<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Eğitim Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/egitim</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jul 2026 13:18:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Eğitim Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/egitim</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Depremzede öğrenciler YÖK&#8217;ten 1 yıl daha istiyor</title>
		<link>https://9koy.org/depremzede-ogrenciler-yokten-1-yil-daha-istiyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/depremzede-ogrenciler-yokten-1-yil-daha-istiyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:18:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25708</guid>

					<description><![CDATA[<p>Erdem Avşar 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yürürlüğe giren özel öğrencilik uygulaması, son olarak 28 Haziran 2025&#8217;te 1 yıl süreyle uzatılmıştı. Ancak uygulamanın yeni eğitim öğretim döneminde devam etmeyecek olması, bu haktan yararlanan öğrenciler arasında kaygıya neden oldu. Öğrenciler, haklarının en az bir yıl daha uzatılması için seslerini Erol Özvar ve YÖK&#8217;e duyurmaya çalışıyor. Özel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/depremzede-ogrenciler-yokten-1-yil-daha-istiyor.html">Depremzede öğrenciler YÖK&#8217;ten 1 yıl daha istiyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Erdem Avşar</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yürürlüğe giren özel öğrencilik uygulaması, son olarak 28 Haziran 2025&#8217;te 1 yıl süreyle uzatılmıştı. Ancak uygulamanın yeni eğitim öğretim döneminde devam etmeyecek olması, bu haktan yararlanan öğrenciler arasında kaygıya neden oldu. Öğrenciler, haklarının en az bir yıl daha uzatılması için seslerini Erol Özvar ve YÖK&#8217;e duyurmaya çalışıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Özel öğrencilik hakkı nedir?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Özel öğrencilik, öğrencilerin deprem bölgesinde kayıtlı oldukları üniversitedeki öğrencilik statülerini koruyarak belirli bir süre boyunca başka bir yükseköğretim kurumunda ders alabilmelerine imkân tanıyan bir uygulama. 6 Şubat depremlerinin ardından YÖK tarafından hayata geçirilen düzenlemeyle, depremden etkilenen illerde öğrenim gören veya deprem nedeniyle kayıtlı olduğu üniversitede eğitimini sürdürmekte güçlük yaşayan öğrencilerin eğitim süreçlerinin kesintiye uğramaması amaçlandı. Bu kapsamda öğrenciler, kayıtları kendi üniversitelerinde kalmak kaydıyla bulundukları şehirlerdeki üniversitelerde derslere katılarak eğitimlerini sürdürdü. Alınan derslerin kredi ve not intibakı ise ilgili yükseköğretim kurumlarının belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde gerçekleştirildi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Öğrenciler sosyal medyada kampanya başlattı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Seslerini duyurabilmek amacıyla sosyal medyada <strong>#depremzedeözelöğrencilik</strong> etiketiyle paylaşım kampanyası başlatan öğrenciler, taleplerini kamuoyuna ve yetkililere duyurmaya çalışıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Öğrencilerin ortak talebi, kendilerine tanınan özel öğrencilik hakkının en az bir yıl daha uzatılması. Depremin ardından kurdukları eğitim düzeninin yeniden bozulmasını istemediklerini belirten öğrenciler, uygulamanın sona ermesinin akademik süreçlerini sekteye uğratacağını, barınma ve uyum sorunlarını yeniden gündeme getireceğini ifade ediyor. Eğitim hayatlarının kesintiye uğramaması ve psikolojik olarak yeniden zorlu bir sürece sürüklenmemek için özel öğrencilik hakkının devam etmesini talep ediyorlar.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Depremzede öğrenciler yaşadıkları süreci anlattı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kimisi yıllar içinde kurduğu yaşam düzeninin bozulacağını düşünüyor, kimisi ise deprem travmasını yaşadığı şehre dönme ihtimalinin psikolojik yükünü taşıyor. Depremzede öğrenciler, yaşadıkları süreci 9. Köy&#8217;e anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bizim düzenimizi ikinci kez yıkmayın&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İkbal Özgün, Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. sınıf öğrencisi. Üniversite sınavına hazırlandığı dönemde 6 Şubat depremlerine yakalanan Özgün, yaşadığı tüm zorluklara rağmen eğitim hedefinden vazgeçmedi ve Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;ni kazandı. Depremin ardından kendisine tanınan özel öğrencilik hakkı kapsamında eğitimini Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde sürdürmeye başladı. Yaşadıklarını anlatan Özgün, depremle birlikte altüst olan hayatlarını büyük emeklerle yeniden kurduklarını belirterek, özel öğrencilik hakkının sona ermesiyle bu düzenin bir kez daha bozulmasını istemediklerini şöyle ifade ediyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>YÖK&#8217;ün sağladığı özel öğrencilik hakkıyla yerleştiğimiz şehirlerde kendimize sıfırdan bir hayat kurduk. Şimdi tek bir isteğimiz var: Her yıl &#8216;acaba uzatılacak mı&#8217; stresi ve korkusu ile yaşamak istemiyoruz. Psikolojik olarak kendimi nihayet iyi hissettiğim, güvenle düzen kurduğum bu yerde kalmak istiyorum; deprem bölgesine dönmek istemiyorum.&nbsp;</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Bizim durumumuz tam olarak şuna benziyor: Evi yıkılan birine yeni bir ev verip, orada sıfırdan bir hayat kurdurtup, sonra &#8216;eski yıkılan evini tamir ettik&#8217; diyerek onu tekrar oraya göndermek gibi&#8230; Bizim düzenimizi ikinci kez yıkmayın</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Özgün, Uygulamanın sona ermesinin ciddi sorunlar doğuracağını dile getirerek şu ifadeleri kullandı: &#8220;<em>Karar çıkmazsa, kurulu düzenimizi bırakıp deprem bölgesine dönmek zorunda kalacağız.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Hiç ait olmadığım bir yere gitmek beni çok endişelendiriyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yade Sülü, Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi. 6 Şubat depremlerinin ardından tanınan özel öğrencilik hakkı kapsamında eğitimini İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde sürdürdü ve son üç eğitim yılını burada tamamladı. Ailesinin yanında kalabilmek için Malatya&#8217;da eğitimine devam ettiğini belirten Sülü, özel öğrencilik hakkının uzatılmaması halinde önümüzdeki hafta stajına Adıyaman Üniversitesi&#8217;nde başlamak zorunda kalacağını söylüyor. Bu durumun hem eğitim süreci hem de yaşam düzeni açısından ciddi belirsizlikler yarattığını ifade eden Sülü, yaşadığı endişeyi şu sözlerle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Ne hastaneyi tanıyorum ne hocaları ne de asistanları. Bana bir görev verildiğinde yeterince efektif olamayacağıma eminim. Çünkü en basitinden bir laboratuvarın yerini bile bilmiyorum. Ve gidip yurtta kalacağım. Bunun yarattığı psikolojik yük de bir yana olmak üzere gerçekten efektif olamayacağım</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Endişelerini dile getiren Sülü, yaşayacağı sorunları şu ifadelerle aktardı: &#8220;<em>Psikolojim bozuldu. Ne yapacağımı bilmiyorum pazartesi yurttan hastaneye nasıl giderim onu bile bilmiyorum. Hiç ait olmadığım bir yere gitmek beni çok endişelendiriyor. Bunun bir de ekonomik yönü var. Stajdayken yurtta kalmak çok zor ve Adıyaman’da depremden sonra kiralar uçtuğu için staj ücretiyle eve çıkamayacağım. Gerçekten çok zor bir süreç yaşayacağım</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Ekonomik sebeplerle öğrenciliğimi memleketimde sürdürdüm&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İsmini vermek istemeyen bir başka öğrenci ise kurduğu düzenin bozulmasından ve deprem illerine dönmekten çekinceli. Öğrenci, durumunu şu sözlerle aktardı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>6 Şubat 2023’te hayatımız kökünden değişti. Bir kısmımız en sevdiklerini kaybetti, bir kısmımız evini kaybetti, bir kısmımız yaşadığı memleketinden ayrılmak zorunda kaldı. Deprem anında Diyarbakır’daydım ve depremi oldukça büyük bir şiddetle hissettim. Yaşadığım bu ağır sürecin ardından, depremlerden birkaç ay sonra gerçekleşen 2023 YKS sınavında Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandım. Şu an dördüncü sınıftayım. Ben de ekonomik zorluklar ve deprem bölgesindeki barınma sorunları nedeniyle memleketim Diyarbakır’a dönerek Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde özel öğrencilik hakkımı kullandım. Bu 3 sene içerisinde üniversitelerimize alıştık. Hocalarımızı ve eğitim ortamımızı benimsedik. Şimdi durum böyleyken büyük barınma problemleri yaşanan, ilk günkü halinden uzak olmayan deprem illerine dönmekten çekiniyoruz</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/depremzede-ogrenciler-yokten-1-yil-daha-istiyor.html">Depremzede öğrenciler YÖK&#8217;ten 1 yıl daha istiyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/depremzede-ogrenciler-yokten-1-yil-daha-istiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimde yapay zekâ analiz ve sorgulama becerisini köreltiyor mu?</title>
		<link>https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:45:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elifnaz Yücel Yapay zekâ uygulamalarının eğitim hayatındaki kullanımının artması, öğrencilerin ders çalışma ve araştırma alışkanlıklarında önemli değişiklikleri beraberinde getirdi. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran sistemler, eğitimciler ve öğrenciler arasında farklı değerlendirmelere neden oluyor. Bazı öğrenciler yapay zekâyı araştırma süreçlerini hızlandıran bir araç olarak görüyor. Dokuzuncu sınıf öğrencisi E.K., yapay zekâyı ilk kullanmaya başladığında yeni konular öğrenmek amacıyla kullandığını ancak zamanla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html">Eğitimde yapay zekâ analiz ve sorgulama becerisini köreltiyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Elifnaz Yücel</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâ uygulamalarının eğitim hayatındaki kullanımının artması, öğrencilerin ders çalışma ve araştırma alışkanlıklarında önemli değişiklikleri beraberinde getirdi. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran sistemler, eğitimciler ve öğrenciler arasında farklı değerlendirmelere neden oluyor. Bazı öğrenciler yapay zekâyı araştırma süreçlerini hızlandıran bir araç olarak görüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dokuzuncu sınıf öğrencisi E.K., yapay zekâyı ilk kullanmaya başladığında yeni konular öğrenmek amacıyla kullandığını ancak zamanla öğrencilerin bu teknolojiyi daha çok ödev hazırlamak ve hazır cevaplara ulaşmak için tercih ettiğini gözlemlediğini söyledi. E.K, &#8220;<em>Öğrenciler çoğu zaman ödevi tamamlıyor ancak verilen cevapları detaylı incelemiyor. Bu nedenle öğrenme süreci eksik kalabiliyor</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın kısa vadede zaman kazandırdığını belirten E.K, uzun vadede ise öğrencilerin araştırma yapma, bilgiye ulaşma ve kendi fikirlerini oluşturma becerilerinin zayıflayabileceğini savundu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Öğrenme sürecini sekteye uğratabiliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim Danışmanı Yasemin Ay ise öğrencilerin yapay zekâyı çoğunlukla bir destek aracı olarak değil, hazır bilgiye ulaşma yöntemi olarak kullandığını belirtti. Ay, şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Öğrenciler yapay zekâyı destek olarak değil, var olan bilgiyi aynı şekilde almak ve aktarmak amacıyla kullanıyor. Yapay zekâ çoğu zaman cevap üreten bir çözüm olarak görülüyor ancak ben bunun gerçek anlamda bir üretim süreci olduğunu düşünmüyorum. Mevcut ürünleri karmaşık bir hâle getirerek sunan bir araç olarak değerlendiriyorum. Kısa vadede çözüm üretiyormuş gibi görünse de uzun vadede eğitim sürecini sekteye uğratan bir olumsuzluğa dönüşebiliyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın öğrencilerin analiz ve sentez becerilerini de etkileyebileceğini ifade eden Eğitimci Yasemin Ay, &#8220;<em>Bilginin kavranması, analiz edilmesi ve sentezlenmesi gibi aşamalarda yapay zekâdan alınan sonuçlar çoğu zaman yeterli düzeyde olmuyor. Bu durum tek tip öğreti ve tek tip öğrenmeyi beraberinde getiriyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Birincil kaynak olarak görülmemeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Son yıllarda öğretmenlerin de yapay zekâ araçlarını yoğun biçimde kullanmaya başladığını belirten Ay, öğrencilerin farklı kaynaklarla buluşmasının önemine dikkat çekti. Ay, &#8220;<em>Bizler öğrencilere bilgiye nasıl ulaşılacağını ve bu bilginin hangi durumlarda nasıl kullanılacağını öğretmeye çalışıyoruz. Bu nedenle yapay zekâyı birincil kaynak olarak kabul etmenin doğru olmadığını düşünüyorum</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın tamamen dışlanmasının da mümkün olmadığını vurgulayan Ay, okullarda yapay zekâ okuryazarlığına yönelik ders içerikleri oluşturulması gerektiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Yapay zekâ benim için bir araç&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Okan Yavuzaslan ise yapay zekâyı akademik çalışmalarında zaman yönetimini kolaylaştıran bir araç olarak gördüğünü belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yavuzaslan, &#8220;<em>Benim için yapay zekâ, verdiğim bilgiler ve komutlar doğrultusunda bana en uygun dokümanı tedarik eden bir araç. Akademik hayatımda zamanımı daha verimli kullanmama yardımcı olduğu için yapay zekâyı aktif olarak kullanıyorum</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Son kararı yine insan veriyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın araştırma süreçlerinde önemli ölçüde zaman kazandırdığını ifade eden Yavuzaslan , internet ortamındaki bilgi yoğunluğuna dikkat çekti. Yavuzaslan, &#8220;<em>İnternet adeta sonu olmayan bir uçurum ve milyonlarca doğru ya da yanlış bilgiye maruz kalıyoruz. Yapay zekâ sayesinde bilgiye ulaşmak için harcadığım zamanı azaltıp enerjimi başka yararlı konulara ayırabiliyorum</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâdan elde edilen bilgilerin mutlaka doğrulanması gerektiğini vurgulayan Yavuzaslan, &#8220;<em>Son aşamada bilginin doğruluğuna yine ben karar veriyorum. Yapay zekâ araştırma sürecini kolaylaştırabilir ancak eleştirel düşünmenin ve değerlendirme yapmanın yerini alamaz</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanlar ve öğrenciler, yapay zekânın eğitimde önemli fırsatlar sunduğu konusunda hemfikir olurken, teknolojinin bilinçlikullanılması ve öğrencilerin araştırma, sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerinin korunması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html">Eğitimde yapay zekâ analiz ve sorgulama becerisini köreltiyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zil sustu köyde hayat değişti</title>
		<link>https://9koy.org/zil-sustu-koyde-hayat-degisti.html</link>
					<comments>https://9koy.org/zil-sustu-koyde-hayat-degisti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:42:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25021</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büşra Tekin  Bir zamanlar sabah zil sesleriyle hareketlenen köy yolları bugün birçok yerde sessiz. Bahçesinde çocukların koştuğu, törenlerin yapıldığı, öğretmen lojmanlarının ışık yaktığı köy okulları artık ya boş durumda ya da kapısına kilit vurulmuş halde bekliyor. Türkiye’de son 20 yılda 20 binin üzerinde köy okulunun kapanması, yalnızca eğitim sistemindeki bir değişim olarak değerlendirilmiyor. Eğitimciler, psikologlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/zil-sustu-koyde-hayat-degisti.html">Zil sustu köyde hayat değişti</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Büşra Tekin </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bir zamanlar sabah zil sesleriyle hareketlenen köy yolları bugün birçok yerde sessiz. Bahçesinde çocukların koştuğu, törenlerin yapıldığı, öğretmen lojmanlarının ışık yaktığı köy okulları artık ya boş durumda ya da kapısına kilit vurulmuş halde bekliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’de son 20 yılda 20 binin üzerinde köy okulunun kapanması, yalnızca eğitim sistemindeki bir değişim olarak değerlendirilmiyor. Eğitimciler, psikologlar ve kırsal kalkınma üzerine çalışan uzmanlara göre bu süreç; göçten üretime, aile yapısından çocuk psikolojisine kadar birçok alanı doğrudan etkiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Özellikle kırsal bölgelerde öğrenci sayısının azalması, taşımalı eğitim sisteminin yaygınlaşması ve öğretmen yetersizliği nedeniyle birçok köyde eğitim tamamen merkez okullara taşındı. Bunun ardından ise köylerden kentlere doğru yeni bir göç dalgası başladı.</p>
<div id="attachment_25022" style="width: 364px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25022" class=" wp-image-25022" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/lokman-babat-egitimsen.webp" alt="" width="354" height="240" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/lokman-babat-egitimsen.webp 577w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/lokman-babat-egitimsen-300x203.webp 300w" sizes="(max-width: 354px) 100vw, 354px" /><p id="caption-attachment-25022" class="wp-caption-text">Lokman Babat</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çocuk için gidiyoruz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kırsalda yaşayan birçok aile için artık en büyük sorun çocukların eğitimi. Bazı aileler çocuklarını her gün kilometrelerce uzaklıktaki okullara göndermek zorunda kalırken, bazıları ise tamamen ilçe ya da şehir merkezlerine taşınmayı tercih ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim Sen Van Şube Temsilcisi Lokman Babat, özellikle son yıllarda köyden kente göçün önemli nedenlerinden birinin eğitim olduğunu belirtiyor. Kırsal bölgelerde bazı okulların öğrenci azlığı nedeniyle kapandığını ifade eden Babat, bazı yerleşimlerde ise öğretmen eksikliği nedeniyle ailelerin çocuklarını başka bölgelere göndermek zorunda kaldığını söylüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak bu durum yalnızca eğitim alanını etkilemiyor. Çünkü köyden ayrılan her aile, aynı zamanda  tarımdan, hayvancılıktan, üretimden de uzaklaşıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Tarım ve hayvancılık da etkileniyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanlara göre köy okullarının kapanmasıyla birlikte kırsaldaki üretim zinciri  zayıflıyor. Tarım ve hayvancılıkla geçinen aileler, çocuklarının eğitimi için kent merkezlerine taşındığında üretim devamlılığı da sekteye uğruyor. Birçok aile, şehir yaşamına geçtikten sonra hayvancılığı bırakıyor ya da tarlasını işleyemiyor. Bu durum yalnızca bireysel gelir kaybına değil, kırsal ekonominin küçülmesine de neden oluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Artan yakıt fiyatları, yem maliyetleri ve üretim giderlerinin zaten köy yaşamını zorlaştırdığına dikkat çeken Babat, eğitim nedeniyle yaşanan göçün bu süreci daha da hızlandırdığını ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bazı köylerde genç nüfusun büyük ölçüde azalmasıyla birlikte üretim yaşlı nüfusun omzuna kalıyor. Bir süre sonra ise birçok aile tamamen köyle bağını koparıyor.</p>
<div id="attachment_25023" style="width: 216px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25023" class=" wp-image-25023" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/harbi-yuruk.jpeg" alt="" width="206" height="310" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/harbi-yuruk.jpeg 825w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/harbi-yuruk-199x300.jpeg 199w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/harbi-yuruk-680x1024.jpeg 680w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/harbi-yuruk-768x1156.jpeg 768w" sizes="(max-width: 206px) 100vw, 206px" /><p id="caption-attachment-25023" class="wp-caption-text">Harbi Yürük</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Köy okulu sadece okul değildir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Uzman Klinik Psikolog Harbi Yürük ise köy okullarının yalnızca eğitim verilen yapılar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söylüyor. Yürük’e göre köy okulları, çocukların yaşadığı çevreyle bağ kurduğu, sosyal ilişkiler geliştirdiği ve aidiyet hissini güçlendirdiği alanlardan biri.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Köy okulu sadece ders yapılan bir bina değil, aynı zamanda çocuğun yaşadığı yere ait hissetmesini sağlayan sosyal bir alandır</em>&#8221; diyen Yürük, taşımalı eğitim sisteminin özellikle küçük yaş gruplarında fiziksel ve psikolojik yorgunluk oluşturabildiğini ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çocukların her gün uzun yolculuklarla farklı merkezlere gitmek zorunda kalmasının sosyal bağları da etkilediğini belirten Yürük, zamanla yaşanılan yere karşı aidiyet hissinin zayıflayabildiğine dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanlara göre çocukların yaşadığı çevreden uzaklaşması, kırsal yaşamla kurdukları bağı da azaltıyor. Bu durum ilerleyen yıllarda köylere geri dönüş ihtimalini de düşürüyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kış şartları eğitimi daha da zorlaştırıyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Özellikle sert kış koşullarının yaşandığı bölgelerde taşımalı eğitim sistemi zaman zaman ciddi sorunlara yol açabiliyor. Kar yağışı, buzlanma ve uzun yol mesafeleri nedeniyle öğrenciler eğitim süreçlerinde aksama yaşayabiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzman Klinik Psikolog Harbi Yürük, bazı ailelerin özellikle küçük yaşlardaki çocuklarını uzak okullara göndermekte zorlandığını belirtiyor. Güvenlik ve ulaşım kaygılarının özellikle kız çocuklarının eğitim süreçlerini etkileyebildiği ifade ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sessiz kalan sadece sınıflar değil</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Köy okullarının kapanmasıyla birlikte yalnızca eğitim sistemi değişmiyor. Uzmanlara göre köylerdeki sosyal hareketlilik de giderek azalıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eskiden öğretmenlerin bulunduğu, törenlerin yapıldığı, çocuk seslerinin yükseldiği köylerde bugün daha sessiz bir yaşam dikkat çekiyor. Öğretmenlerin köylerden ayrılmasıyla birlikte sosyal etkinlikler azalıyor, nüfus yaşlanıyor ve kırsal yaşam giderek zayıflıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim uzmanları ise çözümün yalnızca yeni okul açmak olmadığını vurguluyor. Kırsalda yaşamı sürdürülebilir hale getirecek ekonomik desteklerin, ulaşım imkanlarının, öğretmen politikalarının ve sosyal yatırımların birlikte ele alınması gerektiği belirtiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çünkü uzmanlara göre kapanan her köy okulu, sadece bir binanın boşalması değil; bir köyün geleceğinin yavaş yavaş sessizleşmesi anlamına geliyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/zil-sustu-koyde-hayat-degisti.html">Zil sustu köyde hayat değişti</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/zil-sustu-koyde-hayat-degisti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullarda şiddet: Çok katmanlı sorunun çözümü ne?</title>
		<link>https://9koy.org/okullarda-siddet-cok-katmanli-sorunun-cozumu-ne.html</link>
					<comments>https://9koy.org/okullarda-siddet-cok-katmanli-sorunun-cozumu-ne.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jun 2026 06:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24707</guid>

					<description><![CDATA[<p>Belkıs Yakut Okullarda son dönemde artan şiddet olayları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Uzman Klinik Psikolog Fadıl Karakoç’a göre sorun çok katmanlı ve çözüm yolları da aynı derecede çok boyutlu. Konuya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Karakoç, şiddetin yalnızca bireysel bir davranış problemi olarak ele alınamayacağını söyleyerek, &#8220;Çok katmanlı süreçlerin ve sorunların iç içe geçtiği bir yapıdan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/okullarda-siddet-cok-katmanli-sorunun-cozumu-ne.html">Okullarda şiddet: Çok katmanlı sorunun çözümü ne?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Belkıs Yakut</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Okullarda son dönemde artan şiddet olayları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, Uzman Klinik Psikolog Fadıl Karakoç’a göre sorun çok katmanlı ve çözüm yolları da aynı derecede çok boyutlu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Konuya ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Karakoç, şiddetin yalnızca bireysel bir davranış problemi olarak ele alınamayacağını söyleyerek, &#8220;<em>Çok katmanlı süreçlerin ve sorunların iç içe geçtiği bir yapıdan söz ediyoruz</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Karakoç, küreselleşme, dijital içeriklere kolay erişim, aile içi iletişim sorunları ve okul-aile bağındaki zayıflığın bu sürecin temel belirleyicileri olduğunu anlattı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Şiddeti tek bir nedene indirgemek mümkün değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Karakoç, okullarda yaşanan şiddet olaylarının tek bir açıklamayla anlaşılmasının mümkün olmadığını aktararak, &#8220;<em>Okullardaki şiddet olaylarını tek bir sebep ya da tek bir dinamik üzerinden açıklamak maalesef bugün artık mümkün değil</em>&#8221; dedi ve farklı sosyal ve psikolojik faktörlerin bir araya gelmesiyle bu tablonun ortaya çıktığını dile getirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Teknolojinin ve küreselleşmenin etkisine dikkat çeken Karakoç, bilgi akışının hızlanmasının çocukların dünyasını doğrudan etkilediğini belirterek, &#8220;<em>Gelişen teknolojiyle birlikte dünya adeta küçük bir köye dönüşmüş durumda</em>&#8221; dedi ve çocukların artık dünyanın herhangi bir yerindeki olaylara anında ulaşabildiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu durumun aynı zamanda riskleri artırdığını ifade eden Karakoç, &#8220;<em>Artık dünyanın herhangi bir yerinde infial yaratan bir olaya ilişkin detaylara çok hızlı bir şekilde erişebiliyoruz</em>&#8221; sözleriyle dijital maruziyetin yoğunluğuna dikkat çekti.</p>
<div id="attachment_24708" style="width: 342px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24708" class="wp-image-24708" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/05/79bfd2a9-f279-45f2-bd97-458122ef9da6.jpg" alt="" width="332" height="443" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/05/79bfd2a9-f279-45f2-bd97-458122ef9da6.jpg 1200w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/05/79bfd2a9-f279-45f2-bd97-458122ef9da6-225x300.jpg 225w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/05/79bfd2a9-f279-45f2-bd97-458122ef9da6-768x1024.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/05/79bfd2a9-f279-45f2-bd97-458122ef9da6-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 332px) 100vw, 332px" /><p id="caption-attachment-24708" class="wp-caption-text">Fadıl Karakoç</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dijital içerikler ve gerçeklik algısında bozulma</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline geldiğini hatırlatan Karakoç, tamamen yasaklayıcı bir yaklaşımın mümkün olmadığını belirterek, &#8220;<em>Teknoloji artık hayatımızın vazgeçilmez bir parçası</em>&#8221; dedi ve önemli olanın çocukların bu dünyayla sağlıklı bir şekilde buluşturulması olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak kontrolsüz dijital içeriklerin ciddi riskler taşıdığının altını çizen Karakoç, &#8220;<em>Özellikle yıkıcı ve ölüm temalı içerikler, çocukların zihinsel dünyasında ciddi etkiler bırakıyor</em>&#8221; dedi. Uzun süre bu içeriklere maruz kalan çocukların gerçeklik algısında bozulmalar yaşanabileceğini söyleyen Karakoç, &#8220;<em>Bazı çocuklar, oyunlardaki gibi ölümün geri dönüşü olan bir şey olduğunu düşünebiliyor</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dijital aidiyet arayışı ve sosyal boşluk</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çocukların gerçek hayatta kuramadıkları sosyal bağları dijital ortamda telafi etmeye çalıştığını belirten Karakoç, &#8220;<em>Çocuklar, gerçek hayatta kuramadıkları bağı ve aidiyet duygusunu dijital dünyada aramaya başlıyor</em>&#8221; dedi ve bunun uzun vadede riskli sonuçlar doğurabileceğini anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu durumun toplumsal yansımalarına da dikkat çeken Karakoç, &#8220;<em>Daha önce ‘bizde olmaz’ denilen birçok şiddet olayının artık toplumumuzda da görülmeye başladığını gözlemliyoruz</em>&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Şiddetin en kritik noktası</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Şiddetin en önemli belirleyicilerinden birinin aile olduğunu vurgulayan Karakoç, çocuğun ilk sosyal öğrenme alanının aile olduğuna dikkat çekerek, &#8220;<em>Ailesiyle sağlıklı bir ilişki kuramayan çocukların ilerleyen yaşamlarında ciddi sorunlar yaşadığını görüyoruz</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aile içi yaklaşım biçimlerinin de kritik olduğunu anlatan Karakoç, aşırı korumacı ya da aşırı yüceltici tutumların da sorun oluşturabileceğini belirterek, &#8220;<em>Çocuğa sürekli ‘sen en mükemmelsin’ gibi ifadelerle yaklaşılması, onun kendisini her şeyin merkezinde görmesine neden oluyor</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bunun yerine dengeli bir yaklaşım gerektiğini ifade eden Karakoç, &#8220;<em>Ebeveynler çocuklarına ‘sen değerlisin ama başkaları da en az senin kadar değerli’ anlayışını kazandırmalı</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Şiddet öğrenilen bir davranıştır</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Karakoç, şiddetin doğuştan gelen bir özellik olmadığını, öğrenilen bir davranış olduğunu dile getirerek, &#8220;<em>Aile içinde şiddet gören ya da sevgisiz büyüyen bir çocuğun ileride topluma vereceği şeyin yine şiddet olma ihtimali oldukça yüksektir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu davranış kalıplarının okul ortamına taşındığını söyleyen Karakoç, &#8220;<em>Çocuk evde gördüğü iletişim biçimini okul hayatına taşır ve akran ilişkilerinde şiddet normalleşir</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Okul ve aile arasındaki kopukluk derinleşiyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ailelerin çocukların eğitim sürecinden uzak kalmasının önemli bir risk oluşturduğunu belirten Karakoç, &#8220;<em>Çocuğun okulda yaşadığı süreçlerden haberdar olmayan ebeveynler, olası riskleri zamanında fark edemez</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kendini ifade edemeyen çocukların içine kapanabileceğini ya da öfkesini farklı şekillerde dışa vurabileceğini belirten Karakoç, bu durumun şiddet davranışlarını tetikleyebileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Okullarda öğretmenlerin yalnızca akademik değil, aynı zamanda sosyal gelişim açısından da önemli bir rol üstlendiğini hatırlatan Karakoç, &#8220;<em>Ailede kurulamayan bağın okulda öğretmenle kurulabilmesi, çocuğun hayatında önemli bir dönüm noktası olabilir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Karakoç, öğretmenlerin riskli öğrencileri erken fark etmesi ve rehberlik servislerine yönlendirmesi gerektiğini belirterek, aileyle iş birliği içinde hareket edilmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Çözümün merkezinde aile var</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Değerlendirmesini aileye dikkat çekerek tamamlayan Karakoç, &#8220;<em>Okullarda şiddeti önlemenin en önemli yolu aile içinde kurulan sağlıklı bağdan geçmektedir</em>&#8221; dedi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca, &#8220;<em>Çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanması, görülmesi, anlaşılması hayati öneme sahiptir</em>&#8221; ifadelerini kullanan Karakoç, ihmal edilen çocuklarda yıkıcı davranışların ortaya çıkma riskinin arttığını vurguladı ve şiddetle mücadelenin temelinde güçlü aile yapısının bulunduğunu belirtti.<br />
</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/okullarda-siddet-cok-katmanli-sorunun-cozumu-ne.html">Okullarda şiddet: Çok katmanlı sorunun çözümü ne?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/okullarda-siddet-cok-katmanli-sorunun-cozumu-ne.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de yabancı öğrenciler hangi sorunları yaşıyor?</title>
		<link>https://9koy.org/turkiyede-yabanci-ogrenciler-hangi-sorunlari-yasiyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/turkiyede-yabanci-ogrenciler-hangi-sorunlari-yasiyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 08:28:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tevfik Armutcuoğlu Türkiye, yabancı öğrenciler için iyi bir eğitim fırsatı olarak görülse de, kampüs içinde ve dışındaki hayat pek çok problemi beraberinde getiriyor. Dil sorunu, geçim derdi ve sınır dışı edilme riski yabancı öğrencilerin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlar. Akdeniz Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Öğrencisi Nijeryalı Simon Yanoluva Goodluck ve Jeoloji Mühendisliği 1. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/turkiyede-yabanci-ogrenciler-hangi-sorunlari-yasiyor.html">Türkiye’de yabancı öğrenciler hangi sorunları yaşıyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Tevfik Armutcuoğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye, yabancı öğrenciler için iyi bir eğitim fırsatı olarak görülse de, kampüs içinde ve dışındaki hayat pek çok problemi beraberinde getiriyor. Dil sorunu, geçim derdi ve sınır dışı edilme riski yabancı öğrencilerin karşı karşıya kaldığı en önemli sorunlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Akdeniz Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Öğrencisi Nijeryalı Simon Yanoluva Goodluck ve Jeoloji Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi Tanzanyalı Rahim Peter Bukombe yaşadıkları zorlukları 9. Köy’e anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Goodluck’un zorlandığı konuların başında, sokak dili ile akademik dil arasındaki farklılık geliyor. &#8220;<em>Eğitim ve sokaktaki dil çok farklı. Sokakta anlayabiliyorum ve konuşabiliyorum ama Üniversite ve sokak farklı. Eğitimlerde kullanılan cümleler ağır anlayamıyorum</em>&#8221; dedi.  Goodluck, derslerde anlayamadığı konuları ise önce Türkçe okuduğunu daha sonra ise İngilizceye çevirip okuduğunu anlattı. Goodluck özellikle yazım gerektiren “klasik” sınavlarda kelime bilgisi yetersizliğinden yabancı öğrenciler için kafa karıştırıcı ve zor olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Rahim de benzer bir soruna dikkat çekerek sorudaki bir kelimeyi bile bilememesinin bütün sorunun anlamını ve cevabını değiştirdiğini ve bu durumun akademik başarısını doğrudan etkilediğini söyledi. Rahim ise derslerde anlamadığı ya da kaçırdığını düşündüğü konuları anlamak için yapay zekadan destek almak zorunda kaldığını belirtti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>En büyük stres kaynağı deport riski</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Goodluck ve Rahim’e göre en büyük stres kaynağı ise her yıl yenilenmesi gereken ikamet izinleri ve pasaport süreleri. Belgelerde yaşanan en küçük bir aksaklık “deport” yani sınırdışı edilme riskini de beraberinde getiriyor. Goodluck pasaportunu yenilemek için her sene belirli bir günde Ankara’ya gitmek zorunda kaldığını belirtirken, &#8220;<em>Pasaportu aldıktan sonra hemen ikamet başvurusu yapmam gerekiyor yapmazsam deport ediliyorum</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Rahim ise bu süreçte zaman algısının çok önemli olduğunu belirtirken evrakı eksik olan veya süreyi geçirenlerin çok zorlandığını ve bu yüzden tüm belgelerin o gün hazır olması gerektiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Burslarla geçinmeye çalışıyorlar</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ekonomik koşullar yabancı öğrencilerin yüklerini daha da ağırlaştırıyor. Yasal olarak çalışma izinleri olmayan Goodluck ve Rahim sadece burslar ile geçinmeye çalışıyor. Goodluck aldığı bursun 6 bin 500 liraya yükseldiğini belirtirken, &#8220;<em>Yabancı öğrenci bursu alıyorum. Ama yetmiyor. Yasal olarak çalışamıyoruz. Günlük işler varsa riskli olsa da çalışan var. Ama sigortasız ve yakalanırsan deport edilme riskin var</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Rahim ise bu Türkiye’deki ekonomik tablonun onları da olumsuz etkilediğini belirterek, şunları söyledi: &#8220;<em>Enflasyon bizi de mahvediyor. Bu durum bizim için daha zor oluyor. Günlük işlerde çalışma fırsatları var ama bu durum beraberinde deport edilme riskini de getiriyor. Bursum gereği de çalışmam yasak ve yakalanırsam sınır dışı edilirim. Bu riski almaya değmiyor</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Türkiye daha güvenli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Dünyanın geneline karşın Türkiye’de ırkçılık konusunda iki öğrenci de oldukça güvenli olduğunu söyledi. Ancak Goodluck sosyal hayatta nadiren de olsa karşılaştıklarını ancak yurtta böyle bir şeyle hiçbir zaman karşılaşmadıklarını söyledi. Rahim ise kendi zihniyeti gereği insanların ne dediğini umursamadığını nadiren karşılaşsa da umursamadığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tüm bu zorluklara rağmen her iki öğrenci de hedeflerine odaklanmış durumda. Goodluck, mezun olduktan sonra Antalya’da veya kendi ülkesi olan Nijerya’ya dönüp mesleğini yapmak istediğini belirtti. Rahim ise eğitimini tamamladıktan sonra ülkesinin kendisine ihtiyaç duyabileceğini bu yüzden ülkesi Tanzanya’ya dönmeyi planlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/turkiyede-yabanci-ogrenciler-hangi-sorunlari-yasiyor.html">Türkiye’de yabancı öğrenciler hangi sorunları yaşıyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/turkiyede-yabanci-ogrenciler-hangi-sorunlari-yasiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırsalın &#8220;görünmez&#8221; duvarları kızların eğitimine engel</title>
		<link>https://9koy.org/kirsalin-gorunmez-duvarlari-kizlarin-egitimine-engel.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kirsalin-gorunmez-duvarlari-kizlarin-egitimine-engel.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 07:28:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24284</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazal Bugutekin Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve STK verileri incelendiğinde, kent ile kırsal arasındaki eğitim eşitsizliği net bir şekilde görülüyor. Uzmanlara göre, kırsalın görünmez duvarlarını yıkmak için atılan adımlar; sadece binalar inşa etmekle değil, zihinlerdeki “kız çocukları okumaz” algısını kalıcı olarak yıkmaktan geçiyor. Son yayımlanan eğitim istatistiklerine göre, Türkiye genelinde ortaöğretimde net okullaşma oranı  yüzde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kirsalin-gorunmez-duvarlari-kizlarin-egitimine-engel.html">Kırsalın &#8220;görünmez&#8221; duvarları kızların eğitimine engel</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Hazal Bugutekin</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve STK verileri incelendiğinde, kent ile kırsal arasındaki eğitim eşitsizliği net bir şekilde görülüyor. Uzmanlara göre, kırsalın görünmez duvarlarını yıkmak için atılan adımlar; sadece binalar inşa etmekle değil, zihinlerdeki “kız çocukları okumaz” algısını kalıcı olarak yıkmaktan geçiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Son yayımlanan eğitim istatistiklerine göre, Türkiye genelinde ortaöğretimde net okullaşma oranı  yüzde 90 seviyelerine yaklaşmış olsa da kırsal bölgelerde bu oran yer yer yüzde 70’lerin altına düşüyor. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki köy yerleşimlerinde, kız çocuklarının lise kademesine geçişte okuldan kopma oranı erkek çocuklara göre yüzde 15 daha fazla.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;En büyük engel cinsiyetçi geleneksel yapı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Köyde öğretmenlik yapan Merve Buğutekin, kırsaldaki temel sorunun sadece fiziksel erişim olmadığına dikkat çekiyor. Kırsal bölgelerde doğup büyümenin getirdiği kültürel doku ve yerleşik cinsiyetçi yaklaşımların, kız çocuklarının eğitim hayatı aleyhine durum oluşturduğunu belirten Bugutekin, gözlemlerini şöyle aktardı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bu kültürel baskı ve cinsiyetçi bakış açısı, bireylerin -bu ortam bir eğitim kurumu olsa dahi- yeni bir ortama uyum sağlamasını zorlaştırıyor ve onları sosyal çevreden uzaklaştırıyor. Eğitimin önündeki bir diğer kritik engel ise ailelerin düşük ekonomik düzeyi ve eğitim masraflarının yarattığı yüktür. Buna ek olarak, bazı ailelerin kız çocuklarının hem eğitim almasına hem de iş hayatına atılmasına yönelik önyargılı tutumları, bu çocukların potansiyellerini gerçekleştirmelerini engellemekte ve onları eğitim sisteminin dışına itmektedir</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İkna komisyonları devrede</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kırsaldaki bu duruma karşı devlet kurumları, sivil toplum kuruluşları ve gönüllü eğitimciler topyekûn bir seferberlik yürütüyor. Sahadaki en etkili yöntemlerden biri olan İkna Komisyonları. Milli Eğitim Bakanlığı koordinesinde çalışan komisyon üyeleri,  köy köy, kapı kapı gezerek okuldan kopan çocukların izini sürüyor. İçerisinde öğretmenlerin ve rehberlik uzmanlarının bulunduğu bu ekipler, sadece çocuklar ile değil; okulun gerekliliğine inanmayan ebeveynlerle de görüşüp onları eğitimin önemi konusunda ikna etmeye çalışıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çanta yerine tırpan tutsaydı, geleceği benim gibi toz toprak içinde kalacaktı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ekonomik nedenler yüzünden çocuklarını okula göndermek istemeyen Maşallah Aslanhan, ilçe ikna komisyonları tarafından ikna edilen velilerden biri. Kızını okula gönderdiği için kaymakamlık tarafından sağlanan maddi desteklerle rahat bir nefes alan Aslanhan, başlangıçtaki direncini ve yaşadığı değişimi şu sözlerle dile getiriyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Altı çocuğum var; tarladan ve hayvanlardan kazandığımız karın tokluğuna yetmiyordu. &#8216;Kızım okuyup da ne olacaktı? Yol masrafı, üstü başı derken altından kalkamam&#8217; sandım. Ama hocalarımız kapımıza kadar geldi. Kaymakamlığımız sağ olsun, okul masrafları için elimizden tuttu. Şimdi kızım çanta yerine tırpan tutsaydı, geleceği de benimki gibi tozun toprağın içinde kalacaktı. Devlete olan borcumuzu kızım okuyup memlekete hizmet ederek ödeyecek.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Kırsalın görünmez duvarlarını yıkmak için atılan adımlar; sadece binalar inşa etmekle değil, zihinlerdeki “kız çocukları okumaz” algısını kalıcı olarak silmekle başarıya ulaşacaktır. O gün gelene kadar; tarlalardan, ev içi işlerden ve erken evliliklerden koparılıp sınıflara kazandırılan her çocuk, Türkiye’nin en büyük zaferi sayılacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kirsalin-gorunmez-duvarlari-kizlarin-egitimine-engel.html">Kırsalın &#8220;görünmez&#8221; duvarları kızların eğitimine engel</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kirsalin-gorunmez-duvarlari-kizlarin-egitimine-engel.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akademide &#8220;yeni&#8221; düzen: Liyakatın yerini güvencesizlik aldı</title>
		<link>https://9koy.org/akademide-yeni-duzen-liyakatin-yerini-guvencesizlik-aldi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/akademide-yeni-duzen-liyakatin-yerini-guvencesizlik-aldi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:46:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24241</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oğulcan Özgenç Türkiye’de üniversitelerde akademik özgürlük ve kurumsal özerklik, son yıllarda giderek derinleşen bir ihlal alanına dönüşüyor. Akademik kadrolara yapılan liyakatsiz ve “adrese teslim” atamalar, idari müdahaleler ve yolsuzluk iddiaları, yükseköğretim kurumlarının işleyişine doğrudan yansırken, bilimsel üretim ve karar alma süreçleri üzerindeki baskı artıyor. Bu tabloya güvencesiz çalışma koşulları ve yaygın işten atmalar eşlik ediyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/akademide-yeni-duzen-liyakatin-yerini-guvencesizlik-aldi.html">Akademide &#8220;yeni&#8221; düzen: Liyakatın yerini güvencesizlik aldı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Oğulcan Özgenç</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’de üniversitelerde akademik özgürlük ve kurumsal özerklik, son yıllarda giderek derinleşen bir ihlal alanına dönüşüyor. Akademik kadrolara yapılan liyakatsiz ve “adrese teslim” atamalar, idari müdahaleler ve yolsuzluk iddiaları, yükseköğretim kurumlarının işleyişine doğrudan yansırken, bilimsel üretim ve karar alma süreçleri üzerindeki baskı artıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu tabloya güvencesiz çalışma koşulları ve yaygın işten atmalar eşlik ediyor. Hem vakıf hem de devlet üniversitelerinde akademisyenler artan sözleşme fesihleri, performans baskısı ve iş güvencesi eksikliğiyle karşı karşıya kalırken; öğrenciler ve akademisyenler soruşturmalar ve disiplin süreçleriyle hedef alınıyor. Üniversite bileşenleri için ifade ve örgütlenme alanı daralırken, yükseköğretim kurumları giderek daha kontrol altında bir yapıya doğru sürükleniyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Devlet üniversiteleri hak ihlallerinin merkezine dönüştü</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği’nin (Ünivder) “Üniversitelerde Hak İhlalleri 2025” raporuna göre, basına yansıyan 251 hak ihlali vakasında toplam 246 akademisyen işten çıkarıldı. Bu işten çıkarmaların 71’i devlet üniversitelerinde, 175’i ise vakıf üniversitelerinde yaşandı. İhlallerin büyük bölümü ise yüzde 87,5 oranıyla devlet üniversitelerinde gerçekleşti. Devlet üniversitelerinde en sık görülen ihlaller arasında akademik özgürlük ihlalleri, liyakatsiz atamalar ve yolsuzluk öne çıktı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Rapora göre; 2025 yılında akademik ilanlar her sene olduğu gibi belirli kişilere göre şekillendirildi. Güvencesiz statüde çalışan akademisyenlerin görevlerine son verildi. Sendika veya dernek üyeliği akademisyenlerin işten çıkarılmasına “gerekçe” oldu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vakıf üniversitelerinde en yaygın ihlal türü ise işten atmalar oldu. Bu kurumlarda iş güvencesinin zayıf olması, akademisyenlerin yaşadıkları hak ihlallerine karşı başvuru mekanizmalarını fiilen kullanamaz hale gelmesine yol açtı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Üniversiteler iktidar ve piyasa kıskacında özerkliğini yitirdi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ünivder Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Çeler, üniversitelerdeki hak ihlallerine ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’de yükseköğretimin uzun süredir iktidar ilişkileri içinde şekillendiğine dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversitelerin geçmişte de tam anlamıyla özerk olmadığını belirten Çeler, &#8220;<em>Türkiye’deki üniversiteler aslında hep bir şekilde iktidarın bir parçası olarak işledi. 80’lerden itibaren üniversite özerkliği ortadan kalktı</em>&#8221; dedi. 2000’li yıllarla birlikte açılan 200’ün üstünde taşra üniversitenin bu süreci derinleştirdiğini vurgulayan Çeler, kamusal eğitim anlayışının aşındığını ve üniversitelerin giderek piyasa ilişkilerine eklemlendiğini ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Liyakat çöktü: Üniversiteler &#8220;arpalık&#8221; haline geldi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Üniversitelerdeki yapısal dönüşümün liyakat ilkesini ortadan kaldırdığını vurgulayan Çeler, üniversitelerde uzun süredir sistematik bir kayırmacılığın hakim olduğunu söyledi: &#8220;<em>Liyakat gibi bir süreçten bahsetmek mümkün değil. Bu çok uzun süredir var. Taşra ve devlet üniversitelerinde olan şey gayet açık, vakıf üniversitelerinde de benzer bir süreç işliyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversitelerin akademik üretimden uzaklaştığını ve ifade alanının daraldığını belirten Çeler, &#8220;<em>Üniversiteler artık birer arpalık haline geldi; liyakatsiz insanların girdiği, akademik üretimin olmadığı, öğrencilerin de yetiştirilmediği yerlere dönüştü. Liyakatli olan ise bir şekilde eziliyor</em>&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Akademisyenlik mesleki değerini yitiriyor mu?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bu liyakatsiz ve güvencesiz ortamda özel üniversitelerdeki akademisyenlerin aylarca maaş alamadan ders vermek zorunda kaldığını ifade eden Çeler, &#8220;<em>Üniversiteler, bakkal ve market gibi işletilmek isteniyor</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bilkent ve Koç gibi vakıf üniversitelerinde akademisyenlerin her yıl ağır performans değerlendirmelerine tabi tutulduğunu belirten Çeler, yeterlik sağlanamadığı gerekçesiyle ücretsiz izne çıkarılan akademisyenlerden bu süreçte dahi akademik üretim beklendiğini aktardı. Bu uygulamaların akademisyenliği değersizleştirdiğini vurgulayan Çeler, &#8220;<em>Akademisyenlik bir meslek olarak değerini yitirmiş durumda. Çünkü bir taraftan da anti-entelektüel bir yaklaşım güçleniyor</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/akademide-yeni-duzen-liyakatin-yerini-guvencesizlik-aldi.html">Akademide &#8220;yeni&#8221; düzen: Liyakatın yerini güvencesizlik aldı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/akademide-yeni-duzen-liyakatin-yerini-guvencesizlik-aldi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Okullarda şiddet olayları alarm veriyor</title>
		<link>https://9koy.org/okullarda-siddet-olaylari-alarm-veriyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/okullarda-siddet-olaylari-alarm-veriyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:12:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24230</guid>

					<description><![CDATA[<p>Abdulrezzak Kılıç Antalya’da okullarda yaşandığı öne sürülen akran zorbalığı vakaları, eğitim ortamlarında çocuk güvenliği tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi. Kepez ilçesinde bir okulda öğrencinin uzun süreli zorbalığa maruz kaldığı ve olayların taciz boyutuna ulaştığı iddia edildi. Muratpaşa&#8217;da yaşanan olayla ilgili konuşan veli, öğrencinin sınıf içinde darp edilerek çenesinin kırıldığını söyledi. Velinin iddiasına göre, başka [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/okullarda-siddet-olaylari-alarm-veriyor.html">Okullarda şiddet olayları alarm veriyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24232 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Muratpasada-cenesi-kiral-cocugun-rontgen-goruntusu-ve-ameliyet-raporu-scaled.jpg" alt="" width="487" height="274" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Muratpasada-cenesi-kiral-cocugun-rontgen-goruntusu-ve-ameliyet-raporu-scaled.jpg 2560w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Muratpasada-cenesi-kiral-cocugun-rontgen-goruntusu-ve-ameliyet-raporu-300x169.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Muratpasada-cenesi-kiral-cocugun-rontgen-goruntusu-ve-ameliyet-raporu-1024x575.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Muratpasada-cenesi-kiral-cocugun-rontgen-goruntusu-ve-ameliyet-raporu-768x431.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Muratpasada-cenesi-kiral-cocugun-rontgen-goruntusu-ve-ameliyet-raporu-1536x863.jpg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Muratpasada-cenesi-kiral-cocugun-rontgen-goruntusu-ve-ameliyet-raporu-2048x1150.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 487px) 100vw, 487px" />Abdulrezzak Kılıç</strong></p>
<p>Antalya’da okullarda yaşandığı öne sürülen akran zorbalığı vakaları, eğitim ortamlarında çocuk güvenliği tartışmalarını bir kez daha gündeme getirdi.</p>
<p>Kepez ilçesinde bir okulda öğrencinin uzun süreli zorbalığa maruz kaldığı ve olayların taciz boyutuna ulaştığı iddia edildi. Muratpaşa&#8217;da yaşanan olayla ilgili konuşan veli, öğrencinin sınıf içinde darp edilerek çenesinin kırıldığını söyledi. Velinin iddiasına göre, başka bir sınıftan gelen öğrenciler tarafından saldırıya uğradı. Hastaneye götürülen öğrencinin çenesinde kırık tespit edildi. Yaralı öğrenci Akdeniz Üniversitesi Çene Cerrahisi bölümünde ameliyat geçirdi.</p>
<h4><strong>Zorbalığa maruz kalan öğrenci okul değiştirdi</strong></h4>
<p>Kepez ilçesi Varak bölgesinde bulunan okulda yaşandığı iddia edilen akran zorbalığına ilişkin konuşan aile, çocuğun uzun süre sistematik zorbalığa maruz kaldığını ileri sürdü. Olayın taciz boyutuna ulaştığını iddia eden veli, okul yöneticileri ve ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu kaydederek, &#8220;<em>Okulunu değiştirdik. Okul konusunda ise suç duyurusunda bulunacağız. Öğretmenler ve okuldaki zorbalığı yapan öğrencilerin velileri hakkında da girişimde bulunacağız. Olay istismar boyutuna kadar vardı. Pantolonu sıyırıp ortada bırakmışlar</em>&#8221; dedi.</p>
<p>Akran zorbalığı taciz boyutuna ulaşırken okul yönetimi yaptığı açıklamada “akran zorbalığı” yerine “akran nezaketi” kavramının kullanılması gerektiğini ifade etti. Okul yönetimi, &#8220;<em>Akran nezaketi diye değiştirelim o kavramı kullanmayalım. Millî Eğitim’den gelen yazıyla artık adı ‘akran nezaketi’ oldu. Gerekli çalışmalar yapıldı. Çocuğa herhangi bir ayrım yapılmadığı beraber oynadıklarının kameraları incelendiğinde de göründüğünü söyleyen okul idarecileri,  &#8216;pantolon indirme olayı&#8217; yaşanmadığı, çocukların birbirleriyle şakalaştığı ve herhangi bir darp olmadığı görüldü</em>&#8221; dedi.</p>
<div id="attachment_24231" style="width: 483px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-24231" class=" wp-image-24231" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-scaled.jpg" alt="" width="473" height="266" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-scaled.jpg 2560w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-300x169.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-1024x576.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-768x432.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-1536x864.jpg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/03/Egitim-Sen-Antalya-Sube-Baskani-Kadir-Ozturk-2048x1152.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 473px) 100vw, 473px" /><p id="caption-attachment-24231" class="wp-caption-text">Kadir Öztürk</p></div>
<h4><strong>&#8220;Kavram değişti, şikayet aynı&#8221;</strong></h4>
<p>Okullarda yaşanan akran zorbalığı ile ilgili konuşan Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, yaşananların bir çocuk hakkı ihlali olduğunu ifade etti. Öztürk, okullarda akran zorbalığına ilişkin şikâyetlerin arttığını, sorunun yalnızca kavram değişikliği ile çözülemeyeceğini ve önleyici eğitim politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Eğitimci Öztürk, sorunu ve önerilerini şöyle dile getirdi: &#8220;<em>Kavram değişti ama akran zorbalığı gerçekten gittikçe artıyor. Millî Eğitim bu konuda herhangi bir girişim yapmıyor. Bunu önleyecek bir eğitim sistemi uygulanmıyor. Bununla ilgili bir çalışma yapılması gerekiyor. Okullardaki akran zorbalığı artık cinsel taciz boyutuna kadar ulaştığına dair şikâyetler de geliyor. Okullarda bu durum çoğaldı. Bu sorun bakanlığın sorunu. Bakanlık çözüm üretmeli. Birçok okuldan şikâyet geliyor. Rehber öğretmen ya bir tane ya iki tane. Bin kişiye bir rehber öğretmen düşüyor. Bu kabul edilemez</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/okullarda-siddet-olaylari-alarm-veriyor.html">Okullarda şiddet olayları alarm veriyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/okullarda-siddet-olaylari-alarm-veriyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınav dönemi: Evlerde ortak sorun, sessiz kriz</title>
		<link>https://9koy.org/sinav-donemi-evlerde-ortak-sorun-sessiz-kriz.html</link>
					<comments>https://9koy.org/sinav-donemi-evlerde-ortak-sorun-sessiz-kriz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2026 09:11:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gökçe Baydar Türkiye&#8217;de eğitim sistemi son 30 yılda giderek sınav merkezli ve rekabet odaklı bir yapıya dönüştü. Bu durum, öğrencilerin yalnızca eğitim hayatını değil; özgüven ve benlik algısını da etkiliyor. Araştırmalar, sınavlarda yaşanan başarısızlığın depresyon, kaygı ve sosyal geri çekilme gibi sonuçlara yol açabildiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, sınav sürecinin etkilerinin yalnızca öğrencilerle sınırlı kalmadığını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sinav-donemi-evlerde-ortak-sorun-sessiz-kriz.html">Sınav dönemi: Evlerde ortak sorun, sessiz kriz</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Gökçe Baydar</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;de eğitim sistemi son 30 yılda giderek sınav merkezli ve rekabet odaklı bir yapıya dönüştü. Bu durum, öğrencilerin yalnızca eğitim hayatını değil; özgüven ve benlik algısını da etkiliyor. Araştırmalar, sınavlarda yaşanan başarısızlığın depresyon, kaygı ve sosyal geri çekilme gibi sonuçlara yol açabildiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, sınav sürecinin etkilerinin yalnızca öğrencilerle sınırlı kalmadığını da gösteriyor.</p>
<p>Sınav dönemi yaklaşırken ailelerin de kaygı ve stres düzeyi artıyor. Özellikle ergenlik dönemindeki gençlerle ebeveynleri arasında görünmeyen bir baskı alanı oluşuyor. Başarı beklentisi, gelecek kayısı ve iletişim sorunları, ev içinde sessiz bir gerilime dönüşebiliyor.</p>
<p>Bu sürecin aile içindeki yansımalarını anlamak için bir anne, sınava hazırlanan öğrenciler ve bir psikolojik danışmanla konuştuk.</p>
<h4><strong>&#8220;Ailece yoğun stres yaşıyoruz&#8221;</strong></h4>
<p>Sınav sürecini yaşayan bir anne, bu dönemin yalnızca öğrenciler için değil, tüm aile için yıpratıcı geçtiğini şu sözlerle aktardı: &#8220;<em>Bu süreçte en büyük kaygımız, çocuğumun istediği başarıyı elde edememesi. Çok emek veriyor, uykusuz kalıyor ve sosyal hayattan geri kalıyor</em>.&#8221;</p>
<p>Anne, en çok ihtiyaç duydukları şeyin doğru yönlendirme olduğunu vurgulayarak profesyonel destek aldıklarını ifade etti.</p>
<h4><strong>&#8220;Onu her türlü sonuca hazırlıyorum&#8221;</strong></h4>
<p>Kızına sınavın hayatın tek belirleyicisi olmadığını anlatmaya çalıştığını söyleyen anne, buna rağmen sürecin zorlayıcı olduğunu şöyle dile getirdi:</p>
<p>&#8220;<em>Deneme sonuçları düşük geldiğinde kaygımız daha da artıyor. Bu durum ev içinde de hissediliyor. Yemek yeme düzeni değişiyor, yaşadığı uykusuzluk aramızda iletişim sorunu da yaratabiliyor. Hiç yaşamadığımız çatışmaları bu dönemde yaşıyoruz. Anne olarak söylediklerimin onun gözünde kırıcı olabildiğini fark ediyorum. Bunu telafi etmeye çalışıyorum.</em>&#8221;</p>
<p>Tüm zorluklara rağmen kızının yanında olduğunu vurgulayan anne, destekleyici olmaya devam ettiğini ifade ediyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Sınav geleceğimi belirleyecek gibi hissediyorum&#8221;</strong></h4>
<p>Sınava hazırlanan bir öğrenci ise duygularını dalgalı yaşadığını söylüyor. Ailesinin &#8220;ders çalış&#8221; uyarılarını baskı olarak görmediğini belirten genç, sürecin belirsizliklerini şöyle anlatıyor: &#8220;<em>Sınavın geleceğimi belirleyecek olması beni düşündürüyor. Hangi mesleği seçeceğim, okuyacağım bölüm bana iş imkânı sağlayacak mı diye sürekli sorguluyorum</em>.&#8221;</p>
<p>Zaman zaman kendisini yıprattığını ve bunun aile içi tartışmalara da yansıdığını ifade eden genç, &#8220;<em>Sevdiğim birçok şeyden ödün vererek hazırlanıyorum</em>&#8221; diyor.</p>
<p>Bir başka öğrenci ise süreci daha yalnız geçirdiğini, &#8220;<em>Ailemin yüksek beklentileri var. Belli üniversiteleri öneriyorlar. Sadece benim değil, onların hayatı da bu sınavla yönlenecek gibi hissediyorum. Bu da üzerimde ekstra sorumluluk yaratıyor</em>&#8221; sözleriyle anlatıyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Kaygı bulaşıcıdır&#8221;</strong></h4>
<p>Psikolojik danışman Seval Taş, sınav döneminin yalnızca akademik değil, aynı zamanda yoğun bir psikolojik süreç olduğuna dikkat çekiyor. Bu dönemde gençlerde en sık; kaygı, dikkat dağınıklığı, uyku problemleri, motivasyon düşüklüğü ve özgüven kaybı görüldüğünü belirtiyor.</p>
<p>Taş&#8217;a göre gençler daha çok sınav anındaki performansa odaklı kaygı yaşarken, ebeveynler süreci çocuğun geleceği üzerinden değerlendiriyor.</p>
<p>Aile içindeki stresin karşılıklı olarak birbirini etkilediğini vurgulayan Taş, &#8220;Kaygı bulaşıcıdır&#8221; diyerek ebeveyn tutumunun önemine şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;<em>Sürekli stresli bir ebeveyn tutumu, öğrencinin kaygı düzeyini artırabilir. Çocuklar ebeveynlerinin duygularını hızla içselleştirir. Ebeveynlerin destek olma amacıyla kurduğu bazı cümleler baskı olarak algılanabilir.  Sık tekrarlanan &#8220;daha çok çalışmalısın&#8221; gibi ifadeler öğrencide kontrol edilme hissi yaratara çatışmaları artırabilir.&#8221;</em></p>
<h4><strong>&#8220;Sınav hayatın tek belirleyicisi değildir&#8221;</strong></h4>
<p>Taş, sınavın hayatın tek belirleyicisi olduğu yönündeki söylemlerin genç üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurgulayarak, &#8220;<em>Bu düşünce kaygıyı artırıp performansı olumsuz etkileyebilir</em>&#8221; dedi.</p>
<p>Sağlıklı bir süreç için ebeveynlerin daha destekleyici, anlayışlı ve gerçekçi bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade eden Taş, öğrencinin yalnızca sonuçlarına değil, çabasına da değer verilmesi gerektiğinin altını çizidi.</p>
<p>Gençlerin stresle başa çıkabilmesi için düzenli uyku, planlı çalışma, molalar ve fiziksel aktivitelerin önemine dikkat çeken Taş, yoğun kaygı, sürekli ağlama ve günlük yaşamı etkileyen stres durumlarında profesyonel destek alınmasının süreci daha sağlıklı hale getireceği görüşünde.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sinav-donemi-evlerde-ortak-sorun-sessiz-kriz.html">Sınav dönemi: Evlerde ortak sorun, sessiz kriz</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/sinav-donemi-evlerde-ortak-sorun-sessiz-kriz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Liselerde alarm: Gençler kendini şiddetle ifade ediyor</title>
		<link>https://9koy.org/liselerde-alarm-gencler-kendini-siddetle-ifade-ediyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/liselerde-alarm-gencler-kendini-siddetle-ifade-ediyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 07:17:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehlika Sultan Ceylan Lise çağındaki gençler arasında artan şiddet olayları toplumsal bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre gençlerin şiddete yönelmesi yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumda giderek yaygınlaşan şiddet kültürü, aile içi sorunlar ve sosyal çevre bu süreci doğrudan etkiliyor. Uzmanlar; cezasızlık algısı, aile içi şiddet, sosyal medyanın etkisi ve yetersiz psikolojik destek mekanizmalarının [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/liselerde-alarm-gencler-kendini-siddetle-ifade-ediyor.html">Liselerde alarm: Gençler kendini şiddetle ifade ediyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mehlika Sultan Ceylan</strong></p>
<p>Lise çağındaki gençler arasında artan şiddet olayları toplumsal bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Uzmanlara göre gençlerin şiddete yönelmesi yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumda giderek yaygınlaşan şiddet kültürü, aile içi sorunlar ve sosyal çevre bu süreci doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Uzmanlar; cezasızlık algısı, aile içi şiddet, sosyal medyanın etkisi ve yetersiz psikolojik destek mekanizmalarının gençleri şiddete daha açık hale getirdiğini vurguluyor. Çözümün ise cezaları artırmaktan çok koruyucu ve önleyici mekanizmaları güçlendirmekten geçtiği ifade ediliyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Çocuğumu polise ihbar ediyorum&#8221;</strong></h4>
<p>Aileler çocuklarını şiddetten korumak için farklı farklı yöntemlere başvuruyor. Bunlardan biri de Y.D. Lise öğrencisi olan çocuğunun başına bir şey gelmemesi için çareyi polise ihbar etmekte bulduğunu bulmuş. Neden bu yola başvurduğunu ise şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;<em>Biz çocuğumuzu kontrol altında tutamıyoruz. Elimizden kaydı gitti, sokaktaki arkadaş çevresi onu bizden kopardı. Çocuğumu çoğu zaman karakollardan topluyorum çünkü bir kavgaya ya da kötü bir olaya karışmış oluyor. Bu duruma üzülüyorum çözüm olarak da çocuğumun gezdiği mahallelerdeki belli başlı duraklardaki insanlara çocuğumun fotoğrafını göstererek denk geldikleri yerde polise ihbar etmelerini söylüyorum. Bazen onu takip ediyorum, kalabalık bir grupla dolaştığını gördüğümde direkt polisi arayıp şikayet ediyorum, başına bir şey gelmesinden veya birinin başına bela olmasından korktuğum için bunu yapıyorum</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Şiddet dışında bir çözüm yolu bilmiyorum&#8221;</strong></h4>
<p>Karıştığı şiddet olayı sonrası okuldan uzaklaştırma cezası alan lise öğrencisi H.K, kendini korumak için şiddetten başka bir çözüm yolu olmadığını, kendini korumak için bıçak taşıdığını söylüyor. H.K., şiddetin bir savunma mekanizması olduğunu söyleyerek, &#8220;<em>Durduk yere kimseye şiddet göstermem ama biri bana takıldığında ona hak ettiğini veririm</em>&#8221; diyor.</p>
<p>Kendisine saldırı olduğunda yumrukla savunma yaptığını anlatan H.K., “Ama karşımdakinin cebinden bıçak çıkabilir ihtimaline karşı ben de bıçak taşıyorum. Okula bıçak götürmüyorum ama dışarı çıkarken yanıma alıyorum. Şiddetten başka bir çözüm yolu var mı bilmiyorum” sözleriyle kendini savunuyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Cezasızlık algısı olumsuz etkiliyor&#8221;</strong></h4>
<p>Gençlerdeki şiddet eğilimindeki artışı 9. Köy’e değerlendiren çocuk ve genç psikiyatristi Prof. Dr. Bengi Semerci, toplumda artan şiddetin gençlere de yansıdığını; aile içinde yaşanan şiddetin ve bu olayların cezasız kaldığına dair oluşan algının gençler üzerinde güçlü bir etki yarattığını söyledi. Semerci, gençlerin şiddete yöneliminde yoksulluğun, aile içinde yaşanan yoksunlukların ve eğitim sisteminden uzaklaştırılarak sokak kültürüne mahkum bırakılmanın yanı sıra, sosyal medya ve dizilerin de şiddeti öğreten ve normalleştiren bir etken olabileceğini belirtti.</p>
<h4><strong>&#8220;Yasaklamak çözüm değil&#8221;</strong></h4>
<p>Sosyal medya ve dizileri yasaklamanın, cezaları arttırmanın çözüm olmadığını vurgulayan Semerci, şiddeti önleyecek çözümün sosyal destek programları olması, çocuklar ve ailelerin desteklenmesi ve riskli gruplara çözüm yaratılması olduğunu söyledi. Çocukların ve ailelerin desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Semerci konudaki en önemli çözüm yollarından birinin de okullardaki rehberlik hizmetlerinin geliştirilmesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Semerci şu önerilerde bulundu: &#8220;<em>Eğitim sistemi içinde kalabilen ve denetlenebilen çocuklar şiddetten uzaklaşıyor. Bir çocuk daha ilkokula başladığı andan itibaren aile yapısı, ekonomik koşulları ve diğer risk faktörleri açısından değerlendirilmeli ve bu riskler erken dönemde tespit edilerek çocuklara gerekli destek sağlanmalıdır. Bunun için de Psikolojik Danışman ve Rehberlik öğretmeni, sosyal çalışmacı ve eğitimcilerden oluşan bir sosyal destek ekibi kurularak çocuklar için koruyucu önlemler alınmalıdır</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Önleyici müdahale şart&#8221;</strong></h4>
<p>İstanbul’da bir lisede görev yapan Psikolojik Danışman ve Rehberlik Öğretmeni Uğur Can Karadağ ise şiddeti önlemek için önleyici bir çalışmanın şart olduğunu vurguladı. Karadağ, şiddete eğilim gösteren öğrencilerin çoğunlukla aile içinde sorun yaşayan ve kendilerini ifade etmekte zorlanan öğrenciler oluştuğunu söyledi. Öğrencilerin şiddet içerikli oyunları ve medyadaki şiddet görüntülerini içselleştirdiğini, bunun da şiddeti normal bir davranış olarak görmelerine yol açtığını belirten Karadağ, çözümün aile denetiminden ve eğitim sistemindeki destekten geçtiğini söyledi. Karadağ, okullardaki psikolojik danışman ve rehberlik öğretmeni sayısının arttırılmasının ve müfredata empati içerikli derslerin eklenmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>&#8220;<em>Biz öğretmenden ziyade öğrencilerin duygularını açabildiği, kendini ifade edebildiği bir ortamız. Şiddete eğilim gösteren öğrencilerle birebir görüşme sağladığımızda olumlu geri dönüşler alıyoruz bu nedenle okullardaki rehberlik öğretmeninin sayıca fazla olması şiddetin önlenmesinde önemli rol oynuyor.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/liselerde-alarm-gencler-kendini-siddetle-ifade-ediyor.html">Liselerde alarm: Gençler kendini şiddetle ifade ediyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/liselerde-alarm-gencler-kendini-siddetle-ifade-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
