<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teknoloji Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/teknoloji/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/teknoloji</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Wed, 21 Oct 2026 08:58:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Teknoloji Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/teknoloji</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Z Kuşağı’nın tek gündemi, haber kaynağı sosyal medya</title>
		<link>https://9koy.org/z-kusaginin-tek-gundemi-haber-kaynagi-sosyal-medya.html</link>
					<comments>https://9koy.org/z-kusaginin-tek-gundemi-haber-kaynagi-sosyal-medya.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:58:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27423</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elif Naz Yücel Televizyon ve gazetelerin yerini dijital platformlara bıraktığı yeni medya düzeninde, gençlerin haber alma alışkanlıkları da değişiyor. İstanbul Üniversitesi öğrencileri, 9.Köy’ün sorularını yanıtlarken gündemi ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden takip ettiklerini belirttiler. Gündemin adresi sosyal medya Akıllı telefonların günlük hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte haber alma alışkanlıkları da değişiyor. Özellikle gençler, gündemde yaşanan gelişmeleri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/z-kusaginin-tek-gundemi-haber-kaynagi-sosyal-medya.html">Z Kuşağı’nın tek gündemi, haber kaynağı sosyal medya</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Elif Naz Yücel</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Televizyon ve gazetelerin yerini dijital platformlara bıraktığı yeni medya düzeninde, gençlerin haber alma alışkanlıkları da değişiyor. İstanbul Üniversitesi öğrencileri, 9.Köy’ün sorularını yanıtlarken gündemi ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden takip ettiklerini belirttiler.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Gündemin adresi sosyal medya</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Akıllı telefonların günlük hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte haber alma alışkanlıkları da değişiyor. Özellikle gençler, gündemde yaşanan gelişmeleri geleneksel medya araçlarından önce sosyal medya platformları üzerinden öğreniyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İstanbul Üniversitesi öğrencilerine “Gündemi nereden takip ediyorsunuz?” diye sorduk. Öğrencilerin yanıtlarında sosyal medya öne çıkarken, Instagram, X, YouTube ve haber siteleri en sık kullanılan kaynaklar arasında yer aldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gençler haberin yalnızca televizyon bültenlerinden ya da gazete sayfalarından almıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sosyal medyadan haber alan gençlerin oranı yüzde 82.4</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Radyo ve Televizyon Üst Kurulu&#8217;nun (RTÜK) araştırmasının 2026&#8217;da açıklanan sonuçları da İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin yanıtlarını destekliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">15-21 yaş grubundaki 7 bin 511 gençle gerçekleştirilen araştırmaya göre gençlerin haber almak için en çok tercih ettiği mecra yüzde 82,4 ile sosyal medya.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu sonuç, gençlerin haber tüketiminde dijital platformların geleneksel medyanın önüne geçtiğini gösteriyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Günde 3 saat 24 dakika sosyal medyadalar</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın gençlerin hayatındaki ağırlığı yalnızca haber takibiyle sınırlı değil. RTÜK araştırmasına göre gençlerin yüzde 70,8&#8217;i sosyal medyayı her gün kullanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gençlerin sosyal medyada geçirdiği günlük ortalama süre 3 saat 24 dakika olarak ölçüldü. Kadınlarda bu süre 3 saat 34 dakika, erkeklerde ise 3 saat 15 dakika olarak belirlendi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medya kullanım amaçları arasında ise ilk sırada yüzde 86,6 ile gündemi takip etmek bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu tablo, gençlerin sosyal medyayı yalnızca eğlence veya iletişim amacıyla değil, aynı zamanda gündemdeki gelişmeleri öğrenmek için de kullandığını ortaya koyuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Haber artık okunmuyor, izleniyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Gençlerin haber tüketim biçimi de değişiyor. Uzun haber metinlerinin yanında kısa videolar, reels içerikleri, canlı yayınlar ve sosyal medya paylaşımları gündemi takip etmenin önemli yolları arasında.</p>
<p style="font-weight: 400;">Reuters Institute&#8217;un 2026 Digital News Report verilerine göre 18-24 yaş grubunda Instagram, haber amaçlı kullanılan en önemli sosyal platform haline geldi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Rapora göre gençlerin haber tüketiminde sosyal medya ve video ağlarının ağırlığı artarken, geleneksel haber kaynaklarının etkisi özellikle genç yaş gruplarında azalıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bu değişim, haber merkezleri açısından da yeni bir döneme işaret ediyor. Haber artık yalnızca gazete sayfası ya da televizyon ekranında değil; telefon ekranında, kısa video formatında ve sosyal medya akışında da üretiliyor. Medya kuruluşları da içeriklerini çeşitlendiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;deki veriler ve İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin görüşleri birlikte değerlendirildiğinde, Z kuşağının haberle kurduğu ilişkinin önemli ölçüde dijitalleştiği görülüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dijitalleşmeyle birlikte haberin yeni adresi sosyal medya olurken, hızlı bilgiye ulaşmak kadar doğru bilgiye ulaşmak da gençler için önemini koruyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/z-kusaginin-tek-gundemi-haber-kaynagi-sosyal-medya.html">Z Kuşağı’nın tek gündemi, haber kaynağı sosyal medya</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/z-kusaginin-tek-gundemi-haber-kaynagi-sosyal-medya.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zeka hata yaparsa sorumluluk kimde?</title>
		<link>https://9koy.org/yapay-zeka-hata-yaparsa-sorumluluk-kimde.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yapay-zeka-hata-yaparsa-sorumluluk-kimde.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2026 08:39:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27168</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emre Sönmez Yapay zekâ birkaç yıl içinde yalnızca metin veya görsel üreten bir araç olmaktan çıkarak günlük hayattaki pek çok sürecin parçası haline geldi. Şirketler özgeçmişleri değerlendirmek, bankalar müşterileri analiz etmek, sağlık kuruluşları ise çeşitli değerlendirmelerde destek almak için yapay zekâdan yararlanabiliyor. Teknolojinin karar süreçlerine dahil olması ise basit ama kritik bir soruyu beraberinde getiriyor: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-hata-yaparsa-sorumluluk-kimde.html">Yapay zeka hata yaparsa sorumluluk kimde?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Emre Sönmez</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâ birkaç yıl içinde yalnızca metin veya görsel üreten bir araç olmaktan çıkarak günlük hayattaki pek çok sürecin parçası haline geldi. Şirketler özgeçmişleri değerlendirmek, bankalar müşterileri analiz etmek, sağlık kuruluşları ise çeşitli değerlendirmelerde destek almak için yapay zekâdan yararlanabiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Teknolojinin karar süreçlerine dahil olması ise basit ama kritik bir soruyu beraberinde getiriyor: Yapay zekâ yanlış karar verirse bunun hesabını kim verecek?</p>
<p style="font-weight: 400;">Teknoloji yazarı Ahmet Sabancı’ya göre asıl risklerden biri, kurumların yapay zekâyı sorumluluğu üzerinden atmanın bir yolu olarak görmesi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sabancı, bu riski şöyle özetliyor: &#8220;<em>Bu teknolojileri farklı süreçleri kolaylaştırmak, daha sağlıklı ve etkili hâle getirmek için kullanabileceğimiz gibi aynı zamanda bir tür ‘sorumluluktan kurtulma’ aracı olarak kullanmak da mümkün. Asıl tehlike de bu ikinci senaryoda karşımıza çıkıyor.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Son söz yapay zekânın mı, insanın mı?&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bir işe başvuran adayın sistem tarafından elenmesi ya da kredi talebinin otomatik değerlendirme sonucunda reddedilmesi, yapay zekânın verdiği kararların artık doğrudan insanların hayatına dokunabileceğini gösteriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">İşe alımda yapay zekâ kullanımı ve bu sistemlerin adaylar hakkında ayrımcı sonuçlar üretme ihtimali de güncel tartışmalar arasında. Sabancı’ya göre bu nedenle yapay zekâ, insanın yerine geçen değil, insana yardımcı olan bir araç olarak kullanılmalı: &#8220;<em>Bu teknolojiler tavsiye üretme ve süreci hızlandırma amacıyla kullanılsa da son kararı bir insanın denetleyip alması şart olmalı.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Sabancı, aksi durumda yalnızca hataların düzeltilmesinin zorlaşmayacağını, kurumların sorumluluğu algoritmaya yükleyebileceği bir alan da oluşacağını belirtiyor. Yapay zekânın hatalı bir değerlendirmesinden etkilenen kişinin kararın yeniden incelenmesini isteme hakkının bulunması gerektiğini savunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Deepfake’te teknoloji değil, suçu işleyen kişi hedef alınmalı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın yarattığı bir başka tartışma ise gerçek kişilerin görüntü ve seslerinin taklit edilebildiği deepfake teknolojisi. Sahte görüntülerin dolandırıcılık, taciz veya yanıltıcı içerik üretmek amacıyla kullanılabilmesi, yeni hukuki önlemleri de gündeme getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak Sabancı, çözümün yapay zekâ teknolojisinin kendisini kısıtlamak olmaması gerektiğini düşünüyor. Geniş kapsamlı yasakların ifade özgürlüğü açısından sorun yaratabileceğine dikkat çekerek, şöyle diyor: &#8220;<em>Teknolojiyi değil suçu işleyen kişinin yasa tarafından sorumlu tutulması sağlanmalı</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Deepfake ve yapay zekâyla oluşturulan sahte içeriklerle mücadelede teknik yöntemlerin de kullanılabileceğini belirten Sabancı, yapay zekâ ürünü görüntülerin tespit edilmesini sağlayan sistemlerin yaygınlaştırılmasını ve toplumun sahte içerikleri nasıl kontrol edebileceği konusunda bilinçlendirilmesini öneriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâ hayatın daha fazla alanına girdikçe tartışma yalnızca teknolojinin neler yapabildiği üzerinden ilerlemiyor. Kredi başvurusunu değerlendiren, iş başvurusunu eleyen ya da insanların gerçeğinden ayırt edilmesi güç görüntülerini üreten sistemler karşısında yeni soru, teknolojinin sınırlarının nerede başlayıp insan sorumluluğunun nerede sona ereceği oluyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-hata-yaparsa-sorumluluk-kimde.html">Yapay zeka hata yaparsa sorumluluk kimde?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yapay-zeka-hata-yaparsa-sorumluluk-kimde.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ demokrasiyi tehdit mi ediyor?</title>
		<link>https://9koy.org/yapay-zeka-demokrasiyi-tehdit-mi-ediyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yapay-zeka-demokrasiyi-tehdit-mi-ediyor.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burak Avcı Yapay zekânın seçim süreçlerinden kamusal tartışmaya kadar siyasetin farklı alanları üzerindeki etkisi bir süredir tartışılıyor.  Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tirşe Erbaysal Filibeli, demokrasinin zayıflamasını yalnızca yapay zekâya bağlamanın doğru olmadığını söyledi. Filibeli&#8217;ye göre asıl sorun; yapay zekâyı besleyen verilerin niteliği, mevcut güç ilişkileri, medya çoğulculuğunun zayıflaması ve büyük teknoloji [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-demokrasiyi-tehdit-mi-ediyor.html">Yapay zekâ demokrasiyi tehdit mi ediyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Burak Avcı</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın seçim süreçlerinden kamusal tartışmaya kadar siyasetin farklı alanları üzerindeki etkisi bir süredir tartışılıyor.  Bahçeşehir Üniversitesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tirşe Erbaysal Filibeli, demokrasinin zayıflamasını yalnızca yapay zekâya bağlamanın doğru olmadığını söyledi. Filibeli&#8217;ye göre asıl sorun; yapay zekâyı besleyen verilerin niteliği, mevcut güç ilişkileri, medya çoğulculuğunun zayıflaması ve büyük teknoloji şirketlerinin kâr ve dikkat odaklı işleyişi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Tirşe Erbaysal Filibeli, yapay zekanın demokratik sistemler üzerindeki etkilerine ilişkin 9. Köy’ün sorularını yanıtladı.   Demokrasinin zayıflamasının yapay zekânın tek başına yarattığı bir sonuç olmadığını belirten Filibeli; popülist hareketlerin yükselişi, medya çoğulculuğunun daralması ve kutuplaşmayla birlikte platformların yüksek etkileşim üreten içerikleri ödüllendiren yapısının belirleyici olduğunu söyledi. Kutuplaştırıcı içeriklerin etkileşim aldığı için algoritmik olarak öne çıkarıldığını belirten Filibeli, temel sorunun platform kapitalizminin kâr ve dikkat odaklı mantığı olduğunu kaydetti.</p>
<div id="attachment_27151" style="width: 334px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-27151" class=" wp-image-27151" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Prof.-Dr.-Tirse-ERBAYSAL-FILIBELI.jpeg" alt="" width="324" height="370" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Prof.-Dr.-Tirse-ERBAYSAL-FILIBELI.jpeg 1086w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Prof.-Dr.-Tirse-ERBAYSAL-FILIBELI-263x300.jpeg 263w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Prof.-Dr.-Tirse-ERBAYSAL-FILIBELI-896x1024.jpeg 896w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Prof.-Dr.-Tirse-ERBAYSAL-FILIBELI-768x878.jpeg 768w" sizes="(max-width: 324px) 100vw, 324px" /><p id="caption-attachment-27151" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Tirşe ERBAYSAL FİLİBELİ</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Seçimler psikolojik savaşa değil, şeffaflık krizine dönüşüyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın seçmeni doğrudan manipüle ettiği veya seçimleri &#8220;psikolojik savaşa&#8221; dönüştürdüğü iddialarına mesafeli yaklaşan Filibeli, meselenin zihnin ele geçirilmesi olarak tarif edilemeyeceğini dile getirdi. Sürecin siyaset bilimi ve iletişim çalışmaları ekseninde incelenmesi gerektiğini belirten Filibeli, &#8220;<em>Burada &#8216;yapay zekâ seçmeni ikna ediyor&#8217; demek yerine, siyasal aktörlerin platformların sunduğu imkânları seçmeni ikna etmek için kullandığını söylemek daha doğru olur</em>&#8221; değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Cambridge Analytica skandalına işaret eden Filibeli, krizin özünde kişisel verilerin rıza, şeffaflık ve gizlilik ilkeleri çiğnenerek mikro hedefleme amacıyla kullanılmasının yattığını hatırlattı. Avrupa Birliği’nin Dijital Hizmetler Yasası (DSA) ve Dijital Pazarlar Yasası (DMA) gibi yasal çerçevelerle dijital piyasa gücünü denetlemeye çalıştığını aktaran Filibeli, buna rağmen seçmenin hangi veriyle ve ne amaçla hedeflendiğini bilmediği bir düzende demokratik hesap verebilirliğin zedelendiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bağımsız medya zayıfladıkça kutuplaşma algoritmalarla büyüyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Deepfake ve filtre balonlarının yarattığı tahribatın tek başına teknolojiden kaynaklanmadığını savunan Prof. Dr. Filibeli, kutuplaşmanın medya ortamının niteliğiyle doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti. Medyanın bağımsız olmadığı, sahiplik yapılarının şeffaf bilinmediği ve kamu yararı yerine ekonomik-siyasal çıkarların belirleyici olduğu ülkelerde dezenformasyonun zemin bulduğunu söyleyen Filibeli, &#8220;<em>Geleneksel medyada hangi sesler görünmez kılınıyorsa, platformlarda da bu eşitsizlikler yeniden üretiliyor. Bu da ortak gerçeklik zeminini zayıflatıyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Egemenlik mücadelesinde en zayıf halka: Yurttaş</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Küresel teknoloji tekellerinin gücünün yarattığı egemenlik krizine değinen Filibeli, platformlar açısından &#8220;en iyi algoritmanın&#8221; kamu yararına değil, şirket kârına ve kullanıcıyı ekranda tutmaya hizmet eden model olduğunu vurguladı. Devletler, teknoloji devleri ve düzenleyici kurumlar arasındaki mücadelede en savunmasız aktörün yurttaş kaldığını belirten Filibeli, yapay zekâ tabanlı gözetim araçlarının muhalif sesleri baskılamada kullanılmasına karşı uyardı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Google arama algoritmaları bağımsız haberciliği aşındırıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Dezenformasyon dalgası karşısında bağımsız medyanın ekonomik koşullarına işaret eden Filibeli, Google&#8217;ın haber algoritmalarındaki değişimler ve arama motorlarındaki yapay zekâ yanıt sistemlerinin haber sitelerinin görünürlüğünü ve reklam gelirlerini kırdığını belirtti. Çözümün yalnızca teyit pratiklerine indirgenemeyeceğini vurgulayan Filibeli, kamu yararına haberciliğin kurumsal ve ekonomik olarak ayakta kalması gerektiğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yasal denetimlerin tek başına çözüm olmadığını, sansür ve otosansürü artırabildiğini anlatan Prof. Dr. Tirşe Erbaysal Filibeli, şu görüşleri dile getirdi: &#8220;<em>Düzenleme; şeffaflık, hesap verebilirlik, bağımsız yargı ve sivil toplum katılımıyla birlikte düşünülmeli. Platformların algoritmik karar mekanizmaları denetlenebilmeli, mikro hedefleme şeffaflaştırılmalı ve kişisel veriler korunmalı. En önemlisi de bu süreçlerde ifade özgürlüğü ve çoğulculuk temel ilke olarak korunmalıdır</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-demokrasiyi-tehdit-mi-ediyor.html">Yapay zekâ demokrasiyi tehdit mi ediyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yapay-zeka-demokrasiyi-tehdit-mi-ediyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Telefonundan kopamayan, can sıkıntısına tahammül edemeyenler dikkat!</title>
		<link>https://9koy.org/telefonundan-kopamayan-can-sikintisina-tahammul-edemeyenler-dikkat.html</link>
					<comments>https://9koy.org/telefonundan-kopamayan-can-sikintisina-tahammul-edemeyenler-dikkat.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:11:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26732</guid>

					<description><![CDATA[<p>Burak Avcı Parmak uçlarında saniyeler içinde kaydırılan kısa videolar, ardında bıraktığı anlık hazla birlikte odaklanma süresini ve bilişsel işlevleri aşındırıyor. Ekranda hızla değişen uyarıcılar, derinlemesine düşünme becerisini köreltirken karar alma süreçlerini de sekteye uğratıyor. Zihnin dinlenmesine alan tanımayan bu parçalı akış, modern insanı can sıkıntısına tahammülsüz ve sürekli uyarılma arayışında bir zihinsel döngüye hapsediyor. Klinik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/telefonundan-kopamayan-can-sikintisina-tahammul-edemeyenler-dikkat.html">Telefonundan kopamayan, can sıkıntısına tahammül edemeyenler dikkat!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Burak Avcı</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Parmak uçlarında saniyeler içinde kaydırılan kısa videolar, ardında bıraktığı anlık hazla birlikte odaklanma süresini ve bilişsel işlevleri aşındırıyor. Ekranda hızla değişen uyarıcılar, derinlemesine düşünme becerisini köreltirken karar alma süreçlerini de sekteye uğratıyor. Zihnin dinlenmesine alan tanımayan bu parçalı akış, modern insanı can sıkıntısına tahammülsüz ve sürekli uyarılma arayışında bir zihinsel döngüye hapsediyor. Klinik Psikolog Aylin Işık Koç ile 15-60 saniyelik videoların beyin gelişimi üzerindeki baskısını, dopamin mekanizmasına etkilerini ve sürdürülebilir dijital hijyen yollarını konuştuk.</p>
<div id="attachment_26734" style="width: 327px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26734" class=" wp-image-26734" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Klinik-Psikolog-Aylin-Isik-Koc.jpeg" alt="" width="317" height="391" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Klinik-Psikolog-Aylin-Isik-Koc.jpeg 481w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/09/Klinik-Psikolog-Aylin-Isik-Koc-243x300.jpeg 243w" sizes="(max-width: 317px) 100vw, 317px" /><p id="caption-attachment-26734" class="wp-caption-text">Aylin Işık Koç</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dikkat süresi kısalıyor, bellek kaydı zorlaşıyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kısa videoların odaklanma üzerindeki etkilerini değerlendiren Klinik Psikolog Aylin Işık Koç, literatürde doğrudan &#8220;dikkat eksikliği&#8221; demek yerine &#8220;dikkat süresi&#8221; kavramına odaklanmak gerektiğini belirtiyor. Tanı kılavuzlarında bu durumun damgalayıcı olmaması adına &#8220;internet kullanım bozukluğu&#8221; olarak tanımlandığını ifade eden Koç, yoğun ekran kullanımının dikkat süresini aşındırdığını söylüyor: <em>&#8220;Tıpkı alkol ve madde yoğun kullanımlarında olduğu gibi beyni etkileyen bir durum söz konusu. Araştırmalar doğrudan bir nedensellik ortaya koymasa da arada belirgin bir ilişki olduğunu gösteriyor. Yoğun tüketimin yarattığı yoksunluk belirtilerinden biri de dikkat süresinin kısalması ve odaklanamama halidir. Ancak beyin plastisitesi olan bir organ; kişi ekrandan uzak kalmaya başladıkça zihinsel toparlanma sağlanabiliyor.&#8221;</em></p>
<p style="font-weight: 400;">İçeriklerin parçalı yapısının uzun metin okuma veya film izleme gibi derin odaklanma süreçlerini körelttiğini aktaran Koç, bu tablonun dürtüsellikle bağını şu sözlerle açıklıyor: <em>&#8220;Bilgiye kısa yoldan ulaşıldığında beyin hemen ödüle yönelmek istiyor. Dürtüsellik düzeyi yüksek bireylerde uzun vadeli büyük bir hedefe odaklanmak yerine, yoldaki anlık ve küçük ödüllere kapılma eğilimi çok daha fazla görülüyor. Bunun yanı sıra arka arkaya yüzlerce video izlendiğinde, beynin bilgiyi anlamlandırması ve kalıcı hafızaya aktarması için ihtiyaç duyduğu zaman tanınmamış oluyor. İşlenemeyen veriler uzun süreli hafızaya aktarılamıyor.&#8221;</em></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Tolerans gelişimi ve &#8220;Kopuk korungan mod&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sonsuz kaydırma mekanizmasında hem içerik üreticilerinin hem de tüketicilerin bir tolerans döngüsüne girdiğine dikkat çeken Koç, sürecin psikolojik arka planını şöyle özetliyor: <em>&#8220;Üreticiler içerikleri tüketildikçe yapay bir onay ve ödül hissi yaşıyor; aynı hazzı sürdürmek için giderek daha ilginç videolar çekmek zorunda hissediyorlar. Tüketiciler de benzer şekilde aynı tatmini alabilmek için sürekli daha farklı ve ilginç içeriklerin peşine düşüyor. Buna tolerans gelişimi diyoruz.&#8221;</em></p>
<p style="font-weight: 400;">Bu döngünün kimi zaman zorlayıcı duygulardan kaçış aracı olduğuna işaret eden Koç, <em>&#8220;Şema terapide &#8216;kopuk korungan mod&#8217; dediğimiz bir yapı var. Kişi acı verici duygularından uzaklaşmak için kendini yapay bir korumaya alıyor ve bu modun içerisinde bağımlılık gelişebiliyor. Geçmişte travmatik yaşantıları olan ve acı veren duygularla baş etmekte zorlanan bireylerde bu kontrolsüz tüketimi daha sık görebiliyoruz&#8221; </em>diyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Vitrin yanılsaması, FOMO ve empati kaybı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal medyanın gerçeği yansıtmayan bir vitrin olduğunu vurgulayan Koç, bu durumun bireylerde yetersizlik hissi doğurabileceğini söylüyor: <em>&#8220;Vitrinler yanıltıcıdır çünkü arka taraf dağınık olabilir. İnsanlar sosyal medyada sürekli kusursuz bir vitrin gördüklerinde kendi zayıf yönlerini birer kusur gibi algılayıp yetersizlik hissedebiliyor, kendilerine öz şefkat duyamayabiliyor. Yüz yüze ve samimi ilişkilerde hem güçlü hem zayıf yönlerimizi açarak anlaşılma ve kabul edilme duygusunu tadarız; sosyal medya ise sadece olumlu görünümleri öne çıkarıyor. Hatta son dönemde başarısızlıkların paylaşılması bile samimi bir paylaşımın ötesine geçip bir tür kabul görme ve onay alma aracına dönüşebiliyor.&#8221;</em></p>
<p style="font-weight: 400;">Gelişmeleri kaçırma korkusu olarak bilinen FOMO&#8217;nun da güvenlik ihtiyacının aşılmasıyla tetiklendiğini belirten Koç, &#8220;<em>Dünyadan haberdar olma isteği bir güvenlik ihtiyacıdır. Ancak bunu güvenlikten ziyade &#8216;kaçırmayayım, her şeyi bileyim&#8217; kaygısıyla takip ediyorsak, bu gerçek ihtiyacımızı karşılamaz ve bağımlılık etkisini gösterir&#8221;</em> ifadelerini kullanıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hızlı duygu geçişlerinin empatiyi köreltip köreltmediği sorusuna ise doğrudan bir nedensellik kurulamayacağını belirterek yanıt veren Koç, aradaki ilişkiyi şu sözlerle aktarıyor: <em>&#8220;Bu durumu doğrudan bir nedensellikle açıklayamayız; aracı değişkenlerle pozitif bir korelasyon olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü yoğun ekran maruziyeti bizi kendi duygularımızdan uzaklaştırıyor. Kişi kendine dönüp &#8216;Şu an ne hissediyorum, gergin miyim?&#8217; diye bakamaz ve kendiyle empati kuramazsa, bir başkasının ne hissettiğini anlamakta da zorlanabilir.&#8221;</em></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Şok detoks değil, sürdürülebilir dijital hijyen</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bağımlılık düzeyine varan ekran kullanımlarında geçici detoksların tek başına çözüm üretmediğini belirten Koç, temel kriterin günlük işlevsellik olduğunu vurguluyor: &#8220;<em>Yoğun kullanımın ardından tamamen kapanmak yerine kişinin günlük işlevselliğine bakılmalı. Kullanım günlük hayatı bozuyorsa zarar azaltma yaklaşımıyla kademeli bir düşüşe gidilmelidir. Bu yalnızca ekran süresini kısmak değil; bir yaşam tarzı değişikliğidir. Ekranı bıraktığınızda ortaya çıkacak boş zamana ne koyacağınızı ve açığa çıkan duygularla nasıl baş edeceğinizi belirlemeden kalıcı bir dijital hijyen sağlanamaz</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/telefonundan-kopamayan-can-sikintisina-tahammul-edemeyenler-dikkat.html">Telefonundan kopamayan, can sıkıntısına tahammül edemeyenler dikkat!</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/telefonundan-kopamayan-can-sikintisina-tahammul-edemeyenler-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yapay zekâ bu kez hayat kurtarıyor: Hayvanlar için dijital ilk yardım</title>
		<link>https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 07:27:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26444</guid>

					<description><![CDATA[<p>Berfin Şengil Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan “Yaralı kuş buldum, ne yapmalıyım” çığlıkları, veteriner hekimleri harekete geçiriyor. Akdeniz Üniversitesi’nde “Yaban Hayatı Rehabilitasyonu” alanında uzmanlaşan veteriner hekim Gökçe Coşkun da bireysel çabaların yetersiz kaldığı noktada teknolojiyi devreye sokarak “Kuş Buldum” (kusbuldum.gokcecoskun.com) platformunu kurdu. Her an erişilebilir olan bu yapay zekâ destekli dijital ilk yardım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html">Yapay zekâ bu kez hayat kurtarıyor: Hayvanlar için dijital ilk yardım</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Berfin Şengil</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Son yıllarda sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan “Yaralı kuş buldum, ne yapmalıyım” çığlıkları, veteriner hekimleri harekete geçiriyor. Akdeniz Üniversitesi’nde “Yaban Hayatı Rehabilitasyonu” alanında uzmanlaşan veteriner hekim Gökçe Coşkun da bireysel çabaların yetersiz kaldığı noktada teknolojiyi devreye sokarak “Kuş Buldum” (<a href="http://kusbuldum.gokcecoskun.com/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://kusbuldum.gokcecoskun.com&amp;source=gmail&amp;ust=1787312034414000&amp;usg=AOvVaw2GveabXXXpYtd4ibuYXPO9">kusbuldum.gokcecoskun.com</a>) platformunu kurdu. Her an erişilebilir olan bu yapay zekâ destekli dijital ilk yardım rehberi, bilinçsiz müdahalelerin önüne geçerek yaban hayatını korumayı hedefliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">“Kuş Buldum AI” projesi, tek bir uzmana bağlı kalma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Kullanıcılar, buldukları kuşun net bir fotoğrafını sisteme yükleyerek yapay zekâ aracılığıyla tür tespiti yapabiliyor. Ebabil, yırtıcı kuşlar, güvercin veya serçe gibi türlerin özelliklerine göre yapılması ve kesinlikle yapılmaması gereken ilk yardım adımları kullanıcıya adım adım sunuluyor.</p>
<div id="attachment_26447" style="width: 317px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-26447" class=" wp-image-26447" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gokce-Coskun.jpeg" alt="" width="307" height="381" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gokce-Coskun.jpeg 480w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Gokce-Coskun-242x300.jpeg 242w" sizes="(max-width: 307px) 100vw, 307px" /><p id="caption-attachment-26447" class="wp-caption-text">Gökçe Coşkun</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İyi niyetli ama ölümcül hatalar: Kuşlara nasıl yaklaşılmalı?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Gökçe Coşkun’un vurguladığına göre, insanlar genellikle yaban kuşlarını evcil hayvanlar gibi algılıyor ve tamamen iyi niyetle yola çıksalar da ne yazık ki ölümcül hatalar yapabiliyorlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapılan en yaygın 5 hayati hatayı Coşkun şu şekilde sıraladı:</p>
<p><strong>1.Ekmek vermek:</strong> Sindirim sistemlerine uygun olmadığı halde ilk akla gelen, kuşlara ekmek vermek.</p>
<p><strong>2.Kuşu hemen ele almak:</strong> Çıplak elle sürekli temas kurarak hayvanda büyük bir şok ve korku yaratmak.</p>
<p><strong>3.Yanlış kafes lullanımı:</strong> Özgür bir yaban kuşunu, evcil egzotik kuşlar için tasarlanmış dar kafeslere koyarak çırpınıp kendine zarar vermesine yol açmak.</p>
<p><strong>4.Gürültülü ve açık ortam:</strong> Kuşu sesli, kalabalık ve etrafı açık bir yerde tutarak sürekli temas halinde bakmaya çalışmak.</p>
<p><strong>5.Yanına su kabı koymak:</strong> Kuşun panikle suyun içine girip ıslanmasına, vücut ısısının düşmesine ve hipotermiye girmesine neden olmak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Veteriner Coşkun, “<em>İnsanlar yaban kuşlarının hemen yemek yiyebileceğini sanıyor veya renkli bir kuş bulduklarında onu evde beslemek istiyorlar. 2-3 hafta evde yanlış bakıldıktan sonra esaret stresinden o kuşu kaybediyoruz veya hayvan artık geri dönülemez bir noktaya geldiğinde bize ulaşıyorlar</em>” dedi. Özellikle göç eden kuşlarda en erken müdahalenin hayati önem taşıdığını kaydederken, “<em>Kurduğumuz sistem, panik halindeki vatandaşa saniyeler içinde ne yapması ve ‘özellikle ne yapmaması gerektiğini’ söyleyerek bu hayati hataların önüne geçiyor</em>” diye ekledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Göç zamanı yaşanırken yaban hayatını koruma konusunda çığır açan bu yenilikçi projenin arka planını, sahadaki yansımalarını ve merak edilen site ziyaretlerini veteriner hekim Gökçe Coşkun ile konuştuk. Yardıma muhtaç yaban hayvanlarına destek olma çabasının üniversite yıllarına kadar uzandığını söyleyen Coşkun, “<em>Zamanla sosyal medyadan bana ulaşan ve ne yapması gerektiğini soran insanların sayısı arttı. Gelen her vakayı, her soruyu kayıt altına almaya başladım</em>” dedi. Yıllar içinde pek çok ilden yardıma muhtaç kuşlar getirildiğini paylaşırken, yavruları büyütüp doğaya saldığı ve bazı yaralıları kliniğinde tedavi ettiğinden, Doğa Koruma ve Milli Parklar ile iletişime geçerek ilgili merkezlere ulaşmalarını sağladığından bahsetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26448 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kus-Buldum-platformu.jpeg" alt="" width="640" height="385" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kus-Buldum-platformu.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Kus-Buldum-platformu-300x180.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yaban hayatında 7/24 dijital ilk yardım</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Tüm bunları, halihazırda devam eden yoğun klinik iş akışı ve kişisel hayatıyla devam ettirmenin giderek zorlaştığını vurguladı. “<em>Açıkçası bir noktadan sonra her vakaya birebir yetişmek fiziksel olarak imkânsız hale geldi. Bu durum beni çok üzüyordu, çünkü ortada insanların acil durumlarda doğru bilgiye ulaşabilecekleri çok büyük bir boşluk vardı</em>” diyerek, platformun ortaya çıkışını şöyle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“<em>Son dönemde yapay zekâ teknolojilerindeki ivmelenme ile birlikte bu süreci nasıl otomatize edebileceğimi düşündüm. İnsanların 7/24 ulaşıp ilk yardım rehberliği alabileceği ‘Kuş Buldum’ sistemini kurmaya karar verdim.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Tabii bu hiç kolay olmadı; yapay zekayı yaban hayatı konusunda doğru bilgilere yönlendirmek, halüsinasyonları önlemek ve siteyi tasarlamak ciddi bir mesai gerektirdi. Ama şu an sistemimiz başarıyla çalışıyor ve anında hayat kurtaran yönlendirmeler yapıyor.”</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-26449 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-Freepik-2.jpeg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-Freepik-2.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/08/Yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-Freepik-2-300x200.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Şehirlerin yorgun misafirleri: Kumru ve Ebabil</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Bu yılın başından beri platformun aktif olarak hizmet verdiğini aktaran Coşkun, şu gözlemini paylaştı: “<em>Yıllardır tuttuğum önceki kayıtlara ve sistemin mevcut ivmesine baktığımızda çok net bir tablo var: En büyük yoğunluğu ilkbahar aylarında göç yorgunu düşen bireyler oluşturuyor. Yaz ortasına geldiğimizde ise aramaların karakteri değişiyor ve yuvadan düşen veya yardıma muhtaç yavru bireylerle ilgili sorgulamalarda ciddi bir artış gözlemliyoruz.”</em></p>
<p style="font-weight: 400;">Şehirleşmenin de etkisiyle kendilerine en sık gelen vakanın “küçük kumru” olduğunu dile getirirken, “<em>Şehir içlerinde, balkonlarda ve parklarda en yaygın gördüğümüz tür olduğu için vatandaşlar yavru veya yaralı kumrularla çok sık karşılaşıyor. Göç eden kuşlar kategorisinde ise ‘ebabil’ler başı çekiyor</em>” dedi. Yere düştüklerinde kendi başlarına havalanamayan ebabiller için yaz aylarında oldukça yoğun bir başvuru aldıklarını vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yeni kurulan bir sistem olduğu için kapsamlı ve uzun vadeli istatistiklerin henüz oluşmadığını belirten Gökçe Coşkun, “<em>Ancak geçmişte kaydettiğimiz verilerin bir kısmı yayın haline geldi, bir kısmı için de akademik yayın hazırlıklarımız sürüyor. Burada şunun altını çizmek lazım: Sistemimizin birincil amacı doğru ‘ilk yardım müdahalesi’ ve ‘yönlendirme’ yapmak</em>” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">“<em>En büyük umudum, ülkemizde donanımlı yaban hayatı rehabilitasyon merkezlerinin sayısının artması</em>” diyen Coşkun, “<em>O zaman bu süreçler bulundukları andan doğaya salındıkları ana kadar baştan sona takip edilebilir. Bu sayede çok daha kesin istatistikler tutularak hem yaban hayatı koruma çalışmalarına hem de ekoloji bilimine ışık tutacak veriler elde edebiliriz</em>” ifadelerini kullandı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Destek görmese de yaban hayatı için mücadeleye devam</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Asıl hedefinin ise bu bilinci daha çok kişiye ulaştırmak ve insanların doğaya doğru şekilde fayda sağlamasına aracılık etmek olduğunu kaydederken şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">“<em>Bu uygulamayı başından beri tamamen kendi imkanlarımla finanse ediyorum ve vatandaşlara ücretsiz olarak sunuyorum. Buna rağmen zaman zaman siteye yönelik siber saldırılar bile oluyor ve arka planda onlarla da mücadele etmek zorunda kalıyoruz.</em></p>
<p style="font-weight: 400;"><em>Bugüne kadar ne yazık ki hiçbir yerel yönetim, ulusal kurum veya kuruluş entegrasyon ya da destek için iletişime geçmedi. Zaten geçmeseler de bu benim için bir engel değil. Yaban hayatına olan sorumluluğum gereği, kendi çabalarımla bu projeyi sürdürmeye, korumaya ve büyütmeye devam edeceğim.”</em></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html">Yapay zekâ bu kez hayat kurtarıyor: Hayvanlar için dijital ilk yardım</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yapay-zeka-bu-kez-hayat-kurtariyor-hayvanlar-icin-dijital-ilk-yardim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Prof. Dr. Orhon: &#8220;Asıl tehdit yapay zekâ değil, düşünmeyi bırakmak&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/prof-dr-orhon-asil-tehdit-yapay-zeka-degil-dusunmeyi-birakmak.html</link>
					<comments>https://9koy.org/prof-dr-orhon-asil-tehdit-yapay-zeka-degil-dusunmeyi-birakmak.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2026 07:54:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sümeyye Tek Yapay zekâ teknolojileri çalışma hayatından eğitime, medyadan sanata kadar birçok alanda köklü değişim yaratırken, tartışmaların odağında artık yalnızca teknolojinin gelişimi değil, insanın bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacağı da yer alıyor. Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nezih Orhon, yapay zekânın geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, asıl tehlikenin teknolojinin kendisi değil, insanların düşünme sorumluluğunu algoritmalara devretmesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/prof-dr-orhon-asil-tehdit-yapay-zeka-degil-dusunmeyi-birakmak.html">Prof. Dr. Orhon: &#8220;Asıl tehdit yapay zekâ değil, düşünmeyi bırakmak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Sümeyye Tek</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâ teknolojileri çalışma hayatından eğitime, medyadan sanata kadar birçok alanda köklü değişim yaratırken, tartışmaların odağında artık yalnızca teknolojinin gelişimi değil, insanın bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacağı da yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nezih Orhon, yapay zekânın geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, asıl tehlikenin teknolojinin kendisi değil, insanların düşünme sorumluluğunu algoritmalara devretmesi olduğunu söylüyor. Orhan, &#8220;<em>Gelecekte insanın en büyük rakibi yapay zekânın gücü değil, insanın düşünmeyi bırakma eğilimi olacaktır. Algoritmaların konforuna teslim olmak bilişsel kaslarımızı zayıflattı</em>&#8221; diyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Beyaz yakalılar daha fazla etkilenecek</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Orhon&#8217;a göre yapay zekâdan en fazla etkilenecek kesim, yaygın kanının aksine fiziksel emek gerektiren işler değil, tekrar eden bilişsel görevleri yerine getiren beyaz yakalı çalışanlar olacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Hukuki analiz, finansal raporlama ve yazılım geliştirme gibi alanlarda yapay zekânın daha fazla rol üstleneceğini belirten Orhon, bunun orta sınıfın yapısını da değiştirebileceğini ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yaratıcılık ve karmaşık problem çözme becerilerinin geliştirilmemesi halinde toplumsal eşitsizliklerin daha da derinleşebileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yeni meslekler doğacak ama&#8230;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın yeni iş alanları oluşturacağını kabul eden Orhon, asıl meselenin dönüşümün hızı olduğunu söylüyor: &#8220;<em>Önemli olan yeni işlerin ortaya çıkması değil, eski mesleklerden çıkan insanların bu alanlara ne kadar hızlı ve nitelikli geçiş yapabildiğidir.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim sistemlerinin bu dönüşüme ayak uyduramaması halinde işsizliğin verimlilik artışının gölgesinde kalabileceğini belirten Orhon, özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bu süreçten daha fazla etkilenebileceğini ifade ediyor. Ona göre yapay zekâ teknolojilerini üreten değil tüketen ülkelerde kısa vadede iş gücü üzerindeki baskı daha yüksek olacak.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çalışmanın anlamı değişecek&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın üretim süreçlerinde daha fazla yer almasıyla birlikte &#8220;çalışma&#8221; kavramının da dönüşeceğini söyleyen Orhon, gelecekte insanların zorunlu çalışmaktan çok anlam üreten faaliyetlere yönelebileceğini düşünüyor: &#8220;<em>Çalışma zorunluluğu azalırken insanlar enerjilerini sanata, yaratıcılığa ve toplumsal projelere aktarabilecek</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yapay zekâ rakip değil, ortak</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın insan zekâsının yerine geçmesinden ziyade onunla birlikte çalışacağını ifade eden Orhon, geleceğin &#8220;bilişsel ortaklık&#8221; modeli üzerine kurulacağını belirtiyor. Ancak bunun önemli bir risk taşıdığına da dikkat çekiyor: &#8220;<em>Bir cihazın sürekli karar vermesi eleştirel düşünme yeteneğimizi köreltebilir. Yapay zekâyı yardımcı olarak kullanmak başka, onu düşünmenin yerine koymak başka</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Orhon, yapay zekânın insan zekâsıyla aynı ölçütlerle değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguluyor ve ekliyor: &#8220;<em>Duygusal zekâya sahip olmayabilir ama veri işleme, örüntü tanıma ve bilişsel hız açısından farklı bir zekâ türünü temsil ediyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İnsanı insan yapan ne olacak?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Orhon&#8217;a göre yapay zekâ çağında insanı farklı kılacak özellikler empati, yaratıcılık, bağlam kurabilme ve duygusal zekâ olacak. Bu nedenle eğitim sistemlerinin yalnızca teknolojiye değil sanat, felsefe ve sosyal bilimlere de ağırlık vermesi gerektiğini savunuyor. Yapay zekânın gelişmesiyle birlikte en önemli tartışmalardan biri de etik sınırlar.</p>
<p style="font-weight: 400;">Orhon&#8217;a göre bu sınırları yalnızca mühendisler ya da yalnızca hukukçular belirleyemez. &#8220;<em>Etik teknik bir mesele değil, toplumsal bir sözleşmedir&#8221;</em> diyen Orhan, yapay zekanın geleceğinin mühendis felsefeci, sosyologlar ve toplumun ortak katılımıyla şekillenmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;10 yıl sonra birlikte evrilen bir zekâ göreceğiz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Önümüzdeki on yılda yapay zekânın gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası olacağını öngören Orhon, &#8220;süper zekâ&#8221; senaryolarından ziyade insanla birlikte çalışan sistemlerin öne çıkacağını düşünüyor: &#8220;<em>Yapay zekâyı bizi destekleyen ama aynı zamanda eleştirel düşünmeye zorlayan bir bilişsel ortak olarak konuşacağız</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/prof-dr-orhon-asil-tehdit-yapay-zeka-degil-dusunmeyi-birakmak.html">Prof. Dr. Orhon: &#8220;Asıl tehdit yapay zekâ değil, düşünmeyi bırakmak&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/prof-dr-orhon-asil-tehdit-yapay-zeka-degil-dusunmeyi-birakmak.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni dijital düzenle çocuklar korunuyor mu, sınırlandırılıyor mu?</title>
		<link>https://9koy.org/yeni-dijital-duzenle-cocuklar-korunuyor-mu-sinirlandiriliyor-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yeni-dijital-duzenle-cocuklar-korunuyor-mu-sinirlandiriliyor-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 08:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26141</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oğulcan Özgenç Türkiye’de bir süredir tartışılan çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenleme Meclis’te geçerek yasalaştı.  Yeni yasa, yaş temelli kısıtlamalar ve platformlara getirilen yükümlülüklerle çocukların dijital ortamlardaki varlığını yeniden tanımlamayı hedefliyor. Sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen yaş doğrulama zorunluluğu, ebeveyn denetim araçları ve içeriklere hızlı müdahale yükümlülükleriyle düzenleme, çocukların çevrimiçi deneyimini yeniden şekillendirecek kapsamlı değişiklikler içeriyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yeni-dijital-duzenle-cocuklar-korunuyor-mu-sinirlandiriliyor-mu.html">Yeni dijital düzenle çocuklar korunuyor mu, sınırlandırılıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Oğulcan Özgenç</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye’de bir süredir tartışılan çocukların sosyal medya kullanımına yönelik düzenleme Meclis’te geçerek yasalaştı.  Yeni yasa, yaş temelli kısıtlamalar ve platformlara getirilen yükümlülüklerle çocukların dijital ortamlardaki varlığını yeniden tanımlamayı hedefliyor. Sosyal ağ sağlayıcılarına getirilen yaş doğrulama zorunluluğu, ebeveyn denetim araçları ve içeriklere hızlı müdahale yükümlülükleriyle düzenleme, çocukların çevrimiçi deneyimini yeniden şekillendirecek kapsamlı değişiklikler içeriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak uzmanlara göre tartışma güvenlik önlemleriyle sınırlı değil. Çocukların dijital alanda bilgiye erişim, kendini ifade etme ve toplumsal hayata katılım gibi haklarının nasıl korunacağı sorusu da öne çıkıyor. Uzmanlar, çocukları koruma amacıyla getirilen düzenlemelerin aynı zamanda yeni eşitsizlikler üretmemesi ve çocukların haklarını daraltmaması için çocuk odaklı, bütüncül bir yaklaşımın şart olduğunu vurguluyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Düzenleme neler içeriyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yasaya göre sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve bu yasağın uygulanabilmesi için yaş doğrulama sistemleri dahil gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak. 15 yaşını doldurmuş çocuklar için ise çocuklara özgü hizmet sunulması öngörülürken, platformlar bu kapsamda aldıkları önlemleri internet sitelerinde kamuoyuna açık şekilde yayınlayacak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Düzenleme ayrıca ebeveyn denetimini zorunlu hale getiriyor. Sosyal ağ sağlayıcıların, hesap kontrolü, ücretli işlemlerin ebeveyn onayına bağlanması ve kullanım süresinin izlenip sınırlandırılmasını içeren araçlar sunması gerekecek.</p>
<p style="font-weight: 400;">Öte yandan teklif, “oyun”, “oyun geliştirici”, “oyun sağlayıcı” ve “oyun platformu” gibi kavramları da ilk kez yasal çerçeveye dahil ediyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dijital erişim kısıtlanırsa çocukların kamusal alana katılımı da daralıyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çocuk Hakları Savunucuları Ağı’ndan Sevinç Koçak, söz konusu düzenlemeyi çocukların dijital mecralara erişim hakları üzerinden konuşmak gerektiğini belirtti. Koçak, bu tür kısıtlamaların çok daha geniş bir hak alanını etkilediğini ifade ederek dijital alanın artık bilgiye ulaşma, kendini ifade etme, arkadaşlarla iletişim kurma ve toplumsal hayata katılma alanı haline geldiğini vurguladı.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Dijital alan artık çocuklar için ekstra bir alan değil, yaşamın bir parçası</em>&#8221; diyen Koçak, şunları söyledi: &#8220;<em>Bu yüzden dijital erişimi sınırlamak, aslında çocukların kamusal alana katılımını da sınırlamak anlamına geliyor. Ayrıca bu tür kısıtlamalar çoğu zaman eşitsizlikleri derinleştiriyor. Çünkü teknik imkanlara sahip çocuklar bu yasakları aşabilirken, dezavantajlı bırakılmış çocuklar için bu haklara erişim tamamen ortadan kalkabiliyor. Bu da çocuklar arasında yeni bir dijital hak eşitsizliği yaratıyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Risk var, yasaklayalım&#8221; yaklaşımı çocuk haklarını geri plana itiyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Koçak, çocukların sosyal medyaya erişimin kısıtlanmasına ilişkin düzenlemelerde “risk var, o zaman yasaklayalım” refleksinin ağır bastığına dikkat çekerek, bu yaklaşımın çocukların haklarını ikinci plana ittiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dijital mecraların siber zorbalık, istismar ve algoritmik manipülasyon gibi riskler de taşıdığını vurgulayan Koçak, &#8220;<em>Ama bu risklerle mücadele çocukları dijitalden koparan yasaklarla değil, bütünsel bir sorumluluk ve güçlendirmeyle mümkün. Çocuklar dijital ve eleştirel okuryazarlıkla güçlendirilirken, ebeveynlere/bakım verenlere ve öğretmenlere de çocuklara rehberlik yapabilecek bir donanım kazandırılmalı</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dijital risklerin yükü çocuklara değil, platformlara ve devlete ait</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Koçak, çocukların gündelik yaşamda kendilerini güvende hissetmemesi, seslerinin duyulmadığını düşünmesi ve haklarına tam olarak erişememesi durumunda dijital dünyanın daha riskli hale geldiğini belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Risklerle mücadelede sorumluluğun sadece çocuklara yüklenmemesi gerektiğine dikkat çeken şunları söyledi: &#8220;<em>Şirketleri çocukların haklarını koruyacak yöntemler geliştirmeye zorlamak devletin yükümlülüğü. Örneğin algoritmik şeffaflık, veri minimizasyonu, çocuklara yönelik karanlık tasarım uygulamalarının yasaklanması gibi düzenlemeler bu yaklaşımın parçası.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Politika, çocukların katılımı olmadan hazırlanıyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Sevinç Koçak, söz konusu düzenlemeye ilişkin politika yapım aşamasında çocukların katılımının büyük ölçüde göz ardı edildiğini vurguladı. Koçak, bu durumun, alınan kararların çocukların gerçek ihtiyaçlarına karşılık vermediğini savunarak, &#8220;<em>Oysa dijital politikalar gibi doğrudan çocukların hayatını etkileyen alanlarda çocukların deneyimlerinden ve ihtiyaçlarından öğrenmek, daha adil ve etkili politikalar üretmenin temel şartını oluşturuyor</em>&#8221; görüşünü dile getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yeni-dijital-duzenle-cocuklar-korunuyor-mu-sinirlandiriliyor-mu.html">Yeni dijital düzenle çocuklar korunuyor mu, sınırlandırılıyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yeni-dijital-duzenle-cocuklar-korunuyor-mu-sinirlandiriliyor-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasarımda yapay zekâ tartışması: Hız mı, özgünlük mü?</title>
		<link>https://9koy.org/tasarimda-yapay-zeka-tartismasi-hiz-mi-ozgunluk-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/tasarimda-yapay-zeka-tartismasi-hiz-mi-ozgunluk-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Aug 2026 14:11:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25903</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rümeysa Nur Karaosmanoğlu Yapay zekâ, grafik tasarım sektöründe yalnızca üretim hızını artırmakla kalmadı, mesleğin çalışma biçimini de kökten değiştirdi.. Tasarımcılar, yapay zekânın rakip değil güçlü bir araç olduğu konusunda büyük ölçüde hemfikir olsa da, teknolojiyi kullanmayanların sektörde ayakta kalmasının giderek zorlaşacağı görüşünü dile getiriyor. Grafiker Mevlüt Gül, yapay zeka kullanımını, rakip değil, fırsat olarak değerlendiriyor [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tasarimda-yapay-zeka-tartismasi-hiz-mi-ozgunluk-mu.html">Tasarımda yapay zekâ tartışması: Hız mı, özgünlük mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Rümeysa Nur Karaosmanoğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâ, grafik tasarım sektöründe yalnızca üretim hızını artırmakla kalmadı, mesleğin çalışma biçimini de kökten değiştirdi.. Tasarımcılar, yapay zekânın rakip değil güçlü bir araç olduğu konusunda büyük ölçüde hemfikir olsa da, teknolojiyi kullanmayanların sektörde ayakta kalmasının giderek zorlaşacağı görüşünü dile getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Grafiker Mevlüt Gül, yapay zeka kullanımını, rakip değil, fırsat olarak değerlendiriyor ve bir rakip olarak değil, iş süreçlerinde verimliliği büyük ölçüde artıran bir &#8220;başasistan&#8221; olarak tanımlıyor. Gül, hızlanan mesai akışını şu sözlerle ifade ediyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Eskiden bir marka için kapsamlı konsept tasarımı hazırlarken stok görsel aramak, arka plan temizlemek ve bunu ürüne uyarlamak günümüzü alabiliyordu. Şimdi ise sıfırdan özgün bir tasarım üretip gerçekçi bir sunuma dönüştürmek birkaç saat içinde tamamlanabiliyor.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak sektördeki her tasarımcı bu dönüşüme aynı iyimserlikle yaklaşmıyor. Tasarımcı Seda Sevda Bakkas, madalyonun diğer yüzüne yani mesleki tehlikeye dikkat çekiyor. ChatGPT, Gemini ve Canva gibi platformlar sayesinde teslimat sürelerinin belirgin şekilde azaldığını aktaran Bakkas bir saatlik işlerin dakikalar içinde çözülebildiğini söylüyor. Bakkas, bu kontrolsüz ve hızlı üretim sürecinin mesleğin geleceği açısından ciddi bir risk taşıdığını savunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yaratıcılığı besliyor mu, tekdüzeleştiriyor mu?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Algoritmik üretimlerin tasarımdaki kişisel çizgiyi zayıflattığını savunan Seda Sevda Bakkas, &#8220;Eskiden kendi aramızda bir tasarıma baktığımızda &#8216;Bu Esma&#8217;nın çizgisini taşıyor&#8217; ya da &#8216;Bu Seda&#8217;nın tasarımı&#8217; diyebilirdik. Artık tasarımlardaki bu kişisel farklar ve imza niteliğindeki özellikler kaybolmaya başladı&#8221; diyerek özgünlük kaygısına dikkat çekiyor. Bakkas&#8217;a göre bu durum, tasarımların giderek birbirine benzemesine ve görsel bir tekdüzeliğe yol açma riski taşıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bakkas&#8217;ın bu estetik endişesine karşın, yapay zekayı yalnızca süreci kolaylaştıran bir enstrüman olarak gören Mevlüt Gül; tasarıma asıl kimliğini verenin yine insan zihni olduğunu savunuyor. Teknolojinin yaratıcılığı köreltmediğini aksine desteklediğini belirten Gül, &#8220;<em>Yapay zekanın kendisinde bir duygu yok. O sadece hızlı bir araç; ressamın fırçası neyse yapay zeka da benim için o</em>&#8221; sözleriyle insanın süreçteki belirleyici rolüne vurgu yapıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gül&#8217;ün bu yaklaşımını bir adım öteye taşıyan Tasarımcı İrfan Demir ise yapay zekanın, tasarımcının yönlendirmeleriyle çalışan çok daha kapsamlı bir sisteme dönüştüğünü ifade ediyor. Bu teknolojiyi tasarımcının gelişmiş bir yansıması olarak nitelendiren Demir, durumu şu sözlerle özetliyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Aslında karşındaki senin bir başka versiyonun oluyor. Daha hızlı, daha detaycı ve daha profesyonel&#8230; Bir yandan senin fikrini benimserken diğer yandan dünyayı tarayıp sentezleme yapabiliyor.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Sanatsal ve özgünlük boyutundan sıyrılıp meseleye pazar gerçekleri üzerinden yaklaşan Ufuk Avcuoğlu ise reklam sektörünün dinamiklerine dikkat çekiyor. Avcuoğlu, müşteri taleplerinin çoğunlukla sanatsal bir ruhtan ziyade doğrudan satışa dönük işlevsellik aradığını hatırlatıyor. Avcuoğlu; yapay zekanın ürettiği tasarımların hız, pratiklik ve maliyet avantajıyla markaların kampanya amaçlarına başarıyla hizmet ettiğinin altını çiziyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tasarım süreci tuşa basmaktan ibaret değil&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İşlerin saniyeler içinde çözülebilir hale gelmesi, müşterilerin &#8220;Neden bu kadar ücret ödüyorum?&#8221; sorusunu sormasına zemin hazırlasa da, grafikerler tasarım sürecinin sadece bir tuşa basmaktan ibaret olmadığı konusunda hemfikir. Sektör temsilcilerine göre tasarıma asıl değerini katan şey; programı kullanma hızından ziyade, arka planda işleyen strateji ve tüketici psikolojisi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İrfan Demir, nöromarketing (nöropazarlama) dinamiklerini sürece entegre ettiğini belirtiyor. Sadece göze hitap eden bir görsel üretmek yerine tüketici psikolojisini tasarıma yansıttığını söyleyen Demir, müşterilerini salt hızla değil, sunduğu bu stratejik derinlikle ikna ettiğini ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tasarımcıların ve ajansların temel varlık nedeninin &#8220;strateji&#8221; olduğunu vurgulayan Ufuk Avcuoğlu da bu görüşü destekliyor. Yapay zekanın tek başına ticari başarı getiremeyeceğini savunan Avcuoğlu, durumu şu sözlerle özetliyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Müşteriler, sırf Instagram sayfalarını doldurmak için değil, o sayfalardan kazanç elde etmek amacıyla profesyonellere ihtiyaç duyuyor. Çünkü bu sürecin arkasında sadece bir görsel üretmek yok; doğru tasarım fikrini bulmak, reklam yönetimini kurgulamak ve kar-zarar tablosunu optimize etmek gibi kapsamlı bir uzmanlık yatıyor.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Telif krizinden hibrit geleceğe</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekanın milyarlarca görseli işleyerek kendini eğitmesi, sektörde telif hakkı ve veri gizliliği tartışmalarını alevlendirdi. Eserlerinin algoritmalara &#8220;yem&#8221; olmasından endişe duyan Mevlüt Gül, adil bir telif yasasına acilen ihtiyaç olduğunu vurguluyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tartışmanın veri güvenliği boyutuna dikkat çeken Seda Sevda Bakkaş ise tehlikenin altını şu sözlerle çiziyor: &#8220;<em>Sisteme sadece kendi tasarımlarımızı değil, kişisel ve kurumsal verileri de yüklüyoruz. Bu durum gelecekte çok büyük krizlere yol açabilir.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Gül ve Bakkaş&#8217;ın telif ve güvenlik endişelerine karşın, İrfan Demir ve Ufuk Avcuoğlu meseleye tarihsel bir pencereden yaklaşıyor. Sanat tarihinde hiçbir yaratımın dış etkenlerden bağımsız olmadığını belirten  Avcuoğlu, yapay zeka kullanımını  şu sözlerle savunuyor: &#8220;<em>Dünyadaki hiçbir sanatçı etki altında kalmadan eser üretemez. Algoritma da aslında tıpkı bizim gibi binlerce veriyi harmanlayıp yepyeni bir sonuç ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla burada bir telif ihlali görmüyorum.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Teknolojinin bu hızlı ilerleyişi, mesleğin tamamen &#8220;Komut Mühendisliğine&#8221; dönüşüp dönüşmeyeceği sorusunu da beraberinde getiriyor. Ancak baskı sektöründeki renk ayrımı gibi fiziksel gereksinimler, şimdilik insan müdahalesini zorunlu kılıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gelecekte tasarımcıların sadece mekanik birer komut yazıcısı olmayacağını belirten Avcuoğlu, &#8220;<em>Özgün ve nitelikli tasarımlar istiyorsanız, zekasını devreye sokacak ve işin mutfağını bilen bir tasarımcıyla çalışmak zorundasınız</em>&#8221; sözleriyle tasarımın insan ve makine ortaklığında yeni bir yapıya evrileceğini vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/tasarimda-yapay-zeka-tartismasi-hiz-mi-ozgunluk-mu.html">Tasarımda yapay zekâ tartışması: Hız mı, özgünlük mü?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/tasarimda-yapay-zeka-tartismasi-hiz-mi-ozgunluk-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kullanıcıların ekran süresi artarken uzun içerik tüketimi neden azalıyor?</title>
		<link>https://9koy.org/kullanicilarin-ekran-suresi-artarken-uzun-icerik-tuketimi-neden-azaliyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kullanicilarin-ekran-suresi-artarken-uzun-icerik-tuketimi-neden-azaliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:48:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyza Nur Duvan İnsanlar günün büyük bölümünü telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarının karşısında geçiriyor. Ancak ekran başında geçirilen süre artarken içerik tüketimi kısa formatlara kayıyor. Uzmanlara göre bunun nedeni yalnızca bireylerin dikkat süresinin kısalması değil; dijital platformların çalışma biçimiyle şekillenen yeni medya düzeni ve değişen içerik tüketim alışkanlıkları. Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kullanicilarin-ekran-suresi-artarken-uzun-icerik-tuketimi-neden-azaliyor.html">Kullanıcıların ekran süresi artarken uzun içerik tüketimi neden azalıyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Beyza Nur Duvan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İnsanlar günün büyük bölümünü telefon, tablet ve bilgisayar ekranlarının karşısında geçiriyor. Ancak ekran başında geçirilen süre artarken içerik tüketimi kısa formatlara kayıyor. Uzmanlara göre bunun nedeni yalnızca bireylerin dikkat süresinin kısalması değil; dijital platformların çalışma biçimiyle şekillenen yeni medya düzeni ve değişen içerik tüketim alışkanlıkları.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Araştırma Görevlisi Dr. Şule Karataş Özaydın, kısa formatlı içeriklerin yükselişinin yalnızca kullanıcıların psikolojik olarak dikkat sürelerinin azalmasından kaynaklanmadığını; dijital platformlar, algoritmik sistemler, reklam modelleri ve medya endüstrisi tarafından şekillendirilen yeni içerik tüketim kültürünün de bu süreçte etkili olduğunu ifade etti. Özaydın, kullanıcıların kısa içerikleri tercih ettiğinin doğru olduğunu ancak bu tercihin platformların tasarımından bağımsız düşünülemeyeceğini vurguladı:</p>
<p>&#8220;<em>TikTok, Instagram, Reels, YouTubeShorts gibi içerik formatları, kullanıcıları kısa, parçalı ve sürekli akışlar halinde içerik tüketmeye alıştırdı. Bu anlamda sorun sadece kullanıcıların kısa süreli içerik talep etmesi değil. Aksine, platformlar kasıtlı olarak kısa içeriğin daha görünür, daha ödüllendirici ve daha normal hâle geldiği koşulları yaratıyor</em>.&#8221;</p>
<h4>&#8220;Kısa içerik ekonomik ve teknik olarak daha avantajlı&#8221;</h4>
<p style="font-weight: 400;">Özaydın, dijital platform sahipleri, sosyal medya şirketleri ile çevrimiçi haber ve eğlence platformlarında kısa içeriklerin hem dijital platformlar açısından hem de içerik üreticileri açısından daha fazla kullanıcı etkileşimi yarattığını ve üretim açısından daha ekonomik olduğunu belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Uzun içerikler daha fazla emek ve prodüksiyon isterken kısa formatlı içerikler üretim açısından daha ekonomiktir. İçerik üreticilerinden giderek daha fazla trendleri takip etmeleri, platforma özgü sesler ve formatlar kullanmaları, güncel olaylara hızlı bir şekilde yanıt vermeleri ve ilk birkaç saniyede dikkat çeken içerik üretmeleri bekleniyor. Sonuç olarak, içerik üretimi daha modüler, daha metrik odaklı ve algoritmik görünürlüğe daha bağımlı hale geldi.</em>&#8220;</p>
<h4><strong>Algoritmalar görünürlüğü belirliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Özaydın, algoritmaların genellikle ölçülebilir etkileşim üreten içeriklere öncelik verdiğini ve bu sayede yüksek izlenme oranlarına, tekrar izlenmelere, hızlı etkileşime, duygusal yoğunluğa, yeniliğe, mizaha, tartışmaya, veya güçlü özdeşleşmeye sahip videoların öne çıktığını belirtti. Bu koşullar altında algoritmaların yalnızca &#8220;kaliteyi&#8221; değil, kullanıcıların izlemeye, tepki vermeye ve kaydırmaya devam etmesini sağlayan içerikleri ödüllendirdiğini vurgulayan Özaydın, algoritmaların etkisiyle içerik üreticilerinin de kısa formatlı içerikler üretmeye yöneldiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzun formatlı içeriklerin tamamen ortadan kalkmayacağını belirten Özaydın şunları söyledi: &#8220;<em>Uzun formatlı içerik, özellikle derinlik, anlatı zenginliği, uzmanlık, duygusal dil veya kültürel zenginlik sunduğunda değerini koruyor. Podcast&#8217;ler, belgeseller, uzun röportajlar, video denemeleri ve yüksek kaliteli diziler, izleyicilerin anlamlı bulduklarında uzun içerikle hala etkileşim kurduğunu gösteriyor.</em>&#8220;</p>
<h4><strong>Dijital dünyanın çalışma biçimi ile beynin ödül sistemi arasındaki güçlü ilişki</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Psikolog Rüveyda Tokuştepe Gökce, kullanıcıların ekran süresi artarken uzun içerik tüketiminin azalmasını, kısa video içeriklerinin platformlarda yaygınlaşmasıyla birlikte insanların bilgiyi saniyeler içinde tüketmeye alışmasına bağladı. Ekran süresi artsa da bu sürenin çoğunlukla kısa ve hızlı tüketilen içeriklerle geçtiğini belirten Gökce, dijital dünyanın çalışma biçimi ile beynin ödül sistemi arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu, sürekli yenilenen içerik akışlarının ve bildirimlerin bu sistemi sürekli uyardığını ifade etti. Dijital platformların sürekli yeni içerik sunarak beynin ödül/haz alma mekanizmasını sürekli çalıştırdığını belirten Gökce, şunları kaydetti:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Psikolojik açıdan baktığımızda, dijital dünyanın çalışma biçimi ile beynin ödül sistemi arasında güçlü bir ilişki olduğunu görüyoruz. Kısa videolar, sürekli yenilenen içerik akışları, bildirimler ve hızlı geçişler beynin ödül mekanizmasını sürekli uyarıyor. Her yeni içerik küçük bir merak ve ödül hissi yaratıyor. Beyin de zamanla bu hızlı ödül döngüsüne alışıyor. Bunun sonucunda daha fazla zihinsel çaba gerektiren uzun videolar, kitaplar, makaleler veya akademik metinler kişiye daha yorucu ve sıkıcı gelebiliyor. Çünkü bu tür içerikler anlık hazdan çok sabır, dikkat ve gecikmiş tatmine tolerans gerektiriyor ve hızlı gelen ödül uzun videolarda gecikiyor. Bu sebepten dolayı da ekran sürelerimiz artsa da uzun içerikler tüketmekte zorlanıyoruz</em>.&#8221;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kullanicilarin-ekran-suresi-artarken-uzun-icerik-tuketimi-neden-azaliyor.html">Kullanıcıların ekran süresi artarken uzun içerik tüketimi neden azalıyor?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kullanicilarin-ekran-suresi-artarken-uzun-icerik-tuketimi-neden-azaliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimde yapay zekâ analiz ve sorgulama becerisini köreltiyor mu?</title>
		<link>https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:45:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25266</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elifnaz Yücel Yapay zekâ uygulamalarının eğitim hayatındaki kullanımının artması, öğrencilerin ders çalışma ve araştırma alışkanlıklarında önemli değişiklikleri beraberinde getirdi. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran sistemler, eğitimciler ve öğrenciler arasında farklı değerlendirmelere neden oluyor. Bazı öğrenciler yapay zekâyı araştırma süreçlerini hızlandıran bir araç olarak görüyor. Dokuzuncu sınıf öğrencisi E.K., yapay zekâyı ilk kullanmaya başladığında yeni konular öğrenmek amacıyla kullandığını ancak zamanla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html">Eğitimde yapay zekâ analiz ve sorgulama becerisini köreltiyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Elifnaz Yücel</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâ uygulamalarının eğitim hayatındaki kullanımının artması, öğrencilerin ders çalışma ve araştırma alışkanlıklarında önemli değişiklikleri beraberinde getirdi. Bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran sistemler, eğitimciler ve öğrenciler arasında farklı değerlendirmelere neden oluyor. Bazı öğrenciler yapay zekâyı araştırma süreçlerini hızlandıran bir araç olarak görüyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Dokuzuncu sınıf öğrencisi E.K., yapay zekâyı ilk kullanmaya başladığında yeni konular öğrenmek amacıyla kullandığını ancak zamanla öğrencilerin bu teknolojiyi daha çok ödev hazırlamak ve hazır cevaplara ulaşmak için tercih ettiğini gözlemlediğini söyledi. E.K, &#8220;<em>Öğrenciler çoğu zaman ödevi tamamlıyor ancak verilen cevapları detaylı incelemiyor. Bu nedenle öğrenme süreci eksik kalabiliyor</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın kısa vadede zaman kazandırdığını belirten E.K, uzun vadede ise öğrencilerin araştırma yapma, bilgiye ulaşma ve kendi fikirlerini oluşturma becerilerinin zayıflayabileceğini savundu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Öğrenme sürecini sekteye uğratabiliyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim Danışmanı Yasemin Ay ise öğrencilerin yapay zekâyı çoğunlukla bir destek aracı olarak değil, hazır bilgiye ulaşma yöntemi olarak kullandığını belirtti. Ay, şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Öğrenciler yapay zekâyı destek olarak değil, var olan bilgiyi aynı şekilde almak ve aktarmak amacıyla kullanıyor. Yapay zekâ çoğu zaman cevap üreten bir çözüm olarak görülüyor ancak ben bunun gerçek anlamda bir üretim süreci olduğunu düşünmüyorum. Mevcut ürünleri karmaşık bir hâle getirerek sunan bir araç olarak değerlendiriyorum. Kısa vadede çözüm üretiyormuş gibi görünse de uzun vadede eğitim sürecini sekteye uğratan bir olumsuzluğa dönüşebiliyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın öğrencilerin analiz ve sentez becerilerini de etkileyebileceğini ifade eden Eğitimci Yasemin Ay, &#8220;<em>Bilginin kavranması, analiz edilmesi ve sentezlenmesi gibi aşamalarda yapay zekâdan alınan sonuçlar çoğu zaman yeterli düzeyde olmuyor. Bu durum tek tip öğreti ve tek tip öğrenmeyi beraberinde getiriyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Birincil kaynak olarak görülmemeli&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Son yıllarda öğretmenlerin de yapay zekâ araçlarını yoğun biçimde kullanmaya başladığını belirten Ay, öğrencilerin farklı kaynaklarla buluşmasının önemine dikkat çekti. Ay, &#8220;<em>Bizler öğrencilere bilgiye nasıl ulaşılacağını ve bu bilginin hangi durumlarda nasıl kullanılacağını öğretmeye çalışıyoruz. Bu nedenle yapay zekâyı birincil kaynak olarak kabul etmenin doğru olmadığını düşünüyorum</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın tamamen dışlanmasının da mümkün olmadığını vurgulayan Ay, okullarda yapay zekâ okuryazarlığına yönelik ders içerikleri oluşturulması gerektiğini söyledi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Yapay zekâ benim için bir araç&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi Okan Yavuzaslan ise yapay zekâyı akademik çalışmalarında zaman yönetimini kolaylaştıran bir araç olarak gördüğünü belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yavuzaslan, &#8220;<em>Benim için yapay zekâ, verdiğim bilgiler ve komutlar doğrultusunda bana en uygun dokümanı tedarik eden bir araç. Akademik hayatımda zamanımı daha verimli kullanmama yardımcı olduğu için yapay zekâyı aktif olarak kullanıyorum</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Son kararı yine insan veriyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekânın araştırma süreçlerinde önemli ölçüde zaman kazandırdığını ifade eden Yavuzaslan , internet ortamındaki bilgi yoğunluğuna dikkat çekti. Yavuzaslan, &#8220;<em>İnternet adeta sonu olmayan bir uçurum ve milyonlarca doğru ya da yanlış bilgiye maruz kalıyoruz. Yapay zekâ sayesinde bilgiye ulaşmak için harcadığım zamanı azaltıp enerjimi başka yararlı konulara ayırabiliyorum</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yapay zekâdan elde edilen bilgilerin mutlaka doğrulanması gerektiğini vurgulayan Yavuzaslan, &#8220;<em>Son aşamada bilginin doğruluğuna yine ben karar veriyorum. Yapay zekâ araştırma sürecini kolaylaştırabilir ancak eleştirel düşünmenin ve değerlendirme yapmanın yerini alamaz</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Uzmanlar ve öğrenciler, yapay zekânın eğitimde önemli fırsatlar sunduğu konusunda hemfikir olurken, teknolojinin bilinçlikullanılması ve öğrencilerin araştırma, sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerinin korunması gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html">Eğitimde yapay zekâ analiz ve sorgulama becerisini köreltiyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/egitimde-yapay-zeka-analiz-ve-sorgulama-becerisini-koreltiyor-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
