<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gazetecilik Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/gazetecilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/gazetecilik</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Sep 2026 19:56:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Gazetecilik Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/gazetecilik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gemi kazasında asıl sürprizi medya yapmış</title>
		<link>https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html</link>
					<comments>https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 04:54:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Ne kadar acı, asıl sürprizi medya yapmış! Evlerinde oturup televizyon izlerken, öğrenmişler sevdikleri insanın ölümünü! Oysa ölüm, her insanın özelidir. Her insanın, yakının ölümünü kendi özel alanında, acısına saygılı bir dil ve yöntemle öğrenme hakkı vardır. Medyanın, Nihat Pancar ve kazada ölenlerin adlarını, ailesine yetkililerce bilgi verilmesinden önce yayımlaması hataydı. Maalesef bu kazada, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html">Gemi kazasında asıl sürprizi medya yapmış</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Ne kadar acı, asıl sürprizi medya yapmış! Evlerinde oturup televizyon izlerken, öğrenmişler sevdikleri insanın ölümünü! Oysa ölüm, her insanın özelidir. Her insanın, yakının ölümünü kendi özel alanında, acısına saygılı bir dil ve yöntemle öğrenme hakkı vardır. Medyanın, Nihat Pancar ve kazada ölenlerin adlarını, ailesine yetkililerce bilgi verilmesinden önce yayımlaması hataydı.</p>
<p>Maalesef bu kazada, ölenlerin adlarını yakınlarının duymasından önce yayımlanmasıyla kalınmadı; kazanın ardından sosyal medyada yayımlanan fotoğraf ve görüntüler, hiçbir editoryal süzgeçten geçirilmeden medya kuruluşları tarafından da yayına verildi. Yapay zeka programlarının oluşturdukları ile gerçek fotoğraf ve görseller, birbirine karıştı. Gemi batarken yolcular arasında yaşanan panik, çığlıklar, çaresizlik, olduğu gibi, ayıklanmadan yayımlandı.</p>
<p>Gazetecilik ile sosyal medya fenomenliği arasındaki temel fark, gazeteciliğin kuralları ve etik ilkeleri barındıran bir meslek olmasıdır. Gazetecilikte her fotoğraf ve görüntü, olduğu gibi yayımlanmaz; editoryal süzgeçten geçirilerek işlenir, öyle habere dönüşür. Kaza ve afet haberlerinde, insanlarda, özellikle de çocuklarda travma yaratacak, çaresizliği, dehşeti, ölüm korkusunu yansıtan ve kazazedelerin özel alanına müdahale niteliğindeki görüntüler ayıklanır.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-2.jpeg"></p>
<p>Kıbrıs’taki kazada mesleki kuralların işlememesi, dehşet anlarına dair görüntülerin hiçbir filtreleme yapılmadan haber siteleri ve televizyonlarda defalarca tekrarlanarak yayımlanması üzerine Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği de uyarma gereği duydu.</p>
<p>“Haber değeri, insanların yaşamlarının en savunmasız ve en korkunç anlarının sınırsız biçimde teşhir edilmesini meşru kılmaz” denilen Yönetim Kurulu açıklamasında, “görüntülerin filtrelenmesi, çığlık ve panik seslerinin kullanılmaması, kişilerin tanınmasının engellenmesi, yayından önce içerik uyarısı konulması, görüntülerin tekrar tekrar dolaşıma sokulmaması, facianın nedenlerine ve olası ihmallere odaklanılması” çağrısında bulunuldu.</p>
<p>Ne yazık ki, bu uyarıya da aldırış edilmedi. Hâlâ aynı görüntüler, tekrar tekrar yayımlanıyor ekranlarda. Kimi meslektaşlarımız, bu mesleğin özü olan insana saygıyı unutmuş görünüyor.</p>
<h4><strong>Yazardan işitme cihazı reklamı </strong></h4>
<p>Hürriyet’in Kelebek ekinde yazan Ömür Gedik, annesi için bir işitme cihazı almış. Bu cihazdan duydukları memnuniyeti bir videoyla âleme ilan etme gereği duymuş.</p>
<p>Ömür Gedik’in çektiği videoyu, işitme cihazı satan şirketin sosyal medya hesabında gördüm. Video “Sevgili Ömür Gedik de kıymetli annesi için … İşitme Cihazları’nı tercih etti. Artık çok daha rahat iletişim kuruyorlar!” denilerek sunuluyordu. Ömür Gedik, cihazı şöyle övüyordu:</p>
<p>“Hayatımı değiştiren, annemle ilişkimi değiştiren bir cihazdan bahsedeceğim sizlere. … bence yurtdışındaki muadillerinden çok daha iyi olan bir işitme cihazı olan … bahsedeceğim.”</p>
<p><img decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651.jpeg"></p>
<p>Şirket, Ömür Gedik’in görüntüsünü “geri bildirim” gibi sunarak onun şöhretinden yararlanıyor; reklam yapıyor. Fakat Ömür Gedik’in şöhreti sadece sanatçılıktan değil, daha önce başladığı gazete yazarlığından da geliyor.</p>
<p>Bir yazar olarak, annesine işitme cihazı aldığı şirket ile reklam ilişkisi kurması, parasını ödemiş olsa bile yanlış. Yarın insanlar, ona güvenip o cihazdan alsalar ve problem yaşasalar, Ömür Gedik’i ve Hürriyet’i de sorumlu tutmayacaklar mı?</p>
<p>Bir yazarın reklamlarda oynaması hem çıkar ilişkisi kurduğu izlenimi yaratır, hem de yazılarıyla ilgili güvenilirliği zedeler.</p>
<h4><strong>Patrona yaranma haberleri</strong></h4>
<p>Son günlerde ekonomi sayfalarının gözdesi, Kalyon İnşaat Şirketi’nin Yönetim Kurulu Başkanı olan Murathan Kalyoncu.</p>
<p>28 Ağustos’ta tam altı gazetede onunla yapılan söyleşilerle hazırlanan haberler yayımlandı. Akşam’da, “Avrupa’nın en büyük lüks outleti İGA’ya geldi”, Ekonomi’de “Alışveriş turizminde merkez olma hedefiyle açılıyor”, Hürriyet’te, “Yeni bir turizm hikayesi yazılıyor”, Milliyet’te, “En ‘lüks’ yatırım”, Sabah’ta “Avrupa’nın en büyük lüks outleti açılıyor”, Yeni Şafak’ta, “17 Eylül’de kapılarını açacak” haberleri ekonomi sayfalarını kapladı.</p>
<p>1 Eylül’de de Hürriyet’te yine ekonomi sayfasında “Şam Havalimanı gün sayıyor”, Milliyet’te, “Dünya çapında yatırım hamlesi”, Sabah’ta, “Avrupa’ya güneş tarlası dikecek” haberleri yayımlandı. Bu haberler de Murathan Kalyoncu ile söyleşiye dayanıyordu.</p>
<p>İktidar medyasının Murathan Kalyoncu’ya bu kadar büyük ilgi göstermesinin asıl nedeni de hiç kuşkusuz, Sabah gazetesinin de içinde olduğu Turkuvaz Medya’nın sahibi Kalyon Holding’in yöneticilerinden olması.</p>
<p>Nitekim Sabah’taki ilk haber, Dilek Güngör’ün imzasını taşıyor. Bir gazetenin Ekonomi Servisi Müdürü’nün, AVM açılışı gibi basit bir tanıtım bülteni haberini yazması olağan bir durum değil. Belli ki, patron haberi söz konusu olunca yakın ilgi gösterme gereği duymuş.</p>
<p>Zaten medyada patron şirketlerinin tanıtımına ayrıcalık tanınması, sadece kendi patronunun tanıtımıyla sınırlı değil. Her medya grubu, öbür medya grubunun patronlarının şirket tanıtımlarına da açık. Bugün Demirören, Albayrak, Yeşildağ Grupları, Kalyon’un haberini yaptı; yarın da Turkuvaz o grupların tanıtımını yapar. Böyle sürüp gider, olan da gazeteciliğe olur.</p>
<h4><strong>Vedat Milor ve o dondurmacı</strong></h4>
<p>İddia o ki, gastronomi yazarı Vedat Milor, bir dondurmacıdan 9 bin euro (yaklaşık 504 bin TL) almış) ancak söz verdiği tanıtımı yapmamıştı</p>
<p>Önce sosyal medyada, ardından sitelerde yayılan bu haberlerin hepsi de “Şikayetvar” sitesindeki bir paylaşıma dayanıyordu. Şikayette bulunan ve Erenköy’deki bir işletmenin sahibi olduğunu belirten Levent rumuzlu kişi, Vedat Milor ile para karşılığı tanıtım için anlaştıklarını, 24 Temmuz’da çekim de yapıldığını ama yayımlanmadığını öne sürüyordu.</p>
<p>Böyle habercilik olmaz. Soyadı bile belirsiz, gerçekten sahibi olup olmadığı kesin olmayan bir kişinin paylaşımına dayanarak iddia diye haber yazılmaz. Vedat Milor değil hiç kimse hakkında bir paylaşıma bakıp itibar suikastı yapılamaz.</p>
<p><img decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-3.jpeg"></p>
<p>Dondurmacının adı, adresi, telefonu belli. Oraya gidilir ya da en azından aranır. Şikayetin doğruluğu araştırılır; madem WhatsApp yazışmaları olmuş, çekim yapılmış, varsa o yazışma ve görüntüler de alınır kanıt olarak. Vedat Milor’dan da karşı görüş alınır; öyle haber yapılır.</p>
<p>Haberleri geçtim, Sabah’ın Günaydın ekinin yazarı Ömer Karahan, birkaç gün sonra yazdığı yazıda bile soruşturmadan tekrarladı aynı suçlamaları. Vedat Milor’un bir gün önceki “iftira niteliğindeki haber ve paylaşımlara yasal süreç başlatılmıştır” paylaşımının farkında değildi.</p>
<p>Ömer Karahan’ın yazısının sonunda “Hem hakem hem reklam yüzü olunmaz. Hem işletmeden para alıp hem de kamuoyuna bağımsız eleştirmen görüntüsü verilemez” derken haklıydı. Ben de baktım, Vedat Milor eskiden paylaşımlarına “reklam değil” etiketi koyarken, bu yılın başından itibaren “değil”i kaldırmış! Geçen ay yaptığı dondurmacı paylaşımlarında da “reklam” etiketi var! Elbette reklamını yaptığı bir yeri nesnel gözle değerlendirmesi beklenemez.</p>
<p>Yine de “ortaya atılan iddia doğruysa” diye yazılamaz. Araştırılır, doğrulanır, kanıtlarıyla yazılır. Suçlama doğru değilse gazeteciliğin itibarı, inanılırlığı bir kez daha darbe alır.</p>
<h4><strong>Amedspor yanlışını düzeltmeme sorumluluğu</strong></h4>
<p>“Amedspor taraftarlarının, Kocaelispor maçında İstiklal Marşı’nı ıslıkladığı” haberi yapan Sözcü TV ile Sözcü ve Korkusuz gazetelerini eleştirmiştim geçen hafta. Zira İstiklal Marşı’nı değil, “Vatan sana canım feda” sloganını ıslıkladıklarını kanıtlayan görüntüyü bulmuştum.</p>
<p>Sözcü ve Korkusuz’dan ses çıkmadı ama o haberi sunan Serap Belovacıklı, “Islığın İstiklal Marşı’na olmadığını öğrendiğimde özür dileyip düzeltme yaptım. Herkes gibi siz de anlamadan dinlemeden saldıranlar kervanına katılmayı seçmişsiniz. Yazık” paylaşımıyla yanıtladı yazımı.</p>
<p>Ben de paylaşımlarına baktığımı, araştırdığımı ama yine de yayındaki düzeltmesini fark etmediğimi belirterek, özür diledim eksiğim nedeniyle. O da teşekkür ederek karşılık verdi.</p>
<p>Yazışmamızın ardından Serap Belovacıklı’nın sözünü ettiği yayını bulup izledim. “Sarı torbalar” haberinin yayımlanmasından iki gün sonra ekrana gelen, 28 Ağustos’taki “Aklın Yolu” adlı yayındaydı düzeltme. Belovacıklı, o programda, Amedsporlular’ın o yayından sonra kendisine yazdıklarını belirterek, “Buradan onu düzeltme ihtiyacı hissediyorum. Bir ıslıklama olmamış İstiklal Marşı’nı. Amedspor’dan da özür dileyelim buradan” diyordu.</p>
<p>Serap Belovacıklı, yanlışı düzeltme duyarlılığıyla davranmış, tebrik ederim. Ancak yanlış haber, Sözcü TV’nin ana haber bülteninde yayımlanmıştı; dolayısıyla sorumluluk sadece Serap Belovacıklı’ya ait değildi. Sözcü TV de ana haber bülteninden düzeltmeliydi.</p>
<p>Ayrıca Sözcü ve Korkusuz gazeteleri de büyük bir yanlışa imza attı. Amedspor taraftarlarının tümünü suçlayan, hedef gösteren yayının yanlış bilgiye dayandığını kabul ederek, yanlışı düzeltmeliydi. Gerçek olmadığı ortaya çıktıktan sonra düzeltmemek, gazeteciliğin kamusal sorumluluğunu yerine getirmemek anlamına gelir.</p>
<p><strong>Okur görüşleri:</strong></p>
<p><strong>Serhan K. Sözüşen:</strong> Kanal D’de yeni yayına giren “İki tez arasında” adlı dizide yanıltıcı bilgiler genel doğrular olarak sunuluyor. Psikopat katil çevreci karakter ile vatansever ve bilimsel madenci karakterlerle yürüyen dizinin altın madencilerinin ticari amaçları için hazırlanmış sipariş yapım olduğu çok net. Konu çiçek böcek değil, ülke topraklarının mahvedilmesi, ekolojik yıkım ve halk sağlığı. Medya da kullanılarak algı operasyonu yapılıyor.</p>
<p><strong>Süha Alzafer:</strong> Dr. Hüseyin Nazlıkul’un, özel uğraşı alanı olan nöralterapi ile ilgili köşe yazıları Odatv’de yayınlanmaktadır. Yazılarında sonunda verilen web sayfasında tıbbi bilgiler verilmekle birlikte Randevu/İletişim sekmesi de bulunmakta ve buradan da doğrudan randevu ekranına düşülmekte. Bu durum bende gizli reklam yapıldığı hissi doğuruyor.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın, Almanya maçını yayımlayan TRT 1, her arada “Asırlık Gece” dizisinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’lı afişini ekrana getirdi ama afişte dizinin adı yoktu.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 09 06 At 12.26.51 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/09/whatsapp-image-2026-09-06-at-122651-1.jpeg"></p>
<ul>
<li>Üç aydır CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Necdet Saraç, -Zeynel Lüle’nin anımsatmasına rağmen- sosyal medya profilinden “Gazeteci-Yazar” ifadesini kaldırmadı.</li>
<li>Sabah, “Yeni Parti ve CHP’den Üsküdar’da seçim oyunu” haberinde AKP’nin kaybettiği oylamanın mahkeme kararıyla iptal edilmesi ve iki belediye meclisi üyesinin gözaltına alınmasından bahsetmedi.</li>
<li>A Haber, oyuncu Serhat Kılıç’ın ölümünü “İşte evinden çıkanlar” başlığıyla ve evden fotoğraflarla vererek artık yanıt veremeyecek durumda olan oyuncunun anısını lekeledi.</li>
<li>Akşam, “Fare gibi yakalandı” haberinde, TIR’ın altında gizlenirken yakalanan İranlı’nın adını S. P. S. olarak kodlarken, onunla birlikte yakalanan YouTube’daki videolarıyla tanınmış Arif Kocabıyık’ın adını açıkça yazıp fotoğrafını da yayımladı.</li>
<li>Ensonhaber, birçok haber sitesinin tersine, yanan elektrikli aracın Mercedes olduğunu ilk haberinde yazmakla kalmayıp, bir de “Aydın’daki olay ilk vukuat değil: Mercedes elektrikli araçları cayır cayır yanıyor” haberi yayımladı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html">Gemi kazasında asıl sürprizi medya yapmış</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/gemi-kazasinda-asil-surprizi-medya-yapmis.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ana haber sunucusunun otel reklamı</title>
		<link>https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2026 04:21:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26594</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Fakat sonunda “Şimdi sizi Kıbrıs’ın geleceğine götüreceğim” diyerek, lüks bir otele ve aynı şirketin villa projesine gidiyordu. Bir yönetici eşliğinde oteli ve villaları dolaşıyor; bilgi alıyor. Ardından “Gözümüzle görelim mi?” deyip çevrede dolaşmaya başlıyor; “Deniz kenarındaki tesisi hem otel misafirleri hem de rezidanslarda konut sahibi olan aileler kullanabiliyor” gibi açıklamalarla düpedüz reklam yapıyordu. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html">Ana haber sunucusunun otel reklamı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Fakat sonunda “Şimdi sizi Kıbrıs’ın geleceğine götüreceğim” diyerek, lüks bir otele ve aynı şirketin villa projesine gidiyordu. Bir yönetici eşliğinde oteli ve villaları dolaşıyor; bilgi alıyor.</p>
<p>Ardından “Gözümüzle görelim mi?” deyip çevrede dolaşmaya başlıyor; “Deniz kenarındaki tesisi hem otel misafirleri hem de rezidanslarda konut sahibi olan aileler kullanabiliyor” gibi açıklamalarla düpedüz reklam yapıyordu. Video, otelden ve odalardan görüntülerle bitiyordu.</p>
<p>Özlem Gürses, videonun ikinci bölümünde de inşaat projesinden konut alan sanatçı Ziynet Sali ile yine aynı otelden görüntüler eşliğinde söyleşi yapıyordu. Video yine aynı tanıtım görüntüleriyle kapanıyor ve Özlem Gürses şirkete teşekkür ediyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 30 At 12.58.02 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-1.jpeg"></p>
<p>Kıbrıs’ı dekor olarak kullanmıştı ama belli ki, her iki videonun asıl amacı o otel ve inşaat projesinin reklamı. Kıbrıs’ta onca otel ve inşaat şirketi varken neden buraları seçti; reklam karşılığında bir ücret aldı mı? Onu bilmiyoruz.</p>
<p>Ama YouTube’da videonun altına “Bir haftamı çok sevdiğim KKTC’de geçirdim. ..Grup’un ev sahipliğinde Kıbrıs’ı sizin için gezdim” notu koymuş. Sponsorluk ilişkisi olduğunu açıklamış.</p>
<p>Özlem Gürses’in, bu gibi sponsorluk ilişkilerini meşru gördüğü, YouTube hesabına “işbirlikleri” için mail adresi koymasından da belli. Nitekim Kıbrıs’tan sonra da Bodrum’daki bir detoks merkezine gitmiş, oradan da yayın yaptı.</p>
<p>Ancak otel ve inşaat projesinin reklamını yaparak o şirketle ilgili olumsuzlukların da sorumluluğunu üstlenmiş oldu. Ayrıca Özlem Gürses bir YouTuber değil, Sözcü TV’de ana haber bültenini sunan bir gazeteci. Aktardığı her haberin, sırf gazetecilik güdüleriyle hazırlanmış olması, çıkar ilişkisine dayanmayan bilgiler içermesi gerek. Sponsorluk ilişkisine girerek bizzat reklam yapması, güvenilirliğini zedeler; çıkar çatışması izlenimi yaratır.</p>
<p>Daha önce defalarca yazdığım gibi, gazeteci reklam alabilir kendisi reklam yaparak, reklamda oynayarak, reklamcılık ile gazeteciliği karıştıramaz.</p>
<h4><strong>Islıklanan İstiklal Marşı değildi! </strong></h4>
<p>Ne hikmetse, futbol yazarları Kocaelispor’un, Amedspor maçında tribünlerde “sarı torba” sallanmasını ve yaşanan gerginliği hiç görmedi. Onlar yine maç sonucunu, sahadaki futbolu yazmaya devam ettiler.</p>
<p>Ne o akşamki futbol sitelerinde, TV’lerdeki programlarda olaylardan söz edildi ne de ertesi günkü gazetelerde. Hürriyet, Milliyet, Sabah gibi futbola sayfalar ayıran gazeteler ile Fotomaç ve Fanatik gibi spor gazeteleri de tribünlerde hiç olay olmamış gibiydi.</p>
<p>Medya ancak bir gün sonra savcılık harekete geçip, “sarı torba” sallayan beş kişinin “tahrik edici eylem” suçlamasıyla gözaltına alınıp, haklarında ev hapsi kararı verildiğini açıklayınca olayı algıladı. Savcılık açıklaması Cumhuriyet’ten Yeni Şafak’a kadar birçok yerde yayımlandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 30 At 12.58.02" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802.jpeg"></p>
<p>Ancak Sözcü TV’de ana haber bültenini sunan Serap Belovacıklı, haberi aktardıktan sonra “Sarı torba sallamak ne kadar yanlışsa İstiklal Marşı okunurken sahada Amedspor’un ıslıkla susturmaya çalışması da aynı derecede yanlış, çirkin. Burada beş kişi gözaltına alındı, diğerlerine niye bir şey yapmadınız? Onlar üstün ırk mı?” dedi.</p>
<p>Sözcü gazetesi “İstiklal Marşı ıslıklanamaz” ve aynı gruptan Korkusuz da “İstiklal Marşımızı yuhalamak suç değil” manşetiyle Belovacıklı’nın çizgisini sürdürdü. “Tahrikler artıyor, açılım çığırından çıkıyor” diyen Sözcü’de, fotoğrafların üzerine “İstiklal Marşı’na saygısızlık” ve “Kimi yuhaladı, kimi silah sıkma hareketi yaptı” yazılmıştı.</p>
<p>Belovacıklı’nın serinkanlı davranmak yerine “Onlar üstün ırk mı?” gibi ayrımcı bir cümle kullanacak kadar kendinden geçmesi çok üzücüydü. Sözcü ve Korkusuz gazetelerinin tutumu da gazetecilik nesnelliğinden uzaktı. Düşmanca ve nefret söylemi içeren bir yaklaşımla “sarı ceset torbaları” sallanarak ölüm tehdidinde bulunulmasının toplumda yaratacağı olumsuz etkiyi gözetmediler. Nitekim dün Trabzon’da, Amedspor forması giyen bir kadına gösterilen tepki, yaşanabilecek olumsuzlukların yeni bir örneği oldu.</p>
<p>Sözcü grubunun, PKK’nın tasfiyesiyle ilgili yasa ile devam eden sürece karşı olması, maçta yaşananların gerçeğe aykırı aktarılmasına yol açmamalıydı. Zira Amedspor’un bir taraftarının bayrağı silah gibi tutması, Sözcü’nün yazdığı gibi Kocaelispor maçında değil Erzurumspor maçındaydı. O taraftara da stadyuma giriş yasağı getirildi.</p>
<p>En önemlisi de taramalarıma rağmen, İstiklal Marşı okunurken Amedspor taraftarlarının ıslıklamasına dair görüntü bulamadım. Zaten Sözcü TV de öyle bir görüntü yayımlamadı. Benim gördüğüm, İstiklal Marşı okunurken, Kocaelispor taraftarlarının çoğu bozkurt işareti yapıyor; Amedsporluların çoğu da takım kaşkollarını havaya kaldırarak dinliyor ve birkaç kişi saygı duruşu yerine hareket ediyor ya da zafer işareti yapıyor. Hatta sonunda onlar da alkışlıyor marşı.</p>
<p>Marşın ardından Kocaelispor tribünlerinden “Vatan sana canım feda” sloganı atılıyor; Amedspor taraftarları da onları ıslıklıyor ve sonra da Kürtçe “Jin jiyan azadi” (Kadın, yaşam, özgürlük) sloganı atıyorlar. Santra yapılırken de Kocaelispor tribünlerinde PKK’lıların cesetlerinin taşındığı torbalara göndermeyle “sarı torba” sallanıyor. Belli ki, orada tahrik olmamış, torbaları alıp öyle gelmişler stada.</p>
<p>Aslında gerginlik maç öncesinde Kocaeli taraftarlarının küfürlü sloganları ile başlıyor ama sarı torba sallayan beş kişi, ulusal marş okunurken saygısızlık yapan da çok az. Fakat Sözcü grubu, birkaç kişinin davranışını gerekçe göstererek, Amedspor’u ve tüm taraftarlarını suçlu saydı ve hedef gösterdi. Amedspor’un bundan sonraki maçlarında çatışmalara davetiye çıkarmış oldu.</p>
<p>Keşke futbol medyası, o maçta tribünlerde olanları izleyip aktarsaydı da bu denli dezenformasyona maruz kalmasaydık. Maalesef futbol medyası, tribünlerdeki olayları yok saymanın, taraftarlar arasında çatışmaları, şiddeti, düşmanlığı beslediğini fark etmiyorlar bile…</p>
<h4><strong>Gazeteciye “Hadsizlik” dedi soruşturma başladı </strong></h4>
<p>İzmir’de gazetecilere yönelik iki engelleme ve hakaret olayı üst üste geldi. MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, Dijitalgaste.com muhabiri Gamze Eskiköy’ü telefonla arayarak “İzmir ‘kardeşlik’ buluşmasında gerginlik” haberinin kaldırılmasını istedi. Sonra da gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Ümit Özmen’e hakaret etti.</p>
<p>AKP Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan da bir törende “Bergama Belediye Başkanı’nın, Yeni Parti’den AKP’ye geçişini sağlamak için ziyaret edeceği”ni yazan Ege’de Sonsöz gazetesi yazarı Ender Aldanmaz’a “Ey paçavra gazeteci” diyerek hakaret etti.</p>
<p>İzmir Gazeteciler Cemiyeti’nin bu fütursuz davranışlara karşı “Gazeteciler kimsenin emir eri değildir” açıklaması yapması doğal ve demokratik bir tepkiydi. Garip olan, savcılığın, Eyyüp Kadir İnan’ın, “Sen kimsin de bir siyasi harekete bildiri yayımlama hadsizliğini gösteriyorsun?&#8221; tepkisinin ardından İGC Başkanı Dilek Gappi’yi ifadeye çağırmasıydı.</p>
<p>Savcılık, bu tutumuyla basın özgürlüğü ve gazetecilere sahip çıkmak yerine onları yıldırmak isteyen politikacıların hakaretlerine ve baskısına destek vermiş oldu. Gazetecilerin, meslektaşlarına destek vermesini “iftira veya yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu saydı!</p>
<p>Ama Gappi ve İGC geri adım atmadı. “Mesleğimize yönelik bu tür tavırlara sessiz kalamayız, kalmayacağız” açıklaması yaptı bu kez. Öbür meslek örgütleri de İGC’ye destek verdi. İGC’yi ve İzmirli gazetecileri tavizsiz tutumlarından ötürü alkışlayalım ve bir kez daha anımsatalım:</p>
<p>“Gazeteciler politikacıların emir eri değildir; emir eri gibi davrananlar da gazeteci değildir.”</p>
<h4><strong>Savunmadılar ama düzeltmediler de</strong></h4>
<p>Türkiye gazetesinden Yılmaz Bilgen’in, PYD/SDG Kobani Sorumlusu Mahmut Berhudan ile yaptığı söyleşi çok başarılıydı. Nitekim 16 Ağustos’ta yayımlanan “Silahları gömdük” başlıklı söyleşi birçok medya kuruluşunda da alıntılandı, üzerinde çok konuşuldu.</p>
<p>Yılmaz Bilgen, beş gün sonraki “SDG: En zor aşamayı geçtik: İsrail’e rağmen bitecek” haberinde de SDG kurucularından Sipan Hemo ile söyleşi yaptığını belirtiyordu. Fakat SDG Basın Sözcüsü Ferhad Şami, Mezopotamya Ajansı’nın yayımladığı açıklamasında, Sipan Hemo’nun böyle bir söyleşi yapmadığını belirterek, haberi yalanladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 30 At 12.58.02 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-30-at-125802-2.jpeg"></p>
<p>Gazetecilikte böyle bir yalanlamanın ardından iki yol izlenebilir. Ya haberinizi savunur, kanıtlarsınız. Savunacak malzemeniz yoksa da özür diler, düzeltme yayımlarsınız.</p>
<p>Türkiye gazetesi ne savundu ne de düzeltti haberini. YPG’nin tasfiyesi açıklanınca da “Süreci böyle duyurmuştuk” diye ilk haberin kupürünü yayımladı. Ama ikinci haberin yalanlanmasını yok saydı. Okurları yanıltmayı göze alabilen, haberin itibarını gözetmeyen gazetecilik tarzı bu.</p>
<p><strong>Okur görüşleri:</strong></p>
<p><strong>Kemal Kaplan:</strong> Muhalif gazeteciler kendilerine, kendi dünya görüşündeki insanlara ve kurumlara operasyon yapıldığında “itibarsızlaştırma” tabirini çok kullanıyor. Masumiyet ilkesinden dem vuruyor. Fakat kendilerinden olmayanlara operasyon yapıldığında bunların zerresi akıllarına gelmiyor. Adalet Bakanlığı’nın, emniyetin açıklamalarını doğru kabul ediyor, olduğu gibi veriyor. Müthiş bir çifte standart. Size yapıldığında en baştan hukuksuzluk deyip başkalarına yapıldığında baştan kabul etmek&#8230; Bu mudur ahlak-etik gazetecilik?</p>
<p><strong>Arda Özsu:</strong> Bugünkü Gazete Pencere’de Emre (Alkin) Hocam çok güzel bir yazı yazmış ama “Trump ABD’yi rogue state olmaya doğru iterken” başlığında ne demek istediğini anlamadım. İnternette arayınca “rogue state”in “Haydut devlet” olduğunu öğrenebildim. Başlıkta böyle ifade kullanılıyorsa aşağıda (*) ile açıklanması gerekirdi diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>N. G.:</strong> Kadın cinayeti haberlerinde “bilinmeyen bir nedenle tartışma çıktı” klişesinin kullanımını neye bağlamalıyız? “Kim bilir ne olmuştur da kadını öldürmüştür” merakı mı? İnsanı, öncelikle de muhabiri düşünmekten ve mesleki merakına da vicdanına da başvurmaktan kurtarması mı? Uluslararası çapta da böyle mi kullanılır? Bir de Meghan Markle&#8217;ı hedefe çakan kraliyet haberlerinin Hürriyet’te sık kullanılmasının mantığı nedir?</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Aylardır ücretlerini alamadıkları için Ankara’da eylem yapan madencileri görmezden gelen Akşam ve Sabah, “Maaşın gecikmesi haklı fesih sebebi” haberi yayımladı.</li>
<li>Yeni Akit, kadınların giyim özgürlüğüne karşı başlattığı kampanyayı “Teşhir modası nesilleri bozuyor” manşetiyle sürdürdü.</li>
<li>Sabah, Aziz İhsan Aktaş davasında karar günü, “Milyarlık vurgunda hesap vakti” başlıklı haber yayımlayarak sanıkları mahkeme kararından önce suçlu ilan etti; yargıyı yönlendirdi.</li>
<li>Halktv.com.tr, banka promosyonları haberine “Emeklilerin hesabına ağustos bitmeden 35 bin TL yatacak” başlığıyla okurları yanılttı ve tık avcılığı yaptı.</li>
<li>Ensonhaber, NTV, Milliyet ve İHA, birçok haber sitesinin tersine, Söke yakınlarında yanan elektrikli aracın Mercedes’in AMG EQE 53 serisi bir modeli olduğunu yazmadı.</li>
<li>Akşam AKP’li Haliliye (Şanlıurfa), Yeni Şafak da Yıldırım (Bursa) belediyelerinin hazırladığı icraatlarına ilişkin metinleri, “reklam” uyarısı koymadan yayımladı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html">Ana haber sunucusunun otel reklamı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ana-haber-sunucusunun-otel-reklami.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medyamız olmayan otomobil devini Türkiye’ye getirdi</title>
		<link>https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Aug 2026 04:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26512</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici “Avrupa tip onayları alınmış” ve “üretilip müşterilere teslim edilmiş binlerce araç”tan söz ediliyordu bu haberlerde. Fakat gerçekte bırakın böyle bir “otomobil devi” olmasını ve üretilmiş binlerce aracı, Almanya’da “Siegfried Marcus” diye bir otomobil markası yok. Siegfried Marcus, Avusturyalı bir mucit ve mühendis. Günümüzdeki otomobillerin öncülü olan benzinli aracı 1870’te yapmış. Avusturya’da adına kurulan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html">Medyamız olmayan otomobil devini Türkiye’ye getirdi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>“Avrupa tip onayları alınmış” ve “üretilip müşterilere teslim edilmiş binlerce araç”tan söz ediliyordu bu haberlerde. Fakat gerçekte bırakın böyle bir “otomobil devi” olmasını ve üretilmiş binlerce aracı, Almanya’da “Siegfried Marcus” diye bir otomobil markası yok.</p>
<p>Siegfried Marcus, Avusturyalı bir mucit ve mühendis. Günümüzdeki otomobillerin öncülü olan benzinli aracı 1870’te yapmış. Avusturya’da adına kurulan bir antika otomobil müzesi bulunuyor.</p>
<p>Forbes Türkiye, Ekonomim, Otometre, Muhalif, Türkgün, 12Punto, Yeniçağ ve Korkusuz’un da aralarında olduğu onlarca sitede yayımlanan haberi ilk olarak 14 Ağustos’ta ANKA ve DHA ajansları birbiri ardına geçmiş. Haberlerin tümünde Özgür Baklan adlı kişinin açıklaması yer alıyor. Özgür Baklan, Almanya’da doğmuş, gıda toptancısı olan BAKTAT adlı aile şirketinde yöneticilik yapmış bir isim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 23 At 14.17.21 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-2.jpeg"></p>
<p>Bu haberlerde kendisini “Siegfried Marcus Automobile&#8217;nin en büyük hissedarı ve kurucu ortağı” olarak tanıtıyor. Yüz milyonlarca euroluk yatırımdan, Avrupa’daki üç ayrı üretim bölgesinde ve Türkiye’de üretim partnerleriyle teknik ve ticari görüşmelerden söz ediyor.</p>
<p>Ticaret Sicili gazetesine göre, Özgür Baklan’ın İstanbul’daki şirketinin adı, “Özgür Baklan Global Otomotiv” imiş, 4 Ağustos’ta, “Siegfried Marcus Global Otomotiv” olarak değiştirmiş. Adresi de Caddebostan&#8217;daki bir daire. Siegfried Marcus Deutschland GmbH şirketini Almanya’da aradığınızda da karşınıza sadece “marcuscar.com” diye bir internet sitesi çıkıyor. Geçen ay kurulan bu sitede de ilgili telefon numarası ve adres dışında şirkete dair net bir bilgi de yok. Sitede, “Sipariş” ve “Test sürüşü” butonları da bulunuyor.</p>
<p>Ben de sitedeki telefon numarasını aradım, gazeteci olarak kendimi de tanıttım. Test sürüşü yapmak istediğimi söyledim. Henüz ellerinde araç olmadığı, yakında geleceği, Türkiye’de resmi işlemlerin devam ettiği karşılığını verdiler. “Binlerce aracın nerede olduğu” sorusunu “Çin’de üretilen beş bin aracın Asya ülkelerinde dolaştığı” diye yanıtladılar. “Hangi Asya ülkesi?” sorusuna da “Himalayalar’da” yanıtı aldım!</p>
<p>Tabii Himalayalar’da olduğu söylenen bu araçlara dair de bir veri yok ortada. Somut olan tek veri, Türkiye’de çıkan bu “Alman otomobil devi Türkiye’ye geliyor” haberleri. Nitekim internet sitesinde de sadece bu haberler kaynak gösteriliyor.</p>
<p>Anlaşılan en iyimser değerlendirmeyle bile yeni bir projenin pazarlanması girişimi söz konusu. Nihayetinde medya, olmayan bir otomobilin pazarlanması için kullanılmış.</p>
<p>Hep vurguluyorum, gazetecilikte şüphe ve soru sormak esastır. Önünüze gelen her açıklamayı, her bülteni, her sözü gerçek kabul edip haber yapamazsınız. Sorgulamadan aktarırsanız işte böyle istemeden de olsa birilerinin girişimlerine alet olursunuz.</p>
<p>Özgür Baklan’ın açıklamasını yayımlayan mecralar ise hiç soru sormamış, kuşku duymamış. Ne şirket araştırılmış ne de otomobil. Şüpheden uzaklaşılınca sonuç kötü&#8230;</p>
<h2><strong>“İkinci yerli” haberindeki abartı</strong></h2>
<p>Yerli otomobil hevesi ne kadar yaygınsa artık, bu konudaki her açıklama, her söz medyada geniş yer buluyor. Ekonomi gazetesinde yayımlanan “TOGG&#8217;a rakip yerli geri sayıma başladı” haberi de hızla yayıldı medyaya. Hürriyet, T24, Gazete Oksijen, Sözcü, Son Dakika ve CNBC-e’nin de aralarında olduğu birçok sitede yayımlandı bu haber.</p>
<p>Haberde, HABAŞ&#8217;ın, Gebze’de Honda’dan devraldığı fabrikada üreteceği yerli otomobili yıl sonuna kadar kamuoyuna göstermeyi planladığı belirtiliyordu. “İkinci yerlide ‘Ferrari’ imzası” denilmesinin nedeni de projede, &#8220;BMW, Ferrari ve McLaren gibi dev markaların ikonik modellerine imza atan tasarımcı Frank Stephenson”ın görev almasıydı.</p>
<p>Fakat otomotiv yazarı Emre Özpeynirci, bu haberlere temkinli yaklaştı. İki yıl önce Habaş’ın patronu Mehmet Başaran’ın üretmeyi planladıkları iki otomobilin çizimlerini kendisine iki yıl önce gösterdiğini, Volvo’dan motor aldıklarını ve üretimin 2025 sonunda başlayacağını söylediğini yazdı. Özpeynirci, “İki yıldan fazla süre geçti. Şimdi üretimin 1 yıl rötarla, 2026 sonunda başlayacağı haberleri yapılıyor. Umarım bu kez tamamdır” dedi.</p>
<p>Özpeynirci, temkinli yaklaşmakta çok haklı. Ben biraz daha geriye gideyim. HABAŞ, yerli otomobil projesine 2021 yılında başlamış. 30 Eylül 2021’de, Dünya gazetesinde “HABAŞ, yerli hibrit araç üretmeye hazırlanıyor” diye yazmış.</p>
<p>Aradan beş yıl geçti ve otomobil hâlâ ortada yok. Dolayısıyla böyle bir haberi yazarken, bu geçmişi de ayrıntılı olarak anımsatmak ve tarihe dair bilgiyi “edinilen bilgiye göre” değil, şirket yetkililerine dayanarak yazmak gerekirdi.</p>
<h3><strong>Kanlı görüntüye tekrar yanlışı</strong></h3>
<p>Gaziantep Milletvekili Melih Meriç’in bıçaklanma anına ilişkin görüntüler, önce TGRT Haber ve sosyal medyada yayımlandı; ardından haber kanallarına da yayıldı. Çoğu televizyonda da bu kanlı görüntü, flulaştırılmadan yayımlandı. Hem de defalarca tekrarlandı bu şiddet anı.</p>
<p>Kanlı ve şiddet içeren görüntülerin yayımlanması yanlış. Bu tür görüntüler ayıklanarak yayımlanmalıydı. Böyle yayımlamak, şiddeti olağanlaştırıyor, izleyenlerde travma yaratıyor.</p>
<p>38 gündür Ankara’da eylem yapan “er gaziler” de sabaha karşı polis tarafından toplanarak Güvenpark’tan çıkarıldıktan sonra bu kez Bilkent’te bir cadde üzerinde direnişlerini sürdürdüler. Gazilerden biri, köprünün üzerine çıktığı sırada Koza TV canlı yayındaydı.</p>
<p>O emekli “Atlayacağım” diye bağırınca Remziye Demirkol, “Bu görüntü uygun değil, ekrandan alalım&#8221; diye hemen uyardı rejiyi. Doğruydu tavrı. İntihar görüntülerinin bulaştırıcı etkisinin farkındaydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 23 At 14.17.21 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721-1.jpeg"></p>
<p>“Er gaziler” gibi maden işçileri de günlerdir Ankara’da eylemde. Fakat iktidar medyası onların eylemlerini de yok sayıyor. Hatta Bağımsız Maden-İş Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, “Dün şirket açıklama yapıyor; NTV, Habertürk, CNN, siz nasıl haber yapıyorsunuz? Haklar ödendi mi? Sordunuz mu direnen işçilere?” diye tepki gösterdi.</p>
<p>Tepkisinde de haklı. Sadece işverenin açıklamasını yayımlamakla olmaz. Gazeteci, haberleri dengeli vermekle kalmamalı, mağdurdan, haksızlığa uğrayandan yana olmalı. Madencilerin hak arayışlarını, polisin müdahalelerini görmezden gelmek gazeteciliğin ruhuna aykırı.</p>
<p>İktidar medyasındaki tek istisna, Yavuz Donat&#8217;ın “Gaziler gözbebeğimiz&#8221; yazısıydı.</p>
<h3><strong>Magazin gazetecilerine sahip çıkılmalı</strong></h3>
<p>Oyuncu Aslı Bekiroğlu’nun kaç kez ameliyat olduğunu bilmeyen kalmamıştır sanırım. İki yıl kadar önce bir miyom ameliyatı sırasında “doktor hatası” nedeniyle bağırsağının delindiği ve o günden beri de sürekli ameliyat olmak zorunda kaldığı yazılıyor, söyleniyor.</p>
<p>Magazin medyası, son olarak Aslı Bekiroğlu’nun dokuzuncu ameliyata gireceğini, ama doktorunun ameliyat öncesinde dokuz kilo vermesini istediğini duyurdu. Halbuki bu ay başında da “Aslı Bekiroğlu, geçirdiği birçok ameliyatın ardından bikinili ve fit görünümüyle denizde görüntülendi” diye bikinili fotoğraflarını haber yapmışlardı.</p>
<p>Bu ameliyat haberlerinin ortak özelliği, yalnızca Aslı Bekiroğlu’nun sözlerine dayanması. Haberler oluşturulurken, oyuncunun sözlerinin gerçeği ne kadar yansıttığı sorgulanmıyor.</p>
<p>Peşpeşe ameliyat olmak zorunda kalması, gerçekten doktor hatasından mı kaynaklanıyor, yoksa başka bir nedeni mi var? Doktor hatası ise hangi hastanede, hangi doktorun hatası, onların karşı görüşü nedir? İlk başta bu sorulara yanıt aranmıştı ama sonra peşine düşmekten tümüyle vazgeçildi, yanıtlar aktarılmıyor artık. Hele dijital mecralarda öyle çalakalem yazılıyor ki bu haberler, bazen ameliyat sayısı bile karıştırılıyor.</p>
<p>Deneyimli gazeteci Savaş Kalafat’ın kaleme aldığı Magazin Gazetecileri Derneği’nin, “Meslek Etiği, Emek ve Kurumsal Yönetim Anayasası”, magazin muhabirlerine “haberin yayımlanmadan önce doğrulanmasını” ve “en az iki bağımsız kaynağın aranmasını” öğütlüyor. Aslı Bekiroğlu haberleri, maalesef magazin gazetecilerinin anayasasına aykırı.</p>
<p>Ayrıca Magazin Gazetecileri Derneği’nin, Ece Erken’in magazin gazetecilerine yönelik hakaretlerine tepki göstermesi çok değerliydi. Sık sık hakaretler ve saldırılara maruz kalan magazin muhabirlerine öbür meslek örgütlerinin de sahipsiz çıkması, sahipsiz olmadıklarını göstermeleri gerek. Maalesef çoğu kez farketmiyorlar bile…</p>
<h4><strong>Tek cümleyle:</strong></h4>
<ul>
<li>NTV, akşam 23.30’da yaptığı canlı haber programında bir uzmanla da konuşarak şekerin zararını “Nişasta bazlı şeker risk yaratıyor” diye anlatırken, bir yandan da ekranda insanları tatlıya özendirecek şekerlemeler ile pastaların görüntülerini yayımladı.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 23 At 14.17.21" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-23-at-141721.jpeg"></p>
<ul>
<li>Türkiye gazetesinde 16 Ağustos’ta çıkan “Silahları gömdük” başlıklı SDG Kobani sorumlusu ile yapılan söyleşiyi, -öbür gazetelerin aksine- Milliyet, üç gün sonra 19 Ağustos’ta alıntıladı.</li>
<li>Süleymancılar cemaatine yönelik operasyon haberinde Alihan Kuriş’in polisler arasındaki görüntüsü yayımlanmazken, başka bir cemaat lideri Alparslan Kuytul’un görüntüsü verildi.</li>
<li>Milliyet, Sabah ve Türkiye, AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi’nin, Yeni Şafak da Bağcılar Belediyesi’nin tanıtım metnini “reklam” uyarısı koymadan habermiş gibi yayımladı.</li>
<li>Gazete Pencere’de, 13 Ağustos’ta çıkan ve bazı sitelerin de alıntıladığı “Kulis: Kabine değişikliği bekleniyor, işte &#8216;affını&#8217; isteyecek isimler” haberinde belirtilen bakan değişiklikleri henüz gerçekleşmedi.</li>
<li>Sabah, “Yeni partiden yeni provokasyon” haberinde CHP’den üye almaya çalışmasını provokasyon olarak niteledi; “adeta mücadele içerisine girdiği bildirildi” yazdı.</li>
<li>BirGün’ün, “Diş hekimliği, yazılım mühendisliği, mimarlık: Onlarca bölüm tercih edilmedi” haberindeki verileri, Nefes, bir gün sonra “Tam 26 üniversitede o bölümü seçen yok” haberinde kaynak göstermeden alıntıladı.</li>
<li>Yeni Akit, “Caddeler yatak odası değil” manşetiyle kadınların giyim kuşam özgürlüğüne karşı kampanya başlattı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html">Medyamız olmayan otomobil devini Türkiye’ye getirdi</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/medyamiz-olmayan-otomobil-devini-turkiyeye-getirdi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gazetecilerin paylaşımlarla tanıttığı parti</title>
		<link>https://9koy.org/gazetecilerin-paylasimlarla-tanittigi-parti.html</link>
					<comments>https://9koy.org/gazetecilerin-paylasimlarla-tanittigi-parti.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Aug 2026 04:21:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26291</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Ben de baktım. 2023 yılında kurulan bu partinin siyasi arenada bir etkisi görünmüyor, Genel Başkan Teoman Mutlu, seçmen düzeyinde tanınan biri de değil. Teoman Mutlu’nun siyasi bir geçmişi de yok. ABD’de ve Türkiye’de kimya, temizlik ve petrol ürünleri alanında faaliyet gösteren şirketleri olan bir iş insanı. Hatta 2024 yılında Bakırköy 1. Ağır Ceza [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gazetecilerin-paylasimlarla-tanittigi-parti.html">Gazetecilerin paylaşımlarla tanıttığı parti</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Ben de baktım. 2023 yılında kurulan bu partinin siyasi arenada bir etkisi görünmüyor, Genel Başkan Teoman Mutlu, seçmen düzeyinde tanınan biri de değil. Teoman Mutlu’nun siyasi bir geçmişi de yok. ABD’de ve Türkiye’de kimya, temizlik ve petrol ürünleri alanında faaliyet gösteren şirketleri olan bir iş insanı. Hatta 2024 yılında Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen hayali parfüm ihracatı davasında 7 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırılmış.</p>
<p>Yine de ilginç biçimde, Teoman Mutlu hakkında dijital medyada haberler ve sosyal medyada paylaşımlar hiç eksik olmamış. Akit TV’de Murat Şahin’in, Beyaz TV’de Tahir Sarıkaya’nın programlarına çıkmış; açıklamaları orada burada haber olmuş. Ahmet Hakan, gazetedeki köşesinde iki kez konuk etmiş. Kimi gazeteciler de sosyal medyada övgüler yazmış, Teoman Mutlu’nun yazdıklarını paylaşmışlar.</p>
<p>Son operasyonların ardından gazetecilerin çoğu paylaşımlarını silmiş. Sadece Rasim Ozan Kütahyalı’nın iki paylaşımını bulabildim. Kütahyalı, 12 Nisan 2025’deki paylaşımında Teoman Mutlu’nun “genel af” ile ilgili sözlerini alıp, üzerine “Helal olsun Teoman Mutlu. Ben de ROK olarak genel af isteyen tüm yurttaşlarımızı Yerli ve Milli Parti’ye destek olmaya çağırıyorum” yazarak paylaşmış. Kütahyalı, 1 Haziran 2025’deki paylaşımında da “yepyeni bir siyaset adamı Teoman Mutlu’nun oyunu yüzde 2 düzeyine getirdiğini” savunup, “Bu gidişle Teoman Mutlu’nun Yerli ve Milli Parti’si İyi Parti’yi bile zorlayacak hale gelirse şaşırmayın” demiş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 16 At 12.07.07 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707-2.jpeg"></p>
<p>Kütahyalı böyle yazmış, ama tabii ki Teoman Mutlu’nun partisinin böyle bir oyu yok. Geçen yıl da yoktu, bu yıl da. Bırakın yüzde 1’i, 2’yi, anketlerde hiç görünmüyor. X&#8217;te izleyenlerin sayısı bile sadece 9.538…</p>
<p>Fakat her nasılsa Teoman Mutlu’nun X’te paylaştığı ORC Araştırma’nın 17-19 Temmuz 2026 tarihli “Siyasi parti oy tercihleri” anketinde YMP’nin yüzde 1,4 oyu görünüyor. Garip bir araştırma bu! ORC’nin, bu anketten sonra 27-29 Temmuz 2026’da yaptığı ankette YMP hiç yok. Bir ay önce 17-19 Haziran 2026’da yapılan ankette de YMP yok. Sanki ORC’nin 17-19 Temmuz anketi Teoman Mutlu’yu mutlu etmek için özel olarak yapılmış gibi!</p>
<p>Sonuçta bu parti, ORC’nin anketi ve Rasim Ozan Kütahyalı gibi gazetecilerin paylaşımları sayesinde gerçekte olmayan bir gücü varmış gibi gösterilmiş. Bir gazeteci anketlerde esamesi bile okunmadığı ayan beyan ortada olan bir partinin yükselişte olduğunu, yüzde 2 oya ulaştığını neden yazar? Acaba bu paylaşımlar paralı mı?</p>
<h4><strong>Nihayet marka eleştiren bir otomotiv yazarı </strong></h4>
<p>Türkiye’de otomotiv gazeteciliği, genellikle otomobil şirketlerinin bültenleri, toplantıları, gezileri ve tanıtımlarına dayanıyor. Aşağı yukarı aynı konular, aynı açıklamalar, aynı söyleşiler.</p>
<p>Farklı araştırmalara nadiren rastlanıyor, hele eleştirel bakış neredeyse hiç yok. Otomotiv sayfaları, YouTube videoları ve TV’lerdeki programlar, yeni markaların görücüye çıktığı, otomobillerin birbirinin aynı övgülerle tanıtıldığı alanlar…</p>
<p>Gazetelerin pazartesi günleri yayımlanan otomotiv sayfaları da birbirinin aynı. Son olarak Milliyet, “Kiralamada daha çok potansiyel var”, Türkiye, “Araç kiralama sektörü yeni döneme hazırlanıyor”, Yeni Şafak ise “Yeni nesil araç almıyor kiralıyor” manşetiyle çıktı. Üçü de Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Derneği Başkanı Özarslan Tangün’ün açıklamasına dayanıyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 16 At 12.07.07 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707-3.jpeg"></p>
<p>Başka bir hafta “Yerli &#8230;’lı SUV’a doping” (Yeni Şafak), “&#8230; çok iddialı geldi” (Türkiye), “SUV’da tarihi rekor” (Sabah), “Yerli &#8230; ÖTV muafiyetiyle yola çıkıyor” (CNN Türk) başlıkları altında hep aynı marka ve model araç tanıtıldı. Üstelik yerli dedikleri araç, Fransa markasıydı; Türkiye’de üretiliyordu, ama yerlilik oranı yüzde 40 civarındaydı.</p>
<p>Bir hafta da Sabah, Türkiye ve Yeni Şafak’ta bir otomobil markasının Bursa’da üretilmesiyle ilgili haber vardı. Ondan önceki hafta Cumhuriyet, Sabah, Türkiye, Milli Gazete ve Yeni Şafak, “13 yıl aradan sonra yeniden Türkiye yollarında”, “Yakıt tüketiminde elektriklileri yakaladı”, “Tüplü oto elektrikli otoya karşı” gibi başlıklarla aynı markayı manşete almıştı.</p>
<p>Yazılanlar birbirinin aynı, çünkü hep şirketlerin bültenleri, açıklamaları esas alınıyor ya da şirketlerin verdiği araçlarla gezilere çıkılıp program çekiliyor. Yurtiçi ya da dışındaki tanıtım etkinlikleri, fuarlara gezi masraflarını da şirketler karşılıyor; iş birliği yapılıyor.</p>
<p>Sonuçta otomotiv gazetecilerinin çoğu, toplumun ve tüketicilerin yararını değil de medyada şirketlerin çıkarını gözeten temsilciler olarak işlev görüyor. Hatta geçenlerde otomotiv yazarlarının görmediğini Reklam Kurulu fark etti, bir Japon otomobil firmasına 863 milyon lira ceza verdi, medyadaki haberlerde o firmanın Nissan olduğu bile verilmedi, gizlendi.</p>
<p>Elbette bu firmaları tanıtım çizgisinin dışına çıkan, tüketici yararını gözeten, eleştirel yaklaşan yazarlar da var arada. Onlardan biri de Hürriyet’in otomotiv yazarı Taylan Özgür Dil. Geçen hafta “Yine yandı: Bu aracı acilen geri çağırın” haberiyle Çin markası Skywell’in Türkiye’de 3 binden fazla satılan ET5 modelindeki sorunları gündeme getirdi.</p>
<p>Taylan Özgür Dil’i kutlamak gerek bu haberciliğinden ötürü. Umarım Çinli firmaya karşı gösterilen bu tutum bütün ülkelerin bütün modelleri için geçerli olur; o araçların da olumsuz yanlarını sakınmadan dile getirir otomotiv yazarları…</p>
<h4><strong>Söylenen ile yapılan birbirini tutmalı </strong></h4>
<p>Türkiye Basın Federasyonu Başkanı Sinan Burhan, ödül dağıtım töreninde, “Diğer gazeteci cemiyetleri, medya sivil toplum örgütleri Kanal 7 ya da Sabah gazetesine hiç ödül verdiler mi?” diye sormuş. Yanıtını da kendisi vermiş yine:</p>
<p>“Hayır. Vermezler. Onlar tarafsız, biz yandaşız. Kusura bakmayın, artık bu söylemleri kimse kabul etmiyor. &#8216;Sizin ne farkınız var?&#8217; diyenlere de şunu söyleyelim. Bizler bu mesleği hakkıyla yapan tüm medya mensuplarına ödül verdik. Sadece bize yakın olmasına bakmadık.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 16 At 12.07.07" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707.jpeg"></p>
<p>Ne yazık ki, Sinan Burhan’ın sözleri gerçeği yansıtmıyor. Bir örnek vereyim; Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bu yıl verdiği “Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülü” alanlar arasında Sabah da vardı. Hem de ekonomi haberi ve iç sayfa düzeni olarak iki dalda ödül verildi. İktidar yanlısı Hürriyet, Milliyet, TRT ve İHA da ödül aldı mart ayında düzenlenen törende.</p>
<p>Sinan Burhan’ın, ödül verirken ayrım yapmadıkları da doğru değil. Bu yıl 11’incisini verdikleri “Anadolu Medya Ödülleri”ni alanların tamamı, iktidar yanlısı gazeteciler ve medya kuruluşlarıydı. Ödül verdikleri arasında bir tek muhalif gazeteci ya da medya kuruluşu yoktu! Geçmiş yıllarda da hiçbir muhalif gazeteciye ödül vermemişlerdi.</p>
<p>Gazetecilik doğruyu söyleme mesleği. Bir meslek örgütünün başındaki kişinin de söylediği ile yaptığı birbirini tutmalı…</p>
<h4><strong>RTÜK’te değişim </strong></h4>
<p>RTÜK bugüne değin hep muhalif kanallara ceza yağdırırken sessiz kalan Turkuvaz Medya, uzun zamandır ilk kez ATV’ye ceza verince RTÜK’e karşı bayrak açtı.</p>
<p>Sabah’ta, “Yabancılara söz geçiremeyen RTÜK, yerli medyaya ceza yağdırıyor” yazısı, Takvim’de “Milli medyaya eşitsizlik” ve “RTÜK’e milli tepki” haberleri yayımlandı. ATV’deki “Özel dosya”da ise RTÜK’ün, dijital platformları denetlemek yerine “yerli medyaya ceza verdiği” savunuldu. Fakat bu haberlerde öbür kanallara verilen cezalardan hiç bahsedilmedi.</p>
<p>Oysa RTÜK, ATV’ye “Esra Erol’da” programı nedeniyle 8 milyon lira ceza verdiği 11 Haziran günü, Now TV, Sözcü TV, Halk TV, Kafa Radyo, Best FM, Kanal D, Show TV ve Star TV’ye de ceza kararı almıştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 16 At 12.07.07 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-16-at-120707-1.jpeg"></p>
<p>ATV’nin yanı sıra aynı gün, Show TV, Star TV ve Kanal D’ye de ceza verilmesi, RTÜK’te uzun süredir görülmeyen bir uygulama. İktidar yanlısı bu dört kanala, hem de oybirliğiyle ceza verilmesi, RTÜK üyelerinin görüş birliğine varması nadir görülen bir durum.</p>
<p>Show TV’nin sahibi konumundaki TMSF’den, Star TV’nin sahibi Doğuş Grubu ve Kanal D’nin sahibi Demirören Grubu’ndan RTÜK cezalarına karşı ses çıkmazken, Turkuvaz Grubu’nun sesini yükseltmesi, bir değişim göstergesi olabilir.</p>
<p>Prof. Dr. Selman Öğüt’ün, “Haddini bil Turkuvaz Medya. Devletimizin yanındayız. RTÜK gerekeni yapmıştır” çıkışı da iktidar saflarında RTÜK’ün bu kararlarına olan desteği yansıttı. Fakat bu gelişmelerin ardından RTÜK’ün dijital platformlar HBO Max, Prime Video, Netflix ve Disney+&#8217;a ceza vermesi, Turkuvaz’ın kampanyasının etkisini gösterdi.</p>
<p>RTÜK, iktidar yanlısı televizyonlara tavizden vazgeçmiş olabilir mi? İzlemek gerek.</p>
<h4><strong>Oğuz Demir’den düzeltme</strong></h4>
<p>Doç. Dr. Oğuz Demir’in, ekranlarda sadece “iktisatçı” olarak tanıtılmasını eleştirmiştim geçen hafta. Şişli Belediye Meclis üyesi ve İBB Plan Bütçe Komisyonu Başkanı da olduğunu anımsatmış, TV programlarında politik kimliğinin de belirtilmesi gerektiğini dile getirmiştim.</p>
<p>Oğuz Demir, yazının yayımlanmasından sonra beni aradı. Öncelikle bir hatayı düzeltti; Belediye Meclisi’nde iki dönemdir olmadığını, bu dönem yeni seçildiğini belirtti. Politik kimliğinin gizli olmadığını, katıldığı programlarda da bunu sunuculara anımsattığını, ama ekranda nasıl tanıtılacağı konusunda tercihi onlara bıraktığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Burhan Can Terzi’nin, futbolcu Jamal Musiala’yı transferiyle ilgili haberini Galatasaray’ın yalanlamasının ardından gözaltına alınmasıyla, ilk kez bir futbol yazarı transfer haberi nedeniyle soruşturmaya maruz kalmış oldu.</li>
<li>Süleymancılar’a yönelik operasyon haberinde Sabah ve Yeni Şafak, “dini cemaat” ya da “tarikat” yerine “Süleymancılar grubu” yazdı; Türkiye ve Yeni Akit ise “Alican Kuriş suç örgütü” demeyi yeğledi.</li>
<li>PKK’nın tasfiyesine ilişkin yasanın TBMM’de kabul edilmesini bütün gazeteler manşet yaparken, sadece Sabah ve Yeni Şafak ilk sayfadan küçük haber olarak yayımladı.</li>
<li>Türkiye gazetesi, “Çin’de hukukun güvencesinde birlik ve ortak refah” başlıklı tanıtım metnini, “Bu bir ilandır” ya da “Sponsorlu metindir” uyarısı koymadan yayımladı.</li>
<li>Akşam’ın, “İsrail Ada’yı satın alıyor” haberinde Rum milletvekili Fidias Panayiotou’nun sözleri, “Kıbrıs” yerine “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi” demiş gibi tırnak içinde çarpıtıldı.</li>
<li>Haber Global, Esenler’de iki grup arasındaki baltalı kavgayı, “Kız meselesi tartışması büyüdü” diye eril ve kavganın nedenini açıklamayan şablon dille yayımladı.</li>
<li>Halk TV muhabiri Sibel Mazrek, PKK’nın feshi ile ilgili yasa için YP’nin yaptığı kapalı grup toplantısını anlatırken, yanda bir milletvekilinin salona giriş görüntüsü 13 kez tekrarlandı.</li>
<li>Sözcü web’in, “Hakemin skandal hatası sonucu F. Bahçe Şampiyonlar Ligi’nden elendi” başlığı yanıltıcıydı; maçı erken bitiren hakem, sonra hatadan dönüp, süreyi tamamlamıştı.</li>
<li>Halk TV, Elips Haber, Sözcü, Odatv’nin, “Trabzonspor’a Salah şoku: Maaşına haciz geldi” haberleri, tek yanlı ve araştırılmamış haberlerdi; nitekim sonra doğru olmadığı açıklandı.</li>
<li>Erkek sürücüler kavga ettiğinde cinsiyet belirtme gereği duymayan Ensonhaber sitesi, “İzmir’de yol verme kavgasında kadın sürücüler birbirine saldırdı” haberi yaptı.</li>
<li>Akşam ve Hürriyet, AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi’nin, Yeni Şafak da AKP’li Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin tanıtımını reklam uyarısı koymadan habermiş gibi yayımladı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/gazetecilerin-paylasimlarla-tanittigi-parti.html">Gazetecilerin paylaşımlarla tanıttığı parti</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/gazetecilerin-paylasimlarla-tanittigi-parti.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>O politikacının kimliği niye gizli?</title>
		<link>https://9koy.org/o-politikacinin-kimligi-niye-gizli.html</link>
					<comments>https://9koy.org/o-politikacinin-kimligi-niye-gizli.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 05:29:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26277</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Orada olması da doğal. Zira Oğuz Demir, halen İBB Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve Şişli Belediye Meclis üyesi. İki dönemdir CHP listesinden Belediye Meclisi’ne seçiliyor. Böyle bir politik görevi olmasına rağmen ekranlarda “İktisatçı” olarak sunuluyor izleyenlere. Daha önce Sözcü TV’de program da yapmış olan Oğuz Demir, halen Halk TV ekranlarında ekonomik konuların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/o-politikacinin-kimligi-niye-gizli.html">O politikacının kimliği niye gizli?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Orada olması da doğal. Zira Oğuz Demir, halen İBB Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve Şişli Belediye Meclis üyesi. İki dönemdir CHP listesinden Belediye Meclisi’ne seçiliyor.</p>
<p>Böyle bir politik görevi olmasına rağmen ekranlarda “İktisatçı” olarak sunuluyor izleyenlere. Daha önce Sözcü TV’de program da yapmış olan Oğuz Demir, halen Halk TV ekranlarında ekonomik konuların yanı sıra siyasi konularda da değerlendirmeler yapıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130752.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 09 At 13.07.52" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130752.jpeg"></p>
<p>Örneğin, CHP’nin üye katılım törenine figüran taşınmasını, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın gözaltına alınmasını konuşurken ekranda “Doç. Dr. Oğuz Demir /İktisatçı” yazıldı. Oysa orada iktisatçı olarak değil, politikacı olarak konuşuyor. “İktisatçı” yazıp politik kimliğini gizlemek izleyiciyi yanıltmaktır.</p>
<p>Halk TV’nin, izleyenleri yanıltmaya hakkı yok. Oğuz Demir’in böyle bir politik görevi yürüttüğünün açıkça söylenmemesinin sakıncası belli, izleyenler yanıltılmış oluyor. Söylenmesinin ise bir sakıncası olmasa gerek, hem Halk TV hem de Oğuz Demir için…</p>
<h4><strong>Parayla tweet atan gazeteciler </strong></h4>
<p>İhlas Grubu, Cem Küçük hakkındaki soruşturmayı önceden öğrenmese, tam da gözaltına alınmasından dört gün önce TGRT Haber ve Türkiye’deki işine son vermezdi herhalde.</p>
<p>Sonra da öyle bir sildiler ki, Cem Küçük’ün tutuklanmasını bile haber yapmadılar. Birlikte program yaptığı Fuat Uğur, Fatih Atik, Tuna Öztunç gibi isimler de adını anmaz oldu.</p>
<p>Savunmaya dahi yeltenmediklerine göre, Cem Küçük’ün suçlu ya da en azından hatalı olabileceğine inanıyorlar. O zaman da gazetecilik adına yapılan yanlışlar için hesap vermeleri gerek. Adını anmamaları, okur ve izleyicilere karşı yükümlülüklerini ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>İktidar medyasında bir tek Ahmet Hakan yazdı onunla ilgili, o da olumsuzdu ama iki jandarma arasında götürülüşünü “utanç yürüyüşü” olarak tanımladı. Cüneyt Özdemir de bu görüntünün servis edilmesini “itibarsızlaştırma” olarak nitelendirdi; ancak karşı çıktığı görüntüyü kendisi de yayımlayarak yanlışı tekrarladı. Sadece Cem Küçük değil, Deniz Göktaş, CHP’li belediye başkanları da dahil gözaltına alınan hiç kimse böyle teşhir edilmemeli.</p>
<p>Cem Küçük, iş insanlarından para alarak sosyal medyada paylaşımlarda bulunduğu suçlamasını ifadesinde reddetmiş, ama “Fatih Keleş’in evinde 2 milyon dolar para çıktı, balya balya para, inkâr da etmiyor adam zaten” ve “Berkay Gezgin’in hesabına MASAK raporlarında İBB’den bir milyona yakın para aktarıldığı gözüküyor” derken iddianameyi ve MASAK raporunu okumadığını kabullenmiş.</p>
<p>Nedense iki yıl önceki “iş insanı Serdar Özyurt’un Forbes dergisine kapak olduğu” paylaşımı savcılıkta sorulmamış. Bu yanlışı, Cem Küçük’ün yanı sıra Sabah, Halk TV, Odatv de yayımlamış, Ahmet Hakan da bu kişiyi “Forbes’un kapağında yer aldı” diye övmüştü köşesinde. Forbes yalanladıktan sonra da ne Cem Küçük ne de Ahmet Hakan düzeltmişti yazdıklarını.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130751.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 09 At 13.07.51" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130751.jpeg"></p>
<p>İlginçtir, Serdar Özyurt’un, Cem Küçük ile aralarında para alışverişi olan ve aynı soruşturmadan tutuklanan Tahir Sarıkaya ile de bağlantısı çıktı. Tahir Sarıkaya, Serdar Özyurt’tan “tanıtım ve PR çalışmaları, Instagram paylaşımları için 64 kez para aldığını” kabul etmiş savcılık ifadesinde. Sarıkaya, Cem Küçük’e gönderdiği toplam 537 bin liranın “katıldıkları açılış ve programların ödemesi olabileceğini” söylemiş. “Tweet atılması ya da haber yapılması karşılığında para göndermedim” demiş, ama bir yandan da Cem Küçük’ü iş insanları ve avukatlarla görüştürdüğünü anlatmış.</p>
<p>Elbette suç işleyip işlemediklerine yargı karar verecek ama Cem Küçük ve Tahir Sarıkaya’nın ifadelerinde kabul ettikleri para trafiği bile etik açıdan vahim. İktidar yanlısı medyada şöhret olan iki ismin bu konumlarını kişisel çıkarları için kullandıklarına dair güçlü emareler var.</p>
<p>Gerçi Tahir Sarıkaya gazeteci değil, TV programcısı, sunucu. Cem Küçük de yakın zamana kadar ayakkabı firması olan bir TV yorumcusu ve yazardı; gazeteci olarak anmanın ne kadar doğru olduğu da tartışmalı. Gazeteci, haber kaynağı ile mali ilişkiye girmez. Para alarak organizasyonlara katılmaz, haber yapmaz, nüfuz kullanmaz, paylaşım yapmaz.</p>
<p>Maalesef parayla paylaşım yapma ve açılışlara katılma, gazeteciler arasında çok yaygınlaştı. Kimi gazeteciler, PR ajansı elemanı ve sosyal medya fenomeni gibi davranmayı alışkanlık haline getirdi. Para alıp, yazı yazandan, reklam yapandan, yalan söyleyenden gazeteci olmaz.</p>
<p>Parayla tweet atan gazetecileri izliyorum, somut örneklerle yazacağım.</p>
<h4><strong>Katilleri aklayan manşet</strong></h4>
<p>Adalet Bakanlığı’nın, gazeteci Uğur Mumcu cinayeti dosyasını da raftan indireceği açıklamasından sonra Türkiye gazetesi, “Uğur Mumcu suikastında derin kurgu: MOSSAD öldürdü dindarlara yıktı” manşetiyle çıktı geçen hafta.</p>
<p>Yılmaz Bilgen imzalı bu manşet, Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu ile emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş’un sözlerine dayanıyordu. Oysa bu iddialar yeni değildi. Ceyhan Mumcu, aynı görüşü yıllardır söylüyordu. Erdoğan Karakuş da “MOSSAD iddiasını”, üç yıl önce Haber Global’de dile getirmiş, sonra birkaç kez de tekrarlamıştı.</p>
<p>Hatta sanıklardan Ferhan Özmen’in avukatı, Karakuş’un sözlerine dayanarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş, ama mahkeme bu istemi reddetmişti. Mahkeme, Karakuş’un iddiasını “somut olgularla desteklenmeyen kişisel çıkarım ve görüşler” olarak değerlendirmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130751-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 09 At 13.07.51 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130751-1.jpeg"></p>
<p>Türkiye gazetesinin haberinde, mahkemenin reddettiği iddia, geçmişteki tartışmalardan, mahkeme kararından söz etmeden yıllar sonra yeni delil bulunmuş gibi gündeme getirilerek gerçek saptırılmış. Hem de eksik ve yanlış bilgilerle “dindarlara yıkılan Uğur Mumcu suikastı” diye hüküm içeren dil kullanılmış, nesnellikten uzaklaşılmış. Uğur Mumcu cinayetine dair mahkeme kararları ve dava süreciyle ilgili hiçbir bilgi verilmeden yazılan haber, sanıkları savunan, onları aklamaya çalışan bir metne dönmüş.</p>
<p>Uğur Mumcu cinayeti faali meçhul bir cinayet de değil. Aydınlanmayan tarafı, cinayeti azmettirenler, katilleri yönlendirenler. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye gazetesinin haberinde hiç değinilmeyen kararında, Uğur Mumcu cinayetini, İran bağlantılı Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu üyelerinin işlediğini kabul etti; bombayı hazırlayan Ferhan Özmen ile gözcülük yapan Necdet Yüksel’i mahkûm etti. Bombayı koyduğu tespit edilen Oğuz Demir’in davası ise Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor; Halen kaçak ve İran’da yaşıyor.</p>
<p>Türkiye gazetesinin böyle bir haber yayımlaması, Uğur Mumcu ailesini kaygılandırdı. Ailenin yazılı açıklamasında, bu haberin “kesinleşmiş yargı kararlarıyla tespit edilmiş sorumlulukları tartışmalı hale getirdiği” vurgulandı. Bu kaygı nedeniyle Adalet Bakanı Akın Gürlek ile görüşerek “cinayetin tüm bağlantılarının açığa çıkarılması” isteği dile getirildi.</p>
<p>Türkiye gazetesi ise Mumcu ailesinin açıklamasını da yayımlamadı, haberini de düzeltmedi. Hal böyle olunca o manşetin salt gazetecilik kaygısıyla hazırlanmış olduğunu söylemek çok zor.</p>
<h4><strong>Biz onu “Sebte” diye biliriz </strong></h4>
<p>İspanya’nın, Kuzey Afrika’daki özerk bölgesine yönelik göçmen akını günlerdir medyada. Ne yazık ki, medya bu insanlık trajedisini de binlerce insanın umudu, hayal kırıklığı, sefaleti, ölümleri açısından değil de siyasi etkileri ve yaratığı kriz açısından gündeme taşıyor.</p>
<p>Umutla sınırı geçen insanların yiyecek ve kalacak yer bulamayıp geri dönerken bu kez Fas polisi tarafından taşlanmaları, şiddete uğramaları, insanın yüreğini sızlatıyor. Ne gittikleri “Avrupa toprağı”nda kabul gördüler, ne de geri dönmek zorunda kaldıkları kendi ülkelerinde.</p>
<p>Haberleri Batı medyasından alan Türkiye medyasında da üslup ve içerik aynıydı. İnsan öyküleriyle değil toplam sayılarla ifade edildiler kopyalanmış haberlerde. O kadar kopyaydı ki haberler, o bölge “Ceuta” olarak yazıldı, söylendi bizim medyada.</p>
<p>Halbuki o özerk bölgenin günümüzdeki resmi adı “Ceuta” ama Osmanlı belgelerindeki adı “Sebte”. İslam Ansiklopedisi’nde “Sebte” diye anılıyor. Orasıyla ilgili haber yazarken bölgenin geçmişini anımsatmak, yerleşimi doğru bağlamda sunabilmek için “Sebte” olarak yazmak, ama parantez içinde de resmi adının “Ceuta” olduğunu belirtmek en doğrusu.</p>
<p>Nitekim Anadolu Ajansı, Cumhuriyet, T24 ve Hürriyet böyle yazdı haberlerde. Medyanın büyük bölümünde ise maalesef sadece “Ceuta” adına yer verildi.</p>
<h4><strong>Sözcü ve Süleyman Soylu</strong></h4>
<p>Sözcü’nün web sitesindeki haberde “Süleyman Soylu’yla çektirdiği fotoğrafı gösterip Türkleri dolandırdı” deniliyor; Melih Göğebakan adlı kişinin Soylu ile fotoğrafına yer veriliyordu.</p>
<p>Fakat haber başlıktaki bilgiyi tamamlamıyor, hatta doğrulamıyordu. “Kendisini Trump Media çalışanı olarak tanıtan sahtekâr, aralarında Süleyman Soylu’nun da olduğu Türk siyasilerle fotoğrafını gösterip mağdurların güvenini kazandı” deniyordu, ama Soylu dışındaki bir siyasetçinin adı verilmiyordu. Başka siyasilerin de fotoğrafı kullanıldıysa neden sadece Soylu’nun adının başlığa taşındığını açıklayan bir bilgi de konulmamıştı habere.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130752-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 09 At 13.07.52 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-09-at-130752-1.jpeg"></p>
<p>Halbuki Göğebakan, profilinde “Trump Media” yazdığı Instagram hesabına epeyce fotoğraf koymuştu. Cumhurbaşkanı başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, spor yorumcusu Ertem Şener, sanatçılar Metin Şentürk ve Mahmut Tuncer gibi birçok kişiyle fotoğrafını koymuştu Instagram’a. Fakat daha çok Eric Trump ve Donald Trump’a yakın olduğu algısı yaratan fotoğraf ve görüntüler dikkat çekiyordu. Nedense Sözcü’nün haberindeki Soylu fotoğrafı orada yoktu.</p>
<p>Soylu’nun adının ve fotoğrafının bu haberin başlığına çıkarılması haksızlık olmuş. Varsa onu suçlayacak somut bir bilgi habere konulur, yoksa da altı boş imalarla haber yazılmaz.</p>
<p>Böylesi yanlış haberler, Süleyman Soylu hakkında daha önce yazılan, doğruluğu verilerle kanıtlanmış eski haberlere olan güveni de sarsar. Güven yoksa haber yoktur.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Bu hafta Hürriyet ve Milliyet, Kocaeli; Akşam Kocaeli ve Esenler; Türkiye Kocaeli ve Esenler; Sabah Esenler; Yeni Akit, Kocaeli, Esenler ve Gaziantep; Yeni Şafak, Kocaeli, Esenler ve Ümraniye belediyelerinin haber görünümlü reklamlarını yayımladı.</li>
<li>Sabah, “Lider kadrosu kapsam dışı kalacak” haberinde Abdullah Öcalan’ın mesajını, onun adını kullanmadan, “İmralı’nın sürece ilişkin mesajları” diye aktardı.</li>
<li>Hürriyet, “Ölümlü dalışın sanığı yine suda” haberinde fotoğrafını kullandığı, kimlik bilgisi verdiği dalış hocasını, “Sunay Y.” diye kodladı ve suçlamalara karşı görüşünü almadı.</li>
<li>İktidar medyası, The Guardian gazetesinin İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların Adana’da yarattığı mikroplastik kirliliğe ilişkin haberine ilgi göstermedi.</li>
<li>Üsküdar Belediye Başkanvekili seçimi sırasında görüntü alınmasını engellemek isteyen AKP Üsküdar İlçe Başkanı Taha Sarıcaoğlu, Halk TV Muhabiri Gamze Altunay’a, “Gel özel görüşelim” diye skandal ifadeler kullandı.</li>
<li>Yeni Şafak’ın, “Karabağ’dan net mesaj” haberinde, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, “Cumhurbaşkanı Müşaviri” olarak yazıldı.</li>
<li>Nefes’in, “Sosyal medya bu kareografiyi beğendi” başlığındaki “kareografi” yanlıştı, doğrusu “koreografi”.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/o-politikacinin-kimligi-niye-gizli.html">O politikacının kimliği niye gizli?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/o-politikacinin-kimligi-niye-gizli.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Davutoğlu ve gazetecilerin etkileşim yarışı</title>
		<link>https://9koy.org/davutoglu-ve-gazetecilerin-etkilesim-yarisi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/davutoglu-ve-gazetecilerin-etkilesim-yarisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 03:50:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=26115</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Saptayabildiğim kadarıyla 29 Temmuz akşamı, ilk paylaşım, Sözcü TV muhabiri Balâ Ateş’ten geldi. Saat 17.48’de “Gelecek Partisi kapanıyor mu?” diye yazdı; Davutoğlu’nun kurucular ve il başkanlarıyla toplantı halinde olduğu bilgisini de ekledi paylaşımına. Haber, Sözcü gazetesinin X hesabından 17.54’te paylaşıldı. Onun hemen ardından 18.01’de Habertürk’ten Mahir Kılıç, GP’nin kendini feshetme kararı aldığını ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/davutoglu-ve-gazetecilerin-etkilesim-yarisi.html">Davutoğlu ve gazetecilerin etkileşim yarışı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Saptayabildiğim kadarıyla 29 Temmuz akşamı, ilk paylaşım, Sözcü TV muhabiri Balâ Ateş’ten geldi. Saat 17.48’de “Gelecek Partisi kapanıyor mu?” diye yazdı; Davutoğlu’nun kurucular ve il başkanlarıyla toplantı halinde olduğu bilgisini de ekledi paylaşımına.</p>
<p>Haber, Sözcü gazetesinin X hesabından 17.54’te paylaşıldı. Onun hemen ardından 18.01’de Habertürk’ten Mahir Kılıç, GP’nin kendini feshetme kararı aldığını ve akşam saatlerinde açıklama yapılacağını daha net ifadelerle paylaştı. Sonra haber ve paylaşımlar giderek hızlandı. GP Sözcüsü Ufuk Karcı, saat 18.30’da, Davutoğlu’nun, “ilerleyen saatlerde gerekli açıklamalarda bulunacağını” yazarak, bu haberleri doğrulamış oldu.</p>
<p>Sözcü TV, ancak bu gelişmeden sonra fark edebildi olayı. Saat 18.40’ta Ekrem Açıkel, “Davutoğlu siyasetten çekiliyor mu?” diye verdi haberi. Muhabirleri, Balâ Ateş’in X’teki paylaşımından 52 dakika sonra yani.</p>
<p>Artık durum açıklığa kavuştuğu için Evrensel 18.35’te, Gazete Pano 18.37’de, Halk TV’de 18.40’ta. ANKA 18.36’da kapanma haberini yayımladılar ve sonra da X’te paylaştılar. 18.48’de de İsmail Saymaz’ın “Gelecek Partisi kapanıyor. Ahmet Davutoğlu, bu akşam yapacağı açıklamada, GP’yi feshettiklerini duyuracak” paylaşımı geldi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 02 At 13.02.54" width="1271" height="708" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254.jpeg"></p>
<p>X’teki paylaşımlar içerisinde en çok İsmail Saymaz’ın -kendi kurumundan sonra- yaptığı paylaşım etkileşim aldı. Haberi sosyal medyada ilk paylaşan Balâ Ateş, 18 bin görüntüleme alırken, İsmail Saymaz’ın paylaşımı 1 milyondan fazla görüntülendi.</p>
<p>Sadece Davutoğlu ve Gelecek Partisi de değil, siyasi gelişmelerin çoğu önce sosyal medyadan dolaşıma giriyor. Son olarak, Sakarya milletvekili Ümit Dikbayır’ın, CHP’den AKP’ye geçeceği de Sözcü TV’nin haberinden değil, o kanalın sunucularından Serap Belovacıklı’nın X’teki paylaşımından öğrenildi.</p>
<p>Yanlış olan, gazetecilerin aldıkları bilgiyi sosyal medyadan paylaşma yarışına girmeleri. Biliyorum, bu tür paylaşımlar sıradanlaştı, çok da yaygın. Fakat gazeteciler, bilgi ve haberleri öncelikle çalıştıkları medya kuruluşlarına vermeli. Hem medya kuruluşunun önüne geçmemek hem de bilginin editoryal süreçten geçmesi için gerekli bu.</p>
<p>Gazeteciler etkileşim yarışını sürdürdükçe, çalışılan kurumlar, habercilikte gazetecilerden geride kalıyor; habercilik zarar görüyor.</p>
<h4><strong>Tercih programı değil üniversite reklamı </strong></h4>
<p>Yine üniversitelerde tercih dönemi geldi ve haber televizyonlarında “tercih” programları başladı.</p>
<p>Başka kanallarda da var mı bilemiyorum ama ben Akit TV’de &#8220;Eğitim Atlası”, CNN Türk’te “Tercih Zamanı”, Habertürk’te “Yolun Başındayken”, NTV’de “Doğru Tercih”, Sözcü TV’de “Tercih 2026” ve Ülke TV’de “Genç Vizyon” programlarına rastladım.</p>
<p>İlginçtir, bu programların tümünde sadece özel üniversitelerden yöneticiler ve akademisyenler katılıyor bu programlara. Açık açık bu üniversitelerin reklamı yapılıyor. Sunucu, en ufak eleştirel bir soru sormuyor, bir olumsuzluktan söz etmiyor; tam tersine özel üniversitenin tanıtılmasına yardımcı oluyor program boyunca.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 02 At 13.02.54 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254-3.jpeg"></p>
<p>Onca özel üniversite içerisinden neden o üniversitenin seçilip programa alındığı da belirsiz. Somut bir kriter yok. Ama izleyen gençlerde o üniversitenin ya da fakültenin, alanının en iyisi olduğu algısı yaratılıyor.</p>
<p>Halbuki sponsorlu programlar bunlar. Tıpkı sağlık programlarında özel hastaneler için olduğu gibi, tercih programlarında da hangi özel üniversitenin tanıtılacağını “reklam bütçesi” belirliyor. O yüzden de kimi haber kanalları, tercih dönemlerini gelir kapısı olarak görüyor. Olan gençlere oluyor, reklamı bilgi gibi sunan televizyon programlarıyla yanlış yönlendiriliyorlar…</p>
<h4><strong>RTÜK’ten yeni suç icadı</strong></h4>
<p>Medyada, RTÜK’ün Sözcü TV’ye ilişkin inceleme başlatıldığı açıklamasının üzerinde hiç durulmadı. O açıklamadaki asıl skandal, inceleme değil, incelemenin gerekçesiydi:</p>
<p>“Bir televizyon kanalında, komşumuz Suriye’nin meşru Devlet Başkanı’na yönelik asılsız ithamlar üzerinden, iyi komşuluk ilişkilerine zarar verebilecek, Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika vizyonu, temel ilkeleri ve diplomatik doktriniyle bağdaşmayan ifadeler kullanıldığı tespit edilmiş olup, söz konusu yayına ilişkin olarak inceleme başlatılmıştır.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 02 At 13.02.54 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254-1.jpeg"></p>
<p>Serap Belovacıklı’nın, Sözcü TV’de, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara için “Burası El Nusra’cıya kravat taktığınızda, cumhurbaşkanı yaptığınızda bir katili herkesin alkışlayacağı bir milletten oluşmuyor” demesi devlet politikasına aykırıymış! Gerekçe bu.</p>
<p>Bu sözleri eleştirebilir, karşı çıkabilirsiniz, ama RTÜK’ün, suç olarak görüp inceleme başlatmak için yeni bir suç icat ettiğini gösteriyor. Bundan böyle televizyonlarda, “Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika vizyonu ve diplomatik doktriniyle bağdaşmayan ifadeler” kullanmak yasak! Bütün haberciler, yorumcular, devlet politikası neyse onu seslendirecekler!</p>
<p>Elbette yasada böyle bir suç yok. Eğer demokrasinin varlığından söz ediliyorsa, “dış politika vizyonu ile bağdaşmak” gibi bir zorunluluk da olamaz. RTÜK, Sözcü TV’ye bu gerekçeyle ceza verirse bugüne değin yaptıklarından çok daha büyük bir yanlışa imza atmış, demokrasiye ve anayasaya ihanet etmiş olur. Bütün TV kanallarının siyasi iktidarın politikalarının yanında hizaya durmasını istemekle özdeş bir tavır bu.</p>
<h4><strong>Program sponsorları neden gizli? </strong></h4>
<p>“Konuk Değil, Ücretli Yayın: MBB’den Halk TV’ye 400 Bin TL” haberi, Halk TV’deki “Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar” programını konu alıyordu.</p>
<p>Bodrum haber sitesinde yayımlanan bu habere göre, Muğla Büyükşehir Belediyesi, 11 Temmuz’da Dalyan’dan yayımlanan program için Halk TV’ye 400 bin TL, sanatçı Hüseyin Turan’ın şirketine de 705 bin TL ödemiş. Haberde, program için bu paraların ödendiğinin EKAP (Elektronik Kamu Alımları Platformu) kayıtlarından da doğrulandığı bilgisine yer veriliyordu.</p>
<p>Haber, yerel ve ulusal onlarca haber sitesinde alıntılandı, ama ilgili taraflardan itiraz gelmedi. Medyaradar sitesi, bu programla ilgili benzer iddiaların önce de gündeme geldiğini anımsattı.</p>
<p>Demek ki, “Görkemli Hatıralar”, “sponsorlu” bir pogram. Bir kültür sanat programının, ücret ödeyenlerin tercihlerine göre yer ve konuk seçmesinin yayıncılık ilkelerine uygun olduğu söylenemez. Ama madem böyle yapılıyor, hiç olmazsa gizlenmemeli.</p>
<p>Düşünsenize, izleyenler, “Görkemli Hatıralar” programının nerede yapılacağını, kimin konuk alınacağını, içeriğini Serhan Asker ve Halk TV’nin belirlediğini sanıyor. Oysa programın yerini ve konuklarını, ücret ödeyen belediyeler ya da başka kuruluşların belirlediği anlaşılıyor.</p>
<p>Ayrıca Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ve Ortaca Belediye Başkanı Evren Tezcan’a “konuk” demek yanlıştı. Zira kenti ve faaliyetlerini tanıtmak için ücret ödediklerine göre, konuk değil sponsor o insanlar. Şeffaflık şart…</p>
<h4><strong>Gazetecilerin Uygur gezisi</strong></h4>
<p>Yeni Şafak’ta, Taha Kılınç, “Utandınız mı?” yazısında, Türkiye-Çin Dostluk Vakfı’nın, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde (Doğu Türkistan) gezdirdiği gazetecileri eleştirdi.</p>
<p>Bir grup Uygur da bina önünde gösteri düzenleyerek vakfı ve geziye katılan gazetecileri protesto etti. Onlar da Kılınç gibi, gazetecileri, Çin’in propagandasına alet olmakla suçladılar.</p>
<p>İlkesel olarak, gazetecilerin habercilik faaliyetlerinin masrafları kendi kurumları tarafından karşılanır; haber kaynaklarıyla maddi ilişkiye girilmez. Çünkü sizi götüren kurum ya da kuruluşla aranızda maddi ilişki kurulmuş olur; daha önemlisi size gösterileni görebilirsiniz, tanıtım ve propaganda aracı haline getirilirsiniz.</p>
<p>Tek istisna, “gazetecilerin kendi olanaklarıyla gidemeyecekleri” hallerdir. Gazeteciler, başka türlü gitmeleri mümkün olmayan yerlere davetli gitmeyi kabul ederler. Bu durumda da geziye ilişkin haber ve değerlendirmelerinde davetli gittiklerini ve gezi masraflarını o kuruluşun karşıladığını okur ve izleyicilerine aktarırlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 08 02 At 13.02.54 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-02-at-130254-2.jpeg"></p>
<p>Sincan da gazetecilerin kendi başlarına gezemedikleri bir yer. O nedenle gazetecilerin davetli gitmeleri anlaşılır bir durum. Fakat Sincan, Uygurlar ve öbür Müslüman azınlıklara yönelik hak ihlalleri, zorla çalıştırma ve baskı iddialarının, Birleşmiş Milletler ve İnsan Hakları Örgütü raporlarına bile geçtiği bir bölge.</p>
<p>Vakfın düzenlediği geziye katılan gazetecilerin çoğunun yazı ve anlatımlarında bu ihlallerle ilgili inceleme ya da değerlendirme göremedim. Ağırlıklı olarak bölgedeki ekonomik ve sosyal kalkınma “hayranlık”la anlatılıyor, etnik sorunlara değinilmiyordu.</p>
<p>Aynı günlerde Karar’da Almanya’ya sığınan Çinli polis Zhang Yabo’nun, Uygur Türklerine sistematik baskı uygulandığını anlattığına dair haber yayımlanması dikkat çekiciydi.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Türkiye gazetesi ve TGRT Haber, Cem Küçük’ün yazı ve programlarına son verdiğini okur ve izleyicilerine duyurmadığı gibi, gözaltına alınmasını ve tutuklanmasını da haberleştirmedi.</li>
<li>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, Erzurum’da 20-45 bin liralık tablet hediye ettiği yerel gazetecilerden Sema Örs, “Mesleğimizin onurunu hissettik” diye yazdı.</li>
<li>İskenderun Belediye Başkanı Mehmet Dönmez, gazeteci Akın Bodur’un, “Halk, sahile neden ücretle giriyor?” sorusunu özetle “İsteyen dava açsın” diye yanıtladı; “memnuniyetsizlikten beslendiğini” ve “zihniyet sahibi” olduğunu söyleyerek gazeteciye hakaret etti.</li>
<li>Sabah’ın, “Aldatıcı reklamlara geçit verilmeyecek” haberinin altında “Globalleşen bir başarı hikâyesi” başlığıyla bir döner zincirinin örtülü reklamının yapılması çelişkili bir tutumdu.</li>
<li>Yeni Akit, A Millî Kadın Voleybol Takımı’nın, FIVB Voleybol Milletler Ligi final müsabakasında Brezilya’yı yenerek tarihinde ikinci kez şampiyon olmasını haber yapmadı.</li>
<li>Sabah, Hollywood yıldızı Ben Affleck’in, bir programda anlattığı Kapalı Çarşı’dan halı alma anısını “banyoda paspas olarak kullandığı” bölümünü silip, “Çalışanlar o kadar iyi ki eşime de benzer halı satmışlar” diye ekleme yaparak haberleştirdi.</li>
<li>Ahbap Derneği soruşturması için ifadeye çağrılan rock müzik sanatçısı Hayko Cepkin, “Her şeyi köpürtün anasını satayım abuk sabuk haberlerinizle. Ortalığı kirletmekten başka bir b..k bilmiyorsunuz” diyerek gazetecilere hakaret etti.</li>
<li>TV100’de, Ali Haydar Fırat, CHP İletişim Koordinatörü görevini yürüttüğü belirtilmeden “İletişim bilimci” olarak tanıtıldı.</li>
<li>Milliyet, Türkiye ve Yeni Şafak, AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi’nin “Ağır Bakım’da büyük taşınma” başlıklı tanıtımını, “Reklamdır” uyarısı koymadan haber gibi yayımladı.</li>
<li>İktidar medyasının “Türkiye, Kerkük petrolüne ortak” oldu haberlerinde TPAO’nun, yüzde 15’lik hisse karşılığında ne ödediği bilgisi eksikti.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/davutoglu-ve-gazetecilerin-etkilesim-yarisi.html">Davutoğlu ve gazetecilerin etkileşim yarışı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/davutoglu-ve-gazetecilerin-etkilesim-yarisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</title>
		<link>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 07:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Duran Boztepe Anadolu&#8217;da yerel basın, son yıllarda artan basım maliyetleri, düşen tirajlar ve kısıtlı ilan gelirleri nedeniyle tarihinin en zorlu ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Giderek ağırlaşan bu tablo karşısında sadece yayın gelirleriyle ayakta kalması &#8220;matematiksel olarak imkânsız&#8221; hale gelen yere medya kuruluşları, bağımsız gazetecilik yapabilmek için gazetecilik dışı alternatif gelir kaynaklarına yönelmek zorunda kalıyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html">Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Mehmet Duran Boztepe</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Anadolu&#8217;da yerel basın, son yıllarda artan basım maliyetleri, düşen tirajlar ve kısıtlı ilan gelirleri nedeniyle tarihinin en zorlu ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Giderek ağırlaşan bu tablo karşısında sadece yayın gelirleriyle ayakta kalması &#8220;matematiksel olarak imkânsız&#8221; hale gelen yere medya kuruluşları, bağımsız gazetecilik yapabilmek için gazetecilik dışı alternatif gelir kaynaklarına yönelmek zorunda kalıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yerel medyanın içine düştüğü bu derin ekonomik ve siyasi kuşatmayı, yirmi yılı aşkın süredir mesleğin içinde olan Tuzgölü Gazetesi sahibi Yusuf Öztürk anlattı.</p>
<h4><strong>&#8220;Davetiye de basıyorum, mantar da yetiştiriyorum&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yerel gazetelere verilen ilan bedellerinin günümüzde 500 ile 3 bin lira arasına kadar gerilediğini aktaran Öztürk, gazetenin maliyetlerini karşılamak için matbaacılığın yanı sıra tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde bulunduğunu belirtti. Taşrada gazetecilik faaliyetlerini sürdürmenin sadece haber takibiyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Öztürk, durumu şu sözlerle özetledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Kendi matbaamda sadece gazete değil; reklam broşürü, kartvizit, düğün davetiyesi de basıyorum. Hatta bunlarla da yetinmiyor; toprakla uğraşıyor, kültür mantarı yetiştiriyor, yumurta ve tavuk üreticiliği yapıyorum. İnsanlara tuhaf gelebilir; &#8216;Gazetecinin mantar serasında ne işi var?&#8217; diyebilirler. Ama bu bir tercih değil, hayatta kalma stratejisi. Ancak bu şekilde ayakta kalabiliyor, o gazeteyi her gün bağımsızca çıkarabiliyoruz</em>.&#8221;</p>
<div id="attachment_25456" style="width: 435px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25456" class=" wp-image-25456" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke.png" alt="" width="425" height="239" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke.png 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-300x169.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-1024x576.png 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-768x432.png 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 425px) 100vw, 425px" /><p id="caption-attachment-25456" class="wp-caption-text">Yusuf Öztürk</p></div>
<h4><strong>Siyasi ve yerel yönetim baskısına rağmen…</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Söz konusu ekonomik darboğazın yalnızca piyasa şartlarından kaynaklanmadığını ifade eden Öztürk, siyasi idarelerin ve yerel yönetimlerin ilan ambargolarına da dikkat çekti. Yaklaşık 15 yıldır ana akım siyasi partilerden, son 5 yıldır ise yerel idari birimlerden reklam alamadığını söyleyen Öztürk, haberleri nedeniyle görev yapan son dört-beş belediye başkanıyla yargı sürecine girdiklerini belirtti. Öztürk, bu davaların biri hariç tamamından ceza almadan çıktıklarını ifade ederek, benzer ekonomik ve siyasi zorlukların Haymana&#8217;dan Kulu&#8217;ya kadar çevre ilçelerdeki diğer yerel medya organları için de geçerli olduğunu aktardı.</p>
<h4><strong>Ofisi kundaklandı, yılmadı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz dönemde ofisi kundaklanan ve matbaa makineleri hasar gören Öztürk, olayın ardından kamuoyunda oluşan tepkilere yönelik eleştirilerde bulundu. Maddi zararın ve hukuki baskıların ötesinde, toplumdaki kutuplaşmanın kendisini daha fazla etkilediğini belirten Öztürk, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Olay ulusal basına yansıyınca, beni asıl yaralayan şey alevler değil, toplumun içine çekildiği o korkunç kutuplaşma oldu. İnsanlar olayın aslına astarına, bir gazetecinin neden hedef alındığına bakmak yerine; beni, yani müştekiyi ve zanlıyı hemen siyasi birer kampa yerleştirip &#8216;Oh olsun&#8217; demeye başladılar. Zaten can çekişen yerel basının ateşe verilmesinden bile siyasi bir tatmin, bir nefret çıkarabiliyorlar</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Para karşılığı kalem oynatmadık, oynatmayız&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yerel basın kuruluşlarının reyting amacıyla ulusal haberlere yönelmesinin yanlış olduğunu savunan Öztürk, yerel medyanın kendi bulunduğu bölgeye odaklanması gerektiğini vurguladı. Taşradaki gazetecilerin aynı zamanda toplumsal bir rol model olma misyonu taşıdığını belirten Öztürk, ekonomik zorluklar, davalar ve yaşanan şiddet olaylarına rağmen yayıncılık ilkelerinden taviz vermediklerini belirterek, <em>&#8220;Biz bugüne kadar kimseden beş kuruş para alıp kalem oynatmadık, oynatmayız da&#8221;</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html">Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haberlerde “İsrail dili” ve meşrulaştırma</title>
		<link>https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html</link>
					<comments>https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 04:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25879</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Sunucu, patlama görüntüsünün ardından “İsrail ordusu önceden boşaltılması yönünde uyarı yaptığı bir bölgeyi böyle hedef aldı” diye ikinci kez tekrarladı. Sonra da “İsrail ordusu bölgenin Hamas tarafından silah üretim merkezi olarak kullanıldığını iddia etti” cümlesini okudu. Filistinli bir adamın, “Komşularımızın bir demirci atölyesi vardı. Orası vuruldu. Bize de bölgeyi tahliye etmemizi söylediler. Biz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html">Haberlerde “İsrail dili” ve meşrulaştırma</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Sunucu, patlama görüntüsünün ardından “İsrail ordusu önceden boşaltılması yönünde uyarı yaptığı bir bölgeyi böyle hedef aldı” diye ikinci kez tekrarladı. Sonra da “İsrail ordusu bölgenin Hamas tarafından silah üretim merkezi olarak kullanıldığını iddia etti” cümlesini okudu.</p>
<p>Filistinli bir adamın, “Komşularımızın bir demirci atölyesi vardı. Orası vuruldu. Bize de bölgeyi tahliye etmemizi söylediler. Biz de onlar bölgeyi vurmadan önce çocuklarımızı oradan tahliye ettik” sözleri de görüntülü olarak ekrana geldi. 25 Ekim’den bu yana saldırılarda ölenlerin sayısının bini aşması ve Gazze’de insanların yeterli beslenemediği belirtilerek noktalandı haber.</p>
<p>1.5 dakikalık haber boyunca ekrandaki görüntü birkaç kez değişti; bombalama anı, yıkıntı ve çukurun etrafındaki Filistinlilerin görüntüleri aktı durdu, ama ekranın altındaki “İsrail önceden boşaltılması uyarısı yaparak bir binayı vurdu” yazısı hiç değişmedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.57 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-1.jpeg"></p>
<p>İsrail’in “önceden uyarıda bulunmuş” olmasının bu denli vurgulanması saldırıyı meşrulaştıran bir dil. Önceden uyarıda bulunması İsrail’e, orayı bombalama hakkı vermez. “İsrail’in, binanın Hamas’ın silah üretim merkezi olduğu iddiası”nın araştırılmadan aktarılması da bombalamayı meşrulaştıran ikinci unsur. Haber, orasının gerçekten bir silah üretim merkezi olup olmadığı hakkında somut bilgi vermeliydi.</p>
<p>Konuşan Filistinli, orada “demirci atölyesi” olduğundan söz ediyor, ama o da sözde kalıyor, doğrulanmıyor. Zaten onun sözleri doğruysa, haberin, asıl olarak bir demirci atölyesinin vurulduğunu, sivil insanların bombalandığını aktarması gerekirdi. Asıl vurgulanması gereken “önceden haber verilmesi” değildi.</p>
<p>Saldırganın dili, habercinin dili olmamalı.</p>
<h4><strong>Faili meçhuller, neden Akın Gürlek’i bekledi? </strong></h4>
<p>BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir helikopter kazasında ölümü, aradan 17 yıl geçtikten sonra yine gündemde:</p>
<p>“Şüpheli kaza ‘suikasta döndü” (Akşam), “Kasten adam öldürme” (Türkiye), “Yazıcıoğlu’nun helikopterini FETÖ’cü pilotun tacizi düşürdü” (Sabah), “17 yıl sonra 19 kişiye tutuklama (Hürriyet), “10 şehirde Yazıcıoğlu operasyonu” (Nefes), “Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında bomba gelişme” (Sözcü), “Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında çarpıcı belgeler” (Haberler.com)</p>
<p>Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, yıllar sonra yeniden açılan faili meçhul cinayet dosyalarının son örneği. Zaten hemen her gün faili yakalanan eski dosyalara ilişkin yeni haberler yayımlanıyor:</p>
<p>“İki cinayet daha aydınlatıldı” (Türkiye), “Manisa’da faili meçhul dosyalar tek tek çözülüyor (Ensonhaber), “Mezdeke Aynur’u katleden yakalandı” (İHA), “İki ayda 19 faili meçhul cinayet aydınlatıldı” (Akşam), “Katil 24 yıl sonra bulundu” (Yeni Şafak), “10 yıllık cinayeti izmaritteki iz çözdü” (Sabah), “Bakan Gürlek, 6 faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını duyurdu” (AA).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.57" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657.jpeg"></p>
<p>Bütün bu gelişmeler, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasının ardından başladı. “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” kuran Akın Gürlek, iki gün önce de 2005-2016 yılları arasında işlenen altı ayrı cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını açıkladı. Gürlek, “Adaletin hafızası güçlüdür. Hiçbir cinayet unutulmayacak, hiçbir delil göz ardı edilmeyecek ve hiçbir fail geçen zamana güvenerek adaletten kaçamayacaktır” dedi.</p>
<p>Faili meçhul dosyalar, gerçekten aydınlatıldı mı, bulunanlar gerçek failler mi? Bunları zamanla, yargı sürecinde anlayacağız. Ama dosyaların yeniden açılması ve faillerin yakalanması elbette kutlanması gereken bir faaliyet. Ancak gazetecilik açısından bu cinayetlerin neden bugüne değin aydınlatılamamış olduğunun da sorulması gerek.</p>
<p>Elbette bazı dosyaların çözümünde adli tıp teknolojisinin gelişmesinin ve dijitalleşmenin etkisi olabilir. Ancak haberlerden, dosyaların çoğunun adli tıp teknolojisindeki gelişmeyle ilgisinin olmadığı anlaşılıyor. Kaldı ki, Bakanlık’ta, Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi kurulana değin, bu dosyaların yeniden ele alınmadığı da malum.</p>
<p>Öyleyse bu dosyalarda bugüne değin neden yeterli soruşturma yapılmadı? Acaba Tunceli’deki Gülistan Doku vakasındaki gibi kimi yetkililerin engellemesi söz konusu olabilir mi? Ya da sadece güvenlik birimlerinin ihmali, yetersizliği mi söz konusu?</p>
<p>Biz gazetecilerin bu soruların da üzerine gitmemiz gerek. Aydınlatılan yeni faili meçhul dosya haberlerini yayımlamak yetmez. Eğer bu dosyaların aydınlatılmasının önündeki engel siyasi irade eksikliği ise o da üzerinde durmaya değer bir soru. Zira 24 yıldır aynı siyasi iktidar işbaşında ve aynı iktidarın Adalet Bakanları görevde.</p>
<p>Akın Gürlek’in yaptığını neden daha önceki bakanlar yapamadı, nedir eksik ya da fazla olan? Bu sorunun da yanıtını aramalıyız…</p>
<h4><strong>Kadın atletleri seks objesi göstermeye son</strong></h4>
<p>Spor medyasının ezeli sorunlarından biri, kadın sporcuların fotoğraf ve görüntülerde seks objesi olarak sunulması, metalaştırılması…</p>
<p>Maalesef, özellikle voleybol ve atletizm gibi sporlarda, kadın sporcuların fotoğraf ve görüntülerinin, alttan yukarı doğru ve vücut hatlarını öne çıkaracak açılardan çekilmesi örneklerine çok sık rastlıyoruz. Daha önce defalarca yazdım bu konuyu.</p>
<p>Kadın sporcuların seks objesi olarak sunulmasının kaynağı, spor medyasındaki cinsiyetçi bakış. Düşünün, 2012 yılında Hürriyet gazetesinde Erdem Kırım, “Özellikle erkeklerin kaçırmaması gereken bir branş var: Kadınlar Uzun Atlama” diye yazabilmişti. İnternet sitesinde de 2017’de, “Dünyanın en güzel futbolcusu hacker mağduru” başlığı altında bir kadın sporcunun çıplak fotoğrafları yayımlanmıştı. Kadın atletlerin atlarken alttan çekilmiş fotoğraflarının örneği de çok.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.57 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-2.jpeg"></p>
<p>Dünya spor medyasında da yaygın bir sorun bu. Uluslararası Atletizm Federasyonu, 2019’da, yerden yukarıya doğru bakan kameralar yerleştirdiğinde kadın atletler uygulamayı protesto etmiş, tartışmalar sonunda bu kameraların ham görüntülerinin ekrana verilmesi yasaklanmıştı.</p>
<p>Yeni gelişme, Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU), kadın atletlerin seks objesi olarak sunulmasını engelleyecek bir genelge hazırlaması. Olimpiyat yarışmacıları Holly Bradshaw, Ivana Španović ve Blanka Vlašić&#8217;in deneyimlerinden yararlanılarak hazırlanan genelgede, yüksek atlama, uzun atlama ve koşularda kadın atletlerin çekimlerinin nasıl yapılabileceği örneklerle aktarılıyor.</p>
<p>Kadın atletlerin vücut hatlarına odaklanılmaması, çok yakın çekimler yapılmaması ve yavaş çekimlerin tekrarlanmaması kuralı getiriliyor. Temelde, kadın sporculara saygı gösterilmesi ve performanslarına odaklanılması isteniyor.</p>
<p>Umarım bu çalışma, spor medyasındaki cinsiyetçi bakışın değişmesine katkıda bulunur.</p>
<h4><strong>Sözcü’nün savunması yetersiz </strong></h4>
<p>Sözcü’nün, “Bu millet hakkını size helal etmiyor” manşetinde Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Türkiye’yi temsil eden 18 milletvekilinin fotoğrafı yer alıyordu.</p>
<p>O milletvekillerinden Namık Tan, Zeynep Yıldız, Pelin Yılık, Sevan Sıvacıoğlu, Mustafa Canbey, Seda Gören ve Meryem Göka söz konusu kararın kendilerinin bulunduğu Avrupa Konseyi’nde değil, Avrupa Parlamentosu’nda alındığını, ikisinin farklı kurumlar olduğunu vurgulayarak, Sözcü’nün kendilerinden özür dilemesini istediler.</p>
<p>Bu çağrıya “Sözcü hata yapmaz” manşetiyle cevap veren Sözcü, o karara tepki gösterilememesi nedeniyle Avrupa Konseyi’ndeki milletvekillerinin yanı sıra “TBMM Avrupa Parlamentosu Karma Komisyonu üyesi 25 vekil ile Dışişleri ve elçilik yetkililerinin” de eleştirildiği savunması yaptı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125658.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.58" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125658.jpeg"></p>
<p>Sözcü’nün savunması yetersiz. Evet, “Hakkını helal etmiyor” manşetinin haberinde bu yetkililerin tümünden söz ediliyordu, ama ilk sayfada sadece Konsey’deki milletvekillerinin fotoğrafları vardı. Üzerine de “Avrupa’da Türkiye’yi bu 18 milletvekili temsil ediyor” yazılmıştı.</p>
<p>Hatta spotta da bu milletvekilleri “Avrupa Parlamentosu, Mehmetçiği 1974’teki Barış Harekâtı’nda istismarla suçlayan tasarıyı kabul etti. Avrupa’da bizi temsil eden 18 vekilimiz bu alçaklığa karşı dünyayı ayağa kaldırmadı” diye suçlanıyordu.</p>
<p>Hal böyleyken Dışişleri ve büyükelçilerin de eleştirildiği savunması yetersiz. Sözcü onların da fotoğraflarını koymuş, başlıkta da isimlerini vermiş olsa anlarım. 18 milletvekilini kolay hedef görüp, tüm sorumluluğu onlara yükleyerek haksızlık yapmışlar.</p>
<p>Yeri gelmişken Sözcü’ye yapılan bir haksızlıktan de söz edeyim. Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü TV’ye çıktığında Milliyet ve Yeni Şafak, “bir TV kanalının canlı yayını” diyerek haberde Sözcü TV’nin adını vermemişlerdi. Fakat Kılıçdaroğlu, geçen hafta TV100’e çıktığında Milliyet ve Yeni Şafak, bu kez kanalın adını açık açık yazdılar.</p>
<p>Doğrusu kanalın adının yazılması ama uyguladıkları çifte standart da Sözcü TV’ye haksızlık.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Sabah’tan sonra Türkiye gazetesi de “Çin Komünist Partisi’nin 105 yıllık yolculuğu” başlıklı tanıtım metnini ilan olduğunu belirtmeden haber gibi yayımladı.</li>
<li>15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde yine iktidar medyası ilanlarla kaplandı; Akşam (24 sayfa), Milat, Milliyet, Sabah (128 sayfa), Yeni Asır, Yeni Akit ve Yeni Şafak’ın (176 sayfa) yayımladığı özel eklerin de çok büyük bölümü ilanlarla doluydu.</li>
<li>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz’daki konuşmasını, (Sözcü TV ve Halk TV dışında kalan) Kanal D, Show, Star gibi prime time kanalları dahil bütün kanallar canlı yayımladı.</li>
<li>Tavır’ın “Zirve yemekleri Michelin yıldızlı şeflerin elinden” haberinde “Michelin yıldızlı” denilen şef Sinem Özler’in yıldızı yok, çalıştığı restoran, Michelin Guide’a girdi.</li>
<li>Yeni Şafak, AKP’li Konya Karatay Belediyesi’nin tanıtım metnini, “Bu bir ilandır” uyarısı koymadan haber metni gibi tam sayfa yayımladı.</li>
<li>NOW TV, Haluk Levent ve 13 şüphelinin tutuklanması haberinde kanalın eski avukatı Ece Güner’in de tutuklananlar arasıda olduğu bilgisini vermedi.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html">Haberlerde “İsrail dili” ve meşrulaştırma</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İkramları beğendiniz değil mi?”</title>
		<link>https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 04:31:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Daha zirve başlarken Hollanda’nın kamu ajansı ANP’nin muhabiri çıktı; NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye “Ev sahibi ulusu çokça övdünüz” diye başlayarak, sordu sorusunu: “… burada muhaliflere baskı yapılıyor. Bir gazeteciye, hatta bir komedyene bile. Ankara liberal demokrasiler zirvesi için uygun bir yer mi? Sizce bu zirve liderlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu sorunları konuşması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html">“İkramları beğendiniz değil mi?”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Daha zirve başlarken Hollanda’nın kamu ajansı ANP’nin muhabiri çıktı; NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye “Ev sahibi ulusu çokça övdünüz” diye başlayarak, sordu sorusunu:</p>
<p>“… burada muhaliflere baskı yapılıyor. Bir gazeteciye, hatta bir komedyene bile. Ankara liberal demokrasiler zirvesi için uygun bir yer mi? Sizce bu zirve liderlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu sorunları konuşması için doğru bir fırsat olabilir mi?”</p>
<p>Rutte ise “Demokrasi aynı zamanda özgür medyadır. Siz buradasınız ve istediğiniz soruları soruyor, istediğiniz yazıları yazabiliyorsunuz” diyerek geçiştirdi soruyu.</p>
<p>TRT Haber, Hollandalı gazetecinin sorusunu yumuşatarak aktardı izleyicilerine. İktidar medyası da genellikle görmezden geldi bu soruyu. Onlar için zaten zirve öncesinde altı gazeteci gözaltına alınmamış, Yıldız Tar, Ali Çağatay ve Fatma Sibel Gürcihan da tutuklanmamıştı! Hiçbir akreditasyon yasağı ve erişim engeli de yoktu!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-2.jpeg"></p>
<p>Rutte, zirvenin son günü düzenlediği basın toplantısında da doğrudan kendisiyle ilgili bir soruya muhatap oldu. Danimarkalı gazetecinin dili, Hollandalıdan çok daha ağırdı:</p>
<p>“Trump, Grönland’ı fethetmekten, İspanya gibi müttefiklere saldırmaktan bahsettiğinde yanındaydınız. Orada oturup bir şey söylememek kendinize olan saygınızı etkilemiyor mu?”</p>
<p>Umarım “Konuğa böyle soru sorulur mu?” diyerek, Kemal Kılıçdaroğlu’na Sözcü TV’de zorlayıcı sorular sorulmasına karşı çıkanlar da izlemiştir. Danimarkalı gazeteci, Rutte’nin özsaygısını sorgularken doğal bir gazetecilik refleksi sergilediği bilinciyle gayet rahattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, çoğunluğu iktidar yanlısı gazetecilerin katıldığı basın toplantısının atmosferi ise çok farklıydı. Hümeyra Pamuk, Rüya Akkuş, Deniz Tüysüz, Ahmet Örsoğlu, Büşra Mercimek, Bahar Feyzan ve Murat Yetkin gibi gazeteciler, bilgi alma amaçlı teknik sorular yöneltirken kimi gazeteciler de yaranma ve övgü yarışına girdi.</p>
<p>Sabah Dijital’den Esra Aydoğdu, “çelik kubbe” projesini “vizyoner bir adım” olarak nitelendirirken, Yeni Şafak’tan Nur Özkan Erbay, “şahsınızla müsemma haline gelmiş barış inşacılığı” ve “lider diplomasiniz” diye başladı söze, sonra da cümleyi toparlayamadı.</p>
<p>Türkiye Basın Federasyonu Başkanı Sinan Burhan da “Yeniçeriler ve Mehter takımını görmekten mutluluk duyduğu”nu anlattı keyifle, sonra da “Batılı liderler nasıl karşıladı bu tabloyu, onu merak ediyorum” dedi. Ama TRT Kürdi’den Emine Kaplan’ın pası, Sinan Burhan’ınkinden daha müthişti! “Basın tarafında her şey sorunsuz geçti; İletişim Başkanlığımız çok güzel bir organizasyon yapmıştı her şey mevcuttu” deyip zirvedeki sorunları sordu. Erdoğan da hemen bu pası alıp “Organizasyon çok başarılıydı. Herhalde beğendiniz ikramları değil mi?” diye sordu gazetecilere.</p>
<p>Karşısından onay sesleri, gülüşmeler ve bir kez daha alkışlar yükseldi. Öndeki bürokratlar mı alkışladı, gazeteciler de katıldı mı, ekrandan tam anlayamadım. Fakat bu ilk alkış değildi, ondan önce de tam yedi kez alkışlayarak kutlamışlardı Erdoğan’ı.</p>
<p>Sanırsınız Erdoğan, basın toplantısı değil de dostlarıyla sohbet toplantısı düzenlemişti; gazeteciler için de oradaki en önemli şey, ikram edilen yiyecek içeceklerdi! Eh, gazeteciler, yanlış anlamalarına, kimi sorulara ilgisiz yanıtlar vermesine ya da yanıtsız bırakmasına aldırış etmeyip, zorlayan, eleştiren soru sormayınca Erdoğan’ın ikramları sorması çok doğaldı.</p>
<p>Gazeteciler nasıl soru sormalı dersi almak isteyen her gazeteci, Danimarkalı ve Hollandalı iki gazetecinin sorularını izlemeli. Gazeteciliğin nasıl yapılmayacağını öğrenmek ve gazetecilikle ilgisiz “sorular” duymak isteyenler de Erdoğan’ın basın toplantısını…</p>
<h4><strong>İletişim Başkanlığı’nın özrü nerede?</strong></h4>
<p>Günler öncesinden başlamıştı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un NATO Zirvesi için Ankara’ya geldiğinde nerede koşacağı sorunsalı. Çeşitli olasılıklar haber olmuş, Dikmen Vadisi ve Botanik Parkı’nın Macron için kapatılacağı yazılmış, söylenmişti.</p>
<p>İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) de hemen paylaşımda bulunarak, bu iddiaları yalanlamış, “Söz konusu parkların Macron’un yürüyüşü gerekçesiyle halka kapatılmasına yönelik hiçbir karar ya da uygulama bulunmadığı” açıklaması yapmıştı.</p>
<p>Fakat Macron, Ankara’da, Dikmen Vadisi veya Botanik Parkı olmasa da Seymenler Parkı’nda koştu; park da kapatıldı. DHA bile “Macron’un koşusu nedeniyle, Seğmenler Parkı, geçici olarak vatandaşların girişine kapatıldı. Basın mensuplarının da parka girişine izin verilmedi” diye yazdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-1.jpeg"></p>
<p>Macron koşarken park kapatıldığına göre, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin açıklaması yanlış çıkmış oldu. Eğer İletişim Başkanlığı, dezenformasyonla mücadele ve topluma doğru bilgi vermek konusunda gerçekten duyarlıysa, bu açıklamadan dolayı özür dilemeli.</p>
<p>Samimi bir özür gelmezse böyle bir duyarlılıklarının olmadığını, asıl amacın dezenformasyonla mücadele değil, bizzat dezenformasyon yaymak olduğu sonucuna varabiliriz.</p>
<h4><strong>Kürt medyasının eksiği </strong></h4>
<p>“Öcalan’ın İmralı Sekretaryası” üyesi Çetin Arkaş’ın Mersin mitingindeki “Pişmanlık yok Onur var!” manşetiyle duyuran Kürt medyasının günlük gazetesi Yeni Yaşam’ı eleştirmiştim. 1991’de 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan İstanbul’daki Çetinkaya Mağazası kundaklanmasının faillerinden Çetin Arkaş’ın konuşmasının bu başlıkla verilmesinin empatiden, karşı tarafın acılarını hissetmekten uzak olduğunu belirtmiştim.</p>
<p>Çetin Arkaş, yazımı okumuş, miting konuşmasının tamamını dinlememi önerdi. Ben de 27 dakikalık konuşmanın görüntüsünü bulup dinledim. Yeni Yaşam’da okuduğumdan farklıydı dili. Cumhuriyet, Sözcü ve Takvim’in çatışmacı dille oluşturulan başlıklarındaki gibi “Bizde pişman olmuş bir hal var mı?” demişti ama “karşılıklı helalleşme”den de söz etmişti:</p>
<p>“Biliyoruz bu çatışmalı süreçte her iki taraftan da çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren sivil insanlar oldu. Yaşamını yitirmiş herkesin anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Ölümleri yarıştırmayalım. Türk tarafının acıları var biliyoruz. Acıları önünde saygıyla eğiliyorum. Ama Kürt tarafının da acıları var, hassasiyetleri var. Tek taraflı hassasiyetle barışamayız, barışın dilini kuramayız; birbirimizi kucaklayamayız. Hassasiyetlerimizi de yarıştırmayalım.</p>
<p>Dönüp dolaşıp ve yine pişmanlık yasasına gelecekseniz; dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın. Bizde pişman olmuş bir hal var mı? Geçmişte bizim da hatalarımız oldu. Fakat bütün bunlar karşılıklı helalleşmeyle olur.”</p>
<p>Özetle bunları söylüyor. “Barış dili” ve Türk tarafının acılarını hissetmek konusunda yeterliliği tartışılabilir bu sözlerin. Ancak 34 yıl hapiste kalmış bir PKK’lının dile getirmesi değerli.</p>
<p>Fakat konuşmasının bu bölümü, Cumhuriyet, Sözcü ve Takvim’in yanı sıra Yeni Yaşam’da da yoktu. Geçen haftaki eleştirimin temel nedeni de Yeni Yaşam’ın bu yaklaşımıydı. Zira Çetin Arkaş’ın sözlerinin bu bölümünü görmeyen gazeteciliğin, “barış dili” kullandığı söylenemez.</p>
<p>Ne yazık ki, Çetin Arkaş’ın konuşmasının “Türk tarafının acıları var biliyoruz. Acıları önünde saygıyla eğiliyorum” bölümü, sadece Yeni Yaşam’da değil, Mezopotamya Ajansı, Jinnews ve Fırat Haber Ajansı’nda da yoktu. Her üç Kürt medya kuruluşu da iki tarafın acılarından söz edilmesini değil de “Öcalan’ın özgürlüğü” vurgusunu önemsemiş, o konuyu başlığa çıkarmışlardı.</p>
<p>Üzücü bir durum. Bu yaklaşım barışa hizmet etmez. Türk medyası gibi, Kürt medyası da PKK’nın silah bıraktığı bu aşamanın dilinin geçmişten farklı olması gerektiğini anlamak zorunda. Tüm acıların geride bırakılması ve iki ulusun yeniden kucaklaşabilmesi için Kürt medyası da kendini gözden geçirmeli, güncellemeli.</p>
<p>Barışı istediğini söylemek yetmez, barışın dilini politik çıkarların önüne koymak gerekir. Asıl ahlaki üstünlük de barışa hizmet ederek sağlanır.</p>
<h4><strong>Sıfır atık ve tekstil atıkları</strong></h4>
<p>“Sıfır atık” ve yeni başlanan depozito iade sistemine ilişkin haberlere bakarsanız, medyanın çevrenin korunması ve geri dönüşüm konularına çok duyarlı olduğu izlenimine kapılabilirsiniz.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünü yaptığı “Sıfır Atık” kampanyası ve festivaline ilişkin haberler, özellikle iktidar medyasında geniş yer kaplıyor. “Sıfır Atık” konusundaki her girişim övgülerle aktarılıyor kamuya.</p>
<p>Depozito iade sistemine ilişkin yeni gelişmeler de öyle. Vatandaşların büyük ilgi göstermesi, bu sistem öncesinde marketlerin şişeli içeceklere zam yapmaları ayrıntılı haberlerle duyuruluyor. Elbette bunların topluma aktarılması, insanların bilgilendirilmesi olumlu.</p>
<p>Ancak bu çevre ve doğa duyarlılığını Avrupa Birliği ülkelerinin 503 bin tonu bulan plastik atığı Türkiye’ye göndermeleri konusunda göremiyoruz. Türkiye, Avrupa’nın hurda metal, kağıt ve plastik atık gönderdiği ülkeler sıralamasında birinci konumunda.</p>
<p>Uluslararası medyada yayımlanan haber ve araştırmalar, bizde alıntılanmıyor bile. Hatta şirketler ve bakanlıklarla konuşularak çöplerin geri dönüşüm için yararından, ekonomik katkısından söz eden haberler yapılıyor. Avrupa ülkelerinin bu ekonomik değeri (!) neden kendisinin kullanmadığına ise değinilmiyor.</p>
<p>Avrupa ülkeleri şimdi de “tekstil atıkları”nı Türkiye’ye göndermeye başladı. Euronews, DW ve BBC Türkçe’nin, “İtalya’dan Türkiye’ye 4.200 tonluk yasadışı tekstil atığı sevkiyatı” haberleri, Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi’nin (OLAF) bir “kaçakçılık ağı”nı ortaya çıkardığını duyuruyordu. OLAF, yasadışı yollarla Türkiye’ye gönderilen 4 bin 200 ton tekstil atığı konusunda Türkiye makamlarını bilgilendirmiş, ilk partinin dışında Denizli’deki bir geri dönüşüm tesisi deposunda 2 bin 100 ton tekstil atığı, Mersin Limanı’nda da 768 ton tekstil atığı” bulunmuştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-3.jpeg"></p>
<p>Türkiye’nin, doğada ancak 200 yılda çözülebilen akrilik elyaf içeren sentetik malzemelerin de çöplüğü haline getirilmesi, Cumhuriyet’te Jale Özgentürk, Gazete Oksijen, Evrensel, Numedya, Karar, Haberler, Odatv, 10Haber gibi mecralarda kısaca haber yapıldı, sonra da unutuldu gitti.</p>
<p>Gazeteci, yazdığı haberin kimin çıkarına ya da zararına olduğuna bakmamalı. Avrupa’dan gelen atıklarla ilgili haberlerin de siyasi iktidarın aleyhine olup olmadığına yoğunlaşmamalı.</p>
<p>Bu ülkenin Avrupa’nın çöplüğüne dönmesinden, bu topraklarda yaşayan herkes zarar görüyor. Hem de eleştirel haberler, iktidarın da yanlıştan dönerek, bu konuda önlem almasını, çöp ithalatını durdurmasını ve bu toprakların bir çevre felaketinden kurtarılmasını sağlayabilir.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>CNN Türk, ABD Başkanı Trump’un kaldığı otel odası ve tuvalette kullandığı klozetten canlı yayın yaptı.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630.jpeg"></p>
<ul>
<li>Sabah, “Partiler arası ilişkiler, ikili ilişkilerin temellerini güçlendirmektedir” başlıklı “haber görünümlü” metinde, Çin Komünist Partisi politikaları ve “küresel vizyonu”nu tanıttı.</li>
<li>Yeditepe Üniversitesi, “diploma töreninde bir öğrencinin ayet yazılı pankart tutmasının engellenmediği, inceleme başlatılan tartışmanın da öğrenciye yönelik olduğu açıklaması”nı duyurabilmek için Hürriyet, Sabah, Yeni Akit ve Yeni Şafak’a tam sayfa ilan verdi.</li>
<li>Independent Türkçe, “Ankara’da dünyaya 48 saatte marka dersi: NATO Zirvesi” yazısını yayımladığı Dilara Ergül’ün AKP Genel Merkez Gençlik Kolları’ndan olduğu bilgisini vermedi.</li>
<li>Haber Report’un, FSM Köprüsü’nün ABD bayrağının renkleriyle aydınlatılması haberindeki görüntüyü, Cumhuriyet, Karar, Sözcü ve Milli Gazete kaynak göstermeden alıntıladı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html">“İkramları beğendiniz değil mi?”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt medyasına da barış dili gerek</title>
		<link>https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 03:32:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Manşetin altındaki spotta da “hükümetin, yeni sürece eski yasa zihniyeti ile yaklaşmaması ve barışla pişmanlığı karıştırmaması gerektiği” vurgulanıyordu. Anlaşılan, DEM Parti çevrelerinde, Kürt siyasetçilerde PKK’nın silah bırakmasının ardından eski “Pişmanlık Yasası”na benzer yasal düzenlemeyle yetinilmesi olasılığına tepki var; o da “pişmanlık” sözcüğüne alerji yaratıyor. Nitekim “Öcalan’ın İmralı Sekretaryası” üyesi Çetin Arkaş da Mersin’deki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html">Kürt medyasına da barış dili gerek</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Manşetin altındaki spotta da “hükümetin, yeni sürece eski yasa zihniyeti ile yaklaşmaması ve barışla pişmanlığı karıştırmaması gerektiği” vurgulanıyordu. Anlaşılan, DEM Parti çevrelerinde, Kürt siyasetçilerde PKK’nın silah bırakmasının ardından eski “Pişmanlık Yasası”na benzer yasal düzenlemeyle yetinilmesi olasılığına tepki var; o da “pişmanlık” sözcüğüne alerji yaratıyor.</p>
<p>Nitekim “Öcalan’ın İmralı Sekretaryası” üyesi Çetin Arkaş da Mersin’deki mitingde “pişmanlık” meselesine tepkisini dile getirdi:</p>
<p>“Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz, dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın, bizde pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin pişman olsun onu evlat olarak kabul eden var mı?”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.57" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757.jpeg"></p>
<p>Arkaş’ın, Yeni Yaşam’ın manşetiyle örtüşen bu sözleri Cumhuriyet’te, “Çetinkaya saldırısı sorumlularından terörist Arkaş mitingde meydan okudu: Bizde pişman olmuş bir hal var mı?”, Sözcü’de “Katliamcı PKK’lı Çetin Arkaş, Mersin’de konuştu: Bizde pişman olmuş bir hal var mı?”, Takvim’de, “Çetin Arkaş’tan süreci zehirleyen dil” başlıklarıyla yayımlandı. Birçok haber sitesi de benzer şekilde sundu Çetin Arkaş’ın konuşmasını.</p>
<p>Bu haberlerde Çetin Arkaş’ın, 1991’de İstanbul Bakırköy&#8217;deki Çetinkaya Mağazası&#8217;nın kundaklanarak ikisi çocuk 12 kişinin ölümüne neden olan PKK’lılardan olduğu, bu gerekçeyle 33 yıl cezaevinde kaldığı anımsatılıyordu.</p>
<p>Sözcü ve Cumhuriyet’in haberlerinde barış dili kullanılmıyordu, ama Çetin Arkaş gibi birinin meydana çıkıp, “Bizde pişman olmuş bir hal var mı?” diye konuşmasının ardından o insanların öldürülmesinin anımsatılması da doğal. Zira Çetin Arkaş, bu sözleriyle o terör eyleminden, sivil, masum insanların ölümünden dolayı en ufak bir üzüntü belirtmiyordu. Kendi saflarının mücadelesine, acılarına, beklentilerine ve hedeflerine odaklanırken karşı tarafın, en azından ölen sivil insanların yakınlarıyla empati kuramıyordu.</p>
<p>Barışın dili bu olamaz. Yeni Yaşam da “sadece bir tarafın acı ve korkularına odaklanan” böyle bir dili aynen yayarak barış gazeteciliği yapamaz. Barış gazeteciliği, iki tarafın da acılarına odaklanmayı gerektirir. Ancak bu şekilde duygusal kopuşlar engellenebilir.</p>
<p>Binlerce Türk ve Kürt genci öldü bu “düşük yoğunluklu” savaşta. Medya bütün ölümlere, bütün yaşanmışlıklara empati geliştirilmesine öncü olarak bu acıların geride kalmasına yardımcı olmalı. Her iki tarafın da acılarını dindirmeden ne geçmişle doğru düzgün hesaplaşılabilir ne de yanlışlar açık yüreklilikle itiraf edilip özür dilenebilir.</p>
<p>Elbette Kürt sorunun çözümü, terörün tümüyle sona ermesi ve barışın sağlanması için Kürt medyası gibi Türkiye’de ulusal medyanın tamamının da tek yanlı çatışma dilini değiştirmesi şart.</p>
<h4><strong>NATO Zirvesi ve yaprak sarma</strong></h4>
<p>Günlerdir, NATO Zirvesi’nin önemini ve de tarihi niteliğini anlatmaktan bıkmayan ulusal medyamız bir yandan da zirveyi sulandırmaktan geri durmadı:</p>
<p>“Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmer: Babama yaprak sarması hazırladım”</p>
<p>İHA, DHA’nın geçtiği haberler, A Haber, Halk TV, Haber Global, Hürriyet, Karar, Nefes, Sabah, Show TV, Sözcü TV ve Ülke TV’nin de aralarında olduğu onlarca mecrada yayımlandı.</p>
<p>Halbuki, daha önce de yazdım. Ankara’da yaşayan Necla Özmen adlı bu kadının, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın biyolojik kızı olduğu iddiasını doğrulayacak bir kanıtı olmadığı gibi, mantıki açıklaması da yok. Mahkeme de babalık davasını reddetmiş zaten.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.58" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758.jpeg"></p>
<p>Buna rağmen medyanın bu kadını ciddiye alarak haberler yapması, NATO Zirvesi gibi büyük bir organizasyon öncesinde yeniden haberler yapması, tıklanma, beğeni, ilgi peşine düşen gazeteciliğin geldiği aşamayı gösteriyor. Haberciliğin sefaleti artık bu…</p>
<p>“Trump’ın kızıyım” diye ortaya çıkan kadınla bu kadar ilgilenen iktidar medyası, Ankara’da yaşamın askıya alınmasını, yasakları, erişim engellemelerini, gözaltı ve tutuklamaları ise görmezden geliyor. Onun yerine zirvenin önemini, Ankara ekonomisine katkısını anlatıyor; müjde üstüne müjde veriyorlar. Uluslararası medyaya bile konu olmasına rağmen, akreditasyon yasaklarını haberleştirmiyorlar. Oysa iktidar yanlısı Aydınlık, Ulusal Medya, TV NET ve Ersin Çelik (Yeni Şafak) da reddedilenler arasındaydı.</p>
<p>Bu arada bir hatamı düzelteyim. Geçen hafta reddedildiğini yazmıştım, ama yanlış olmuş, Murat Yetkin’in başvurusu onay bekliyormuş, sonunda ona izin verildi. Meslek örgütlerinin tepkileri de sonuç vermiş olsa gerek ki, akredite edilenlerin sayısı biraz arttı.</p>
<p>Fakat Cumhuriyet, İlke TV ve Sözcü TV’nin yanı sıra Doğan Tılıç (İspanyol Haber Ajansı) ret yanıtı aldı. ANKA ve BirGün’ün talepleri hâlâ beklemede. Bu tip zirveleri yıllardır izleyen Duygu Güvenç (Turkey in Depth) ve Deniz Zeyrek’in de (Nefes) reddedilmesi dikkat çekici.</p>
<p>Maalesef medyaya yönelik engellemeler akreditasyon yasaklarıyla kalmadı. Zirve öncesinde T24 Dış Haberler Editörü Buse Söğütlü ve Odatv editörü Ceren Erdoğdu gözaltına alındı. Bir de üstüne vazifeymiş gibi, RTÜK de açıklama yaparak, “ülkemizin uluslararası konumuna yakışır yayın yapılmasını” istedi; “Uzmanlarımız izliyor” diye de tehdit etti.</p>
<p>Belli ki, zirveye ilişkin eleştirel ve sorgulayıcı gazetecilik istenmiyor.</p>
<h4><strong>Davutoğlu ve 10 Ekim Gar saldırısı</strong></h4>
<p>Medyada pek üzerinde durulmadı, ama Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu arasında Türk Tabipleri Birliği’nin kongresinde yaşanan tartışma yakın siyasi tarih açısından önemliydi.</p>
<p>Aslan, Davutoğlu’nun başbakanlığı sırasında Ankara Garı önünde, Suruç’ta ve Diyarbakır&#8217;da bombalar patladığını anımsatarak “Buna rağmen çıkıp televizyonlarda &#8216;Oylarımız yükseliyor&#8217; diye beyan verdi. Bu olmaz” dedi.</p>
<p>Davutoğlu da yerinden fırlayarak, “O konuşmaya bir bakın. Mülakatın bir bölümünde Gar saldırısını anlatıyorum. Çok sonra gelen bölümde ise seçime giderken anket durumları soruluyor. Ben de anketlerde iyi gittiğimizi söylüyorum. Bu sözler birbirine karıştırılarak yalan üretiliyor.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.57 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757-1.jpeg"></p>
<p>Bu tartışmayı görünce ben de arşiv karıştırdım. Davutoğlu, 19 Ekim 2015’te, Başbakan olarak AHaber’e çıkmıştı. Ankara’daki bombalı saldırıdan dokuz gün sonra. Davutoğlu, programda önce Murat Akgün’ün saldırıyla ilgili sorularını yanıtlıyor, sonra da konu anketlere geliyor:</p>
<p><strong>Akgün:</strong> Özellikle Ankara’daki saldırının ardından yapılan anket ve sonuçları var mı?</p>
<p><strong>Davutoğlu:</strong> Anketler geliyor. Öncesinde, beyanname sonrasında anket yaptık. Şimdi Ankara’da terör saldırısı sonrasında, kamuoyunun nabzını tutuyoruz. Oylarımızda bir yükseliş trendi var.</p>
<p><strong>Akgün</strong>: Sonuç geldi mi? Anket var mı?</p>
<p><strong>Davutoğlu</strong>: Geldi tabii, var. Ama şimdi birçok anket olduğu için tek tek onları değerlendirmek…</p>
<p><strong>Akgün</strong>: Benim kastım saldırıdan sonra.</p>
<p><strong>Davutoğlu</strong>: Saldırıdan sonra da yüzde 43-44 bandına doğru bir yükselme trendi devam ediyor bizim oylarımızda.…</p>
<p>Davutoğlu’nun, bombalı saldırıdan hemen sonra oylarının artmasından aynen böyle söz ediyor. Gerçekten de 7 Haziran 2015 seçimlerinin sonuçları tersyüz oldu, AKP 1 Kasım seçimlerinden zaferle çıktı. AKP’nin oylarının artmasında iki seçim arasında patlayan bombaların oluşturduğu karanlık ortamın etkisi büyüktü.</p>
<h4><strong>Sözcü ve Turkuvaz Medya’nın ortak sorunu </strong></h4>
<p>Tamar Tanrıyar, sosyal medyada yayımladığı videolarla dikkat çeken bir isim. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel başta olmak üzere birçok CHP’li isme yönelik iddialarda bulundu videolarla. Çoğu da “belaltı”, özel yaşama yönelikti.</p>
<p>Muhatapları, Tamar Tanrıyar’ın iddialarını yalanlıyordu, ama iktidar medyası o günlerde müdahale etmeden izliyordu. Bazen haber de yapıyorlar, kimi gazeteciler de sosyal medyadan takdirlerini belirtiyordu. Fuat Uğur’un, “Cesaret ana” diye tanımladığı Tamar Tanrıyar’ı, Zafer Şahin de Özkan Yalım’ın sevgilisi ile görüntülerini paylaşırken kaynak gösteriyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.58 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758-1.jpeg"></p>
<p>Tamar Tanrıyar, iktidar medyasından sadece Cem Küçük ile kavgaya girişti. Cem Küçük, kendisinin “Adnan Oktarcı” olduğunu söyleyen Tamar Tanrıyar’a, “Sırf &#8216;mutlak butlana&#8217; itirazlarım var diye seni tetikçi olarak kullanıyorlar. Sen git sahibin gelsin” yanıtını verdi.</p>
<p>Hal böyle olunca Tamar Tanrıyar, suçlamalarının boyutunu giderek büyüttü; Halk TV ve Sözcü’nün sahiplerinin milyonlarca dolarlık usulsüz kredi kullandığını öne sürdü. Bu suçlaması da yalanlanınca bu kez iktidar yanlısı Turkuvaz Medya’ya yöneldi. Sözcü’yü dağıtmamasını istedi; &#8220;iktidara yakın gibi görünen bazı isimlerin hedefinde Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan olduğunu&#8221; öne sürerek Serhat Albayrak’a 1 Temmuz’a kadar süre verdi; tehdit etti açıkça.</p>
<p>Tamar Tanrıyar’a soruşturma açıldı, ifadesi alınıp serbest bırakıldı, ama onun suçlamaları iktidar yanlısı Turkuvaz Medya ile muhalif medyadan Sözcü Grubu’nu aynı safta buluşturdu. Her iki grup da Tamar Tanrıyar’ı aşan “organize bir saldırı”nın hedefi oldukları kanaatinde.</p>
<p>Sözcü, “Sözcü grubuna çökmek için tezgâh” kurulduğu açıklaması ile yetinirken, Sabah yazarı Dilek Güngör, “bir sosyal medya fenomeninin videosu üzerinden grubumuza bilinçli ve programlı saldırı” diye yazdı. Hilal Kaplan, “Tanrıyar kendi başına bir aktör değildir. Bir araçtır, ama bilerek seçilmiş, dikkatle yerleştirilmiş ve zamanı gelince soğukkanlılıkla terk edilmiş bir araç” dedi. Salih Tuna da “uyuyan hücre” olarak nitelendirdi.</p>
<p>CHP’liler söz konusu olduğunda suskun kalan Sabah yazarlarının bu tavrı, çifte standart. Ayrıca Serhat Albayrak kendini savunabilir, avukatları da var…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>İletişim Başkanlığı, yeni açılan “The Lies of Israel” (İsrail’in Yalanları) adlı sosyal medya hesabı ve sitenin linkini gazetecilerin WhatsApp grubuna göndererek tanıtımına aracılık etti.</li>
<li>İHA, Habertürk, Sabah ve Yeni Şafak’ın, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın babasının “1980’de Çorum’da bir polisin şehit edilmesine karıştığı” haberini, Çorum katliamı davasının avukatlarından olan Sadık Eral, OdaTV’de belgeleriyle yalanladı.</li>
<li>BirGün, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Korkusuz, Milliyet, Nefes, Sözcü, Posta, Sabah, Odatv, Takvim ve Türkiye, bir e-ticaret platformu sayfasını “reklam” uyarısıyla kullanırken, Aydınlık, Yeni Akit, Yeniçağ, Yeni Şafak ise uyarı koymadan haber sayfası gibi yayımladı.</li>
<li>Tavır gazetesi, “MİT’ten operasyon haberinde kırmızı bültenle aranırken yakalandığı belirtilen “uluslararası uyuşturucu kaçakçısı”nın adını kodladı, yüzünü de flulaştırdı.</li>
<li>Cumhuriyet’in, “TTB seçimleri: Mevcut Başkan Azap en yüksek oyu aldı” haberi eksikti; Alpay Azap’ın yüksek oy almasının başkanlığının devamı anlamına gelmediği bilgisi yoktu.</li>
<li>Gazeteci Bahar Feyzan, bir inşaat şirketinin İstanbul Şişli’deki yeni inşaat projesini, taşıyıcı kolonlarının sağlamlığı, kullanılan betonun kalitesine kadar ayrıntılı olarak anlatarak tanıttı.</li>
<li>Gazete Oksijen’deki “Yürümeyi nasıl öğrettiysem koşmayı da öğreteceğim kızıma!” başlıklı yazıdaki “doktor hatası” ifadesi tek yanlıydı.</li>
<li>Cumhuriyet muhabiri Gülnur Saydam, “Çetelerin yeni adresi İstanbul’un gözde semti Göktürk mü?” haberi nedeniyle gözaltına alınıp sorgulandı; çetelerin üzerine gidilmedi.</li>
<li>Hürriyet’te Zeynep Bilgehan, 100. Gazi Koşusu öncesinde kupayı daha önce dokuz kez kaldıran jokey Mümin Çılgın ile söyleşi yaparak, koşu tarihine ışık tuttu.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html">Kürt medyasına da barış dili gerek</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
