<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gündem Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/gundem/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/gundem</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Oct 2026 08:22:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Gündem Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/gundem</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8220;Zayıflama iğnesi&#8221; tuzağı: Hızlı kilo vaadi, görünmeyen riskler</title>
		<link>https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html</link>
					<comments>https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 08:22:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özlem Şaylık Son dönemde sosyal medya platformlarında hızla yayılan zayıflama iğneleri, kısa sürede kilo verdiren “mucize yöntem” olarak sunuluyor. Öncesi-sonrası fotoğrafları, influencer paylaşımları ve deneyim videoları milyonlara ulaşırken, bu hızlı dönüşümün arka planındaki riskler ise çoğu zaman görünmez kılınıyor. Diyetisyen ve doktorlara göre bu içerikler, bireyleri tıbbi denetim olmadan ilaç kullanımına yönlendirerek tehlikeli bir algı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html">&#8220;Zayıflama iğnesi&#8221; tuzağı: Hızlı kilo vaadi, görünmeyen riskler</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Özlem Şaylık</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Son dönemde sosyal medya platformlarında hızla yayılan zayıflama iğneleri, kısa sürede kilo verdiren “mucize yöntem” olarak sunuluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Öncesi-sonrası fotoğrafları, influencer paylaşımları ve deneyim videoları milyonlara ulaşırken, bu hızlı dönüşümün arka planındaki riskler ise çoğu zaman görünmez kılınıyor. Diyetisyen ve doktorlara göre bu içerikler, bireyleri tıbbi denetim olmadan ilaç kullanımına yönlendirerek tehlikeli bir algı oluşturuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyetisyen Hande Selin Ok, bu ilaçların tek başına çözüm olmadığını işaret ederek, &#8220;<em>Bu ilaçlar tek başına mucize yaratmaz, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmelidir. İlacı değil, alışkanlığı kalıcı kılın</em>&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Zayıflama iğnelerinin farklı etken maddeler içerdiğini ve cilt altına enjeksiyon yoluyla uygulandığını belirten Ok, bu ilaçların iştahı baskılayarak ve mide boşalmasını yavaşlatarak kilo kaybını desteklediğini ifade ediyor. Ok, ilk olarak diyabet tedavisi için geliştirilen bu yöntemlerin, belirli koşullarda obezite tedavisinde de kullanılabildiğini anlatıyor.</p>
<div id="attachment_27349" style="width: 325px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27349" class=" wp-image-27349" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1.jpg" alt="" width="315" height="315" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1.jpg 500w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1-300x300.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/10/zayiflama-1-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 315px) 100vw, 315px" /><p id="caption-attachment-27349" class="wp-caption-text">Hande Selin Ok</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Hızlı kilo kaybı mutlaka sağlık getiriyor mu?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hızlı kilo kaybının her zaman sağlıklı bir süreç olmadığının altını çizen Ok, kontrolsüz ve yetersiz beslenmenin; saç dökülmesi, halsizlik, kas kaybı ve metabolizma yavaşlaması gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ok, diyet planlarının kişiye özel olması gerektiğini söyleyerek, &#8220;<em>Diyet planları kişiye özel olmalıdır. Yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite düzeyi ve mevcut hastalıklar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Makro ve mikro besin ögelerinin dengeli bir şekilde planlanması ise sağlıklı kilo kaybının temelini oluşturur</em>&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Doktor ve diyetisyen kontrolünün kritik önem taşıdığını vurgulayan Ok, şunları söylüyor: &#8220;<em>Zayıflama iğneleri ancak hekimin uygun gördüğü fazla kilolu veya obez bireylerde kullanılmalıdır. Tedavi süreci mutlaka doktor tarafından planlanmalı, beslenme süreci ise diyetisyen eşliğinde yürütülmelidir. Aksi hâlde elde edilen sonuçlar kalıcı olmaz</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Ok, bu tür tedavilerin bir başlangıç noktası olduğunu belirterek, &#8220;<em>İlacın bırakılmasının ardından eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi durumunda kilo geri kazanımı kaçınılmaz hâle gelir. Sağlıklı kilo kaybı; planlı beslenme, yeterli protein alımı, dengeli tabak ve sürdürülebilir bir yaşam tarzı ile mümkündür. Kalıcı olan ilaç değil, kazanılan sağlıklı alışkanlıklardır</em>&#8221; ifadelerini kullanıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Hastaların deneyimleri nasıl?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın etkisiyle bu ilaçları kontrolsüz kullananların sayısı artarken, yaşanan olumsuz deneyimler de dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzun bir tedavi süreci geçirmek zorunda kalan Şelale Haktan, süreci şöyle anlatıyor: &#8220;<em>Sosyal medyada gördüklerim beni etkiledi. Hızlı kilo verdim ama sonrasında ciddi mide sorunları ve halsizlik yaşadım. Kısa yoldan çözüm ararken sağlığımı riske attığımı fark ettim</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyetisyenler, sosyal medyada parlatılan hızlı zayıflama yöntemlerinin gerçeği yansıtmadığına dikkat çekiyor. Kısa sürede kilo kaybı cazip görünse de, bilinçsiz uygulamalar vücutta kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir kilo kaybının yolu ise “hızlı çözümlerden” değil, bilimsel temelli beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerinden geçiyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html">&#8220;Zayıflama iğnesi&#8221; tuzağı: Hızlı kilo vaadi, görünmeyen riskler</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/zayiflama-ignesi-tuzagi-hizli-kilo-vaadi-gorunmeyen-riskler.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Enflasyon eğitimi vurdu: Kırtasiye masrafı 2 bin lirayı aştı</title>
		<link>https://9koy.org/enflasyon-egitimi-vurdu-kirtasiye-masrafi-2-bin-lirayi-asti.html</link>
					<comments>https://9koy.org/enflasyon-egitimi-vurdu-kirtasiye-masrafi-2-bin-lirayi-asti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2026 08:14:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27235</guid>

					<description><![CDATA[<p>Berfin Şahin Türkiye’de eğitim harcamalarındaki hızlı fiyat artışı, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerin bütçesi üzerindeki baskıyı artırdı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ağustos verilerine göre eğitim harcamaları bir ayda yüzde 8,62, bir yılda ise yüzde 53,44 arttı.  Eğitim enflasyonundaki artış, okul alışverişi döneminde kırtasiye fiyatlarına da yansırken, ilk ve ortaokul düzeyindeki bir öğrencinin en temel ihtiyaçlarından [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/enflasyon-egitimi-vurdu-kirtasiye-masrafi-2-bin-lirayi-asti.html">Enflasyon eğitimi vurdu: Kırtasiye masrafı 2 bin lirayı aştı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<p><strong>Berfin Şahin</strong></p>
</div>
<div>
<p>Türkiye’de eğitim harcamalarındaki hızlı fiyat artışı, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde velilerin bütçesi üzerindeki baskıyı artırdı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) ağustos verilerine göre eğitim harcamaları bir ayda yüzde 8,62, bir yılda ise yüzde 53,44 arttı.  Eğitim enflasyonundaki artış, okul alışverişi döneminde kırtasiye fiyatlarına da yansırken, ilk ve ortaokul düzeyindeki bir öğrencinin en temel ihtiyaçlarından oluşan 25 kalemlik kırtasiye alışverişinin maliyeti üç zincir markette ortalama 2 bin 133 lira olarak hesaplandı.</p>
</div>
<div>
<p class="Normal1">Ana harcama grupları içinde bir yılda en fazla zamlanan kalem yüzde 53,44 ile eğitim hizmetleri oldu. Eğitimi yüzde 43,46 ile sağlık, yüzde 39,77 ile konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlar izledi. Alt kalemlere bakıldığında yükseköğretim eğitiminin bir yılda fiyatını ikiye katladığı, ayaktan tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinde artışın yüzde 115,94&#8217;e çıktığı, yumrulu sebzelerdeki artışın ise yüzde 165,47 ile listenin en tepesine oturduğu görüldü.</p>
</div>
<div>
<h4 class="Normal1"><b>En temel kırtasiye masrafı 2 bin 133 lira</b></h4>
</div>
<div>
<p class="Normal1">Enflasyonun eğitim ayağı yalnızca TÜİK verilerinde değil, velilerin ağustos-eylül aylarında karşılaştığı kırtasiye faturasında da somutlaşıyor. Yeni öğretim yılı öncesinde üç harfli zincir marketlerin &#8220;okula dönüş&#8221; kampanyalarını yerinde inceledik. İlk ve ortaokul düzeyindeki bir öğrencinin ihtiyaç duyduğu çanta, suluk, kalem kutusu, beslenme kabı, defter, kurşun kalem, silgi, boya, yapıştırıcı, makas gibi 25 kalemlik temel kırtasiye malzemesinin raf fiyatları üç market üzerinden karşılaştırıldığında, ortalama maliyet 2 bin 133 liraya ulaşıyor.</p>
</div>
<div>
<p class="Normal1">Söz konusu rakam TÜİK&#8217;in ölçtüğü resmi enflasyon sepetine değil, gazetemizin sahadan derlediği güncel kampanya fiyatlarına dayanıyor. Karşılaştırma yapılırken bir ürünün farklı kalite seçenekleri bulunduğunda en uygun fiyatlı olanı esas alındı, bir ürünün üç markette de yer almadığı durumlarda ortalama, mevcut fiyatlar üzerinden belirlendi.</p>
</div>
<div>
<h4 class="Normal1"><b>Ek materyallerle maliyet ikiye katlanıyor</b></h4>
</div>
<div>
<p class="Normal1">Bu rakam, çocuk başına düşen &#8220;asgari&#8221; bir maliyeti yansıtıyor; gerçek fatura ise çok daha yüksek. Zira hesaplamada defter kalemi yalnızca birer adet üzerinden ele alındı, oysa bir öğrenci Türkçe, matematik, sosyal bilgiler, fen bilimleri, İngilizce gibi her ders için ayrı defter tutmak zorunda. Buna sınıf listelerine göre değişen ek defterler, kaplama malzemeleri, önlük, ayakkabı, spor kıyafeti ve okulun talep ettiği ek materyaller de eklenince toplam fatura kolayca ikiye hatta  üçe katlanıyor.</p>
</div>
<div>
<h4 class="Normal1"><b>&#8220;Kredi kartıyla alıyoruz her şeyi&#8221;</b></h4>
</div>
<div>
<p class="Normal1">Alışveriş sırasında görüştüğümüz iki çocuk annesi bir veli, yükün ağırlığını şöyle anlatıyor: &#8220;<em>Bu dönem masrafımız çok oluyor. Oğlum ilkokula başlayacak, kız kardeşi ortaokula gidiyor. İkisine birden yetişmek zor. Bütçemizi zorlamak zorundayız, kredi kartıyla alıyoruz her şeyi. Arkadaşlarından geri kalsınlar istemiyorum ama her şey çok pahalı. Kırtasiye alışverişimizi hep bu marketlerden yapıyoruz, hepsini geziyorum. Çok talep var, kalmıyor; birini bir yerden, ötekini başka yerden alıp listeyi tamamlamaya çalışıyorum</em>.&#8221;</p>
</div>
<p>The post <a href="https://9koy.org/enflasyon-egitimi-vurdu-kirtasiye-masrafi-2-bin-lirayi-asti.html">Enflasyon eğitimi vurdu: Kırtasiye masrafı 2 bin lirayı aştı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/enflasyon-egitimi-vurdu-kirtasiye-masrafi-2-bin-lirayi-asti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanal yorgunluktan eski raflara: Gençlik neden geçmişin sıcaklığına sığınıyor?</title>
		<link>https://9koy.org/sanal-yorgunluktan-eski-raflara-genclik-neden-gecmisin-sicakligina-siginiyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/sanal-yorgunluktan-eski-raflara-genclik-neden-gecmisin-sicakligina-siginiyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:22:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elif Naz Yücel Dijital teknolojilerin içine doğan ve her an çevrimiçi olmaya alışkın olan 1997-2012 doğumlu Z kuşağı, 21. yüzyılın 3. 10 yılında beklenmedik bir &#8220;analog rönesans&#8221; başlattı. Küresel haber ajansları ve pazar araştırma kuruluşlarından derlenen veriler, bu ilginin geçici bir moda akımından ziyade, derin bir psikolojik ihtiyaç ve ekonomik bir direniş biçimi olduğunu kanıtlıyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sanal-yorgunluktan-eski-raflara-genclik-neden-gecmisin-sicakligina-siginiyor.html">Sanal yorgunluktan eski raflara: Gençlik neden geçmişin sıcaklığına sığınıyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Elif Naz Yücel</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Dijital teknolojilerin içine doğan ve her an çevrimiçi olmaya alışkın olan 1997-2012 doğumlu Z kuşağı, 21. yüzyılın 3. 10 yılında beklenmedik bir &#8220;analog rönesans&#8221; başlattı. Küresel haber ajansları ve pazar araştırma kuruluşlarından derlenen veriler, bu ilginin geçici bir moda akımından ziyade, derin bir psikolojik ihtiyaç ve ekonomik bir direniş biçimi olduğunu kanıtlıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Hiç yaşanmamış bir geçmişe duyulan özlem: Anemoia</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Gençlerin nostaljiye yönelmesinin temelinde, literatürde &#8220;Anemoia&#8221; olarak adlandırılan, yani &#8220;hiç yaşanmamış bir geçmişe duyulan özlem&#8221; yatıyor. Kendi hafızalarında yer almayan ancak kültürel ürünler aracılığıyla idealize edilen 80’li ve 90’lı yıllar, bugünün ekonomik belirsizliği ve gelecek kaygısı altındaki gençler için &#8220;güvenli bir sığınak&#8221; işlevi görüyor. Uzmanlar, geleceğe dair beklentisi azalan gençlerin, kontrol edebildikleri ve dokunabildikleri somut nesnelerde birer &#8220;huzur anı&#8221; bulduğunu belirtiyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Plak satışlarında tarihi rekor: Her ay yeni bir plak</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Müzik endüstrisi, 2025 yılı itibarıyla tarihi bir eşiği geride bıraktı. ABD’deki plak satışları, 1983’ten bu yana ilk kez 1 milyar dolar sınırını aşarken bu büyümenin en büyük gücü %76 oranla her ay en az bir plak satın alan Z kuşağı oldu. Gençlerin %61’i, dijital platformlardaki sonsuz seçenek havuzunda kaybolmak yerine, bir plağın iğnesini yerleştirme ritüelini mental sağlıklarını iyileştirmek için tercih ettiklerini söylüyor. Plaklar artık sadece birer ses taşıyıcısı değil, aynı zamanda evlerin en değerli dekorasyon objeleri ve birer &#8220;sosyal sermaye&#8221; unsuru haline gelmiş durumda.  </span></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sahaflar: Hem cep dostu hem ruhun sığınağı</strong></h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitap dünyasında ise sahaflar, Z kuşağının çevresel bilinciyle birleşerek devasa bir pazar hacmine ulaştı. Küresel ikinci el kitap pazarının 2026’da yaklaşık 30 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Gençlerin %64’ü, bir ürünü sıfır almadan önce mutlaka ikinci el seçeneklerini değerlendiriyor. Sahaflar sadece kitap alınan yerler değil; kitap kulüpleri ve okuma etkinlikleriyle dijital yalnızlığa karşı fiziksel birer sosyal merkez görevi görüyor.  </span></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Vintage kafeler ve &#8220;Instagramlanabilir&#8221; deneyimler</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kahve kültürü de bu nostalji dalgasından nasibini aldı. Z kuşağının %50’si, zincir mağazaların yerine kendisine özel bir hikaye sunan ve &#8220;Instagramlanabilir&#8221; bir estetiğe sahip olan eski tarz kafeleri tercih ediyor. Japonya’daki &#8220;Kissaten&#8221; tarzı retro kafelerin dünya genelinde popülerleşmesi, gençlerin dijital dünyanın hızından kaçıp &#8220;yavaş yaşam&#8221; (slow living) vaat eden bu mekanlara yöneldiğini gösteriyor. Bu mekanlarda sadece kahve içilmiyor; gençler geçmişin estetiğini günümüzün sosyal medya diliyle yeniden kurguluyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Basılı medyanın dönüşü: Koleksiyon kültürü</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Dijitalin uçuculuğuna karşı kağıdın ve mürekkebin kalıcılığı da yeniden itibar kazanıyor. DIY (Kendin Yap) dergicilik ve fanzin (zine) kültürü, Z kuşağı arasında hızla yayılıyor; zine yapımıyla ilgili videolar milyonlarca izlenmeye ulaşıyor. Eski dergiler, gençler için sadece okunacak metinler değil, aynı zamanda görsel birer arşiv ve koleksiyon objesi olarak görülüyor. 2026 projeksiyonları, sınırlı sayıda basılan özel dergilerin ve sanatsal yayınların, dijital gürültüden yorulan kitleler için lüks birer kültürel eser haline geleceğini gösteriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sonuç olarak  Z kuşağı, teknolojiyi reddetmiyor; ancak teknolojinin ruhsuzlaştırdığı alanları geçmişin sıcaklığı, dokusu ve hikayesiyle yeniden canlandırıyor. Bu analog yönelim, dijital çağın ortasında insanın fiziksel dünyaya ve somut mülkiyete olan ezeli ihtiyacının en güçlü kanıtı olarak karşımızda duruyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sanal-yorgunluktan-eski-raflara-genclik-neden-gecmisin-sicakligina-siginiyor.html">Sanal yorgunluktan eski raflara: Gençlik neden geçmişin sıcaklığına sığınıyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/sanal-yorgunluktan-eski-raflara-genclik-neden-gecmisin-sicakligina-siginiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üniversite kampüslerinde güvenlik tartışması büyüyor</title>
		<link>https://9koy.org/universite-kampuslerinde-guvenlik-tartismasi-buyuyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/universite-kampuslerinde-guvenlik-tartismasi-buyuyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 2026 07:41:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27036</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fatma Uçkan Üniversite kampüslerinde sivil girişler ve güvenlik uygulamalarına ilişkin tartışmalar sürüyor. Özellikle Rojin Kabaiş’in ölümünün ardından kampüslere sivil girişlerin tamamen kapatılması yönündeki talepler daha fazla gündeme gelirken, üniversitelerin öğrencilerin eğitim gördüğü ve sosyal yaşamlarını sürdürdüğü alanlar olarak nasıl korunacağı da tartışılıyor. Kampüslerin yalnızca öğrenciler ve üniversite çalışanları tarafından kullanılan alanlar olması gerektiğini savunan görüşlerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/universite-kampuslerinde-guvenlik-tartismasi-buyuyor.html">Üniversite kampüslerinde güvenlik tartışması büyüyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Fatma Uçkan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversite kampüslerinde sivil girişler ve güvenlik uygulamalarına ilişkin tartışmalar sürüyor. Özellikle Rojin Kabaiş’in ölümünün ardından kampüslere sivil girişlerin tamamen kapatılması yönündeki talepler daha fazla gündeme gelirken, üniversitelerin öğrencilerin eğitim gördüğü ve sosyal yaşamlarını sürdürdüğü alanlar olarak nasıl korunacağı da tartışılıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kampüslerin yalnızca öğrenciler ve üniversite çalışanları tarafından kullanılan alanlar olması gerektiğini savunan görüşlerin yanı sıra, üniversitelerin toplumla bağını koruması ve bazı ortak kullanım alanlarının halka açık olması gerektiğini belirten görüşler de bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sivil girişlerin tamamen kapatılması yönündeki taleplerin yanında, kampüslerde güvenliğin farklı yöntemlerle artırılması da tartışılıyor. Giriş ve çıkışların kontrollü şekilde yapılması, kampüs içerisindeki kamera sistemlerinin etkin kullanılması, yeterli aydınlatmanın sağlanması, güvenlik personelinin sayısının ve çalışma düzeninin gözden geçirilmesi ve riskli bölgelerin belirlenmesi öne çıkan güvenlik başlıkları arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sivil Alan Araştırmaları Derneği’nin Kampüs Hakları Raporu’nda, üniversite kampüslerinin öğrencilerin aidiyet bağı kurduğu, sosyalleştiği ve haklarını özgürce kullandığı alanlar olduğu belirtiliyor. Raporda güvenlik gerekçesiyle alanların daraltılmasına ilişkin değerlendirmelere de yer verilirken, &#8220;<em>Dış tehditlere karşı yapısal güvenlik politikaları optimize edilmelidir&#8221;</em> ifadeleri kullanılıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Raporda ayrıca güvenlik uygulamalarının öğrencilerin kendi iç etkinliklerini kısıtlamaması gerektiğine dikkat çekiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversite öğrencisi Ayşe H. ise kampüs güvenliğinin öncelikli olması gerektiğini belirterek sivil girişlere sıcak bakmadığını söyledi. Ayşe H., &#8220;<em>Elbette ki güvenlik önlemleri sağlanıyor, bizlerin güvenliği için ne gerekirse yapılıyor. Umarım daha önce farklı bölgelerde yaşanan tatsız olaylar tekrarlamaz.</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversitelerin öncelikle öğrencilerin kullanımına ait olması gerektiğini belirten Ayşe H., &#8220;<em>Üniversiteler bence sadece öğrencilere ait olmalı. Sivil girişleri güvenlik açısından risk oluşturabileceği için açıkçası bir öğrenci olarak sıcak bakmıyorum.</em><strong>&#8220;</strong> ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sivil girişlerin tamamen kapatılmasına karşı görüş belirten öğrenciler de bulunuyor. Öğrenci Halil A., üniversitelerin toplumdan tamamen koparılmaması gerektiğini belirterek, &#8220;<em>Üniversite kampüsleri halkın vergileriyle yapıldığı için topluma tamamen kapatılmamalı; halkın kütüphane veya yeşil alanlardan faydalanma hakkı gözetilmelidir.</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak kampüslerin öncelikle eğitim ve yaşam alanı olduğunu belirten Halil A., dışarıdan gelen kişilerin öğrencilerin çalışma ve yaşam alanlarına saygı göstermesi gerektiğini ifade etti. Halil A., &#8220;<em>Kampüsler birer eğlence parkı, kestirme yol ya da turistik müze değildir. Burası her şeyden önce öğrencilerin araştırma yaptığı, ders çalıştığı ve kendini güvende hissetmesi gereken bir eğitim ve yaşam alanıdır.</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Halil A., sivil girişlerin tamamen yasaklanması yerine kontrollü bir sistem uygulanabileceğini belirterek, &#8220;<em>Kampüsler halka tamamen kapatılmasa bile öğrencilerin güvenliği için mutlaka randevulu ve kontrollü tutulmalıdır.</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Üniversite kampüslerinde sivil girişlerin nasıl düzenleneceği tartışması devam ederken, güvenlik başlığında farklı uygulamalar da gündeme geliyor. Giriş-çıkışların kontrolü, kamera ve aydınlatma sistemleri, güvenlik personelinin yeterliliği ve kampüs içerisindeki riskli alanların belirlenmesi, tartışmanın öne çıkan başlıkları arasında bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıca üniversitelerde yeni dönemin başlamasına kısa süre kala kampüs ve yurt çevrelerindeki güvenlik uygulamalarının kapsamının genişletilmesi planlanıyor. Özellikle asayiş ve narkotik denetimleri başta olmak üzere güvenlik kameraları, aydınlatma sistemleri ve trafik tedbirlerine ilişkin çalışmaların sahada sürdürüleceği belirtildi. Güvenlik birimlerinin, öğrencilerin eğitim dönemi boyunca huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla kampüs ve yurt çevrelerindeki denetimlerini sürdürecek.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/universite-kampuslerinde-guvenlik-tartismasi-buyuyor.html">Üniversite kampüslerinde güvenlik tartışması büyüyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/universite-kampuslerinde-guvenlik-tartismasi-buyuyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık</title>
		<link>https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html</link>
					<comments>https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:15:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyza Nur Duvan İklim değişikliği; artan sıcaklıkların yanı sıra şiddetli yağışlar, kuraklık ve sıcak hava dalgalarıyla Türkiye&#8217;de günlük yaşamın farklı alanlarında etkisini gösteriyor. Uzmanlara göre değişen iklim koşulları, özellikle su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde yeni riskler oluştururken, toplumun ekonomik açıdan daha kırılgan kesimleri aşırı hava olaylarından daha fazla etkilenebiliyor. Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html">İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Beyza Nur Duvan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İklim değişikliği; artan sıcaklıkların yanı sıra şiddetli yağışlar, kuraklık ve sıcak hava dalgalarıyla Türkiye&#8217;de günlük yaşamın farklı alanlarında etkisini gösteriyor. Uzmanlara göre değişen iklim koşulları, özellikle su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde yeni riskler oluştururken, toplumun ekonomik açıdan daha kırılgan kesimleri aşırı hava olaylarından daha fazla etkilenebiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği ve İklim Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Aksu, iklim değişikliğinin temelinde atmosferdeki sera gazlarının artışının bulunduğunu belirterek, sera etkisinin Dünya&#8217;nın yaşam için uygun sıcaklıkta kalmasını sağlayan doğal bir süreç olduğunu söyledi. 9. Köy’ün sorularını yanıtlayan Aksu, Sanayi Devrimi&#8217;nden itibaren fosil yakıt kullanımının artmasıyla başta karbondioksit ve metan olmak üzere sera gazlarının atmosferdeki miktarının yükseldiğini bunun da küresel sıcaklıkların artmasına yol açtığını ifade etti. Aksu, süreci &#8220;<em>Nasıl ki biz hasta olduğumuzda ateşimiz yükseliyor, dünya da hasta ve ateşi yükseliyor</em>&#8221; sözleriyle açıkladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sıcaklık artışı aşırı hava olaylarını etkiliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sıcaklık artışının atmosferin su buharı tutma kapasitesini de artırdığını belirten Aksu, her 1 santigrat derecelik sıcaklık artışında bu kapasitenin yaklaşık yüzde 7 arttığını söyledi. Atmosferdeki nemin artmasının, uygun koşullarda şiddetli yağışların daha yoğun gerçekleşmesine zemin hazırlayabileceğini ifade eden Aksu, &#8220;<em>Şiddetli yağışlar daha da şiddetlenebilir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, Samsun Üniversitesi bünyesinde Karadeniz ölçeğinde yürütülen bir TÜBİTAK projesinde ekstrem sıcaklık ve yağış olaylarını incelediklerini belirterek, Türkiye&#8217;nin Karadeniz kıyısındaki istasyonlarda hem minimum hem de maksimum sıcaklıklarda artış eğilimi gözlemlediklerini, bazı bölgelerde ise yağış şiddetinin arttığını aktardı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sıcak hava ve taşkınlarda kırılgan gruplar daha fazla risk altında&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, sıcak hava dalgalarının özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik sağlık sorunları bulunan kişiler için ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Her evde serinleme imkânının bulunmamasının da sıcak hava dalgalarının etkisini artırabildiğini ifade eden Aksu, aşırı sıcakların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, insan sağlığını da doğrudan etkilediğini vurguladı. Sıcak hava dalgalarının ölümle sonuçlanabileceğine dikkat çeken Aksu, 2010 yılında Rusya&#8217;da yaşanan aşırı sıcakların ciddi can kayıplarına yol açtığını hatırlattı: &#8220;<em>2010 Rusya sıcak hava dalgasında yaklaşık 55 bin fazla ölüm kaydedildi</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, sıcaklıkların özellikle gece saatlerinde de yüksek seyretmesinin insanların uyku düzenini ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Ekonomik açıdan daha kırılgan kesimlerin ise hem aşırı sıcaklarda serinleme olanaklarına erişim hem de taşkın riski bulunan bölgelerde yaşama açısından daha fazla risk taşıyabildiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Su, barajlar ve göletlerde depolanmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Aşırı hava olaylarının aynı dönemde bir arada görülebileceğini belirten Aksu, kuraklık ile sıcak hava dalgasının eş zamanlı yaşanmasının etkileri ağırlaştırabileceğini söyledi. 2007 yılında Ankara&#8217;da yaşanan kuraklığı örnek gösteren Aksu, kentin ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığını ve bu dönemde Kızılırmak&#8217;tan alınan suyun Kesikköprü Barajı üzerinden pompajla Ankara&#8217;ya ulaşıldığına dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 76&#8217;sının tarımda tüketildiğini belirten Aksu, yağışın yıl içinde de düzensiz dağıldığını ve yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla su ihtiyacının yükseldiğini söyledi. Kış aylarında elde edilen suyun baraj ve göletlerde depolanarak yaz döneminde kullanılmasının önemine dikkati çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yağışın miktarı kadar ne zaman ve hangi şiddette gerçekleştiğinin de önemli olduğunu belirten Aksu, kısa sürede gerçekleşen yoğun yağışların toprağa yeterince sızmadan yüzey akışıyla uzaklaşabileceğini söyledi. Samsun&#8217;un Çarşamba ilçesinde bir günde 75 milimetre yağış gerçekleştiğini belirten Aksu, &#8220;<em>O 75 milimetre yağış aktı gitti denize. Yani iyi bir yağış olmadı ve toprak kaynaklarını beslemedi</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tarımda ürün deseni değişebilir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İklim değişikliğinin tarımsal üretimde de değişimlere yol açabileceğini belirten Aksu, artan sıcaklıklar ve değişen iklim koşullarının bazı bölgelerde farklı ürünlerin yetiştirilmesine imkan sağlayabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Karadeniz&#8217;de, özellikle Sinop ve Samsun çevresinde zeytin ağaçlarının bulunduğunu ancak ticari ölçekte zeytin üretiminin henüz yaygın olmadığını belirten Aksu, gelecekte değişen sıcaklık koşullarının farklı ürün desenlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, iklim değişikliğinin bazı bölgelerde yeni tarımsal üretim imkanları da yaratabileceğini belirterek, &#8220;<em>İklim değişimi illa olumsuz olarak değil de belki olumlu olarak da yansıyabilir</em>&#8221; dedi. Bununla birlikte suya erişimde yaşanabilecek zorlukların tarımsal üretim açısından önemli bir risk oluşturabileceğini vurgulayan Aksu, hangi bölgede hangi ürünlerin yetiştirilebileceğinin değişen iklim koşullarına göre planlanması gerektiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Günlük hayatta en önemli adım: Daha az tüketmek</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İklim değişikliğiyle mücadelede bireylerin de sorumluluk alabileceğini belirten Aksu, günlük hayatta yapılabilecek en temel şeyin gereğinden fazla tüketmemek olduğunu söyledi. Tüketilen her ürünün üretim sürecinde karbon ve su ayak izi oluşturduğunu ifade eden Aksu, &#8220;<em>Az tüketmek. Bu zaten en temel kural</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Su tüketiminin azaltılması için günlük hayatta basit önlemler alınabileceğini belirten Aksu, musluklara takılan su tasarruf aparatlarının kullanılmasını ve evlerdeki su tesisatlarının kontrol edilmesini önerdi. Özellikle damlayan ve kaçak yapan tesisatların onarılmasının su kaybını azaltabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, iklim değişikliğine ilişkin farkındalığın küçük yaşlardan itibaren artırılması gerektiğini belirterek, çevre ve iklim konularının eğitim müfredatlarında daha fazla yer almasının önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html">İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2021’in büyük orman yangınlarından sonra ne değişti?</title>
		<link>https://9koy.org/2021in-buyuk-orman-yanginlarindan-sonra-ne-degisti.html</link>
					<comments>https://9koy.org/2021in-buyuk-orman-yanginlarindan-sonra-ne-degisti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:54:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27051</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alara Türkeli Orman yangınlarının ardından akla ilk gelen çözüm genellikle yanan alanların hızla ağaçlandırılması oluyor. Ancak Orman Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ali Kavgacı, kamuoyunda yaygına olan bu yaklaşımın her zaman doğru olmadığını belirtiyor. Doğanın kendi yenilenme kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Kavgacı, her yangın sonrası doğrudan ağaçlandırma yapılmasının gerekli olmadığını söyledi. 2021 yılından örnek veren Kavgacı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/2021in-buyuk-orman-yanginlarindan-sonra-ne-degisti.html">2021’in büyük orman yangınlarından sonra ne değişti?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alara Türkeli</strong></p>
<p>Orman yangınlarının ardından akla ilk gelen çözüm genellikle yanan alanların hızla ağaçlandırılması oluyor. Ancak Orman Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ali Kavgacı, kamuoyunda yaygına olan bu yaklaşımın her zaman doğru olmadığını belirtiyor.</p>
<p>Doğanın kendi yenilenme kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Kavgacı, her yangın sonrası doğrudan ağaçlandırma yapılmasının gerekli olmadığını söyledi.</p>
<p dir="auto">2021 yılından örnek veren Kavgacı, yangınlara en fazla maruz kalan ekosistemler arasında kızılçam ormanları, makilik alanlar ve sert yapraklı ormanlardan oluşan Akdeniz tipi ekosistemler olduğunu aktardı.</p>
<h4><strong>Kolay tutuştukları gibi kolay yenileniyorlar</strong></h4>
<p>Bu ekosistemlerin yangına eğilimli yapıda olduğunu belirten Kavgacı, kolay tutuşabilme özellikleri nedeniyle yangınlar geniş alanlara hızlı bir şekilde yayılabilmekte ancak bu ekosistemlerin aynı zamanda yangına uyum özelliklerine sahip olduklarını ifade etti. Bu nedenle söz konusu alanlar, yangın sonrası doğal süreçlerle kendini yenileyebiliyor.</p>
<h4><strong>Değişen yangın rejimi orman ekosistemini gençleştiriyor</strong></h4>
<p>İnsan eliyle değişmiş olan yangın rejimi, ekosistemlerin yapısında bozulmaya neden oluyor. Yangın rejimindeki değişimin en büyük göstergelerinden biri iki yangın arasında geçen sürenin kısalması. Bu da kızılçam ormanlarının daha uyum yeteneğine ulaşamadan yanmasına neden oluyor ve bu durum ekosistemlerin yangın sonrası kendini yenileyebilme kapasitesini zayıflatıyor.</p>
<h4><strong>Endüstriyel üretim nedenli uygulama hataları</strong></h4>
<p>2021 yılındaki en temel sorunlardan birinin, endüstriyel amaçlarla ağaçların kesilmesi sürecinde yaşandığını ifade eden Orman Yüksek Mühendisi Prof. Ali Kavgacı, tohumların ve toprağın makinelerle taşınmasının ekosistemi olumsuz etkilediğini vurguladı. Yaşlı kızılçam ormanlarının kendi kendine tohumlanma kapasitesinin bulunduğunu belirtirken; dikkatli olunmadığı takdirde doğal gençleşme sürecinin zarar görebileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Kavgacı, böylece büyük ölçekli yangınlarda söndürme sürecinin olduğu gibi yangın sonrası restorasyonun da ciddi zorluklar içerdiğini vurgulamış oldu.</p>
<h4><strong>&#8220;Kızılçam tam bir Akdenizlidir&#8221;</strong></h4>
<p>&#8220;<em>Şansımız, Akdenizin en değerli çocuklarından biri Kızılçam</em>&#8221; diyen Kavgacı, binlerce yıllık evrim sonucu bu coğrafyada var olan Kızılçamın, yangına uyumlu yapısı sayesinde yeniden kızılçam ormanlarının oluşabildiğini belirtti.</p>
<h4><strong>Toprak kaybı göz ardı ediliyor; üretim önceliklendiriliyor</strong></h4>
<p>Yangına maruz kalan genç kızılçam ormanlarının bulunduğu alanlarda dikimler gerçekleştirildiğini söyleyen Kavgacı, yangın sonrası en önemli doğal kaynağın toprak olduğunu belirtti. Toprağın yerinde korunmadığı durumda ekosistemin ciddi şekilde zarar gördüğünü ifade etti. Bu nedenle ağaçlandırma yapılmasına ihtiyaç olan yerlerde de Kavgacı’ya göre özellikle toprak işleme çalışmalarında çok dikkatli olunması gerekiyor, aksi takdirde yoğun toprak kayıpları yaşanabiliyor.</p>
<h4><strong>Biyolojik çeşitlilik daralıyor</strong></h4>
<p>Ağaçlandırma çalışmalarının teknolojik imkanlarla birlikte bir kolaylık getirdiğini belirten Kavgacı, bunun doğal gençleşme ve yenilenmenin her zaman öncelik olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığını belirtiyor. Doğal gençleşmenin mümkün olduğu alanlarda ağaçlandırmayı önceliklendirmek ya da doğal gençleşme kurallarını ihmal etme rahatlığında olup ağaçlandırmayı bir çözüm gibi görmek uygun değildir diyen Kavgacı, gereksiz ağaçlandırma uygulamaları nedeniyle toprağın işlenmesinin biyolojik çeşitlilikte gerilemeye yol açtığını dile getirdi. Bu süreçlerin toprak kaybı ve erozyonun yanı sıra dere taşkınlarını da beraberinde getirebildiğini söyledi.</p>
<h4>&#8220;Uydudan bakıldığında her şey yeşil görünebilir”</h4>
<p>Yangın sonrası güncel görüntülerde yeşil alan olarak görülen bölgelerin her zaman doğal ekosistemi yansıtmayabileceğine vurgu yapan Kavgacı, &#8220;<em>Uydudan bakıldığında her şey yeşil görünebilir</em>&#8221; ifadelerini kullandı ve şöyle konuştu: &#8220;<em>Görülen bu yeşilin, doğal yenilenmenin bir sonucu mu yoksa ekosistemin bozulumu sonucu oluşan bir gerilemenin görüntüsü müdür? Şüphelidir.</em>&#8221;</p>
<h4><strong>Yanan alanlar ranta açılıyor mu?</strong></h4>
<p>Yanan orman alanlarının ranta açıldığı yönündeki iddiaların açık bir karşılığı olmadığını ve doğru bilinen yanlışlardan biri olduğunu söyleyen Kavgacı, orman yangın sahalarının turizm amaçlı devrine ilişkin genel bir uygulamanın bulunmadığını söyledi.</p>
<p>Buna karşılık farklı bir pratiğe dikkat çeken Kavgacı, tarım alanlarının ve zeytinliklerin orman alanlarına doğru genişlemesinin ise ölçüsüz ve denetim olmadan ilerlediğini ifade etti.</p>
<p>Orman kadastro çalışmalarına da değinen Kavgacı, &#8220;<em>3 milyon vatandaşın tapu sorunu çözüldü</em>&#8221; şeklindeki açıklamalara atıfta bulunarak, bu alanların büyük bölümünün orman kadastro ekipleri tarafından orman olarak tespit edildiğini söyledi.</p>
<p>Kavgacı, devletin yıllar içinde yaptığı orman tespit çalışmalarının bazı düzenlemelerle fiilen tartışmalı hale geldiğini ifade etti.</p>
<h4><strong>&#8220;Koordinasyon yok&#8221;</strong></h4>
<p>2021 yılı ve devamında yaşananların gösterdiği üzere bütünleşik bir yangın yönetim sisteminin gerekliliğini vurgulayan Kavgacı, yerel yönetimler ile merkezi kurumlar arasında orman yangınları konusunda etkin bir koordinasyon bulunmadığını kaydetti.</p>
<p>Kavgacı, sorunun çözümü olarak OGM’nin çatı kurum olarak yer aldığı, AFAD, belediyeler, diğer kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının görev ve sorumluluklarının net biçimde tanımlandığı, kapasite gelişimlerinin tamamlandığı bir yapının kurulmasını önerdi.</p>
<p>Yangın yönetiminin yalnızca söndürme aşamasından ibaret olmadığını vurgulayan Kavgacı, önleme, müdahale ve yangın sonrası restorasyon dahil bütün bir sürece yönelik bütünleşik yangın yönetim sisteminin hâlâ oluşturulamadığını ve bu alandaki çalışmaların yeterince ilerlemediğini kaydetti.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/2021in-buyuk-orman-yanginlarindan-sonra-ne-degisti.html">2021’in büyük orman yangınlarından sonra ne değişti?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/2021in-buyuk-orman-yanginlarindan-sonra-ne-degisti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başkent trafiğini ancak büyük bir ulaşım planı rahatlatır</title>
		<link>https://9koy.org/baskent-trafigini-ancak-buyuk-bir-ulasim-plani-rahatlatir.html</link>
					<comments>https://9koy.org/baskent-trafigini-ancak-buyuk-bir-ulasim-plani-rahatlatir.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:57:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26939</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burak Avcı Yaz tatilinin sona ermesi, üniversitelerin ve okulların açılmasıyla birlikte Ankara genelinde araç yoğunluğu yeniden zirveye ulaştı. Okul servislerinin devreye girmesi, çocuklarını kendi araçlarıyla bırakan veliler ve mesai hareketliliği, kentin ulaşım ağını durma noktasına getiriyor. Özellikle sabah ve akşam mesai saatlerinde yaşanan kilitlenme, yalnızca ana ulaşım koridorlarında değil, mahalle aralarındaki bağlantı yollarında dahi sürücülerin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/baskent-trafigini-ancak-buyuk-bir-ulasim-plani-rahatlatir.html">Başkent trafiğini ancak büyük bir ulaşım planı rahatlatır</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Burak Avcı</strong></p>
<p>Yaz tatilinin sona ermesi, üniversitelerin ve okulların açılmasıyla birlikte Ankara genelinde araç yoğunluğu yeniden zirveye ulaştı. Okul servislerinin devreye girmesi, çocuklarını kendi araçlarıyla bırakan veliler ve mesai hareketliliği, kentin ulaşım ağını durma noktasına getiriyor. Özellikle sabah ve akşam mesai saatlerinde yaşanan kilitlenme, yalnızca ana ulaşım koridorlarında değil, mahalle aralarındaki bağlantı yollarında dahi sürücülerin sabrını zorluyor.</p>
<p>Sahadaki sürücüler tıkanıklığa karşı yeni ve alternatif karayolları talep ederken, TÜİK verileri ile şehir plancıları krizin odağında aşırı otomobil bağımlılığı ve yetersiz kalan toplu taşıma altyapısının yattığına dikkat çekiyor.</p>
<h4><strong>Başkentte araçların yüzde 72&#8217;si otomobil</strong></h4>
<p>Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) Motorlu Kara Taşıtları verileri, Ankara&#8217;daki yüksek araç sahipliğini ve bu sahipliğin ağırlıklı olarak otomobillerden oluştuğunu gösteriyor.</p>
<p>Resmi verilere göre, Türkiye genelinde trafiğe kayıtlı 34 milyon 911 bin 879 taşıt bulunuyor. Bu taşıtların yüzde 51,6&#8217;sına karşılık gelen 18 milyon 37 bin 907&#8217;sini otomobiller oluşturuyor.</p>
<p>Ankara ise sahip olduğu 3 milyon 135 bin 954 motorlu kara taşıtıyla, Türkiye&#8217;deki toplam araç varlığının yüzde 8,98&#8217;ine ev sahipliği yapıyor. Başkentteki araç dağılımı incelendiğinde ise otomobil oranı öne çıkıyor. Ankara&#8217;da kayıtlı toplam taşıtların 2 milyon 258 bin 707&#8217;sini doğrudan otomobiller oluşturuyor.</p>
<p>Bu tablo, Başkent&#8217;te trafiğe kayıtlı her 10 araçtan 7&#8217;sinin otomobil olduğunu ortaya koyarken, kentteki potansiyel araç profilinin Türkiye ortalamasından ne kadar farklılaştığını gözler önüne seriyor. Kentte ayrıca 438 bin 567 kamyonet, 185 bin 853 motosiklet, 110 bin 158 kamyon, 32 bin 183 minibüs ve 20 bin 699 otobüs bulunuyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Herkes tek başına yola çıkıyor, çözüm toplu taşıma&#8221;</strong></h4>
<p>Ankara’da 20 yıldır taksi şoförlüğü yapan Ömer Tahancı, okulların açılmasıyla birlikte trafiğin belirgin biçimde yoğunlaştığını ve daha önce 15 dakikada gidilen mesafelerin 25 dakikaya ulaştığını söylüyor. Tıkanmanın sadece ana hatlarda değil ara sokaklarda da baş gösterdiğini belirten Tahancı, krizin temelinde aşırı bireysel araç kullanımı olduğuna işaret ediyor:</p>
<p>&#8220;<em>Ankara çok göç aldı, araba sayısı inanılmaz arttı. Ama asıl mesele şu; sabahları yola bir bakıyorsunuz, herkes kendi arabasında tek başına oturuyor. Bir de insanların sabırsızlığı eklenince mahalle araları bile kilitleniyor. Bu kadar aracı hiçbir trafik kaldırmaz. İnsanların acilen özel araçları bırakıp toplu taşımaya yönelmesi şart</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Süreler 45 dakika arttı, 20 yıldır yollar aynı&#8221;</strong></h4>
<p>Her sabah kızını iş yerine bırakan ve gün içinde kent trafiğinde olan Bekir Kanıgür ise okulların açılmasıyla birlikte trafikte kaybettikleri sürenin en az 30 ila 45 dakika uzadığını dile getiriyor. Sabah ve akşamın en yoğun saatlerinde yolların kilitlendiğini aktaran Kanıgür, yoğun saatleri atlatmak için ara sokakları tercih ettiğini şöyle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;<em>Okulların açılmasıyla servisler, veliler, öğretmenler hepsi aynı anda yola çıktı; tatilden dönenlerle beraber trafik otomatikman tıkandı. Ben kızımı saat 09.00’da bırakıyorum ancak saat 09.00’dan sonra trafik biraz nefes alınca kendi işime çıkabiliyorum. Ankara’nın nüfusu katlanarak arttı ama 20 yıldır yollar hep aynı yollar. Artık bu yükü kaldırmıyor. Buradan Kızılay’a ya da çevre yoluna alternatif güzergâhlar var ama yetersiz kalıyor. Kentin mutlaka yeni alternatif yollara kavuşması lazım</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Daha fazla yol açmak sorunu çözmez, büyütür&#8221;</strong></h4>
<p>Sokaktaki sürücülerin yeni ve alternatif yollar yapılsın talebine karşılık, TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi sorunun salt fiziksel yol yetersizliğinden değil, 30 yıldır biriken yönetimsel ve kentsel planlama hatalarından kaynaklandığını savunuyor.</p>
<p>Oda Yönetim Kurulu tarafından yapılan değerlendirmede öne çıkan tespitler şöyle:</p>
<p><strong>30 yıldır onaylı plan yok, günübirlik müdahaleler çökmeye mahkum:</strong> Ankara’nın 1994 yılında onaylanan Ulaşım Ana Planı haricinde yürürlükte başka bir ana planı bulunmuyor. Köprülü kavşaklar, bulvar genişletmeleri ya da alt-üst geçitler gibi yalnızca anlık tıkanıklığı hafifletmeyi amaçlayan geçici düzenlemeler trafiği rahatlatmıyor. Kentin bütünü gözetilmeden atılan bu adımlar, özel araç kullanımını daha da körükleyen bir kısır döngüye dönüşüyor.</p>
<p><strong>Kontrolsüz büyüme ve mekânsal yığılma:</strong> 1970&#8217;lerden bu yana batı koridoruna doğru genişleyen başkent, spekülatif arsa hareketleri ve piyasa dinamikleri nedeniyle planlı gelişme niteliğini yitirdi. Konut, özel okul ve üniversite yığılmaları, toplu taşıma omurgası kurulmadan hayata geçirildiği için ana koridorlar taşıma kapasitesini aştı.</p>
<p><strong>Kamucu toplu taşıma ve raylı sistem önceliği:</strong> EGO otobüslerinin kırsal ve çeper dahil 362 hatta kamu hizmeti verirken özel halk otobüslerinin sadece 15 kârlı hatta yoğunlaşması kamu aleyhine bir eşitsizlik doğuruyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin piyasa baskılarına direnerek toplu taşımada kamucu bir yaklaşım benimsemesi, kaynakları yeni karayolları yerine raylı sistem yatırımlarına yöneltmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Cesur kentsel tasarım adımları:</strong> Okul önlerindeki kontrolsüz indirme-bindirme ve ikinci sıra parklanma kaosuna karşı yol daraltma ve sokak üstü parklanmayı kaldırma gibi kentsel tasarım rehberleri hayata geçirilmeli, yoğun saatlerde özel araçların kent merkezine girişi sınırlandırılmalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/baskent-trafigini-ancak-buyuk-bir-ulasim-plani-rahatlatir.html">Başkent trafiğini ancak büyük bir ulaşım planı rahatlatır</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/baskent-trafigini-ancak-buyuk-bir-ulasim-plani-rahatlatir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İhaleli toplamaya İzmirliler isyan etti: Hayvanların izini süremiyoruz</title>
		<link>https://9koy.org/ihaleli-toplamaya-izmirliler-isyan-etti-hayvanlarin-izini-suremiyoruz.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ihaleli-toplamaya-izmirliler-isyan-etti-hayvanlarin-izini-suremiyoruz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Sep 2026 08:26:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26404</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evrim Deniz İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sahipsiz hayvanların yakalanması, nakli ve tedavisi için 52,6 milyon liralık hizmet alımı yapması, yaşam hakkı savunucularının tepkisine neden oldu. Hayvanların sokaklardan toplanmasının popülasyon sorununa kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirten yaşam hakkı savunucuları, kaynağın kısırlaştırma, aşılama ve tedavi çalışmalarına ayrılması gerektiğini savunuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı, il sınırları içindeki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ihaleli-toplamaya-izmirliler-isyan-etti-hayvanlarin-izini-suremiyoruz.html">İhaleli toplamaya İzmirliler isyan etti: Hayvanların izini süremiyoruz</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Evrim Deniz</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sahipsiz hayvanların yakalanması, nakli ve tedavisi için 52,6 milyon liralık hizmet alımı yapması, yaşam hakkı savunucularının tepkisine neden oldu. Hayvanların sokaklardan toplanmasının popülasyon sorununa kalıcı çözüm getirmeyeceğini belirten yaşam hakkı savunucuları, kaynağın kısırlaştırma, aşılama ve tedavi çalışmalarına ayrılması gerektiğini savunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı, il sınırları içindeki sahipsiz hayvanları “yakalama, nakil ve detavi” izmeti için 52 milyon 654 bin 240 liralık sözleşme imzaladı. 22 Haziran’da başlayan ve 31 Aralık 2026’ya kadar sürmesi planlanan hizmet kapsamında bir veteriner hekim, 10 veteriner teknikeri, 10 şoför ve 10 hayvan bakıcısından oluşan 31 kişilik ekip görev yapacak. Yakalanan köpekler belediyenin belirleyeceği adreslere teslim edilecek, kediler ise tedavilerinin ardından alındıkları bölgelere bırakılacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yaşam hakkı savunucularından Gizem Tarhan ve İzmir Barosu Hayvan Hakları Komisyonu’ndan Avukat Bilge Berk, toplama ağırlıklı politikanın hayvan nüfusuna kalıcı bir çözüm getirmeyeceğini belirtti.</p>
<div id="attachment_26406" style="width: 507px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26406" class="wp-image-26406" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gizem-Turhan-foto.jpeg" alt="" width="497" height="331" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gizem-Turhan-foto.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gizem-Turhan-foto-300x200.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gizem-Turhan-foto-1024x682.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gizem-Turhan-foto-768x512.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gizem-Turhan-foto-1536x1023.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 497px) 100vw, 497px" /><p id="caption-attachment-26406" class="wp-caption-text">Gizem Tarhan</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Köpek nüfusuna ilişkin güvenilir veri bulunmuyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Tarhan, hayvan üretimi ve terk edilmeler devam ederken sokakların boşaltılamayacağını söyledi . Türkiye’de sokakta yaşayan köpeklerin sayısını ortaya koyan kapsamlı ve güvenilir bir çalışma bulunmadığını söyleyen Gizem Tarhan, kamuoyunda farklı rakamların dile getirildiğini ancak bunların hangi yöntemle hesaplandığının bilinmediğini belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tarhan’ın hesaplamasına göre, Türkiye’de 4 milyon köpek bulunduğu varsayımı esas alınıyor. 1393 belediyenin yılda 264 iş günü boyunca günde ortalama 11 köpeği kısırlaştırması, bir yılda yaklaşık 4 milyon kısırlaştırma yapılmasına karşılık geliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu hesabın resmi bir nüfus sayımına değil, sorunun kısırlaştırma yoluyla çözülebileceğini göstermek amacıyla oluşturulan varsayımsal verilere dayandığını belirten Tarhan, öncelikle hayvan nüfusunun bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tarhan, &#8220;<em>Yıllardır bütçeler düzenli kısırlaştırma ve aşılamaya ayrılsaydı bugün bu ölçüde bir popülasyon tartışması yaşanmazdı. Belediyeler gönüllülerle iş birliği yaparak yakalama, kısırlaştırma, aşılama ve takip çalışmalarını sürdürebilirdi</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Üretim ve terk edilme devam ederken toplama çözüm değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hayvanların sokaklardan toplanmasının nüfus artışını durdurmayacağını ifade eden Tarhan, evcil hayvan üretimi ve satışına yönelik etkili denetim yapılmadığını savundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Özellikle yazlık bölgelerde satın alındıktan sonra terk edilmiş çok sayıda hayvanla karşılaşıldığını anlatan Tarhan, üretim ve terk edilme devam ettiği sürece sokaklara yeni hayvanların geleceğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Gönüllüler toplatılan hayvanları bulamıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İzmir’de toplatılan hayvanların hangi bakımevine götürüldüğünün takip edilemediğini söyleyen Tarhan, gönüllülerin mahallelerinden alınan hayvanları bulmak için farklı tesisleri dolaşmak zorunda kaldığını anlattı. Bakımevlerinin kapasitelerinin dolduğunu ve hayvanların tesisler arasında nakledildiğini belirten Tarhan, bu nakillerin kayıtlarının kamuoyuna açık olmadığını savundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tarhan, &#8220;<em>Bir hayvan Bornova’dan alınıyor, en yakın bakımevine gidiyorsunuz ancak orada bulunmuyor. Başka bir tesise nakledildiği söyleniyor. Seyrek, Işıkkent ve diğer bakımevleri doluyken bu kadar hayvana nasıl yer açıldığına ilişkin bilgi alamıyoruz. Toplanan hayvanların nerede olduğunu bulamıyoruz</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’nin farklı şehirlerindeki bakımevlerinde kamuoyuna yansıyan kötü muamele ve hayvan ölümlerinin gönüllülerin kaygısını artırdığını ifade eden Tarhan, belediyelerin giriş-çıkış kayıtlarını, nakil belgelerini ve hayvanların güncel durumunu erişilebilir biçimde yayımlaması gerektiğini söyledi.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-26407 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/15-Ocak-Ankara-Hayvan-Haklari-Mitingi-640x360-1.jpeg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/15-Ocak-Ankara-Hayvan-Haklari-Mitingi-640x360-1.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/15-Ocak-Ankara-Hayvan-Haklari-Mitingi-640x360-1-300x169.jpeg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Toplama ekipleri eğitimli kişilerden oluşmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Avukat Bilge Berk, sahipsiz hayvanların yakalanması ve taşınması sırasında hem belediyenin hem de yüklenici şirketin hayvan refahını korumakla yükümlü olduğunu belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hayvanların Korunması Hakkında Uygulama Yönetmeliği’ne göre toplama ekiplerinin ehil kişilerden oluşturulması ve sorumlu veteriner hekim tarafından dönemsel eğitime tabi tutulması gerekiyor. Yönetmelik ayrıca hayvanların eziyet edilmeden toplanmasını, nakil sırasında zarar görmemeleri için önlem alınmasını ve uyuşturucu tüfek ya da üfleme aparatıyla yapılan yakalamaların veteriner hekim koordinasyonunda yürütülmesini öngörüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Berk, sahadaki toplama çalışmalarının özellikle gece saatlerinde ve yeterli bilgilendirme yapılmadan gerçekleştirildiğini savunarak şunları söyledi: &#8220;<em>Hayvanı yakalayacak kişinin bu konuda eğitim almış olması gerekir. Kullanılan yöntem ve ekipman hayvanın acı çekmesine ya da yaralanmasına neden olmamalıdır. Sedasyon gerektiren bir işlem veteriner hekim bulunmadan uygulanamaz. Bu kuralların kâğıt üzerinde kalmaması, sahada da denetlenmesi gerekiyor.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">İhale kapsamında 31 kişilik ekipte yalnızca bir veteriner hekimin bulunmasının uygulamada nasıl karşılık bulacağının açıklanması gerektiğini belirten Berk, farklı ilçelerde eş zamanlı çalışma yapılması durumunda veteriner hekim koordinasyonunun nasıl sağlanacağının da belirsiz olduğunu söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kaynak kısırlaştırma ve hayvan refahına ayrılabilirdi&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun amacının hayvanların rahat yaşamalarını, iyi muamele görmelerini ve acı, ıstırap ve eziyetten korunmalarını sağlamak olduğunu hatırlatan Berk, 52,6 milyon liralık kaynağın bu amaca uygun kullanılması gerektiğini belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Toplamanın tek başına hayvanları koruyan bir yöntem olmadığını ifade eden Berk, bütçenin kısırlaştırma, aşılama, tedavi ve mevcut bakımevlerinin koşullarının iyileştirilmesi için kullanılabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yönetmelik, doğal yaşam alanlarında altı aya kadar yavrular ile küçük ırk köpekler için hayvan başına en az 8 metrekare, büyük ırk köpekler için ise en az 10 metrekare alan ayrılmasını öngörüyor. Berk, mevcut tesislerin bu koşulları karşılayıp karşılamadığının denetlenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Hayvanların nereye götürüldüğü açıklanmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Toplanan hayvanların kayıt altına alınması gerektiğini vurgulayan Berk, mahalle sakinleri ile gönüllülerin hayvanların hangi bakımevine götürüldiğini öğrenebilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bir hayvan sokaktan alındıktan sonra izini kaybetmemeli</em>&#8221; diyen Berk, toplama tarihi, hayvanın alındığı yer, götürüldüğü bakımevi, sağlık durumu ve daha sonra yapılan nakiller kamuoyunun erişebileceği bir sistemde yayımlanması gerektiğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ihaleli-toplamaya-izmirliler-isyan-etti-hayvanlarin-izini-suremiyoruz.html">İhaleli toplamaya İzmirliler isyan etti: Hayvanların izini süremiyoruz</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ihaleli-toplamaya-izmirliler-isyan-etti-hayvanlarin-izini-suremiyoruz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>9 bin PTT personeli nefesini tuttu: &#8220;Bizi kim, nereye gönderecek?&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/9-bin-ptt-personeli-nefesini-tuttu-bizi-kim-nereye-gonderecek.html</link>
					<comments>https://9koy.org/9-bin-ptt-personeli-nefesini-tuttu-bizi-kim-nereye-gonderecek.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 07:28:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26330</guid>

					<description><![CDATA[<p>Melekşah Güzel Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde görüşülen ve 24 Temmuz’da kabul edilen torba yasa teklifinde yer alan PTT düzenlemesi, binlerce kamu çalışanının geleceğini belirsizliğe sürükledi. Yaklaşık 9 bin personeli ilgilendiren düzenlemenin ardından gözler şimdi uygulanacak yönteme çevrildi. Teklife göre, PTT&#8217;de 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görev yapan personelin idari hizmet sözleşmesine geçirilmesi planlanıyor. Bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/9-bin-ptt-personeli-nefesini-tuttu-bizi-kim-nereye-gonderecek.html">9 bin PTT personeli nefesini tuttu: &#8220;Bizi kim, nereye gönderecek?&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Melekşah Güzel</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nde görüşülen ve 24 Temmuz’da kabul edilen torba yasa teklifinde yer alan PTT düzenlemesi, binlerce kamu çalışanının geleceğini belirsizliğe sürükledi. Yaklaşık 9 bin personeli ilgilendiren düzenlemenin ardından gözler şimdi uygulanacak yönteme çevrildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Teklife göre, PTT&#8217;de 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında görev yapan personelin idari hizmet sözleşmesine geçirilmesi planlanıyor. Bu statüye geçmek istemeyen personelin ise belirli süre içerisinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmesi öngörülüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak düzenleme kadar, bu sürecin nasıl yürütüleceği de tartışılıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Tercih hakkı mı olacak, atama mı yapılacak?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Binlerce personelin en büyük merakı, hangi kuruma ve hangi şehirde görev yapacakları. Personelin tercih yapıp yapamayacağı, kurumların nasıl belirleneceği ve atamaların hangi kriterlere göre gerçekleştirileceği konusunda henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Özellikle eşi çalışan, çocukları eğitim gören veya yıllardır aynı şehirde görev yapan personel, aile düzenlerinin bozulmasından endişe ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Belirsizlik kaygıyı büyütüyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Düzenlemenin ayrıntılarının henüz netleşmemesi, çalışanlar arasında farklı senaryoların konuşulmasına neden oluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medya platformlarında ve personel gruplarında en çok dile getirilen soruların başında şu başlıklar geliyor: &#8220;Aynı ilde kalabilecek miyiz? Tercih hakkımız olacak mı? Kurumlar hizmet puanına göre mi belirlenecek? Atamalar merkezi sistemle mi yapılacak? Süreç tamamen idarenin takdirinde mi olacak?&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu soruların henüz resmî bir karşılığı bulunmuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>En çok konuşulan başlık: Liyakat</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çalışanların önemli bir bölümü, sürecin objektif kriterlerle yürütülmesini istiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Atamaların hizmet süresi, eğitim durumu, unvan ve hizmet puanı gibi ölçütlere göre yapılmasını talep eden personel, uygulamanın şeffaf yürütülmesinin kamu vicdanı açısından da büyük önem taşıdığı görüşünde.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bugün itibarıyla atamalarda usulsüzlük veya kayırmacılık yapılacağına ilişkin ortaya konmuş herhangi bir resmî bulgu bulunmuyor. Ancak uygulama esaslarının açıklanmamış olması, çalışanlar arasında kaygıların büyümesine neden oluyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sorun nakil değil, belirsizlik&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kamu yönetimi alanındaki uzmanlara göre personelin başka kurumlara geçişi tek başına olağan dışı bir uygulama değil. Asıl sorun, geçiş sürecinin hangi esaslara göre yürütüleceğinin henüz açıklanmamış olması.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanlar, tercih hakkının tanınması, objektif kriterlerin önceden ilan edilmesi ve sürecin denetlenebilir şekilde yürütülmesinin hem çalışanların kaygısını azaltacağını hem de olası hukuki uyuşmazlıkların önüne geçeceğini belirtiyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Gözler uygulama takviminde</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Torba yasa teklifinin yasalaşmasının ardından uygulama esaslarının Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlar tarafından yayımlanacak düzenlemelerle netleşmesi bekleniyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">O güne kadar ise yaklaşık 9 bin PTT personeli aynı sorunun cevabını bekliyor: “Hayatımızı değiştirecek kararı biz mi vereceğiz, yoksa bizim yerimize birileri mi verecek?”</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/9-bin-ptt-personeli-nefesini-tuttu-bizi-kim-nereye-gonderecek.html">9 bin PTT personeli nefesini tuttu: &#8220;Bizi kim, nereye gönderecek?&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/9-bin-ptt-personeli-nefesini-tuttu-bizi-kim-nereye-gonderecek.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağış yaparken nelere dikkat etmeli, vatandaş nasıl bir yol izlemeli?</title>
		<link>https://9koy.org/bagis-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-vatandas-nasil-bir-yol-izlemeli.html</link>
					<comments>https://9koy.org/bagis-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-vatandas-nasil-bir-yol-izlemeli.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Sep 2026 07:27:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26332</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fatmanur Polatcan Afetlerden eğitime, sağlıktan sosyal yardımlara kadar birçok alanda faaliyet gösteren yardım kuruluşları, toplumsal dayanışmanın en önemli aktörleri arasında yer alıyor. Son dönemde kamuoyunda yaşanan tartışmaların ardından ise bu kuruluşlara duyulan güven yeniden gündeme geldi. Hukukçular ve psikologlar, güvenin korunmasının yalnızca denetim mekanizmalarıyla değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve bilinçli bağış yapmakla mümkün olacağını belirtiyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagis-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-vatandas-nasil-bir-yol-izlemeli.html">Bağış yaparken nelere dikkat etmeli, vatandaş nasıl bir yol izlemeli?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Fatmanur Polatcan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Afetlerden eğitime, sağlıktan sosyal yardımlara kadar birçok alanda faaliyet gösteren yardım kuruluşları, toplumsal dayanışmanın en önemli aktörleri arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Son dönemde kamuoyunda yaşanan tartışmaların ardından ise bu kuruluşlara duyulan güven yeniden gündeme geldi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hukukçular ve psikologlar, güvenin korunmasının yalnızca denetim mekanizmalarıyla değil; şeffaflık, hesap verebilirlik ve bilinçli bağış yapmakla mümkün olacağını belirtiyor. Uzmanlara göre bu güven, hem kuruluşların şeffaf yönetim anlayışı benimsemesine hem de bağışçıların resmi kaynakları esas alarak bilinçli hareket etmesine bağlı.</p>
<div id="attachment_26335" style="width: 354px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26335" class=" wp-image-26335" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Mustafa-Zafer.jpg" alt="" width="344" height="344" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Mustafa-Zafer.jpg 1200w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Mustafa-Zafer-300x300.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Mustafa-Zafer-1024x1024.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Mustafa-Zafer-150x150.jpg 150w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Mustafa-Zafer-768x768.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /><p id="caption-attachment-26335" class="wp-caption-text">Mustafa Zafer</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;İddia ile kesinleşmiş yargı kararı birbirinden ayrılmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Avukat Mustafa Zafer, bir yardım kuruluşu hakkında kamuoyuna yansıyan iddiaların veya başlatılan hukuki süreçlerin tek başına o kuruluşun hukuken sorumlu olduğu anlamına gelmeyeceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan masumiyet karinesine dikkat çeken Zafer, şunları kaydetti: &#8220;<em>Bir yardım kuruluşu hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar veya başlatılan hukuki süreçler, tek başına o kuruluşun hukuken sorumlu olduğu ya da iddiaların doğru olduğu anlamına gelmez. Hukuk devleti ilkesinin temel gereği, herkes hakkında masumiyet karinesi geçerlidir ve kesinleşmiş yargı kararı bulunmadıkça hiç kimse suçlu ilan edilemez.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Vatandaşların iddialarla kesinleşmiş yargı kararlarını birbirinden ayırması gerektiğini belirten Zafer, soruşturma açılmış olmasının ya da dava sürecinin başlamasının suçun kesinleştiği anlamına gelmediğini; kamuoyunun sosyal medyada dolaşan doğrulanmamış bilgiler yerine savcılık, mahkemeler ve yetkili kamu kurumlarının açıklamalarını takip etmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Bağış yapmadan önce neler kontrol edilmeli?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bağışçıların yalnızca iyi niyetle değil, bilinçli hareket etmesi gerektiğini ifade eden Zafer, güvenilir bir yardım kuruluşunun faaliyetlerinin incelenmesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bir yardım kuruluşunun faaliyet raporlarını, mali tablolarını, bağımsız denetim bilgilerini, bağışların kullanımına ilişkin açıklamalarını ve hesap verebilirlik uygulamalarını incelemek bağışçılar açısından çok önemli.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Zafer, bağışların resmi banka hesapları üzerinden yapılmasının ve bağış belgelerinin saklanmasının da olası uyuşmazlıklarda hak arama süreci açısından önemli olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bağış makbuzlarını ve kayıtlarını saklayın. Olası uyuşmazlıklarda bağışın hangi tarihte, hangi hesaba ve hangi amaçla yapıldığını gösteren belgeler büyük önem taşır</em>.&#8221;</p>
<div id="attachment_26336" style="width: 435px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26336" class=" wp-image-26336" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Sertac-Celikkaleli.jpg" alt="" width="425" height="319" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Sertac-Celikkaleli.jpg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Avukat-Sertac-Celikkaleli-300x225.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 425px) 100vw, 425px" /><p id="caption-attachment-26336" class="wp-caption-text">Sertaç Çelikkaleli</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dernekler nasıl denetleniyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Avukat Sertaç Çelikkaleli, Türkiye&#8217;de yardım amaçlı faaliyet gösteren derneklerin Anayasa, Türk Medeni Kanunu, Dernekler Kanunu ve Yardım Toplama Kanunu başta olmak üzere birçok yasal düzenleme kapsamında faaliyet gösterdiğini belirterek şöyle konuştu: &#8220;<em>Dernekler üzerinde yürütülen denetimler; idari, mali ve gerektiğinde adli denetim olmak üzere üç temel başlık altında toplanmaktadır. Suç şüphesi tespit edilmesi halinde konu Cumhuriyet Başsavcılığına intikal ettirilerek adli süreç başlatılmaktadır.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Hukuk devleti ilkesi gereği bağışçının da bilgi edinme ve bilinçli tercih yapma hakkı bulunduğunu belirten Çelikkaleli, bağış yapılmadan önce derneğin hukuken faaliyette olup olmadığının, tescilinin, tüzüğünün, faaliyet alanının ve yönetim organlarının incelenmesi; yıllık faaliyet raporları, gelir-gider tabloları ve varsa bağımsız denetim raporlarının da mutlaka gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bağışların mutlaka dernek adına açılmış resmî banka hesaplarına yapılması ve karşılığında usulüne uygun bağış makbuzu düzenlenmesi önemlidir. Ayrıca derneğin kamuoyuna karşı şeffaf bir yönetim anlayışı benimseyip benimsemediği de güvenilirliğin önemli göstergelerinden biridir</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Bağışçılar haklarını nasıl arayabilir?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bağışın amacına uygun kullanılmadığından şüphe duyan kişilerin başvurabileceği hukuki yollar da bulunuyor. Avukat Mustafa Zafer, bu durumda öncelikle ilgili yardım kuruluşundan bilgi talep edilmesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bağışçılar usulsüzlük şüphesi hâlinde öncelikle yardımda bulundukları dernekten bilgi talep etmeli, gerekli görmeleri hâlinde ilgili idari mercilere başvurmalı, suç şüphesi varsa Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat etmeli ve şartları oluştuğunda özel hukuk yollarıyla zararlarının giderilmesini talep edebilmelidir.</em>&#8220;</p>
<div id="attachment_26337" style="width: 292px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26337" class=" wp-image-26337" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Psikolog-Zeynep-Sakar.jpg" alt="" width="282" height="350" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Psikolog-Zeynep-Sakar.jpg 900w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Psikolog-Zeynep-Sakar-242x300.jpg 242w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Psikolog-Zeynep-Sakar-825x1024.jpg 825w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Psikolog-Zeynep-Sakar-768x953.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 282px) 100vw, 282px" /><p id="caption-attachment-26337" class="wp-caption-text">Zeynep Şakar</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Güven kaybı tüm kuruluşlara yansıyabiliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Psikolog Zeynep Deniz Şakar ise yardım kuruluşlarına duyulan güvenin yalnızca hukuki değil, aynı zamanda psikolojik bir boyutunun da bulunduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: &#8220;<em>Güven, bağış davranışının en temel belirleyicilerinden biridir. İnsanlar yaptıkları yardımın gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaşacağına inandıklarında bağış yapmaya daha istekli olurlar. Bu nedenle güven yalnızca bağış miktarını değil, bağışın sürekliliğini de etkileyen önemli bir psikolojik faktördü</em>r.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Tek bir kurumla ilgili olumsuz bir algının, psikolojide “genelleme eğilimi” olarak tanımlanan bir etkiyle zaman zaman diğer yardım kuruluşlarına da yansıtılabildiğini belirten Şakar, her kurumun kendi uygulamaları ve şeffaflık anlayışıyla ayrı değerlendirilmesinin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Toplumsal güvenin yeniden inşasında açık ve düzenli iletişimin önemine değinen Şakar, bağışçıların da resmi kaynaklardan bilgi edinmesinin ve bağış yapmadan önce kurumların faaliyetlerini incelemesinin bilinçli bağış yapmayı destekleyeceğini ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Uzmanlardan ortak çağrı: Güvenin temeli şeffaflık</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Her iki hukukçu da mevcut mevzuatın önemli bir hukuki çerçeve sunduğunu, ancak özellikle dijital bağış sistemlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Avukat Sertaç Çelikkaleli, bağımsız dış denetimin yaygınlaştırılması, faaliyet raporlarının standart formatta kamuoyuna açıklanması ve dijital bağış izleme sistemlerinin kurulmasının toplumsal güveni artıracağını ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mustafa Zafer ise sözlerini şöyle tamamladı: &#8220;<em>Yardım kuruluşlarına duyulan güven; şeffaflık, hesap verebilirlik, etkin denetim ve hukukun üstünlüğü ilkeleri üzerine inşa edilir. Bağışçılar ise bilinçli hareket ederek bağış yapacakları kuruluş hakkında temel bilgileri incelemeli, resmî kanalları tercih etmeli ve bağış kayıtlarını muhafaza etmelidir.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanlara göre, yardım kuruluşlarının şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim anlayışını benimsemesi kadar, vatandaşların da bilinçli bağış yaklaşımıyla hareket etmesi, toplumsal dayanışmanın güçlenmesi ve yardım faaliyetlerine duyulan güvenin korunması açısından belirleyici önem taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagis-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-vatandas-nasil-bir-yol-izlemeli.html">Bağış yaparken nelere dikkat etmeli, vatandaş nasıl bir yol izlemeli?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/bagis-yaparken-nelere-dikkat-etmeli-vatandas-nasil-bir-yol-izlemeli.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
