<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gazeteci Hakları Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/tag/gazeteci-haklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/tag/gazeteci-haklari</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 11 Sep 2023 09:25:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Gazeteci Hakları Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/tag/gazeteci-haklari</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadın gazetecilere cinsiyet ayrımı</title>
		<link>https://9koy.org/kadin-gazetecilere-cinsiyet-ayrimi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kadin-gazetecilere-cinsiyet-ayrimi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2023 11:28:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=5115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Güldeste Altay &#8211; İstanbul Kadın gazetecilerin maruz kaldıkları cinsiyetçiliği inceleyen Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)’nun 2022 raporuna göre Türkiye hak ihlalinin en çok görüldüğü ilk üç ülke arasında yer alıyor. Aynı rapora göre en çok kadına şiddet vakası Türkiye’de yaşanıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda Türkiye, 146 ülke arasında 124. sırada. Rapora [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kadin-gazetecilere-cinsiyet-ayrimi.html">Kadın gazetecilere cinsiyet ayrımı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: Güldeste Altay &#8211; İstanbul</strong></em></p>
<p>Kadın gazetecilerin maruz kaldıkları cinsiyetçiliği inceleyen Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ)’nun 2022 raporuna göre Türkiye hak ihlalinin en çok görüldüğü ilk üç ülke arasında yer alıyor. Aynı rapora göre en çok kadına şiddet vakası Türkiye’de yaşanıyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Ekonomik Forumu’nun 2022 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda Türkiye, 146 ülke arasında 124. sırada. Rapora göre Türkiye bu konuda Bangladeş, Etiyopya, Endonezya, Gana ve Nijerya gibi ülkelerin gerisinde yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki kadın gazetecilere, medyadaki cinsiyet eşitsizliğinin sebebi sorulduğunda “</span><i><span style="font-weight: 400;">ataerkil toplum yapısı</span></i><span style="font-weight: 400;">” yanıtına sıkça rastlanıyor. Bazı gazeteci adayları, meslektaşları tarafından yöneltilen “</span><i><span style="font-weight: 400;">tatlı kız, şirin kız”</span></i><span style="font-weight: 400;"> gibi imalarla yaptıkları işin çok ciddiye alınmadığını belirtirken, meslekte kıdemli kadın gazeteciler, farklı problemler yaşadıklarını da dile getiriyor. Kimi gazeteciler medyadaki cinsiyetçilikle kendi yöntemleriyle baş ettiklerini ve başarıyı yakaladıkları görüşünde, hala aynı sorunları yaşamaya devam ettiğinin altını çizen kadın gazeteciler de bulunuyor. Bu örnekler yıllardır yazılan haberlerde, araştırmalarda da karşımıza çıkıyor. Medyada kadın gazetecilerin yaşadığı sorunları onların ağzından dinleyip sizlere aktarmak istedik. Farklı medya kuruluşlarından kadın gazetecilerle görüşerek Türk medyasında süregelen cinsiyet ayrımcılığına dair deneyimleri hakkında konuştuk.</span></p>
<h4><strong>Gece çalıştırmadılar</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-5117 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/MUHABIR-PELIN-GEL2-1024x580.jpeg" alt="" width="364" height="206" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/MUHABIR-PELIN-GEL2-1024x580.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/MUHABIR-PELIN-GEL2-300x170.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/MUHABIR-PELIN-GEL2-768x435.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/MUHABIR-PELIN-GEL2-740x420.jpeg 740w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/MUHABIR-PELIN-GEL2.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 364px) 100vw, 364px" />Cumhuriyet, Hürriyet, Dünya gazeteler, Kanal V gibi birçok medya kuruluşunda muhabirlik, editörlük, genel koordinatörlük yapmış olan gazeteci Pelin Gel, medya sektöründe yirmi seneyi aşkın süre çalıştığını, bu süre boyunca Türkiye’deki cinsiyetçi tutuma karşı tutum alarak mesleğini icra ettiğini belirtiyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hep sınırlarım oldu ve onların geçilmesine müsaade etmedim. Yani var olma çabanızın yanında bir de kadın olarak kendinizi koruma çabanız oldukça zor geliyor. Öte yandan kadın olduğum için girmeyi çok istediğim bir kuruma alınamadım. Çünkü gece çalışacak birine ihtiyaç vardı, o işi erkeklerin yapabileceği inancı nedeniyle ben işe alınamadım.”</span></p>
<h4><span style="font-weight: 400;"><strong>Zorlu haberler ve kadınlar</strong> </span></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Pelin Gel, gazeteciliğin doğası gereği uzun çalışma saatlerine sahip ve çalışma saatleri çok net olmayan bir meslek olduğunu belirterek bir kurum bünyesine muhabir alacağında gece haberlerine ya da yangın, deprem vb. sıcak habere daha rahat gider anlayışıyla kadın muhabir yerine erkek muhabirlerin tercih edildiğini vurguluyor. Bu cinsiyetçi tutumun sebebini toplumun geneline yerleşmiş bir anlayış olarak nitelendiriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gel, gözlemlediği diğer bir sorunu da “</span><i><span style="font-weight: 400;">kadın gazetecilerin alt kademelerde yer almasına karşın yöneticilik kademesine daha az ulaşabilmeleri</span></i><span style="font-weight: 400;">” olarak dile getiriyor.</span></p>
<h4><strong>Ön saflarda erkekler</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-5118 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/URFA-DEGISIM-GAZETESI-MUHABIRI-KADER-TOPAL1-1024x682.jpeg" alt="" width="350" height="233" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/URFA-DEGISIM-GAZETESI-MUHABIRI-KADER-TOPAL1-1024x682.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/URFA-DEGISIM-GAZETESI-MUHABIRI-KADER-TOPAL1-300x200.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/URFA-DEGISIM-GAZETESI-MUHABIRI-KADER-TOPAL1-768x512.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/URFA-DEGISIM-GAZETESI-MUHABIRI-KADER-TOPAL1-1536x1023.jpeg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/URFA-DEGISIM-GAZETESI-MUHABIRI-KADER-TOPAL1.jpeg 1600w" sizes="(max-width: 350px) 100vw, 350px" />Urfa Değişim Gazetesi muhabiri Kader Topal, kadın olmanın toplumda getirdiği birçok zorluk olmasının yanında bir de kadın gazeteci olunca her şeyin daha da zorlaştığını söylüyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yerel gazetelerde kadın gazetecilerin yaşadığı zorlukların daha fazla olduğuna inanıyorum. Biliyorsunuz Urfa ataerkil bir toplum ve sürekli erkek hegemonyası ön plana çıkıyor. Kadın gazeteciler olarak bu yüzden gerçekten çok zorluk çekiyoruz. Gittiğimiz toplantılarda ön saflarda erkeklere yer veriliyor. Biliyorsunuz gazetecilikte en güzel kareyi yakalamak önemli. Yaşanan erkek hegemonyası yüzünden kadın gazeteciler olarak mesleğimizde geride kalıyoruz.”</span></p>
<h4><strong>Staj görüşmesinde koşulan şart</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhabir Kader Topal, staj dönemini geçirdiği Gaziantep’te gittiği ilk görüşmede yaşadıklarını şöyle anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu şehre ilk gittiğimde stajımı tamamlamak için bir kurum arıyordum. Gittiğim staj görüşmesinde muhabir olmak istediğimi ve staj yeri aradığımı belirttim. Ben tesettürlü bir kadınım. Görüştüğüm adamın bana ilk sorusu ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">Açılmayı hiç düşündün mü?’</span></i><span style="font-weight: 400;"> oldu. ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">Hayır kesinlikle düşünmüyorum’</span></i><span style="font-weight: 400;"> dedim. Bana </span><i><span style="font-weight: 400;">‘Sen hiç gazetecilik yapan kapalı bir kadın gördün mü? Diyelim ki acil bir durum oldu. Sen türbanınla mı ilgileneceksin yoksa çıkıp habere mi gideceksin?</span></i><span style="font-weight: 400;">’ dedi. Göz önünde olan kadın gazeteciler hep açık kadınlar, </span><i><span style="font-weight: 400;">‘acaba kapalı bayanlar geri plana mı atılıyor?’</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye düşündüm. Kadınlar bence dış görünüşleriyle medyada pazarlanıyor ve buna göre işe alınıyor.</span></p>
<h4><strong>Stajda temizlik yaptırdılar</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kader Topal, Gaziantep’te yaşadığı kötü staj görüşmesi deneyiminin ardından nihayet staja kabul edildiği bir kurumda bu kez de lavabo temizlemek gibi işlerin yanında ayak işlerinin de kadın olması sebebiyle ona yaptırıldığını anlattı.</span></p>
<h4><strong>Erkek şiddetine maruz kaldım</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-5119 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/BIANET-YAGMUR-KARAGOZ.jpeg" alt="" width="166" height="166" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/BIANET-YAGMUR-KARAGOZ.jpeg 225w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/BIANET-YAGMUR-KARAGOZ-150x150.jpeg 150w" sizes="(max-width: 166px) 100vw, 166px" />Bianet muhabiri Yağmur Karagöz, iş hayatına ilk başladığı dönemlerde yaşadığı erkek şiddetini şöyle anlattı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Maruz kaldığım erkek şiddetinin başında mobbing ve eşit işe eşit ücret alamama geldi. Diğer medya kurumlarında çalışan arkadaşlarımın da bu açıdan pek şanslı olmadıklarını söyleyebilirim. Kadın gazetecilerin yaşadığı bu cinsiyet ayrımının temel sebebinin erkek egemen sistemin her yerde faaliyet göstermesi olduğunu düşünüyorum. Türkiye’deki kadın gazeteciler kadın hareketinin içinde daha çok yer alarak, dayanışmayla, sendikayla bu eril sistemi elbette yıkacak.”</span></p>
<h4><strong>Kadına daha az imkan</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhabir Yağmur Karagöz, Bianet Medya Gözlem Raporu’na göre Türkiye’de 28 gazetecinin toplam 50 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edildiğini ve en az 55 medya temsilcisinin saldırıya uğradığına işaret ederek bu sayıların Türkiye’de gazeteci olmanın zorluklarını somut biçimde gösterdiğini söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karagöz; şiddet, mobbing, ayrımcılıkla birlikte erkek egemen medya sektöründe kadın gazeteci olmanın daha da zorlaştığını şu sözlerle dile getiriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kadınlar erkek meslektaşlarının rahatlıkla ulaşabildiği alanlara aynı rahatlıkla ulaşamıyor, eşit işe eşit ücret alamıyor ve kadın olmakla beraber ona yüklenen toplumsal cinsiyet rollerinden ne yazık ki medya sektöründe de sıyrılamıyor.”</span></p>
<h4><strong>Kadın olduğum için</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5120 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/FOX-TV-MUHABIRI-MERVE-GORGUN.jpg" alt="" width="168" height="168" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/FOX-TV-MUHABIRI-MERVE-GORGUN.jpg 400w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/FOX-TV-MUHABIRI-MERVE-GORGUN-300x300.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/FOX-TV-MUHABIRI-MERVE-GORGUN-150x150.jpg 150w" sizes="auto, (max-width: 168px) 100vw, 168px" />Fox TV muhabiri Merve Görgün, ataerkil toplumlarda kadınların belli işleri yapamayacağı, daha hassas, duygusal, narin olduklarının düşünüldüğünü belirterek sahada yaşadığı deneyimlerini şöyle anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bir kadın muhabir olarak bir ilçeye, ile gidip röportaj yaptığınızda ya da bir konu hakkında bilgi almak istediğinizde, “</span><i><span style="font-weight: 400;">kadınla ben konuşmam</span></i><span style="font-weight: 400;">” gibi bir algıyla karşılaştığınız oluyor. Muhabir olarak röportaj yapacağım, bilgi alacağım kişi erkek olduğunda benim mikrofonuma konuşmak yerine erkek muhabirle konuşmayı tercih edebiliyor.”</span></p>
<h4><strong>Kadının savaşta ne işi var?</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-5121 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/TRT-MUHABIRI-ELIF-AKKUS1-1-1024x557.jpeg" alt="" width="316" height="172" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/TRT-MUHABIRI-ELIF-AKKUS1-1-1024x557.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/TRT-MUHABIRI-ELIF-AKKUS1-1-300x163.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/TRT-MUHABIRI-ELIF-AKKUS1-1-768x417.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/05/TRT-MUHABIRI-ELIF-AKKUS1-1.jpeg 1242w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" />TRT muhabiri Elif Akkuş mesleğinin ilk yıllarında hayalinin savaş muhabirliği yapmak olduğunu, çalıştığı kuruma savaş bölgesinde görev almak istediğini belirttiğinde &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">kadının savaş bölgesinde ne işi var?&#8221;</span></i><span style="font-weight: 400;"> Denildiğini söylüyor. Bu bakış açısının ona engel olamadığını ifade eden Akkuş, gazetecilik mesleğini icra etmenin cinsiyetle bir ilgisi olmadığı üzerinde inat ettiğini, verdiği mücadele sonucunda çok kez savaş bölgesi ve özellikle riskli bölgelere gittiğini belirtiyor. Cinsiyetçi bakış açısının onun için kısa sürede üstesinden geldiği bir başlık olduğunun altını çiziyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın gazeteciler, yaşadıkları cinsiyetçilikle kendi ürettikleri çözümlerle mücadele ederken yıllardır birçok kadın gazetecinin de mobbing, taciz, şiddet, güzel görünüş baskısı ve daha fazlası ile ilgili deneyimlerini TV kanallarında, araştırmalarda ve haberlerde dile getirdikleri biliniyor. Buna rağmen yaşanan cinsiyetçiliğe karşı halen kayda değer bir çözüm üretilmediği görülüyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kadin-gazetecilere-cinsiyet-ayrimi.html">Kadın gazetecilere cinsiyet ayrımı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kadin-gazetecilere-cinsiyet-ayrimi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’dan günümüze Türk basını: Hak ve özgürlüklerde neler değişti?</title>
		<link>https://9koy.org/osmanlidan-gunumuze-turk-basini-hak-ve-ozgurluklerde-neler-degisti.html</link>
					<comments>https://9koy.org/osmanlidan-gunumuze-turk-basini-hak-ve-ozgurluklerde-neler-degisti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 12:27:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Ceyda Yarkent &#8211; İstanbul Osmanlı döneminde sansür, kapatma, müsadere, toplatma gibi engeller basına uygulanırken, gazeteciye baskı, sürgünden hapis cezasına kadar varan cezalarla başlatıldı. Bu durum basında otokontrol ve otosansür mekanizmalarını da yarattı. Sultan II. Abdülhamid’in 30 yıllık istibdat döneminde Rus Harbini gerekçe göstererek Meclis-i Mebusan’ı kapatması ve o dönem henüz emekleme döneminde olan basını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/osmanlidan-gunumuze-turk-basini-hak-ve-ozgurluklerde-neler-degisti.html">Osmanlı’dan günümüze Türk basını: Hak ve özgürlüklerde neler değişti?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><b>Haber: Ceyda Yarkent &#8211; İstanbul</b></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osmanlı döneminde sansür, kapatma, müsadere, toplatma gibi engeller basına uygulanırken, gazeteciye baskı, sürgünden hapis cezasına kadar varan cezalarla başlatıldı. Bu durum basında otokontrol ve otosansür mekanizmalarını da yarattı. Sultan II. Abdülhamid’in 30 yıllık istibdat döneminde Rus Harbini gerekçe göstererek Meclis-i Mebusan’ı kapatması ve o dönem henüz emekleme döneminde olan basını kontrol altına alarak gazetelere sansür getirmesi, kimi yayınları müsadere ettirip, gazetecileri yargılatıp tutuklattırması, gazetecilerle birlikte işletme sahipleri üzerinde ciddi bir baskı ve tehdit ortamı yarattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemde gazetelere, dergilere uygulanan sansürün şiddeti giderek arttı, gazetelere yayımlanması yasak kelimeler listesi gönderiliyordu, gazeteler silmek zorunda kaldıkları yazılar, haberler nedeniyle sayfalarını neredeyse bembeyaz yayınlar oldu. Yasaklar listesinde Kızıl Sultan, Yıldız, Hürriyet, Burun gibi kelimeler vardı. Gazeteciler, yazarlar özgürlükçülük akımıyla birlikte Türkçülük ideolojisini yaymak ve devrin ağır koşullarına rağmen özgürce haber yapmak, yazı yazmak isteseler de, II. Abdülhamid’i ve politikalarını eleştirmenin, halkın gerçekleri öğrenmesi için gösterdikleri çabanın bedelini ağır hapis cezaları, sürgün, hatta idamla ödediler. Bu isimlerin yazdıkları gazeteler ise müsadere, toplatma gibi ağır yaptırımlara uğratıldı. </span></p>
<h4><b>Kanun-ı Esasi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Günümüzdeki “Resmî Gazete’nin” Osmanlıdaki karşılığı sayılabilecek  Takvim-i Vekayî</span><span style="font-weight: 400;">’nin yanı sıra II. Abdülhamid döneminde çıkan gazetelerden “Sabah Gazetesi” 1876’da basılmaya başlandı. Osmanlı – Sırp Savaşı bu döneme denk gelmiş, gazetelere sansür de aynı günlerde  uygulanmaya başlanmıştır. 31 Ağustos 1876’da yeni Anayasayı, Kanun-ı Esasi’yi ilan eden II. Abdülhamid” Matbuatın kanun dairesinde serbest” olduğunu belirtmiştir. Meclis-i Mebusan’da yaşanan basın kanunu tartışmaları ardından meclis kapanmış, bu da basında yasaklı dönemlerden birinin başlangıcı sayılmıştır. Bu dönemde Maarif Nezareti, Matbuat Müdürlüğü ve Zaptiye Nezareti yayınların incelenmesi için yetkili kılınmıştır. Yurt dışından gelecek yayınların incelenmesi için ise Matbuat-ı Hariciye Müdüriyeti kurulmuştur. 1888’de matbaalara bütün yayınlar için ancak izin aldıktan sonra basma koşulu getirilmiştir. II. Abdülhamid Döneminde kelime yasakları hep devam etmiş, gazeteler, “grev, anarşi, hürriyet, meşrutiyet, Girit, yıldız, büyük burun gibi kelimeleri kullanmadan yayın yapmaya çalışmıştır. Bu döneme yalnızca yasaklanan kelimeler değil, yasaklı yazarlar da damgasını vurmuştur. Yasaklı yazarlardan bazıları, Ziya Paşa, Namık Kemal, Voltaire, Victor Hugo’dur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">24 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyetin ilanından sonra basın sansürü ortadan kalkmış, gazeteler denetimden geçmeden piyasaya sürülmüştür. Bab-ı Alî hareketlenmiş, çok sayıda gazete imtiyaz almış ve yayına başlamıştır. II. Meşrutiyetle birlikte, bir yayın dönemi özgürlüğü başlamış, her türlü fikrin sunumu rahatlıkla mümkün kılınmıştır. 31 Mart Olayının bastırılmasından sonra basındaki sıkıntılara son verilmesi amacıyla 1881 tarihli Fransız Basın Kanunu’ndan örnekler alınarak bir basın kanunu tasarlanıp 14 Temmuz 1909’da Meclis-i Mebusan’a sunulmuştur. Mecliste 1909’da kabul edilerek aynı yıl yayımlanan “Matbuat Kanunu” ile gazetelere sorumlu müdür bulundurma zorunluluğu getirmiştir. Bunun yanı sıra basılı yayınlar için künye, içerik, dil ve nerede yayımlanacağı gibi bilgilerin hazırlanması ile yayın izni alınması zorunlu kılınmıştır. Bu dönemde Türk basını, hem hükümetin hem de bu işgalcilerin sansürüne maruz kalmıştır. Aynı günlerde  Mustafa Kemal Millî Mücadele’yi örgütlemeye başlamış, haber ağlarını kontrol altında tutabilmek için telgraf ağına el koymuştur. Anadolu Ajansı ve Matbuat Umum Müdürlüğünün  kurulmasıyla  haberlerde düzenlilik sağlanması hedeflenmiştir. </span></p>
<h4><b>Akbaba Dergisi </b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Millî Mücadele yıllarında İstanbul’da Refik Halid Karay tarafından çıkarılan ve dönemin iki önemli mizah dergisinden biri olan Aydede,  savaş boyunca İstanbul hükümetini desteklemiş Büyük Taarruz Zaferi’nden sonra Karay sürgün edilmiş, Aydede Dergisi ise, 90. Sayısını 9 Kasım 1922’de yayımlayarak kapanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Akbaba Dergisi, 7 Aralık 1922’den -28 Aralık 1977’ye kadar çıkan en uzun ömürlü siyasi mizah dergisidir.  Beş Hececiler akımının önde gelen isimlerinden Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon tarafından çıkarılan dergi, kesintilerle de olsa kapanana kadar yayın hayatını sürdürmüştür. Bu kesintilere rağmen 2 bin yayınını okuyucularıyla buluşturmuştur. Derginin kuruluş amacı Aydede Dergisi’nin yerini doldurmaktı. Akbaba Dergisi de 208’inci sayıdan sonra kapanıp, 1933’te yeni harflerle yeniden yayına başlamıştır. Dergi, sadece bir siyasi mizah dergisi olarak kalmayıp, yoksul kesimin sesini duyuran bir edebiyat dergisi olarak da görev yapmıştır. 1923-1950 yılları arasından iktidarda olan Cumhuriyet Halk Partisi’nden yana bir çizgiyi benimseyen dergi, Serbest Fırka, Demokrat Parti gibi dönemin muhalefet partilerine karşı yayınlarıyla okur kaybetmeye başlamış, bu süreçte yayınına ara vermiştir (1931-1933, 1950-1951). Akbaba Dergisi, Türkçe çıkan sayılarında siyasi tutumunu korumakla birlikte, edebi kimliklere de vurgu yapmaya başlamıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aydede dergisi kadrosu bu dergide de devam etti. Eleştirel ve farklı bir mizah yapısına sahip olan dergi, bu eleştirel duruşu kapaklarıyla dışa vurmuştur. Liderler müstehcen halleri ile karikatürize edilerek pek çok kez kapağa taşınmıştır. Akbaba dergisinin adeta okul kabul edildiği dönemlerde, yazarlar arasında Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz Muzaffer İzgü gibi tanınmış isimler bulunuyordu. Derginin çizerlerinden Ramiz Gökçe imzasıyla kapak olan, Mustafa Kemal’i elinde dolmakalemle  bir güneş gibi doğarken gösteren sayısı sembol  olmuştur. </span></p>
<h4><b>Cumhuriyet Dönemi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Cumhuriyet Döneminde, Cumhuriyetin ilanına bazı çevrelerce gösterilen tepkiler ve Şeyh Sait isyanı sırasında 4 Mart 1925’te Takrir-i Sükûn Kanunu çıkarılmış, basınla ilişkilerin yürütülmesinde bu kanun belirleyici olmuştur. 1931’de Cumhuriyet Dönemi’nin ilk basın yasası çıkarılarak, saltanat, hilafet, komünizm, anarşizm yanlısı yayınlar yasaklanmıştır. 1938’de Matbuat Kanunu’nda bazı değişiklikler yapılarak basın özgürlüğü önemli ölçüde kısıtlanmış, 1945’te çok partili hayate geçilinceye kadar basın sürekli CHP’nin kontrolü altında tutulmuştur. Çok partili döneme kadar çeşitli gazeteler yayınlarını kontrol altında sürdürmüş, 1950 yılında Gazetecilik Enstitüsü kurularak gazetecilik eğitimi verilmeye başlanmıştır. </span></p>
<h4><strong>Gazetecilere getirilen haklar</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">20 Haziran 1952 yılında yürürlüğe giren yasayla, gazetelere sendika kurma hakkı verilmiş, 10 Temmuz 1952’de Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) kurulmuştur. 27 Mayıs Darbesiyle Adnan Menderes hükümeti düşürülmüş, yerine Milli Birlik Komitesi (MBK) kurulmuş ve yönetim askerlerce devralınmıştır. MBK, gazetecilere birçok hak tanırken, “Fikir İşçileri Kanunu” ile kıdem hakkı, ölüm tazminatı, ikramiye gibi haklar gazetecilere tanınan haklar olmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">MBK hükümeti döneminde 10 Ocak 1961’de devlet ilanlarının dağıtımda adaletsizliği ve hükümetlerin bazı gazeteleri koruyup kollamalarını önlemek amacıyla Basın İlan Kurumu (BİK) Kurulmuş ancak kurumun işleyişinden memnun olmayan birçok gazete sahibi buna tepki göstermiştir. Bu eleştiriler, “Anayasalarda yer alan “Matbuat, kanun dairesinde serbesttir” maddesinin yeterince açık olmadığı, sansürün bu nedenle kolaylıkla uygulanabildiği” özünde toplanıyordu.  </span></p>
<h4><b>1961 Anayasası</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">1961 Anayasasına “Basın hürdür, sansür edilemez, yayın yasağı konulamaz, gazete ve dergiler toplatılamaz” şeklinde somut maddeler konularak basın özgürlüğünün güvence altına alınması amaçlanmıştı. Ancak bu maddelere aykırı tedbirler, yayın yasakları Osmanlıdan bu yana devam etti. geldi. 1960 yılından sonraki süreçte günlük gazetelerde büyük bir değişim yaşanmış, düşünce ve yoruma yer veren gazetelerin tirajı yükselmiştir. 1968 yılında televizyonların düzenli deneme yayınları başlarken, üniversitelerde ise yaygın anarşik olaylara tanıklık edilmiştir. </span></p>
<h4><b>Askeri darbeler</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Askeri yönetim tarafında, 12 Mart Muhtırası verilmiş, Süleyman Demirel’in istifasına zemin hazırlanmıştır. Bu dönemde Turhan ve İlhan Selçuk, Yaşar, Kemal, Can Yücel gibi birçok gazeteci ve yazar cezaevine girmiş veya yargılanmıştır. Bu süreçte pek çok gazeteci, akademisyen faili meçhul cinayet kurban gitmiş ve bu durum aydınlatılamamıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) 12 Eylül 1980’de yönetime yeniden el koymuş, basın sıkı bir denetime tabi tutulmuştur. Demokrat, Bursa’nın Sesi gibi bazı gazeteler kapatılmış, pek çok gazetenin  yazı işleri müdürü hakkında soruşturma açılmış,  Tercüman ve Güneş Gazetesi gibi birçok gazetenin yayınları günlerce durdurulmuştur. O günlerde TRT dahil olmak üzere telefon, telsiz, radyo ve televizyon yayınlarına ve haberleşmeye sansür konulduğu bilinmektedir. 1983’te seçimlerin ardından Turgut Özal başbakan oluncaya kadar gazete, dergi gibi yayınlar denetimden geçerek gerekli görüldüğünde toplatılmış ya da yasaklanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçekleştirilen darbenin ile sendikalar zayıflatılmış, basın özgürlüğü kısıtlanmıştır. Bununla birlikte mülkiyet yapılarında değişimler görülmüş, tekelleşme eğilimleri boy göstermiştir 1980’li yıllarda yayıncılık açısından en önemli gelişmelerden biri, bilgisayar teknolojilerine geçilmesidir. İletişim teknolojilerindeki gelişmeler, içerik ve haber kaynaklarında büyük değişiklikler yaratmıştır. Bu dönemde özel radyo ve televizyon yayınları 1990’lı yıllardan itibaren herhangi bir düzenlemeye tabi olmaksızın başlamıştır.  Bu durumu Prof. Dr. Emre Kongar, “Demokrasi ve Laiklik” adlı kitabında şöyle açıklar: “1990’lı yıllarda sorun haline gelen denetimsiz radyo ve televizyonların yol açtığı “Medya terörü” de, yine bir bireyin temel hak ve özgürlüklerine yapılan saldırı karşısında demokrasinin (geçici nitelikteki) aczinden kaynaklanmaktadır. Aslında soğukkanlı bir biçimde bakıldığında, Medya Terörü’nün de bir ara-rejim olduğunu görmemek olanaklı değildir. Hükümet tarafından link hatlarının TRT’den alınıp, PTT’ye verilmesiyle bir teknoloji darbesi yapılmış ve yine Hükümet adına Turgut Özal’ın desteğiyle yasalarda yeri olmayan, yani Anayasa dışı (üstü) bir televizyon yayını (üstelik de teknolojik değişme ve gelişme adına) gerçekleştirilmiştir.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1993 yılına gelindiğinde Anayasa değişikliği yapılarak radyo ve televizyon üzerindeki kamu tekeli ortadan kaldırılmış, özel radyo ve televizyon yayınlarının yapılmasına olanak sağladığı görülmüştür.</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/osmanlidan-gunumuze-turk-basini-hak-ve-ozgurluklerde-neler-degisti.html">Osmanlı’dan günümüze Türk basını: Hak ve özgürlüklerde neler değişti?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/osmanlidan-gunumuze-turk-basini-hak-ve-ozgurluklerde-neler-degisti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Giresun, Basın İlan Kurumuna mahkum mu?</title>
		<link>https://9koy.org/giresun-basin-ilan-kurumuna-mahkum-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/giresun-basin-ilan-kurumuna-mahkum-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2023 13:17:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Burak Aydın / Kapak Fotoğrafı: Depophotos Basın İlân Kurumu, 2020 yılında Ordu şubesini kurarak Giresun gazetelerini, Ordu&#8217;daki şubesine bağladı. Giresun merkezde halen, Yeşil Giresun, İleri, Yeni Giresun, Giresun Ekspress ve Gündem Gazeteleri ile son 5 yıl içerisinde yayın hayatına başlayan ve sürdüren, Öncü ve Güncel Gazetesi yayınlanmakta. Giresun il ve ilçelerinde bugün itibarıyla, Basın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/giresun-basin-ilan-kurumuna-mahkum-mu.html">Giresun, Basın İlan Kurumuna mahkum mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>Haber: Burak Aydın / Kapak Fotoğrafı: Depophotos</em></strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın İlân Kurumu, 2020 yılında Ordu şubesini kurarak Giresun gazetelerini, Ordu&#8217;daki şubesine bağladı. Giresun merkezde halen, Yeşil Giresun, İleri, Yeni Giresun, Giresun Ekspress ve Gündem Gazeteleri ile son 5 yıl içerisinde yayın hayatına başlayan ve sürdüren, Öncü ve Güncel Gazetesi yayınlanmakta. Giresun il ve ilçelerinde bugün itibarıyla, Basın İlân Kurumunun 3 yıllık şartlarını tamamlayıp, resmi ilân alabilen toplam 17 gazete yayımlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Giresun il merkezinde yer alan yerel gazetelerin, yıllık resmi ilân ve reklam gelirleri ortalama 300 bini bulurken ilçelerde bu rakam 30-50 bin TL civarında. Basın İlân Kurumu, bu gelirden yüzde 15 pay alıyor. Gazeteciler arasında, Basın İlân Kurumunun 81 ilde faaliyete geçmesi ve bazı illeri komşu illere bağlaması sonrasında gazete gelirlerinin oldukça arttığı, bu yüzden de komisyon oranının azaltılması gerektiğini söyleyenler var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel gazeteler, resmi ilân alabilme hakkını kaybetmemek, günlük zorunlu tiraj rakamını (300) yakalamak için, kamu kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri, belediyeler ve iş yerlerini abone yapma çabası sürdürüyor. Ayrıca ekonomik darboğazın bir yansıması olarak gazetelerde yalnızca rutin habercilik yapılıyor. Haberlerde büyük çoğunlukla devlet yetkililerinin ve siyasilerin açıklamaları yer alıyor. Gazetelerin hemen hepsi, haber ajanslarına abone. Yine gazeteler, resmi ilân alabilme şartlarını yerine getirebilmek adına 1-2 kişiyle gazete çıkarırken, ayda 500 TL gibi bir ücretle ajanslardan 1000&#8217;e yakın haber alıyor. Gazeteler, ajanslardan aldıkları haberin başlığını dahi değiştirmeden sayfalarında yayımlıyor. Böylece çoğu gazetede birbirinin kopyası denilebilecek haberleri görebiliyoruz. Bunun yanında Giresun halkını ilgilendiren haberler ise genelde fındık tarımıyla alakalı oluyor. Özel haberlerin çok az yer aldığı gazetelerin, haber ve köşe yazılarında, dil bilgisi ve imlâ kuralları zayıf. Kimi haber girişlerinde haberciliğin başlıca kuralı 5NK1&#8217;ya da uyulmuyor.</span></p>
<p><b>Naylon kadrolarla gazete</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2000 yılı öncesinde Giresun&#8217;un ilçelerindeki yerel gazetelerin bile yıllık reklam ve ilan gelirleri 300-400 bin liralara  kadar çıkıyordu. (İl merkezindeki gazetelerin gelirleri ise yaklaşık olarak 1-1.5 milyon TL idi.) Ancak sonrasında özelleştirmeler ve kamu ihalelerinin merkeze çekilmesi ile birlikte gelirler düşüşe geçti. Sonuç olarak, 2015 yılından itibaren yıllık gelirler 80-90 bin TL&#8217;ye düşerken, 2019 yılında 30 binlere kadar geriledi. Gelirleri giderek azalan ilçe gazeteleri de birer birer kapanmaya başladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün ekonomik sıkıntılar nedeniyle yerel gazetelerde çok az gazeteci çalıştırılıyor. Gazete sahiplerine göre, bir çalışanın maliyetinin 13 bin TL&#8217;yi bulduğu yerlerde gelirler 4-5 gazeteci çalıştırmaya yetmiyor. Bu nedenle, bazı gazeteler basın kartı olan, düşük sigortalı ve emekli gazetecileri çalıştırmayı tercih ediyor. Bu gazeteler naylon kadro üzerinden işlerini sürdürüyorlar. Gazetenin asli görevlerini ise yalnızca 1 kişi üstleniyor ve bu kişi hemen hemen her işi yapmak zorunda kalıyor. </span></p>
<p><b>Valinin para teklifi</b><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önceden, merkezdeki yerel gazeteler valiliğe, ilçedeki gazeteler ise kaymakamlığa bağlıydı. Ancak gazeteciler, valiliğin hem medya ve habercilik bilgisinin hem de denetim yetisinin zayıf olduğunu düşünüyorlardı. Bu durum, bazı gazetelerin valiliği eleştirdiği için ilan cezası almasına veya kapanmasına neden oluyordu. Valilik denetimlerinin yüzeysel olması, bazı kişilerin haksız kazanç elde etmesine ve -merdiven altı gazeteciliğin- yaygınlaşmasına da yol açıyordu. Ayrıca, valilik yerel gazeteleri sansürle tehdit etmekten de çekinmiyordu. Örneğin, 2012 yılında Giresun Valisi, yerel gazetelere -Giresun&#8217;la ilgili olumsuz haber yapmayın, oradan kazanacağınız 300-400 TL&#8217;yi ben vereyim- şeklinde konuşmuştu. Aynı Vali, Bulancak ilçesinin yerel gazetesi Gazete Egemen&#8217;i ziyaretinde de ilanlarını kesmekle tehdit etmişti. Ancak dönemin gazetecileri, köşe yazılarında Vali&#8217;ye, ilan cezasının sadece Basın İlan Kurumu tarafından verilebileceğini hatırlatmıştı.</span></p>
<p><b>Rabia Naz haberine sansür</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nüfusu 150 bin kişi olan Giresun’da sansür korkusu, ekonomik ve hukuki problemlerden kaçınma isteği ve şehirde neredeyse herkesin birbirini tanıması, otosansüre yol açıyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özel şirketlerle geliştirilen ilişkilerin haber diline ve içeriğine yansıdığı bir örnek Çavuşlu’da yaşandı.  Giresun&#8217;un Görele ilçesine bağlı Çavuşlu Beldesinde 2019 yılında kurulan Katı Atık ve Bertaraf Tesisinin yarattığı çevre kirliliği, belde halkı tarafından ciddi biçimde protesto ediliyordu. Ancak yerel basın, uzman görüşü alma ve çevre halkının tepkisini dile getirmek yerine, özel şirket ortaklarının sözlerini haberleştirilmekle yetindi. Çavuşlu halkı ise o dönemde yerel gazetelerdeki -Çevreye Duyarlı Tesis- başlıklı açıklamaların gerçeği yansıtmadığını, tesisin yarattığı çevre ve su kirliliğine tepki olarak eylem yaptıklarını ve yetkililerden çözüm beklediklerini haber ajanslarına iletmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Giresun yerel medyasında sansür örneğine rastlamak da mümkün. Bir yerel gazete, 2018 yılında şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz ile ilgili haberi sayfalarında basmak yerine internet sitesinde yayınlamayı uygun görmüş. Gazete yönetimi, haberi sansürleme gerekçesini çalışanına -şahsi bir problem yaşamanı istemedik- diye izah etmiş. Sansüre uğrayan gazeteci ise Rabia Naz haberinden sonra gazeteye yolladığı diğer haberlerin de sürekli geç yayımlandığını belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>Yerel basın aradan çıkarılmak isteniyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Giresun&#8217;un Bulancak ilçesindeki yerel gazete, Gazete Savaş&#8217;ın sahibi Osman Kıroğlu, gazeteyi sadece oğlunun ismini yaşatmak amacıyla sürdürdüğünü, maddi bir beklenti olmadan çıkardığını vurguluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kıroğlu, valilikten Basın İlan Kurumu&#8217;na geçişin kendileri için daha iyi olduğunu belirterek, kurumun medyayı bilen insanlardan oluştuğunu ve denetlemeleri daha disiplinli yaptığını söylüyor. Ancak yerel basının ekonomik anlamda kötü durumda olduğunu ve devletin desteğine ihtiyaç duyduklarını söyleyen gazete sahibi, BİK&#8217;in ilan bedelini aydan aya parçalı ödemesi ve bu bedelden aldığı yüzde 15&#8217;lik payın, yerel basını ekonomik olarak zor durumda bıraktığını da ifade ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kıroğlu, 1 Nisan&#8217;dan itibaren yerel gazetelerin web sistemine geçecek oluşuyla ilgili olarak, internet gazetelerinin yazılı gazeteler gibi değerlendirilmesi ve internet gazetesi için ayrı gazeteci çalıştırma şartının yer alışı, ekipman ve diğer araç gereçler de eklendiğinde ekonomik anlamda ciddi bir yük getirecektir” diyor. Kıroğlu, kısa süre içinde yerel basının büyük oranda internet gazeteciliğine geçmesi ihtimalini dile getirirken, “aslında amacın yerel basının aradan çıkarılmak istenmesi” olduğuna da  işaret ediyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/giresun-basin-ilan-kurumuna-mahkum-mu.html">Giresun, Basın İlan Kurumuna mahkum mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/giresun-basin-ilan-kurumuna-mahkum-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençler siyasetten umut kesti mi?</title>
		<link>https://9koy.org/gencler-siyasetten-umut-kesti-mi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/gencler-siyasetten-umut-kesti-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Apr 2023 11:20:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Fadime Özmen &#8211; Şanlıurfa Siyasi çevreler ve kamuoyunda “en kritik seçim” diye beklenen 14 Mayıs seçimleri yaklaşırken, genç seçmenin yakınmalarından biri de politikacıların yaşı, bu nedenle yeterince anlaşılamamak ve parlamentoda temsil edilememekten yakınıyorlar.  Oysa 24 Haziran 2018’deki  seçimlerde 550 olan vekil sayısı 600&#8217;e çıktı, seçilme yaşı ise 25&#8217;ten 18&#8217;e indirildi. AKP İstanbul milletvekili 22 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gencler-siyasetten-umut-kesti-mi.html">Gençler siyasetten umut kesti mi?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: Fadime Özmen &#8211; Şanlıurfa</strong></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi çevreler ve kamuoyunda </span><i><span style="font-weight: 400;">“en kritik seçim”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye beklenen 14 Mayıs seçimleri yaklaşırken, genç seçmenin yakınmalarından biri de politikacıların yaşı, bu nedenle yeterince anlaşılamamak ve parlamentoda temsil edilememekten yakınıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa 24 Haziran 2018’deki  seçimlerde 550 olan vekil sayısı 600&#8217;e çıktı, seçilme yaşı ise 25&#8217;ten 18&#8217;e indirildi. AKP İstanbul milletvekili 22 yaşındaki Rümeysa Kadak, seçilme yaşının 25&#8217;ten 18&#8217;e indirilmesiyle Türkiye siyaset tarihinin en genç milletvekili oldu. 18-29 yaş aralığından toplamda 8 milletvekili meclise girebildi.<br />
</span></p>
<h4><strong>Gençler saf dışı<span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-4582 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/1.png" alt="" width="341" height="236" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/1.png 491w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/1-300x207.png 300w" sizes="auto, (max-width: 341px) 100vw, 341px" /></span></strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de 62,4 milyon seçmenin yaklaşık 13 milyonunu 18-29 yaş aralığındaki gençler oluşturuyor,  buna karşın mecliste 18-29 yaş aralığından sadece 8 milletvekili bulunuyor. Sadece 9 milyon seçmenin yer aldığı 50-59 yaş aralığından ise mecliste 217 milletvekili yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">14 Mayıs seçimlerinde ilk kez oy kullanacak olan Sevgi Karaca  kendisi gibi diğer arkadaşlarının karar alma süreçlerinin dışına atıldığını şu sözlerle anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “</span><i><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin yaklaşık 20 milyonunu gençlerin oluşturmasına rağmen gençlerin meclisteki temsiliyet oranı çok düşük kalmakta. Temsiliyette adalet ilkesi gereği daha fazla gencin mecliste yer alması gerektiğini düşünüyorum. Bence milletvekillerinin yaşlılığı bir sorun. Türkiye  dünyanın en büyük genç nesline sahip ülkelerinden birisi. Dolayısıyla, kararlar gençlerden  yaşlı bir grup tarafından veriliyorsa ve genç bakış açısına uygun değilse, bunun ciddi bir demokratik eksiklik olduğunu düşünüyorum. Eskiden insanların bir dereceye kadar olgunluk ve geçmişe sahip olarak meclise gelmeleri gerektiği görüşündeydim ama artık böyle düşünmüyorum. Bence mecliste, yeni bakış açısına sahip gençlerin daha fazla olması gerekmekte. Siyasi sistemimizin de buna göre dizayn edilmesi gerektiğini düşünüyorum.”<img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-4583 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/2.png" alt="" width="503" height="632" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/2.png 796w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/2-239x300.png 239w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/2-768x965.png 768w" sizes="auto, (max-width: 503px) 100vw, 503px" /><br />
</span></i></p>
<h4><strong>Gençlerin sorunları gündeme gelmiyor</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Konunun uzmanları ve gençlere göre, siyasi liderler ve vatandaşlar arasındaki yaş farkı, önemli sorunları gündeme getiriyor. Gençlerin karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmemesi, onlar için önemli olan konuların gündemden düşmesi anlamına geliyor. Gençlerin bu süreçte etkili olamayışı, seçimlere ilginin azalmasına, düşük sayıda seçmen katılımına ve gençler arasında siyasi ilgi de dahil olmak üzere kısır bir yabancılaşma döngüsüne de yol açıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden siyaset bilimci Prof. Emre Erdoğan şunları söylüyor:</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Medya gençleri ‘Z kuşağı’ şeklindeki kalıp yargılara sokuyor. Genç erkek işsizliği belli bölgelerde yüzde 40’lara çıkmışken, gençler eğitimden dışlanıp, genç kadınlar çalışamaz durumdayken, bu konular üzerinde yeterince tartışılmıyor. Gençlerin siyasete katılımının da bir sermaye meselesi olduğu görmezden geliniyor. Bu seçimlerde gençlerin yüzde 15’inin sandığa gitmeyebileceği tahmin ediliyor. Gençler seçime inanmıyor, sandığa şüpheyle yaklaşıyor. Yapılagelen geleneksel siyasete karşı bir soğuma içindeler. Bu konudaki politikaları bu açıdan değerlendirmek gerek.”</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;"> <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-4584 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/3.png" alt="" width="642" height="468" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/3.png 796w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/3-300x219.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/3-768x560.png 768w" sizes="auto, (max-width: 642px) 100vw, 642px" /></span></i></p>
<h4></h4>
<h4><strong>Avrupa&#8217;ya kıyasla TBMM çok yaşlı</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de aktif siyasetçilerin yaşlarına bakıldığında gençlerin yakınmalarını doğru çıkaran rakamlarla karşılaşılıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 69 yaşında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu 74 yaşında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu 81 yaşında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meclis Başkanı Mustafa Şentop 54 yaşında.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa&#8217;da ise Fransızlar, Emmanuel Macron&#8217;u henüz 39 yaşındayken en yüksek göreve seçti. Ukrayna lideri Volodimir Zelenski 45,  Birleşik Krallık Başbakanı Rishi Sunak 42,  İtalya Başbakanı Giorgia Meloni 46, Kanada Başbakanı Justin Trudeau 51, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz 64 yaşında.</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gencler-siyasetten-umut-kesti-mi.html">Gençler siyasetten umut kesti mi?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/gencler-siyasetten-umut-kesti-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basında yeni tartışma: &#8220;Otosansür”</title>
		<link>https://9koy.org/basinda-yeni-tartisma-otosansur.html</link>
					<comments>https://9koy.org/basinda-yeni-tartisma-otosansur.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Apr 2023 12:03:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Evin Arslan &#8211; İstanbul / Kapak Fotoğrafı: Unsplash Kamuoyunda “sansür yasası” diye anılan yasanın “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” başlığı altındaki 29. Maddesi şu hükmü içeriyor: “Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/basinda-yeni-tartisma-otosansur.html">Basında yeni tartışma: &#8220;Otosansür”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: Evin Arslan &#8211; İstanbul / Kapak Fotoğrafı: Unsplash</strong></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamuoyunda “</span><i><span style="font-weight: 400;">sansür yasası</span></i><span style="font-weight: 400;">” diye anılan yasanın “</span><i><span style="font-weight: 400;">Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma</span></i><span style="font-weight: 400;">” başlığı altındaki 29. Maddesi şu hükmü içeriyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><i><span style="font-weight: 400;">Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar “</span><i><span style="font-weight: 400;">dezenformasyon ile mücadele</span></i><span style="font-weight: 400;">” gerekçesine dayansa da, yasanın hemen ardından bu hükümle dokuz gazeteci gözaltına alındı. Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın (TGS), 20 Şubat’ta yayınladığı verilere göre, o günlerde 43 gazeteci ve medya çalışanı cezaevinde bulunuyordu. </span></p>
<div id="attachment_4565" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4565" class="size-medium wp-image-4565" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Idil-Engindeniz-2-300x200.jpeg" alt="" width="300" height="200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Idil-Engindeniz-2-300x200.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Idil-Engindeniz-2-1024x682.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Idil-Engindeniz-2-768x512.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Idil-Engindeniz-2-1536x1023.jpeg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Idil-Engindeniz-2.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-4565" class="wp-caption-text">İdil Engindeniz</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. İdil Engindeniz, kanunun vadettiği ile içinden çıkan şeyin aynı şey olmadığını vurgulayarak “</span><i><span style="font-weight: 400;">Haberin demokrasilerdeki önemini düşünürsek bugün dezenformasyonla mücadele önemli mücadele alanlarından biri. Ama karşımızdaki yasanın amacı böyle bir mücadeleye girmek değil, muhalif sesleri susturmak, muhalif seslerin kendi kendine susmasını sağlayacak bir ortam yaratmak</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sansürün yanı sıra en çok tartışılan bir diğer kavram ise otosansür. Otosansür kelimesi, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “</span><i><span style="font-weight: 400;">Kişinin veya kurumların kendi kendilerini kısıtlaması</span></i><span style="font-weight: 400;">” olarak yer alıyor. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Acaba kişiler kendini neden kısıtlamaya ihtiyaç duyuyor?” Bu soruya da yanıt aradık.</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İdil Engindeniz’e göre bilinçsizlik ve korku/güvensizlik, otosansüre başvurma nedenlerinden ikisi:</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;"> “Gazetecilik yaparken topluma karşı bir sorumluluğunuz olduğu anlayışına, böylesi bir bilince sahip değilseniz; ‘haber nedir, benim gazeteci olarak habere ve topluma karşı bir görevim var mı’ diye pek de düşünmemişseniz, ‘patronun veya dönemin siyasi ortamının istediğini yapmakta pek bir sakınca görmeyebilirsiniz. Bütün bu bilince sahip olup başınıza bir şey gelmesinden korktuğunuz, kendinizi güvencesiz hissettiğiniz bir ortamda da içinize sinmese bile, bazı şeyleri aktarmaktan kaçınabilirsiniz. Türkiye’de gazetecilik yapmak en hafifinden kovulmayı, habercilik yaparken kötü muameleye maruz kalmayı, hapse girmeyi, hatta öldürülmeyi göze almak anlamına gelebiliyor.” </span></i></p>
<h4><strong>Yazsam da editör silecek</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyascope’ta muhabirlik yapan Ayşegül Karagöz, otosansürün, sansürün olduğu yerde ortaya çıktığını ifade ediyor. “-</span><i><span style="font-weight: 400;">Fark etmeden acaba kendime, dilime otosansür uyguluyor muyum?-</span></i> <i><span style="font-weight: 400;">sorusunu ben de çok sık kendime soruyorum.</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyen Karagöz şöyle diyor: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Gerçeği manipüle etmediğim, yanlış bilgi vermediğim sürece bu konuda içim hep rahat oluyor. Bunun çalıştığım kurumla alakalı olduğunu düşünüyorum. Sansür uygulanmıyorsa, otosansüre gerek kalmaz. Birilerini memnun etmek veya sözcülüğünü yapmak zorunda kalmadığında ve nihayetinde amacın kamu yararı olduğu zaman otosansüre gerek kalmıyor. Ancak bunu özellikle ana akım olarak nitelendirebileceğimiz kurumlarda çok fazla yaşayan arkadaşım var.</span></i><span style="font-weight: 400;">”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteciler arasında otosansürün giderek daha çok arttığını düşünen Karagöz, gazetecilerin dillerini ve kalemlerinin sivriliğini kuruma göre ayarladıklarını ifade ediyor. Mevcut sistemin gazetecileri buna mecbur bıraktığını dile getiren Karagöz, </span><i><span style="font-weight: 400;">“-Ben bunu yazsam da editör silecek- sözünü başka mecralarda çalışan çok fazla insandan duyuyorum</span></i><span style="font-weight: 400;">.” diyor.</span></p>
<h4><strong>Ana akım medya</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle 1 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından birçok gazeteci deprem bölgesine gitti. Ancak bu süreçte, “</span><i><span style="font-weight: 400;">konuşmak isteyen yurttaşın sözünü kesme, mikrofonu kapatma”</span></i><span style="font-weight: 400;"> şeklinde yayıncılık örnekleri de yaşandı. Bu örneklerden bazıları ele alınırsa, canlı  yayın yapan bir muhabir, “</span><i><span style="font-weight: 400;">6 gündür elektriğimiz yok, konuşmak istiyorum</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyen bir depremzedeyi kameradan uzaklaştırıp mikrofonu sakladı. Başka bir muhabir ise ailesinin enkaz altında olduğunu, arama kurtarma ekiplerinin gelmediğini söyleyen bir depremzedenin sözünü keserek alandan uzaklaştı. Sosyal medyada çokça tepki toplayan bu örnekler, aynı zamanda ana akım medyada yükselen otosansürü de tartışmaya açıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İdil Engindeniz, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Ana akım medyada, sansasyonel olana, kolay dikkat çekene, duyguları en çok ayağa kaldırana yönelik kötü bir eğilim hep olageldi ve bunun karşısında da hep ters yöne denge kurmaya çalışan mekanizmalar oldu. O mekanizmaların sesinin en az çıktığı, etkisinin en az olduğu bir dönemde, bir coğrafyadayız belki</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyor. Bu örneklerin kötü temellenmiş bir gazetecilik kültüründen kaynaklandığını söyleyen Engindeniz şöyle devam ediyor: </span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Pek çok sektörde olduğu gibi, gazetecilik alanında da meslek güvencesine sahip değiliz, arkamızda duracak güçlü bir sendikal yapılanmadan, güçlü meslek örgütlerinden, meslektaşların eleştirisinin taşıması gereken önemden uzağız. Okullu gazeteciler için konunun eğitim sürecinde başladığına, o süreçte meslek kuralları hakkında daha çok tartışma yürütmek gerektiğine inanıyorum. Okullu olmayanlar için bu süreç usta-çırak ilişkisi çerçevesinde ve meslek içi eğitimlerde olgunlaşabilir. Neyi, neden yaptığını, habere neden x açısından yaklaştığını, bunun ne anlama geldiğini, y’nin neden kötü olduğunu bilen bir gazeteci, hele bir de ilkelerinin arkasında durduğunda işsiz kalmayacağını, işsiz kalsa da pek çok güvenceye sahip olacağını, gerekirse tek başına bile çalışıp hayatını idame ettirebileceğini bilse, sansür ve otosansür konusunda daha iyi bir zeminde oluruz gibi geliyor.”</span></i></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecinin hayatını idame edebilmesi konusunda okurlara da sorumluluk düştüğünü söyleyen Engindeniz, “</span><i><span style="font-weight: 400;">İyi bir diziye, filme, uygulamaya para vermeyi nasıl normalleştirdiysek gazeteciye de emeği- haberi karşılığında ödeme yapmaya alışmalıyız. Eğer manipülatif içeriklerle değil de güvenilir bilgilerle hareket etmeye niyetliysek bu kaçınılmaz bence</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyor.</span></p>
<h4><strong>Haber neyi gözetmeli?</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Depremin ilk günü Adıyaman’a giden Ayşegül Karagöz’e göre, deprem ve sonrasında oluşan kriz ortamı basın-medya sektörü ile gazetecileri hazırlıksız yakaladı, oysa öncelikle afetin boyutlarının algılanması gerekiyordu ve bunu anlamanın yolu deprem bölgesine giden medya çalışanlarından geçiyordu:</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">“Nasıl bir afetle karşı karşıya olduğumuzu anladıktan sonra beraberinde şu soruyu sormalıyız: -Biz gazetecilerin ne yapması gerekiyor? Yaşanan olaya nasıl bakmalı, haberde neyi gözetmeliyiz? Var olan gerçek, depremden etkilenen çoğu şehre yardımın geç gelmesi veya hiç gelmemesi, arama kurtarma ekiplerinin yetersizliği, insanların yaklaşık üç gün boyunca soğukta enkaz altında kalan yakınlarının çıkarılmasını ümitsizce beklemesi, ekip sayısı yetersiz olduğu için kendi imkânlarıyla enkazı kaldırmaya çalışmalarıydı. Bu insanların her birinin apayrı bir hikâyesi vardı ve siz gazeteci olarak yaşanan bu trajediye nasıl yaklaşacağınıza karar vermek zorundaydınız.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">-Gazeteci olarak amacımız mevcut iktidarı memnun etmek mi, yoksa vatandaşların sorunlarını dile getirip kamuyu bilgilendirmek mi</span></i><span style="font-weight: 400;">?- </span><i><span style="font-weight: 400;">Öncelikle buna karar vermemiz gerekiyor.</span></i></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bir keresinde, enkaz başında çalışan ve içeriden canlı çıkan bir kişiyi aynı anda bütün kameralar çekti ve -Bir mucize gerçekleşti, enkaz altından canlı çıkarıldı- anonsları duymaya başladık. Oysa o kameralar enkazın yan tarafını da çekse yerde yatan onlarca ölü beden görülecekti. O binada bir ekip çalışıyordu bir kişiyi kurtardılar ama binaya ekiplerin gelmesini bekleyen yüzlerce insan vardı. -Gelip binamıza bakın içeride bütün ailem var- diyen onlarca insan vardı…”</span></i></p>
<h4><strong>En büyük sorun</strong></h4>
<div id="attachment_4566" style="width: 235px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4566" class="size-medium wp-image-4566" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Aysegul-Karagoz-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Aysegul-Karagoz-225x300.jpg 225w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Aysegul-Karagoz-768x1024.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Aysegul-Karagoz.jpg 843w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-4566" class="wp-caption-text">Ayşegül Karagöz</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Deprem bölgesinde gazeteciler ne tür problemler yaşadı?” Bu soruyu yönelttiğimiz Ayşegül Karagöz, bir yandan haber peşinde koşturup, haber yazma ve geçme telaşının yanında, gıdaya erişim, kötü hava şartlarıyla mücadele, tuvalet eksikliği, hijyen problemi gibi zorluklarla karşılaşıldığını  ancak en büyük sorunun şebekeye ulaşma çabası olduğunu aktardı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“</span><i><span style="font-weight: 400;">Şehirde şebeke yoktu ve dolayısı ile çektiğimiz görüntüleri haber merkezine iletmek büyük bir problemdi. Bu nedenle önemli bir haber yollayacağımız zaman hızlı bir şekilde internetin çektiği bir konuma gidip gönderdikten sonra geri dönerek işlerimizi hallediyorduk. Kamerayla gelen meslektaşlar kameralarını şarj etme problemi yaşıyordu. Telefonların şarjı zaten soğukta daha hızlı bitiyordu, elimizdeki  powerbank de kullanılamaz hale gelince arabaya geçerek bunları akü ile şarj edip işimizin başına geri dönüyorduk. Süreçte en önemli sıkıntılardan biri bu oldu.”</span></i></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/basinda-yeni-tartisma-otosansur.html">Basında yeni tartışma: &#8220;Otosansür”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/basinda-yeni-tartisma-otosansur.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Merve Taşkın Davası: Ne kadar müstehcen?</title>
		<link>https://9koy.org/merve-taskin-davasi-ne-kadar-mustehcen.html</link>
					<comments>https://9koy.org/merve-taskin-davasi-ne-kadar-mustehcen.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2023 08:23:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4532</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Asmin Ayçe İdil Kaya &#8211; İstanbul / Kapak Fotoğrafı: Serra Akcan &#8211; csgorselarsiv.org Instagram üzerinden 600 bine yakın takipçiye ulaşan sosyal medya fenomeni Merve Taşkın, yaptığı paylaşımların müstehcen bulunması sebebiyle yargılandı. Birçok kadın tarafından yakından takip edilen bu sembolik davada Merve Taşkın suçsuz bulundu ve beraat etti. Davaya konu olan içerikler ise Merve Taşkın’ın OnlyFans’te [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/merve-taskin-davasi-ne-kadar-mustehcen.html">Merve Taşkın Davası: Ne kadar müstehcen?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: Asmin Ayçe İdil Kaya &#8211; İstanbul / Kapak Fotoğrafı: Serra Akcan &#8211; csgorselarsiv.org</strong></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Instagram üzerinden 600 bine yakın takipçiye ulaşan sosyal medya fenomeni Merve Taşkın, yaptığı paylaşımların müstehcen bulunması sebebiyle yargılandı. Birçok kadın tarafından yakından takip edilen bu sembolik davada Merve Taşkın suçsuz bulundu ve beraat etti. Davaya konu olan içerikler ise Merve Taşkın’ın OnlyFans’te satışa çıkardığı görseller ve videolardı. Görüş aldığımız Tuğba Gökduman günümüz koşullarında bu davada amacın kadınların cinselliğini bastırmak olduğunu savunurken,  müstehcenlik yasasının da diğer tüm yasalar gibi yeniden değerlendirilebilir olduğunu hatırlattı. </span></p>
<div id="attachment_4538" style="width: 235px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4538" class="size-medium wp-image-4538" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Tugba-Gokduman-225x300.jpeg" alt="" width="225" height="300" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Tugba-Gokduman-225x300.jpeg 225w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/04/Tugba-Gokduman.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 225px) 100vw, 225px" /><p id="caption-attachment-4538" class="wp-caption-text">Tuğba Gökduman</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Kimi çevrelerin linç hedefi olan Onlyfans, Türkiye’de de yasal kabul edilen bir içerik satış uygulaması. İçerikleri açabilmek için ödeme yapmak gerekiyor. Her içeriğin bedeli farklı ve ücret üreticisi tarafından belirleniyor. İngiltere merkezli Onlyfans, 2016 yılında kurulduğunda çoğunlukla pornografik içeriklerin satıldığı bir platformdu ancak şimdilerde müzikten fitness eğitimine kadar çok farklı alanlarda içerikler satılan bir mecraya dönüştü. Merve Taşkın’ın bu platformda paylaştığı içerik “müstehcen” olduğu iddiasıyla dava edilmişti ancak mahkeme buna karşıt bir karar verdi.</span></p>
<h4><strong>Dava süreci</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların nasıl giyindiği, nasıl davrandığı, nasıl konuştuğu son yıllarda sıkça tartışma konusu yapılırken bu dava özgürlük alanının daraltılması açısından kadınların ilgisin çekti. İlk duruşması 12 Ocak’ta yapılan dava ile ilgili Merve Taşkın &#8220;5 yıl boyunca suç işlememem gerekiyordu. OnlyFans mahkemede suç sayılırsa hapse gireceğim&#8221; demişti, ancak dava ertelendi ve 26 Ocak’ta görülen davada Merve Taşkın beraat etti. Taşkın&#8217;ın avukatı Feyza Altun beraatin ardından, &#8220;Bu çok önemli bir karardı. Çünkü Türkiye&#8217;de özellikle kadınların giyimine kuşamına ve yaşam biçimine saldırı niteliğindeki bu dava lehimize sonuçlandı.” sözlerini paylaştı.</span></p>
<h4><strong>“Cinselliğini Bastırma Amacı”</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Tuğba Gökduman Merve Taşkın’ın paylaşımlarından dolayı yargılanmasının Türkiye gibi toplumlarda; özellikle otoritenin cinsellikle alakalı konulardan, eşyalardan ve ifadelerden korkmasıyla ilgili olduğunu savundu: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İçinde cinselliğe ya da cinselliği çağrıştıran herhangi bir şeye dair bir öge barındıran kamuya açık bir içerik, özellikle söz konusu kadınlar olduğunda otomatik olarak ayıp, müstehcen, ahlak dışı olarak atfediliyor. Merve Taşkın’ın paylaşımları da bu çerçevede ele alındı. Olay yalnızca bu paylaşımları genç bir kadının yapıyor olması değil, sosyal medyalardaki görünürlüğü üzerinden belli bir güç ve ekonomik bağımsızlık kazanmış bir insanın yapıyor olması. Kadınların güç sahibi olması dikkat çekiyor, özellikle de bu gücün cinsellikle bağlantılı olduğu düşünüldüğünde. Müstehcenlik davası da bu gücü, kadın cinselliğini temsil ettiği varsayılan şeyleri bastırmak amacı güdüyor. Kadınların alanına bir saldırı olarak görülen bu davada, suçlanma sebebi olan müstehcenlik, Türk Ceza Kanununun (TCK)  226. Maddesinde şöyle yer alıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.-”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müstehcenliğin sınırlarını belirlemenin zor olduğunu söyleyen Gökduman, kimi tutarsızlıklara da dikkati çekti: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Müstehcenlik, toplumdan topluma, dönemden döneme tanımı değişen bir kavram olduğundan sınırlarını belirlemek de zor. Fakat bu değişkenlik içinde bir ortaklık önerecek olursak, genel ahlak kurallarına şekil veren ataerkil normlara işaret edebiliriz. Bu normlar, bazı bedenlerin veya beden bölümlerinin ya da bazı davranışların sergilenmesinin genel ahlakı bozabileceği, rahatsız edebileceği kanısındalar. Tutarsızlık da şurada; kuralların, bazı kimlik ve ifadeleri sınırlayıcı olmasının da ötesinde, bağlayıcılığı ve uygulanışı da adaletli değil. Örneğin, erkekler üstleri çıplak bir şekilde plaja gidebiliyorlar, memelerinin göründüğü bir sosyal medya paylaşımı yapabiliyorlar ama aynı şeyi kadınlar yaptığında bu müstehcen bulunuyor.”</span></p>
<h4><strong>Yasaları yeniden değerlendirmek</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu sorgulama müstehcenlik suçunun yasal zeminini yeniden düşünmeye iter mi? Eğer yasalar ahlak kurallarına ve genel geçer normlara bağlıysa; yeniden değerlendirilebilir mi?” Gökduman bu soruyu şöyle yanıtlıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Yasalar insan üstü bir güç tarafından belirlenen ve bir kez belirlendiğinde daima geçerli olacak şeyler değiller. Yasalar insanların hayatlarını desteklemek ve güçlendirmek için var; birilerini susturmak, sindirmek ya da yok etmek için değil. Bu yüzden yasaların ve müstehcen etiketi konarken başvurulan kriterlerin toplumsal cinsiyet eşitliği ve cinsel ifade çeşitliliği göz önünde bulundurularak yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun için de öncelikle toplumsal cinsiyet eşitliğine değer veren bir iktidar gerekiyor.”</span></p>
<h4><strong>Müstehcenlik mi pornografi mi?</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">“Müstehcenlik ve pornografi karıştırılabiliyor mu?”  Gökduman ikisi arasındaki ayrıma şöyle dokunuyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Pornografi ve müstehcenliği ayıran en önemli şey üretilme amaçları ve bağlamsal çerçeveleri diyebiliriz sanırım. Mesela ikisinde de çıplaklık içeren bir olay, bir görsel olabilir. Ama pornografinin esas üretilme amacı insanları cinsel olarak uyarmak, cinsel haz sağlamak; tüketilme amacını da bu bağlama paralel olarak düşünmek gerekiyor. Nitekim pornografide çıplaklık insanları uyaran bir şey olarak sunulabilir ve uyarıcı bir etki gösterebilir. </span><span style="font-weight: 400;">Oysa müstehcen bulunan şeylerin birçoğu temelde böyle bir niyet gütmüyor. Az önceki örnekten gidecek olursak, pornografide çıplak bir kadın ve kadın memesi görebiliriz; bu insan onay dahilinde çıplaklığının pornografik bir içerik olarak belli kanallarda yayınlanabileceğini kabul ediyor. Fakat bu, kadın vücudunun, memesinin otomatik olarak pornografik bir şey olduğu veya buna yer veren içeriklerin onay olmadan bu şekilde tüketilebileceği, yaygınlaştırılabileceği anlamına gelmiyor. Bağlama bakmak gerekiyor yani: Bir insan yıkanmak, eğlenmek, emzirmek, doğal hissetmek, spor yapmak, sanat yapmak ya da başka bir sebepten de çıplak olabilir ve bu pornografik olmaz. Bunun müstehcen bulunup bulunmamasını ise kimin yaptığı ve hangi ahlak kuralına çomak soktuğu belirliyor zannedersem.”</span></p>
<h4><strong>“Yapabileceklerimiz tükenmedi”</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın kimliği üzerindeki tüm baskılara rağmen ümidin de kaybedilmemesi gerektiğini düşünen Gökduman, kadınlar için hala bir alan olduğunu ve bu alanın genişletebileceğini söyledi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kamusal alanda ifade özgürlüğünün giderek sınırlandığı bir çerçevede birçok şeyin müstehcen olduğu iddia edilebilir. Bu da insanlarda norm dışı atfedilen şeyleri yapmaya, paylaşmaya yönelik bir korku ve ahlaki anlamda standardize olmaya yönelik bir eğilim oluşturabilir. Bununla birlikte, sosyal medyaların kadınlara görünürlük aracılığıyla belli bir güç, cesaret ve dayanışma ağı kazandırdığını ve bunun da baskılarla mücadele etmede etkin bir yöntem olabileceğini düşünüyorum. Merve Taşkın, sosyal medyalarda yaptığı paylaşımlarla kendini ifade ediyor ve davasını duyurabiliyor; bu da kadın bedeni ve cinselliğini kamusal alanda konuşabileceğimiz alanlar açıyor. Baskıların bu seviyede olması, her ne kadar korkutucu olsa da yapabileceğimiz şeylerin tükendiği anlamına gelmiyor.”</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/merve-taskin-davasi-ne-kadar-mustehcen.html">Merve Taşkın Davası: Ne kadar müstehcen?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/merve-taskin-davasi-ne-kadar-mustehcen.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van’da yasakların gölgesinde gazetecilik: “Mesleği sürdürmek zorlaştı”</title>
		<link>https://9koy.org/vanda-yasaklarin-golgesinde-gazetecilik-meslegi-surdurmek-zorlasti.html</link>
					<comments>https://9koy.org/vanda-yasaklarin-golgesinde-gazetecilik-meslegi-surdurmek-zorlasti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Mar 2023 13:22:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Şenol Balı &#8211; Van / Kapak Fotoğrafı: Twitter Van’da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) gerekçe gösterilerek 21 Kasım 2016’da ilan edilen eylem ve etkinlik yasağı o tarihten bu yana her 15 günde zincirleme bir şekilde uzatılarak uygulanmaya devam ediyor. Van Barosu, yasaklara karşı defalarca itirazda bulundu ve yasağın uzaması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/vanda-yasaklarin-golgesinde-gazetecilik-meslegi-surdurmek-zorlasti.html">Van’da yasakların gölgesinde gazetecilik: “Mesleği sürdürmek zorlaştı”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: Şenol Balı &#8211; Van / Kapak Fotoğrafı: Twitter</strong></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Van’da 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) gerekçe gösterilerek 21 Kasım 2016’da ilan edilen eylem ve etkinlik yasağı o tarihten bu yana her 15 günde zincirleme bir şekilde uzatılarak uygulanmaya devam ediyor. Van Barosu, yasaklara karşı defalarca itirazda bulundu ve yasağın uzaması nedeniyle 2018 yılından bu yana alınan 14 yasak kararı için ayrı ayrı iptal davası açtı. Açılan davalar da yerel mahkemeler tarafından reddedildi. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılan istinaf başvuruları da yerel mahkemenin verdiği kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek reddedildi. Bunların dışında Van Barosu’na bağlı avukatlardan Mahmut Kaçan da AYM’ye bireysel başvuru yapmıştı. </span></p>
<h4><strong>Çok sayıda dava</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yasaklarla geçen bu süre zarfında kentteki birçok kurum temsilcisi ve parti üyesi hakkında 2911 sayılı Yürüyüş ve Gösteri Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla dava açıldı. Sağlıkta şiddete karşı basın açıklaması yapan Türkiye Tabipler Birliği (TTB) Van-Hakkari Şubesi dönem başkanı Hüseyin Yaviç, Konya’da Dedeoğulları ailesine dönük saldırıyı protesto eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Van il başkanı ve parti üyeleri ile Van Gölü’nde yaşanan çekilmeye dikkat çekmek için basın açıklaması düzenleyen Van Çevre Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kalçık bunlardan birkaçı. Sağlık, iklim, insan hakları, göç, ekonomi ve kadın çalışmaları gibi toplumu ilgilendiren alanlar üzerine çalışma yapan STK’lar ile iktidar partisi dışında kalan partiler son yıllarda sokağa çıkamadı, çalışmalarını yapamadı.  Özellikle muhalif siyasi partilerin miting yapma, stant açma gibi talepleri de çoğu zaman süren bu yasaklara takıldı. </span></p>
<h4><strong>AYM’den dönen para cezası</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte taraftan yasaklar gerekçesiyle HDP’li bir gruba verilen para cezası, Anayasa Mahkemesi’nden döndü, mahkeme toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Çaldıran ilçesinde haklarında para cezası verilen 10 kişi, karara Çaldıran Sulh Ceza Hakimliği&#8217;nde itiraz etti. Mahkeme itirazı reddedince grup, kararı AYM’ye taşıdı. Başvuruyu değerlendiren mahkeme, ihlal kararı verirken, kararda “Başvurucuların adli yardım talebinin kabulüne, başvurucular Suat Çevik, Hosrof Durmuş ve Seracettin Naricican hakkındaki başvuruların süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna, diğer başvurucular yönünden toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna, Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Çaldıran Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi” denildi. </span></p>
<h4><strong>Yasaklar kılık değiştirdi</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak Van Valiliği, 24 Temmuz 2022 tarihinde bir açıklama yayınladı ve kentteki birçok alanı muaf tutarak yasakların kaldırıldığı bilgisini paylaştı. Açıklamada, kentte yapılacak tüm eylem ve etkinlikler için 24 saat öncesinden bildirilme zorunluluğu getirildi. Bu karardan sonra, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Newroz gibi etkinliklere izin verildi. </span></p>
<h4><strong>Gazetecilik olumsuz etkilendi</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllardır süren yasaklar, kentteki Sivil Toplum Örgütleri, dernek ve siyasi partiler kadar gazetecileri ve gazetecilik mesleğini de etkiledi. Yasaklar gerekçesiyle birçok gazetecinin görüntü alması engellenip, haklarında davalar açılırken, aralarında darp edilenlerde  oldu. Yasakların kentteki gazeteciliğe olan etkilerini gazeteciler Zelal Sahidenur Sarı ve Yeşim Karaağar ile konuştuk. Gazeteciler, yasakların kenti bir bütün olarak etkilediğini, gazetecilerin de bu durumdan olumsuz olarak etkilendiğini dile getiriyor. </span></p>
<h4><strong>Yasaklar, gazetecilik için engel</strong></h4>
<div id="attachment_4428" style="width: 160px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4428" class="wp-image-4428 size-thumbnail" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Zelal-Sahidenur-Sari-150x150.png" alt="" width="150" height="150" /><p id="caption-attachment-4428" class="wp-caption-text">Zelal Sarı</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun yıllardır kentte gazetecilik faaliyeti yürüten Sarı, yasaklar hakkında şu sözleri kullandı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Uzun yıllardır kentte yasaklar zincirleme bir şekilde uzatılıyor. Diğer kentlerde çoktandır tamamen kaldırılmışken Van’da hala kalkmış değil, bildirim zorunluluğu da getirilmiş durumda. Bu durum, kenti demokrasi, insan hakları, ekonomi gibi konularda geriletiyor. Bizler de gazeteciler olarak bu süreçten olumsuz etkilendik. Özellikle muhalif parti ve STK’ların faaliyetleri çoğu zaman yasaklanıyordu ve biz yasaklanan ancak yapılmak istenen basın açıklamaları veya diğer etkinlikleri takip etmek durumunda kalıyoruz. Bu durumdan biz de etkileniyoruz haliyle. Yasakların kendisi bir insan hakkı ihlali.  Gazeteciler için de hem ihlal hem de işinin yapabilmek önünde engel.”</span></p>
<h4><strong>Mesleği sürdürmek zorlaştı</strong></h4>
<div id="attachment_4426" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4426" class="size-medium wp-image-4426" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Yesim-Karaagar-300x225.jpeg" alt="" width="300" height="225" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Yesim-Karaagar-300x225.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Yesim-Karaagar-1024x768.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Yesim-Karaagar-768x576.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Yesim-Karaagar-1536x1152.jpeg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Yesim-Karaagar.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-4426" class="wp-caption-text">Yeşim Karaağar</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Yeşim Karaağar ise yasakların meslek önünde zorlayıcı bir rol oynadığını savunuyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“2016 yılından beri süregelen yasaklar elbette gazetecileri de büyük oranda etkiliyor. Sadece siyasi parti ve STK’ler değil muzdarip olan bu durumdan, gazetecilik faaliyeti yürütmek ülkede oldukça zor. Hele bir de yıllardır süregelen yasakların olduğu bir kentte iseniz çok daha zor. Kurumların gazetecilerle iletişiminin zaten asgari düzeyde olduğu burada, bir de yasaklar eklenince işimizi yapmak çok daha zor bir hal alıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karaağar, geçtiğimiz aylarda meclise sunulan ve kamuoyunda Dezenformasyon Yasası olarak bilinen basın kanununa da değindi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Sansür yasasının meclisten geçmesiyle beraber gazetecilerin hem alanı daraldı hem de neredeyse yaptığınız her haber artık sansüre takılıyor. Böyle bir ortamda bu mesleği sürdürmek sürdürmeye çalışmak oldukça zor olacak. Birçok haber sitesinin kapatıldığı kapatılacağı bir süreçten geçiyoruz. Bu da birçok gazetecinin işsiz kalması anlamına geliyor. Özellikle yerel basını etkileyen yasaklar ve sansür yasası aynı zamanda haber hakkını da kısıtlayan bir durumu ortaya çıkarıyor. Gazetecilik faaliyetlerinin kısıtlanması tüm toplumu etkileyen bir durum. Toplumun haber alma hakkının engellendiği ve dolayısıyla bir ihlalinde yaşandığı apaçık ortada. Bunun karşısında durması gereken sadece gazeteciler değil haber alma hakkının etkilendiği tüm kesimlerdir.”</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/vanda-yasaklarin-golgesinde-gazetecilik-meslegi-surdurmek-zorlasti.html">Van’da yasakların gölgesinde gazetecilik: “Mesleği sürdürmek zorlaştı”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/vanda-yasaklarin-golgesinde-gazetecilik-meslegi-surdurmek-zorlasti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sansür yasası” gazeteciliği zora sokacak, otosansür refleksi daha da artacak</title>
		<link>https://9koy.org/sansur-yasasi-gazeteciligi-zora-sokacak-otosansur-refleksi-daha-da-artacak.html</link>
					<comments>https://9koy.org/sansur-yasasi-gazeteciligi-zora-sokacak-otosansur-refleksi-daha-da-artacak.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Mar 2023 14:20:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4405</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Şirin Bayık &#8211; Şırnak Sinan Aygül ‘sansür yasası’ uyarınca hakkında dava açılan ilk gazeteci oldu.  ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ iddiasıyla açılan davayı Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesi kabul etti. Savcılık Aygül için 3 yıla kadar hapis istedi. Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ‘Sansür Yasası’ kapsamında açılan ilk ve şu an itibariyle tek olan davanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sansur-yasasi-gazeteciligi-zora-sokacak-otosansur-refleksi-daha-da-artacak.html">“Sansür yasası” gazeteciliği zora sokacak, otosansür refleksi daha da artacak</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: Şirin Bayık &#8211; Şırnak</strong></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sinan Aygül ‘sansür yasası’ uyarınca hakkında dava açılan ilk gazeteci oldu.  ‘Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ iddiasıyla açılan davayı Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesi kabul etti. Savcılık Aygül için 3 yıla kadar hapis istedi. Kamuoyunda uzun süredir tartışılan ‘Sansür Yasası’ kapsamında açılan ilk ve şu an itibariyle tek olan davanın ilk duruşması 28 Şubat’ta görüldü, gazeteci Sinan Aygül’e 10 ay hapis cezası verildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Sinan Aygül’ün ‘sansür yasası’nı protesto etmek amacıyla susarak savunma yapmadığı duruşmada Aygül’ün avukatları, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), kamuoyunda ‘sansür’ veya ‘dezenformasyon’ yasası olarak bilinen ‘Basın Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ incelemesinin beklenmesini talep etti. Mahkeme, avukatların talebini reddederken iddia makamı ise esas hakkındaki mütalaasında, Aygül’ün “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme, Aygül’ün üzerine atılı “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu işlediğinin sabit olduğuna kanaat getirerek gazeteciye 1 yıl hapis cezası vererek cezayı takdiren 10 ay hapis cezasına indirdi. </span></p>
<div id="attachment_4408" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4408" class="wp-image-4408 size-medium" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/sinan-aygul-300x168.jpg" alt="" width="300" height="168" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/sinan-aygul-300x168.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/sinan-aygul-1024x575.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/sinan-aygul-768x431.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/sinan-aygul-1536x862.jpg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/sinan-aygul-2048x1150.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-4408" class="wp-caption-text">Sinan Aygül</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşma sonrası konuştuğumuz Aygül “Utanç verici bir yasadan utanılacak bir ceza aldım. Sansür yasası olarak bilinen ancak adına ısrarla dezenformasyon yasası denilen ucube bir yasa var. Yasanın nasıl uygulanacağı bile belli değilken, nasıl uygulanabileceği hukuk tekniği açısından açıklanamazken, kamuoyunun sesini kısmak için bu yasayı çıkaranların bile ‘Bu yasa uygulanamaz’ demelerine rağmen, yani uygulanamaz bulunan bir yasa maddesi uygulanarak hapis cezası aldım. Bu yasa maddesinin tek amacının sansür olduğunu biliyoruz, bundan dolayı da madem bu bir sansür yasası o zaman kendimi sansürlüyorum, susuyorum dedim” şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Sinan Aygül ile yaşadığı zorlu süreci ve yasa ile birlikte gazetecilik mesleğini nasıl bir atmosferin beklediğini konuştuk. Aygül, bu yasaya tepkisini “konuyla ilgili yaptığım ilk açıklamada, savunma yapmayacağımı, sadece susacağımı söylemiştim. “Madem bu bir sansür yasası, yazarken, konuşurken, haber yaparken değil, mahkeme huzurunda kendimi sansürlüyorum” demiştim. Öyle de yaptım, bu da bir sivil tepkidir” diye belirtti. </span></p>
<h4><strong>Tehlikeli olacağı görüldü</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Sinan Aygül, dava sürecine ilişkin sorularımızı şöyle yanıtladı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>SORU:</strong> Sansür yasası uyarınca hakkında dava açılan ilk gazetecisiniz. Bu durumu nasıl karşıladınız, nasıl bir süreçten geçtiniz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>AYGÜL:</strong> Evet ne yazık ki yasa çıkar çıkmaz ilk soruşturma ve ilk dava bana açıldı. Henüz daha taslak aşamasındayken de bu yasa karşıydık, neler yaşanabileceğini hepimiz tahmin edebiliyorduk. Ama her şeye rağmen ben bu maddenin uygulanmasının hukuk tekniği açısından mümkün olamayacağını savunuyordum. -Şartlarının oluşması teknik olarak mümkün olmadığı ya da çok zor olduğu için uygulanmayacak belki bir süre sonra kendiliğinden mülga sayılacak bir yasa olacak, sadece kritik zamanlarda müdahale için zorlayarak kullanacaklar- diye düşünüyordum. İktidara yakın kaynaklardan aldığımız bilgiler de bu yöndeydi. Ancak yine de tehlikeliydi. Çok kolay bir şekilde uygulanınca ne kadar tehlikeli olabileceğini de gördük. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapacağım bir haberden önce sosyal medyada kısa bilgisini paylaşmıştım. Çocuğa yönelik bir cinsel saldırı suçu işlendiği, zanlıların da polis ve asker olduğunu yazmıştım. Henüz tam haberini yapmamıştım. Gecenin ilerleyen saatlerinde vali arayıp konunun öyle olmadığını söyledi. Tekrar kaynaklarımı kontrol ettim, valilik açıklamasını da alarak güncelledim verdim bilgiyi. Devam eden bir süreçti vardı, o gecenin sabahına kadar detaylı bilgi alıp haberi o şekilde yazacaktım. Ancak gece saat 1 civarı ev baskınıyla gözaltına alındım. Ekipmanlarıma, telefonuma el konuldu. Gece nezarette kaldım, sabah savcılığa çıkarıldım. Savcılık sorgusu ardından tutuklanmaya sevk edildim ve tutuklandım. </span></p>
<h4><strong>İfade özgürlüğü darbe aldı</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>SORU:</strong> Tecrübelerinize göre sansür yasası ile gazetecileri ve gazetecilik mesleğini nasıl bir atmosfer bekliyor? Bu yasa ile hem pratikte hem de psikolojik olarak gazeteciler etkilenir mi?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>AYGÜL:</strong> Zaten çok zor durumda olan basın ve ifade özgürlüğü bu yasayla bir darbe daha aldı. Kaldı ki sadece gazetecilik değil hedefte olan. Bu maddenin lafzına baktığınızda buna özgü bir suç olmadığını, bahsedilen suçun adeta herkes tarafından işlenebileceğini görürsünüz. Yani gazetecilik yapan birine özgü bir suç değil bu maddede düzenlenen suç. Haber yapan gazeteci demiyor, -yayan kimse- diyor kanun. Bu da herkesi kapsayan bir ifade. Kendi sosyal medya hesabından paylaşım yapan da hedefte, sokakta gazeteciye röportaj veren de hedefte, biz gazeteciler de hedefteyiz.  Yasanın özel olarak gazeteciler üzerindeki en büyük olumsuz etkisi de bence zaten var olan bir oto sansür gerçeğini bir adım öteye taşıyacak oluşu. Bu da mesleki anlamda ciddi bir sorundur.</span></p>
<h4><strong>Sorunlar hala aynı</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>SORU:</strong> Yerel medyada çalışan bir gazeteci olarak, yerel medyanın problemleri ve zorlukları nelerdir? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>AYGÜL:</strong> Aslında yerel, yaygın, ulusal, evrensel gibi kavramlar bence konvansiyonel yaklaşıma ait kavramlar artık. O ayrımı yapabilmek biraz zor. Çünkü gelişen teknoloji kitle iletişim araçlarının yatay kullanımını yaygınlaştırdı. Basın-medya araçları ve bunlarla kitlelere iletilen mesajlar, kitlelerden geri dönüşler, daha da ötesi kitlelerin doğrudan etkileşime giriyor olabilmesi o ayrımı ortadan kaldırdı. Bu durumda sanal iletişim bambaşka bir boyuta gidecek. Soruyu, -merkez medyada değil de taşrada bir yerde çalışan gazetecinin yaşadığı sorunlar nelerdir?- diye alırsak o zaman şunu söyleyebiliriz; birincisi teknolojinin ilerlemesi ile beraber gazeteci için sınırlar ortadan kalktı belki ama gazetecilik sorunları hala aynı. Küçük yerlerde gazetecilik yapmak her şeyden önce haberin bütün aktörleriyle yüz yüze olduğunuz için bu her an risk altında olduğunuz anlamına gelir. Yine -merkez medya-nın merkezinden uzaktaysanız ya da bir parçası değilseniz bir şekilde, yaşadığınız sorun, sorun değildir. Görünmez, görünür kılınmaz, dayanışma aynı ölçüde değildir. Bunlar gibi sorunlar elbette her zaman vardı, şu an yine var. </span></p>
<p><br style="font-weight: 400;" /><br style="font-weight: 400;" /></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sansur-yasasi-gazeteciligi-zora-sokacak-otosansur-refleksi-daha-da-artacak.html">“Sansür yasası” gazeteciliği zora sokacak, otosansür refleksi daha da artacak</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/sansur-yasasi-gazeteciligi-zora-sokacak-otosansur-refleksi-daha-da-artacak.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 Nisan 2023 yerel basın için “bitiş” mi “başlangıç” için “milat” mı olacak? </title>
		<link>https://9koy.org/1-nisan-2023-yerel-basin-icin-bitis-mi-baslangic-icin-milat-mi-olacak.html</link>
					<comments>https://9koy.org/1-nisan-2023-yerel-basin-icin-bitis-mi-baslangic-icin-milat-mi-olacak.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2023 13:43:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4264</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: Serap Cömertoğlu &#8211; Tekirdağ / Kapak Fotoğrafı: Depophotos Basın örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel basın temsilcileri, pandemi sürecinde yayınlanan tasarruf tedbirleri sonrasında yürürlüğe konulan Basın Kanunu ile ardından getirilen BİK Yönetmeliği hükümlerine şiddetle karşı çıkıyor.  2022 yılının Ekim ayında meclisten geçen “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, resmi ilan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/1-nisan-2023-yerel-basin-icin-bitis-mi-baslangic-icin-milat-mi-olacak.html">1 Nisan 2023 yerel basın için “bitiş” mi “başlangıç” için “milat” mı olacak? </a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: Serap Cömertoğlu &#8211; Tekirdağ / Kapak Fotoğrafı: Depophotos</strong></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve yerel basın temsilcileri, pandemi sürecinde yayınlanan tasarruf tedbirleri sonrasında yürürlüğe konulan Basın Kanunu ile ardından getirilen BİK Yönetmeliği hükümlerine şiddetle karşı çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2022 yılının Ekim ayında meclisten geçen “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, resmi ilan ve reklamların gazete, dergi ve internet haber sitelerinde yayımını düzenleyen yönetmelik ve tasarruf tedbirleri genelgesine karşı, basın örgütlerinin hak arayışı devam ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BİK Genel Kurul üyesi olan Gazeteciler Cemiyeti, BİK Yönetmeliğinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması için Danıştay’a başvurmuş durumda.  Basın Kanununun iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne dava açan CHP’nin dilekçesinde de 40 maddelik kanunun 20 maddesinin iptali istenirken özellikle 29’uncu maddesinin Anayasaya aykırılığı vurgulanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın örgütleri ve gazetecilerin ortak endişesi durumundaki 29’uncu maddenin muğlak hükümleri nedeniyle kötüye kullanılarak, baskı unsuru oluşturma ihtimali, basın üzerinde tedirginlik yaratıyor. </span></p>
<div id="attachment_4266" style="width: 202px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4266" class=" wp-image-4266" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ferhat-Akgun-293x300.png" alt="" width="192" height="196" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ferhat-Akgun-293x300.png 293w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ferhat-Akgun.png 454w" sizes="auto, (max-width: 192px) 100vw, 192px" /><p id="caption-attachment-4266" class="wp-caption-text">Ferhat Akgün</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekirdağ’da muhalif haberleriyle dikkat çeken gazeteci Ferhat Akgün’ün, “Tekirdağ’a Gelen Gemide Kokain Yakalandı” (Tekirdağ&#8217;a Gelen Gemide Kokain Yakalandı &#8211; Tekirdağ Odak Haber &#8211; Tekirdağ Odak Haber (tekirdagodak.com) haberi ile 29’uncu  madde bağlamında ifadeye çağırılması önemli gelişme kabul edilirken, “kanundaki muğlaklığa örnek” gösteriliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazeteci Akgün, Brezilya’daki resmi kurumların açıklamalarını dayanak alarak hazırladığı, ulusal düzeyde de birçok haber mecrasında da yayınlanan haberinin, yerelde kaynak gösterilerek yayınlanmasına rağmen, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu kapsamında” ifadeye çağırıldığını söylüyor.</span></p>
<h4><b>Hukuka aykırılık</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukukçu Mert Elekçi, 29’uncu  Maddenin belirsizlik ve belirsizlikten doğan kötüye kullanım ihtimaline dikkat çekiyor:</span></p>
<div id="attachment_4267" style="width: 243px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4267" class=" wp-image-4267" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Mert-Elekci-286x300.png" alt="" width="233" height="245" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Mert-Elekci-286x300.png 286w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Mert-Elekci.png 538w" sizes="auto, (max-width: 233px) 100vw, 233px" /><p id="caption-attachment-4267" class="wp-caption-text">Mert Elekçi</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kötüye kullanım örneklerini, ulusal düzeyde siyasi iktidarın yargıyla sıkı ilişkisinden biliyoruz, bu bağların yerelde de güçlü olduğuna ilişkin kuvvetli şüpheler var. Söz konusu kanun ve yönetmeliklerle -denetim- adı altında basın özgürlüğünün hiçe sayılmasıyla, alternatif seslerin yok edilmeye çalışılacağı ve yerel medyanın da ulusaldaki gibi havuz medyasının içine dahil edilip, baskılara maruz kalacağı görüşü sektörde hakim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni düzenlemeler kapsamında gazeteciler, kaynak belirtmek zorunda kalabilecek, bu durum ifade ve basın özgürlüğü açısından risk oluşturabilecektir Aynı zamanda BİK üzerinden ilan almak için zorlaştırıcı şartlar konularak, yerel basının gelirinin elinden alındığı ve bu durumun muhalif gazetecilere karşı kullanabileceği endişesi de mevcut.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa internet gazetecilerinin mali hakları kapsamındaki resmi ilan ve reklam gelirleri, bir temel hak sorunu olması nedeniyle ancak kanuni bir düzenlemeyle sınırlanabilir, yönetmelikle değil. Kanunda yer almayan düzenlemelerin, yönetmelikle düzenlenmesi hukuka aykırıdır.”</span></p>
<h4><b>Masumiyet karinesi</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın İlan Kurumu (BİK) yönetmeliğinin de hukuka aykırı maddeler içerdiğini kaydeden Elekçi, büyük sorunlardan biri olarak 114’üncü maddeye dikkat çekiyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu madde kapsamında, yayının sahibi ya da çalışanına, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar veya Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar nedeniyle dava açılması halinde resmî ilan ve reklam yayımlama hakkının kesilmesi hukuka aykırıdır. Dava açılan kişinin, 5 gün içinde haber sitesinin kadrosundan çıkarılması, aksi halde yayım hakkının durdurulması, hukukun katli anlamına gelmektedir.Hakkında henüz kesinleşmiş hüküm bulunmayan bir kişi hakkında yalnızca soruşturma açılmış olması yeterli görülerek, işten çıkarılması ya da mali haklardan yoksun bırakılması, kabul edilemez. Masumiyet Karinesine aykırı olan bu düzenleme, muhalif seslere karşı silah olarak kullanılma ihtimalini akla getirmektedir” </span></p>
<h4><b>Kadro sayıları</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">1 Şubat 2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Resmi İlan ve Reklam Yönetmeliğinde yer alan ağır şartlar bütününün gazeteleri kontrol altında tutmayı hedeflediği  öne sürülüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazete ve haber sitelerini yayın bölgelerine göre 6 kategoride değerlendiren ve bu farklı kategorilere göre, personel çalıştırma, haber yayımlama sayılarını ayrı ayrı belirleyen yönetmelik ve getirdiği şartlar şöyle:<img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4276 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim1.png" alt="" width="906" height="470" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim1.png 906w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim1-300x156.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim1-768x398.png 768w" sizes="auto, (max-width: 906px) 100vw, 906px" /></span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4277 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim2.png" alt="" width="908" height="702" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim2.png 908w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim2-300x232.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim2-768x594.png 768w" sizes="auto, (max-width: 908px) 100vw, 908px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haber siteleri için belirlenen kadro sayıları da tartışmaların odağında yer alıyor. Özellikle İstanbul Ankara gibi şehirlerde yayın yapan yerel haber sitelerinin asgari kadro şartını karşılamasının zor olduğu kaydediliyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4279 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim3.png" alt="" width="786" height="804" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim3.png 786w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim3-293x300.png 293w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim3-768x786.png 768w" sizes="auto, (max-width: 786px) 100vw, 786px" /></p>
<div class="mceTemp"></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekirdağ Süleymanpaşa Basın Mensupları Derneği Başkanı Abdullah Yalçın, internet siteleri için belirlenen kriterlerin uygulanmasının güçlüğüne değiniyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu şartlar nitelikli haber üretilmesinin önüne geçecektir. Tekirdağ, Denizli, Manisa, Ordu gibi illerin yer aldığı 3. kategoride internet sitelerinin ilan alabilmesi için en az 8 çalışanı olması, günde en az 50 haber yayınlaması ve en az 20 bin ziyaretçi, 60 bin  sayfa görüntülenme şartları, yayınların devamlılığını adeta imkansız kılar.”<img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4280 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim5.png" alt="" width="732" height="248" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim5.png 732w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim5-300x102.png 300w" sizes="auto, (max-width: 732px) 100vw, 732px" /><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-4281 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim6.png" alt="" width="682" height="250" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim6.png 682w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Resim6-300x110.png 300w" sizes="auto, (max-width: 682px) 100vw, 682px" /></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söz konusu kriterlerin gazete ve internet haber sitelerinin kapanmasına neden olabileceğini dile getiren Yalçın, tasarruf tedbirleri ve yeni basın kanununu da eleştiriyor;</span></p>
<div id="attachment_4268" style="width: 238px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4268" class=" wp-image-4268" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Abdullah-Yalcin-300x262.png" alt="" width="228" height="199" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Abdullah-Yalcin-300x262.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Abdullah-Yalcin.png 629w" sizes="auto, (max-width: 228px) 100vw, 228px" /><p id="caption-attachment-4268" class="wp-caption-text">Abdullah Yalçın</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“30 Haziran 2021’de Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan Tasarruf Tedbirleri Genelgesi ile -Kamu kurum ve kuruluşlarının harcamalarında tasarruf sağlanması, bürokratik işlemlerin azaltılması ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması amacıyla birtakım kısıtlamaların yapılması- amaçlanmıştı. Oysa gelirlerini abonelikler ve ilanlarla elde eden yerel medyanın, kamu kurumlarından elde edeceği gelirler, devamlılık için önemli. 2021 yılında pandemi kapsamında yayınlanan bu genelgenin 2023 yılında sona ereceğini sözlü olarak açıklamışlardı. Şu an konuyla ilgili yeni bir genelge yayınlanması gerekiyor, fakat yayınlanmadı. Buna ek olarak BİK’in özellikle haftalık ve aylık gazetelerde asgari personel çalıştırma kriteri de birçok yayının kapanmasına neden olacak bir karardır. Haftalık ve aylık yayınlar, sadece bayramlarda ve özel günlerde kurumlardan ilan alabilmekteler. Gelir ve gider dengesine bakıldığında bu da büyük bir hüsrandır. Bu durum karşısında BİK’e bağlı olmayan yayın kuruluşlarının devam etmesi güçleşmekte. Haber tekniği ve ilkelerini bilmeyen birçok kişinin sosyal medya ve ya internet siteleri üzerinden haber yayınlaması en büyük problemlerden biriydi ancak, bu durumun önüne geçilme şekli, gerçek gazetecilik faaliyetlerinin yürütülmesine engel olmaktadır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güven Tekirdağ Gazetesi ve Tekirdağ Canlı Haber İnternet Sitesi  Yazı İşleri Müdürü Özlem Gürakar,  tasarruf tedbirleri genelgesi ile mahalli idarelerin liyakatsiz kadrolarla doldurulduğuna dikkat çekerek, “Kamu kurumlarında genelgeyi bilmeyen, okumayan memur ve bürokratların, tasarruf tedbirleri genelgesini gerekçe göstererek çeşitli engeller koyması ile olağan işleyişlerin önüne bile geçmeye çalışanlar oluyor” diyor.</span></p>
<h4><b>Sisteme dahil olmak mı?</b></h4>
<div id="attachment_4269" style="width: 310px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4269" class="size-medium wp-image-4269" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ozlem-Gurakar--300x223.png" alt="" width="300" height="223" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ozlem-Gurakar--300x223.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ozlem-Gurakar-.png 684w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /><p id="caption-attachment-4269" class="wp-caption-text">Özlem Gürakar</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">BİK Yönetmeliği kapsamındaki  haftalık ve aylık yayınlara değinen Gürakar, durumu şöyle özetliyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Haftalık ya da aylık gazetelerde kadro zorunluluğunun gelmesi ile 2 çalışanın aylık maliyeti en az 24 bin lirayı bulur. Baskı, tasarım, dağıtım gibi giderler, abonelikler ve BİK üzerinden gelen kamu kurumlarının ilanlarıyla karşılanıyor. Ancak ilan gelirlerinin bir kısmı kesilip, BİK  bütçesine aktarılıyor. Haftalık gazete için geçen yıl, ilanlardan elde edilen gelir 6-7 bin TL arasında oldu. Yeni düzenleme ile aylık gider kalemlerinden sadece personel maaşı 24 bin TL olacak. Bu sisteme dahil olmak mantıklı mı? Bazı meslektaşlarımız yine tanıdıklarını kadroda gösterip, sözde maaş yatırıp, sigorta ücretini yine onlardan alarak, bu sisteme dahil olacak. Şu an bizim öngördüğümüz durum, bizlerin bu sistemin içine giremeyeceği yönünde.”</span></p>
<h4><b>Bilgi edinme hakkı</b></h4>
<div id="attachment_4270" style="width: 234px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4270" class="size-medium wp-image-4270" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Huseyin-Arslan-224x300.png" alt="" width="224" height="300" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Huseyin-Arslan-224x300.png 224w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Huseyin-Arslan.png 353w" sizes="auto, (max-width: 224px) 100vw, 224px" /><p id="caption-attachment-4270" class="wp-caption-text">Hüseyin Arslan</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">Taşlıçay Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Ağrı Yerel Gazeteciler Cemiyeti Başkan Yardımcısı Hüseyin Arslan ise özgür düşünme ve eleştirme hakkının adeta ekonomik döngüye çevrildiğini, gazetecilik mesleğinin tamamen bitirilmesine yönelik zemininin oluşturulduğunu, ek iş arayan gazetecilerin, basının durumunu gözler önüne serdiğini anlatıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni düzenlemelerin “ancak</span> <span style="font-weight: 400;">hükümet desteklendiği takdirde daha iyi yaşam şartları vaadettiği” görüşünü savunan Arslan, doğu bölgelerinde gazetecilik yapmanın aslında çok daha zor olduğunu, sadece kendisi hakkında açılan 14 davayı örnek göstererek anlatıyor:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Doğu&#8217;da gazetecilik mücadelesi vermenin ağır bedelleri oluyor. Benim Ağrı Devlet Hastanesinin yoğun bakım ünitelerinde oksijen stoku tükenince 3 vatandaşın hayatını kaybedişi üzerine yaptığım haberin ardından, 3 kişi görevden alındı ama ben de mahkemelik oldum. Haber ve köşe yazımda yer alan  -koltuk sevdalısı yöneticiler- ibaresi ile hakaret  gerekçesiyle hakkımda dava açıldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamu kurumları bir yana, aşiretlerin  hakimiyetindeki bölgelerde de gazeteciler büyük riskler altında görev yapıyor. Bir haberimde -eşine dışkı yediren adam- nitelemesini kullandığım için aşiret tarafından tehdit edildim. Biz gazeteciler, kamu görevi niteliği taşıyan gazetecilik faaliyetimizin kanunlarla ve yönetmeliklerle kontrol altına alınıp, zorlaştırılması yerine, korunmasına yönelik çalışmaların yapılmasını bekliyoruz.”</span></p>
<h4><b>Haber kalitesi düşer</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale’nin  günlük gazetelerinden “Kalem”in Genel Yayın Yönetmeni İlker Yurttaş ise yeni düzenlemeler ve şartlar kapsamında haber kalitesinin düşebileceğini, çünkü sadece Basın İlan Kurumu’nun belirlediği şartlara uyan gazete ve haber sitelerinin ilan alabileceklerini söylüyor:</span></p>
<div id="attachment_4271" style="width: 216px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4271" class=" wp-image-4271" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ilker-Yurttas-300x300.png" alt="" width="206" height="206" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ilker-Yurttas-300x300.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ilker-Yurttas-150x150.png 150w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ilker-Yurttas.png 533w" sizes="auto, (max-width: 206px) 100vw, 206px" /><p id="caption-attachment-4271" class="wp-caption-text">İlker Yurttaş</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">“Günlük gazetelere ait internet haber siteleri de belirtilen şartları sağlaması kapsamında ilan alabilecek, onlar bu konuda avantajlı durumda. Ancak bu yeni uygulamaların avantaj olarak nitelendirilen yanlarının yanı sıra, haberlerdeki kalite ve niteliği düşmesine neden olabilecek yönleri de söz konusu. Örneğin Çanakkale 4. kategoride yer alırken, en az 6 personel çalıştırma, en az 40 haber yayınlama şartı ile karşı karşıya. Günlük 40 haber şartı, haber kalitesi ve niteliğini düşürebilir. BİK disiplini altında olmayan mecraların  sorumluluğu ise sınırlı olacağından daha özgür davranacaklardır, Çanakkale gibi küçük bir şehirde her gün 40 haber üretme baskısı olmadan yayın yapan internet siteleri, daha rahat çalışacaktır; ancak bu durum asparagas haberciliği de tetikleyebilir.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni basın kanunu ve yönetmelikle şartların artık tümden değişeceğini aktaran Yurttaş,“Bu değişim gazeteleri ekonomik açıdan nasıl etkiler? bizi nereye götürür? Bunları da yaşadıkça öğreneceğiz.Türk basın tarihinde 1 Nisan 2023 önemli bir milat olacak. Bakıp göreceğiz” ifadelerine yer verdi. </span></p>
<h4><b>Genelge yanlış uygulanıyor</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Tekirdağ’da yayınlanan günlük gazetelerden Yeni İnan Gazetesi’nin Yazı İşleri Müdürü Recep Nahit Çelebi de, yerel medyanın hem</span></p>
<div id="attachment_4272" style="width: 262px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4272" class=" wp-image-4272" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Recep-Nahit-Celebi-300x208.png" alt="" width="252" height="175" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Recep-Nahit-Celebi-300x208.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Recep-Nahit-Celebi.png 674w" sizes="auto, (max-width: 252px) 100vw, 252px" /><p id="caption-attachment-4272" class="wp-caption-text">Recep Nahit Çelebi</p></div>
<p><span style="font-weight: 400;">maddi koşullar hem de içerik ve yorumlar açısından en zor dönemini yaşadığını dile getiriyor. Basın kanunun suistimal edilmesinden ve tasarruf tedbirlerinin bürokratlar tarafından yanlış uygulanmasından dolayı endişeli olduklarını söyleyen Çelebi, tasarruf tedbirleri genelgesinin kurumlar arasında farklı değerlendirildiğini, bunun tutarsızlığa yol açtığını aktarıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir belediyenin tasarruf tedbirleri genelgesi kapsamında bir yayına abone olurken, başka bir belediyenin aynı genelge kapsamında yayına abone olmadığını söyleyen Çelebi, genelgenin açık olmasına rağmen uygulamada kargaşa yaşandığını kaydediyor.</span></p>
<h4><b>Yerel medyada beka sorunu</b></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir’de aylık yayınlanan “Demokrat Gündem Gazetesi”nin Genel Yayın Yönetmeni Halide Demir Polatlı, bağımsız gazetecilik adına insan ve hak odaklı habercilik temelinde hem basılı hem de internet üzerinden çalışmalar yürüttüklerini, ancak yerel medyanın şu sırada tam bir beka sorunu yaşadığını dile getirirken, yeni getirilen şartların ancak büyük medya kurumlarının ulaşabileceği şekilde belirlendiğini ve yerelde uygulanmasının mümkün olmadığını söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polatlı, düzenlemeye daha yoğun tepki gösterilmesi ve yetkililerle görüşülmesi yönünde dernek ve cemiyetlerin daha aktif rol alması çağrısında bulunuyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/1-nisan-2023-yerel-basin-icin-bitis-mi-baslangic-icin-milat-mi-olacak.html">1 Nisan 2023 yerel basın için “bitiş” mi “başlangıç” için “milat” mı olacak? </a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/1-nisan-2023-yerel-basin-icin-bitis-mi-baslangic-icin-milat-mi-olacak.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deprem bölgesindeki gazetecilerin izlenimleri: İnsanlar haykırıyordu, -devlet nerede, hükümet nerede?- </title>
		<link>https://9koy.org/deprem-bolgesindeki-gazetecilerin-izlenimleri-insanlar-haykiriyordu-devlet-nerede-hukumet-nerede.html</link>
					<comments>https://9koy.org/deprem-bolgesindeki-gazetecilerin-izlenimleri-insanlar-haykiriyordu-devlet-nerede-hukumet-nerede.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Mar 2023 11:28:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazeteci Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=4220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Haber: İsa Örken &#8211; İstanbul İşte anlattıkları:   Deprem bölgesiyle ilgili genel izleniminiz nedir? Ben ilk günden beri deprem bölgesindeyim. Filistin asıllıyım. Filistin’deki savaşı gördüm. Suriye ve Ukrayna savaşlarını gördüm. Dünyanın birçok yerindeki doğal felaketleri izledim ama Hatay kadar kötü durumda bir yer görmedim. İnsanlar şaşkın. Şehir bir anda yerle bir olmuş. İnsanlar ne yapacağını bilmiyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/deprem-bolgesindeki-gazetecilerin-izlenimleri-insanlar-haykiriyordu-devlet-nerede-hukumet-nerede.html">Deprem bölgesindeki gazetecilerin izlenimleri: İnsanlar haykırıyordu, -devlet nerede, hükümet nerede?- </a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Haber: İsa Örken &#8211; İstanbul</strong></em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte anlattıkları:  </span></p>
<div id="attachment_4224" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4224" class="wp-image-4224 size-large" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.20.54-1024x705.png" alt="" width="1024" height="705" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.20.54-1024x705.png 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.20.54-300x207.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.20.54-768x529.png 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.20.54.png 1464w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-4224" class="wp-caption-text"><strong>Allam Sbhat &#8211; Russia Today Muhabiri</strong></p></div>
<h5><b>Deprem bölgesiyle ilgili genel izleniminiz nedir?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben ilk günden beri deprem bölgesindeyim. Filistin asıllıyım. Filistin’deki savaşı gördüm. Suriye ve Ukrayna savaşlarını gördüm. Dünyanın birçok yerindeki doğal felaketleri izledim ama Hatay kadar kötü durumda bir yer görmedim. İnsanlar şaşkın. Şehir bir anda yerle bir olmuş. İnsanlar ne yapacağını bilmiyor. Yaşayanlar da ölü gibi dolaşıyorlar. Buradaki durumu kelimelerle ifade etmek çok. </span></p>
<h5><b>Peki bu kadar büyük bir felaketi izlemek, tanık olmak, haberleştirmek nasıl hissettiriyor? Nasıl üstesinden geliyorsunuz? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında çok zor. Psikolojik olarak kendimi çok kötü hissediyorum. Her tarafta ölüler vardı. Hem bu psikolojik sorunun üstesinden gelmek hem de profesyonel olmam gerek. O yüzden bir balans yapmalıyız. Sabahtan gecenin geç saatlerine kadar çekim yapıyoruz. İnsanlar sürekli bağırıyorlar; </span><i><span style="font-weight: 400;">“hükümet nerede, devlet nerede,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyorlar. Ben onları anlıyorum gerçekten. Çünkü insanlar çaresiz. Her tarafta ölüler var. </span></p>
<h5><b>Kanalınız sizinle iletişim halinde mi? Sizin çalışma şartlarınızla ilgili sizinle konuşuyorlar mı? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet kesinlikle. Zaten her gün canlı yayın yapılıyor burada. Kanaldan da sürekli arayıp; </span><i><span style="font-weight: 400;">“eğer iyi hissetmiyorsanız dönebilirsiniz,</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyorlar. Ama ben burada kalmak istiyorum. İnsanların dertlerini duyurmak istiyorum. Burada yaşanan trajediyi tüm dünya görsün duysun istiyorum. O yüzden buradan gitmiyorum haber yapmaya devam edeceğim.</span></p>
<h5><b>İşinizi yaparken herhangi bir engellemeyle karşılaştınız mı? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayır şimdiye kadar hiçbir engelle karşılaşmadım. Sadece Rusya kanalı olduğu için bazen insanlar tepki gösteriyorlar. Suriyelilerle konuşmak istiyorum ama Rus kanalına konuşmak istemiyorlar. Elbette onları anlıyorum ve saygı duyuyorum. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_4225" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4225" class="size-large wp-image-4225" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.25-1024x705.png" alt="" width="1024" height="705" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.25-1024x705.png 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.25-300x207.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.25-768x529.png 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.25.png 1464w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-4225" class="wp-caption-text"><strong>Ozan Acıdere &#8211; Serbest Foto Muhabiri</strong></p></div>
<h5><b>Deprem bölgesiyle ilgili genel izleniminiz nedir?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben depremin olduğu gün İstanbul’dan yola çıktım ve öbür günün akşamında Hatay’daydım. Buraya vardığımda şok geçirdim. Bu kadarını beklemiyordum. Hatay bir savaş alanı gibiydi. İnsan çığlıkları, yardım çağrıları, çaresizlik… Çok çaresiz hissediyor insan. İlk büyük depremin üstünden günler geçmiş ancak insanlar halen şoktalar. Burada kime sorsan mutlaka bir eşini, dostunu, akrabasını kaybetmiştir. Bütün bir kenti hatta ülkeyi etkileyen bir deprem. </span></p>
<h5><b>Peki bu kadar büyük bir felaketi izlemek, tanık olmak, haberleştirmek nasıl hissettiriyor? Nasıl üstesinden geliyorsunuz? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İşimi en iyi şekilde yapma çabasıyla durumun üstesinden gelmeye çalışıyorum. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Buradaki bir hikâyeyi nasıl anlatırsam insanlara dokunurum?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diye düşünüyorum. Böyle büyük felaketlerde bence insan çok da profesyonel davranamıyor, </span><i><span style="font-weight: 400;">“insanlara nasıl yardımcı olabilirim diye düşünüyor.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Düşünmek derken şu; </span><i><span style="font-weight: 400;">“İnsanlara erzak götürmek, ihtiyaçlarını bulup onlara sağlamak, onlara merkezlerin yerini söylemek.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Yani sadece insanların hikayelerini duyurmak yeterli gelmiyor. Fiziksel olarak da bir şey yapma ihtiyacı hissediyor insan. Bu tartışılan bir durum, gazetecilik etiği açısından, ama bence şeffaf olduktan sonra bir gazetecinin gönüllülük yapmasında da sorun yok. Böyle yapınca birazcık da olsa üstesinden gelebiliyor insan. </span></p>
<h5><b>Serbest çalışan bir gazetecisiniz. Arkanızda bir kurum yok ve güvencesiz çalışıyorsunuz. Bu durum sizi nasıl etkiliyor? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Açıkçası hem avantajları var hem de dezavantajları var. Serbest çalışınca zamanını kendin ayarlayabiliyorsun. Haberini yazıp gönderdikten sonra çıkıp gönüllü olarak insanlara yardım edebilirsiniz. Ancak bir kuruma bağlı olsan anlık olarak senden haber beklenir ve yaptığın haber de çok etkili ve etkileyici olmaz. Tabii arkanda bir kurumun olması birçok avantaj da sağlıyor sana. Özellikle güvencesiz çalışmak böyle felaket zamanlarında çok büyük zorluklar çıkarıyor. </span></p>
<div id="attachment_4226" style="width: 1034px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-4226" class="size-large wp-image-4226" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.41-1024x705.png" alt="" width="1024" height="705" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.41-1024x705.png 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.41-300x207.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.41-768x529.png 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/03/Ekran-Resmi-2023-03-22-14.21.41.png 1464w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><p id="caption-attachment-4226" class="wp-caption-text"><strong>Can Özer &#8211; Serbest Foto Muhabiri</strong></p></div>
<h5><b>Deprem bölgesiyle ilgili genel izleniminiz nedir?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem olduktan bir buçuk gün sonra Hatay’a ulaşabildim. Geldiğimde karşılaştığım manzara açıkçası daha önce çalıştığım hiçbir yere benzemiyordu. Daha önce bu bölgeye çok gelirdim, Reyhanlı üzerinden Suriye’ye girip çıkardık. Ezberimde olan sokakları tekrar geldiğimde tanıyamadım. İnsanların acılarını gördüğümde inanılmaz etkilendim. Daha önce de bazı bölgelerde insanların hayatını kaybettiği felaketlere şahit olmuştum ama hiç bu kadar etkilenmemiştim. Oralarda hep dışarıdan bir göz olarak bakabiliyordum ama burada tanıdığım bildiğim insanlar hayatını kaybettiler. Bildiğim sokaklar yok olmuş.  Felaketin büyüklüğüne hepimiz şahit olduk ama bu kadar büyük bir felaketin karşısında devletin takındığı tavır açıkçası beni öfkelendirdi. Devlet müdahalede geç kaldı bir de üstüne üstelik bununla ilgili ciddi bir eleştiri de yapmadı yöneticiler. Röportaj yaptığım yabancı arama kurtarma ekipleri de koordinasyonsuzluktan çok şikâyet ediyorlardı. Ciddi bir koordinasyon olmadığı için çalışamadıklarını söylüyorlardı. </span></p>
<h5><b>Peki bu kadar büyük bir felaketi izlemek, tanık olmak, haberleştirmek nasıl hissettiriyor? Nasıl üstesinden geliyorsunuz? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimi çok kötü ve çaresiz hissettiğim zamanlar oldu. Çünkü insanlar çok büyük acılar çekiyor ve ben elimi uzatıp yardım edemiyorum. Ama ben de yaptığım işi en iyi şekilde yaparak, insanların hikayelerini en etkili şekilde anlatıp olabildiğince kamuoyunda duyarlılık oluşmasına katkı sunabiliyorum ancak. Biz gazeteciyiz. Eğer zaten böyle büyük felaketlerin karşında kendi ruh sağlığımızı koruyamıyorsak gazetecilik de yapmamalıyız. Gazeteci her şartta büyük acılar karşısında güçlü durmalı ki o büyük acıyı duyurabilsin. O insanların sesi olabilsin. </span></p>
<h5><b>Sahada ne tür zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Herhangi bir engellemeye maruz kaldınız mı?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsanlar çok büyük bir şok ve acı yaşadığı için bazen bize tepki gösteriyorlar. Anlıyorum tabii onları da. Fotoğrafını çektiğim bir aile beni darp etmeye kalktı mesela. Ben gazeteci olduğumu söyleyerek, sesini duyurmaya çalıştığımı belirttim. Sonra yakama yapışarak; </span><i><span style="font-weight: 400;">“lütfen sesimizi duyur,</span></i><span style="font-weight: 400;">” diye bana yalvardılar. Böyle büyük felaketlerde kimin ne tepki vereceğini, neyle karşılaşacağını bilemiyorsun. Bireysel olarak herhangi bir engellemeye maruz kalmadım ama bizzat şahit olduğum plakasız jammer araçlarıyla sinyaller kesildi. Twitter’a erişim engellendi. Bu yeteri kadar büyük bir engelleme. </span></p>
<p><strong>Erdoğan Alayumat &#8211; Serbest Gazeteci</strong></p>
<h5><b>Deprem bölgesiyle ilgili genel izleniminiz nedir?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Depremin ilk gününden beri Antakya’dayım. Ben beş yıl boyunca burada gazetecilik yaptım. Antakya’nın neredeyse bütün sokaklarını, bütün ilçelerini gezdim. Her yerini çok iyi bildiğim bir şehir yok oldu.  Daha önce tanığım insanlar, haber kaynaklarım, arkadaşlarım, dostlarım öldü. Eski Antakya tarafında, Saray caddesine gidip oraları fotoğraflıyordum. Bir enkazı fotoğrafladığım sırada önde iki ceset torbası vardı. Torbaları açıp kimlik tespiti yapıyorlardı. Yüzler açıldığında, onların yıllarca burada benim de avukatlığımı yapan Hatice abla, Mithat ağabey, yani Hatice Can ile Mithat Can’nın cesetleri olduğunu gördüm.  Orada donup kaldım. </span></p>
<h5><b>Bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz? Ruhsal olarak nasıl çalışmaya devam edebiliyorsunuz?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında üstesinden gelemiyorum, ama bu insanlara karşı sorumluluklarım var benim. Hatice Can bu kente çok fazla dokunmuştur. Dokunmadığı insan yoktur Antakya’da. Suriye savaşının başladığı dönemden itibaren beş yıl burada çalıştım. Gazeteciler için de çok zor bir dönemdi burada çalışmak ama Hatice Can bizim için çok şey yaptı. </span><i><span style="font-weight: 400;">“İsterseniz gelip benim ofisimi kullanabilirsiniz,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> derdi hep. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada yaşanan trajediyi belgelerken, tarihe not düşüyoruz aslında. Yarın öbür gün kayıtlar, arşivler açıldığında insan hakları kurumları, uluslararası kurumlar, </span><i><span style="font-weight: 400;">“depremde şu şu ihlaller yaşandı”</span></i><span style="font-weight: 400;"> dediğinde bunlar bizim çektiğimiz görüntülerle tespit edilecek. Böyle düşündüğümde çalışmaya devam etme zorunluluğu hissediyorum doğal olarak. Bütün bu sorumluluklarımızı yerine getirdikten sonra yasımızı tutmamız gerekiyorsa o zaman oturur yasımızı da tutarız. </span></p>
<h5><b>Serbest çalışan bir gazetecisiniz. Arkanızda bir kurum yok ve güvencesiz çalışıyorsunuz. Bu durum sizi nasıl etkiliyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllarca kurumsalda çalıştım ancak yıllardır da serbest çalışıyorum. Bir kurum olduğunda da açıkçası güvencesiz çalıştım. Sadece ben değil birçok gazeteci bir kurumda çalışırken de güvencesiz çalıştı ve çalışıyor. Dolayısıyla güvencesiz çalışmayı maalesef kanıksamış durumdayız. Serbest çalışmanın zorluklarından birisi yarın öbür gün başımıza bir iş geldiğinden haber gönderdiğimiz yerler de bu bizim çalışanımızdır deme gibi bir durumları yok.  Burada bir enkaza girdim başıma bir şey geldi mesela tek başımayım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haber yaptığım kurumlarla sürekli diyalog halindeyiz. Sürekli beni soruyorlar. </span><i><span style="font-weight: 400;">“Nasılsınız? Bir şeye ihtiyacınız var mı?”</span></i><span style="font-weight: 400;"> Diye soruyorlar. Hatta çalıştığım kurumlardan birisi; </span><i><span style="font-weight: 400;">“İsterseniz dönebilirsiniz. Topladığınız bütün haberleri gönderirsiniz bize. Yeniden dönmek istediğinizde destek sunabiliriz,</span></i><span style="font-weight: 400;">” dedi. Bu önemli bir destek bence. Tabii ki işin gerçekliğini onlar da belgelemek, yayınlamak istiyorlar tüm boyutlarıyla. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada serbest çalışan gazetecilerin çoğunun hiçbir olanakları yok, gidebilecekleri bir yerleri ve imkanları yok. Güvencesiz bir şekilde ve bu zor şartlarda mesleklerini icra etmeye çalışıyorlar. </span></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/deprem-bolgesindeki-gazetecilerin-izlenimleri-insanlar-haykiriyordu-devlet-nerede-hukumet-nerede.html">Deprem bölgesindeki gazetecilerin izlenimleri: İnsanlar haykırıyordu, -devlet nerede, hükümet nerede?- </a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/deprem-bolgesindeki-gazetecilerin-izlenimleri-insanlar-haykiriyordu-devlet-nerede-hukumet-nerede.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
