<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Çevre Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/cevre/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/cevre</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Oct 2026 07:25:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Çevre Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/cevre</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çukurova süper hücre fırtınalarına karşı savunmasız</title>
		<link>https://9koy.org/cukurova-super-hucre-firtinalarina-karsi-savunmasiz.html</link>
					<comments>https://9koy.org/cukurova-super-hucre-firtinalarina-karsi-savunmasiz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:25:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rümeysa Nur Karaosmaoğlu Türkiye&#8217;nin en önemli tarım merkezlerinden olan Çukurova bölgesinde son yıllarda artış gösteren süper hücre fırtınaları tarımsal üretimi derinden sarsıyor. Tarım alanları doğa olaylarına karşı savunmasız kalırken, uzmanlar yaşanan bu sürecin sadece küresel bir krizden ziyade, kentsel betonlaşma ve yanlış ulaşım tercihleriyle şekillenen yerel kararların bir sonucu olduğuna dikkat çekiyor. &#8220;Tarımı üstü açık [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cukurova-super-hucre-firtinalarina-karsi-savunmasiz.html">Çukurova süper hücre fırtınalarına karşı savunmasız</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<p><strong>Rümeysa Nur Karaosmaoğlu</strong></p>
<p>Türkiye&#8217;nin en önemli tarım merkezlerinden olan Çukurova bölgesinde son yıllarda artış gösteren süper hücre fırtınaları tarımsal üretimi derinden sarsıyor. Tarım alanları doğa olaylarına karşı savunmasız kalırken, uzmanlar yaşanan bu sürecin sadece küresel bir krizden ziyade, kentsel betonlaşma ve yanlış ulaşım tercihleriyle şekillenen yerel kararların bir sonucu olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<h4><strong>&#8220;Tarımı üstü açık bir fabrikada yapıyoruz&#8221;</strong></h4>
<p>Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Çukurova&#8217;da değişen hava olaylarının yıkıcı etkilerini doğrudan şu sözlerle anlattı:</p>
<p>&#8220;<em>Çukurova, yılın 365 günü ekim ve dikimin aralıksız devam ettiği bir bölge. Ancak son yıllarda atmosferin üst katmanlarından aşağı inen süper hücreler ve yıkıcı hortumlar görülmeye başlandı. Eskiden Amerika kıtasında rastlanan bu fırtınalar; narenciye, karpuz, kavun, domates ve biber gibi tüm ekili ürünlerimizi doğrudan tehdit ediyor. Geçtiği yerlerde ağaçları kökünden sökerek ve seraları yerle bir ederek devasa maddi hasarlara yol açıyor</em>.&#8221;</p>
<p>Çiftçinin çaresizliğini vurgulayan Doğan, &#8220;<em>Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#8217;nün renk kodlu uyarılarını sürekli takip ediyoruz. Ancak tarımı &#8216;üstü açık bir fabrikada&#8217; yaptığımız için afetlere karşı önlem alma şansımız maalesef yok. Bir ihbar aldığımızda traktörleri garaja çekmek veya seraları kapatmak dışında yapabileceğimiz bir şey kalmıyor. Bu noktada çiftçimizin tek güvencesi, ürün bedelinin devlet tarafından karşılandığı TARSİM sistemidir. Eksperler gelip sağlam ürünleri düşerek zararı çiftçiye ödüyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>&#8220;Aşırı yağıştan tarlaya girilemedi, hasat haftalarca gecikti&#8221;</strong></h4>
<p>İklime dayalı ani üretim değişiklikleri yapmanın kolay olmadığını belirten Doğan, yaşanan takvim kaymalarını da  &#8220;<em>Geçmişte kuraklık, sel ve dolu ile mücadele eden çiftçimiz, bu yıl da aşırı yağışlar yüzünden tarlaya giremedi&#8221;</em> sözleriyle tarif etti.</p>
<p>Çiftçinin yaşadığı belirsizliğe de değinen Doğan, &#8220;<em>Çiftçi daha tohumu toprağa atmadan önce ürününü kaç liraya satacağını ve ne kadar kazanacağını bileceği planlı bir sisteme kavuşmalı</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<h4><strong>&#8220;Fırtınaları durdurmanın tek yolu: Bilinçli bir iklim politikası&#8221;</strong></h4>
<p>Süper hücre fırtınalarının nasıl oluştuğunu tencere örneği ile anlatan İklim Uzmanı Önder Algedik, &#8220;<em>Tıpkı harlı ateşte kaynayan kapalı bir tencerenin basınçla kapağını fırlatması gibi, sera gazlarının baskısı altındaki atmosfer de biriken ısıyı şiddetli patlamalarla dışarı atıyor. Sistemin bozulan bu dengesi yüzünden; hortum, aşırı yağış, dolu ve fırtına gibi ekstrem hava olaylarını artık çok daha sık ve şiddetli yaşıyoruz</em>&#8221; sözleriyle açıkladı.</p>
<p>Algedik, Adana&#8217;daki yapılaşmanın vardığı boyutu şu verilerle açıkladı: &#8220;T<em>arım alanlarındaki afetlerin arka planında kent merkezlerindeki betonlaşma yatıyor. Adana&#8217;da son 5 yılda biten inşaatın toplam alanı tam 11,5 milyon metrekare. Büyükada&#8217;nın yüzölçümünün yaklaşık 5,5-6 milyon metrekare olduğunu düşünürsek, Adana&#8217;da sadece 5 yıl içinde iki tane Büyükada büyüklüğünde inşaat yapıldı. Neredeyse 2,5 Büyükada büyüklüğüne denk gelen 14,9 milyon metrekarelik yeni inşaat izni de verildi. Bu kadar fazla asfalt ve beton döküldüğünde, hava sıcaklıkları normal seyretse bile kentin aşırı ısınması kaçınılmaz hale gelir.</em>&#8221;</p>
<p>Algedik, sorunun adını net bir şekilde koyarak, &#8220;<em>Dolayısıyla ortada kendi kendine olan bir &#8216;iklim değişikliği&#8217; değil, bilinçli bir &#8216;iklimi değiştirme politikası&#8217; vardır</em>&#8221; dedi.</p>
<h4><strong>&#8220;Otomobilleri uç uca ekleseniz Adana&#8217;dan Viyana&#8217;ya yol olur&#8221;</strong></h4>
<p>Ulaşım politikalarının kentsel ısınmaya etkisini çarpıcı bir benzetmeyle anlatan Algedik, şunları söyledi: &#8220;<em>Son 5 yılda Adana&#8217;da trafiğe 104 bin yeni otomobil çıktı. İnsanların alım gücü düştüğü ve toplu taşıma da zayıf olduğu için aynı dönemde 127 bin motosiklet daha eklendi. Şu an kentte toplam 991 bin 755 adet araç bulunuyor. Yaklaşık 1 milyona ulaşan bu taşıtları sıraya dizdiğinizde; Adana&#8217;dan yola çıkıp Ankara, İstanbul, Varna ve Viyana&#8217;ya kadar giden, oradan da tekrar Adana&#8217;ya dönen iki şeritli devasa bir yol veya otopark elde edersiniz. Bu devasa araç filosunun yaktığı petrol, onlar için dökülen asfaltlar ve yapılan yollar iklim krizinin temel sebepleridir</em>.&#8221;</p>
<p>Yerel yönetimlerin ve karar alıcıların sorumluluğuna işaret eden Algedik, &#8220;<em>Adana&#8217;yı canlı bir organizma olarak düşünürsek; bu kent 11,5 milyon metrekarelik devasa inşaat yükünü ve 1 milyon aracı nasıl kaldırabilir? Asıl mesele okyanusların veya havanın kendi kendine ısınması değil, birileri tarafından ısıtılmasıdır. Süper hücre gibi olaylar eskiden de vardı, bugün şiddetli hissedilmesinin sebebi bu politikalardır. Ben artık &#8216;iklim değişikliği&#8217; demiyorum. Çünkü bu kavram asıl sorumlu olarak genel anlamda &#8216;insanı&#8217; öne sürüyor. Ancak &#8216;iklimi değiştirme politikası&#8217; dediğinizde mesele doğrudan bu hatalı kararları alan politikacılara odaklanıyor</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<h4><strong>&#8220;Açık kanallarda su israf ediliyor&#8221;</strong></h4>
<p>İklim krizine karşı alınacak önlemlerde bilimden uzaklaşıldığını belirten Mehmet Akın Doğan, su yönetimindeki yapısal hataları ise şu ifadelerle özetledi: &#8220;<em>Çukurova; suların Yedigöze, Çatalan ve Seyhan barajlarında toplandığı çok şanslı bir bölge. Ancak suyun ovaya halen eski usul açık kanallarla taşınması hem buharlaşma kaynaklı yüzde 50&#8217;ye varan kayıplara hem de boğulma tehlikelerine yol açıyor. Barajlar arasındaki yüksek kot farkından doğan basınç sayesinde, kapalı sisteme geçilirse elektrik veya pompa dahi kullanılmadan, sadece vana açılarak tüm ova damlama sistemleriyle sulanabilir. Temiz tatlı su kaynaklarımızın yüzde 77&#8217;si tarımda kullanıldığı için kapalı sulama sistemlerine ivedilikle geçilmesi şarttır</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Üniversite sahaya inmiyor, çiftçi teknolojide önde&#8221;</strong></h4>
<p>Tarımda teknolojik dönüşümün önemini vurgulayan Doğan, üniversitelerin rolüne dair eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi: &#8220;<em>Hollanda ve İsrail gibi ülkelerde üniversiteler çiftçilerle omuz omuza çalışarak çöl şartlarında bile ileri teknolojiyle üretim yaparken, bölgemizdeki Çukurova Üniversitesi maalesef sahaya inmiyor. Türk çiftçisi, teknoloji kullanımı konusunda üniversitenin bile önünde gidiyor. Dünya &#8216;tarım 6.0&#8217;a hazırlanırken biz şu an &#8216;tarım 4.0&#8217; teknolojilerini kullanıyoruz</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Fırtınanın önüne geçip hiçbir şey yapamazsınız&#8221;</strong></h4>
<p>Dededen toruna üç kuşaktır çiftçilik yapan Şaban Dede, seralardaki çaresizliği doğrudan sahada yaşayan isimlerden biri.</p>
<p>Güzlük domates ve baharlık kavun yetiştiriciliği yapan Dede, bölgede 1990&#8217;lardan bu yana doğa olaylarına şahitlik ettiğini, ancak şiddetin giderek arttığını belirtiyor. Altı yıl önce Kumluca&#8217;da binlerce dönüm serayı yerle bir eden ve bin 400 küsur dönüm alanı doğrudan etkileyen büyük hortum felaketini hatırlatan Dede, fırtına anındaki o çaresizlik hissini şu sözlerle anlatıyor:</p>
<p>&#8220;<em>Artık teknolojinin bize sunduğu hava durumu programları var, telefonlarımızdan bunları takip ediyoruz. Ama bir fırtınanın önüne geçip de hiçbir şey yapamazsınız. Adı üstünde doğal afet. Sel baskını olsa ufak tefek eşyalarınızı, hayvanlarınızı, köpeğinizi alıp daha güvenli bir yere çekebilirsiniz. Ancak rüzgarlı bir ortamda, hortumda hiçbir şeyi kurtaramazsınız. Seralara zarar verdiği an biber, patlıcan, domates fark etmiyor; içeride ne varsa hepsini yok ediyor</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;TARSİM hasar ödememek için bahane üretiyor&#8221;</strong></h4>
<p>Çiftçinin tek dayanağı olarak gösterilen TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) sisteminin sahadaki işleyişine de eleştiriler getiren deneyimli üretici, sistemin çiftçiyi korumaktan ziyade kesinti yapmaya odaklandığını savunuyor. Bölgede tapulu ve tapusuz araziler arasındaki sigorta uçurumuna dikkat çeken Dede, bürokratik engelleri şöyle özetliyor:</p>
<p>&#8220;<em>Büyük bir afet olduğunda devlet ufak çaplı yardımlar yapıyor ama bu yardımlar yarayı sarmaya yetmiyor. Tapulu arazisi olup TARSİM yaptıranlar bir nebze destek alabiliyor ama orada da ciddi sorunlar var. Sigorta yapılırken her şey normal, ancak büyük bir afet sonrasında hasar tespiti için geldiklerinde; &#8216;Yok seranın demiri inceymiş&#8217;, &#8216;Yok naylon çok eskiymiş&#8217;, &#8216;Zaten üründe hasat yapılmış&#8217; gibi bahaneler çıkarıyorlar. Ne kadar ucuz fiyat biçeriz, ödemeyi nasıl düşürürüz diye uğraşıyorlar ve çiftçinin hakkından illaki kesintiler yapılıyor.</em>&#8221;</p>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cukurova-super-hucre-firtinalarina-karsi-savunmasiz.html">Çukurova süper hücre fırtınalarına karşı savunmasız</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/cukurova-super-hucre-firtinalarina-karsi-savunmasiz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık</title>
		<link>https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html</link>
					<comments>https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:15:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26968</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyza Nur Duvan İklim değişikliği; artan sıcaklıkların yanı sıra şiddetli yağışlar, kuraklık ve sıcak hava dalgalarıyla Türkiye&#8217;de günlük yaşamın farklı alanlarında etkisini gösteriyor. Uzmanlara göre değişen iklim koşulları, özellikle su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde yeni riskler oluştururken, toplumun ekonomik açıdan daha kırılgan kesimleri aşırı hava olaylarından daha fazla etkilenebiliyor. Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html">İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Beyza Nur Duvan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İklim değişikliği; artan sıcaklıkların yanı sıra şiddetli yağışlar, kuraklık ve sıcak hava dalgalarıyla Türkiye&#8217;de günlük yaşamın farklı alanlarında etkisini gösteriyor. Uzmanlara göre değişen iklim koşulları, özellikle su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde yeni riskler oluştururken, toplumun ekonomik açıdan daha kırılgan kesimleri aşırı hava olaylarından daha fazla etkilenebiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Samsun Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği ve İklim Bilimi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hakan Aksu, iklim değişikliğinin temelinde atmosferdeki sera gazlarının artışının bulunduğunu belirterek, sera etkisinin Dünya&#8217;nın yaşam için uygun sıcaklıkta kalmasını sağlayan doğal bir süreç olduğunu söyledi. 9. Köy’ün sorularını yanıtlayan Aksu, Sanayi Devrimi&#8217;nden itibaren fosil yakıt kullanımının artmasıyla başta karbondioksit ve metan olmak üzere sera gazlarının atmosferdeki miktarının yükseldiğini bunun da küresel sıcaklıkların artmasına yol açtığını ifade etti. Aksu, süreci &#8220;<em>Nasıl ki biz hasta olduğumuzda ateşimiz yükseliyor, dünya da hasta ve ateşi yükseliyor</em>&#8221; sözleriyle açıkladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sıcaklık artışı aşırı hava olaylarını etkiliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sıcaklık artışının atmosferin su buharı tutma kapasitesini de artırdığını belirten Aksu, her 1 santigrat derecelik sıcaklık artışında bu kapasitenin yaklaşık yüzde 7 arttığını söyledi. Atmosferdeki nemin artmasının, uygun koşullarda şiddetli yağışların daha yoğun gerçekleşmesine zemin hazırlayabileceğini ifade eden Aksu, &#8220;<em>Şiddetli yağışlar daha da şiddetlenebilir</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, Samsun Üniversitesi bünyesinde Karadeniz ölçeğinde yürütülen bir TÜBİTAK projesinde ekstrem sıcaklık ve yağış olaylarını incelediklerini belirterek, Türkiye&#8217;nin Karadeniz kıyısındaki istasyonlarda hem minimum hem de maksimum sıcaklıklarda artış eğilimi gözlemlediklerini, bazı bölgelerde ise yağış şiddetinin arttığını aktardı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Sıcak hava ve taşkınlarda kırılgan gruplar daha fazla risk altında&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, sıcak hava dalgalarının özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik sağlık sorunları bulunan kişiler için ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Her evde serinleme imkânının bulunmamasının da sıcak hava dalgalarının etkisini artırabildiğini ifade eden Aksu, aşırı sıcakların yalnızca günlük yaşam konforunu değil, insan sağlığını da doğrudan etkilediğini vurguladı. Sıcak hava dalgalarının ölümle sonuçlanabileceğine dikkat çeken Aksu, 2010 yılında Rusya&#8217;da yaşanan aşırı sıcakların ciddi can kayıplarına yol açtığını hatırlattı: &#8220;<em>2010 Rusya sıcak hava dalgasında yaklaşık 55 bin fazla ölüm kaydedildi</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, sıcaklıkların özellikle gece saatlerinde de yüksek seyretmesinin insanların uyku düzenini ve psikolojik durumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Ekonomik açıdan daha kırılgan kesimlerin ise hem aşırı sıcaklarda serinleme olanaklarına erişim hem de taşkın riski bulunan bölgelerde yaşama açısından daha fazla risk taşıyabildiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Su, barajlar ve göletlerde depolanmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Aşırı hava olaylarının aynı dönemde bir arada görülebileceğini belirten Aksu, kuraklık ile sıcak hava dalgasının eş zamanlı yaşanmasının etkileri ağırlaştırabileceğini söyledi. 2007 yılında Ankara&#8217;da yaşanan kuraklığı örnek gösteren Aksu, kentin ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığını ve bu dönemde Kızılırmak&#8217;tan alınan suyun Kesikköprü Barajı üzerinden pompajla Ankara&#8217;ya ulaşıldığına dikkat çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 76&#8217;sının tarımda tüketildiğini belirten Aksu, yağışın yıl içinde de düzensiz dağıldığını ve yaz aylarında sıcaklığın artmasıyla su ihtiyacının yükseldiğini söyledi. Kış aylarında elde edilen suyun baraj ve göletlerde depolanarak yaz döneminde kullanılmasının önemine dikkati çekti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yağışın miktarı kadar ne zaman ve hangi şiddette gerçekleştiğinin de önemli olduğunu belirten Aksu, kısa sürede gerçekleşen yoğun yağışların toprağa yeterince sızmadan yüzey akışıyla uzaklaşabileceğini söyledi. Samsun&#8217;un Çarşamba ilçesinde bir günde 75 milimetre yağış gerçekleştiğini belirten Aksu, &#8220;<em>O 75 milimetre yağış aktı gitti denize. Yani iyi bir yağış olmadı ve toprak kaynaklarını beslemedi</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tarımda ürün deseni değişebilir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İklim değişikliğinin tarımsal üretimde de değişimlere yol açabileceğini belirten Aksu, artan sıcaklıklar ve değişen iklim koşullarının bazı bölgelerde farklı ürünlerin yetiştirilmesine imkan sağlayabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Karadeniz&#8217;de, özellikle Sinop ve Samsun çevresinde zeytin ağaçlarının bulunduğunu ancak ticari ölçekte zeytin üretiminin henüz yaygın olmadığını belirten Aksu, gelecekte değişen sıcaklık koşullarının farklı ürün desenlerinin ortaya çıkmasına neden olabileceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, iklim değişikliğinin bazı bölgelerde yeni tarımsal üretim imkanları da yaratabileceğini belirterek, &#8220;<em>İklim değişimi illa olumsuz olarak değil de belki olumlu olarak da yansıyabilir</em>&#8221; dedi. Bununla birlikte suya erişimde yaşanabilecek zorlukların tarımsal üretim açısından önemli bir risk oluşturabileceğini vurgulayan Aksu, hangi bölgede hangi ürünlerin yetiştirilebileceğinin değişen iklim koşullarına göre planlanması gerektiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Günlük hayatta en önemli adım: Daha az tüketmek</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İklim değişikliğiyle mücadelede bireylerin de sorumluluk alabileceğini belirten Aksu, günlük hayatta yapılabilecek en temel şeyin gereğinden fazla tüketmemek olduğunu söyledi. Tüketilen her ürünün üretim sürecinde karbon ve su ayak izi oluşturduğunu ifade eden Aksu, &#8220;<em>Az tüketmek. Bu zaten en temel kural</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Su tüketiminin azaltılması için günlük hayatta basit önlemler alınabileceğini belirten Aksu, musluklara takılan su tasarruf aparatlarının kullanılmasını ve evlerdeki su tesisatlarının kontrol edilmesini önerdi. Özellikle damlayan ve kaçak yapan tesisatların onarılmasının su kaybını azaltabileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Aksu, iklim değişikliğine ilişkin farkındalığın küçük yaşlardan itibaren artırılması gerektiğini belirterek, çevre ve iklim konularının eğitim müfredatlarında daha fazla yer almasının önemli olduğunu ifade etti.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html">İklim değişikliği günlük yaşamın üç alanını vuruyor: Su, tarım, sağlık</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/iklim-degisikligi-gunluk-yasamin-uc-alanini-vuruyor-su-tarim-saglik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Van Gölü&#8217;ne nazır bin yıllık miras yok olma tehlikesiyle karşı karşıya</title>
		<link>https://9koy.org/van-golune-nazir-bin-yillik-miras-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya.html</link>
					<comments>https://9koy.org/van-golune-nazir-bin-yillik-miras-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 16:28:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26797</guid>

					<description><![CDATA[<p>Murat Barın Van Gölü manzarasıyla büyüleyen bin yıllık Aziz Tomas Ermeni Manastırı, bakımsızlık, ilgisizlik ve definecilik tehdidi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Van&#8217;ın Gevaş ilçesine bağlı Altınsaç Mahallesi&#8217;nde bulunan ve 11. yüzyılda inşa edildiği bilinen Aziz Tomas Ermeni Manastırı, yıllardır süren bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Van Gölü&#8217;ne hâkim konumuyla dikkat çeken [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/van-golune-nazir-bin-yillik-miras-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya.html">Van Gölü&#8217;ne nazır bin yıllık miras yok olma tehlikesiyle karşı karşıya</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Murat Barın</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Van Gölü manzarasıyla büyüleyen bin yıllık Aziz Tomas Ermeni Manastırı, bakımsızlık, ilgisizlik ve definecilik tehdidi nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van&#8217;ın Gevaş ilçesine bağlı Altınsaç Mahallesi&#8217;nde bulunan ve 11. yüzyılda inşa edildiği bilinen Aziz Tomas Ermeni Manastırı, yıllardır süren bakımsızlık nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Van Gölü&#8217;ne hâkim konumuyla dikkat çeken tarihi yapı için yapılan koruma ve restorasyon çağrılarına rağmen bugüne kadar somut bir adım atılmadığı belirtiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Havarilerden Aziz Tomas&#8217;a ait kutsal eşyaların muhafaza edilmesi amacıyla inşa edildiği ifade edilen manastır, yaklaşık 2 bin metre yükseklikteki konumundan Van Gölü&#8217;nün eşsiz manzarasına ev sahipliği yapıyor. Van&#8217;a 75, Gevaş ilçesine ise 40 kilometre uzaklıkta bulunan tarihi yapı, doğal güzelliğiyle öne çıkan Altınsaç koylarının hemen üzerinde yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van Gölü&#8217;nün güneyindeki Beleko Dağı&#8217;nın kuzeydoğu yamacında, Varis Körfezi&#8217;ne bakan bir teras üzerine kurulan manastır, tarihi ve mimari ihtişamıyla bölgenin en önemli kültürel mirasları arasında gösteriliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Yalnızca bir yapı değil, ortak kültürel miras yok oluyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye Çevre Platformu Genel Sekreteri Ali Kalçık, Aziz Tomas Manastırı&#8217;nın kaderine terk edilmesinin yalnızca bir yapının yıkılması anlamına gelmediğini belirtti. Kalçık, bunun binlerce yıllık ortak kültürel mirasın göz göre göre yok olması anlamına geldiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van ve çevresinin Urartulardan günümüze kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yaptığını hatırlatan Kalçık; kiliseler, manastırlar, medreseler, kaleler ve diğer tarihi yapıların yalnızca belirli bir topluma değil, insanlığın ortak mirasına ait olduğunu vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Asıl hazine tarihi eserlerin kendisidir&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Doğu Anadolu&#8217;daki birçok tarihi yapının yıllardır bakımsızlık, doğal yıpranma ve kaçak kazılar nedeniyle ağır tahribata uğradığını ifade eden Kalçık, toplumda yaygın olan “işaretli her taşın altında define vardır” anlayışının telafisi mümkün olmayan kültürel kayıplara neden olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kalçık, &#8220;<em>Gerçek hazine toprağın altındaki altın değil, geçmişten bugüne ulaşabilmiş tarihi eserlerin kendisidir</em>&#8221; diye konuştu. Aziz Tomas Manastırı&#8217;nın da ilgisizlik, korumasızlık ve definecilik tehdidi altında hızla yok olduğunu dile getirdi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Restorasyon Van&#8217;a büyük katkı sağlayacaktır&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kalçık, bilimsel ilkelere uygun şekilde gerçekleştirilecek restorasyon çalışmalarının yalnızca tarihi yapıyı ayakta tutmayacağını, aynı zamanda Van&#8217;ın turizmine, yerel ekonomisine ve uluslararası tanıtımına da önemli katkılar sunacağını belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapının güvenlik altına alınması, bilimsel yöntemlerle restore edilmesi ve sürdürülebilir kültür turizmi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kalçık, Aziz Tomas Manastırı&#8217;nın Akdamar, Çarpanak, Yedi Kilise, Van Kalesi ve Hoşap Kalesi ile birlikte bütüncül bir kültür rotasının parçası haline getirilmesini önerdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kalçık, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere yerel yönetimler, üniversiteler, koruma kurulları ve ilgili tüm kurumların sorumluluk alması gerektiğini belirterek, tarihi eserleri korumanın geçmişe saygının yanı sıra gelecek nesillere karşı da bir sorumluluk olduğunu söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;UNESCO vurgusu&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Aziz Tomas Manastırı&#8217;nın daha fazla zaman kaybedilmeden koruma altına alınmasını isteyen Kalçık, bilimsel restorasyon sürecinin başlatılmasını istedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kalçık, yapının UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi&#8217;ne girebilecek nitelikte oluşturulacak Van kültür rotası içerisinde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Milli park sınırlarına dahil edilmeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Van Gölü Aktivistleri Derneği Genel Başkan Yardımcısı Ali Emrah Dağer ise Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı&#8217;nın açıkladığı Deveboynu Yarımadası&#8217;nın Milli Park ilan edilmesine yönelik çalışmaları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dağer, koruma alanının Aziz Tomas Manastırı&#8217;nı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van Gölü Havzası&#8217;nın yalnızca doğal güzellikleriyle değil, binlerce yıllık kültürel mirasıyla da korunması gerektiğini ifade eden Dağer, son yıllarda çeşitli tahribatlara maruz kalan Aziz Tomas Manastırı&#8217;nın bölgenin en önemli tarihi değerlerinden biri olduğunu kaydetti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Diğer tarihi yapılar da korunmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Dağer; Kuş Adası, Çarpanak Adası ve Adır Adası&#8217;ndaki tarihi yapıların da koruma ve restorasyon çalışmalarına dahil edilmesi gerektiğini belirterek, doğal ve kültürel mirasın birlikte korunmasının Van&#8217;ın ekoturizm ve kültür turizmi potansiyelini güçlendireceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kaçak kazılar ve diğer tahribatların önüne geçilebilmesi için koruma çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini dile getiren Dağer, ilgili kurumları Aziz Tomas Manastırı başta olmak üzere bölgedeki tarihi yapıların restorasyonu konusunda harekete geçmeye davet etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van Gölü Aktivistleri Derneği, Van Gölü&#8217;nün doğal ve kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasının ortak bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, tarihi yapıların korunması için somut adımlar atılması çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/van-golune-nazir-bin-yillik-miras-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya.html">Van Gölü&#8217;ne nazır bin yıllık miras yok olma tehlikesiyle karşı karşıya</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/van-golune-nazir-bin-yillik-miras-yok-olma-tehlikesiyle-karsi-karsiya.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Büyük bir fırsat kaçtı, dönüşü artık imkansız&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/buyuk-bir-firsat-kacti-donusu-artik-imkansiz.html</link>
					<comments>https://9koy.org/buyuk-bir-firsat-kacti-donusu-artik-imkansiz.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 07:51:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Tevfik Cibiceli 6 Şubat depremlerinin ardından yeniden inşa edilen Malatya çarşı merkezine yönelik eleştiriler sürüyor. Mimarlar Odası Malatya Şube Başkanı Yunus Emre Fidanel, kent merkezindeki yeni projenin Malatya&#8217;nın gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu savunarak, deprem sonrası ortaya çıkan yeniden planlama fırsatının değerlendirilemediğini söyledi. Malatya çarşı merkezi 6 Şubat depremlerinde adeta yerle bir olurken depremin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/buyuk-bir-firsat-kacti-donusu-artik-imkansiz.html">&#8220;Büyük bir fırsat kaçtı, dönüşü artık imkansız&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Mehmet Tevfik Cibiceli</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">6 Şubat depremlerinin ardından yeniden inşa edilen Malatya çarşı merkezine yönelik eleştiriler sürüyor. Mimarlar Odası Malatya Şube Başkanı Yunus Emre Fidanel, kent merkezindeki yeni projenin Malatya&#8217;nın gelecekteki ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu savunarak, deprem sonrası ortaya çıkan yeniden planlama fırsatının değerlendirilemediğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Malatya çarşı merkezi 6 Şubat depremlerinde adeta yerle bir olurken depremin ardından yeni bir proje hazırlandı. Yeni projenin merkezinde yer alan Söğütlü Camii’nin bulunduğu alan, deprem öncesinde Malatya halkı tarafından ‘Emekliler Parkı’ olarak bilinen, kentin merkezindeki neredeyse tek yeşil ve açık meydandı. Ancak deprem sonrası hayata geçirilen yeni yapılaşmayla birlikte bu alan da betonlaşma furyasından nasibini aldı. Gelinen son noktada, kent merkezinde vatandaşların rahat bir nefes alabileceği, dinlenebileceği hiçbir açık alan veya meydan kalmadı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Fırsat ıskalandı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Deprem sonrasındaki inşa sürecinin şehir için asrın fırsatı olduğunu dile getiren Fidanel, projedeki vizyonsuzluğa dikkat çekerek &#8220;<em>6 Şubat’tan sonra kentsel gelişim ve dönüşüm açısından Malatya ciddi bir fırsat yakalamıştı fakat bizim çarşı merkezdeki proje ile alakalı ciddi eleştirilerimiz vardı. Malatya maalesef Akpınar projesinden dolayı bu fırsatı ıskaladı</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yıkılan alanların daha modern, ferah ve geniş caddelerle tasarlanması gerektiğinin altını çizen Fidanel, oda olarak sundukları çözüm önerilerinin göz ardı edildiğini aktardı. Şehrin geleceğinin dar bir alana sıkıştırıldığını belirten Şube Başkanı, yeni projenin Malatya&#8217;nın yarınlarına cevap veremeyeceğini savundu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Büyük meydan yerine dar bir alan bırakıldı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Fidanel, özellikle eski Emekliler Parkı alanına inşa edilen Söğütlü Camii&#8217;nin konumlandırılması ve meydan alanının dar tutulmasıyla ilgili hataları eleştirerek sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;Biz büyük bir meydan ve geniş yolları olan bir kent merkezi hayal ediyorduk, öneriler ve görüşlerimizde bu doğrultudaydı fakat bunu yapmadılar. Şu an meydanı çok küçük olan, özellikle ileriki yıllarda Malatya’ya yetmeyecek olan küçük bir meydan kaldı maalesef. Özellikle Söğütlü Camii’nin yeri çok yanlış oldu, oranın meydana katılması gerekirdi ancak iş işten geçti artık; bu saatten sonra dönüşü mümkün değil. Var olan meydan ile idare edecek Malatya.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Geri dönüş artık mümkün değil”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Malatya kamuoyunda da uzun süredir tartışma konusu olan çarşı projesi, Mimarlar Odası&#8217;nın bu açıklamalarıyla yeniden gündeme oturdu. Kent bileşenleri, yeni çarşı merkezinin eski yoğunluğu ve trafiği kaldıramayacağından, daha da önemlisi halkın nefes alacağı yeşil alanların tamamen yok edilmesinden endişe ediyor. Bu açıklamalarla birlikte deprem sonrası yeniden inşa edilen Malatya çarşı merkezinin, kentin kamusal alanları ve şehir planlaması açısından yeni tartışmaların odağı olması bekleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/buyuk-bir-firsat-kacti-donusu-artik-imkansiz.html">&#8220;Büyük bir fırsat kaçtı, dönüşü artık imkansız&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/buyuk-bir-firsat-kacti-donusu-artik-imkansiz.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çukurova beton ovaya dönüşüyor, tarım arazileri alarm veriyor</title>
		<link>https://9koy.org/cukurova-beton-ovaya-donusuyor-tarim-arazileri-alarm-veriyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/cukurova-beton-ovaya-donusuyor-tarim-arazileri-alarm-veriyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Sep 2026 07:50:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26493</guid>

					<description><![CDATA[<p>İbrahim Halil Asrağ Türkiye&#8217;nin en büyük ovası Çukurova, bir zamanlar bereketli topraklarıyla romanların gözdesiydi. Türkiye&#8217;nin tarım deposu olan bölge şimdilerde can çekişiyor. Çiftçi zarar ettiği için üretimi bırakırken yeni nesil de para kazandırmadığı gerekçesiyle çiftçilik yapmıyor. Ekim görmeyen araziler, yerini yüksek katlı binalara bıraktı. BDDK ve resmi sektör raporlarına göre, çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cukurova-beton-ovaya-donusuyor-tarim-arazileri-alarm-veriyor.html">Çukurova beton ovaya dönüşüyor, tarım arazileri alarm veriyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İbrahim Halil Asrağ</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin en büyük ovası Çukurova, bir zamanlar bereketli topraklarıyla romanların gözdesiydi. Türkiye&#8217;nin tarım deposu olan bölge şimdilerde can çekişiyor. Çiftçi zarar ettiği için üretimi bırakırken yeni nesil de para kazandırmadığı gerekçesiyle çiftçilik yapmıyor. Ekim görmeyen araziler, yerini yüksek katlı binalara bıraktı.</p>
<p style="font-weight: 400;">BDDK ve resmi sektör raporlarına göre, çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına olan kredi borcu 1 trilyon 323 milyar TL seviyesini aştı. TÜİK verilerine göre de tarımda üretim ciddi düşüş yaşıyor. Meyve üretiminde yüzde 30,9 düşüş, tahıl grubunda ise yüzde 15 rekolte kaybı yaşandı. Çukurova&#8217;da bölgesi sorunlardan en çok etkilenen yerlerden, çiftçiler yıllar içerisinde üretimi bırakırken büyük tarım ovasında gökdelenler yükselmeye başladı.</p>
<div id="attachment_26494" style="width: 478px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26494" class=" wp-image-26494" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Cahit-Incefikir.jpg" alt="" width="468" height="234" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Cahit-Incefikir.jpg 880w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Cahit-Incefikir-300x150.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Cahit-Incefikir-768x384.jpg 768w" sizes="(max-width: 468px) 100vw, 468px" /><p id="caption-attachment-26494" class="wp-caption-text">Cahit İncefikir</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tarıma destek yetersiz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bölgedeki narenciye üreticisi ve Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir Çukurova&#8217;daki üreticilerin sorunlarına ilişkin 9. Köy’ün sorularını yanıtladı.  Bölgedeki çiftçilerin sorunlarının büyüdüğünü çözümlerin yetersiz kaldığını belirten İncefikir, &#8220;30 yıldır bu işin içindeyim. Eskiden de sorunlar vardı ancak problem sorunların çözülmemesi. Sorunlarımızın derinleşmesi ülke ekonomisinin bozulmasıyla daha da büyüdü. Enflasyon ve girdi maliyetlerimizin yükselmesi bir yana çiftçiye verilen destekler mazot vergisi gibi kalemlerle geri alınıyor&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Pamuk bile ekilmiyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İncefikir tarım girdilerindeki maliyet yükselişi ürünün para etmemesi nedeniyle, insanların bölgede çiftçiliği bırakmaya başladığına dikkat çekti. Genç nüfusun tarıma oldukça mesafeli durduğuna dikkat çeken İncefikir, şu görüşleri dile getirdi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Eğer mazotunuz artmışsa, gübre fiyatları artmışsa, sizin çiftçiniz artık tarımdan ayrılmaya başlamışsa, genç nüfus artık tarım yapmıyorsa, ekim alanları daralmış, 3 küsur milyon dekar ekilmemeye başlanmışsa burada bir sorun var demektir. En somut örneği soğan üreticisi, 3 yıl 4 yıl zarar eden üretici bir süre sonra ekmemeye başlıyor. Para kazanamayan üretici ekmemeye başlar. Tarımda günü kurtarmak için değil gerçekçi politikalar lazım. Pamuk örneği çok değerli ithal edile edile pamuk üretimi durdu, Seyhan&#8217;da 1 dekar pamuk yok. Önemli olan zarar ettirmeden sürdürülebilirlik anlamında o pamuğu ektirebilmek.</em>&#8220;</p>
<div id="attachment_26495" style="width: 433px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26495" class=" wp-image-26495" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kadir-Ozlem.jpg" alt="" width="423" height="281" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kadir-Ozlem.jpg 1688w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kadir-Ozlem-300x199.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kadir-Ozlem-1024x680.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kadir-Ozlem-768x510.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kadir-Ozlem-1536x1020.jpg 1536w" sizes="(max-width: 423px) 100vw, 423px" /><p id="caption-attachment-26495" class="wp-caption-text">Kadir Özlem</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;15 bin hektar alan tarım dışına çıktı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye Ziraatçılar Derneği Adana Şube Başkanı Kadir Özlem de Çukurova&#8217;da toprakların yerini binalara bıraktığına işaret etti.Tarım alanlarının hızla azalmaya başladığını belirten Özlem, bu durumun önünü almak için çiftçinin desteklenmesinin şart olduğunu söyledi. Özlem yaşanan durumu alınması gereken önlemlere ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Mevcut sistemde çiftçi ürettiği tarımsal ürününü değerinde satamıyor, tüketici de tarımsal ürüne Pazar ve markette ucuza ulaşamıyor. Çiftçinin yeterli ve ucuz finansa ihtiyacı var. Sorunlarla birlikte Çukurova&#8217;da tarım topraklarının amaç dışı kullanımı hızla artıyor. Plansız kentleşme, ana yol kenarlarındaki tarım arazilerinin sağlı sollu ticari alanlara çevrilmesi, plansız sanayi ve ticaret alanları belirlenmesi gibi işlemlerin sonucunda toplam tarım alanının yüzde 4-5 oranında yaklaşık 15 bin hektar arazinin tarım dışına çıkartıldığını gösteriyor.  Yaşananların doğal sonucu olarak bölgemizde işsizlik arttı.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cukurova-beton-ovaya-donusuyor-tarim-arazileri-alarm-veriyor.html">Çukurova beton ovaya dönüşüyor, tarım arazileri alarm veriyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/cukurova-beton-ovaya-donusuyor-tarim-arazileri-alarm-veriyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dardanos ve Güzelyalı’da kıyıya erişim tartışması</title>
		<link>https://9koy.org/dardanos-ve-guzelyalida-kiyiya-erisim-tartismasi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/dardanos-ve-guzelyalida-kiyiya-erisim-tartismasi.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 10:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serap Cömertoğlu İşcan Çanakkale’nin Dardanos ve Güzelyalı sahillerinde kıyıların kullanımı ve denize erişim konusunda yaşanan sorunlar bölge sakinlerinin tepkisine neden oluyor. Sahil boyunca bazı özel işletme ve otellerin kumsala geçişleri çitlerle sınırlandırması, bakir plajların önünde bulunan tekneler ve kıyıdaki yapılaşma, vatandaşların denize ve kumsala erişimini güçleştiriyor. Bölge sakinleri, kamuya ait alanların özelleştirilmesi ve belediyeye ait [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/dardanos-ve-guzelyalida-kiyiya-erisim-tartismasi.html">Dardanos ve Güzelyalı’da kıyıya erişim tartışması</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Serap Cömertoğlu İşcan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Çanakkale’nin Dardanos ve Güzelyalı sahillerinde kıyıların kullanımı ve denize erişim konusunda yaşanan sorunlar bölge sakinlerinin tepkisine neden oluyor. Sahil boyunca bazı özel işletme ve otellerin kumsala geçişleri çitlerle sınırlandırması, bakir plajların önünde bulunan tekneler ve kıyıdaki yapılaşma, vatandaşların denize ve kumsala erişimini güçleştiriyor. Bölge sakinleri, kamuya ait alanların özelleştirilmesi ve belediyeye ait tesislerin bulunduğu plajlardaki uygulamaların da kıyıların kamusal niteliği açısından değerlendirilmesini istiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Belediyeye ait tesislerde duş, tuvalet ve kafeterya hizmeti sunulurken, tesislerin önündeki kumsala yerleştirilen ücretli şezlonglar da bölge sakinlerinin tepkisini çekiyor. Vatandaşlar; büfe, duş ve tuvalet gibi hizmetlerin bulunduğu plajların büyük bölümünün şezlonglara ayrılması nedeniyle herhangi bir ücret ödemeden kendi sandalyesiyle ya da havlusunu sererek yararlanabilecekleri yeterli alan bulmakta zorlandıklarını belirtiyor. Şezlong ve şemsiye gibi hizmetlerin ücretli olması ile kıyı kullanımının fiilen ücrete bağlanmasının birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çeken bölge sakinleri, belediyenin işlettiği plajlarda bu hizmetlerden bağımsız olarak vatandaşların ücretsiz yararlanabileceği yeterli alanın korunmasını talep ediyor. Bazı vatandaşlar ise şezlong hizmetinin artırılmasını, tesis bulunmayan kumsalların da daha güvenli ve temiz şekilde halkın kullanımına sunulmasını istiyor.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-26891 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-2-Dardanos-Yahya-Cavus-Orman-Kampi-Giris-Kapisi.jpeg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-2-Dardanos-Yahya-Cavus-Orman-Kampi-Giris-Kapisi.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-2-Dardanos-Yahya-Cavus-Orman-Kampi-Giris-Kapisi-300x225.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-2-Dardanos-Yahya-Cavus-Orman-Kampi-Giris-Kapisi-1024x768.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-2-Dardanos-Yahya-Cavus-Orman-Kampi-Giris-Kapisi-768x576.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-2-Dardanos-Yahya-Cavus-Orman-Kampi-Giris-Kapisi-1536x1152.jpeg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dardanos orman kampında özelleştirme tartışması </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bölge sakinlerinin tepki gösterdiği bir diğer konu ise uzun yıllar kamuya ait olan Dardanos’taki Yahya Çavuş Orman Kampı&#8217;nın özelleştirilmesi.</p>
<p style="font-weight: 400;">3 bin 707,56 metrekare yüzölçümlü taşınmaz ve üzerindeki yapıların 186 milyon TL bedelle Ankara merkezli Fibey İnşaat Sanayi Turizm Ticaret AŞ&#8217;ye devredildiği alanda, “Özel mülktür, girilmez” tabelaları ve dikenli teller dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Özelleştirme İdaresi tarafından hazırlanan imar planında, halkın kullanımına açık olması öngörülen 20 metrelik sahil şeridi “Park” olarak planlanırken, alanın diğer bölümlerinin otel ve restoran gibi kullanımlara olanak sağlayan “Ticaret-Turizm Alanı” olarak düzenlenmesi de bölge halkının itirazları arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bölge sakinleri, kıyıdaki alanın rekreasyon ve yeşil alan niteliğinin korunarak doğrudan halkın kullanımına açılmasını, mümkün olması halinde ise alanın belediyeye tahsis edilerek kamusal kullanımının sürdürülmesini savunuyor.</p>
<div id="attachment_26892" style="width: 1610px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26892" class="size-full wp-image-26892" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-3.jpeg" alt="" width="1600" height="999" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-3.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-3-300x187.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-3-1024x639.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-3-768x480.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-3-1536x959.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /><p id="caption-attachment-26892" class="wp-caption-text">Yahya Çavuş Orman Kampı</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Otel ve işletmelerin önündeki çitler kıyıya erişimi güçleştiriyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sahillerdeki bazı özel işletme ve otellerin önünde kumsala ulaşımı sınırlandıran çitler de kıyıya erişim tartışmasının bir diğer boyutunu oluşturuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Vatandaşlar, işletme ve otellerin özel mülkiyetindeki alanlar ile herkesin kullanımına açık olan kıyının birbirinden ayrılması gerektiğine dikkat çekerek, özel işletmeler tarafından yapılan düzenlemelerin kumsala ve denize ulaşımı engellememesi gerektiğini belirtiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Güzelyalı Piknik Alanı&#8217;nın yanında bulunan plajın yol boyunca çitlerle çevrilmesi ve bazı özel işletmelerin önündeki plajlara girişin engellenmesi, bölge sakinlerinin tepki gösterdiği uygulamalar arasında bulunuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26893 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-4-Guzelyali.jpeg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-4-Guzelyali.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-4-Guzelyali-300x225.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-4-Guzelyali-1024x768.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-4-Guzelyali-768x576.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-4-Guzelyali-1536x1152.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Tekneler plajların kullanım alanını daraltıyor </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Öte yandan, sahil boyunca yaşanan sorunların yalnızca yapılaşma ve çitlerle sınırlı olmadığı belirtiliyor. Tesis bulunmayan bakir plajların önüne bırakılan teknelerin de bazı noktalarda kumsalın kullanılabilir bölümünü daralttığını ifade eden vatandaşlar, özellikle yaz aylarında yoğunluğun arttığı bölgelerde tekneler için plaj kullanımını engellemeyecek düzenlemeler yapılması çağrısında bulunuyor. Tekne sahipleri ise tekneleri bağlayabilecekleri alanların yetersiz olduğunu vurguluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bölge halkının talepleri, genellikle kıyıların kullanımına ilişkin temel ihtiyaçlar ve denetim başlıklarında yoğunlaşıyor. Geniş plajlarda duş ve tuvalet gibi hizmetlerin artırılması, ücretli şezlongların dışında ücretsiz kullanılabilecek yeterli alan bırakılması, kumsalları kendi kullanım alanı gibi sınırlandıran işletmeler ile plaj kullanımını güçleştiren teknelere yönelik denetim yapılması öne çıkan talepler arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hem merkezi hem de yerel yönetimlerin kıyıları yalnızca ticari faaliyetlerin yürütüldüğü alanlar olarak değil, herkesin eşit şekilde yararlanabileceği kamusal alanlar olarak ele almasını isteyen vatandaşlar; kıyıya erişimin önündeki fiziksel engellerin tespit edilmesini, mevcut uygulamaların Kıyı Kanunu açısından denetlenmesini ve kumsallarda herhangi bir hizmet satın alma zorunluluğu olmaksızın kullanılabilecek alanların korunmasını talep ediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26894 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-7.jpeg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-7.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-7-300x225.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-7-1024x768.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-7-768x576.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-7-1536x1152.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Plajlar etkin şekilde kullanılamıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Vatandaşların plajları etkin şekilde kullanamadığını vurgulayan Dardanos sakinlerinden emekli Emine Hanım, şu sözlerle durumu aktarıyor: &#8220;<em>Belediyeye ait tesisin önünde şezlonglar nedeniyle havlu koyacak alan yok. Yan tarafında ise rekreasyon düzenlemesi yapılmadan beton atılmış, sadece sandalye koyulabilecek dar bir plaj alanı var. Özelleştirilen Dardanos’taki Orman Kampı’nın önü de aynı şekilde. İlerisindeki plajda tekneler nedeniyle denize girmek oldukça zor. Teknelerin çapaları ise ayrıca bir tehlike oluşturuyor. Bazı otellerin önlerinde de denize girmek oldukça zor</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yaz aylarındaki ziyaretçi yoğunluğu da tartışılıyor </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kıyıya erişim tartışmalarının yalnızca özel mülk ve plajlara ulaşım sorunuyla da sınırlı olmadığı görülüyor. Bölgeye denize girmek için gelen Çanakkaleliler, bazı bölge sakinlerinin dışarıdan gelen ziyaretçi yoğunluğundan rahatsız olduğunu belirtiyor. Bir yanda kıyıların kamusal kullanım hakkına dikkat çeken yurttaşlar, diğer yanda yaz aylarında artan kalabalıktan ve bölgedeki yoğunluktan şikayet eden mahalle sakinleri bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tartışmanın merkezinde ise kıyıların fiilen kimler tarafından ve hangi koşullarda kullanılabileceği sorusu yer alıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kıyı işgallerinin son bulmasını istiyoruz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kıyı Yasası ihlallerinin son bulmasını istediklerini vurgulayan Dardanos’ta ikamet eden çevre gönüllüsü Reyhan Erdem, &#8220;<em>Çanakkale halkının, işçinin, emekçinin, emeklinin, öğrencinin tatil ve dinlenme hakkını kullanabilmesi, denize erişimi için Çanakkale sahilleri önemli bir rekreasyon alanıdır. Halkın en yakın denize girebileceği Dardanos ve Güzelyalı sahillerinde yeterli plaj düzenlemesinin olmadığını, sahil bandının rekreasyon alanı olarak düzenlenmediğini görüyoruz. Her 500 metrede bir plaj düzenlemesi gerekli, sıcak ve soğuk içecek ve dondurmanın halka sunulacağı küçük bir büfe yeterli.  Kıyı Yasası’na göre denizden karaya doğru 100 metre kamu yararına kullanılır ve ilk 50 metrede inşaat yasağı vardır. Bu sahillerde ilk 50 metrede inşaat yasağına da uyulmadığını üzülerek izliyoruz. Bir kamu idaresinin aksi yöndeki kararıyla Kıyı Yasası’nın bu hükmünün ihlal edilmesi kabul edilemez. Sahillerimizdeki kıyı işgallerinin ve kaçak yapıların yıkılması önemlidir</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Erdem&#8217;den rant odaklı politikalar eleştirisi </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kıyı Yasası&#8217;nın uygulanmasında sorumluluğu bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Çanakkale Belediyesi’nin, rant odaklı politikaları destekleyen tutum sergilediğini ve bu nedenle yasanın uygulanması konusunda görev ve sorumluluklarını yerine getirmediğini ileri süren Erdem, şunları kaydetti: &#8220;<em>Başta Dardanos’ta yer alan orman kampı, onun yanında yer alan ve yapı kayıt belgesi Çevre, Şehircilik ve İklim Müdürlüğü tarafından iptal edilen ve karara itiraz eden Dardanel Holding sahibinin kaçak yapısı gibi çok sayıda yapı, Dardanos sahillerinin en güzel yerlerini işgal etmiş durumda. Bunun dışında şezlong işgali, özel işletmelerin plajları kendi özel mülkleri gibi kullanması önemli sorunlar arasında. Bu sorunların çözümü için herkesin sorumluluk almasını bekliyoruz</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Konuya ilişkin görüş almak üzere Çanakkale Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerine ulaşılmaya çalışıldı ancak geri dönüş alınamadı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dardanos mevkisinin bağlı olduğu Çınarlı Köyü Muhtarı Tahsin Tezgören ise vatandaşların taleplerine imkanları ölçüsünde çözüm üretmeye çalıştıklarını belirtti. Teknelere ilişkin Sahil Güvenlik ile toplantı gerçekleştirildiğini ifade eden Tezgören, sorunun çözümü için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-26895 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-10.jpeg" alt="" width="449" height="642" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-10.jpeg 1049w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-10-210x300.jpeg 210w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-10-716x1024.jpeg 716w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/FOTO-10-768x1098.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 449px) 100vw, 449px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kamusal kullanım çağrısı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Dardanos ve Güzelyalı’da  tartışılan kıyıya erişim ve kamusal kullanım sorunları, kıyı savunucularının da üzerinde durduğu başlıklar arasında yer alıyor. Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı da açıklamalarında benzer sorunları gündeme getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Ağ; şezlong, şemsiye ve masaların yanı sıra, çit ve duvar gibi bariyerlerle kıyılara serbest erişimin engellenmesinin, kıyıların kamusal alan niteliğinin kaybına ve sermayeye teslimine yol açtığına dikkat çekiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kıyı Hareketleri Dayanışma Ağı, kıyı ekosistemini ve kıyıların kamusal alan niteliğini bozan uygulamalara son verilmesini, hukuksuz kiralamaların iptal edilmesini ve kıyıların tamamen özgürleştirilmesini talep ediyor. Ağ ayrıca, idare ve yerel yönetimlere bu uygulamalardan vazgeçme çağrısında bulunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kıyılar kimseye özel olarak tahsis edilemez&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kıyıların kamusal kullanımı ve kıyıya serbest erişime ilişkin tartışmaların hukuki boyutuna ise İstanbul Barosu Çevre, Kent ve İmar Hukuku Komisyonu şu açıklamasıyla dikkat çekiyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Yurdumuzun kıyı bölgelerinde hukuka aykırı yapılaşmalar ve kıyıların ücret karşılığında özel kullanıma tahsis edilmesi yoluyla yurttaşların kıyılardan eşit ve serbestçe yararlanma hakkının ihlal edilmesi, uzun yıllardır süregelen ve deniz turizmi sezonunun başlamasıyla birlikte yeniden tanık olduğumuz bir gerçekliktir. Anayasal bir hak olan kıyılardan yararlanma hakkı Anayasamızın 43. Maddesi ile düzenlendiği gibi kamu yararı gözetilerek kullanılır ve kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Kıyılar kimseye özel olarak tahsis edilemez. Anayasa ile güvence altına alınan kıyılara eşit erişim hakkı, kanuna aykırı yönetmelikler ve fiili uygulamalarla yurttaşların elinden alınamaz. Kamu yararı, insan hakları bağlamında gözetilmesi gereken eşitlik ilkesi ile ters düşemez ve kıyı kullanımının ücrete tabi tutulması vatandaşın istemiyle dahi olsa bir ayrıcalık haline getirilemez.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Bu bağlamda, turizm işletmelerinin hukuka aykırı şekilde kıyıların önüne set çekme, bilet kesme vb. uygulamalarla halkın kıyı şeridine ücretsiz şekilde erişimini engelleyen her çeşit eylemi Türk Ceza Kanunu’nun 113. maddesi kapsamında &#8216;kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi&#8217; ve TCK’nın 154. maddesinde düzenlenen &#8216;hakkı olmayan yere tecavüz&#8217; suçunu oluşturmaktadır.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Yine kıyılara yapıldığı gözlenen büfe, sabit şemsiye, duvar gibi yapıların yapılması da TCK’nın 184. maddesi uyarınca &#8216;imar kirliliğine neden olma&#8217; suçu ve &#8216;Kıyı Kanunu’na muhalefet&#8217; suçunu da meydana getirecektir. Açıkladığımız nedenlerle suç oluşturan bu tip fiiller hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca da soruşturma açılabileceği gibi yurttaşlarca da suç duyurusunda bulunulabilir.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>İstanbul Barosu Çevre Kent ve İmar Hukuku Komisyonu olarak; yurttaşların Anayasa ile düzenlenen yurttaşların kıyılara eşit erişim hakkının korunması hususunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının pozitif yükümlülüklerini yerine getirmeye ve hak ihlallerinin önüne geçmek için yetkilerini kullanmaya çağırıyoruz.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/dardanos-ve-guzelyalida-kiyiya-erisim-tartismasi.html">Dardanos ve Güzelyalı’da kıyıya erişim tartışması</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/dardanos-ve-guzelyalida-kiyiya-erisim-tartismasi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amasra’nın asırlardır &#8220;ağlayan ağacı&#8221; kesildi</title>
		<link>https://9koy.org/amasranin-asirlardir-aglayan-agaci-kesildi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/amasranin-asirlardir-aglayan-agaci-kesildi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 07:28:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26465</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burak Altınok Bartın&#8217;ın Amasra ilçesinde Boztepe mevkiinde bulunan ve kentin önemli simgelerinden biri olan ve Amasra Kaymakamlığı’nın aktardığına göre yaklaşık 500 yıllık olan servi ağacı kesildi. Bartin Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün 19 Şubat 2025 tarihli, 6387461 sayılı yazısıyla gündeme getirilen ve Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirdiği 546 numaralı toplantı gündemine “koruma amaçlı imar planı ve 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde, 147 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/amasranin-asirlardir-aglayan-agaci-kesildi.html">Amasra’nın asırlardır &#8220;ağlayan ağacı&#8221; kesildi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Burak Altınok</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Bartın&#8217;ın Amasra ilçesinde Boztepe mevkiinde bulunan ve kentin önemli simgelerinden biri olan ve Amasra Kaymakamlığı’nın <a href="https://www.amasra.gov.tr/amasra-aglayan-agac" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.amasra.gov.tr/amasra-aglayan-agac&amp;source=gmail&amp;ust=1787312033385000&amp;usg=AOvVaw02ICVgxf132GqRwNAAREpP">aktardığına</a> göre yaklaşık 500 yıllık olan servi ağacı kesildi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bartin Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün 19 Şubat 2025 tarihli, 6387461 sayılı yazısıyla gündeme getirilen ve Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26 Mart 2025 tarihinde gerçekleştirdiği <a href="https://archive.is/bk2lv" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://archive.is/bk2lv&amp;source=gmail&amp;ust=1787312033385000&amp;usg=AOvVaw0fJT8VGRu0AgtZ_IVzJBky">546 numaralı</a> toplantı gündemine “koruma amaçlı imar planı ve 3. derece arkeolojik sit alanı sınırları içerisinde, 147 ada, 1 parselin güneybatısınırında yer alan ağlayan ağacın kesilmesi talebi” giren ağaç, Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu&#8217;nun 26 Mart 2025 tarih ve 9856 sayılı kararı ile kesildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-26467 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto2.png" alt="" width="508" height="334" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto2.png 2064w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto2-300x197.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto2-1024x674.png 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto2-768x505.png 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto2-1536x1011.png 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto2-2048x1347.png 2048w" sizes="auto, (max-width: 508px) 100vw, 508px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Karabük Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 9856 sayılı kararı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yıl boyunca denizden ve havadan aldığı nemi saklayarak, bahar aylarında damla damla akıttığı için “ağlayan ağaç” olarak bilinen ve turistlerin uğrak noktası olan ağacın kesilmesiyle ilgili açıklama yayımlayan Amasra Belediyesi, ağacın hastalanarak kuruduğunu ve çevre için devrilme riski oluşturduğu gerekçesiyle kesim işleminin gerçekleştirildiğini <a href="https://archive.is/gF6m4" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://archive.is/gF6m4&amp;source=gmail&amp;ust=1787312033385000&amp;usg=AOvVaw1e2ZV2egM-3o22VUVI9Rl-">bildirdi.</a></p>
<p style="font-weight: 400;">İşlemin ardından bölgeye yeni bir servi fidanı dikilse de yıllarca kentin turizminde ve hafızasında yer tutan ağacın kesilmesi bölge halkında tepkiye yol açtı. Bölge halkından Nalan Berber, &#8220;<em>Amasra’ya oldukça yakın bir konumda oturduğum için çocukluğumdan beri gidip geldiğim, altında bir limonata, gazoz içip serinlediğimiz bir ağaçtı. Öyle ki, çocukken amcam burada oturduğu için sık sık gelir, kuzenlerimle “ağlayan ağacın orada buluşalım” diyerek anlaşırdık. Ağlayan ağaç, Amasra’da kentin hafızasıydı… Kim bilir nelere, ne anlara şahitlik etti. Maalesef miraslarımızdan birini daha kaybettik</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yeşim Kaplan ise &#8220;<em>Amasra’nın sembollerinden biri olan ağlayan ağacın kesilmesi hepimizi üzdü. Öyle ki, ağaç ismini bir efsaneden değil gerçek, fiziksel olaydan almaktaydı, gerçekten özel bir ağaçtı. Misafirlerimizi gezdirirken muhakkak uğradığımız, altında bir şeyler içtiğimiz asırlık bir ağaçtı. Bu kadar değerli ve nadir olan ağaç için gereken bakım ve iyileştirme çalışmalarının yapılmasını temenni ederdim. Önceliğin kesilmesi değil iyileştirme, yaşatma olmasını dilerdim</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26468 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto1.jpeg" alt="" width="2048" height="1536" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto1.jpeg 2048w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto1-300x225.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto1-1024x768.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto1-768x576.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto1-1536x1152.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 2048px) 100vw, 2048px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kesilmeden kurtarılamaz mıydı? </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">9.Köy’e konuşan İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, bir ağacın kuruma sürecinin nadiren çok hızlı olduğunu şu sözlerle açıkladı: &#8220;<em>Ağaçların çeşitli şekillerde sağlığının bozulduğunu anlamak ve önlemler almak mümkündür. Örneğin, ağacın yapraklarında sararmalar, dallarda kurumalar, gövdede akıntılar varsa ağacın sağlığının bozulduğu anlaşılır ve nedenleri araştırılır. Kuraklık ise sulama yapılır, böcek veya mantar zararı varsa bu zararlılara karşı biyolojik veya kimyasal mücadele yöntemleri uygulanır. Dolayısıyla ağaç tamamen kurumadan önce ağacı kurtarmak için çalışmaların başlaması gerekirdi.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Yöre insanı tarafından mitolojik veya tarihi bir anlam yüklenmiş ağaçların kurusa dahi korunabileceğini belirten Tolunay, &#8220;<em>Kurusa dahi korunabilecek ağaçlara kent düzenlemelerinde “plastik element” adı verilir. Plastik elementler heykel ve çeşitli anıtlar olabileceği gibi görsel ve estetik değeri olan kurumuş ağaçlar da olabilir. Ancak bir ağaç kuruduysa böcek ve mantarlar tarafından yavaş yavaş çürütülmeye başlar ve zamanla dallarının düşmesi, gövdesinin devrilmesi riski artar. Bu durumda insan kullanımının yoğun olduğu yerlerde güvenlik sorunu oluşturabilir. Kurumuş bir ağacın plastik element olarak korunabilmesi için ağacın devrilmesine karşı önlemler alınması zorunludur. Kurumuş ağaca böcek ve mantarların zarar vermemesi için vernik uygulanması, devrilmenin engellenmesi için desteklenmesi bu önlemlere örnek olarak verilebili</em>r&#8221; dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26469 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto4-scaled.jpg" alt="" width="2560" height="1440" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto4-scaled.jpg 2560w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto4-300x169.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto4-1024x576.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto4-768x432.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto4-1536x864.jpg 1536w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/foto4-2048x1152.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 2560px) 100vw, 2560px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Ağacın devrilmesi çelik halatlarla önlenebilir miydi?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Amasra Belediyesi’nin yaptığı açıklamada ağacın rüzgâr alan bir bölgede bulunması ve turizm sezonu için risk barındırdığı açıklaması üzerine konuşan Tolunay, &#8220;<em>Servi ağacı türünden Ağlayan Ağacın fotoğraflarını incelendiğinde kök bölgesinin tamamen yapılaştığı, yakınlarına araçların park edildiğini, bölgenin seyir terası olarak kullanıldığı ve çeşitli tesisler olduğunu görülmektedir. Ağaç tamamen kuruduğu için ince dallar zamanla dökülecek ve geriye sadece kalın dallar ve gövdeler kalacaktır. Kuruyan Ağlayan Ağaç için bu budamalar yapılarak korunması mümkün müydü? Evet yapılabilirdi. Ancak çevresinin çitle çevrilmesi çok mümkün görünmemekte çünkü çitle çevrilecek alanın en az ağacın devrilmesi durumunda zarar vermeyeceği kadar bir alan olması gerekli bu da yarıçapı ağacın boyu kadar olan bir daire şeklinde olmalı. Ancak hemen ağacı dibinde tesisler olması ve yol bulunması çitle çevrilmesini zorlaştırmakta</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ağacın devrilme riski ile ilgili de konuşan Tolunay, şu bilgileri verdi: &#8220;<em>Hem ülkemizde hem de dünyada kuruyan kent ağaçlarının güvenlik gerekçesiyle kesilmesi oldukça yaygındır çünkü bir şekilde kurumuş ağaçların devrilerek can ve mal kayıplarına yol açması veya yaralanmalara neden olması durumunda kamusal alanda belediyeler, bahçelerde ise mal sahipleri doğrudan sorumludur. Hatta ülkemizde canlı ağaçlardan kırılan dallar veya devrilen ağaçlar nedeniyle yaşanan çeşitli ölümlü veya yaralanmalı olaylarda soruşturulan görevliler olmuştur. Bu nedenle yetkililer sorumluluk almak istemezler. Sadece kuru ağaçlar için değil canlı ağaçlar için de riski azaltmak istenir. Çoğu kentimizde gördüğümüz kötü budamaların temel nedeni bu riski azaltma çabasıdır</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/amasranin-asirlardir-aglayan-agaci-kesildi.html">Amasra’nın asırlardır &#8220;ağlayan ağacı&#8221; kesildi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/amasranin-asirlardir-aglayan-agaci-kesildi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ bu kez hayat kurtarıyor: Hayvanlar için dijital ilk yardım</title>
		<link>https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 07:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Berfin Şengil Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan “Yaralı kuş buldum, ne yapmalıyım” çığlıkları, veteriner hekimleri harekete geçiriyor. Akdeniz Üniversitesi’nde “Yaban Hayatı Rehabilitasyonu” alanında uzmanlaşan veteriner hekim Gökçe Coşkun da bireysel çabaların yetersiz kaldığı noktada teknolojiyi devreye sokarak “Kuş Buldum” (kusbuldum.gokcecoskun.com) platformunu kurdu. Her an erişilebilir olan bu yapay zekâ destekli dijital ilk yardım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html">Yapay zekâ bu kez hayat kurtarıyor: Hayvanlar için dijital ilk yardım</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Berfin Şengil</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan “Yaralı kuş buldum, ne yapmalıyım” çığlıkları, veteriner hekimleri harekete geçiriyor. Akdeniz Üniversitesi’nde “Yaban Hayatı Rehabilitasyonu” alanında uzmanlaşan veteriner hekim Gökçe Coşkun da bireysel çabaların yetersiz kaldığı noktada teknolojiyi devreye sokarak “Kuş Buldum” (<a href="http://kusbuldum.gokcecoskun.com/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://kusbuldum.gokcecoskun.com&amp;source=gmail&amp;ust=1787312034414000&amp;usg=AOvVaw2GveabXXXpYtd4ibuYXPO9">kusbuldum.gokcecoskun.com</a>) platformunu kurdu. Her an erişilebilir olan bu yapay zekâ destekli dijital ilk yardım rehberi, bilinçsiz müdahalelerin önüne geçerek yaban hayatını korumayı hedefliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">“Kuş Buldum AI” projesi, tek bir uzmana bağlı kalma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kullanıcılar, buldukları kuşun net bir fotoğrafını sisteme yükleyerek yapay zekâ aracılığıyla tür tespiti yapabiliyor. Ebabil, yırtıcı kuşlar, güvercin veya serçe gibi türlerin özelliklerine göre yapılması ve kesinlikle yapılmaması gereken ilk yardım adımları kullanıcıya adım adım sunuluyor.</p>
<div id="attachment_26447" style="width: 317px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26447" class=" wp-image-26447" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gokce-Coskun.jpeg" alt="" width="307" height="381" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gokce-Coskun.jpeg 480w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gokce-Coskun-242x300.jpeg 242w" sizes="auto, (max-width: 307px) 100vw, 307px" /><p id="caption-attachment-26447" class="wp-caption-text">Gökçe Coşkun</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İyi niyetli ama ölümcül hatalar: Kuşlara nasıl yaklaşılmalı?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Gökçe Coşkun’un vurguladığına göre, insanlar genellikle yaban kuşlarını evcil hayvanlar gibi algılıyor ve tamamen iyi niyetle yola çıksalar da ne yazık ki ölümcül hatalar yapabiliyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapılan en yaygın 5 hayati hatayı Coşkun şu şekilde sıraladı:</p>
<p><strong>1.Ekmek vermek:</strong> Sindirim sistemlerine uygun olmadığı halde ilk akla gelen, kuşlara ekmek vermek.</p>
<p><strong>2.Kuşu hemen ele almak:</strong> Çıplak elle sürekli temas kurarak hayvanda büyük bir şok ve korku yaratmak.</p>
<p><strong>3.Yanlış kafes lullanımı:</strong> Özgür bir yaban kuşunu, evcil egzotik kuşlar için tasarlanmış dar kafeslere koyarak çırpınıp kendine zarar vermesine yol açmak.</p>
<p><strong>4.Gürültülü ve açık ortam:</strong> Kuşu sesli, kalabalık ve etrafı açık bir yerde tutarak sürekli temas halinde bakmaya çalışmak.</p>
<p><strong>5.Yanına su kabı koymak:</strong> Kuşun panikle suyun içine girip ıslanmasına, vücut ısısının düşmesine ve hipotermiye girmesine neden olmak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Veteriner Coşkun, “<em>İnsanlar yaban kuşlarının hemen yemek yiyebileceğini sanıyor veya renkli bir kuş bulduklarında onu evde beslemek istiyorlar. 2-3 hafta evde yanlış bakıldıktan sonra esaret stresinden o kuşu kaybediyoruz veya hayvan artık geri dönülemez bir noktaya geldiğinde bize ulaşıyorlar</em>” dedi. Özellikle göç eden kuşlarda en erken müdahalenin hayati önem taşıdığını kaydederken, “<em>Kurduğumuz sistem, panik halindeki vatandaşa saniyeler içinde ne yapması ve ‘özellikle ne yapmaması gerektiğini’ söyleyerek bu hayati hataların önüne geçiyor</em>” diye ekledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Göç zamanı yaşanırken yaban hayatını koruma konusunda çığır açan bu yenilikçi projenin arka planını, sahadaki yansımalarını ve merak edilen site ziyaretlerini veteriner hekim Gökçe Coşkun ile konuştuk. Yardıma muhtaç yaban hayvanlarına destek olma çabasının üniversite yıllarına kadar uzandığını söyleyen Coşkun, “<em>Zamanla sosyal medyadan bana ulaşan ve ne yapması gerektiğini soran insanların sayısı arttı. Gelen her vakayı, her soruyu kayıt altına almaya başladım</em>” dedi. Yıllar içinde pek çok ilden yardıma muhtaç kuşlar getirildiğini paylaşırken, yavruları büyütüp doğaya saldığı ve bazı yaralıları kliniğinde tedavi ettiğinden, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile iletişime geçerek ilgili merkezlere ulaşmalarını sağladığından bahsetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26448 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kus-Buldum-platformu.jpeg" alt="" width="640" height="385" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kus-Buldum-platformu.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kus-Buldum-platformu-300x180.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yaban hayatında 7/24 dijital ilk yardım</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Tüm bunları, halihazırda devam eden yoğun klinik iş akışı ve kişisel hayatıyla devam ettirmenin giderek zorlaştığını vurguladı. “<em>Açıkçası bir noktadan sonra her vakaya birebir yetişmek fiziksel olarak imkânsız hale geldi. Bu durum beni çok üzüyordu, çünkü ortada insanların acil durumlarda doğru bilgiye ulaşabilecekleri çok büyük bir boşluk vardı</em>” diyerek, platformun ortaya çıkışını şöyle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“<em>Son dönemde yapay zekâ teknolojilerindeki ivmelenme ile birlikte bu süreci nasıl otomatize edebileceğimi düşündüm. İnsanların 7/24 ulaşıp ilk yardım rehberliği alabileceği ‘Kuş Buldum’ sistemini kurmaya karar verdim.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Tabii bu hiç kolay olmadı; yapay zekayı yaban hayatı konusunda doğru bilgilere yönlendirmek, halüsinasyonları önlemek ve siteyi tasarlamak ciddi bir mesai gerektirdi. Ama şu an sistemimiz başarıyla çalışıyor ve anında hayat kurtaran yönlendirmeler yapıyor.”</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26449 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-Freepik-2.jpeg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-Freepik-2.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-Freepik-2-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Şehirlerin yorgun misafirleri: Kumru ve Ebabil</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bu yılın başından beri platformun aktif olarak hizmet verdiğini aktaran Coşkun, şu gözlemini paylaştı: “<em>Yıllardır tuttuğum önceki kayıtlara ve sistemin mevcut ivmesine baktığımızda çok net bir tablo var: En büyük yoğunluğu ilkbahar aylarında göç yorgunu düşen bireyler oluşturuyor. Yaz ortasına geldiğimizde ise aramaların karakteri değişiyor ve yuvadan düşen veya yardıma muhtaç yavru bireylerle ilgili sorgulamalarda ciddi bir artış gözlemliyoruz.”</em></p>
<p style="font-weight: 400;">Şehirleşmenin de etkisiyle kendilerine en sık gelen vakanın “küçük kumru” olduğunu dile getirirken, “<em>Şehir içlerinde, balkonlarda ve parklarda en yaygın gördüğümüz tür olduğu için vatandaşlar yavru veya yaralı kumrularla çok sık karşılaşıyor. Göç eden kuşlar kategorisinde ise ‘ebabil’ler başı çekiyor</em>” dedi. Yere düştüklerinde kendi başlarına havalanamayan ebabiller için yaz aylarında oldukça yoğun bir başvuru aldıklarını vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yeni kurulan bir sistem olduğu için kapsamlı ve uzun vadeli istatistiklerin henüz oluşmadığını belirten Gökçe Coşkun, “<em>Ancak geçmişte kaydettiğimiz verilerin bir kısmı yayın haline geldi, bir kısmı için de akademik yayın hazırlıklarımız sürüyor. Burada şunun altını çizmek lazım: Sistemimizin birincil amacı doğru ‘ilk yardım müdahalesi’ ve ‘yönlendirme’ yapmak</em>” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">“<em>En büyük umudum, ülkemizde donanımlı yaban hayatı rehabilitasyon merkezlerinin sayısının artması</em>” diyen Coşkun, “<em>O zaman bu süreçler bulundukları andan doğaya salındıkları ana kadar baştan sona takip edilebilir. Bu sayede çok daha kesin istatistikler tutularak hem yaban hayatı koruma çalışmalarına hem de ekoloji bilimine ışık tutacak veriler elde edebiliriz</em>” ifadelerini kullandı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Destek görmese de yaban hayatı için mücadeleye devam</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Asıl hedefinin ise bu bilinci daha çok kişiye ulaştırmak ve insanların doğaya doğru şekilde fayda sağlamasına aracılık etmek olduğunu kaydederken şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“<em>Bu uygulamayı başından beri tamamen kendi imkanlarımla finanse ediyorum ve vatandaşlara ücretsiz olarak sunuyorum. Buna rağmen zaman zaman siteye yönelik siber saldırılar bile oluyor ve arka planda onlarla da mücadele etmek zorunda kalıyoruz.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Bugüne kadar ne yazık ki hiçbir yerel yönetim, ulusal kurum veya kuruluş entegrasyon ya da destek için iletişime geçmedi. Zaten geçmeseler de bu benim için bir engel değil. Yaban hayatına olan sorumluluğum gereği, kendi çabalarımla bu projeyi sürdürmeye, korumaya ve büyütmeye devam edeceğim.”</em></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html">Yapay zekâ bu kez hayat kurtarıyor: Hayvanlar için dijital ilk yardım</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marmara’da su ve toprak kaybı hızlanıyor</title>
		<link>https://9koy.org/marmarada-su-ve-toprak-kaybi-hizlaniyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/marmarada-su-ve-toprak-kaybi-hizlaniyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Sep 2026 07:46:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26391</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rengin Uçkan  Sanayileşen kıyıların görünmeyen faturası Marmara’yı vurdu. Türkiye’nin ekonomik merkezi konumunda olan Marmara Havzası, yüzyıllardır ticaretin, nüfusun ve üretim tesislerinin en yoğun toplandığı coğrafya olma özelliğini taşıyor. İstanbul, Kocaeli, Bursa, Tekirdağ, Sakarya, Balıkesir, Çanakkale, Yalova ve Bilecik illerini kapsayan bu geniş havza, ülkenin sanayi üretiminin yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyor. Ancak bu çok büyük ekonomik yoğunlaşma, onlarca yıldır [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/marmarada-su-ve-toprak-kaybi-hizlaniyor.html">Marmara’da su ve toprak kaybı hızlanıyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Rengin Uçkan </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sanayileşen kıyıların görünmeyen faturası Marmara’yı vurdu. Türkiye’nin ekonomik merkezi konumunda olan Marmara Havzası, yüzyıllardır ticaretin, nüfusun ve üretim tesislerinin en yoğun toplandığı coğrafya olma özelliğini taşıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İstanbul, Kocaeli, Bursa, Tekirdağ, Sakarya, Balıkesir, Çanakkale, Yalova ve Bilecik illerini kapsayan bu geniş havza, ülkenin sanayi üretiminin yarısından fazlasına ev sahipliği yapıyor. Ancak bu çok büyük ekonomik yoğunlaşma, onlarca yıldır doğanın taşıma kapasitesini zorlayan, kuralsız ve denetimsiz büyüme modelleriyle yürütülüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Fabrikaların bacalarından yükselen zehirli gazlar, arıtma tesislerinden geçmeden doğrudan akarsulara, Ergene Nehri’ne ve son olarak Marmara Denizi’ne dökülen endüstriyel atıklar, bölgedeki ekosistemi kırılma noktasına getirmiş durumda. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verileri, TEMA Vakfı’nın toprak ve su analizleri ile Greenpeace’in su krizine yönelik son raporları, havzadaki yer altı sularının alarm verdiğini, tarım topraklarının ağır metallerle kirlendiğini ve deniz salyasının (müsilaj) kronik bir boyut aldığını açıkça ortaya koyuyor. Fabrikalar çok büyük üretim kapasiteleriyle kâr ederken  faturayı bölgede yaşayançiftçiler, balıkçılar ve kentlerdeki yoksulları ödüyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Küresel iklim diplomasisi ve COP31: Türkiye </strong><strong>n</strong><strong>erede </strong><strong>d</strong><strong>uruyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Uluslararası iklim müzakerelerinin en kritik eşiklerinden biri olan ve Türkiye’nin en sahipliği yapacağı COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı) yaklaşıyor. Bu süreçte tartışmalar iklim krizinin faturasını ve adil paylaşım ilkelerini yeniden küresel gündemin odağına taşıyor. Gelişmiş sanayi ülkelerinin tarihi sorumlulukları tartışılırken, Türkiye gibi gelişmekte olan ve sanayileşme hamlelerini ekolojik maliyetleri göz ardı ederek devam ettirmeye çalışan ülkelerde eşitsizlikler derinleşiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Marmara Havzası’ndaki kontrolsüz sanayi büyümesi, uluslararası sözleşmelerin yerel düzeyde nasıl askıya alındığının ve hatta görmezden gelindiğinin en somut kanıtı olarak gösteriliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, bu durumun altını şu sözlerle çiziyor: &#8220;<em>İklim krizinin en büyük adaletsizliklerinden biri, krize en az katkıda bulunan toplumların en ağır sonuçlarla karşılaşmasıdır. İklim krizi yalnızca çevre sorunu değil, adalet ve yaşam hakkı meselesi olarak görülüyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Marmara Havzası’nda </strong><strong>s</strong><strong>u </strong><strong>k</strong><strong>rizi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Devlet Su İşleri (DSİ) ve Su Politikaları Derneği raporları, Marmara Havzası’nın kişi başına düşen su miktarı açısından &#8220;su fakiri&#8221; kategorisine doğru hızla sürüklendiğini ortaya koyuyor. Uzmanlar,  bölgedeki suyun büyük bir kısmı içme suyu veya tarımsal sulamalar için kullanılmak yerine organize sanayi bölgelerine ve dev fabrikalara harcanıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sanayi </strong><strong>t</strong><strong>esislerinin </strong><strong>y</strong><strong>eraltı </strong><strong>s</strong><strong>ularını </strong><strong>t</strong><strong>üketmesi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Tekirdağ, Çorlu, Ergene, Gebze ve Bursa gibi sanayi merkezlerinde binlerce metre derinlikten açılan kaçak ve yasal sondaj kuyuları, yer altı su tablalarını altüst ediyor. Fabrikalar üretimlerini ara vermeden sürdürürken, köylüler geleneksel yöntemlerle suladıkları tarlalarında su bulamaz hale geliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Gıda </strong><strong>g</strong><strong>üvenliği </strong><strong>t</strong><strong>ehdi</strong><strong>t altında</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Toprak Mahsulleri Ofisi ve ziraat odalarının saha verilerine göre, Marmara’nın Bursa Ovası ve Trakya havzası gibi en verimli ovaları sanayi atıklarının ve asit yağmurlarının baskısı altında eski niteliğini yitiriyor. Ağır metallerle yüklenen topraklar bir yandan tarımsal verimi düşürüyor, diğer yandan da yetişen ürünlerin gıda güvenliğini tehlikeye atıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yerel </strong><strong>e</strong><strong>koloji </strong><strong>m</strong><strong>ücadelesi</strong><strong> için b</strong><strong>ilinçlendirme</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Büyük sermayenin ve denetimsiz sanayileşmenin ortaya çıkardığı bu tahribata karşı en büyük direnç, yerel halktan ve çevre örgütlerinden geliyor. Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi Marmara’da da ekoloji hareketleri, yaşanan bu hak ihlallerini kamuoyuna ve diğer ilgililere duyurmak için büyük bir mücadele yürütüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">TÜRÇEP Genel Sekreteri Ali Kalçık, yerel çevre örgütlerinin ve hak savunucularının üstlendiği misyonun kritik önemine değinerek şu değerlendirmeyi yapıyor: &#8220;<em>Yerel çevre örgütlerinin bu krizde görevi yaşanan etkileri görünür kılmak, toplumu bilgilendirmek, bilimsel verileri kamuoyuna taşımak ve yerel halkın karar süreçlerine katılımını savunmaktır.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yenilenebilir</strong><strong> e</strong><strong>nerji </strong><strong>ç</strong><strong>özüm mü?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Ali Kalçık, enerji politikalarının kökten değişmesi gerektiğinin altını çizerken, yenilenebilir enerjinin masum gibi gösterilmesinin arkasındaki ekolojik risklere karşı çok net uyarılarda bulunuyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak için enerji politikalarını da değiştirmek zorundayız. Fosil yakıtlara dayalı enerji düzeninden çıkarken güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir kaynaklara yönelmek önemlidir. Ancak yenilenebilir enerji de sulak alanları, meraları, tarım alanlarını, ormanları ve doğal yaşam alanlarını tahrip etmeyecek şekilde, bilimsel ve teknik kriterlere uygun planlanmalıdır. Yatırım maliyeti ve kâr, doğanın korunmasının önüne geçmemelidir. Bizim açımızdan mesele yalnızca hangi enerjiyi üreteceğimiz değil; nerede, nasıl, ne ölçekte ve doğaya ne bedel ödeterek üreteceğimizdir.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İklim adaleti ve toplumsal eşitsizlikler: Bedeli kim ödüyor?</strong><strong> </strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye Çevre Platformu (TÜRÇEP) Genel Sekreteri Ali Kalçık, iklim adaletinin temel tanımını ve yapılması gerekenleri özetlerken şu kritik cümleyi kuruyor: &#8220;<em>İklim adaleti, doğayı ve yaşamı korurken bu bedeli en az sorumluluğu olan insanlara yüklememeyi ve gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmayı gerektirir.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/marmarada-su-ve-toprak-kaybi-hizlaniyor.html">Marmara’da su ve toprak kaybı hızlanıyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/marmarada-su-ve-toprak-kaybi-hizlaniyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meşe ormanlarında &#8220;kum ocağı&#8221; alarmı</title>
		<link>https://9koy.org/mese-ormanlarinda-kum-ocagi-alarmi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/mese-ormanlarinda-kum-ocagi-alarmi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2026 08:29:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26361</guid>

					<description><![CDATA[<p>Serap Cömertoğlu İşcan Tekirdağ&#8217;ın Çorlu ilçesine bağlı Seymen Mahallesi Ağırmeşe-Esetçe mevkiinde planlanan &#8220;IV. Grup Kuvars Kumu Ocağı ve Yıkama-Eleme Tesisi Kapasite Artışı ile İlave Tikiner Ünitesi Projesi&#8221;, orman alanları, su kaynakları ve ekolojik denge üzerindeki olası etkileri nedeniyle bölgede endişe yaratıyor. Proje kapsamında mevcut 24,96 hektarlık ÇED alanının 44,07 hektar artırılarak toplam 69,03 hektara çıkarılması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/mese-ormanlarinda-kum-ocagi-alarmi.html">Meşe ormanlarında &#8220;kum ocağı&#8221; alarmı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Serap Cömertoğlu İşcan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Tekirdağ&#8217;ın Çorlu ilçesine bağlı Seymen Mahallesi Ağırmeşe-Esetçe mevkiinde planlanan &#8220;IV. Grup Kuvars Kumu Ocağı ve Yıkama-Eleme Tesisi Kapasite Artışı ile İlave Tikiner Ünitesi Projesi&#8221;, orman alanları, su kaynakları ve ekolojik denge üzerindeki olası etkileri nedeniyle bölgede endişe yaratıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Proje kapsamında mevcut 24,96 hektarlık ÇED alanının 44,07 hektar artırılarak toplam 69,03 hektara çıkarılması planlanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yıllık 360 bin ton üretim kapasiteli kuvars kumu ocağının, eleme tesisinin ve yıkama tesisinin kapasitesinin 290 bin ton artırılarak yıllık 650 bin tona yükseltilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında ayrıca ilave Tikiner Ünitesi kurulması öngörülüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">354,89 hektarlık ruhsat alanı içerisinde iki poligondan oluşan toplam 44,07 hektarlık ÇED talep alanı belirlenirken,  &#8220;ÇED Gerekli Değildir&#8221; kararıyla çevreyi tehdit eden alan 69 hektarı aşacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mevcut durumda 1,23 hektar büyüklüğünde olan çöktürme havuzuna ek olarak 1,18 hektarlık yeni bir çöktürme havuzu yapılması planlanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Faaliyet kapsamında kuvars kumu çıkarılması, kırma-eleme işlemleri, yıkama faaliyetleri, stoklama ve depolama işlemleri ile nakliye faaliyetleri gerçekleştirilecek. Ve bu tablodan bölgenin tarım alanları, arıcılık faaliyetleri, doğal bitki örtüsü, yeraltı ve yerüstü su kaynakları ile kırsal yerleşim birimleri büyük ölçüde olumsuz etkilenecek.</p>
<div id="attachment_26364" style="width: 419px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26364" class=" wp-image-26364" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Prof.Dr_.-Doganay-Tolunay.jpeg" alt="" width="409" height="273" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Prof.Dr_.-Doganay-Tolunay.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Prof.Dr_.-Doganay-Tolunay-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 409px) 100vw, 409px" /><p id="caption-attachment-26364" class="wp-caption-text">Prof.Dr. Doğanay Tolunay</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bölge önemli bir gen kavuzu&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bölgenin önemli bir gen havuzu niteliği taşıdığını ve meşe ormanlarının korunması gereken genetik rezervler olduğuna dikkat çeken İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, projenin bölge ekosistemi, orman varlığı ve su kaynakları üzerindeki olası etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çorlu’daki havaalanının kuzeyinde, orta ve üst miyosende çöken kumların bulunduğu geniş alanda halihazırda birkaç kum ocağının faaliyet gösterdiğini, zaman zaman bu ocakların kapasite artırımı talebinde bulunduğunu veya yeni ruhsatlar verildiğini anlattı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Miyosen kumullarının bulunduğu bölgede tarım alanları ile meşe ormanlarının yer aldığını ifade eden Tolunay, bu meşe ormanlarının uzun yıllardır insan baskısıyla çalılaşmış olmasına rağmen, bozkır özelliği gösteren İç Trakya&#8217;ya ve Marmara Denizi&#8217;ne doğru en fazla sokulan ormanlar olduğunu vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kuzeydeki Karadeniz iklimi ile güneydeki Marmara iklimi arasında geçiş bölgesinde bulunan bu ormanların yoğun tahribata rağmen ayakta kalmayı başaran ormanlar olduğunu ifade eden Tolunay, bozkır alanlarına kadar uzandıkları için önemli bir gen havuzu niteliği taşıdıklarını söyledi. Gelecekte iklim değişikliği nedeniyle kuraklaşması ve ısınması beklenen iklim koşullarında yarı kurak-yarı nemli iklimde yaşayan bu meşe ormanlarının korunması gereken genetik rezervler olduğunu belirten Tolunay, bu nedenle bölgedeki meşe ağaçlarının eğri büğrü çalılar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Çorlu Türkiye’de en az ormanı olan ilçelerden biri</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çorlu&#8217;nun Türkiye&#8217;de orman varlığı en az olan ilçeler arasında yer aldığını kaydeden Tolunay, ilçedeki toplam orman alanının yaklaşık 2 bin 35 hektar olduğunu ve bunun ilçe yüzölçümünün yalnızca yüzde 4&#8217;ünü oluşturduğunu söyledi. Ormanların önemli bölümünün ilçenin doğusunda ve kuzeydoğusunda bulunduğunu belirten Tolunay, mevcut ormanların yaklaşık bin 300 hektarının doğal meşe ormanı, kalan bölümünün ise ceviz, fıstık çamı, kızılçam, karaçam ve sedir ağaçlandırmalarından oluştuğunu ifade etti. Planlanan proje ile bu doğal meşe ormanlarının 69 hektarlık bölümünün kum ocağına dönüştürülmesinin öngörüldüğünü söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kum ocağının geniş tarım alanları içerisinde kalan orman adacıkları üzerinde planlandığını belirten Tolunay, bunun bölgede yaşayan doğal türleri de etkileyeceğini ifade etti. Bölgede yaban domuzu, tilki, çakal, kirpi, tosbağa ile çeşitli yılan, kurbağa ve kertenkele türlerinin yaşadığını aktaran Tolunay, Anadolu sıvacısı, şah kartal ve üveyik gibi kuş türlerinin de bu ormanları kullandığını, Çorlu ve çevresinde toplam 94 kuş türünün yayılış gösterdiğini aktardı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yeraltı suları tehlikede</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bölgenin miyosen kumlarından oluşması ve bir bölümünde mevsimsel akışlı derelerin bulunması nedeniyle Çevre Düzeni Planı&#8217;nda yeraltı suyu besleme alanı olarak ayrıldığını belirten Tolunay, kum ocağının bulunduğu alanın güneyinde Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (TESKİ) tarafından kentin artan nüfusunun su ihtiyacını karşılamak amacıyla kuyular açılmasının planlandığını, kum ocağının yeraltı suyu besleme alanını olumsuz etkileyeceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tolunay ayrıca, açılması planlanan kum ocağının birkaç kilometre uzağında, Önerler Köyü yakınlarında Geç Roma Dönemi&#8217;ne ait tuğla ve harçtan yapılmış su kanallarının bulunduğu alanın III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescilli olduğuna dikkat çekti.</p>
<div id="attachment_26365" style="width: 384px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26365" class=" wp-image-26365" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Trakya-Platformu-Yurutme-Ku-rulu-Uyesi-Murat-Sevgi.jpeg" alt="" width="374" height="374" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Trakya-Platformu-Yurutme-Ku-rulu-Uyesi-Murat-Sevgi.jpeg 464w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Trakya-Platformu-Yurutme-Ku-rulu-Uyesi-Murat-Sevgi-300x300.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Trakya-Platformu-Yurutme-Ku-rulu-Uyesi-Murat-Sevgi-150x150.jpeg 150w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /><p id="caption-attachment-26365" class="wp-caption-text">Murat Sevgi</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Arkeolojik sit alanları da aynı havzada</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Trakya Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Murat Sevgi projenin, orman varlığı, hayvan geçişleri ve doğal yaşam açısından önemli konumdaki Ağırmeşe bölgesinin çevresindeki diğer 5 kum ocağıyla  birlikte değerlendirildiğinde bölgeye büyük zarar vereceğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bölge için çevre aktivistlerinin, uzun zamandır tabiat parkı yapılması için çalışmalar yürüttüğünü aktaran Sevgi, Çorlu ilçesine en yakın tabiat parkının Silivri&#8217;nin Danamandıra bölgesinde olduğunu vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ayrıca kum ocağının bulunduğu ormanlık alanın doğal ve arkeolojik sit alanlarının yer aldığı bir havza içerisinde bulunduğunu belirten Sevgi, kum ocağının orman varlığı içinde yer almasının ve hemen yanından geçen Kınık Deresi havzasında bulunmasının kritik önem taşıdığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kınık Deresi&#8217;nin İstanbul ile Tekirdağ il sınırını oluşturan su yollarından biri olduğunu ifade eden Sevgi, derenin kaynağının bulunduğu Veliköy bölgesinde Traklardan kalma su yapılarının bulunduğunu, hattın büyük bölümünün dere yatağında yer aldığını ve arkeolojik sit alanı olduğuna dikkat çekti.</p>
<div id="attachment_26366" style="width: 204px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26366" class=" wp-image-26366" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Corlu-Kent-Konseyi-Baskani-Esra-Ay.jpeg" alt="" width="194" height="292" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Corlu-Kent-Konseyi-Baskani-Esra-Ay.jpeg 426w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Corlu-Kent-Konseyi-Baskani-Esra-Ay-200x300.jpeg 200w" sizes="auto, (max-width: 194px) 100vw, 194px" /><p id="caption-attachment-26366" class="wp-caption-text">Esra Ay</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Çorlu Kent Konseyi itiraz edecek</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Projeye itiraz edeceklerini belirten Çorlu Kent Konseyi Başkanı Esra Ay ise bölgenin ormanlık alanında böyle bir planlamayı istemediklerini, sanayi baskısı altındaki ilçenin önemli yeşil alanlarından biri olduğunu vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;"> Firmanın yıkama işlemi için tankerlerle su getirileceği yönündeki beyanının gerçekçi olmadığını öne süren Ay, Tekirdağ&#8217;ın en önemli çevresel sorunlarından birinin su sorunu olduğunu, kapasite artışının mevcut durumu daha da kötüleştireceğine yönelik kaygılar bulunduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kum ocağı ile yıkama-eleme faaliyetlerinden kaynaklanacak toz oluşumu ve kamyon trafiğinin yaratacağı toz yükünün de endişe yarattığını belirten Ay, hakim rüzgar yönlerinin dikkate alınması gerektiğini, poyrazın etkisiyle tozun geniş alanlara taşınabileceğini ifade etti.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/mese-ormanlarinda-kum-ocagi-alarmi.html">Meşe ormanlarında &#8220;kum ocağı&#8221; alarmı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/mese-ormanlarinda-kum-ocagi-alarmi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
