Yok">ğitim-öğretim yılında zorunlu eğitim çağındaki yaklaşık 613 bin çocuk okul dışında kaldı. Okul dışında kalan çocukların büyük çoğunluğunu (yüzde 73,9) 14-17 yaş aralığında ortaöğretim kademesine devam etmesi gereken çocuklar oluşturuyor. </span></p>
</div>
<div>
<p class="Gvde"><span class="Yok">Yine TÜİK’in </span><a href="https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=%25C4%25B0%25C5%259Fg%25C3%25BCc%25C3%25BC-%25C4%25B0statistikleri-2024-54059&amp;dil=1"><span class="Hyperlink0">Hane halkı iş gücü araştı</span><span class="Hyperlink0"><span lang="PT">rmas</span></span><span class="Hyperlink0">ı </span><span class="Hyperlink0"><span lang="EN-US">2024 y</span></span><span class="Hyperlink0">ılı</span></a><span class="Yok"> sonuçlarına g</span><span class="Yok"><span lang="SV">ö</span></span><span class="Yok"><span lang="PT">re 2020</span></span><span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span></span><span class="Yok">de yüzde 16.2 olan 15-17 yaş grubundaki çocukların iş gücüne katılma oranı yüzde 24.9<span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span>e yükseldi. Yani her 4 çocuktan 1<b><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span></b></span><span class="Yok"><span lang="IT">i i</span></span><span class="Yok">şçi olarak çalışıyor. </span></p>
</div>
<div>
<p class="Gvde"><span class="Yok"><span lang="EN-US">2024</span></span><span class="Yok"><span dir="RTL" lang="AR-SA">’</span></span><span class="Yok">te 15-17 yaş grubunda 3 milyon 894 bin çocuk bulunurken, bunların 970 bini kayıtlı işçi olarak çalışıyor. Kayıtsız olarak çalıştırılan çocuklara dair ise herhangi bir veri yok.</span></p>
</div>
<div>
<p class="Gvde"><span class="Yok">Buna ek olarak 504 bin çocuk da mesleki eğitim merkezleri (MESEM) kapsamında patronlara çalışıyor. B</span><span class="Yok"><span lang="SV">ö</span></span><span class="Yok">ylece toplamda çocuk işçi sayısı 1 milyon 474 bine ulaşıyor.</span></p>
</div>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cocuk-isciligi-okulda-olmalari-gerekirken-yanginda-can-verdiler.html">Çocuk işçiliği: Okulda olmaları gerekirken yangında can verdiler</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/cocuk-isciligi-okulda-olmalari-gerekirken-yanginda-can-verdiler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarladan tezgâhtan üniversiteye: Geleneksel meslekler artık akademide</title>
		<link>https://9koy.org/tarladan-tezgahtan-universiteye-geleneksel-meslekler-artik-akademide.html</link>
					<comments>https://9koy.org/tarladan-tezgahtan-universiteye-geleneksel-meslekler-artik-akademide.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:07:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26577</guid>

					<description><![CDATA[<p>İlayda User Türkiye’de bazı meslekler kuşaktan kuşağa, usta-çırak ilişkisiyle sahada öğrenilirken, tarlanın, bahçenin, üretim tezgahlarının kadim bilgisi yüksek öğrenime taşındı. Geleneksel mesleklerin çoğu üniversitelerde açılan ön lisans ve lisans programlarıyla yükseköğretim çatısı altına taşınıyor. Çay Tarımı ve İşleme Teknolojisi, Halıcılık ve Kilimcilik, Bıçakçılık ve El Aletleri Üretim Teknolojisi ile Süt ve Besi Hayvancılığı gibi programlar, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tarladan-tezgahtan-universiteye-geleneksel-meslekler-artik-akademide.html">Tarladan tezgâhtan üniversiteye: Geleneksel meslekler artık akademide</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İlayda User</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’de bazı meslekler kuşaktan kuşağa, usta-çırak ilişkisiyle sahada öğrenilirken, tarlanın, bahçenin, üretim tezgahlarının kadim bilgisi yüksek öğrenime taşındı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Geleneksel mesleklerin çoğu üniversitelerde açılan ön lisans ve lisans programlarıyla yükseköğretim çatısı altına taşınıyor. Çay Tarımı ve İşleme Teknolojisi, Halıcılık ve Kilimcilik, Bıçakçılık ve El Aletleri Üretim Teknolojisi ile Süt ve Besi Hayvancılığı gibi programlar, geleneksel mesleki bilginin akademik eğitimle buluştuğu alanlar arasında yer alıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Türkiye’de diploma kazancı ve saygınlığı belirliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Sadegül Akbaba Altun, geleneksel olarak sahada öğrenilen mesleklerin üniversite programlarına taşınmasında toplumsal ve ekonomik faktörlerin etkili olduğunu belirtti. Türkiye&#8217;de diploma ve unvanın toplumsal statünün yanı sıra çalışma hayatındaki konumu da etkilediğini ifade ederek, bu durumun söz konusu alanların yükseköğretime taşınmasında etkili olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Altun, &#8220;<em>İnsanlar belli bir yerden mezun olarak bir etiket kazanıp kendilerini daha değerli hissetmeye çalışıyor. Daha fazla saygı göreceğini varsayıyor. Bunun, bu tarz bölümlerin lisans ve ön lisans düzeyine taşınmasına etkisi olduğunu düşünüyorum</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Geleneksel mesleklerin üniversite çatısı altında eğitim programlarına dönüşmesinin mesleki açıdan bir standartlaşma sağladığını da belirten Altun, &#8220;<em>Bu tarz eğitimler belli standartlar ve etik ilkeler çerçevesinde veriliyor. Dolayısıyla bir standartlaşma sağlanıyor. Bu konuda yaratıcılığı öldürdüğüne ilişkin eleştirilerim olabilir ama belirli standartlar ve etik çerçevede eğitim de gerekli</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<div id="attachment_26581" style="width: 306px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26581" class=" wp-image-26581" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Prof.-Dr.-Sadegul-Akbaba-Altun-.jpeg" alt="" width="296" height="396" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Prof.-Dr.-Sadegul-Akbaba-Altun-.jpeg 479w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Prof.-Dr.-Sadegul-Akbaba-Altun--225x300.jpeg 225w" sizes="auto, (max-width: 296px) 100vw, 296px" /><p id="caption-attachment-26581" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Sadegül Akbaba Altun</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Akademik bilgi ile saha deneyimi birlikte yürütülmeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Altun, akademik bilginin mesleki beceriye dönüşebilmesi için uygulama imkanlarının artırılması gerektiğini belirtti. Öğrencilerin eğitim sürecinde sahada deneyim kazanmasının önemine dikkat çeken Profesör, üniversite-sanayi iş birliği, staj ve uygulamalı derslerin bu sürece katkı sağlayacağını ifade etti.<strong>  </strong></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Üniversiteler köprü olmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Altun, geleneksel mesleklerde yıllar içinde oluşan deneyimin üniversite eğitiminin dışında bırakılmaması gerektiğini belirterek, ustaların yalnızca geçmişten gelen bir mesleğin temsilcileri olarak değil, sahip oldukları bilgi ve deneyimi yeni kuşaklara aktarabilecek eğitimciler olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Usta-çırak ilişkisinin sabır, emek, yılmazlık ve meslek bilinci gibi değerlerin aktarılmasında önemli olduğunu belirten Altun, bu deneyimin gençlerle buluşturulmasının mesleki eğitimi güçlendirebileceğini söyledi. Bu nedenle deneyimli ustaların üniversitelere davet edilmesi ve öğrencilerle doğrudan bir araya getirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Altun, üniversitelerin akademik bilgi ile saha deneyimi arasında bağlantı kuran bir yapı üstlenmesi gerektiğine de dikkat çekerek, &#8220;<em>Üniversitelerin bir köprü niteliğinde olması gerekir. Bu iki kuşağı bir araya getirerek birlikte çalışma ortamı oluşturmalı</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Akademik bilgi ile saha deneyiminin birlikte yürütülmesi gerektiği yönündeki değerlendirmelerin sahadaki karşılığını ise yaklaşık 50 yıldır hayvancılıkla uğraşan Mustafa Bayrak anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Diploma ile birlikte deneyim şart&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hayvancılıkla yaklaşık 50 yıldır uğraşan Mustafa Bayrak, hayvancılığın ailesinden öğrendiği bir meslek olduğunu ve bu alanda öğrenmenin hiç bitmediğini ifade etti. Üniversitelerde Süt ve Besi Hayvancılığı gibi programların bulunduğunu daha önce bilmediğini belirten Bayrak, Kendisinin hayvancılık alanında üniversite eğitimi almadığını buna rağmen mesleki eğitimin gerekli olduğunu düşündüğünü söyledi. Bayrak, &#8220;<em>Her meslekte olduğu gibi eğitim tabii ki alınmalı. Bunun yanında deneyimin de çok önemli olduğunu unutmamak gerekir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;İşletme için eğitim alana da sahada deneyimi olana da ihtiyaç var&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hayvancılık işletmelerinde akademik eğitim almış kişiler ile sahada deneyim kazanmış kişilerin bir arada farklı sorumluluklar altında çalışabileceğini belirten Mustafa Bayrak, &#8220;<em>İkisinin konumu farklı. Akademiden gelenin çobanlık yapamayacağını düşünüyorum. Çobanlık yapanın da akademik eğitimi olmuyor genelde. Bu yüzden ikisi farklı değerlendirilmeli. İşletme için eğitim alana da sahada deneyimi olana da ihtiyaç var</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Hayvancılıkta eğitimli kişilere ihtiyaç var&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hayvancılıkta üniversite mezunu çalışanlara ihtiyaç olduğunu belirten Bayrak, veteriner hekimlik, hayvan besleme ve hayvan bakımı gibi alanlarda iyi eğitim almış ve mesleğini benimsemiş kişilere ihtiyaç bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bayrak mesleğin gelecek kuşaklara aktarılması için gençlerin hayvancılığa yönlendirilmesinin önemli olduğunu belirtti. Bunun yanı sıra bu alandan ekonomik olarak gelir elde etme imkanlarının dile getirilmesinin de önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">İşte bu bölümlerden bazıları:</p>
<ul>
<li>Boya Teknolojisi &#8211; Kocaeli Üniversitesi, Hereke Asım Kocabıyık Meslek Yüksekokulu</li>
<li style="font-weight: 400;">Bıçakçılık ve El Aletleri Üretim Teknolojisi – Pamukkale Üniversitesi, Serinhisar Meslek Yüksekokulu</li>
<li style="font-weight: 400;">Çay Tarımı ve İşleme Teknolojisi – Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Pazar Meslek Yüksekokulu</li>
<li style="font-weight: 400;">Kanatlı Hayvan Yetiştiriciliği – Bolu İzzet Baysal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi</li>
<li style="font-weight: 400;">Ayakkabı Tasarımı ve Üretimi – Selçuk Üniversitesi, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi</li>
<li style="font-weight: 400;">Bağcılık – Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Alaşehir Meslek Yüksekokulu</li>
<li style="font-weight: 400;">Takı Tasarımı ve İmalatı- Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi</li>
<li style="font-weight: 400;">Halıcılık ve Kilimcilik – Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Ladik Meslek Yüksekokulu</li>
<li style="font-weight: 400;">Süt ve Besi hayvancılığı – Ankara Üniversitesi, Bala Meslek Yüksekokulu</li>
<li style="font-weight: 400;">Zeytincilik ve Zeytin İşleme Teknolojisi- Balıkesir Üniversitesi, Edremit Meslek Yüksekokulu</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tarladan-tezgahtan-universiteye-geleneksel-meslekler-artik-akademide.html">Tarladan tezgâhtan üniversiteye: Geleneksel meslekler artık akademide</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/tarladan-tezgahtan-universiteye-geleneksel-meslekler-artik-akademide.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>LGS ve YKS’de fırsat eşitsizliği büyüyor: Dershane artık zorunluluk</title>
		<link>https://9koy.org/lgs-ve-yksde-firsat-esitsizligi-buyuyor-dershane-artik-zorunluluk.html</link>
					<comments>https://9koy.org/lgs-ve-yksde-firsat-esitsizligi-buyuyor-dershane-artik-zorunluluk.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:06:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26560</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burak Avcı Türkiye’de her yıl milyonlarca öğrenci Liselere Giriş Sınavı  (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) maratonunda yarışıyor.  Yıllar önce resmi olarak kapatılan dershaneler ise tabela değiştirerek bu yarışın tam merkezinde kalmaya devam ediyor. Devlet okullarındaki eğitimin sınavı kazanmaya yetmediği düşüncesi, aileleri bütçelerini sonuna kadar zorlamak zorunda bırakıyor.  Kurs ücretlerini karşılayamayan ailelerin çocukları ise bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/lgs-ve-yksde-firsat-esitsizligi-buyuyor-dershane-artik-zorunluluk.html">LGS ve YKS’de fırsat eşitsizliği büyüyor: Dershane artık zorunluluk</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Burak Avcı</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’de her yıl milyonlarca öğrenci Liselere Giriş Sınavı  (LGS) ve Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) maratonunda yarışıyor.  Yıllar önce resmi olarak kapatılan dershaneler ise tabela değiştirerek bu yarışın tam merkezinde kalmaya devam ediyor. Devlet okullarındaki eğitimin sınavı kazanmaya yetmediği düşüncesi, aileleri bütçelerini sonuna kadar zorlamak zorunda bırakıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;"> Kurs ücretlerini karşılayamayan ailelerin çocukları ise bu yarışa doğrudan birkaç adım geride başlıyor. Böylece sınav maratonu, öğrencilerin bilgisinden çok hanelerin ekonomik gücünün yarıştığı bir alana dönüşüyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;190 bin lira verdim, bir daha kapısından sokmam&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İki çocuğunu birden sınav maratonuna hazırlayan şarküteri reyon görevlisi Hasan Konaktaş, okul yetersiz kaldığı için dershaneye mecbur kaldıklarını anlatıyor. Toplam 190 bin lira ödediğini belirten Konaktaş, yaşadığı hayal kırıklığını şu sözlerle dile getiriyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Okuldan yeterli eğitimi alamadığımız için ek takviye olarak dershaneye gitmek zorunda kaldık. İlk başta ön cephesi çok güzel gözüküyor, harika şeyler anlatıyorlar. Çocukların altına araba verdim, yemek paralarına kadar karşıladım, 190 bin lira harcadım. Ama günün sonunda çocuğum 250 puan aldı. İkisi için de harcadığım emek boşa gitti. Bir daha olsa kapısından içeri sokmam, dershaneler tamamen boş</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Dershane öncesi kan tahlili bile bir pazarlama yöntemi&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">50 yaşındaki meslek lisesi öğretmeni bir veli ise maaşının yaklaşık yüzde 40’ını çocuklarının eğitimine ayırdığını belirtiyor. Sınav hazırlığının bir sektöre dönüştüğünü vurgulayan öğretmen veli, tanık olduğu baskıyı şöyle aktarıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Öğretmen bir arkadaşım durumu çok iyi özetlemişti; çocuklar ergenliğin ilk döneminde LGS, son döneminde ise YKS ile karşılaşıyor ve ikisi de tam bir travmaya dönüşüyor. Artık dershaneler başlamadan önce çocuklara kan tahlilleri, dikkat testleri yaptırılıyor. Bu durumu bile bir pazarlama yöntemi haline getirdiler. Fen liselerinde bile yorulmuş, enerjisi kalmamış öğretmenler varken veliler mecburen özel ders ve etüt arayışına giriyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sosyal medya dayatıyor, aylık bütçemizinyüzde 50’si özelderse gidiyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kızı üçüncü kez YKS’ye hazırlanan ev hanımı Gülşah Nergiz, dershanelerin bir süre sonra işlevini yitirdiğini, bu yıl sadece evden ve özel derslerle hazırlandıklarını söylüyor. &#8220;<em>Dershane ve etütler artık sosyal medyanın da körüklediği bir dayatma haline geldi” diyen Nergiz, deneme kitapları ve haftalık girdikler isınav merkezlerinin ücretlerinin geçen yıla göre yüzde 100 arttığını söylüyor. Aile bütçemizin en az yüzde 50&#8217;sinin sınava hazırlık sürecine gittiğini belirten Nergiz, “Sosyal medyada yaratılan algıyla sürekli bir yetersizlik hissi oluşturuluyor ama bana göre iş yine de öğrencide ve disiplinli çalışmasında bitiyor</em>&#8221; diyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Eksik kalmasın diye 200 bin lira harcadık ama iş çocukta bitiyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İstanbul’da yaşayan ve çocuğunu LGS’ye hazırlayan Özlem Kaya, yarıştan geri kalmama kaygısıyla bütçelerini zorladıklarını ifade ediyor: &#8220;<em>Biz yapmadık dememek, vicdanımızı rahatlatmak ve çocuk eksik hissetmesin diye dershaneye yazdırdık. Kamplarla birlikte yaklaşık 200 bin lira masrafımız oldu. İstanbul’da 300-400 bin lira isteyen yerler var. Sınıfta kursa ya da özel derse gitmeyen tek bir çocuk dahi yok. Ancak günün sonunda dershane ne verirse versin iş yine çocukta bitiyor. Çocuk isterse evinde oturup kendi emeğiyle de başarabiliyor, bunun örnekleri çok.</em>&#8220;</p>
<div id="attachment_26563" style="width: 539px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26563" class=" wp-image-26563" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Egitim-Sen-Genel-Baskani-Kemal-Irmak.jpeg" alt="" width="529" height="352" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Egitim-Sen-Genel-Baskani-Kemal-Irmak.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Egitim-Sen-Genel-Baskani-Kemal-Irmak-300x200.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Egitim-Sen-Genel-Baskani-Kemal-Irmak-1024x682.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Egitim-Sen-Genel-Baskani-Kemal-Irmak-768x512.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Egitim-Sen-Genel-Baskani-Kemal-Irmak-1536x1023.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 529px) 100vw, 529px" /><p id="caption-attachment-26563" class="wp-caption-text">Kemal Irmak</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sınav odaklı sistem çöktü, geleceksizlik büyüyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Türkiye’deki eğitim modelinin çocukların yeteneklerini ve hedeflerini yok sayarak herkesi tek bir kalıba soktuğunu vurguluyor. Mevcut sistemin çocuklara nitelikli eğitim değil, ezbere dayalı soru çözme tekniklerini öğrettiğine dikkat çeken Irmak, bu durumun velilerin beklentilerine yanıt oluşturamadığını belirtiyor: &#8220;<em>Eskiden anne babalar &#8216;ceketimi satar okuturum&#8217; derdi ama okuyan gencin önünde en azından bir gelecek olurdu. Şimdi aileler gelirlerinin en az üçte birini eğitime döküyor ancak istihdam yaratılamadığı için çocuklara hiçbir gelecek sunulamıyor. MEB’in Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK) ise müfredatın sınırları ile sınav soru kalıpları arasındaki makas nedeniyle velinin talebine yanıt veremiyor.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Piyasanın tamamen denetimsiz kaldığını ve özel dersler ile etüt merkezlerinin fahiş maliyetlerle aileleri kıskaca aldığını belirten Irmak, tablonun yarattığı sosyal tahribatı şu sözlerle aktarıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Ortada hiçbir tavan ücret ya da denetim mekanizması yok. Bir özel okul maliyetini katbekat aşan, velilerin karşılamakta çaresiz kaldığı korkunç rakamlar dönüyor. Bu ekonomik çarkı çeviremeyen yoksul ailelerin çocukları ise piramidin en altında kalıyor. İmkân bulamayan gençler kendilerini değersiz hissediyor, okul terkleri artıyor, ağır psikolojik travmalar ve derin buhranlar yaşanıyor. Eğitimin tamamen piyasalaştığı bu düzene karşı kamusal, bilimsel, laik ve parasız eğitimi savunmak zorundayız</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/lgs-ve-yksde-firsat-esitsizligi-buyuyor-dershane-artik-zorunluluk.html">LGS ve YKS’de fırsat eşitsizliği büyüyor: Dershane artık zorunluluk</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/lgs-ve-yksde-firsat-esitsizligi-buyuyor-dershane-artik-zorunluluk.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
