<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gazetecilik Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/gazetecilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/gazetecilik</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Oct 2026 20:06:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Gazetecilik Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/gazetecilik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda</title>
		<link>https://9koy.org/gazetecilik-kusatmada-gazeteciler-sokaklarda.html</link>
					<comments>https://9koy.org/gazetecilik-kusatmada-gazeteciler-sokaklarda.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2026 04:02:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27471</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici CHP Milletvekili Mustafa Sarıgül ve oğullarına yönelik soruşturmada Murat Ağırel&#8217;e “kendisine iletilen bilgi ve belgeleri araştırmak yerine Sarıgül&#8217;e verdiği, savcılık ve basınla paylaşmadığı&#8221; suçlaması yöneltildi. Ağırel de bu suçlamayı “Sinan Çampınar isimli şahısla görüştüm, iddia ettiği tekne alım satımı ve şirket kurulması olayına ilişkin belgeleri istedim. Osman Gökçek ile ilgili haberi vermek için [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gazetecilik-kusatmada-gazeteciler-sokaklarda.html">Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>CHP Milletvekili Mustafa Sarıgül ve oğullarına yönelik soruşturmada Murat Ağırel&#8217;e “kendisine iletilen bilgi ve belgeleri araştırmak yerine Sarıgül&#8217;e verdiği, savcılık ve basınla paylaşmadığı&#8221; suçlaması yöneltildi. Ağırel de bu suçlamayı “Sinan Çampınar isimli şahısla görüştüm, iddia ettiği tekne alım satımı ve şirket kurulması olayına ilişkin belgeleri istedim.</p>
<p>Osman Gökçek ile ilgili haberi vermek için bu haberi yapmamı şart koştular. Ama herhangi bir belge sunmadı, ben de haberi yapmadım, kimseye bilge vermedim&#8221; diyerek yanıtladı. Buna rağmen de tek cümlelik gerekçeyle tutuklandı.</p>
<p>Ayrıca gazetecinin elindeki bilgiyi yayımlamadan önce savcıya vermek gibi bir misyonu olamaz. Gazeteci savcılığın yardımcı elemanı değildir.</p>
<p>Bir gazetecinin doğrulayamadığı bir iddiayı yayımlamamasından daha doğal ne olabilir ki? Eğer doğrulamaya çalışmasa, doğrulamadan yayımlasa yanlış yapmış olurdu. İddiayı muhataplarına sorması ve “karşı görüş&#8221; alması da zaten gazeteciliğin gereğidir. Aksi kanıtlanmadığı sürece Ağırel&#8217;in davranışında bırakın suçu, etik bir ihlal de yok. Cezaevinde kaleme aldığı ve Osman Gökçek ile ilgili doğrulanmamış iddialar içeren “Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na&#8221; başlıklı yazıyı da belli ki, kırgınlık ve öfkeyle yazmış.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 25 At 10.41.13 (2)" width="1199" height="686" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113-2.jpeg"></p>
<p>Asıl etik ihlal kendisine “40 yıllık gazeteci&#8221; diyen Murat Kelkitlioğlu&#8217;nun, TV100’deki programda “Murat Ağırel&#8217;in hesap hareketlerinde farklılık olduğu”nu söylemesinde. “Bu tamamen iddia. Bu savcılık iddiası&#8221; diyerek bu kadar ağır bir iftirada bulunma hakkını kendinde görebilmesi, gazetecilik etiğinden ne denli uzak olduğunu gösteriyor. Halbuki bırakın söylediğinin gerçekliğini, savcılığın böyle bir iddiası olduğu bile doğrulanmadı.</p>
<p>İsmail Arı&#8217;nın tutuklanması ise tümden keyfi bir cezalandırma. Eski RTÜK Başkanı ve Halk Bankası Yönetim Kurulu Üyesi Ebubekir Şahin şikâyet edince ifadeye çağrılıyor. İsmail Arı&#8217;nın paylaştığı fotoğraf gerçek, üstelik o da Ebubekir Şahin&#8217;i arayıp görüşünü alarak gazeteciliğin gereğini yapmak istemiş, paylaşımlarında hakaret de yok.</p>
<p>Buna rağmen hâkim İsmail Arı&#8217;yı dinlemeye bile gerek görmeksizin tutuklama kararı vermiş. Belli ki, hüküm önceden verilmiş zaten.</p>
<p>Kuşkusuz Murat Ağırel ve İsmail Arı&#8217;nın tutuklanma yöntemi bağımsız ve eleştirel gazeteciliği kuşatma ve boğma operasyonlarının devamı. Bu yıl tutuklanan gazetecilerin sayısı 20’yi aştı. Halk TV’ye el konulması ve T24 sitesine erişim engeli getirilmesinin ardından son olarak Yeni Yaşam&#8217;ın da sosyal medya hesabı engellendi. Geçen hafta 14 gazeteci hâkim karşısına çıktı.</p>
<p>Gazetecilerin, başta Ankara ve İstanbul başta olmak üzere (Tele1&#8217;e el konulmasının yıldönümü olan 24 Ekim&#8217;de) 10 ayrı kentte sokağa çıkmalarının nedeni de işte bu baskılar.</p>
<p>Gazetecilik direnişte, gazeteciler, habere ve haberciye özgürlük için sokakta&#8230;</p>
<h4><strong>Paris&#8217;teki eylemlerden gazetecilik dersleri</strong></h4>
<p>Fransa&#8217;daki hayat pahalılığına ve eğitim koşullarına tepki eylemlerinin haberleştirilmesindeki yanlışlardan Türkiye medyasının da çıkarması gereken dersler var.</p>
<p>Fransa&#8217;daki televizyonlarda da Türkiye&#8217;de olduğu gibi göstericiler ve onların talepleri değil, saldırgan grupların yıkıp dökme, polisle çatışma görüntüleri öndeydi. Halbuki saldıranlar azınlıktı, on binler sorunlarını barışçıl biçimde dile getiriyordu. Buna rağmen haberlerde saldırganlara ağırlık verilmesi barışçıl tepkiyi görünmez kılıyor, gösterileri etkisizleştiriyordu.</p>
<p>Özellikle de kamu yayıncısı France 2’de 18 Ekim akşamı “Şiddetin kalbinde&#8221; başlığıyla yayımlanan ve 12 dakika boyunca kaos görüntülerinin birbirine zincirleme ve yorumsuz aktarıldığı uzun haber büyük eleştiri aldı.</p>
<p>France Televisions Haber Dairesi Başkanı Philippe Corbe de franceinfo.fr sitesinde yayımlanan yazısında “kurgu, bağlamlandırma ve yorum konusunda daha net olmalıydık” diyerek hatalarını kabul etti. Kurumun ombudsmanı Pascal Doucet-Bon da yazısında “Sosyal medyanın çoğu zaman yeterli bağlam sunmadan görüntüler yayımladığı bir dönemde, televizyon haber bülteni de aynı şeyi yapmalı mı?” diye sorarak eleştirilere hak verdi.</p>
<p>Fransa’da gösteri haberlerinin geleceği açından yararlı ve öğretici olan bu değerli tartışma Türkiye&#8217;ye de taşınmalı. Zira Türkiye’deki televizyon kanalları Fransa&#8217;da iki gece süren olaylar yatıştıktan sonra bile günlerce Fransa&#8217;ya ait şiddet görüntüleri yayımlamaya devam etti. Neredeyse Paris yanmış yıkılmış ve bu günlerdir devam ediyormuş gibi bir algı oluşturdu. Aynı tutum 24 Ekim’deki büyük gösteriler ve öncesinde de tekrarlandı.</p>
<p><img decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 25 At 10.41.13 (3)" width="1184" height="666" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113-3.jpeg"></p>
<p>Üstelik de kırıp dökme anlarına ilişkin aynı görüntüler üst üste defalarca yayınlandı. Hem de yer ve zaman belirtilmediği için eski ve yeni görüntüler de birbirine karıştı. Akşam tartışma programlarında bile yer ve zaman belirtilmediği için sanki o olaylar, saldırılar o an yaşanıyormuş gibi bir algı oluşturuldu. Oysa Fransa&#8217;daki TV&#8217;ler bu konuda çok duyarlıydı. Olay görüntülerinin üzerinde yeri ve tarihi, hatta gerekirse saati bile yer alıyordu. Böyle bakınca bizim bazı haber kanallarının görüntü seçimi ve yayımı hem sorunlu ve aldatıcı hem de amatör kalıyor.</p>
<p>Ayrıca veri olmadan komplo teorileri üzerinden analiz yapma hevesi Fransa&#8217;daki gösterilere ilişkin haber ve tartışma programlarında da kendini gösterdi. Fransa&#8217;daki eylemlerde İsrail&#8217;in etkisi olduğu tevatürü üretildi; bunun üzerinden konuşuldu, yazıldı, yorumlar yapıldı. Cumhurbaşkanı Macron&#8217;un, “dış müdahale söz konusu değil, ancak yabancı kaynaklı bilgi manipülasyonu var&#8221; sözlerine de komplo iddiaları kadar yer verilmedi.</p>
<p>Türkiye gazetesi ise “İsrail’den itiraf Avrupa&#8217;yı yaktık&#8221; başlıklı bir haber yayımladı. Oysa haber, başlığını yalanlıyordu. Haberde İsrail Diaspora Bakanı Chikli, itirafta bulunmadığı gibi Fransa&#8217;nın “barbarlara karşı zafer kazanması” dileğinde bulunuyordu.</p>
<p>Gerçek yerine böyle abartılı haber ve komplo teorilerine yer vermek kötü habercilik. Maalesef bu yayınları yapanlar, İsrail gibi katliamcı bir devlete olduğundan büyük güç vehmettiklerinin ve her şeye muktedirmiş gibi göstererek İsrail&#8217;in yararına davrandıklarının farkında değiller.</p>
<p>Yine de umarım özellikle televizyon habercileri, Fransa&#8217;daki habercilik tartışmasından bir nebze olsun ders alır; gösteri haberlerinde insanların talepleri ve dile getirdikleri sorunlardan çok anlık şiddet görüntülerine ya da polis müdahalesine odaklanmaktan vazgeçerler.</p>
<p>Pascal Doucet Bon&#8217;un dediği gibi, “televizyon haberleri, görüntüleri hiçbir bağlam sunmadan yayımlayan sosyal medyadan&#8221; farklı olmalı&#8230;</p>
<h4><strong>Reklamda oynayan bir gazeteci daha</strong></h4>
<p>Murat Güloğlu, Habertürk’te “Burası haftasonu” adlı haber programını sunuyor hafta sonlarında. Kendisini gazeteci olarak kabul ediyor olsa gerek ki, sosyal medya hesabındaki profilinde de “TV | Gazeteci | Journalist | News Anchor #HaberturkTV” yazıyor.</p>
<p>Fakat geçenlerde Instagram hesabında bir görüntü yayımladı, açıkça reklam oyunculuğu yapmış. Bir gıda takviyesi markasının kutusunu eline alıyor ve başlıyor övgülere:</p>
<p>“Sen de mi kalbine iyi bakmanın yolunu arıyorsun. Ben… kullanıyorum. İyi alışkanlıklara başlamak gözümde hep büyüyordu. Tavsiye üzerine … ı araştırdım ben de kullanmaya başladım. Arkasında bilim, içinde kalite var. Tam aradığım omega üç. Kalbime iyi bakmayı günlük alışkanlığa çevirdim. … ile iyiyim.”</p>
<p><img decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 25 At 10.41.13 (1)" width="1199" height="660" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113-1.jpeg"></p>
<p>Güloğlu bu paylaşımının altına da yasal zorunluluk olduğu için #reklam ve #işbirligi etiketleri koymuş. Böylece yasal koşullara uygun reklam yaptığını ilan ediyor. Zaten bu firma, Güloğlu ile birlikte sporcu, oyuncu gibi birçok ünlüye de benzer reklam görüntüleri çektirmiş. Bu kampanya da halka arzlarla başlayan “büyüme hamlesi”nin bir parçası.</p>
<p>Güloğlu’nun yaptığı yasalara uygun olabilir ama etik değil. Bir gazeteci, YouTube yayınına reklam ya da sponsor alabilir. Fakat kendisi reklam oyuncusu olursa haberciliğin güvenilirliğini ticari bir ürünün satışı için kullanmış olur. Para veren ticari kuruluşun istediği şeyi söyleyebilen bir kişi konumuna indirgenir.</p>
<p>Gazetecilik gerçekleri aktarma işidir. Reklamda oynayan gazetecinin sunduğu öbür haberlerin de çıkar karşılığı olabileceği kuşkusu doğar. Reklamda oynayan gazetecinin sattığı gazeteciliktir.</p>
<h4><strong>İmamoğlu haberlerindeki yapay görseller</strong></h4>
<p>Gazeteciler, Ekrem İmamoğlu&#8217;nun İBB davasındaki savunmasından görüntü alamadılar, fotoğraf da çekemediler. Sosyal medyada yayılan ve savcılığın soruşturma açtığı İmamoğlu görüntüsünü çekenler de gazeteci değildi.</p>
<p>Fakat Cumhuriyet’ten, BirGün, Karar ve Sözcü&#8217;ye, Medyascope&#8217;tan Agos&#8217;a ve T24&#8217;e kadar onlarca medya kuruluşunda İmamoğlu’nun savunma yapma anının görselleri vardı. Hepsi de fotoğraf değil, yapay zekâ programları tarafından üretilmiş görsellerdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 25 At 10.41.13" width="1195" height="668" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-25-at-104113.jpeg"></p>
<p>Gerçek olmayan bu görsellerin yapay zekâ ürünü olduğunun yazılmaması eksiklik. Çünkü ilk bakışta fotoğraf izlenimi veriyor, okurların çoğu da gerçek fotoğraf sanıyor olabilir o görselleri.</p>
<p>Gazeteci, gerçeği deforme etmez. Bu görseller ise gerçeğin bozulmuş hali, gerçekmiş gibi sunulamaz. O nedenle böyle yapay zekâ tarafından üretilmiş görselleri, haber fotoğrafı gibi kullanmak doğru değil.</p>
<p>Kullanılıyorsa da yanıltıcı olmamak için yapay zekâ ürünü olduğunu belirtmek gerek. Tabii bu sadece İmamoğlu görselleri için değil, tüm yapay zekâ görselleri için de geçerli. Örneğin, Yeni Şafak&#8217;ın Almanya, Fransa ve İtalya liderlerini kar altında titrerken gösteren “Avrupa’da yeni akaryakıt krizi kapıda” görseli de yapay zekâ işiydi ve kaynağı yazılmayarak okur yanıltılıyordu.</p>
<h4><strong>Sabah, okurlarını kandırdı</strong></h4>
<p>Hürriyet’in ekonomi sayfasında bir zincir marketle ilgili “… tarım platformu tüm yerel üreticilere açıldı” başlıklı bir haber yer alıyordu. Dikkatle arayınca, sol alt köşesinde dikey olarak belli belirsiz bir “Bu bir ilandır” uyarısı olduğu görülüyordu.</p>
<p>Aynı gün Sabah gazetesinin ekonomi sayfasında da “Tarım platformunu yerel üreticilere açtı” başlıklı bir haber vardı. Bu haber de Hürriyet’teki gibi zincir marketin turuncusuyla bezenmişti ve çok küçük değişiklikler dışında Hürriyet’tekiyle aynıydı.</p>
<p>Fakat Sabah’ta bu metnin şirketin hazırladığı bir ilan olduğu uyarısı olmadığı gibi bir de “Feride Cem/ Sabah” imzası vardı. İlan, sanki Sabah’ın özel haberi gibi sunulmuştu. Oysa metnin ilan ya da reklam olduğunun okurun rahatça görebileceği biçimde belirtilmesi gerekirdi.</p>
<p>Hürriyet, minicik bir uyarıyla yasak savıyor ama Sabah’ın yaptığı, gazeteciliği reklama alet etmek ve en önemlisi okuru kandırmak.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Yeni Şafak, “Halk TV&#8217;yi İzmir Büyükşehir fonlamış&#8221; haberinde “Murat Koçak&#8217;ın etkin pişmanlıktan yararlandığını ve rüşvet aldığını kabul ettiğini” yazdı ama Koçak&#8217;ın avukatı Eren Toprak&#8217;ın yalanlamasını yayımlamadı, cevap hakkını kullandırmadı.</li>
<li>Sabah ve Hürriyet, Hazine ve Maliye Bakan yardımcılığından alınan Osman Çelik’in “fon vurgunu&#8221; soruşturmasında tutuklanan İskender Balcı&#8217;nın kayınpederi olduğunu yazmadı.</li>
<li>Sözcü, “İntiharın altından yasak aşk çıktı&#8221; haberinde ölen vali yardımcısı ile ilişkisi olduğunu öne sürdüğü savcının soyadını kodladı ama adını ve görevini fotoğrafıyla yayımlayarak kadını “teşhir&#8221; etti, damgaladı.</li>
<li>Now TV’nin, “Çığlıklarını kimse duymadı&#8221; haberinde, Gözde Akbaba adlı kadının öldürülme anına ilişkin görüntülerin yardım çığlıklarıyla yayımlanması şiddet pornosuydu.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gazetecilik-kusatmada-gazeteciler-sokaklarda.html">Gazetecilik kuşatmada, gazeteciler sokaklarda</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/gazetecilik-kusatmada-gazeteciler-sokaklarda.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araplar ölüyor da Husiler ölmüyor mu?</title>
		<link>https://9koy.org/araplar-oluyor-da-husiler-olmuyor-mu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/araplar-oluyor-da-husiler-olmuyor-mu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 05:22:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27460</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici “Husiler bir kez daha Riyad Havalimanı’nı vurdu” (AHaber), “Husiler, Suudi hava sahasını hedef aldık” (NTV), “Husiler, Suudi Arabistan’ı vuruyor” (Habertürk), “Suudi Arabistan’a en şiddetli saldırı: 19 Ölü” (Sözcü TV), “Havalimanları tek tek vuruluyor” (Haber Global). Gazetelerde de benzer haberler yer alıyor. Anadolu Ajansı da hava saldırılarının yanı sıra “Yemen&#8217;deki Husilerin Taiz kentinde İHA [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/araplar-oluyor-da-husiler-olmuyor-mu.html">Araplar ölüyor da Husiler ölmüyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>“Husiler bir kez daha Riyad Havalimanı’nı vurdu” (AHaber), “Husiler, Suudi hava sahasını hedef aldık” (NTV), “Husiler, Suudi Arabistan’ı vuruyor” (Habertürk), “Suudi Arabistan’a en şiddetli saldırı: 19 Ölü” (Sözcü TV), “Havalimanları tek tek vuruluyor” (Haber Global).</p>
<p>Gazetelerde de benzer haberler yer alıyor. Anadolu Ajansı da hava saldırılarının yanı sıra “Yemen&#8217;deki Husilerin Taiz kentinde İHA ile düzenlediği saldırıda 3 çocuk hayatını kaybetti” haberleri geçiyor. Böylece sürekli S. Arabistan’ın tehlikede olduğu, Husiler’in oraya füze yağdırdığı algısı yaratılıyor. Sanki tek taraflı bir savaşmış gibi…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 18 At 18.20.55 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055-2.jpeg"></p>
<p>Yemen’de merkezi hükümetin yanı sıra S. Arabistan ile de savaşan Husiler’e ne olduğundan hiç söz edilmiyor. Oysa S. Arabistan ve onlara yardım eden Pakistan uçakları da günlerdir, haftalardır Husiler’in üzerine tonlarca bomba yağdırıyor. O bombaların öldürdüğü siviller, Türkiye medyasında haber olamıyor. Örneğin, Suudi Arabistan’ın, 6 Ekim’de Hac ve Taiz eyaletlerini hedef alan hava saldırısında dördü çocuk olmak üzere aynı aileden altı sivilin öldüğü, dört sivilin yaralandığı açıklamasına yer verilmedi medyada.</p>
<p>Üstelik asıl felaket, Arabistan’da değil, Yemen’de. Ülkede büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), çatışmalar nedeniyle 18,3 milyon kişinin akut gıda güvensizliği, 5 yaşın altındaki yaklaşık 2,2 milyon çocuğun yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıya olduğunu açıkladı. Bu haberler de medyada ilgi görmüyor, söz edilmiyor.</p>
<p>Halbuki daha birkaç yıl önce Anadolu Ajansı ve TRT Haber başta olmak üzere tüm iktidar medyası, bugünkünün tam tersi çizgide habercilik yapıyordu. Kıbrıslı gazeteci Sabahattin İsmail’in, sosyal medyada verdiği örneklerden de alıntılar yaparak anımsatayım iktidar medyasının yakın geçmişteki tutumunu:</p>
<p>“Yemen&#8217;deki çocuk ölümlerinin yarısından Suudi koalisyonu sorumlu” (18 Ağustos 2017 / AA), “Arap koalisyonunun Yemen stratejisi &#8216;aç bırakmak” (28 Kasım Ocak 2018/ AA), “Yemen&#8217;de koalisyon güçleri çocukları taşıyan aracı hedef aldı (9 Ağustos 2018/ TRT Haber), “Yemen&#8217;de Suudi hava saldırısında çocuklarla dolu otobüs vuruldu” (10 Ağustos 2018/ Hürriyet), “BM: Yemen&#8217;de 400 bin çocuk açlıktan ölme tehlikesiyle karşı karşıya (12 Şubat 2021/ TRT Haber), “En feci insanlık felaketi: Yemen ölüyor” (9 Kasım 2018/ Yeni Şafak)”</p>
<p>Gazeteci, savaşlarda savaşmayan taraftır ve iki tarafın da acılarına odaklanır. Gazeteci, siyasi iktidarın tutumuna göre tavır değiştirmez. Oysa muhalif medyanın bir bölümü mesleki eksiklikler ve donanım sorunlarından savaşın Yemen’e getirdiği insani felaketi ihmal ediyor. İktidar medyası ise siyasi iktidarın “Mekke antlaşması” ile başlayan politika değişikliğine uyum çabası içinde. Gazetecilik, bu savaşta kötü sınav veriyor.</p>
<h4><strong>Karadeniz’de vurulan gemiler ve medya</strong></h4>
<p>Bulgaristan’ın Karadeniz kıyıları açıklarında üç insansız hava aracıyla (İHA) hedef alınan iki gemiden biri battı, altı gemici kurtarıldı, 11’i de kayboldu. Önceki hafta da üç gemi saldırıya uğramış, Türk sahipli Togo bayraklı “Alfa Watan” adlı gemideki 10 denizci kurtarılamamıştı.</p>
<p>Maalesef bu saldırılar da medyanın ilgisini çekmedi. Oysa ticari gemilere saldırılar giderek artıyor. Ukrayna-Rusya savaşında kullanılan İHA ve SİHA’lar ile saldırılan, batırılan ticari gemilerin bilançosu da korkunç. Yalnızca 2026&#8217;nın ilk sekiz ayında vurulan gemi sayısı 163’ü aşmış. Saldırıların yaklaşık yüzde 64’ü Rusya, yüzde 32’si ise Ukrayna kaynaklıymış. Aydınlık gazetesine göre, ocak ayından beri saldırıya uğrayan 73 ticari gemiden 52’si Türkiye bağlantılı.</p>
<p>Aydın Sezer’in aktardığına göre de Türk Armatörler Birliği (TAB) ve Deniz Ticaret Odası (İMEAK DTO) çatışmaların başından 2026 sonbaharına kadar Karadeniz, Kerç Boğazı ve Azak Denizi’nde 200’ün üzerinde ticari gemi vurulduğunu veya hasar gördüğünü saptamış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 18 At 18.20.55" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055.jpeg"></p>
<p>Bu saldırılarda Ekim 2026 itibarıyla hayatını kaybeden denizcilerin sayısı ise 70’i aşmış durumda. Ölen ya da yaralananların ne kadarının Türkiye’den olduğu bilinmiyor. Çünkü savaş bölgesine sefer yapan Türk sahipli gemilerin de çoğu Togo gibi başka ülkelerin bayrağını taşıyor. Böyle olunca da gemi personeline ilişkin sağlıklı bilgi alınamıyor. Uluslararası sigortacılar, Karadeniz’i “savaş bölgesi” kabul etmekte haksız sayılmaz.</p>
<p>Ayrıca yabancı bayraklı olan bu gemilerde çalışanlar, Türkiye’den SGK’lı olamıyorlar. Gemi sahipleri, “Ekstra savaş tazminatı öderiz” diye çalıştırıyor; ölüm tehlikesi nedeniyle bölgeye gitmeyi reddeden gemicileri de başka gemilerde çalıştırmıyorlar.</p>
<p>İnsanlar sahipsiz durumda olduğu gibi, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğine yönelik girişimlerden de henüz sonuç alınabilmiş değil. İletişim Başkanlığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 7 Ekim’de Rusya Devlet Başkanı Putin ile görüşmesinde bu konunun da gündeme geldiğini açıkladı. Bulgaristan’da, Romanya ve Türkiye’nin katılımıyla üçlü toplantı yapıldı ama bu konuda Türkiye’de bir açıklama olmadı.</p>
<p>Bulgaristan, 13 Ekim’de karasularında iki gemiye saldırılması üzerine Rusya Büyükelçisi’ni, Dışişleri’ne çağırarak uyardı. Ama Türkiye’de böyle bir girişim de yok. İktidar medyası da muhalif medya da yeterince ilgilenmiyor bu saldırılarla. Böyle olunca da Karadeniz’deki bu tehlikeli gelişmeler, Türkiye’de bir türlü gündemin ilk sıralarına taşınamıyor. Ne batan gemiler ve alınacak önlemler izleniyor, ne de ölen, yaralanan gemicilerin yaşam öyküleri aktarılıyor.</p>
<p>Medyanın, toplumu bilgilendirmek ve yöneticileri uyarmak yerine bu kadar yakınımızda yaşanan, insanları ve hatta ekonomiyi doğrudan etkileyen savaşa karşı duyarsız kalması üzücü.</p>
<h4><strong>İzleyici kayyuma tepki verdi </strong></h4>
<p>Halk TV geçen ay haber kanallarının birincisiydi. Günlük ortalama reytingi, TRT Haber, CNN Türk, A Haber’in yanı sıra Sözcü TV’yi de geride bırakmıştı.</p>
<p>En çok izlenen haber kanalına kayyum atandığı gün, izleyici anında tepki verdi, muhalif iki kanala yöneldi. Sözcü TV, AB grubunda tüm günde 4.64’lük reytingle, 14 Ekim’i açık ara lider olarak tamamladı. Koza TV’nin bir gün önce 0.17 olan reytingi de bir günde 0.78’e yükseldi.</p>
<p>Zira Halk TV’ye polis baskını ve sonrasını bu iki kanal ayrıntılı olarak aktardı. İktidar yanlısı kanallar, Halk TV’ye kayyum atanmasını gün boyu görmezden geldi. Akşam da savcılığın açıklamasına dayanarak, Cafer Mahiroğlu’na yönelik suçlamaları aktararak; kayyum atanmasını haklılaştırmaya çalıştılar. Oysa Cafer Mahiroğlu, yargılanıp mahkûm olmuş değil. Kaldı ki, olsa bile onun durumu Halk TV’ye el koymanın gerekçesi olamaz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 18 At 18.20.55 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055-3.jpeg"></p>
<p>24 TV ve Habertürk gibi kanallar o gün bir de ABD Başkanı Trump’ın “Türkiye’den Yemen’deki karşılığa katılmasını istiyor musunuz?” sorusuna verdiği “Yapabilirim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, isteğimi yerine getireceğini düşünüyorum” yanıtına açıklık getirmeye çalışıyorlardı.</p>
<p>İktidar medyasını huzursuz eden o soruyu Trump’a soran, Halk TV’nin ABD Temsilcisi Serra Karaçam’dı. Halk TV, el konulmadan önce bu soru ve yanıtı da yayımlamıştı.</p>
<p>Bir gün sonra da Halk TV’de “fon vurgunu”nunda malvarlığına el konulan 141 kişilik listedeki “29 kişilik düzeltme”yi haber yapan Bahadır Özgür, gözaltına alındı. Gerekçe de “soruşturmanın gizliliğini ihlal”di. Ardından zaten ev hapsinde olan Murat Ağırel gözaltına alınırken de bu kez gerekçe, henüz yazmadığı bir haberle ilgili araştırma yapmasıydı.</p>
<p>RTÜK de sessiz kalmadı tabii. Hemen izlenme oranları artan Sözcü TV ve Koza TV’yi “fon vurgunu” yayınları nedeniyle cezalandırdı.</p>
<p>Bu ağır kuşatmanın nedeninin bağımsız ve eleştirel gazetecilerin toplumu bilgilendirmesini engellemek, medyanın tümüyle kontrollü gazetecilik yapmasını sağlamak olduğu çok açık.</p>
<p>Nitekim kayyum olarak atandığında Habertürk’ün yayınını aynen sürdüren İbrahim Paşalı da Tele1’de yaptığı gibi ilk iş olarak Halk TV’nin haber yayınını durdurdu.</p>
<p>Peki ne oldu? İnsanlar, onun yerine hemen başka kanallara çevirdi yüzlerini. Haber de su gibidir, kendine akacak kanal bulur, mutlaka&#8230; Önüne engeller koyarsanız bir gün sel olur akar…</p>
<h4><strong>“Yahya Sinvar fotoğrafı”nın çıkardığı kavga</strong></h4>
<p>AKP’ye yakın gazeteciler arasındaki Yahya Sinvar fotoğrafı kavgasını, İsmail Kılıçarslan’ın Yeni Şafak’taki yazısından fark ettim:</p>
<p>“Yahya Sinvar. Yüz akı şehidimiz. Fransa’da yaşayan İsrail yanlısı bir Cezayirli Siyonist ile yine batıda yaşayan İsrail yanlısı Mısırlı bir Siyonist, Yahya Sinvar’ı Tel Aviv’de bir restoranda yemek yerken gösteren yapay zekayla yapılmış bir fotoğraf servis ettiler.</p>
<p>Bu fotoğraf ne yazık ki Akşam gazetesi yazarı Yusuf Alabarda eliyle girdi Türkiye’de dolaşıma. Kendini doğru ifade edemeyen bir tweetle fotoğrafa ‘Gerçek’ dedi, Alabarda.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 18 At 18.20.55 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-18-at-182055-1.jpeg"></p>
<p>Sosyal medyaya baktım. Meğer, 11 Ekim’de o fotoğrafı paylaşan Yusuf Alabarda’ya hücum edilmiş, büyük kavga çıkmıştı. Kimisi fotoğraftaki kişinin Yahya Sinvar olmadığını, kimisi de fotoğrafın yapay zeka ürünü olduğunu savunuyordu.</p>
<p>Hem de İsmail Kılıçarslan kadar serinkanlı yaklaşıp “yanlış anlamayı gidermesini” istemiyorlardı Yusuf Alabarda’dan. Fatih Tezcan “dangalak”, Özlem Doğan “Bu kişiler artık gözümde şüphelidir”, Taha Ün de “Kifayetiniz yok” diye sesleniyordu. Yusuf Alabarda ise “Davutoğlu beslemesi” diyerek sadece Taha Ün’ü yanıtlıyor, suçlamayı reddediyordu. Yusuf Alabarda’nın kavgaya neden olan paylaşımına da baktım; fotoğrafın üzerine şunları yazmıştı:</p>
<p>“Fotoğraf gerçek. Tel Aviv Humms Restoran. Allah insanları aynı suretten çift yaratırmış&#8230; Aksini düşünmek uyku kaçırır.”</p>
<p>Görüleceği gibi, Yusuf Alabarda tepki gösterilen paylaşımında, fotoğraftaki kişinin Yahya Sinvar olduğunu söylemiyor, “Allah aynı suretten çift yaratırmış” diyerek o kişinin Yahya Sinvar’a benzerliğini vurguluyordu. O kadar. “Fotoğraf gerçek” derken kastettiği buydu.</p>
<p>Yusuf Alabarda’nın Yahya Sinvar’a saygı duyan bir isim olduğu bilinmesine rağmen, anlayıp dinlemeden bu kadar ağır biçimde saldırılması sanırım o çevrelerdeki gerilimi yansıtıyor. Bir de farklı bir yaklaşımda bulunana bile tahammül edilemediğini…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Ticaret Bakanlığı Basın Müşaviri Bekir Kaplan, “4 cacık için bin lira alan restorana 135 bin TL ceza verildi” açıklamasında Ankara’daki restoranın adını vermedi; BirGün, CNNTürk, NTV, Sabah da restoranın adını eklemeden haber yaptı. Show TV de restoran sahibiyle görüşmesine rağmen restoranın adını belirtmedi.</li>
<li>Yıldız Holding, Yeni Şafak’tan Fazlı Şahan ve Türkiye’den Akif Bülbül’ü Londra gezisine götürdü; onlar da “İngiltere’nin bisküvi lideri …” haberleri yazdılar.</li>
<li>Hürriyet’in, “Tokat’ta şebeke suyuna kilit” haberinde, Tokat Belediyesi Başkanı’nın MHP’li olduğundan hiç söz edilmedi; Sabah ise bu konuyu hiç haber yapmadı.</li>
<li>Yeni Şafak, AKP’li Bursa ve Ümraniye belediyelerinin tanıtım metnini, “Bu bir ilandır” uyarısı koymadan haber gibi yayımladı.</li>
<li>NTV, “Selde elektrik akımına kapılıp can verdi: 14 yaşındaki Mahmut’un hikayesindeki acı ayrıntı” başlığıyla bir çocuğun ölümünü dramatize ederek “çocuğun üstün yararı”nı gözetmeden okur avcılığı yaptı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/araplar-oluyor-da-husiler-olmuyor-mu.html">Araplar ölüyor da Husiler ölmüyor mu?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/araplar-oluyor-da-husiler-olmuyor-mu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ne Ömer Çelik’e sorulabildi ne de Ümit Özlale’ye</title>
		<link>https://9koy.org/ne-omer-celike-sorulabildi-ne-de-umit-ozlaleye.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ne-omer-celike-sorulabildi-ne-de-umit-ozlaleye.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 04:20:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27390</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Bengü Türk muhabiri, “AKP’li bürokrat Osman Arıkan Nacar, 20 milyar liralık fon vurgunuyla yurt dışına kaçmadan kısa süre önce Ömer Çelik ile Bodrum’da tatil yaptı” iddiasını hayli yumuşatarak ve de genelleştirerek sordu basın toplantısında: “Önce Yeni Partili isimler, ardından da Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel fon krizi ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Adalet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ne-omer-celike-sorulabildi-ne-de-umit-ozlaleye.html">Ne Ömer Çelik’e sorulabildi ne de Ümit Özlale’ye</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Bengü Türk muhabiri, “AKP’li bürokrat Osman Arıkan Nacar, 20 milyar liralık fon vurgunuyla yurt dışına kaçmadan kısa süre önce Ömer Çelik ile Bodrum’da tatil yaptı” iddiasını hayli yumuşatarak ve de genelleştirerek sordu basın toplantısında:</p>
<p>“Önce Yeni Partili isimler, ardından da Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel fon krizi ile ilgili Sayın Cumhurbaşkanı’nı, Adalet Bakanı’nı, Hazine ve Maliye Bakanı’nı, sizin şahsınızı hedef alan bazı söylemler ve iddialarda bulundular, neler söylersiniz?”</p>
<p>Ömer Çelik, “Borsa işinden anlamam, borsa hesabım da olmadı” diye karşılık verirken aslında soruyu yanıtlamadı. Normalde, gazetecilerin yeniden söze girerek bir daha sorması, “Nacar ile tatile gidip gitmediği”ni ve Nacar’ın durumunu netleştirmeye çalışması beklenir ama yapılmadı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-11-at-131052-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 11 At 13.10.52 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-11-at-131052-1.jpeg"></p>
<p>Gazeteciliğin özü olan soru sorma refleksinin zaafa uğradığını gösteren ikinci olay da Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale’nin, TBMM’de düzenlediği ve iki bakana soru formunda suçlamalar yönelttiği basın toplantısında yaşandı.</p>
<p>Özlale, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a, “Hedef Portföy&#8217;de 170 milyon liralık işlem size mi ait?” sorusunu yönelttiğinde gazetecilerden hiç ses çıkmadı. Hatta Özlale bir süre bekledi ama yine de soru gelmedi izleyen gazetecilerden.</p>
<p>Oysa Ömer Bolat, önceki akşam gazeteci Murat Ağırel’in Sözcü TV’deki konuşmasının ardından yaptığı açıklamada, “37,8 milyon lira tutarındaki aile tasarrufunun Hedef Yatırım Portföy’deki sukuk hesabında (kira sertifikası) durduğunu” belirtmiş, 2 yıl 8 aydır işlem yapılmadığını, soruşturma sonrasında da hesabın kapatılmadığını vurgulamıştı.</p>
<p>Aslında Bolat, bu açıklamayla, dolaylı olarak Özlale’nin TBMM Genel Kurulu’nda dile getirdiği soruyu da yanıtlamış oluyordu. Gazeteciler, bu yanıtı anımsatabilir, en azından 170 milyonluk işlemin tarihi sorulabilirlerdi.</p>
<p>Özlale’ye, Bolat’ın, gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Saymaz için kullandığı hakaretamiz dil de sorulabilirdi. Zira Ağırel, Özlale’nin TBMM’deki konuşmasında kastettiği bakanın Bolat olduğunu dile getirmiş, İsmail Saymaz da “400 koyup 800 alan Ömer Bolat mı?” diye sormuştu. Murat Ağırel, bakanı suçlamadan “Onu bilmiyorum” karşılığını vermişti. Gazeteciler, Özlale’nin basın toplantısında sorularla bu durumun da altını çizebilirdi.</p>
<p>Ancak Bolat’ın, sanki “400 koyup 800 aldı” suçlamasında bulunmuşlar gibi açıklama yapması, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz’a “ev hapsi” cezası verilmesine dayanak oldu maalesef.</p>
<p>Gazeteciler Mustafa Balcı ile Şaban Sevinç de sırf Ömer Çelik’in arkasında Osman Arıkan Nacar’ın göründüğü ve Bodrum’daki bir konserde çekilmiş bir fotoğrafı sosyal medyada paylaştıkları için tutuklandılar.</p>
<p>Yeterince soru sormadan yapılan, sınırlı sorumlu gazetecilik, üstüne üstlük bir de hukuksuz ve haksız soruşturmaların, gözaltıların, tutuklamaların baskısı altında…</p>
<h2><strong>Ekonomim’in yanlışı düzeltme sorumluluğu </strong></h2>
<p>Eski bakan ve AKP yöneticisi Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin, fonlardan elde ettikleri haksız kazancı iade edip etmediklerini muammasını yaratan ilk adım Ekonomim’den gelmişti.</p>
<p>29 Eylül 2026 günü, Ekonomim’in web sayfasında “Fatma Betül Sayan Kaya 2,2 milyar lirayı iade etti!” haberi yayımlandı. Ertesi gün basılı gazetede de yayımlanan bu haber, önce dijital medyada, ardından haber televizyonları ve gazetelerde de alıntılandı. “Ekonomim.com’un edindiği bilgilere göre, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın yaklaşık 2.2 milyar lirayı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bildirdiği hesaba aktardığı” bilgisi verilen haber, haber kanallarında tartışma programlarına ve muhalefetten bazı isimlerin açıklamalarına da konu oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-11-at-131052.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 11 At 13.10.52" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-11-at-131052.jpeg"></p>
<p>İlk itiraz, “Güvendiğim bir iki kaynaktan bu haberin doğru olmadığı söylendi&#8221; diyen Nagehan Alçı’dan geldi. Alçı’nın itirazına ertesi gün İsmail Saymaz da Kaya ve eşinin parayı iade etmediğini söyleyerek destek verdi.</p>
<p>Bunun üzerine medya ikiye bölündü; bazı TV programlarında paranın iade edildiği bilgisi yinelendi, bazıları da paranın iade edilmediğini ifade etmeyi sürdürdü. Ekonomim’den haberlerini savunmak gibi bir çaba olmadığı gibi ilgili kurumlardan da somut bir açıklama gelmeyince beş gün böyle ikircikli biçimde geçti.</p>
<p>Kararsızlık hali, 5 Ekim akşamı, Kaya ve eşinin başvurusu üzerine savcılığın, hesaplarındaki blokeyi kaldırarak, TMSF’nin açtığı “gönüllü iade hesabı”na para yatırmalarına izin verdiği bilgisinin duyulmasıyla biraz olsun aydınlandı.</p>
<p>Önce DHA, Kaya ve eşinin parayı yatırdığını duyurdu. Ardından Hürriyet ve Yeni Şafak da Kaya ile eşinin, hesaba yatırdığı miktarın 1 Milyar 860 milyon lira olduğunu yazdı. Kaya ve eşinin, fondan çektikleri 2.2 milyar lirayı değil, fona koydukları 163 milyon lira ana paraya ilaveten bir de faiz olarak 147 milyon lirayı kendilerine saklamayı düşündükleri anlaşılıyordu!</p>
<p>Bu gelişmeden sonra Ekonomim, sanki 29 Eylül’de “Kaya ve eşinin parayı iade ettiği” belirtilen ve yanlış çıkan haberi kendileri yapmamış gibi, 5 Ekim akşamı, DHA ile hemen aynı sıralarda “Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi, parayı TMSF&#8217;ye yatırdı” haberi yayımladı. Üstelik de bu haberde ilkinden hiç söz edilmedi.</p>
<p>Neyse ki, Kaya ve eşinin durumu, fondan kazandıkları paranın bir kısmını iade etmeleriyle ilgili belirsizlikler, savcılığa ifadeye çağrılmalarının ardından sona erdi.</p>
<p>Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, “Gazeteci, yayınlarındaki her yanlışı en kısa sürede düzeltmekle ve gerektiğinde özür dilemekle yükümlüdür” ilkesini içerir. Ekonomim de eleştiriler gelince hemen yeniden araştırmalı, okurunu yeniden bilgilendirmeliydi. Yanlışı düzeltmeden altı gün bekleyip, sonra da yanlış çıkan haberi yok varsayarak yeni bir haber yayımlamak doğru olmadı.</p>
<h3><strong>İfade özgürlüğünün hali</strong></h3>
<p>İfade Özgürlüğü Derneği’nin X hesabına bile erişim engellemesi, Türkiye’deki ifade özgürlüğünün halini yansıtıyor.</p>
<p>İFÖD, siyasi bir örgütlenme değil. Türkiye’de ifade özgürlüğü, medya ve İnternet özgürlüğünün korunması ve geliştirilmesini amaçlayan, erişim engellemelerini izleyen, raporlayan ve duyuran bir dernek. Faaliyetlerinin suç olduğunu öne süren bir yargı makamı, kararı da yok. Erişim engelinin neden, hangi makam tarafından verildiğine dair bildirim de yok.</p>
<p>Hem de öyle bir yargı düzeni var ki, önce muhatabına sorulmadan erişim engeli getiriliyor, savunmasız getirilen ceza infaz ediliyor. Güya sonradan itiraz yolu da açık ama aslında pratikte o yol da kapalı. T24, 118 yazı gerekçe gösterilerek sitenin tamamına getirilen erişim engeli kararına 1 Ekim’de itiraz etti. Başvuru sekiz gün bekletildikten sonra görüşüldü. “Kararı değiştirecek somut delil olmadığı” gibi hukuk dışı bir gerekçeyle de reddedildi. Gerekçe gösterilen 118 yazının kaldırılmış olmasını bile dikkate almadı hakim. T24 hâlâ engelli.</p>
<p>T24’e ilaveten geçen hafta bir de Bianet’in X hesabı, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) alan adı engellendi. Çok sayıda gazetecinin X hesabına bir kez daha erişim engeli getirildi. Bu ayın ilk günlerindeki engellemelerin sayısı 200’ü geçti.</p>
<p>Erişim engellerinin en garibi, 2004’de 13 yaşındaki Erdin Özel’in dönemin ABD Başkanı Bush’la fotoğraf çektirmek için Esenboğa’ya sızdığı haberinin 23 yıllık kupürünü paylaşan hesaba da erişim engeli getirilmesiydi.</p>
<h4><strong>Okur Görüşleri:</strong></h4>
<p><strong>Ergün Gökçek: </strong>Takip ettiğim gazetelerde sürekli emekli banka promosyonları hakkında yalan haberler yapılıyor. Banka değişiyor ancak ifadeler her zaman birbirinin kopyası halinde. Üstelik güncellenmiş herhangi bir promosyon da yok.</p>
<p><strong>Emre Yörük:</strong> Türkiye’de haber sitelerinde yıllardır beni rahatsız eden bir alışkanlık var ve zaman geçtikçe yaygınlaşıyor. Haberi bilinçli şekilde eksik veren veya “click-bait” başlıklar. En açık örneği Merkez Bankası bir faiz kararı açıkladığında görülüyor. Manşetlerden açıklanan karar hakkında okur bilgi edinemiyor, illa habere tıklayıp açılan sayfada detaya erişilebiliyor. Birkaç tıklama için haberin içini boşaltan başlıklar atılması sizce de bir sorun değil mi?</p>
<h4><strong>Tek cümleyle:</strong></h4>
<ul>
<li>Türkiye gazetesi, (‘) kesme işareti yerine birinci sayfadaki haberlerde bile bazı başlıklarda “X” işareti koyuyor; bu teknik aksaklık 13 Ağustos’tan beri tam olarak giderilemedi.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-11-at-131052-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 11 At 13.10.52 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-11-at-131052-2.jpeg"></p>
<ul>
<li>Akşam, Aydınlık, Hürriyet, Milliyet, Posta, Sabah, Takvim, Türkiye, Türkgün ve Yeni Şafak, AKP’li Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin “Kitap fuarı kapılarını açtı” başlıklı tanıtım metnini, “reklam” uyarısı koymadan haber gibi yayımlayarak okurlarını aldattı.</li>
<li>TV100’de Merkez Hakem Kurulu operasyonunu, spor uzmanı olmayanların konuştuğunu belirtirken Murat Ilıkan’ı da saymıştım. Düzelteyim, ekranda “Siyaset bilimci” yazıyordu ama Ilıkan, Gençlerbirliği yönetim kurulu üyesi ve basın sözcüsü, Spor Eğitimi lisansüstü öğrenime devam ediyor.</li>
<li>Yeni Şafak, mühürlenen kömür işletmelerinin sorunlarına sahip çıkıyor gibi görünen “Trabzon ekonomisine ağır darbe” haberinde Trabzon Limanını, gazetenin de sahibi olan Albayrak Holding’in işlettiği bilgisi verilmedi.</li>
<li>Medya, Karadeniz’de İHA saldırısı sonucu batan Türk sahipli Togo bayraklı “Alfa Watan” adlı gemideki 10 denizcinin ölümüne ilgi göstermedi, son bir haftada Karadeniz’te üç geminin batırılmasını küçük haberlerle <a href="https://denizgundem.com/karadenizde-iha-saldirisina-ugrayan-turk-sahipli-gemideki-10-denizci-hayatini-kaybetti/" data-cke-saved-href="https://denizgundem.com/karadenizde-iha-saldirisina-ugrayan-turk-sahipli-gemideki-10-denizci-hayatini-kaybetti/">geçiştirdi</a>.</li>
<li>Burdur’da Gür Haber sitesinin sahibi Hasan Güraksu, “Devlet hastanesinde bozuk etler hastalara mı yediriliyor” haberiyle “halkı yanıltıcı bilgi yaydığı” gerekçesiyle tutuklandı.</li>
<li>Yeni Akit ve Yeni Şafak, 8 Ekim’de ekonomiyle ilgili zirve düzenledi; her iki zirveye de Halkbank, Vakıfbank, Ziraat Bankası, THY, Türk Telekom gibi kamu kuruluşları sponsor oldu.</li>
<li>“Kumarhaneler kralı” olarak tanınan Sudi Özkan’ın Büyükçekmece’deki cenaze törenine medya ilgi göstermedi, sadece Patronlar Dünyası sitesi ve yerel Damga gazetesi izledi.</li>
<li>Korkusuz, “AKP’lilere ve fonculara lekelenmeme hakkı var muhalefete niye yok” haberinde belediye operasyonlarındaki teşhir fotoğraflarını kullanarak eleştirdiğini kendisi de yaptı.</li>
<li>Hürriyet’in, “Gazze’de ateşkes kağıt üstünde kaldı” haberinde insani krizi sona erdirmediği belirtilen “barış planı”na imza koyan ülkelerden birinin Türkiye olduğu bilgisi yoktu.</li>
<li>Anadolu Ajansı, Aydınlık, Hürriyet, Gzt, Karar, NTV, Yeni Şafak siteleri ve TGRT Haber ile Koza TV, “Parayı marketin kapısının altından attılar” haberinde iki küçük kız çocuğunun görüntüsünü yüzü açık yayımlayarak “çocuğun üstün yararını” gözetmediler.</li>
<li>Yeni Akit, “Azerbaycan’da başörtüsü yasağı krizi büyüyor” haberinde yapay zeka ile üretilmiş görsel, gerçek fotoğrafmış gibi kullandı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ne-omer-celike-sorulabildi-ne-de-umit-ozlaleye.html">Ne Ömer Çelik’e sorulabildi ne de Ümit Özlale’ye</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ne-omer-celike-sorulabildi-ne-de-umit-ozlaleye.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ensar Ögüt’e yüklen, bakan yardımcısını sakla</title>
		<link>https://9koy.org/ensar-ogute-yuklen-bakan-yardimcisini-sakla.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ensar-ogute-yuklen-bakan-yardimcisini-sakla.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Oct 2026 04:24:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27243</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Fakat bunun hemen üzerinde “İskender Balcı da gözaltında” haberi vardı. O haberde İskender Balcı’nın, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı, Bankacılık ve Denetleme Kurulu’nun eski üyesi Mustafa Balcı’nın da oğlu olduğu yazmıyordu. Sabah’ın haberinde de “Eski CHP milletvekilinin kardeşi ‘Balıkçı İsmet’in 3 milyarlık para trafiği inceleniyor” yazıyordu. Fakat üzerindeki “Fon soruşturmasında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ensar-ogute-yuklen-bakan-yardimcisini-sakla.html">Ensar Ögüt’e yüklen, bakan yardımcısını sakla</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Fakat bunun hemen üzerinde “İskender Balcı da gözaltında” haberi vardı. O haberde İskender Balcı’nın, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı, Bankacılık ve Denetleme Kurulu’nun eski üyesi Mustafa Balcı’nın da oğlu olduğu yazmıyordu.</p>
<p>Sabah’ın haberinde de “Eski CHP milletvekilinin kardeşi ‘Balıkçı İsmet’in 3 milyarlık para trafiği inceleniyor” yazıyordu. Fakat üzerindeki “Fon soruşturmasında yeni operasyon: 9 gözaltı” haberinde İskender Balcı’nın Osman Çelik’in damadı olduğundan hiç söz edilmiyordu.</p>
<p>Elbette hiç kimse akrabalık ilişkilerinden dolayı suçlu gösterilemez. Ama CHP’li Ensar Öğüt olunca haberin başına çıkarıp, AKP’li Osman Çelik olunca hiç koymamak çifte standarttır, korumacılıktır. Üstelik Osman Çelik, Ensar Öğüt’ten farklı olarak yetkili ve etkili konumda.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 04 At 12.57.37 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737-3.jpeg"></p>
<p>Hürriyet ve Sabah gibi Akşam’ın da “Balıkçı İsmet’e 3.1 milyar” haberinde kardeş Ensar Öğüt vardı ama “Karadağ’dan gelip teslim oldu” haberinde kayınpeder Osman Çelik yoktu. Yeni Şafak da öyleydi. Onda da “CHP’li vekilin kardeşi 3 milyar TL çekmiş” haberinde Ensar Öğüt en baştaydı. “Destek ve Özata’da 9 gözaltı” haberinde ise Bakan Yardımcısı yazılmamıştı.</p>
<p>Yeni Akit, “CHP’li ‘samancı’nın kardeşi de fon vurguncusu çıktı” haberinde Ensar Öğüt’ü ilk sayfaya çıkarırken, damat İskender Balcı’nın gözaltına alınmasını hiç haber bile yapmamıştı.</p>
<p>İktidar medyasında Türkiye gazetesi istisnaydı. Her iki akrabalık ilişkisine de aynı ölçütlerle yaklaşmış, ikisini de belirtmişti. Fakat o da bir gün önce Fatma Betül Sayan Kaya’nın AKP yönetiminden “affı” haberinde iktidar medyasıyla aynı tavrı almıştı. Türkiye’de de Akşam, Milliyet, Sabah, Yeni Akit, Yeni Şafak’ta olduğu gibi Kaya ve eşinin fona 163 milyon yatırıp beş ay sonra 2 milyar 170 milyon lira olarak çektiği bilgisi yoktu.</p>
<p>Sadece “fon krizi iddialarına adı karışan” gibi üstü kapalı ifadelerle geçiştirilmişti Kaya’nın “affedilmesi”nin nedeni. Kaya’nın bu vurgununun soruşturmayla değil, Yeni Parti Genel Sekreteri Yunus Emre’nin açıklamasıyla ortaya çıktığı da aktarılmıyordu. Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Nefsine yenilenle vedalaşırız” konuşmasından sonra iktidar medyasının frenleri boşaldı da Kaya’nın mal varlığının dondurulduğu bile kısaca haber yapılabildi.</p>
<p>Ancak yine de AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın malvarlığına el konulup sonra kaldırılmasına ve yurtdışı yasağı getirilmesine hiç değinilmedi iktidar medyasında. AKP Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi’nin, “Ben de fon mağduruyum” sözleri ve dört şirketinin 250 milyon lirasının o fonlara yatırılması da yok sayıldı.</p>
<p>İskender Balcı’nın, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı olduğu da ancak tutuklandıktan sonra satır aralarında haberleştirildi. Tabii İsmet Öğüt tutuklandığında ise onun Ensar Öğüt’ün kardeşi olduğunun yeniden haberleştirilmesi unutulmadı.</p>
<p>Sonra da Sabah, “fon soruşturması” haberlerini hızla magazin eki Günaydın’a indirgedi. Mustafa Sandal’ın kayınpederi Cihan Sütşurup’un vurguncular listesinin altıncı sırasında olduğunu yazdı ama ilk beşteki isimleri yazmadı!</p>
<p>Bu koruma örnekleri, iktidar medyasının fon dolandırıcılığı haberlerinde AKP’ye dokunan noktaları örtme çabasını, muhalefete ise aynı kriterlerle yaklaşmadığını bir kez daha somutluyor.</p>
<p>Ayrıca muhalif medyada da tersine “damat” haberleri öne çıkarıldı ama “Balıkçı İsmet” haberlerine yer verilmedi. Aynı kaynaktan servis edilen bu haberin BirGün, Cumhuriyet ve Sözcü’ye ulaşmaması doğal ama sonraki günlerde değinilebilirdi bu isme.</p>
<p>Muhalif medyanın istisnası da Nefes’ti. Nefes, akrabalık ilişkisini vurguladığı her iki haberde de suçlananların yanıtını habere koydu. “Damatların belli fonları” haberinde İskender Balcı’nın, “Balıkçı İsmet’in oltasına 3 milyar takılmış” haberinde de Ensar Öğüt’ün sözleri yer alıyordu.</p>
<p>Doğrusu da bu. Hangi partiden olursa olsun objektif değerlendirmek, kime yönelik olursa olsun tüm suçlamaları da savunmaları da aktarmak gerek.</p>
<h2><strong>Muhalif medyaya “dijital sıkıyönetim”</strong></h2>
<p>İfade Özgürlüğü Derneği (İFD), EngelliWeb projesi kapsamında hazırladığı “Dijital sıkıyönetim: Kamu düzeni gerekçesiyle kamunun susturulması” başlıklı 2025 yılı raporunda, engellemelerin önceki yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde arttığını vurguluyordu.</p>
<p>Bu yıl erişim engellemeleri, geçen yılı katbekat aştı. Hele de eylül ayı, erişim engellemelerinde yeni bir rekorla kapandı. İFD’nin saptamalarına göre, geçen yılın tamamında 985 olan X hesabı erişim engellerinin sayısı bu yıl sadece eylül ayında 1.270’i buldu. Eylülde engellenen toplam dijital medya içeriği sayısı da Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’ne göre 3.492.</p>
<p>“Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle gerçekleştirilen engellemeler, ağırlıklı olarak gazeteciler, medya kuruluşları, akademisyenler ve hak savunucularına yönelik. X hesabı engellenenler arasında EngelliWeb ile İFD kurucularından Yaman Akdeniz de bulunuyor. Fon dolandırıcılığı, Narin Güran cinayeti davası ve Furkan Cemaati hakkında paylaşımlar yapan 300’e yakın X hesabı Türkiye’den görünmez kılındı. Web sitelerindeki 15 haber de engellendi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 04 At 12.57.37" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737.jpeg"></p>
<p>“Dijital sıkıyönetim” olanca karanlığıyla muhalif medyanın üzerine çöktü. Medya kuruluşları Evrensel, Kısa Dalga, Jinnews, Sol Haber, Bizim TV, Turkeyindepth, Mezopotamya Ajansı ile gazeteciler Furkan Karabay, Meral Danyıldız, Hikmet Adal, Tuğçe Yılmaz, Sarya Toprak, Esra Tokat, Ersin Eroğlu, Dinçer Gökçe, Ali Tarakcı, İrfan Değirmenci, Hilmi Hacaloğlu, Alptekin Dursunoğlu, Onur Dalar, Razi Canikligil, Canan Kaya, Yıldız Tar, Burçin Atılgan, Alex Crawford ve Erdal Sağlam’ın hesapları erişime kapatıldı.</p>
<p>Hiç dinmeyen engelleme dalgası, artık toplam gazete satışının 500 bini bile bulmadığı bir ortamda milyonlara ulaşan ve “merkez medya” konumuna erişen T24 haber sitesini bile vurdu. Sosyal medya hesaplarının yanısıra T24 sitesinin tümüyle engellenmesinin gerekçesi, “son bir yıl içerisinde yayımlanan 118 haber ve yazıda LGBT propagandası” yapıldığı suçlamasıydı.</p>
<p>Oysa “LGBT propagandası” diye bir suç yok yasalarda. Zaten haberle propaganda yapılmaz. Üstelik “son bir yılda” denilen 118 yazının çoğu eski, 2017’de çıkan yazılar bile var içlerinde.</p>
<p>Engellemeye gerekçe yapılanlardan biri de benim “Etki ajanlığı yasası yürürlükte mi?” başlıklı yazım. LGBT derneklerini hedef alan “Ailem güvende” operasyonlarının iktidar medyasında haber yapılma biçimini eleştiriyordum. O yazı da “LGBT propagandası” sayılmış!</p>
<p>Asıl amaç, bu yazılar olsa sadece o linklere erişim engellemesi getirebilirlerdi. O linklerle yetinmemeleri, hedefin doğrudan T24 olduğunu gösteriyor. Öyle hukuk düzeni ki, sulh ceza hâkimi savunma bile almadan cezayı kesip uygulatıyor. Ondan sonra itiraz edebiliyorsunuz!</p>
<p>Muhalif medyaya yönelik operasyonlar dijital mecralarla da sınırlı değil. Olmadık bir suçlamayla Merdan Yanardağ’ı tutuklayıp, Tele1’i kapatmakla başlatılan operasyonlar tüm hızıyla devam ediyor. Son bir ayda gazeteciler Selahattin Günday, Oya Lale Özan Arslan, Hüseyin Aykan, Ali Tarakcı, Tuğba Tekerek, Fatih Ergin ve Derya Okatan da tutuklandılar. Hem de eften püften gerekçelerle.</p>
<p>Eminim bağımsız ve eleştirel gazetecilik yine de susmayacak. T24 ve tutuklanan, hesabı engellenen tüm meslektaşlarımızla dayanışma içinde olacağız.</p>
<p>Bu ülkede tek parti döneminde de yere düşmedi gazetecilik bayrağı, 12 Eylül askeri rejiminde de. Eleştirel ve bağımsız gazetecilik bunca ağır “dijital sıkıyönetime” rağmen yolunu bulacaktır. Yeter ki, bizler gazeteciliğimizden, hakikate sadakatten taviz vermeyelim.</p>
<h3><strong>Murat Ağırel ve Levent Gültekin atışması </strong></h3>
<p>Murat Ağırel’in, “Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonluk serveti ortaya çıktı: Düsseldorf’ta 15 dairelik bina” başlığıyla özetlenen haberleri, son zamanlarda eşine nadir rastlanan bir araştırmacı gazetecilik ürünüydü.</p>
<p>Murat Ağırel’in önce Onlar TV’de izleyiciye aktardığı, sonra da Cumhuriyet’te sürdürdüğü bu haberler, medyada epeyce yankılandı, savcılık Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek hakkında soruşturma da açtı. İfadeler ve açıklamalar, Gökçek ailesinin Almanya’da bir şirket kurduğunu ve milyonlarca euro transfer ettiğini doğruladı. Paranın kaynağı ve Melih Gökçek’in bu faaliyetler içindeki konumu ise soruşturmayla netleşecek.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 04 At 12.57.37 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737-2.jpeg"></p>
<p>Almanya’ya kadar giderek duyumlarını yerinde araştırdığı ve haberleştirdiği için Murat Ağırel’i kutlamak gerek. Tek itirazım, savcıya ifade verdikten sonra kaleme aldığı yazısındaki “Bugüne kadar anlatamadıklarımı da savcılığa anlattım. Hatta kamuoyuyla henüz paylaşmadığım belgeleri de savcılığa ilettim” sözleri.</p>
<p>Gazetecinin soruşturmalarda tanıklığının haberleriyle sınırlı olması gerek. Gazetecinin önceliği her zaman kamuoyudur; doğruladıklarını toplumdan saklamaz. Henüz yazmadıkları ya da doğrulayamadıkları üzerinden de soruşturmaya katkıda bulunmaz.</p>
<p>Fakat Levent Gültekin’in, &#8220;Ben girmiyorum öyle şeylere. Murat Ağırel üzerinden Melih Gökçek operasyonu çektiler. Murat Ağırel’e o bilgileri kimin verdiğini medya dünyasında olan herkes az buçuk biliyor” sözleri yanlış ve yakışıksız. Levent Gültekin’in, duyduklarını söylemiyor olması kendi bileceği bir iş. Ancak böyle bir tavrın gazetecilikle ilgisi olamaz.</p>
<p>Ne garip ki, Murat Ağırel’in haberlerinin doğru olmadığını da söylemiyor Levent Gültekin ama öte yandan “Melih Gökçek’e operasyon çekilmesinde kullanıldığı” suçlamasında bulunarak kendisiyle çelişiyor. Hem varsa “operasyon çekenler” hakkında bir bildiği onu açıklamalıydı; açıkça isim, adres vermeden “operasyon” diye nitelendirmek büyük haksızlık.</p>
<p>Murat Ağırel, Levent Gültekin’in bu tavrına itiraz etmekte haklı. Ancak bir gazeteci olarak yanıtını hakaret ve küfür boyutuna vardırmamalıydı. Levent Gültekin’in ona yanıtı da hakaret yüklü. Yanlış ve konunun özünden uzaklaştıran bir üslup bu.</p>
<h4><strong>Tek cümleyle:</strong></h4>
<ul>
<li>Evrensel, “225 çocuk devlet ihmaliyle can verdi” haberinde çocukların yandan çekilmiş ve sadece ayakları ile ellerinin gözüktüğü fotoğrafını yayımlayarak dijital ayak izi oluşturmamaya özen gösterdi.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 10 04 At 12.57.37 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/10/whatsapp-image-2026-10-04-at-125737-1.jpeg"></p>
<ul>
<li>Koza TV, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Her türlü sabotajın hesabı yargı önünde sorulacaktır” dediği geçen yılki konuşmasının görüntüsünü, 27 Eylül akşamı ekranın altına “Erdoğan’dan mağduriyet talimatı mı geldi?” yazarak yeni gibi yayımlandı.</li>
<li>Karar, “İzmir’de her gün 2 bin öğrenciye beslenme desteği” başlıklı ve “Bu bir ilandır” uyarısı bulunan metinde yanlışlıkla Aşevi Müdürü’nün fotoğrafının üzerine Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın adını yazdı.</li>
<li>TV100’deki “Doğru Yorum” programında Merkez Hakem Kurulu operasyonu, spor ile ilgili uzmanlıkları olmayan Mehmet Sevigen, Hacı Yakışıklı, Mustafa Balbay, Murat Ilıkan, Murat Kelkitlioğlu gibi isimlerle değerlendirildi.</li>
<li>Yeni Şafak, AKP’li Kahramanmaraş ve Bağcılar belediyelerinin hazırladığı metinleri “reklam” uyarısı koymadan haber gibi yayımlayarak okurlarını aldattı.</li>
<li>Haber7 ve Takvim, “CHP İstanbul İl Başkanlığı’na Mehmet Ali Yüksel getirildi” diye yazdı ama Yüksel henüz resmen bu göreve atanmadı.</li>
<li>Sabah’ın, “Pestisit yok’ diyen market yakayı ele verdi: 1.1 milyon TL ceza kesildi” haberinde Antalya’da cezalandırılan zincir marketin adı eksikti.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ensar-ogute-yuklen-bakan-yardimcisini-sakla.html">Ensar Ögüt’e yüklen, bakan yardımcısını sakla</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ensar-ogute-yuklen-bakan-yardimcisini-sakla.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fon dolandırıcılığında medyanın rolü</title>
		<link>https://9koy.org/fon-dolandiriciliginda-medyanin-rolu.html</link>
					<comments>https://9koy.org/fon-dolandiriciliginda-medyanin-rolu.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 2026 04:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=27107</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Medyada da bilenler varmış. Ekonomim’den Şebnem Turhan ve az sayıda bağımsız ekonomi gazetecisi, bu fonlardaki şişkinliğe dikkat çekmeye çalışmış ama yeterince etkili olamamışlar. Yaygın medya ise piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılığını görmezden gelmiş, sessizce izlemiş. Zira ekonomi haberciliği, siyasi iktidarın ve büyük şirketler ile yatırımcıların ağzına bakıyor; kamu yararını gözetmiyor. Güçsüzlerin değil güçlülerin, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/fon-dolandiriciliginda-medyanin-rolu.html">Fon dolandırıcılığında medyanın rolü</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Medyada da bilenler varmış. Ekonomim’den Şebnem Turhan ve az sayıda bağımsız ekonomi gazetecisi, bu fonlardaki şişkinliğe dikkat çekmeye çalışmış ama yeterince etkili olamamışlar.</p>
<p>Yaygın medya ise piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılığını görmezden gelmiş, sessizce izlemiş. Zira ekonomi haberciliği, siyasi iktidarın ve büyük şirketler ile yatırımcıların ağzına bakıyor; kamu yararını gözetmiyor. Güçsüzlerin değil güçlülerin, paralıların sesi artık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124354-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 27 At 12.43.54 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124354-1.jpeg"></p>
<p>Nitekim soruşturmanın hedefinde olan ve 51 yöneticisi tutuklanan şirketler yakın zamana değin medyanın gözbebeğiydi. ATV programcısı Müge Anlı, Katılımevim’in reklam yüzüydü. Reklamda, “Sen de katıl derim” diyordu ekranlarda edindiği o güvenilir yüzüyle….</p>
<p>Katılımevi ve Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan, CNN Türk’te Cem Seymen’in programına iki bölümde konuk oldu. Serdar Turhan, A Para ve Akit TV’de de çeşitli programlara çıktı. Serdar Turhan şimdi tutuklu.</p>
<p>Acaba Serdar Turhan, o programlar karşılığında CNN Türk ve öbür kanallara ödeme yaptı mı? Yoksa sadece habercilik gereği olarak mı çıkarıldı ekrana? Her iki durumda da CNN Türk yöneticileri açıklamak durumunda. Çünkü o yayınlarla yatırımcıların bu kişiye ve şirkete güvenmesinde rol oynadılar. İyi araştırmadan ekrana çıkardılarsa da yanlış, para alarak konuşturdularsa da. Her durumda sorumlulukları büyük, mağdurlar tazminat istese yeridir.</p>
<p>Soruşturma kapsamında tutuklananlar arasında Tera Yatırım’ın Yönetim Kurulu üyeleri Emre Alkin ve Kerem Alkin de bulunuyor. İkisi de ekonomi profesörü olan Alkin kardeşler aynı zamanda ekonomi yazarıydı. Gazetelerde yazmaları, TV’lerde ekonomi yorumları yapmaları, onları tanınan, bu alanda bilinen ve sözlerine güvenilen isimler haline getirmişti.</p>
<p>Kerem Alkin’in yazıları Sabah’ta, Emre Alkin’in yazıları da Gazete Pencere’de yayımlanıyordu. Hemen suçlu oldukları söylenemez ama okurlarını “fon dolandırıcılığı” konusunda uyarmadıkları, “ekonomi yazarı” işlevini yerine getirmedikleri ortada.</p>
<p>Alkin kardeşlerin yazdığı medya mecralarının da sorumluluğu var; portföy şirketinde yönetici olduklarını okurlarına bildirmemişlerdi. Yazıların altına bir dipnotla ticari bağlantıları yazılmış olsaydı, okurlar yazılardaki görüşlerini daha nesnel değerlendirme olanağına sahip olurdu.</p>
<p>Sabah ve AHaber’in olayı geçiştirmesi de boşuna değil. SPK ile öbür kurumların ve tabii kendilerinin sorumluluğunu örtmeye çalışıyorlar. Anadolu Ajansı bile zamanında “İş dünyası” bölümünde habermiş gibi yayımladığı TERA Holding reklam metinlerini arşivinden sildi.</p>
<p>Yılların ekonomi gazetesi Dünya, hâlâ yazamıyor skandalı, habire SPK’nın tasfiye ettiği şirketlerden biri olan Bulls Portföy’ün açıklamalarını koyuyor sayfalarına. Çünkü Bulls Portföy, Dünya gazetesi ile “Girişim sermayesi ortaklığı” kurmuş. Bulls Portföy Yönetim Kurulu üyesi Ersoy Çoban ile Bulls Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Akkaya, Dünya Holding AŞ’nin de yönetim kurulu üyeleri. Şimdi Kemal Akkaya yurtdışı yasaklı.</p>
<p>Kısacası, medyanın katkısı ve sorumluluğu da az değil fon dolandırıcılığının önlenememesinde. Yıllardır, bağımsız gazeteciliğin önemini vurguluyor; gazetecilerin reklam yapmamaları, reklamda oynamamaları, sponsorluk ilişkilerinde dikkatli olmaları, TV’lerde paralı program yayımlamamaları, gazeteci olmayan ekonomi yazarlarının ticari ilişkilerini dipnotla belirtmeleri gerektiğini savunuyorum. Umarım şimdi daha iyi anlaşılmıştır bu uyarılarım.</p>
<p>Eminim bu ilkeler yıllardır uygulanıyor olsa, şimdi trilyonluk “piyasa manipülasyonları ve fon dolandırıcılığı” olayında biz gazetecilerin hiçbir rolü ve sorumluluğu olmaz, gönül rahatlığıyla öbür sorumluların üzerine gidebilirdik. Ama heyhat, yaygın medya da piyasanın parçası.</p>
<h4><strong>Atina&#8217;daki Hristulas ve Ankara’daki Şekeroğlu</strong></h4>
<p>2012 yılında Atina&#8217;da parlamento önündeki meydanda başına silah dayayıp intihar eden 77 yaşındaki emekli eczacı Dimitris Hristulas geriye “Onurlu bir son istiyorum&#8221; notu bırakmıştı.</p>
<p>İki gün önce Ankara&#8217;da Anayasa Mahkemesi önünde başına silah dayayıp intihar edem 60 yaşındaki emekli polisin elinde tuttuğu dövizde, “Para için değil onurumuz için yazıyordu.</p>
<p>Yunan medyası Hristulas&#8217;ın ölümümü “onurlu son&#8221; notuyla ve ekonomik kriz nedeniyle emekli aylıklarının düşürülmesiyle bağlantılı olarak gördü. Sonraki günlerde de Hristulas&#8217;ın öldüğü yere bırakılan çiçekler, anmalar ve protestolarla devam etti haberler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124359.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 27 At 12.43.59" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124359.jpeg"></p>
<p>Türkiye&#8217;de ise 25 Eylül akşamı haber sitelerinin çoğu uzun süre “intihar girişimi&#8221; olarak nitelendirdi. İktidar yanlısı TV&#8217;ler hiç görmezken, muhalif kanallar haber yaptılar ama o akşam tartışma programlarına konu etmediler. Halk TV, Sözcü TV ve Koza TV önceden hazırladıkları programı bozmaya gerek görmediler. Ertesi gün de iktidar yanlısı gazeteler, Ali Şekeroğlu’nun intiharını tümüyle yok saydı. Sonra da cenaze törenini bile haber yapmadılar.</p>
<p>Halbuki Atina’daki gibi Ankara&#8217;daki intihar da toplumsal sorundan kaynaklanıyor ve protesto niteliğinde. İntiharların yazılmaması ilkesi istisnai özellikteki bu intiharda geçerli olmaz. Kaldı ki, Dimitrus Hristulas&#8217;ın intiharı o zaman Sabah ve tüm iktidar medyasında haberdi.</p>
<p>Elbette intihar anının, silahlı ve kanlı görüntüsünü olduğu gibi yayımlamamak gerek ama</p>
<p>Ali Şekeroğlu&#8217;nun intiharını görmezden gelmek gerçeklere gözünü kapatmak demektir. Daha açıkçası, bu intiharı haber yapmamak gazeteciliğin de intiharıdır.</p>
<h4><strong>“Yunan askeri denize döküldü” alaycılığı </strong></h4>
<p>“Denize döküldüler” haberleri, tamamen sosyal medya geyiğine dayanıyordu. Birkaç Yunan askerinin, çıkarma tatbikatı sırasında bottan denize düşme görüntüsü üzerine çevrilen, nobran, alaycı ve aşağılayıcı ergen bir dille yapılan sohbetler, medyada “haber” düzeyine yükseltilmişti:</p>
<p>“Yunan bu kez kendini denize döktü” (Akşam), “Denize dökülmek hafızalarına kazındı” (Sözcü), “Çıkarma yapamadan denize döküldüler” (CNN Türk), “Yunan askerleri yine denize döküldü” (TV Net), “Tatbikatta Yunan askerleri peşpeşe denize düştü!” (Nefes), “Yunanlılar tatbikatta bile denize döküldü” (Türkiye), “Yunan ordusundan çıkarma fiyaskosu” (Yeni Şafak)</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124354.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 27 At 12.43.54" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124354.jpeg"></p>
<p>Sosyal medyadan beslenen medya bu haberlerin çok okunmasının keyfini sürerken, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özay Şendir değerli bir uyarıda bulundu:</p>
<p>“Girit ve Doğu Akdeniz açıklarında düzenlenen çok uluslu MEDUSA-15 Tatbikatı’nın çıkarma senaryosu icra edilirken denize düşen Yunanistan askerlerinin görüntüsü Türkiye’de ilgiyle izlendi, kimi sanal medya hesapları işi aşağılamaya vardırdılar. Bir ülkeyi, bayrağını ya da ordusunu aşağılamak Türkiye’yi daha büyük yapmaz.”</p>
<p>Fakat söz konusu “aşağılama” sadece sosyal medyada yapılmadı, medya da haberlerle aynen katıldı bu yanlışa. Yeni Şafak yazarı Mehmet Şeker de “Yunan askerleri Oskar ödülünü hak etti” ve “hoş bir manzara” diye eğlendi kendince. Milliyet’in web sitesindeki habere bile “Tatbikatta ayakta bile duramadılar! Yunan askerleri denize döküldü” başlığı konulmuştu.</p>
<p>Bu haberlerde yapılan da Özay Şendir’in dikkat çektiği gibi aşağılamaydı. Birkaç askerin suya batması görüntüsünden hareketle Yunan ulusu ve ordusu aşağılanıyor, alay ediliyordu.</p>
<p>Hiç kimsenin, hele de gazetecilerin “…denize döküldü” deyip, geçmiş savaşı çağrıştırarak bir ulusla alay etme ve üstünlük taslama hakkı olamaz. Aklı başında, mesleki ilkeleri içselleştirmiş hiçbir gazeteci, hele de saniyelik bir görüntüden hareketle bir ulusa karşı böyle bir dil kullanmaz.</p>
<p>Gazeteci, orduların gücünün birkaç askerin suya batması üzerinden kıyaslanamayacağını bilir. Güç ya da güçsüzlüğü değil, ulusların dostluğunu ve iyi komşuluk ilişkilerini esas alır.</p>
<h4><strong>Futbol medyası yine körleşti </strong></h4>
<p>Amedspor’un Beşiktaş maçı öncesinde Diyarbakır’da yaşananlar, Trabzonspor ve Kocaelispor maçlarında olanlardan çok farklıydı. Beşiktaş taraftarları, Diyarbakır’da dostlukla karşılandılar; Dağkapı’daki bir restoranda birlikte ciğer yenildi; ortak sloganlar atıldı caddelerde.</p>
<p>Maç başlamadan önce statta İstiklal Marşı okunurken sorun yaşanmadı; Amedsporlu bir taraftar Türk bayrağı açıp öptü. Amedsporlu bir taraftar da üzerinde “Sadece sizin değil, hepimizin” yazılı Türk bayraklı pankart açtı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124354-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 27 At 12.43.54 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-27-at-124354-2.jpeg"></p>
<p>Amedspor taraftarının “En büyük Amed” sloganına, Beşiktaş deplasman tribününden alkışlarla karşılık verildi. Amed tribününde “Em Hatın” (Biz Geldik) koreografisi sergilendi; bir ara da “Her bijî Kurdistan” sloganları atıldı. Tribündeki en büyük olumsuzluk, Amedspor ve Beşiktaş taraftarlarının hep birlikte Bursaspor taraftarlarına küfür içeren tezahüratta bulunmalarıydı.</p>
<p>Maçtan sonra her iki kulüp başkanı da hakemlerden yakındı; birbirlerinin aleyhine söz çıkmadığı gibi Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Diyarbakırlılara teşekkür etti. Galibiyet, Diyarbakır’ı ve tüm bölgeyi ayağa kaldırdı, sabahlara kadar kutladılar sonucu. Artık Amedspor, onlar için sadece bir futbol takımı değil, Kürt kimliğinin statlarda dalgalanan bayrağı&#8230;</p>
<p>Saygı Öztürk de Sözcü’deki köşesinde “Amedspor’un sadece futbol takımı” olmadığına dikkati çekti. “Kimlik algısını yerleştirdiğini”, “bölgenin umudu haline geldiğini” ve “doğru değerlendirilirse barışa hizmet edeceğini” vurguladı.</p>
<p>Ne yazık ki, Saygı Öztürk’ün siyaseti izleyen bir gazeteci olarak fark ettiği Amedspor’un önemini ve farklılığını, futbol medyası hâlâ algılamadı. Beşiktaş taraftarlarının Diyarbakır’da dostça karşılanması ve maçtaki olumlu ortam da futbol medyasını uyandıramadı. Dijital mecralar ile gazetelerdeki haber ve yorumlar yine skora odaklandı; “Amed’den Kartal’a şok”, “Lider Amed”, “Kartal’dan yol kazası”, “Kartal yaralı Amed havalı” gibi başlıklarla saha içini aktardı.</p>
<p>Haber kanalları da dostluğa ve kentteki sahiplenmeye odaklanmadı; maç sonrası kutlamaları verip geçtiler, o kadarla yetindiler. Kocaelispor maçındaki gerginliği haber yapan haber kanalları bu kez centilmenliği görmezden geldi.</p>
<p>Futbol sadece futbol olmadığı gibi Amedspor da sadece bir futbol takımı değil, -İlke TV’de İbrahim Genç’in yazdığı gibi- “sosyopolitik bir olgu” artık. Futbol medyası da bu olguyu gözeterek habercilik yapmalı. Skor ve sahaya odaklı yorumculuk ile büyük kulüp yöneticilerine bağımlı gazeteciliğin modası geldi geçiyor. Ezberler er geç bozulacak…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Erişim engellemelerini duyuran İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD) kurucularından Yaman Akdeniz ile Kısa Dalga haber sitesi, gazeteciler Dinçer Gökçe, Canan Kaya, Hilmi Hacaloğlu, Ersin Eroğlu, Alptekin Dursunoğlu, Razi Canikligil ve Uğur Gürses ile yüzlerce X hesabı “millî güvenlik ve kamu düzeni” gibi ilgisiz gerekçeyle erişime kapatıldı.</li>
<li>Yeni Şafak’ta 192 sayfa, Yeni Akit&#8217;te 96 sayfa, Sabah&#8217;ta da 48 sayfa olarak çıkan “MÜSİAD EYPO 2026” ekleri, kamu bankaları ve kamu kuruluşlarının reklamlarıyla kaplıydı.</li>
<li>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasını iktidar medyası ile birlikte Halk TV, KRT TV ve Koza TV de canlı yayımladı.</li>
<li>A Haber TV Washington muhabiri İrfan Sapmaz, Büyükelçi Tom Barrack’a Erdoğan-Trump görüşmesini sorarken “Harika bir iş çıkarıyorsunuz” diye övgüde bulunarak, gazeteciliğin temas mesafe kuralını çiğnedi.</li>
<li>DHA ve Hürriyet’in, “Kayıp Mekiye cinayetinde kan donduran sözler” haberinde katilin fotoğrafı yerine öldürülen Mekiye Akyel ve annesinin fotoğrafı yayımlandı.</li>
<li>Cumhuriyet’in, “Uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınan Aras Bulut İynemli&#8217;nin ifadesi ortaya çıktı: &#8216;Etkin pişmanlık istemiyorum” oyuncunun suçlu olduğu algısı yaratıyordu.</li>
<li>Nefes, Şırnak Üniversitesi’nde “adrese teslim atamalar” haberlerini bu kez “akademik kadro ilanlarında eşitlik ve liyakat ilkelerine aykırı adrese teslim şartlar tespit eden” Sayıştay raporunu “Üniversitelerdeki çürüme ifşa oldu” başlığıyla haber yaparak sürdürdü.</li>
<li>Gazeteci Ali Tarakcı, “Çok önemli bir bakan cuma günü istifa edecek&#8221; paylaşımıyla “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı&#8221; gerekçesiyle tutuklandı ve X hesabı engellendi.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/fon-dolandiriciliginda-medyanin-rolu.html">Fon dolandırıcılığında medyanın rolü</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/fon-dolandiriciliginda-medyanin-rolu.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Etki ajanlığı yasası yürürlükte mi?</title>
		<link>https://9koy.org/etki-ajanligi-yasasi-yururlukte-mi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/etki-ajanligi-yasasi-yururlukte-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Sep 2026 04:33:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26988</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Ayrıca operasyonların ardından Kaos-GL, 17 Mayıs, Pembe Hayat, SPoD, Lambdaistanbul ve ÜniKuir gibi LGBTİ+ gibi derneklere ait 73 internet sitesi ve sosyal medya hesabı kapatıldı. Gazeteci Tuğba Tekerek tutuklandı; aralarında Evrensel, MLSA, Sol Haber, Kadın Dernekleri Federasyonu, Af Örgütü Türkiye, KaosGL, Barış Akademisyenleri, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, Özlem Akarsu Çelik, İrfan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/etki-ajanligi-yasasi-yururlukte-mi.html">Etki ajanlığı yasası yürürlükte mi?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Ayrıca operasyonların ardından Kaos-GL, 17 Mayıs, Pembe Hayat, SPoD, Lambdaistanbul ve ÜniKuir gibi LGBTİ+ gibi derneklere ait 73 internet sitesi ve sosyal medya hesabı kapatıldı. Gazeteci Tuğba Tekerek tutuklandı; aralarında Evrensel, MLSA, Sol Haber, Kadın Dernekleri Federasyonu, Af Örgütü Türkiye, KaosGL, Barış Akademisyenleri, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği, Özlem Akarsu Çelik, İrfan Değirmenci ve Fırat Fıstık gibi birçok gazeteci ve hak savunma mecrasının X hesabına erişim engellendi.</p>
<p>İktidar medyası da “Ahlaksızlığı Batı ülkeleri fonlamış” (Akşam), “LGBT illetini Batı besliyor” (Sabah) ve “LGBT’ye 3.3 milyon dolar” (TVNET / Yeni Şafak), “LGBT fonu iç savaş için” (Türkiye) gibi başlıklarla operasyona destek verdi; bu dernekleri yurtdışından fon alarak “ ahlaksızlık “ ve “Batı’nın casusluğunu” yapmakla suçladı:</p>
<p>“MASAK incelemesinde SPoD, HEVİ, Pozitif Yaşam, LİSTAG, Lambda İstanbul ve Pozitif İz adlı LGBT+ derneklerine yurtdışından 3,3 milyon dolar aktarıldığı ortaya çıktı. Sapkın dernekleri fonlayanlar arasında ABD, Fransa, Hollanda ve Almanya kamu kurumları da yer alıyor.”</p>
<p>Haberlerde “ortaya çıktı” deniliyordu ama aslında bu derneklerin aldıkları fonlar gizli değildi. Ama gözaltına alınanlara, emniyet ifadelerinde, Avrupa ve diğer yurtdışı kaynaklı kamu kurumları ile yabancı kuruluşlardan aktarılan kaynak soruldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 20 At 11.19.36 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936-1.jpeg"></p>
<p>2024’te “Etki ajanlığı yasası” olarak tanımlanan düzenleme yasalaşmış olsaydı; casusluk suçunun kapsamı genişletilecek, yurtdışından alınan fonlar, “yabancı bir devlet veya organizasyonun stratejik çıkarları veya talimatı doğrultusunda suç işlemek” olarak değerlendirilebilecekti. Ama o yasa tepkiler üzerine geri çekildi; Avrupa Birliği ve başka yurtdışı kuruluşlardan fon almak mevcut yasalarda suç olarak tanımlanmıyor.</p>
<p>Fakat iktidar medyası “LGBT’ye 3.3 milyon dolar” haberleriyle “Etki ajanlığı yasası” yürürlükte olmamasına rağmen, yurt dışından fon almak da suçmuş gibi algı yarattı. Halbuki iktisatçı Nazır Kapusuz’un hazırladığı, “Avrupa Birliği fonlarından en fazla kaynak alan dernek ve vakıflar” listesinin ilk sırasında TÜGVA, TÜRGEV, Dünya Etnospor Konfederasyonu gibi, iktidar yanlısı sivil toplum örgütleri bulunuyor. Ama iktidar medyası, bu STK’ların AB fonlarından yararlanmasını “suç&#8221; olarak görmüyor.</p>
<p>LGBTİ+ bireylerin varlığını ve derneklerini hedef alan haberlerin hepsinin aynı olması da dikkat çekiciydi. Anlaşılan aynı gizli kaynak tarafından yönlendirilmişler.</p>
<p>Bu habercilikle o kaynağı mutlu etmiş olabilirler ama bağımsız ve temel insan haklarından yana bir gazetecilik faaliyetinden söz etmek mümkün değil maalesef&#8230;</p>
<h4><strong>Polis kamerasından medyaya servis yasak</strong></h4>
<p>Polisin, operasyonlarda gözaltına alınan belediye başkanlarını, politikacıları, ünlü isimleri ve hatta bazı çete üyelerini medyanın önünden geçirerek teşhir etmesi Ahmet Saki Uzun adlı okurun da dikkatini çekmiş.</p>
<p>Adalet Bakanlığı’nın, Yakalama, gözaltına alma ve ifade alma yönetmeliği’nin “soruşturmanın gizliliği”ne ilişkin 27. maddesini anımsattı. O maddede şu hüküm var:</p>
<p>“Soruşturma evresinde gözaltındaki bir kişinin ‘suçlu’ olarak kamuoyuna duyurulmasına, basın önüne çıkartılmasına, kişilerin basınla sorulu cevaplı görüştürülmelerine, görüntülerinin alınmasına, teşhir edilmelerine sebebiyet verilmez ve soruşturma evrakı yayımlanamaz.”</p>
<p>Yönetmelik çok net. Polisin suçlanan isimleri medyanın önünde teşhir etmesi kesinlikle yasak. Fakat polis, açıkça uymuyor bu hükme. Hatta kimi zaman medyanın önünden geçirmekle kalınmıyor, özel görüntü çekilip medyaya servis ediliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 20 At 11.19.36 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936-3.jpeg"></p>
<p>Komedyen Deniz Göktaş, emniyete giriş görüntüsünün istenilen mizanseni yaratabilmek için beş kez tekrarlandığını aktarmıştı. İktidar yanlısı Cem Küçük ve şarkıcı Tuğba Ekinci’nin de koluna giren polislerin arasında yürürken çekilen görüntüsü servis edildi. LGBTİ operasyonlarındaki gözaltına görüntüleri de aynı şekilde dağıtıldı.</p>
<p>Polis, bazen bununla da yetinmeyerek yakaladığı kişiyi yere bastırarak kameraya poz da veriyor. Son olarak “uyuşturucu baronu” İslam Yakut’u yakalayan polisler, adamı yere yatırıp başını zorla havaya kaldırdılar.</p>
<p>Bazen de gözaltına alınan kişiler, başları yere doğru eğilerek gazetecilerin önünden geçirilerek görüntü almaları sağlanıyor. Fırsatını bulan genç muhabirler de başı polislerin elleri arasında güçlükle yürüyen şüphelilere eğilerek mikrofon tutup soru sormaya çalışıyor; garip bir görüntü oluşuyor o durumlarda.</p>
<p>Ne yazık ki, polisin şüphelileri daha baştan “suçlu” olarak yansıtma çabasına ve görüntü servisine medyanın itirazı yok; hiç kimsenin yargılanıp hakkında hüküm kesinleşmeden suçlu ilan edilemeyeceğine ilişkin “masumiyet” ilkesini umursamıyorlar. CHP/Yeni Parti’li belediye başkanlarına yönelik operasyonları siyasi müdahale olarak nitelendiren muhalif televizyonlar bile belediye başkanlarının polisler arasında yürütülürken çekilen mizansen görüntüleri sürekli yayımlamaktan geri durmuyor.</p>
<h4><strong>Ödül rekoru kıran dernek</strong></h4>
<p>Gazetecilik meslek örgütlerinin bol keseden ödül dağıttığı, hatta bazılarının kriterlerinin bile belli olmadığı malum. İki yıl önce kurulan Muhabirler Derneği ise hepsini aştı; “Türk Dünyasına Katkı”, “Türkiye’nin Dünyaya Uzanan Eli Özel Ödülü” gibi yeni kategoriler icat ederek, bu yıl 59 kişi ile 6 kurum ve kuruluşu ödüllendireceğini açıkladı.</p>
<p>Bol ödül dağıtmasıyla dikkat çeken örgütlerden Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 2025 başarı ödüllerinde 43 kişi ödüle değer bulunmuştu. Sinan Burhan’ın Genel Başkanlığı’nı yürüttüğü Türkiye Basın Federasyonu bile bu yıl 27 kişi ve kuruluşa ödül vermişti.</p>
<p>Muhabirler Derneği’nin 65 ödül sahibi içerisinde TRT ilk sırayı alıyor. TRT Haber’e “Yılın Haber Kanalı”, “Türk Dünyasına Katkı Sağlayan Medya Kuruluşu” ödülü ise TRT Avaz’a verilecek. İlginç tarafı, 13 kişilik yönetim kurulunda derneğin başkanı Berrin Yücesan ile beş üye TRT mensubu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 20 At 11.19.36 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936-2.jpeg"></p>
<p>“Yılın Haber Ajansı” ödülü de İHA’ya veriliyor; Başkan Vekili Demet Soyuçok ile birlikte üç yönetim kurulu üyesi de İHA mensubu. “Yılın Dijital Haber Platformu” ödülü verilen SavunmaSanayi.org’un genel yayın yönetmeni Teoman Korkmaz da derneğin yöneticisi. En garibi, derneğin Yönetim Kurulu üyeleri, Selçuk Böke, Oya Armutçu, Seyit Taşdelen ve Yeliz Uslu Aslan’ın da ödül verilen gazeteciler arasında olması.</p>
<p>Tahmin edileceği gibi, çoğu ödülün gerekçesi bile yok. Ödüllendirilen gazeteciler arasında muhalif medyadan bir tek muhalif gazeteci ve medya kuruluşu bulunmuyor. Tümü iktidar yanlısı medya ya da TİKA gibi kamu kuruluşu.</p>
<p>Dernek Başkanı Berrin Yücesan’ın, ödülleri açıklarken “organizasyona katkılarından dolayı teşekkür ettikleri” de enteresan. Yücesan, AKP’li Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki ve Medya-İş Sendikası Başkanı Sezai Ballı’nın yanı sıra bir kurs şirketi ve “Mutlu Günler Fırını” yetkililerine teşekkür etmiş!</p>
<p>Artık nasıl bir gazetecilik meslek örgütü ise…</p>
<h4><strong>Market yararı gözeten medya</strong></h4>
<p>Nefes’in, “Zincir market domatesinde yasaklı madde çıktı” haberinde İstanbul’da beş zincir marketten alınan domateslerin yüzde 15’inde pestisit kalıntıları, bir örnekte de yasaklı kimyasal maddeye rastlandığı belirtiliyordu.</p>
<p>Bir okurun uyarısıyla biraz gecikmeli olarak fark ettim bu haberi. Ama insan sağlığıyla ilgili olduğu için üzerinde durmak gerektiğine karar verdim.</p>
<p>Araştırmayı yapan Greenpeace’in web sayfasında marketlerin, A101, BİM, CarrefourSA, Migros ve Şok olarak sıralanmasına rağmen Nefes’te bu domatesleri satan marketlerin adları gizlenmişti. Merak edip taradım; Karar, Sözcü, Independent Türkçe, İnternet Haber, 12Punto, Yeniçağ’ın haberlerinde de market adları yoktu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 20 At 11.19.36" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-20-at-111936.jpeg"></p>
<p>Cumhuriyet, Diken, Evrensel, Gazete Pencere, İlke TV, Odatv ise “Türkiye’nin en büyük organize perakende zinciri” olan beş marketin adlarını açıkça yazmaktan çekinmemişti. Doğrusu da bu. Gazeteci, toplumun yararını savunur.</p>
<p>Market adlarının gizlenmesi, gazetecilik açısından sorunlu. İnsan sağlığına ilişkin bir konuda sorumluların adlarını yazmamak onları korumaktır.</p>
<p>Tabii “İnsan sağlığını hiçe saydılar”, “Zehir tüketiyoruz” gibi başlıklarla beş marketi de aynı düzeyde sorunlu göstermek de yanlış. Çünkü Greenpeace’in “Market Karnesi” araştırmasında marketler ve şubeleri sonuçları farklı çıkmış.</p>
<p>A101, BİM ve CarrefourSA’dan alınan domatesler, pestisit ve yasaklı maddeler açısından Migros ve ŞOK’a göre daha sorunlu. Ancak A101’in Kadıköy ve Sultanbeyli şubeleri, Migros’un Kadıköy ve Sancaktepe şubeleri ile ŞOK’un Sultanbeyli şubesinden alınan örnekler mevzuata uygun ve PFAS’li madde bulunmamış. Bu farklılıklar da haberlerde belirtilmeliydi.</p>
<p>Ayrıca Greenpace’in laboratuvarın adını gizli tutması araştırmanın güvenilirliğine ilişkin şüphe doğuruyor. Haberlerde, raporun bu özelliğini de vurgulamakta yarar vardı.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Milliyet, sanki sadece gazetenin sahibinin lisesinde yeni öğretim yılı başlamış gibi, yeni dönem haberine “Demirören Medya Lisesi’nde ilk ders zili çaldı” başlığı koydu.</li>
<li>Ahmet Hakan’ın, CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge” programında, 2019&#8217;da hayatını kaybeden BirGün&#8217;ün sinema yazarı Cüneyt Cebenoyan’ın fotoğrafı, Kurtlar Vadisi senaristi Cüneyt Aysan diye ekrana getirildi. (Berkant Gültekin)</li>
<li>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Şam’a götürdüğü gazetecilerle sohbetini, Yeni Şafak’tan Fazlı Şahan ve Akşam’dan Melik Yiğitel, kendileri özel söyleşi yapmış gibi yayımladılar.</li>
<li>Yeni Şafak, AKP’li Erzurum ve Bursa Büyükşehir Belediyeleri’nin hazırladığı tanıtım metnini “Bu bir ilandır” uyarısı koymadan habermiş gibi yayımladı.</li>
<li>İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, oluşturdukları “siber devriyeler” ile 40 bin web sitesinin kapatılması, 73 bin sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi ile övündü.</li>
<li>Hürriyet, Sabah ve A Haber&#8217;in de aralarında olduğu Turkuvaz Medya’nın sahibi olan holdingin İstanbul’da yaptırdığı AVM’nin açılışını ilk sayfadan geniş haber yaptı.</li>
<li>Sözcü, Kaşif Kozinoğlu&#8217;nun ölümüyle ilgili soruşturmada gözaltına alınan Hasan Atilla Uğur hakkındaki “Apo’yu sorgulayan komutan&#8221; haberinde oğlu Oğuzhan Uğur&#8217;un fotoğrafını kullandı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/etki-ajanligi-yasasi-yururlukte-mi.html">Etki ajanlığı yasası yürürlükte mi?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/etki-ajanligi-yasasi-yururlukte-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezaevindeyken boşanmanın haber değeri</title>
		<link>https://9koy.org/cezaevindeyken-bosanmanin-haber-degeri.html</link>
					<comments>https://9koy.org/cezaevindeyken-bosanmanin-haber-degeri.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 04:33:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26882</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Fakat Seyhan Avşar’a tepki gösterenler de az değildi. Bu bilginin yayılmasının “ailenin mahremiyetinin ihlali olduğu”nu savunanlar oldu. Meriç Demir’in avukatları da “Basın yasağı ve gizli celse talepli bir dava ikame etmiş olsak da maalesef mahremiyeti korumamız mümkün olmamıştır” açıklaması yaptılar; “Herkesten sürece saygılı yaklaşmasını” rica ettiler. Seyhan Avşar da eleştirilere, “Bugün haksız hukuksuz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cezaevindeyken-bosanmanin-haber-degeri.html">Cezaevindeyken boşanmanın haber değeri</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Fakat Seyhan Avşar’a tepki gösterenler de az değildi. Bu bilginin yayılmasının “ailenin mahremiyetinin ihlali olduğu”nu savunanlar oldu. Meriç Demir’in avukatları da “Basın yasağı ve gizli celse talepli bir dava ikame etmiş olsak da maalesef mahremiyeti korumamız mümkün olmamıştır” açıklaması yaptılar; “Herkesten sürece saygılı yaklaşmasını” rica ettiler.</p>
<p>Seyhan Avşar da eleştirilere, “Bugün haksız hukuksuz bir şekilde cezaevinde bulunan tanınmış bir isim boşanma kararı verdiğinde haber değeri taşımıyor mu? Yaşatılanların nelere mal olduğunu göstermiyor mu?” yanıtı verdi.</p>
<p>Seyhan Avşar’a katılıyorum. Tayfun Kahraman, alelade birisi ya da bilinmedik bir tutuklu değil. Gezi eylemleri gerekçesiyle dört yılı aşkın süredir hapiste tutulması ve orada gördüğü kötücül davranışlar sürekli medyanın gündeminde olan, siyasi bir kişilik. Hatta bu sürede kızı Vera’dan uzak kalması, onun cezaevi önündeki fotoğrafları ve eşinin çabaları daima haber oldu. Aile olarak yaşadıklarını protestolarının parçası olarak kamuoyuna aktardılar sürekli olarak.</p>
<p>O nedenle cezaevi sürecinin bu aileyi dağılma noktasına getirmesi de haber değeri taşıyor. Medya kuruluşları da Seyhan Avşar’ın yazdığını alıntılayarak haber değerini teyit etti. Birkaç gün sonra da Tayfun Kahraman ve Meriç Demir, ayrı ayrı yaptıkları paylaşımlarıyla evliliklerini “ortak karar alarak” sonlandırdıklarını duyurdular.</p>
<p>Fakat Seyhan Avşar’ın, haber değeri olduğunu düşündüğü bu gelişmeyi haber yapmak yerine sosyal medyada paylaşması çelişkili. Haber olarak yazsa ve “Bugün çok üzücü bir haberle karşılaştım” gibi algıyı yönlendiren bir ifade kullanmasa daha doğru olurdu.</p>
<p>Dava bittiğine ve resmen ayrıldıklarına göre, artık boşanmaya ilişkin ayrıntılardan uzak durmak gerek. Boşanmaları haber ama gerisi onların özel yaşamı. Herkes geri durmalı…</p>
<h4><strong>Sorun Balbay’ın sözleri değil kimliği&nbsp;</strong></h4>
<p>“Mustafa Balbay, CHP’nin kapatılmasını istedi”, “CHP kapatılsın dedi”, “CHP kapatılmalı dedi” haberlerinin çoğunda Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay’ın konuşmasının tamamı yoktu.</p>
<p>Mustafa Balbay’ın da “CHP kapatılsın demedim” açıklamalarını görünce TV100’deki programın kaydını bulup izledim. Mustafa Balbay, Üsküdar Belediyesi’ndeki başkanvekili seçiminde CHP ve Yeni Parti’nin ortak hareket etme kararını değerlendirirken, şunları söylüyor:</p>
<p>“İşin özüne bence herkes gelmeye başladı. Burada ana sorun yargının siyasetin biçimlenmesinde kullanılmasıdır. Bunu siyasi tarihimizde çok kez gördük, AKP de böyle bir sürecin ürünü. Ama şu da bir gerçeklik. En kötü karar bile kararsızlıktan ya da karar verememe, her şeyin ortada kalmasından iyidir.</p>
<p>Hiç dilemiyorum tabii ki ama konuyu çok net anlatmak için söylüyorum. CHP kapatılsa herkes oturacaktı ve yeni bir yol tutacaktı. Akıl birliği oluşacaktı. Ne yapalım önce farklı düşünceler çıkabilir ama ne olursa olsun herkesin yeni bir oluşumla yola çıkması söz konusu olacaktı.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 13 At 13.02.34 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234-3.jpeg"></p>
<p>Bütünlüklü olarak izleyince Balbay’ın, “CHP kapatılsın” demediği, gelinen durumun kötülüğünü vurgulamaya çalıştığı, “CHP kapatılsaydı mutlak butlan ile gelinenden daha iyi olurdu” demeye getirdiği anlaşılıyor. “CHP’nin kapatılmasını istedi” diye yazanlar çarpıtmış.</p>
<p>Ancak bu sözlerin çarpıtılarak yayılmasında ve tartışmanın büyümesinde en büyük etken, Balbay’ın gazeteciliğinin yanı sıra politik kimlik taşıması. Balbay, CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla Genel Başkanlığa geri dönmesi sonrasında “Hayatımda üç cumhuriyet var: Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyet gazetesi, CHP! CHP’nin ideallerini geleceğe taşıyacağız!” diyerek 269 eski milletvekiliyle birlikte CHP’den istifa ettiğini açıklamıştı. Bu açıklama politik bir tutum olduğu kadar politik kimliğini sürdürdüğünün de ilanıydı.</p>
<p>Hal böyle olunca yazdıkları ve söylediklerinin politik değerlendirmeler olarak algılanması kaçınılmaz. Mustafa Balbay’ın, bu tip tartışmaların hedefi olmaması için gazetecilik ve politikacılık arasına kalın bir çizgi çekmesinde yarar var.</p>
<h4><strong>Ölen oyuncu ve “Kriminal habercilik” çuvallaması</strong></h4>
<p>“Ölü bulunan ünlü oyuncu Serhat Kılıç’ın evinden çıkanlar” başlıklı ilk paylaşım, profilinde “Intelligence Police Correspondent” yazan Doğan Can Cesur’dan geldi. Bu başlığın altına polisin, Serhat Kılıç’ın evinden çektiği fotoğrafları koymuştu.</p>
<p>Doğan Can Cesur’un bu paylaşımını kısa süre sonra yine bir “polis muhabiri” olan Emrullah Erdinç ve A Haber’in paylaşımı izledi. Onlar da hemen aynı ifadelerle “Serhat Kılıç’ın evinde alkol şişeleri ve sigara sarımında kullanılan kağıtlar bulundu” yazıyordu.</p>
<p>Bir evde “alkol şişesi ve sigara kağıdı” bulunmasının haber değeri olamaz. Ancak ölen bir oyuncunun evinde bunların bulunduğunu yazmanın anlamı elbette çok farklı. Polisin evdeki pet su şişeleri, sigara kağıtları vb tüm malzemeleri, Serhat Kılıç’ın kimlik kartını da koyarak, getirip çektiği anlaşılan fotoğrafın yayımlanması, uyuşturucudan öldüğü algısı yarattı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 13 At 13.02.34 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234-2.jpeg"></p>
<p>Ölüm nedeni kesinleşmeden imalarla dolu böyle paylaşımlar ve haberler yayımlanması tam bir itibar suikastıydı. Her iki gazeteci, bu paylaşımlarıyla sosyal medya trollerine linç malzemesi ürettiler; artık hayatta olmayan Serhat Kılıç’ın anısına saygısızlık yapılmasının yolunu açtılar.</p>
<p>Oysa gazetecilikte hiç kimsenin yaşam biçimine yönelik küçültücü ifadeler kullanılmaz; hele ölmüş biri söz konusu olduğunda daha da özenli davranılır. Zira hayatta olmayan bir insan, o ifadelere, suçlamalara yanıt veremeyecek durumdadır.</p>
<p>Maalesef tepkiler, o gazetecileri durduramadı. Hatta Emrullah Erdinç, “Bu haberleri eleştirenlerin kriminal gazeteciliği bilmediği”ni söyleyerek savundu yazdıklarını. Halbuki Serhat Kılıç’ın ölümünde cinayet şüphesi yoktu, dolayısıyla kriminal bir haberden söz edilemez. Kaldı ki, ölüm kriminal nitelik taşısa da böyle haber yazılmaz. Tahminler bilgi, duyumlar da doğrulanmış veriler gibi aktarılmaz. Olay yeri fotoğrafları algı yaratacak bir bağlamda sunulmaz.</p>
<p>Ne yazık ki, kimi medya kuruluşları da sonraki günlerde oyuncunun ölümüne ilişkin yaratılan algıyı kanıtlama çabası içine girdi. Takvim ve Sözcü, evde uyuşturucu bulunduğunu ve sevgilisi Özdem Esmergül’ün ifadesinde “Serhat’ın uyuşturucu kullandığını biliyorum” dediğini yazdı.</p>
<p>Türkiye gazetesi daha da ileri giderek, “Ölümcül yalnızlık” haberinin ilk sayfadaki spotunda “Kanser olan sanatçının uyuşturucudan öldüğü tahmin ediliyor” yazdı! Ama haberdeki “ölüm nedeninin henüz kesinleşmediği” ifadesi, o spotu yalanlıyordu.</p>
<p>Tahminlere ve önyargılara dayalı, paylaşım ve haberler yazan gazeteciler, ölen bir insanın özel yaşamını teşhir edip, onu aşağılamaya çalışarak sosyal medyada çok etkileşim almış olabilirler ama gazeteciliğin güvenilirliğine ve inanılırlığına zarar verdiler.</p>
<h4><strong>Davetli gezinin mutlu sonucu&nbsp;</strong></h4>
<p>Geçen hafta aniden medyada Hatay Valisi Mustafa Masatlı ve eşine övgüler başladı; Hatay’da depremin izlerinin silinmesi konusunda ne kadar başarılı olduğu haberleri birbirini izledi.</p>
<p>“Hatay Valisi ve eşinin yüreğimizdeki ışığı” (Fatih Çekirge / Hürriyet), “Hatay yıkımdan yeniden doğuyor” (Mustafa Kartoğlu / Akşam), “Hatay’ın ekonomik haritası yeniden çiziliyor” (Necla Dalan / Patronlar Dünyası), “Hatay küllerinden doğuyor” (Deniz Zeyrek / Nefes)</p>
<p>“Yıkılan kamu binaları şehir dışına gitti, yerleri rezerv oldu” (Vahap Munyar / Nasıl bir ekonomi), “Hatay’da dönüşümün yüzde 90’ı tamamlandı” (Barış Ergin / Sabah).</p>
<p>Haberlerin başlıkları içeriğini yeterince anlatıyor. Anlaşılan, Vali Mustafa Masatlı ile konuşmak, Hatay’daki sorunların büyük ölçüde çözüldüğünü anlamalarına yetmiş. Sadece Deniz Zeyrek, vatandaşlarla konuşmasını, onların sorunlarını yazısına eklemiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 13 At 13.02.34 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234-1.jpeg"></p>
<p>Vali haberlerinin ardından aynı gazetecilerin bu kez İskenderun’dan yazdığı, Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’nın merkezinde olduğu haberler serisi yayımlandı.</p>
<p>“Anne derken boğazı düğümlenen adam”, “TOGG kâr aşamasına geçti” (Mustafa Kartoğlu /Akşam), “Bir avuç dükkândan dünya çelik devine” ve “Fuat Tosyalı: TOGG kâr yolunda” (Fatih Çekirge/ Hürriyet), “Sanayisizleşme riskinin ilacı” (Deniz Zeyrek / Nefes), “Çelikte 12.1 milyon tonla Avrupa ikincisi oldu” (Vahap Munyar / Nasıl bir Ekonomi), “Tosyalı’dan hurda uyarısı” ve “Fuat Tosyalı’dan ortaklık yapısı açıklaması” (Jülide Yiğittürk / Dünya), “Hisse değişimi TOGG’un misyonunu değiştirmez” (Necla Dalan / Patronlar Dünyası).</p>
<p>Bu haberlerdeki toplu fotoğraflar ipucunu veriyordu ama asıl bilgi Vahap Munyar ve Fatih Çekirge’nin satır aralarındaydı. Meğer, yedi gazeteci, “Tosyalı Holding’in ev sahipliğinde Hatay ve İskenderun’a gitmiş, orada dolaşmış, holdingin organize ettiği bazı etkinliklere katılmışlar.</p>
<p>Madem bu gazeteci arkadaşlar, deprem sonrası Hatay’da yapılanları ve İskenderun’daki çelik tesislerini merak ediyorlardı, kendi başlarına gidebilirlerdi. Masraflarını holdingin karşılamasına ve davet etmesine gerek yoktu. Fuat Tosyalı ile konuşmak için de oraya gitmeleri gerekmezdi.</p>
<p>Holdingin davetine uyup kentte ağırlanınca maalesef holdingin amacına uygun davranmışlar. Gazetecilik adına kötü ama holdingin tanıtımı açısından başarılı sonuç vermiş bu davet…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>“Açılım süreci tam gaz sürüyor: Kürtçe tabela, Zazaca ders” haberinde Kürtçe levhaların yeni takıldığını yazan Sözcü gazetesi, bu levhaları takılmasını 2016 yılında “Diyarbakır’da belediyeden Kürtçe yön levhası” diye haber yapmıştı; 10 yıldır asılıydı Kürtçe tabelalar.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 13 At 13.02.34" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-13-at-130234.jpeg"></p>
<ul>
<li>Gazeteci Selahattin Günday, MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümüne ilişkin soruşturmada, 15 yıl önceki gazetecilik faaliyeti suç kabul edilerek ve o sırada yürürlükte olmayan yasal düzenleme uygulanarak tutuklandı.</li>
<li>TV100, siyasi gelişmelerin değerlendirildiği programa katılan Ali Haydar Fırat’ın “CHP İletişim Koordinatörü” olduğunu gizleyerek, “İletişim Bilimci” olarak sundu.</li>
<li>Bir e-satış platformunun tam sayfa reklamını aynı gün BirGün, Cumhuriyet, Hürriyet, Milliyet, Nefes, Posta ve Sözcü, “ilan” uyarısıyla yayımlarken, Akşam ve Yeni Şafak, habermiş gibi uyarısız yayımladı; Sabah da özel habermiş gibi muhabir imzası koydu.</li>
<li>Karar, Ahmet Davutoğlu’nun ifadeye çağrılması haberine “Bu, cumhuriyet tarihinde bir ilk” başlığı attı ama eski başbakanlardan Bülent Ecevit 12 Eylül döneminde yabancı medyaya verdiği demeçler, Necmettin Erbakan da Bingöl’deki konuşması nedeniyle yargılanmıştı.</li>
<li>Sözcü, “Telefondaki ağlayan ses: Üsküdar’ın kaderi böyle değişmiş” haberinde Özgür Çelik’i, Yeni Parti yerine “CHP İstanbul İl Başkanı” olarak yazdı; günlerdir düzeltilmedi.</li>
<li>Yeni Akit, A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Avrupa Şampiyonluğu’nu ikinci kez kazanmasını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerini bile haber yapmadı.</li>
<li>CHP, “Yolumuz belli” başlıklı 103. kuruluş yıldönümü ilanını, gazetelerden sadece Nefes’e, dijitalde de Google kanalıyla aralarında Ensonhaber, Halktv, Toplumsal Haber, Sözcü, Gazete Pano, İz Gazete ve Turktime’ın da olduğu 50 kadar siteye verdi.</li>
<li>Akşam gazetesi yazarı Murat Çiçek, “Hile olmayınca kazanamıyorlar” yazısında, Üsküdar Belediyesi’ndeki oylama öncesinde AKP’nin CHP’li dört meclis üyesini transfer etmesini ve CHP’li iki üyenin tutuklanmasını yok saydı.</li>
<li>Habertürk TV, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “İstanbul adliyesindeki yargı muhabirleri” ile görüşmesini, bakanlık, gazetecilikten üstte bir makammış gibi “kabul etti” diye haber yaptı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>,&nbsp;<strong>ŞİKÂYET</strong>&nbsp;<strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN:&nbsp;</strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cezaevindeyken-bosanmanin-haber-degeri.html">Cezaevindeyken boşanmanın haber değeri</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/cezaevindeyken-bosanmanin-haber-degeri.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gemi kazasında asıl sürprizi medya yapmış</title>
		<link>https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html</link>
					<comments>https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 04:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Ne kadar acı, asıl sürprizi medya yapmış! Evlerinde oturup televizyon izlerken, öğrenmişler sevdikleri insanın ölümünü! Oysa ölüm, her insanın özelidir. Her insanın, yakının ölümünü kendi özel alanında, acısına saygılı bir dil ve yöntemle öğrenme hakkı vardır. Medyanın, Nihat Pancar ve kazada ölenlerin adlarını, ailesine yetkililerce bilgi verilmesinden önce yayımlaması hataydı. Maalesef bu kazada, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html">Gemi kazasında asıl sürprizi medya yapmış</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Ne kadar acı, asıl sürprizi medya yapmış! Evlerinde oturup televizyon izlerken, öğrenmişler sevdikleri insanın ölümünü! Oysa ölüm, her insanın özelidir. Her insanın, yakının ölümünü kendi özel alanında, acısına saygılı bir dil ve yöntemle öğrenme hakkı vardır. Medyanın, Nihat Pancar ve kazada ölenlerin adlarını, ailesine yetkililerce bilgi verilmesinden önce yayımlaması hataydı.</p>
<p>Maalesef bu kazada, ölenlerin adlarını yakınlarının duymasından önce yayımlanmasıyla kalınmadı; kazanın ardından sosyal medyada yayımlanan fotoğraf ve görüntüler, hiçbir editoryal süzgeçten geçirilmeden medya kuruluşları tarafından da yayına verildi. Yapay zeka programlarının oluşturdukları ile gerçek fotoğraf ve görseller, birbirine karıştı. Gemi batarken yolcular arasında yaşanan panik, çığlıklar, çaresizlik, olduğu gibi, ayıklanmadan yayımlandı.</p>
<p>Gazetecilik ile sosyal medya fenomenliği arasındaki temel fark, gazeteciliğin kuralları ve etik ilkeleri barındıran bir meslek olmasıdır. Gazetecilikte her fotoğraf ve görüntü, olduğu gibi yayımlanmaz; editoryal süzgeçten geçirilerek işlenir, öyle habere dönüşür. Kaza ve afet haberlerinde, insanlarda, özellikle de çocuklarda travma yaratacak, çaresizliği, dehşeti, ölüm korkusunu yansıtan ve kazazedelerin özel alanına müdahale niteliğindeki görüntüler ayıklanır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-2.jpeg"></p>
<p>Kıbrıs’taki kazada mesleki kuralların işlememesi, dehşet anlarına dair görüntülerin hiçbir filtreleme yapılmadan haber siteleri ve televizyonlarda defalarca tekrarlanarak yayımlanması üzerine Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği de uyarma gereği duydu.</p>
<p>“Haber değeri, insanların yaşamlarının en savunmasız ve en korkunç anlarının sınırsız biçimde teşhir edilmesini meşru kılmaz” denilen Yönetim Kurulu açıklamasında, “görüntülerin filtrelenmesi, çığlık ve panik seslerinin kullanılmaması, kişilerin tanınmasının engellenmesi, yayından önce içerik uyarısı konulması, görüntülerin tekrar tekrar dolaşıma sokulmaması, facianın nedenlerine ve olası ihmallere odaklanılması” çağrısında bulunuldu.</p>
<p>Ne yazık ki, bu uyarıya da aldırış edilmedi. Hâlâ aynı görüntüler, tekrar tekrar yayımlanıyor ekranlarda. Kimi meslektaşlarımız, bu mesleğin özü olan insana saygıyı unutmuş görünüyor.</p>
<h4><strong>Yazardan işitme cihazı reklamı </strong></h4>
<p>Hürriyet’in Kelebek ekinde yazan Ömür Gedik, annesi için bir işitme cihazı almış. Bu cihazdan duydukları memnuniyeti bir videoyla âleme ilan etme gereği duymuş.</p>
<p>Ömür Gedik’in çektiği videoyu, işitme cihazı satan şirketin sosyal medya hesabında gördüm. Video “Sevgili Ömür Gedik de kıymetli annesi için … İşitme Cihazları’nı tercih etti. Artık çok daha rahat iletişim kuruyorlar!” denilerek sunuluyordu. Ömür Gedik, cihazı şöyle övüyordu:</p>
<p>“Hayatımı değiştiren, annemle ilişkimi değiştiren bir cihazdan bahsedeceğim sizlere. … bence yurtdışındaki muadillerinden çok daha iyi olan bir işitme cihazı olan … bahsedeceğim.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651.jpeg"></p>
<p>Şirket, Ömür Gedik’in görüntüsünü “geri bildirim” gibi sunarak onun şöhretinden yararlanıyor; reklam yapıyor. Fakat Ömür Gedik’in şöhreti sadece sanatçılıktan değil, daha önce başladığı gazete yazarlığından da geliyor.</p>
<p>Bir yazar olarak, annesine işitme cihazı aldığı şirket ile reklam ilişkisi kurması, parasını ödemiş olsa bile yanlış. Yarın insanlar, ona güvenip o cihazdan alsalar ve problem yaşasalar, Ömür Gedik’i ve Hürriyet’i de sorumlu tutmayacaklar mı?</p>
<p>Bir yazarın reklamlarda oynaması hem çıkar ilişkisi kurduğu izlenimi yaratır, hem de yazılarıyla ilgili güvenilirliği zedeler.</p>
<h4><strong>Patrona yaranma haberleri</strong></h4>
<p>Son günlerde ekonomi sayfalarının gözdesi, Kalyon İnşaat Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Murathan Kalyoncu.</p>
<p>28 Ağustos’ta tam altı gazetede onunla yapılan söyleşilerle hazırlanan haberler yayımlandı. Akşam’da, “Avrupa’nın en büyük lüks outleti İGA’ya geldi”, Ekonomi’de “Alışveriş turizminde merkez olma hedefiyle açılıyor”, Hürriyet’te, “Yeni bir turizm hikayesi yazılıyor”, Milliyet’te, “En ‘lüks’ yatırım”, Sabah’ta “Avrupa’nın en büyük lüks outleti açılıyor”, Yeni Şafak’ta, “17 Eylül’de kapılarını açacak” haberleri ekonomi sayfalarını kapladı.</p>
<p>1 Eylül’de de Hürriyet’te yine ekonomi sayfasında “Şam Havalimanı gün sayıyor”, Milliyet’te, “Dünya çapında yatırım hamlesi”, Sabah’ta, “Avrupa’ya güneş tarlası dikecek” haberleri yayımlandı. Bu haberler de Murathan Kalyoncu ile söyleşiye dayanıyordu.</p>
<p>İktidar medyasının Murathan Kalyoncu’ya bu kadar büyük ilgi göstermesinin asıl nedeni de hiç kuşkusuz, Sabah gazetesinin de içinde olduğu Turkuvaz Medya’nın sahibi Kalyon Holding’in yöneticilerinden olması.</p>
<p>Nitekim Sabah’taki ilk haber, Dilek Güngör’ün imzasını taşıyor. Bir gazetenin Ekonomi Servisi Müdürü’nün, AVM açılışı gibi basit bir tanıtım bülteni haberini yazması olağan bir durum değil. Belli ki, patron haberi söz konusu olunca yakın ilgi gösterme gereği duymuş.</p>
<p>Zaten medyada patron şirketlerinin tanıtımına ayrıcalık tanınması, sadece kendi patronunun tanıtımıyla sınırlı değil. Her medya grubu, öbür medya grubunun patronlarının şirket tanıtımlarına da açık. Bugün Demirören, Albayrak, Yeşildağ Grupları, Kalyon’un haberini yaptı; yarın da Turkuvaz o grupların tanıtımını yapar. Böyle sürüp gider, olan da gazeteciliğe olur.</p>
<h4><strong>Vedat Milor ve o dondurmacı</strong></h4>
<p>İddia o ki, gastronomi yazarı Vedat Milor, bir dondurmacıdan 9 bin euro (yaklaşık 504 bin TL) almış) ancak söz verdiği tanıtımı yapmamıştı</p>
<p>Önce sosyal medyada, ardından sitelerde yayılan bu haberlerin hepsi de “Şikayetvar” sitesindeki bir paylaşıma dayanıyordu. Şikayette bulunan ve Erenköy’deki bir işletmenin sahibi olduğunu belirten Levent rumuzlu kişi, Vedat Milor ile para karşılığı tanıtım için anlaştıklarını, 24 Temmuz’da çekim de yapıldığını ama yayımlanmadığını öne sürüyordu.</p>
<p>Böyle habercilik olmaz. Soyadı bile belirsiz, gerçekten sahibi olup olmadığı kesin olmayan bir kişinin paylaşımına dayanarak iddia diye haber yazılmaz. Vedat Milor değil hiç kimse hakkında bir paylaşıma bakıp itibar suikastı yapılamaz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-3.jpeg"></p>
<p>Dondurmacının adı, adresi, telefonu belli. Oraya gidilir ya da en azından aranır. Şikayetin doğruluğu araştırılır; madem WhatsApp yazışmaları olmuş, çekim yapılmış, varsa o yazışma ve görüntüler de alınır kanıt olarak. Vedat Milor’dan da karşı görüş alınır; öyle haber yapılır.</p>
<p>Haberleri geçtim, Sabah’ın Günaydın ekinin yazarı Ömer Karahan, birkaç gün sonra yazdığı yazıda bile soruşturmadan tekrarladı aynı suçlamaları. Vedat Milor’un bir gün önceki “iftira niteliğindeki haber ve paylaşımlara yasal süreç başlatılmıştır” paylaşımının farkında değildi.</p>
<p>Ömer Karahan’ın yazısının sonunda “Hem hakem hem reklam yüzü olunmaz. Hem işletmeden para alıp hem de kamuoyuna bağımsız eleştirmen görüntüsü verilemez” derken haklıydı. Ben de baktım, Vedat Milor eskiden paylaşımlarına “reklam değil” etiketi koyarken, bu yılın başından itibaren “değil”i kaldırmış! Geçen ay yaptığı dondurmacı paylaşımlarında da “reklam” etiketi var! Elbette reklamını yaptığı bir yeri nesnel gözle değerlendirmesi beklenemez.</p>
<p>Yine de “ortaya atılan iddia doğruysa” diye yazılamaz. Araştırılır, doğrulanır, kanıtlarıyla yazılır. Suçlama doğru değilse gazeteciliğin itibarı, inanılırlığı bir kez daha darbe alır.</p>
<h4><strong>Amedspor yanlışını düzeltmeme sorumluluğu</strong></h4>
<p>“Amedspor taraftarlarının, Kocaelispor maçında İstiklal Marşı’nı ıslıkladığı” haberi yapan Sözcü TV ile Sözcü ve Korkusuz gazetelerini eleştirmiştim geçen hafta. Zira İstiklal Marşı’nı değil, “Vatan sana canım feda” sloganını ıslıkladıklarını kanıtlayan görüntüyü bulmuştum.</p>
<p>Sözcü ve Korkusuz’dan ses çıkmadı ama o haberi sunan Serap Belovacıklı, “Islığın İstiklal Marşı’na olmadığını öğrendiğimde özür dileyip düzeltme yaptım. Herkes gibi siz de anlamadan dinlemeden saldıranlar kervanına katılmayı seçmişsiniz. Yazık” paylaşımıyla yanıtladı yazımı.</p>
<p>Ben de paylaşımlarına baktığımı, araştırdığımı ama yine de yayındaki düzeltmesini fark etmediğimi belirterek, özür diledim eksiğim nedeniyle. O da teşekkür ederek karşılık verdi.</p>
<p>Yazışmamızın ardından Serap Belovacıklı’nın sözünü ettiği yayını bulup izledim. “Sarı torbalar” haberinin yayımlanmasından iki gün sonra ekrana gelen, 28 Ağustos’taki “Aklın Yolu” adlı yayındaydı düzeltme. Belovacıklı, o programda, Amedsporlular’ın o yayından sonra kendisine yazdıklarını belirterek, “Buradan onu düzeltme ihtiyacı hissediyorum. Bir ıslıklama olmamış İstiklal Marşı’nı. Amedspor’dan da özür dileyelim buradan” diyordu.</p>
<p>Serap Belovacıklı, yanlışı düzeltme duyarlılığıyla davranmış, tebrik ederim. Ancak yanlış haber, Sözcü TV’nin ana haber bülteninde yayımlanmıştı; dolayısıyla sorumluluk sadece Serap Belovacıklı’ya ait değildi. Sözcü TV de ana haber bülteninden düzeltmeliydi.</p>
<p>Ayrıca Sözcü ve Korkusuz gazeteleri de büyük bir yanlışa imza attı. Amedspor taraftarlarının tümünü suçlayan, hedef gösteren yayının yanlış bilgiye dayandığını kabul ederek, yanlışı düzeltmeliydi. Gerçek olmadığı ortaya çıktıktan sonra düzeltmemek, gazeteciliğin kamusal sorumluluğunu yerine getirmemek anlamına gelir.</p>
<p><strong>Okur görüşleri:</strong></p>
<p><strong>Serhan K. Sözüşen:</strong> Kanal D’de yeni yayına giren “İki tez arasında” adlı dizide yanıltıcı bilgiler genel doğrular olarak sunuluyor. Psikopat katil çevreci karakter ile vatansever ve bilimsel madenci karakterlerle yürüyen dizinin altın madencilerinin ticari amaçları için hazırlanmış sipariş yapım olduğu çok net. Konu çiçek böcek değil, ülke topraklarının mahvedilmesi, ekolojik yıkım ve halk sağlığı. Medya da kullanılarak algı operasyonu yapılıyor.</p>
<p><strong>Süha Alzafer:</strong> Dr. Hüseyin Nazlıkul’un, özel uğraşı alanı olan nöralterapi ile ilgili köşe yazıları Odatv’de yayınlanmaktadır. Yazılarında sonunda verilen web sayfasında tıbbi bilgiler verilmekle birlikte Randevu/İletişim sekmesi de bulunmakta ve buradan da doğrudan randevu ekranına düşülmekte. Bu durum bende gizli reklam yapıldığı hissi doğuruyor.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın, Almanya maçını yayımlayan TRT 1, her arada “Asırlık Gece” dizisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’lı afişini ekrana getirdi ama afişte dizinin adı yoktu.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-1.jpeg"></p>
<ul>
<li>Üç aydır CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Necdet Saraç, -Zeynel Lüle’nin anımsatmasına rağmen- sosyal medya profilinden “Gazeteci-Yazar” ifadesini kaldırmadı.</li>
<li>Sabah, “Yeni Parti ve CHP’den Üsküdar’da seçim oyunu” haberinde AKP’nin kaybettiği oylamanın mahkeme kararıyla iptal edilmesi ve iki belediye meclisi üyesinin gözaltına alınmasından bahsetmedi.</li>
<li>A Haber, oyuncu Serhat Kılıç’ın ölümünü “İşte evinden çıkanlar” başlığıyla ve evden fotoğraflarla vererek artık yanıt veremeyecek durumda olan oyuncunun anısını lekeledi.</li>
<li>Akşam, “Fare gibi yakalandı” haberinde, TIR’ın altında gizlenirken yakalanan İranlı’nın adını S. P. S. olarak kodlarken, onunla birlikte yakalanan YouTube’daki videolarıyla tanınmış Arif Kocabıyık’ın adını açıkça yazıp fotoğrafını da yayımladı.</li>
<li>Ensonhaber, birçok haber sitesinin tersine, yanan elektrikli aracın Mercedes olduğunu ilk haberinde yazmakla kalmayıp, bir de “Aydın’daki olay ilk vukuat değil: Mercedes elektrikli araçları cayır cayır yanıyor” haberi yayımladı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html">Gemi kazasında asıl sürprizi medya yapmış</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ana haber sunucusunun otel reklamı</title>
		<link>https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 04:21:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Fakat sonunda “Şimdi sizi Kıbrıs’ın geleceğine götüreceğim” diyerek, lüks bir otele ve aynı şirketin villa projesine gidiyordu. Bir yönetici eşliğinde oteli ve villaları dolaşıyor; bilgi alıyor. Ardından “Gözümüzle görelim mi?” deyip çevrede dolaşmaya başlıyor; “Deniz kenarındaki tesisi hem otel misafirleri hem de rezidanslarda konut sahibi olan aileler kullanabiliyor” gibi açıklamalarla düpedüz reklam yapıyordu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html">Ana haber sunucusunun otel reklamı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Fakat sonunda “Şimdi sizi Kıbrıs’ın geleceğine götüreceğim” diyerek, lüks bir otele ve aynı şirketin villa projesine gidiyordu. Bir yönetici eşliğinde oteli ve villaları dolaşıyor; bilgi alıyor.</p>
<p>Ardından “Gözümüzle görelim mi?” deyip çevrede dolaşmaya başlıyor; “Deniz kenarındaki tesisi hem otel misafirleri hem de rezidanslarda konut sahibi olan aileler kullanabiliyor” gibi açıklamalarla düpedüz reklam yapıyordu. Video, otelden ve odalardan görüntülerle bitiyordu.</p>
<p>Özlem Gürses, videonun ikinci bölümünde de inşaat projesinden konut alan sanatçı Ziynet Sali ile yine aynı otelden görüntüler eşliğinde söyleşi yapıyordu. Video yine aynı tanıtım görüntüleriyle kapanıyor ve Özlem Gürses şirkete teşekkür ediyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 30 At 12.58.02 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-1.jpeg"></p>
<p>Kıbrıs’ı dekor olarak kullanmıştı ama belli ki, her iki videonun asıl amacı o otel ve inşaat projesinin reklamı. Kıbrıs’ta onca otel ve inşaat şirketi varken neden buraları seçti; reklam karşılığında bir ücret aldı mı? Onu bilmiyoruz.</p>
<p>Ama YouTube’da videonun altına “Bir haftamı çok sevdiğim KKTC’de geçirdim. ..Grup’un ev sahipliğinde Kıbrıs’ı sizin için gezdim” notu koymuş. Sponsorluk ilişkisi olduğunu açıklamış.</p>
<p>Özlem Gürses’in, bu gibi sponsorluk ilişkilerini meşru gördüğü, YouTube hesabına “işbirlikleri” için mail adresi koymasından da belli. Nitekim Kıbrıs’tan sonra da Bodrum’daki bir detoks merkezine gitmiş, oradan da yayın yaptı.</p>
<p>Ancak otel ve inşaat projesinin reklamını yaparak o şirketle ilgili olumsuzlukların da sorumluluğunu üstlenmiş oldu. Ayrıca Özlem Gürses bir YouTuber değil, Sözcü TV’de ana haber bültenini sunan bir gazeteci. Aktardığı her haberin, sırf gazetecilik güdüleriyle hazırlanmış olması, çıkar ilişkisine dayanmayan bilgiler içermesi gerek. Sponsorluk ilişkisine girerek bizzat reklam yapması, güvenilirliğini zedeler; çıkar çatışması izlenimi yaratır.</p>
<p>Daha önce defalarca yazdığım gibi, gazeteci reklam alabilir kendisi reklam yaparak, reklamda oynayarak, reklamcılık ile gazeteciliği karıştıramaz.</p>
<h4><strong>Islıklanan İstiklal Marşı değildi! </strong></h4>
<p>Ne hikmetse, futbol yazarları Kocaelispor’un, Amedspor maçında tribünlerde “sarı torba” sallanmasını ve yaşanan gerginliği hiç görmedi. Onlar yine maç sonucunu, sahadaki futbolu yazmaya devam ettiler.</p>
<p>Ne o akşamki futbol sitelerinde, TV’lerdeki programlarda olaylardan söz edildi ne de ertesi günkü gazetelerde. Hürriyet, Milliyet, Sabah gibi futbola sayfalar ayıran gazeteler ile Fotomaç ve Fanatik gibi spor gazeteleri de tribünlerde hiç olay olmamış gibiydi.</p>
<p>Medya ancak bir gün sonra savcılık harekete geçip, “sarı torba” sallayan beş kişinin “tahrik edici eylem” suçlamasıyla gözaltına alınıp, haklarında ev hapsi kararı verildiğini açıklayınca olayı algıladı. Savcılık açıklaması Cumhuriyet’ten Yeni Şafak’a kadar birçok yerde yayımlandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 30 At 12.58.02" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802.jpeg"></p>
<p>Ancak Sözcü TV’de ana haber bültenini sunan Serap Belovacıklı, haberi aktardıktan sonra “Sarı torba sallamak ne kadar yanlışsa İstiklal Marşı okunurken sahada Amedspor’un ıslıkla susturmaya çalışması da aynı derecede yanlış, çirkin. Burada beş kişi gözaltına alındı, diğerlerine niye bir şey yapmadınız? Onlar üstün ırk mı?” dedi.</p>
<p>Sözcü gazetesi “İstiklal Marşı ıslıklanamaz” ve aynı gruptan Korkusuz da “İstiklal Marşımızı yuhalamak suç değil” manşetiyle Belovacıklı’nın çizgisini sürdürdü. “Tahrikler artıyor, açılım çığırından çıkıyor” diyen Sözcü’de, fotoğrafların üzerine “İstiklal Marşı’na saygısızlık” ve “Kimi yuhaladı, kimi silah sıkma hareketi yaptı” yazılmıştı.</p>
<p>Belovacıklı’nın serinkanlı davranmak yerine “Onlar üstün ırk mı?” gibi ayrımcı bir cümle kullanacak kadar kendinden geçmesi çok üzücüydü. Sözcü ve Korkusuz gazetelerinin tutumu da gazetecilik nesnelliğinden uzaktı. Düşmanca ve nefret söylemi içeren bir yaklaşımla “sarı ceset torbaları” sallanarak ölüm tehdidinde bulunulmasının toplumda yaratacağı olumsuz etkiyi gözetmediler. Nitekim dün Trabzon’da, Amedspor forması giyen bir kadına gösterilen tepki, yaşanabilecek olumsuzlukların yeni bir örneği oldu.</p>
<p>Sözcü grubunun, PKK’nın tasfiyesiyle ilgili yasa ile devam eden sürece karşı olması, maçta yaşananların gerçeğe aykırı aktarılmasına yol açmamalıydı. Zira Amedspor’un bir taraftarının bayrağı silah gibi tutması, Sözcü’nün yazdığı gibi Kocaelispor maçında değil Erzurumspor maçındaydı. O taraftara da stadyuma giriş yasağı getirildi.</p>
<p>En önemlisi de taramalarıma rağmen, İstiklal Marşı okunurken Amedspor taraftarlarının ıslıklamasına dair görüntü bulamadım. Zaten Sözcü TV de öyle bir görüntü yayımlamadı. Benim gördüğüm, İstiklal Marşı okunurken, Kocaelispor taraftarlarının çoğu bozkurt işareti yapıyor; Amedsporluların çoğu da takım kaşkollarını havaya kaldırarak dinliyor ve birkaç kişi saygı duruşu yerine hareket ediyor ya da zafer işareti yapıyor. Hatta sonunda onlar da alkışlıyor marşı.</p>
<p>Marşın ardından Kocaelispor tribünlerinden “Vatan sana canım feda” sloganı atılıyor; Amedspor taraftarları da onları ıslıklıyor ve sonra da Kürtçe “Jin jiyan azadi” (Kadın, yaşam, özgürlük) sloganı atıyorlar. Santra yapılırken de Kocaelispor tribünlerinde PKK’lıların cesetlerinin taşındığı torbalara göndermeyle “sarı torba” sallanıyor. Belli ki, orada tahrik olmamış, torbaları alıp öyle gelmişler stada.</p>
<p>Aslında gerginlik maç öncesinde Kocaeli taraftarlarının küfürlü sloganları ile başlıyor ama sarı torba sallayan beş kişi, ulusal marş okunurken saygısızlık yapan da çok az. Fakat Sözcü grubu, birkaç kişinin davranışını gerekçe göstererek, Amedspor’u ve tüm taraftarlarını suçlu saydı ve hedef gösterdi. Amedspor’un bundan sonraki maçlarında çatışmalara davetiye çıkarmış oldu.</p>
<p>Keşke futbol medyası, o maçta tribünlerde olanları izleyip aktarsaydı da bu denli dezenformasyona maruz kalmasaydık. Maalesef futbol medyası, tribünlerdeki olayları yok saymanın, taraftarlar arasında çatışmaları, şiddeti, düşmanlığı beslediğini fark etmiyorlar bile…</p>
<h4><strong>Gazeteciye “Hadsizlik” dedi soruşturma başladı </strong></h4>
<p>İzmir’de gazetecilere yönelik iki engelleme ve hakaret olayı üst üste geldi. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, Dijitalgaste.com muhabiri Gamze Eskiköy’ü telefonla arayarak “İzmir ‘kardeşlik’ buluşmasında gerginlik” haberinin kaldırılmasını istedi. Sonra da gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ümit Özmen’e hakaret etti.</p>
<p>AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan da bir törende “Bergama Belediye Başkanı’nın, Yeni Parti’den AKP’ye geçişini sağlamak için ziyaret edeceği”ni yazan Ege’de Sonsöz gazetesi yazarı Ender Aldanmaz’a “Ey paçavra gazeteci” diyerek hakaret etti.</p>
<p>İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin bu fütursuz davranışlara karşı “Gazeteciler kimsenin emir eri değildir” açıklaması yapması doğal ve demokratik bir tepkiydi. Garip olan, savcılığın, Eyyüp Kadir İnan’ın, “Sen kimsin de bir siyasi harekete bildiri yayımlama hadsizliğini gösteriyorsun?&#8221; tepkisinin ardından İGC Başkanı Dilek Gappi’yi ifadeye çağırmasıydı.</p>
<p>Savcılık, bu tutumuyla basın özgürlüğü ve gazetecilere sahip çıkmak yerine onları yıldırmak isteyen politikacıların hakaretlerine ve baskısına destek vermiş oldu. Gazetecilerin, meslektaşlarına destek vermesini “iftira veya yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu saydı!</p>
<p>Ama Gappi ve İGC geri adım atmadı. “Mesleğimize yönelik bu tür tavırlara sessiz kalamayız, kalmayacağız” açıklaması yaptı bu kez. Öbür meslek örgütleri de İGC’ye destek verdi. İGC’yi ve İzmirli gazetecileri tavizsiz tutumlarından ötürü alkışlayalım ve bir kez daha anımsatalım:</p>
<p>“Gazeteciler politikacıların emir eri değildir; emir eri gibi davrananlar da gazeteci değildir.”</p>
<h4><strong>Savunmadılar ama düzeltmediler de</strong></h4>
<p>Türkiye gazetesinden Yılmaz Bilgen’in, PYD/SDG Kobani Sorumlusu Mahmut Berhudan ile yaptığı söyleşi çok başarılıydı. Nitekim 16 Ağustos’ta yayımlanan “Silahları gömdük” başlıklı söyleşi birçok medya kuruluşunda da alıntılandı, üzerinde çok konuşuldu.</p>
<p>Yılmaz Bilgen, beş gün sonraki “SDG: En zor aşamayı geçtik: İsrail’e rağmen bitecek” haberinde de SDG kurucularından Sipan Hemo ile söyleşi yaptığını belirtiyordu. Fakat SDG Basın Sözcüsü Ferhad Şami, Mezopotamya Ajansı’nın yayımladığı açıklamasında, Sipan Hemo’nun böyle bir söyleşi yapmadığını belirterek, haberi yalanladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 30 At 12.58.02 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-2.jpeg"></p>
<p>Gazetecilikte böyle bir yalanlamanın ardından iki yol izlenebilir. Ya haberinizi savunur, kanıtlarsınız. Savunacak malzemeniz yoksa da özür diler, düzeltme yayımlarsınız.</p>
<p>Türkiye gazetesi ne savundu ne de düzeltti haberini. YPG’nin tasfiyesi açıklanınca da “Süreci böyle duyurmuştuk” diye ilk haberin kupürünü yayımladı. Ama ikinci haberin yalanlanmasını yok saydı. Okurları yanıltmayı göze alabilen, haberin itibarını gözetmeyen gazetecilik tarzı bu.</p>
<p><strong>Okur görüşleri:</strong></p>
<p><strong>Kemal Kaplan:</strong> Muhalif gazeteciler kendilerine, kendi dünya görüşündeki insanlara ve kurumlara operasyon yapıldığında “itibarsızlaştırma” tabirini çok kullanıyor. Masumiyet ilkesinden dem vuruyor. Fakat kendilerinden olmayanlara operasyon yapıldığında bunların zerresi akıllarına gelmiyor. Adalet Bakanlığı’nın, emniyetin açıklamalarını doğru kabul ediyor, olduğu gibi veriyor. Müthiş bir çifte standart. Size yapıldığında en baştan hukuksuzluk deyip başkalarına yapıldığında baştan kabul etmek&#8230; Bu mudur ahlak-etik gazetecilik?</p>
<p><strong>Arda Özsu:</strong> Bugünkü Gazete Pencere’de Emre (Alkin) Hocam çok güzel bir yazı yazmış ama “Trump ABD’yi rogue state olmaya doğru iterken” başlığında ne demek istediğini anlamadım. İnternette arayınca “rogue state”in “Haydut devlet” olduğunu öğrenebildim. Başlıkta böyle ifade kullanılıyorsa aşağıda (*) ile açıklanması gerekirdi diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>N. G.:</strong> Kadın cinayeti haberlerinde “bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı” klişesinin kullanımını neye bağlamalıyız? “Kim bilir ne olmuştur da kadını öldürmüştür” merakı mı? İnsanı, öncelikle de muhabiri düşünmekten ve mesleki merakına da vicdanına da başvurmaktan kurtarması mı? Uluslararası çapta da böyle mi kullanılır? Bir de Meghan Markle&#8217;ı hedefe çakan kraliyet haberlerinin Hürriyet’te sık kullanılmasının mantığı nedir?</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Aylardır ücretlerini alamadıkları için Ankara’da eylem yapan madencileri görmezden gelen Akşam ve Sabah, “Maaşın gecikmesi haklı fesih sebebi” haberi yayımladı.</li>
<li>Yeni Akit, kadınların giyim özgürlüğüne karşı başlattığı kampanyayı “Teşhir modası nesilleri bozuyor” manşetiyle sürdürdü.</li>
<li>Sabah, Aziz İhsan Aktaş davasında karar günü, “Milyarlık vurgunda hesap vakti” başlıklı haber yayımlayarak sanıkları mahkeme kararından önce suçlu ilan etti; yargıyı yönlendirdi.</li>
<li>Halktv.com.tr, banka promosyonları haberine “Emeklilerin hesabına ağustos bitmeden 35 bin TL yatacak” başlığıyla okurları yanılttı ve tık avcılığı yaptı.</li>
<li>Ensonhaber, NTV, Milliyet ve İHA, birçok haber sitesinin tersine, Söke yakınlarında yanan elektrikli aracın Mercedes’in AMG EQE 53 serisi bir modeli olduğunu yazmadı.</li>
<li>Akşam AKP’li Haliliye (Şanlıurfa), Yeni Şafak da Yıldırım (Bursa) belediyelerinin hazırladığı icraatlarına ilişkin metinleri, “reklam” uyarısı koymadan yayımladı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html">Ana haber sunucusunun otel reklamı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyamız olmayan otomobil devini Türkiye’ye getirdi</title>
		<link>https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2026 04:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici “Avrupa tip onayları alınmış” ve “üretilip müşterilere teslim edilmiş binlerce araç”tan söz ediliyordu bu haberlerde. Fakat gerçekte bırakın böyle bir “otomobil devi” olmasını ve üretilmiş binlerce aracı, Almanya’da “Siegfried Marcus” diye bir otomobil markası yok. Siegfried Marcus, Avusturyalı bir mucit ve mühendis. Günümüzdeki otomobillerin öncülü olan benzinli aracı 1870’te yapmış. Avusturya’da adına kurulan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html">Medyamız olmayan otomobil devini Türkiye’ye getirdi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>“Avrupa tip onayları alınmış” ve “üretilip müşterilere teslim edilmiş binlerce araç”tan söz ediliyordu bu haberlerde. Fakat gerçekte bırakın böyle bir “otomobil devi” olmasını ve üretilmiş binlerce aracı, Almanya’da “Siegfried Marcus” diye bir otomobil markası yok.</p>
<p>Siegfried Marcus, Avusturyalı bir mucit ve mühendis. Günümüzdeki otomobillerin öncülü olan benzinli aracı 1870’te yapmış. Avusturya’da adına kurulan bir antika otomobil müzesi bulunuyor.</p>
<p>Forbes Türkiye, Ekonomim, Otometre, Muhalif, Türkgün, 12Punto, Yeniçağ ve Korkusuz’un da aralarında olduğu onlarca sitede yayımlanan haberi ilk olarak 14 Ağustos’ta ANKA ve DHA ajansları birbiri ardına geçmiş. Haberlerin tümünde Özgür Baklan adlı kişinin açıklaması yer alıyor. Özgür Baklan, Almanya’da doğmuş, gıda toptancısı olan BAKTAT adlı aile şirketinde yöneticilik yapmış bir isim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 23 At 14.17.21 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-2.jpeg"></p>
<p>Bu haberlerde kendisini “Siegfried Marcus Automobile&#8217;nin en büyük hissedarı ve kurucu ortağı” olarak tanıtıyor. Yüz milyonlarca euroluk yatırımdan, Avrupa’daki üç ayrı üretim bölgesinde ve Türkiye’de üretim partnerleriyle teknik ve ticari görüşmelerden söz ediyor.</p>
<p>Ticaret Sicili gazetesine göre, Özgür Baklan’ın İstanbul’daki şirketinin adı, “Özgür Baklan Global Otomotiv” imiş, 4 Ağustos’ta, “Siegfried Marcus Global Otomotiv” olarak değiştirmiş. Adresi de Caddebostan&#8217;daki bir daire. Siegfried Marcus Deutschland GmbH şirketini Almanya’da aradığınızda da karşınıza sadece “marcuscar.com” diye bir internet sitesi çıkıyor. Geçen ay kurulan bu sitede de ilgili telefon numarası ve adres dışında şirkete dair net bir bilgi de yok. Sitede, “Sipariş” ve “Test sürüşü” butonları da bulunuyor.</p>
<p>Ben de sitedeki telefon numarasını aradım, gazeteci olarak kendimi de tanıttım. Test sürüşü yapmak istediğimi söyledim. Henüz ellerinde araç olmadığı, yakında geleceği, Türkiye’de resmi işlemlerin devam ettiği karşılığını verdiler. “Binlerce aracın nerede olduğu” sorusunu “Çin’de üretilen beş bin aracın Asya ülkelerinde dolaştığı” diye yanıtladılar. “Hangi Asya ülkesi?” sorusuna da “Himalayalar’da” yanıtı aldım!</p>
<p>Tabii Himalayalar’da olduğu söylenen bu araçlara dair de bir veri yok ortada. Somut olan tek veri, Türkiye’de çıkan bu “Alman otomobil devi Türkiye’ye geliyor” haberleri. Nitekim internet sitesinde de sadece bu haberler kaynak gösteriliyor.</p>
<p>Anlaşılan en iyimser değerlendirmeyle bile yeni bir projenin pazarlanması girişimi söz konusu. Nihayetinde medya, olmayan bir otomobilin pazarlanması için kullanılmış.</p>
<p>Hep vurguluyorum, gazetecilikte şüphe ve soru sormak esastır. Önünüze gelen her açıklamayı, her bülteni, her sözü gerçek kabul edip haber yapamazsınız. Sorgulamadan aktarırsanız işte böyle istemeden de olsa birilerinin girişimlerine alet olursunuz.</p>
<p>Özgür Baklan’ın açıklamasını yayımlayan mecralar ise hiç soru sormamış, kuşku duymamış. Ne şirket araştırılmış ne de otomobil. Şüpheden uzaklaşılınca sonuç kötü&#8230;</p>
<h2><strong>“İkinci yerli” haberindeki abartı</strong></h2>
<p>Yerli otomobil hevesi ne kadar yaygınsa artık, bu konudaki her açıklama, her söz medyada geniş yer buluyor. Ekonomi gazetesinde yayımlanan “TOGG&#8217;a rakip yerli geri sayıma başladı” haberi de hızla yayıldı medyaya. Hürriyet, T24, Gazete Oksijen, Sözcü, Son Dakika ve CNBC-e’nin de aralarında olduğu birçok sitede yayımlandı bu haber.</p>
<p>Haberde, HABAŞ&#8217;ın, Gebze’de Honda’dan devraldığı fabrikada üreteceği yerli otomobili yıl sonuna kadar kamuoyuna göstermeyi planladığı belirtiliyordu. “İkinci yerlide ‘Ferrari’ imzası” denilmesinin nedeni de projede, &#8220;BMW, Ferrari ve McLaren gibi dev markaların ikonik modellerine imza atan tasarımcı Frank Stephenson”ın görev almasıydı.</p>
<p>Fakat otomotiv yazarı Emre Özpeynirci, bu haberlere temkinli yaklaştı. İki yıl önce Habaş’ın patronu Mehmet Başaran’ın üretmeyi planladıkları iki otomobilin çizimlerini kendisine iki yıl önce gösterdiğini, Volvo’dan motor aldıklarını ve üretimin 2025 sonunda başlayacağını söylediğini yazdı. Özpeynirci, “İki yıldan fazla süre geçti. Şimdi üretimin 1 yıl rötarla, 2026 sonunda başlayacağı haberleri yapılıyor. Umarım bu kez tamamdır” dedi.</p>
<p>Özpeynirci, temkinli yaklaşmakta çok haklı. Ben biraz daha geriye gideyim. HABAŞ, yerli otomobil projesine 2021 yılında başlamış. 30 Eylül 2021’de, Dünya gazetesinde “HABAŞ, yerli hibrit araç üretmeye hazırlanıyor” diye yazmış.</p>
<p>Aradan beş yıl geçti ve otomobil hâlâ ortada yok. Dolayısıyla böyle bir haberi yazarken, bu geçmişi de ayrıntılı olarak anımsatmak ve tarihe dair bilgiyi “edinilen bilgiye göre” değil, şirket yetkililerine dayanarak yazmak gerekirdi.</p>
<h3><strong>Kanlı görüntüye tekrar yanlışı</strong></h3>
<p>Gaziantep Milletvekili Melih Meriç’in bıçaklanma anına ilişkin görüntüler, önce TGRT Haber ve sosyal medyada yayımlandı; ardından haber kanallarına da yayıldı. Çoğu televizyonda da bu kanlı görüntü, flulaştırılmadan yayımlandı. Hem de defalarca tekrarlandı bu şiddet anı.</p>
<p>Kanlı ve şiddet içeren görüntülerin yayımlanması yanlış. Bu tür görüntüler ayıklanarak yayımlanmalıydı. Böyle yayımlamak, şiddeti olağanlaştırıyor, izleyenlerde travma yaratıyor.</p>
<p>38 gündür Ankara’da eylem yapan “er gaziler” de sabaha karşı polis tarafından toplanarak Güvenpark’tan çıkarıldıktan sonra bu kez Bilkent’te bir cadde üzerinde direnişlerini sürdürdüler. Gazilerden biri, köprünün üzerine çıktığı sırada Koza TV canlı yayındaydı.</p>
<p>O emekli “Atlayacağım” diye bağırınca Remziye Demirkol, “Bu görüntü uygun değil, ekrandan alalım&#8221; diye hemen uyardı rejiyi. Doğruydu tavrı. İntihar görüntülerinin bulaştırıcı etkisinin farkındaydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 23 At 14.17.21 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-1.jpeg"></p>
<p>“Er gaziler” gibi maden işçileri de günlerdir Ankara’da eylemde. Fakat iktidar medyası onların eylemlerini de yok sayıyor. Hatta Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, “Dün şirket açıklama yapıyor; NTV, Habertürk, CNN, siz nasıl haber yapıyorsunuz? Haklar ödendi mi? Sordunuz mu direnen işçilere?” diye tepki gösterdi.</p>
<p>Tepkisinde de haklı. Sadece işverenin açıklamasını yayımlamakla olmaz. Gazeteci, haberleri dengeli vermekle kalmamalı, mağdurdan, haksızlığa uğrayandan yana olmalı. Madencilerin hak arayışlarını, polisin müdahalelerini görmezden gelmek gazeteciliğin ruhuna aykırı.</p>
<p>İktidar medyasındaki tek istisna, Yavuz Donat&#8217;ın “Gaziler gözbebeğimiz&#8221; yazısıydı.</p>
<h3><strong>Magazin gazetecilerine sahip çıkılmalı</strong></h3>
<p>Oyuncu Aslı Bekiroğlu’nun kaç kez ameliyat olduğunu bilmeyen kalmamıştır sanırım. İki yıl kadar önce bir miyom ameliyatı sırasında “doktor hatası” nedeniyle bağırsağının delindiği ve o günden beri de sürekli ameliyat olmak zorunda kaldığı yazılıyor, söyleniyor.</p>
<p>Magazin medyası, son olarak Aslı Bekiroğlu’nun dokuzuncu ameliyata gireceğini, ama doktorunun ameliyat öncesinde dokuz kilo vermesini istediğini duyurdu. Halbuki bu ay başında da “Aslı Bekiroğlu, geçirdiği birçok ameliyatın ardından bikinili ve fit görünümüyle denizde görüntülendi” diye bikinili fotoğraflarını haber yapmışlardı.</p>
<p>Bu ameliyat haberlerinin ortak özelliği, yalnızca Aslı Bekiroğlu’nun sözlerine dayanması. Haberler oluşturulurken, oyuncunun sözlerinin gerçeği ne kadar yansıttığı sorgulanmıyor.</p>
<p>Peşpeşe ameliyat olmak zorunda kalması, gerçekten doktor hatasından mı kaynaklanıyor, yoksa başka bir nedeni mi var? Doktor hatası ise hangi hastanede, hangi doktorun hatası, onların karşı görüşü nedir? İlk başta bu sorulara yanıt aranmıştı ama sonra peşine düşmekten tümüyle vazgeçildi, yanıtlar aktarılmıyor artık. Hele dijital mecralarda öyle çalakalem yazılıyor ki bu haberler, bazen ameliyat sayısı bile karıştırılıyor.</p>
<p>Deneyimli gazeteci Savaş Kalafat’ın kaleme aldığı Magazin Gazetecileri Derneği’nin, “Meslek Etiği, Emek ve Kurumsal Yönetim Anayasası”, magazin muhabirlerine “haberin yayımlanmadan önce doğrulanmasını” ve “en az iki bağımsız kaynağın aranmasını” öğütlüyor. Aslı Bekiroğlu haberleri, maalesef magazin gazetecilerinin anayasasına aykırı.</p>
<p>Ayrıca Magazin Gazetecileri Derneği’nin, Ece Erken’in magazin gazetecilerine yönelik hakaretlerine tepki göstermesi çok değerliydi. Sık sık hakaretler ve saldırılara maruz kalan magazin muhabirlerine öbür meslek örgütlerinin de sahipsiz çıkması, sahipsiz olmadıklarını göstermeleri gerek. Maalesef çoğu kez farketmiyorlar bile…</p>
<h4><strong>Tek cümleyle:</strong></h4>
<ul>
<li>NTV, akşam 23.30’da yaptığı canlı haber programında bir uzmanla da konuşarak şekerin zararını “Nişasta bazlı şeker risk yaratıyor” diye anlatırken, bir yandan da ekranda insanları tatlıya özendirecek şekerlemeler ile pastaların görüntülerini yayımladı.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 23 At 14.17.21" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721.jpeg"></p>
<ul>
<li>Türkiye gazetesinde 16 Ağustos’ta çıkan “Silahları gömdük” başlıklı SDG Kobani sorumlusu ile yapılan söyleşiyi, -öbür gazetelerin aksine- Milliyet, üç gün sonra 19 Ağustos’ta alıntıladı.</li>
<li>Süleymancılar cemaatine yönelik operasyon haberinde Alihan Kuriş’in polisler arasındaki görüntüsü yayımlanmazken, başka bir cemaat lideri Alparslan Kuytul’un görüntüsü verildi.</li>
<li>Milliyet, Sabah ve Türkiye, AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi’nin, Yeni Şafak da Bağcılar Belediyesi’nin tanıtım metnini “reklam” uyarısı koymadan habermiş gibi yayımladı.</li>
<li>Gazete Pencere’de, 13 Ağustos’ta çıkan ve bazı sitelerin de alıntıladığı “Kulis: Kabine değişikliği bekleniyor, işte &#8216;affını&#8217; isteyecek isimler” haberinde belirtilen bakan değişiklikleri henüz gerçekleşmedi.</li>
<li>Sabah, “Yeni partiden yeni provokasyon” haberinde CHP’den üye almaya çalışmasını provokasyon olarak niteledi; “adeta mücadele içerisine girdiği bildirildi” yazdı.</li>
<li>BirGün’ün, “Diş hekimliği, yazılım mühendisliği, mimarlık: Onlarca bölüm tercih edilmedi” haberindeki verileri, Nefes, bir gün sonra “Tam 26 üniversitede o bölümü seçen yok” haberinde kaynak göstermeden alıntıladı.</li>
<li>Yeni Akit, “Caddeler yatak odası değil” manşetiyle kadınların giyim kuşam özgürlüğüne karşı kampanya başlattı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html">Medyamız olmayan otomobil devini Türkiye’ye getirdi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
