<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gazetecilik Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/gazetecilik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/gazetecilik</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Jul 2026 07:37:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Gazetecilik Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/gazetecilik</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</title>
		<link>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 07:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Duran Boztepe Anadolu&#8217;da yerel basın, son yıllarda artan basım maliyetleri, düşen tirajlar ve kısıtlı ilan gelirleri nedeniyle tarihinin en zorlu ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Giderek ağırlaşan bu tablo karşısında sadece yayın gelirleriyle ayakta kalması &#8220;matematiksel olarak imkânsız&#8221; hale gelen yere medya kuruluşları, bağımsız gazetecilik yapabilmek için gazetecilik dışı alternatif gelir kaynaklarına yönelmek zorunda kalıyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html">Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Mehmet Duran Boztepe</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Anadolu&#8217;da yerel basın, son yıllarda artan basım maliyetleri, düşen tirajlar ve kısıtlı ilan gelirleri nedeniyle tarihinin en zorlu ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Giderek ağırlaşan bu tablo karşısında sadece yayın gelirleriyle ayakta kalması &#8220;matematiksel olarak imkânsız&#8221; hale gelen yere medya kuruluşları, bağımsız gazetecilik yapabilmek için gazetecilik dışı alternatif gelir kaynaklarına yönelmek zorunda kalıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yerel medyanın içine düştüğü bu derin ekonomik ve siyasi kuşatmayı, yirmi yılı aşkın süredir mesleğin içinde olan Tuzgölü Gazetesi sahibi Yusuf Öztürk anlattı.</p>
<h4><strong>&#8220;Davetiye de basıyorum, mantar da yetiştiriyorum&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yerel gazetelere verilen ilan bedellerinin günümüzde 500 ile 3 bin lira arasına kadar gerilediğini aktaran Öztürk, gazetenin maliyetlerini karşılamak için matbaacılığın yanı sıra tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde bulunduğunu belirtti. Taşrada gazetecilik faaliyetlerini sürdürmenin sadece haber takibiyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Öztürk, durumu şu sözlerle özetledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Kendi matbaamda sadece gazete değil; reklam broşürü, kartvizit, düğün davetiyesi de basıyorum. Hatta bunlarla da yetinmiyor; toprakla uğraşıyor, kültür mantarı yetiştiriyor, yumurta ve tavuk üreticiliği yapıyorum. İnsanlara tuhaf gelebilir; &#8216;Gazetecinin mantar serasında ne işi var?&#8217; diyebilirler. Ama bu bir tercih değil, hayatta kalma stratejisi. Ancak bu şekilde ayakta kalabiliyor, o gazeteyi her gün bağımsızca çıkarabiliyoruz</em>.&#8221;</p>
<div id="attachment_25456" style="width: 435px" class="wp-caption alignright"><img fetchpriority="high" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25456" class=" wp-image-25456" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke.png" alt="" width="425" height="239" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke.png 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-300x169.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-1024x576.png 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-768x432.png 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-1536x864.png 1536w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" /><p id="caption-attachment-25456" class="wp-caption-text">Yusuf Öztürk</p></div>
<h4><strong>Siyasi ve yerel yönetim baskısına rağmen…</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Söz konusu ekonomik darboğazın yalnızca piyasa şartlarından kaynaklanmadığını ifade eden Öztürk, siyasi idarelerin ve yerel yönetimlerin ilan ambargolarına da dikkat çekti. Yaklaşık 15 yıldır ana akım siyasi partilerden, son 5 yıldır ise yerel idari birimlerden reklam alamadığını söyleyen Öztürk, haberleri nedeniyle görev yapan son dört-beş belediye başkanıyla yargı sürecine girdiklerini belirtti. Öztürk, bu davaların biri hariç tamamından ceza almadan çıktıklarını ifade ederek, benzer ekonomik ve siyasi zorlukların Haymana&#8217;dan Kulu&#8217;ya kadar çevre ilçelerdeki diğer yerel medya organları için de geçerli olduğunu aktardı.</p>
<h4><strong>Ofisi kundaklandı, yılmadı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz dönemde ofisi kundaklanan ve matbaa makineleri hasar gören Öztürk, olayın ardından kamuoyunda oluşan tepkilere yönelik eleştirilerde bulundu. Maddi zararın ve hukuki baskıların ötesinde, toplumdaki kutuplaşmanın kendisini daha fazla etkilediğini belirten Öztürk, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Olay ulusal basına yansıyınca, beni asıl yaralayan şey alevler değil, toplumun içine çekildiği o korkunç kutuplaşma oldu. İnsanlar olayın aslına astarına, bir gazetecinin neden hedef alındığına bakmak yerine; beni, yani müştekiyi ve zanlıyı hemen siyasi birer kampa yerleştirip &#8216;Oh olsun&#8217; demeye başladılar. Zaten can çekişen yerel basının ateşe verilmesinden bile siyasi bir tatmin, bir nefret çıkarabiliyorlar</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Para karşılığı kalem oynatmadık, oynatmayız&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yerel basın kuruluşlarının reyting amacıyla ulusal haberlere yönelmesinin yanlış olduğunu savunan Öztürk, yerel medyanın kendi bulunduğu bölgeye odaklanması gerektiğini vurguladı. Taşradaki gazetecilerin aynı zamanda toplumsal bir rol model olma misyonu taşıdığını belirten Öztürk, ekonomik zorluklar, davalar ve yaşanan şiddet olaylarına rağmen yayıncılık ilkelerinden taviz vermediklerini belirterek, <em>&#8220;Biz bugüne kadar kimseden beş kuruş para alıp kalem oynatmadık, oynatmayız da&#8221;</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html">Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Haberlerde “İsrail dili” ve meşrulaştırma</title>
		<link>https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html</link>
					<comments>https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 04:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25879</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Sunucu, patlama görüntüsünün ardından “İsrail ordusu önceden boşaltılması yönünde uyarı yaptığı bir bölgeyi böyle hedef aldı” diye ikinci kez tekrarladı. Sonra da “İsrail ordusu bölgenin Hamas tarafından silah üretim merkezi olarak kullanıldığını iddia etti” cümlesini okudu. Filistinli bir adamın, “Komşularımızın bir demirci atölyesi vardı. Orası vuruldu. Bize de bölgeyi tahliye etmemizi söylediler. Biz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html">Haberlerde “İsrail dili” ve meşrulaştırma</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Sunucu, patlama görüntüsünün ardından “İsrail ordusu önceden boşaltılması yönünde uyarı yaptığı bir bölgeyi böyle hedef aldı” diye ikinci kez tekrarladı. Sonra da “İsrail ordusu bölgenin Hamas tarafından silah üretim merkezi olarak kullanıldığını iddia etti” cümlesini okudu.</p>
<p>Filistinli bir adamın, “Komşularımızın bir demirci atölyesi vardı. Orası vuruldu. Bize de bölgeyi tahliye etmemizi söylediler. Biz de onlar bölgeyi vurmadan önce çocuklarımızı oradan tahliye ettik” sözleri de görüntülü olarak ekrana geldi. 25 Ekim’den bu yana saldırılarda ölenlerin sayısının bini aşması ve Gazze’de insanların yeterli beslenemediği belirtilerek noktalandı haber.</p>
<p>1.5 dakikalık haber boyunca ekrandaki görüntü birkaç kez değişti; bombalama anı, yıkıntı ve çukurun etrafındaki Filistinlilerin görüntüleri aktı durdu, ama ekranın altındaki “İsrail önceden boşaltılması uyarısı yaparak bir binayı vurdu” yazısı hiç değişmedi.</p>
<p><img decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.57 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-1.jpeg"></p>
<p>İsrail’in “önceden uyarıda bulunmuş” olmasının bu denli vurgulanması saldırıyı meşrulaştıran bir dil. Önceden uyarıda bulunması İsrail’e, orayı bombalama hakkı vermez. “İsrail’in, binanın Hamas’ın silah üretim merkezi olduğu iddiası”nın araştırılmadan aktarılması da bombalamayı meşrulaştıran ikinci unsur. Haber, orasının gerçekten bir silah üretim merkezi olup olmadığı hakkında somut bilgi vermeliydi.</p>
<p>Konuşan Filistinli, orada “demirci atölyesi” olduğundan söz ediyor, ama o da sözde kalıyor, doğrulanmıyor. Zaten onun sözleri doğruysa, haberin, asıl olarak bir demirci atölyesinin vurulduğunu, sivil insanların bombalandığını aktarması gerekirdi. Asıl vurgulanması gereken “önceden haber verilmesi” değildi.</p>
<p>Saldırganın dili, habercinin dili olmamalı.</p>
<h4><strong>Faili meçhuller, neden Akın Gürlek’i bekledi? </strong></h4>
<p>BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun bir helikopter kazasında ölümü, aradan 17 yıl geçtikten sonra yine gündemde:</p>
<p>“Şüpheli kaza ‘suikasta döndü” (Akşam), “Kasten adam öldürme” (Türkiye), “Yazıcıoğlu’nun helikopterini FETÖ’cü pilotun tacizi düşürdü” (Sabah), “17 yıl sonra 19 kişiye tutuklama (Hürriyet), “10 şehirde Yazıcıoğlu operasyonu” (Nefes), “Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında bomba gelişme” (Sözcü), “Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında çarpıcı belgeler” (Haberler.com)</p>
<p>Muhsin Yazıcıoğlu dosyası, yıllar sonra yeniden açılan faili meçhul cinayet dosyalarının son örneği. Zaten hemen her gün faili yakalanan eski dosyalara ilişkin yeni haberler yayımlanıyor:</p>
<p>“İki cinayet daha aydınlatıldı” (Türkiye), “Manisa’da faili meçhul dosyalar tek tek çözülüyor (Ensonhaber), “Mezdeke Aynur’u katleden yakalandı” (İHA), “İki ayda 19 faili meçhul cinayet aydınlatıldı” (Akşam), “Katil 24 yıl sonra bulundu” (Yeni Şafak), “10 yıllık cinayeti izmaritteki iz çözdü” (Sabah), “Bakan Gürlek, 6 faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını duyurdu” (AA).</p>
<p><img decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.57" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657.jpeg"></p>
<p>Bütün bu gelişmeler, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasının ardından başladı. “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı” kuran Akın Gürlek, iki gün önce de 2005-2016 yılları arasında işlenen altı ayrı cinayet dosyasının daha aydınlatıldığını açıkladı. Gürlek, “Adaletin hafızası güçlüdür. Hiçbir cinayet unutulmayacak, hiçbir delil göz ardı edilmeyecek ve hiçbir fail geçen zamana güvenerek adaletten kaçamayacaktır” dedi.</p>
<p>Faili meçhul dosyalar, gerçekten aydınlatıldı mı, bulunanlar gerçek failler mi? Bunları zamanla, yargı sürecinde anlayacağız. Ama dosyaların yeniden açılması ve faillerin yakalanması elbette kutlanması gereken bir faaliyet. Ancak gazetecilik açısından bu cinayetlerin neden bugüne değin aydınlatılamamış olduğunun da sorulması gerek.</p>
<p>Elbette bazı dosyaların çözümünde adli tıp teknolojisinin gelişmesinin ve dijitalleşmenin etkisi olabilir. Ancak haberlerden, dosyaların çoğunun adli tıp teknolojisindeki gelişmeyle ilgisinin olmadığı anlaşılıyor. Kaldı ki, Bakanlık’ta, Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi kurulana değin, bu dosyaların yeniden ele alınmadığı da malum.</p>
<p>Öyleyse bu dosyalarda bugüne değin neden yeterli soruşturma yapılmadı? Acaba Tunceli’deki Gülistan Doku vakasındaki gibi kimi yetkililerin engellemesi söz konusu olabilir mi? Ya da sadece güvenlik birimlerinin ihmali, yetersizliği mi söz konusu?</p>
<p>Biz gazetecilerin bu soruların da üzerine gitmemiz gerek. Aydınlatılan yeni faili meçhul dosya haberlerini yayımlamak yetmez. Eğer bu dosyaların aydınlatılmasının önündeki engel siyasi irade eksikliği ise o da üzerinde durmaya değer bir soru. Zira 24 yıldır aynı siyasi iktidar işbaşında ve aynı iktidarın Adalet Bakanları görevde.</p>
<p>Akın Gürlek’in yaptığını neden daha önceki bakanlar yapamadı, nedir eksik ya da fazla olan? Bu sorunun da yanıtını aramalıyız…</p>
<h4><strong>Kadın atletleri seks objesi göstermeye son</strong></h4>
<p>Spor medyasının ezeli sorunlarından biri, kadın sporcuların fotoğraf ve görüntülerde seks objesi olarak sunulması, metalaştırılması…</p>
<p>Maalesef, özellikle voleybol ve atletizm gibi sporlarda, kadın sporcuların fotoğraf ve görüntülerinin, alttan yukarı doğru ve vücut hatlarını öne çıkaracak açılardan çekilmesi örneklerine çok sık rastlıyoruz. Daha önce defalarca yazdım bu konuyu.</p>
<p>Kadın sporcuların seks objesi olarak sunulmasının kaynağı, spor medyasındaki cinsiyetçi bakış. Düşünün, 2012 yılında Hürriyet gazetesinde Erdem Kırım, “Özellikle erkeklerin kaçırmaması gereken bir branş var: Kadınlar Uzun Atlama” diye yazabilmişti. İnternet sitesinde de 2017’de, “Dünyanın en güzel futbolcusu hacker mağduru” başlığı altında bir kadın sporcunun çıplak fotoğrafları yayımlanmıştı. Kadın atletlerin atlarken alttan çekilmiş fotoğraflarının örneği de çok.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.57 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125657-2.jpeg"></p>
<p>Dünya spor medyasında da yaygın bir sorun bu. Uluslararası Atletizm Federasyonu, 2019’da, yerden yukarıya doğru bakan kameralar yerleştirdiğinde kadın atletler uygulamayı protesto etmiş, tartışmalar sonunda bu kameraların ham görüntülerinin ekrana verilmesi yasaklanmıştı.</p>
<p>Yeni gelişme, Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU), kadın atletlerin seks objesi olarak sunulmasını engelleyecek bir genelge hazırlaması. Olimpiyat yarışmacıları Holly Bradshaw, Ivana Španović ve Blanka Vlašić&#8217;in deneyimlerinden yararlanılarak hazırlanan genelgede, yüksek atlama, uzun atlama ve koşularda kadın atletlerin çekimlerinin nasıl yapılabileceği örneklerle aktarılıyor.</p>
<p>Kadın atletlerin vücut hatlarına odaklanılmaması, çok yakın çekimler yapılmaması ve yavaş çekimlerin tekrarlanmaması kuralı getiriliyor. Temelde, kadın sporculara saygı gösterilmesi ve performanslarına odaklanılması isteniyor.</p>
<p>Umarım bu çalışma, spor medyasındaki cinsiyetçi bakışın değişmesine katkıda bulunur.</p>
<h4><strong>Sözcü’nün savunması yetersiz </strong></h4>
<p>Sözcü’nün, “Bu millet hakkını size helal etmiyor” manşetinde Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi’nde Türkiye’yi temsil eden 18 milletvekilinin fotoğrafı yer alıyordu.</p>
<p>O milletvekillerinden Namık Tan, Zeynep Yıldız, Pelin Yılık, Sevan Sıvacıoğlu, Mustafa Canbey, Seda Gören ve Meryem Göka söz konusu kararın kendilerinin bulunduğu Avrupa Konseyi’nde değil, Avrupa Parlamentosu’nda alındığını, ikisinin farklı kurumlar olduğunu vurgulayarak, Sözcü’nün kendilerinden özür dilemesini istediler.</p>
<p>Bu çağrıya “Sözcü hata yapmaz” manşetiyle cevap veren Sözcü, o karara tepki gösterilememesi nedeniyle Avrupa Konseyi’ndeki milletvekillerinin yanı sıra “TBMM Avrupa Parlamentosu Karma Komisyonu üyesi 25 vekil ile Dışişleri ve elçilik yetkililerinin” de eleştirildiği savunması yaptı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125658.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 19 At 12.56.58" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-19-at-125658.jpeg"></p>
<p>Sözcü’nün savunması yetersiz. Evet, “Hakkını helal etmiyor” manşetinin haberinde bu yetkililerin tümünden söz ediliyordu, ama ilk sayfada sadece Konsey’deki milletvekillerinin fotoğrafları vardı. Üzerine de “Avrupa’da Türkiye’yi bu 18 milletvekili temsil ediyor” yazılmıştı.</p>
<p>Hatta spotta da bu milletvekilleri “Avrupa Parlamentosu, Mehmetçiği 1974’teki Barış Harekâtı’nda istismarla suçlayan tasarıyı kabul etti. Avrupa’da bizi temsil eden 18 vekilimiz bu alçaklığa karşı dünyayı ayağa kaldırmadı” diye suçlanıyordu.</p>
<p>Hal böyleyken Dışişleri ve büyükelçilerin de eleştirildiği savunması yetersiz. Sözcü onların da fotoğraflarını koymuş, başlıkta da isimlerini vermiş olsa anlarım. 18 milletvekilini kolay hedef görüp, tüm sorumluluğu onlara yükleyerek haksızlık yapmışlar.</p>
<p>Yeri gelmişken Sözcü’ye yapılan bir haksızlıktan de söz edeyim. Kemal Kılıçdaroğlu, Sözcü TV’ye çıktığında Milliyet ve Yeni Şafak, “bir TV kanalının canlı yayını” diyerek haberde Sözcü TV’nin adını vermemişlerdi. Fakat Kılıçdaroğlu, geçen hafta TV100’e çıktığında Milliyet ve Yeni Şafak, bu kez kanalın adını açık açık yazdılar.</p>
<p>Doğrusu kanalın adının yazılması ama uyguladıkları çifte standart da Sözcü TV’ye haksızlık.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Sabah’tan sonra Türkiye gazetesi de “Çin Komünist Partisi’nin 105 yıllık yolculuğu” başlıklı tanıtım metnini ilan olduğunu belirtmeden haber gibi yayımladı.</li>
<li>15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde yine iktidar medyası ilanlarla kaplandı; Akşam (24 sayfa), Milat, Milliyet, Sabah (128 sayfa), Yeni Asır, Yeni Akit ve Yeni Şafak’ın (176 sayfa) yayımladığı özel eklerin de çok büyük bölümü ilanlarla doluydu.</li>
<li>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz’daki konuşmasını, (Sözcü TV ve Halk TV dışında kalan) Kanal D, Show, Star gibi prime time kanalları dahil bütün kanallar canlı yayımladı.</li>
<li>Tavır’ın “Zirve yemekleri Michelin yıldızlı şeflerin elinden” haberinde “Michelin yıldızlı” denilen şef Sinem Özler’in yıldızı yok, çalıştığı restoran, Michelin Guide’a girdi.</li>
<li>Yeni Şafak, AKP’li Konya Karatay Belediyesi’nin tanıtım metnini, “Bu bir ilandır” uyarısı koymadan haber metni gibi tam sayfa yayımladı.</li>
<li>NOW TV, Haluk Levent ve 13 şüphelinin tutuklanması haberinde kanalın eski avukatı Ece Güner’in de tutuklananlar arasıda olduğu bilgisini vermedi.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html">Haberlerde “İsrail dili” ve meşrulaştırma</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/haberlerde-israil-dili-ve-mesrulastirma.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“İkramları beğendiniz değil mi?”</title>
		<link>https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jul 2026 04:31:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25716</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Daha zirve başlarken Hollanda’nın kamu ajansı ANP’nin muhabiri çıktı; NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye “Ev sahibi ulusu çokça övdünüz” diye başlayarak, sordu sorusunu: “… burada muhaliflere baskı yapılıyor. Bir gazeteciye, hatta bir komedyene bile. Ankara liberal demokrasiler zirvesi için uygun bir yer mi? Sizce bu zirve liderlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu sorunları konuşması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html">“İkramları beğendiniz değil mi?”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Daha zirve başlarken Hollanda’nın kamu ajansı ANP’nin muhabiri çıktı; NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye “Ev sahibi ulusu çokça övdünüz” diye başlayarak, sordu sorusunu:</p>
<p>“… burada muhaliflere baskı yapılıyor. Bir gazeteciye, hatta bir komedyene bile. Ankara liberal demokrasiler zirvesi için uygun bir yer mi? Sizce bu zirve liderlerin Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu sorunları konuşması için doğru bir fırsat olabilir mi?”</p>
<p>Rutte ise “Demokrasi aynı zamanda özgür medyadır. Siz buradasınız ve istediğiniz soruları soruyor, istediğiniz yazıları yazabiliyorsunuz” diyerek geçiştirdi soruyu.</p>
<p>TRT Haber, Hollandalı gazetecinin sorusunu yumuşatarak aktardı izleyicilerine. İktidar medyası da genellikle görmezden geldi bu soruyu. Onlar için zaten zirve öncesinde altı gazeteci gözaltına alınmamış, Yıldız Tar, Ali Çağatay ve Fatma Sibel Gürcihan da tutuklanmamıştı! Hiçbir akreditasyon yasağı ve erişim engeli de yoktu!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-2.jpeg"></p>
<p>Rutte, zirvenin son günü düzenlediği basın toplantısında da doğrudan kendisiyle ilgili bir soruya muhatap oldu. Danimarkalı gazetecinin dili, Hollandalıdan çok daha ağırdı:</p>
<p>“Trump, Grönland’ı fethetmekten, İspanya gibi müttefiklere saldırmaktan bahsettiğinde yanındaydınız. Orada oturup bir şey söylememek kendinize olan saygınızı etkilemiyor mu?”</p>
<p>Umarım “Konuğa böyle soru sorulur mu?” diyerek, Kemal Kılıçdaroğlu’na Sözcü TV’de zorlayıcı sorular sorulmasına karşı çıkanlar da izlemiştir. Danimarkalı gazeteci, Rutte’nin özsaygısını sorgularken doğal bir gazetecilik refleksi sergilediği bilinciyle gayet rahattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, çoğunluğu iktidar yanlısı gazetecilerin katıldığı basın toplantısının atmosferi ise çok farklıydı. Hümeyra Pamuk, Rüya Akkuş, Deniz Tüysüz, Ahmet Örsoğlu, Büşra Mercimek, Bahar Feyzan ve Murat Yetkin gibi gazeteciler, bilgi alma amaçlı teknik sorular yöneltirken kimi gazeteciler de yaranma ve övgü yarışına girdi.</p>
<p>Sabah Dijital’den Esra Aydoğdu, “çelik kubbe” projesini “vizyoner bir adım” olarak nitelendirirken, Yeni Şafak’tan Nur Özkan Erbay, “şahsınızla müsemma haline gelmiş barış inşacılığı” ve “lider diplomasiniz” diye başladı söze, sonra da cümleyi toparlayamadı.</p>
<p>Türkiye Basın Federasyonu Başkanı Sinan Burhan da “Yeniçeriler ve Mehter takımını görmekten mutluluk duyduğu”nu anlattı keyifle, sonra da “Batılı liderler nasıl karşıladı bu tabloyu, onu merak ediyorum” dedi. Ama TRT Kürdi’den Emine Kaplan’ın pası, Sinan Burhan’ınkinden daha müthişti! “Basın tarafında her şey sorunsuz geçti; İletişim Başkanlığımız çok güzel bir organizasyon yapmıştı her şey mevcuttu” deyip zirvedeki sorunları sordu. Erdoğan da hemen bu pası alıp “Organizasyon çok başarılıydı. Herhalde beğendiniz ikramları değil mi?” diye sordu gazetecilere.</p>
<p>Karşısından onay sesleri, gülüşmeler ve bir kez daha alkışlar yükseldi. Öndeki bürokratlar mı alkışladı, gazeteciler de katıldı mı, ekrandan tam anlayamadım. Fakat bu ilk alkış değildi, ondan önce de tam yedi kez alkışlayarak kutlamışlardı Erdoğan’ı.</p>
<p>Sanırsınız Erdoğan, basın toplantısı değil de dostlarıyla sohbet toplantısı düzenlemişti; gazeteciler için de oradaki en önemli şey, ikram edilen yiyecek içeceklerdi! Eh, gazeteciler, yanlış anlamalarına, kimi sorulara ilgisiz yanıtlar vermesine ya da yanıtsız bırakmasına aldırış etmeyip, zorlayan, eleştiren soru sormayınca Erdoğan’ın ikramları sorması çok doğaldı.</p>
<p>Gazeteciler nasıl soru sormalı dersi almak isteyen her gazeteci, Danimarkalı ve Hollandalı iki gazetecinin sorularını izlemeli. Gazeteciliğin nasıl yapılmayacağını öğrenmek ve gazetecilikle ilgisiz “sorular” duymak isteyenler de Erdoğan’ın basın toplantısını…</p>
<h4><strong>İletişim Başkanlığı’nın özrü nerede?</strong></h4>
<p>Günler öncesinden başlamıştı, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un NATO Zirvesi için Ankara’ya geldiğinde nerede koşacağı sorunsalı. Çeşitli olasılıklar haber olmuş, Dikmen Vadisi ve Botanik Parkı’nın Macron için kapatılacağı yazılmış, söylenmişti.</p>
<p>İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) de hemen paylaşımda bulunarak, bu iddiaları yalanlamış, “Söz konusu parkların Macron’un yürüyüşü gerekçesiyle halka kapatılmasına yönelik hiçbir karar ya da uygulama bulunmadığı” açıklaması yapmıştı.</p>
<p>Fakat Macron, Ankara’da, Dikmen Vadisi veya Botanik Parkı olmasa da Seymenler Parkı’nda koştu; park da kapatıldı. DHA bile “Macron’un koşusu nedeniyle, Seğmenler Parkı, geçici olarak vatandaşların girişine kapatıldı. Basın mensuplarının da parka girişine izin verilmedi” diye yazdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-1.jpeg"></p>
<p>Macron koşarken park kapatıldığına göre, Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin açıklaması yanlış çıkmış oldu. Eğer İletişim Başkanlığı, dezenformasyonla mücadele ve topluma doğru bilgi vermek konusunda gerçekten duyarlıysa, bu açıklamadan dolayı özür dilemeli.</p>
<p>Samimi bir özür gelmezse böyle bir duyarlılıklarının olmadığını, asıl amacın dezenformasyonla mücadele değil, bizzat dezenformasyon yaymak olduğu sonucuna varabiliriz.</p>
<h4><strong>Kürt medyasının eksiği </strong></h4>
<p>“Öcalan’ın İmralı Sekretaryası” üyesi Çetin Arkaş’ın Mersin mitingindeki “Pişmanlık yok Onur var!” manşetiyle duyuran Kürt medyasının günlük gazetesi Yeni Yaşam’ı eleştirmiştim. 1991’de 12 kişinin ölümüyle sonuçlanan İstanbul’daki Çetinkaya Mağazası kundaklanmasının faillerinden Çetin Arkaş’ın konuşmasının bu başlıkla verilmesinin empatiden, karşı tarafın acılarını hissetmekten uzak olduğunu belirtmiştim.</p>
<p>Çetin Arkaş, yazımı okumuş, miting konuşmasının tamamını dinlememi önerdi. Ben de 27 dakikalık konuşmanın görüntüsünü bulup dinledim. Yeni Yaşam’da okuduğumdan farklıydı dili. Cumhuriyet, Sözcü ve Takvim’in çatışmacı dille oluşturulan başlıklarındaki gibi “Bizde pişman olmuş bir hal var mı?” demişti ama “karşılıklı helalleşme”den de söz etmişti:</p>
<p>“Biliyoruz bu çatışmalı süreçte her iki taraftan da çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren sivil insanlar oldu. Yaşamını yitirmiş herkesin anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Ölümleri yarıştırmayalım. Türk tarafının acıları var biliyoruz. Acıları önünde saygıyla eğiliyorum. Ama Kürt tarafının da acıları var, hassasiyetleri var. Tek taraflı hassasiyetle barışamayız, barışın dilini kuramayız; birbirimizi kucaklayamayız. Hassasiyetlerimizi de yarıştırmayalım.</p>
<p>Dönüp dolaşıp ve yine pişmanlık yasasına gelecekseniz; dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın. Bizde pişman olmuş bir hal var mı? Geçmişte bizim da hatalarımız oldu. Fakat bütün bunlar karşılıklı helalleşmeyle olur.”</p>
<p>Özetle bunları söylüyor. “Barış dili” ve Türk tarafının acılarını hissetmek konusunda yeterliliği tartışılabilir bu sözlerin. Ancak 34 yıl hapiste kalmış bir PKK’lının dile getirmesi değerli.</p>
<p>Fakat konuşmasının bu bölümü, Cumhuriyet, Sözcü ve Takvim’in yanı sıra Yeni Yaşam’da da yoktu. Geçen haftaki eleştirimin temel nedeni de Yeni Yaşam’ın bu yaklaşımıydı. Zira Çetin Arkaş’ın sözlerinin bu bölümünü görmeyen gazeteciliğin, “barış dili” kullandığı söylenemez.</p>
<p>Ne yazık ki, Çetin Arkaş’ın konuşmasının “Türk tarafının acıları var biliyoruz. Acıları önünde saygıyla eğiliyorum” bölümü, sadece Yeni Yaşam’da değil, Mezopotamya Ajansı, Jinnews ve Fırat Haber Ajansı’nda da yoktu. Her üç Kürt medya kuruluşu da iki tarafın acılarından söz edilmesini değil de “Öcalan’ın özgürlüğü” vurgusunu önemsemiş, o konuyu başlığa çıkarmışlardı.</p>
<p>Üzücü bir durum. Bu yaklaşım barışa hizmet etmez. Türk medyası gibi, Kürt medyası da PKK’nın silah bıraktığı bu aşamanın dilinin geçmişten farklı olması gerektiğini anlamak zorunda. Tüm acıların geride bırakılması ve iki ulusun yeniden kucaklaşabilmesi için Kürt medyası da kendini gözden geçirmeli, güncellemeli.</p>
<p>Barışı istediğini söylemek yetmez, barışın dilini politik çıkarların önüne koymak gerekir. Asıl ahlaki üstünlük de barışa hizmet ederek sağlanır.</p>
<h4><strong>Sıfır atık ve tekstil atıkları</strong></h4>
<p>“Sıfır atık” ve yeni başlanan depozito iade sistemine ilişkin haberlere bakarsanız, medyanın çevrenin korunması ve geri dönüşüm konularına çok duyarlı olduğu izlenimine kapılabilirsiniz.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünü yaptığı “Sıfır Atık” kampanyası ve festivaline ilişkin haberler, özellikle iktidar medyasında geniş yer kaplıyor. “Sıfır Atık” konusundaki her girişim övgülerle aktarılıyor kamuya.</p>
<p>Depozito iade sistemine ilişkin yeni gelişmeler de öyle. Vatandaşların büyük ilgi göstermesi, bu sistem öncesinde marketlerin şişeli içeceklere zam yapmaları ayrıntılı haberlerle duyuruluyor. Elbette bunların topluma aktarılması, insanların bilgilendirilmesi olumlu.</p>
<p>Ancak bu çevre ve doğa duyarlılığını Avrupa Birliği ülkelerinin 503 bin tonu bulan plastik atığı Türkiye’ye göndermeleri konusunda göremiyoruz. Türkiye, Avrupa’nın hurda metal, kağıt ve plastik atık gönderdiği ülkeler sıralamasında birinci konumunda.</p>
<p>Uluslararası medyada yayımlanan haber ve araştırmalar, bizde alıntılanmıyor bile. Hatta şirketler ve bakanlıklarla konuşularak çöplerin geri dönüşüm için yararından, ekonomik katkısından söz eden haberler yapılıyor. Avrupa ülkelerinin bu ekonomik değeri (!) neden kendisinin kullanmadığına ise değinilmiyor.</p>
<p>Avrupa ülkeleri şimdi de “tekstil atıkları”nı Türkiye’ye göndermeye başladı. Euronews, DW ve BBC Türkçe’nin, “İtalya’dan Türkiye’ye 4.200 tonluk yasadışı tekstil atığı sevkiyatı” haberleri, Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi’nin (OLAF) bir “kaçakçılık ağı”nı ortaya çıkardığını duyuruyordu. OLAF, yasadışı yollarla Türkiye’ye gönderilen 4 bin 200 ton tekstil atığı konusunda Türkiye makamlarını bilgilendirmiş, ilk partinin dışında Denizli’deki bir geri dönüşüm tesisi deposunda 2 bin 100 ton tekstil atığı, Mersin Limanı’nda da 768 ton tekstil atığı” bulunmuştu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630-3.jpeg"></p>
<p>Türkiye’nin, doğada ancak 200 yılda çözülebilen akrilik elyaf içeren sentetik malzemelerin de çöplüğü haline getirilmesi, Cumhuriyet’te Jale Özgentürk, Gazete Oksijen, Evrensel, Numedya, Karar, Haberler, Odatv, 10Haber gibi mecralarda kısaca haber yapıldı, sonra da unutuldu gitti.</p>
<p>Gazeteci, yazdığı haberin kimin çıkarına ya da zararına olduğuna bakmamalı. Avrupa’dan gelen atıklarla ilgili haberlerin de siyasi iktidarın aleyhine olup olmadığına yoğunlaşmamalı.</p>
<p>Bu ülkenin Avrupa’nın çöplüğüne dönmesinden, bu topraklarda yaşayan herkes zarar görüyor. Hem de eleştirel haberler, iktidarın da yanlıştan dönerek, bu konuda önlem almasını, çöp ithalatını durdurmasını ve bu toprakların bir çevre felaketinden kurtarılmasını sağlayabilir.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>CNN Türk, ABD Başkanı Trump’un kaldığı otel odası ve tuvalette kullandığı klozetten canlı yayın yaptı.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 12 At 13.16.30" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-12-at-131630.jpeg"></p>
<ul>
<li>Sabah, “Partiler arası ilişkiler, ikili ilişkilerin temellerini güçlendirmektedir” başlıklı “haber görünümlü” metinde, Çin Komünist Partisi politikaları ve “küresel vizyonu”nu tanıttı.</li>
<li>Yeditepe Üniversitesi, “diploma töreninde bir öğrencinin ayet yazılı pankart tutmasının engellenmediği, inceleme başlatılan tartışmanın da öğrenciye yönelik olduğu açıklaması”nı duyurabilmek için Hürriyet, Sabah, Yeni Akit ve Yeni Şafak’a tam sayfa ilan verdi.</li>
<li>Independent Türkçe, “Ankara’da dünyaya 48 saatte marka dersi: NATO Zirvesi” yazısını yayımladığı Dilara Ergül’ün AKP Genel Merkez Gençlik Kolları’ndan olduğu bilgisini vermedi.</li>
<li>Haber Report’un, FSM Köprüsü’nün ABD bayrağının renkleriyle aydınlatılması haberindeki görüntüyü, Cumhuriyet, Karar, Sözcü ve Milli Gazete kaynak göstermeden alıntıladı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html">“İkramları beğendiniz değil mi?”</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ikramlari-begendiniz-degil-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kürt medyasına da barış dili gerek</title>
		<link>https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 03:32:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Manşetin altındaki spotta da “hükümetin, yeni sürece eski yasa zihniyeti ile yaklaşmaması ve barışla pişmanlığı karıştırmaması gerektiği” vurgulanıyordu. Anlaşılan, DEM Parti çevrelerinde, Kürt siyasetçilerde PKK’nın silah bırakmasının ardından eski “Pişmanlık Yasası”na benzer yasal düzenlemeyle yetinilmesi olasılığına tepki var; o da “pişmanlık” sözcüğüne alerji yaratıyor. Nitekim “Öcalan’ın İmralı Sekretaryası” üyesi Çetin Arkaş da Mersin’deki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html">Kürt medyasına da barış dili gerek</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Manşetin altındaki spotta da “hükümetin, yeni sürece eski yasa zihniyeti ile yaklaşmaması ve barışla pişmanlığı karıştırmaması gerektiği” vurgulanıyordu. Anlaşılan, DEM Parti çevrelerinde, Kürt siyasetçilerde PKK’nın silah bırakmasının ardından eski “Pişmanlık Yasası”na benzer yasal düzenlemeyle yetinilmesi olasılığına tepki var; o da “pişmanlık” sözcüğüne alerji yaratıyor.</p>
<p>Nitekim “Öcalan’ın İmralı Sekretaryası” üyesi Çetin Arkaş da Mersin’deki mitingde “pişmanlık” meselesine tepkisini dile getirdi:</p>
<p>“Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz, dönüp bize bakın, meydandaki on binlere bakın, bizde pişman olmuş bir hal var mı? Bu meydanda evladım pişman olarak gelsin pişman olsun onu evlat olarak kabul eden var mı?”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.57" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757.jpeg"></p>
<p>Arkaş’ın, Yeni Yaşam’ın manşetiyle örtüşen bu sözleri Cumhuriyet’te, “Çetinkaya saldırısı sorumlularından terörist Arkaş mitingde meydan okudu: Bizde pişman olmuş bir hal var mı?”, Sözcü’de “Katliamcı PKK’lı Çetin Arkaş, Mersin’de konuştu: Bizde pişman olmuş bir hal var mı?”, Takvim’de, “Çetin Arkaş’tan süreci zehirleyen dil” başlıklarıyla yayımlandı. Birçok haber sitesi de benzer şekilde sundu Çetin Arkaş’ın konuşmasını.</p>
<p>Bu haberlerde Çetin Arkaş’ın, 1991’de İstanbul Bakırköy&#8217;deki Çetinkaya Mağazası&#8217;nın kundaklanarak ikisi çocuk 12 kişinin ölümüne neden olan PKK’lılardan olduğu, bu gerekçeyle 33 yıl cezaevinde kaldığı anımsatılıyordu.</p>
<p>Sözcü ve Cumhuriyet’in haberlerinde barış dili kullanılmıyordu, ama Çetin Arkaş gibi birinin meydana çıkıp, “Bizde pişman olmuş bir hal var mı?” diye konuşmasının ardından o insanların öldürülmesinin anımsatılması da doğal. Zira Çetin Arkaş, bu sözleriyle o terör eyleminden, sivil, masum insanların ölümünden dolayı en ufak bir üzüntü belirtmiyordu. Kendi saflarının mücadelesine, acılarına, beklentilerine ve hedeflerine odaklanırken karşı tarafın, en azından ölen sivil insanların yakınlarıyla empati kuramıyordu.</p>
<p>Barışın dili bu olamaz. Yeni Yaşam da “sadece bir tarafın acı ve korkularına odaklanan” böyle bir dili aynen yayarak barış gazeteciliği yapamaz. Barış gazeteciliği, iki tarafın da acılarına odaklanmayı gerektirir. Ancak bu şekilde duygusal kopuşlar engellenebilir.</p>
<p>Binlerce Türk ve Kürt genci öldü bu “düşük yoğunluklu” savaşta. Medya bütün ölümlere, bütün yaşanmışlıklara empati geliştirilmesine öncü olarak bu acıların geride kalmasına yardımcı olmalı. Her iki tarafın da acılarını dindirmeden ne geçmişle doğru düzgün hesaplaşılabilir ne de yanlışlar açık yüreklilikle itiraf edilip özür dilenebilir.</p>
<p>Elbette Kürt sorunun çözümü, terörün tümüyle sona ermesi ve barışın sağlanması için Kürt medyası gibi Türkiye’de ulusal medyanın tamamının da tek yanlı çatışma dilini değiştirmesi şart.</p>
<h4><strong>NATO Zirvesi ve yaprak sarma</strong></h4>
<p>Günlerdir, NATO Zirvesi’nin önemini ve de tarihi niteliğini anlatmaktan bıkmayan ulusal medyamız bir yandan da zirveyi sulandırmaktan geri durmadı:</p>
<p>“Trump’ın kızı olduğunu iddia eden Necla Özmer: Babama yaprak sarması hazırladım”</p>
<p>İHA, DHA’nın geçtiği haberler, A Haber, Halk TV, Haber Global, Hürriyet, Karar, Nefes, Sabah, Show TV, Sözcü TV ve Ülke TV’nin de aralarında olduğu onlarca mecrada yayımlandı.</p>
<p>Halbuki, daha önce de yazdım. Ankara’da yaşayan Necla Özmen adlı bu kadının, ABD Başkanı Donald Trump&#8217;ın biyolojik kızı olduğu iddiasını doğrulayacak bir kanıtı olmadığı gibi, mantıki açıklaması da yok. Mahkeme de babalık davasını reddetmiş zaten.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.58" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758.jpeg"></p>
<p>Buna rağmen medyanın bu kadını ciddiye alarak haberler yapması, NATO Zirvesi gibi büyük bir organizasyon öncesinde yeniden haberler yapması, tıklanma, beğeni, ilgi peşine düşen gazeteciliğin geldiği aşamayı gösteriyor. Haberciliğin sefaleti artık bu…</p>
<p>“Trump’ın kızıyım” diye ortaya çıkan kadınla bu kadar ilgilenen iktidar medyası, Ankara’da yaşamın askıya alınmasını, yasakları, erişim engellemelerini, gözaltı ve tutuklamaları ise görmezden geliyor. Onun yerine zirvenin önemini, Ankara ekonomisine katkısını anlatıyor; müjde üstüne müjde veriyorlar. Uluslararası medyaya bile konu olmasına rağmen, akreditasyon yasaklarını haberleştirmiyorlar. Oysa iktidar yanlısı Aydınlık, Ulusal Medya, TV NET ve Ersin Çelik (Yeni Şafak) da reddedilenler arasındaydı.</p>
<p>Bu arada bir hatamı düzelteyim. Geçen hafta reddedildiğini yazmıştım, ama yanlış olmuş, Murat Yetkin’in başvurusu onay bekliyormuş, sonunda ona izin verildi. Meslek örgütlerinin tepkileri de sonuç vermiş olsa gerek ki, akredite edilenlerin sayısı biraz arttı.</p>
<p>Fakat Cumhuriyet, İlke TV ve Sözcü TV’nin yanı sıra Doğan Tılıç (İspanyol Haber Ajansı) ret yanıtı aldı. ANKA ve BirGün’ün talepleri hâlâ beklemede. Bu tip zirveleri yıllardır izleyen Duygu Güvenç (Turkey in Depth) ve Deniz Zeyrek’in de (Nefes) reddedilmesi dikkat çekici.</p>
<p>Maalesef medyaya yönelik engellemeler akreditasyon yasaklarıyla kalmadı. Zirve öncesinde T24 Dış Haberler Editörü Buse Söğütlü ve Odatv editörü Ceren Erdoğdu gözaltına alındı. Bir de üstüne vazifeymiş gibi, RTÜK de açıklama yaparak, “ülkemizin uluslararası konumuna yakışır yayın yapılmasını” istedi; “Uzmanlarımız izliyor” diye de tehdit etti.</p>
<p>Belli ki, zirveye ilişkin eleştirel ve sorgulayıcı gazetecilik istenmiyor.</p>
<h4><strong>Davutoğlu ve 10 Ekim Gar saldırısı</strong></h4>
<p>Medyada pek üzerinde durulmadı, ama Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu arasında Türk Tabipleri Birliği’nin kongresinde yaşanan tartışma yakın siyasi tarih açısından önemliydi.</p>
<p>Aslan, Davutoğlu’nun başbakanlığı sırasında Ankara Garı önünde, Suruç’ta ve Diyarbakır&#8217;da bombalar patladığını anımsatarak “Buna rağmen çıkıp televizyonlarda &#8216;Oylarımız yükseliyor&#8217; diye beyan verdi. Bu olmaz” dedi.</p>
<p>Davutoğlu da yerinden fırlayarak, “O konuşmaya bir bakın. Mülakatın bir bölümünde Gar saldırısını anlatıyorum. Çok sonra gelen bölümde ise seçime giderken anket durumları soruluyor. Ben de anketlerde iyi gittiğimizi söylüyorum. Bu sözler birbirine karıştırılarak yalan üretiliyor.”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.57 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133757-1.jpeg"></p>
<p>Bu tartışmayı görünce ben de arşiv karıştırdım. Davutoğlu, 19 Ekim 2015’te, Başbakan olarak AHaber’e çıkmıştı. Ankara’daki bombalı saldırıdan dokuz gün sonra. Davutoğlu, programda önce Murat Akgün’ün saldırıyla ilgili sorularını yanıtlıyor, sonra da konu anketlere geliyor:</p>
<p><strong>Akgün:</strong> Özellikle Ankara’daki saldırının ardından yapılan anket ve sonuçları var mı?</p>
<p><strong>Davutoğlu:</strong> Anketler geliyor. Öncesinde, beyanname sonrasında anket yaptık. Şimdi Ankara’da terör saldırısı sonrasında, kamuoyunun nabzını tutuyoruz. Oylarımızda bir yükseliş trendi var.</p>
<p><strong>Akgün</strong>: Sonuç geldi mi? Anket var mı?</p>
<p><strong>Davutoğlu</strong>: Geldi tabii, var. Ama şimdi birçok anket olduğu için tek tek onları değerlendirmek…</p>
<p><strong>Akgün</strong>: Benim kastım saldırıdan sonra.</p>
<p><strong>Davutoğlu</strong>: Saldırıdan sonra da yüzde 43-44 bandına doğru bir yükselme trendi devam ediyor bizim oylarımızda.…</p>
<p>Davutoğlu’nun, bombalı saldırıdan hemen sonra oylarının artmasından aynen böyle söz ediyor. Gerçekten de 7 Haziran 2015 seçimlerinin sonuçları tersyüz oldu, AKP 1 Kasım seçimlerinden zaferle çıktı. AKP’nin oylarının artmasında iki seçim arasında patlayan bombaların oluşturduğu karanlık ortamın etkisi büyüktü.</p>
<h4><strong>Sözcü ve Turkuvaz Medya’nın ortak sorunu </strong></h4>
<p>Tamar Tanrıyar, sosyal medyada yayımladığı videolarla dikkat çeken bir isim. Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel başta olmak üzere birçok CHP’li isme yönelik iddialarda bulundu videolarla. Çoğu da “belaltı”, özel yaşama yönelikti.</p>
<p>Muhatapları, Tamar Tanrıyar’ın iddialarını yalanlıyordu, ama iktidar medyası o günlerde müdahale etmeden izliyordu. Bazen haber de yapıyorlar, kimi gazeteciler de sosyal medyadan takdirlerini belirtiyordu. Fuat Uğur’un, “Cesaret ana” diye tanımladığı Tamar Tanrıyar’ı, Zafer Şahin de Özkan Yalım’ın sevgilisi ile görüntülerini paylaşırken kaynak gösteriyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 07 05 At 13.37.58 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/07/whatsapp-image-2026-07-05-at-133758-1.jpeg"></p>
<p>Tamar Tanrıyar, iktidar medyasından sadece Cem Küçük ile kavgaya girişti. Cem Küçük, kendisinin “Adnan Oktarcı” olduğunu söyleyen Tamar Tanrıyar’a, “Sırf &#8216;mutlak butlana&#8217; itirazlarım var diye seni tetikçi olarak kullanıyorlar. Sen git sahibin gelsin” yanıtını verdi.</p>
<p>Hal böyle olunca Tamar Tanrıyar, suçlamalarının boyutunu giderek büyüttü; Halk TV ve Sözcü’nün sahiplerinin milyonlarca dolarlık usulsüz kredi kullandığını öne sürdü. Bu suçlaması da yalanlanınca bu kez iktidar yanlısı Turkuvaz Medya’ya yöneldi. Sözcü’yü dağıtmamasını istedi; &#8220;iktidara yakın gibi görünen bazı isimlerin hedefinde Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan olduğunu&#8221; öne sürerek Serhat Albayrak’a 1 Temmuz’a kadar süre verdi; tehdit etti açıkça.</p>
<p>Tamar Tanrıyar’a soruşturma açıldı, ifadesi alınıp serbest bırakıldı, ama onun suçlamaları iktidar yanlısı Turkuvaz Medya ile muhalif medyadan Sözcü Grubu’nu aynı safta buluşturdu. Her iki grup da Tamar Tanrıyar’ı aşan “organize bir saldırı”nın hedefi oldukları kanaatinde.</p>
<p>Sözcü, “Sözcü grubuna çökmek için tezgâh” kurulduğu açıklaması ile yetinirken, Sabah yazarı Dilek Güngör, “bir sosyal medya fenomeninin videosu üzerinden grubumuza bilinçli ve programlı saldırı” diye yazdı. Hilal Kaplan, “Tanrıyar kendi başına bir aktör değildir. Bir araçtır, ama bilerek seçilmiş, dikkatle yerleştirilmiş ve zamanı gelince soğukkanlılıkla terk edilmiş bir araç” dedi. Salih Tuna da “uyuyan hücre” olarak nitelendirdi.</p>
<p>CHP’liler söz konusu olduğunda suskun kalan Sabah yazarlarının bu tavrı, çifte standart. Ayrıca Serhat Albayrak kendini savunabilir, avukatları da var…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>İletişim Başkanlığı, yeni açılan “The Lies of Israel” (İsrail’in Yalanları) adlı sosyal medya hesabı ve sitenin linkini gazetecilerin WhatsApp grubuna göndererek tanıtımına aracılık etti.</li>
<li>İHA, Habertürk, Sabah ve Yeni Şafak’ın, tutuklanan komedyen Deniz Göktaş’ın babasının “1980’de Çorum’da bir polisin şehit edilmesine karıştığı” haberini, Çorum katliamı davasının avukatlarından olan Sadık Eral, OdaTV’de belgeleriyle yalanladı.</li>
<li>BirGün, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Korkusuz, Milliyet, Nefes, Sözcü, Posta, Sabah, Odatv, Takvim ve Türkiye, bir e-ticaret platformu sayfasını “reklam” uyarısıyla kullanırken, Aydınlık, Yeni Akit, Yeniçağ, Yeni Şafak ise uyarı koymadan haber sayfası gibi yayımladı.</li>
<li>Tavır gazetesi, “MİT’ten operasyon haberinde kırmızı bültenle aranırken yakalandığı belirtilen “uluslararası uyuşturucu kaçakçısı”nın adını kodladı, yüzünü de flulaştırdı.</li>
<li>Cumhuriyet’in, “TTB seçimleri: Mevcut Başkan Azap en yüksek oyu aldı” haberi eksikti; Alpay Azap’ın yüksek oy almasının başkanlığının devamı anlamına gelmediği bilgisi yoktu.</li>
<li>Gazeteci Bahar Feyzan, bir inşaat şirketinin İstanbul Şişli’deki yeni inşaat projesini, taşıyıcı kolonlarının sağlamlığı, kullanılan betonun kalitesine kadar ayrıntılı olarak anlatarak tanıttı.</li>
<li>Gazete Oksijen’deki “Yürümeyi nasıl öğrettiysem koşmayı da öğreteceğim kızıma!” başlıklı yazıdaki “doktor hatası” ifadesi tek yanlıydı.</li>
<li>Cumhuriyet muhabiri Gülnur Saydam, “Çetelerin yeni adresi İstanbul’un gözde semti Göktürk mü?” haberi nedeniyle gözaltına alınıp sorgulandı; çetelerin üzerine gidilmedi.</li>
<li>Hürriyet’te Zeynep Bilgehan, 100. Gazi Koşusu öncesinde kupayı daha önce dokuz kez kaldıran jokey Mümin Çılgın ile söyleşi yaparak, koşu tarihine ışık tuttu.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html">Kürt medyasına da barış dili gerek</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kurt-medyasina-da-baris-dili-gerek.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sıkıyönetim ama “gibi”si eksik</title>
		<link>https://9koy.org/sikiyonetim-ama-gibisi-eksik.html</link>
					<comments>https://9koy.org/sikiyonetim-ama-gibisi-eksik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:25:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25545</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Fakat Aydınlık, ertesi gün bu tanımlamalar nedeniyle birinci sayfadan “Düzeltme ve Özür” yayımladı: “Sıkıyönetim hukuki bir düzenlemedir ve bugünkü durumu yansıtmamaktadır.” Elbette Ankara’da resmen ilan edilmiş bir sıkıyönetim yok. Kaldı ki, sıkıyönetim 2018’de yasalardan çıkarıldı, “olağanüstü hal” uygulaması getirildi. Ancak Ankara’daki uygulamaların “sıkıyönetim” ve “olağanüstü hal” benzetmelerini hak ettiği de ortada. O nedenle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sikiyonetim-ama-gibisi-eksik.html">Sıkıyönetim ama “gibi”si eksik</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Fakat Aydınlık, ertesi gün bu tanımlamalar nedeniyle birinci sayfadan “Düzeltme ve Özür” yayımladı: “Sıkıyönetim hukuki bir düzenlemedir ve bugünkü durumu yansıtmamaktadır.”</p>
<p>Elbette Ankara’da resmen ilan edilmiş bir sıkıyönetim yok. Kaldı ki, sıkıyönetim 2018’de yasalardan çıkarıldı, “olağanüstü hal” uygulaması getirildi. Ancak Ankara’daki uygulamaların “sıkıyönetim” ve “olağanüstü hal” benzetmelerini hak ettiği de ortada. O nedenle Aydınlık, o manşette “gibi” sözcüğünü kullanmış olsa benzetme olduğu daha rahat anlaşılır, düzeltmeye gerek kalmazdı. Nitekim Cumhuriyet, “sıkıyönetim gibi” başlığı kullandı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 28 At 13.19.11 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911-3.jpeg"></p>
<p>Hakikaten de yapılanlar, tek parti dönemindeki sıkıyönetim uygulamalarını andırıyor. O yıllarda da insanlar 1 Mayıs’lar öncesinde suç uydurularak evlerinden gece baskınlarıyla toplanırdı. NATO Zirvesi öncesinde de öyle oldu, kapılar kırıldı, evler basıldı; 209 kişi gözaltına alındı. KAOS GL Genel Yayın Yönetmeni Yıldız Tar, Doç. Dr. Emel Memiş, ÇHD üyesi avukatlar ile TEMA gezisine katılan gönüllülerin de aralarında olduğu 178 kişi “terör eylemleri gerçekleştirebilecekleri” varsayımıyla ve kanıtsız yaftalamalarla tutuklandı.</p>
<p>Ayrıca İnsan Hakları Derneği, Fikir Kulüpleri Federasyonu ve Muzır.org’un da aralarında olduğu onlarca X hesabı ile “NATO Defol Platformu” web sitesinin erişimi engellendi.</p>
<p>Tabii iktidar medyası, bu engellemeler, gözaltı ve baskınları görmezden geldi. Hürriyet ve Sabah gibi gazetelerin, “Zirveyi 3 bine yakın gazetecinin izleyeceği” haberlerinde akreditasyon yasaklarına değinilmiyordu. Akreditasyon başvurusu reddedilenler arasında iktidar yanlısı medyadan Aydınlık, Ulusal Medya, TV NET, Yeni Şafak’tan Ersin Çelik ve Mücerret.com’dan İsmail Halis de vardı. Fakat akredite edilmeyenlerin çoğu muhalif medyadandı.</p>
<p>Üstelik NATO yetkilileri, akreditasyon başvurusunu reddettikleri ANKA Haber Ajansı, BirGün, Cumhuriyet, Evrensel, Halk TV, Nefes, NOW TV, İlke TV, Medyascope, Sözcü, T24 ve YetkinReport’a yasağın gerekçesini de bildirmediler; tepkiler üzerine “ev sahibi ülkenin değerlendirmeleri”ne dayandıklarını açıklamak zorunda kaldılar.</p>
<p>Gazetecilik meslek örgütlerinin tepkilerinin ardından NATO, küçük bir geri adımla Murat Yetkin ve birkaç gazetecinin akreditasyon yasağını kaldırdı.</p>
<p>Bu arada yasaklanan medya kuruluşlarından olan Cumhuriyet’in tutumu da dikkat çekiciydi. “NATO’dan Türkiye’nin en köklü gazetesinin akreditasyon talebine ret: Cumhuriyet’e ambargo” başlıklı haber, sadece Cumhuriyet’e yasak uygulanmış gibiydi. “Akreditasyon talebi reddedilenlerin çoğunluğu muhalif medya kuruluşlarından oluştu” denilmekle yetinilen haberde, yasaklanan medya kuruluşlarının adları yoktu. Haber eksikti, yeterli bilgi vermiyordu okura…</p>
<p>Zirvede olup bitenleri çeşili ülkelerden gelecek gazetecilerden öğreneceğiz artık. Siyasi iktidar, yasaklar, tutuklamalar ve engellemelerle Türkiye’deki rejimle ilgili olarak o gazetecilere yeterince fikir verdi. Umarım bu uygulamaları da sorarlar muhataplarına…</p>
<h4><strong>500 kilo altını kaybeden gazeteciler </strong></h4>
<p>Sabah’ın, “36 saatlik işkenceden kayıp 500 kilo altın çıktı” başlığı, Show TV’nin, “Kaçırılma nedeni 500 kilo altın çıktı” altyazısı, “500 kilo kayıp altının varlığı” algısı yaratıyordu. Halbuki, değil bu kadar altının kaybolmasını, bu miktarda altının varlığına dair somut kanıt yoktu.</p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın, kurtarıldıktan sonra polise verdiği ifadesi de 500 kilo altının varlığını doğrulamıyordu. Onu kaçıranlar, Erhan Karaal’a, “Kültür A.Ş.’nin halen tutuklu olan eski genel müdürü Serdal Taşkın ile Ekrem İmamoğlu’nun gizli kasası olduğunu” söylemişler, önce 300 sonra da 500 kilo altın istemişlerdi. Erhan Karaal, altın hakkında bilgisi olmadığını söyleyince de “Serdal Taşkın’ın Erzincan’da sakladığı 500 kilo altını vereceksin’ diyerek dövmeye devam etmişlerdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 28 At 13.19.11" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911.jpeg"></p>
<p>Kaçıran çete, Erhan Karaal’da bu miktarda altın olduğu ve Erzincan’da sakladığı kanaatine nasıl varmışlardı? Gazeteci Bahadır Özgür’ün, halktv.com.tr’deki “İBB itirafçıları yüzünden canından oluyordu” başlıklı yazısına göre, kaçıranların bu kanaate kapılmalarının nedeni, “İBB davasındaki itirafçı ifadeleri ve iktidara yakın medyanın ‘kasadaki altın’ hikayeleri”…</p>
<p>Hakikaten de geçen yıl Anadolu Ajansı’nın yanı sıra AHaber, Sabah, Show TV, Yeni Şafak, Yeni Asır, KRT TV ve Süperhaber gibi mecralarda yayımlanan ve şoför Orhan Cevahiroğlu, gizli tanık H.H.Ş. ve itirafçı Servet Yıldırım’ın ifadelerine dayanan haberlerde Serdal Taşkın’ın bankada “kiraladığı kasaya külçe altın olarak sakladığı” öne sürülmüştü.</p>
<p>Ancak Serdal Taşkın, İBB davası duruşmasında bu iddiaları reddederek, “VakıfBank Nişantaşı şubesinde herhangi bir hesabım ya da kasam yoktur. Ayrıca bu şubede kasa hizmeti de yoktur” demişti. Külçe altınların ve kasanın varlığını doğrulayan kanıt da bulunamamıştı.</p>
<p>Bahadır Özgür’ün belirttiği gibi, bu yayınlar Erhan Karaal’ı kaçıranları motive etmiş olabilir. Ama Serdal Taşkın’ın milyarlarca lira değerindeki altının yerini Erhan Karaal’ın bildiğine dair bir yayın yoktu. Onu kaçırarak altınları elde edebileceklerini düşünmelerini sağlayan başka bir etken, başka bir bağlantı da olmalı…</p>
<p>İktidar medyası, doğrulama önyargısı ile davranarak, olayın etrafındaki sır perdesini hep İBB davasına bağlıyor. O yüzden de “kayıp 500 milyar”, “Rüşvet paralanının peşine düşmüşler” gibi başlıklar atabiliyor, ama bu tutum olayı daha da karmaşık hale getiriyor.</p>
<p>Doğru gazetecilik, peşin hükümle yaklaşmak yerine karanlıkta kalan soruların peşine düşmeyi, ipuçlarını araştırmayı, yeni belge ve bilgilere ulaşmaya çalışmayı gerektirir. İktidar medyasındaki o haberlerin kaçırılmada etkisi olup olmadığını ancak böyle netleştiririz.</p>
<p>Fakat tam da bu noktadaki şüphelerin üzerine gitmeye çalışan, kuşkularını bir paylaşımla dile getiren gazeteci Ali Çağatay, ters kelepçe takılarak gözaltına alındı; sonra da tutuklandı.</p>
<p>Bu da gazetecilik önündeki engel…</p>
<h4><strong>Milliyet, Gürsel Tekin’i atlattı</strong></h4>
<p>Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP Genel Başkanlığı’na getirilmesinden sonraki ilk gezisini Gürsel Tekin duyurdu. Kılıçdaroğlu’nu, İstanbul’a girişinde Dudullu Çamlıca gişelerinde karşılamaları için partililere çağrıda bulundu.</p>
<p>Haber siteleri ve televizyonlar, Tekin’in 24 Haziran’da öğle saatlerinde yaptığı bu paylaşımına dayanarak, Kılıçdaroğlu’nun İstanbul gezisine çıkacağı haberini yaptılar. Ertesi gün, 25 Haziran’daki basılı gazetelerde de yer alıyordu bu haber.</p>
<p>Bir tek istisna vardı, o da Milliyet. “İstanbul iptal” başlığı altında “ziyaretin Kılıçdaroğlu’nun programındaki zorunlu değişiklik nedeniyle iptal edildiği” belirtiliyordu. Kılıçdaroğlu, &#8220;Muharrem Ayı ve Aşura Günü” etkinliğine katılmaktan son anda vazgeçmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 28 At 13.19.11 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911-2.jpeg"></p>
<p>Enteresandır, Milliyet’in basıldığı saatlerde gezinin iptaline ilişkin CHP’den bir açıklama gelmemişti. Hatta Gürsel Tekin akşam 19.25’te “Yarın sabah Çamlıca gişelerinde olacağız. Kaç kişi olduğumuzu siz sayın. Gelin, manşeti yerinde görün” diye meydan okuyordu. Gürsel Tekin, gezinin iptal edildiğini sabah 05.33’te sosyal medyadan paylaştı!</p>
<p>Milliyet, gezinin iptalini Gürsel Tekin’den önce mi öğrendi; yoksa Gürsel Tekin iptali duyurmakta mı gecikti? Orası açıklamaya muhtaç, ama Milliyet’in, öbür medya kuruluşlarının yanı sıra Gürsel Tekin’i de atlattığı belli….</p>
<h4><strong>Gıda fiyatlarını terör uzmanına sordular </strong></h4>
<p>CHP’deki gelişmeleri ve ABD-İran savaşını tıp doktoru Prof. Dr. Oytun Erbaş’a yorumlatan CNN Türk, gıda fiyatlarındaki artışı ve enflasyonu da “terör ve güvenlik uzmanı” ile konuştu.</p>
<p>CNN Türk’te Samet Güner’in sunduğu “Gündem” programında “terör ve güvenlik uzmanı” Coşkun Başbuğ’a, “Türkiye’de gıda enflasyonu neden bu kadar yüksek? Fiyatlar manipüle mi ediliyor?” sorusu yöneltildi.</p>
<p>Bu soruyu tarım ve ekonomiyle ilgili uzmanlar yerine bir “terör ve güvenlik uzmanı”na sorduklarına göre, herhalde onu ekrana çıkaranlar, gıda fiyatlarındaki artışı ekonomik koşullar, ekonomi yönetimi ile açıklamasını beklemiyorlardı. O da “terör” ve “psikolojik harp” ile yanıtlamaya çalıştı soruyu:</p>
<p>“Organize iş olduğu kanaatindeyim. Bunlar durduk yerde olan fiyatlar değil. Burada psikolojik harple birlikte bir saldırı var. Toplumu manipüle adına yapılan işler de gıda terörüdür.”</p>
<p>Tabii Coşkun Başbuğ, dile getirdiği kanaatini destekleyen bir veri de sunmadı; zaten sormadılar da. Ekonomi yönetiminin sorumluluklarından, siyasi iktidarın tarıma ilişkin kararlarından da söz etmeyerek, sorunu tümüyle “psikolojik harp” ve “gıda terörü”ne bağladılar.</p>
<p>Tavukçuluk şirketlerine el konulmasının mantığı da bu anlaşılan. Fiyatların polisiye önlemlerle baskılanmaya çalışılmasının fikri hazırlığı işte bu programlar. Bırakın gazeteciliği, rasyonel hiçbir yanı yok bu yorumların…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Singapur Başbakanı Lawrence Wong ile görüşmesine bakanlar Hakan Fidan ve Mehmet Şimşek’in yanı sıra, Cumhurbaşkanı’nın oğlu Bilal Erdoğan da katıldı; Anadolu Ajansı haberdeki fotoğrafın çerçevesini daraltarak Bilal Erdoğan’ı çıkardı.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 28 At 13.19.11 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-28-at-131911-1.jpeg"></p>
<ul>
<li>Hürriyet, “Ankara’da NATO zirvesi alarmı” haberinde, “Etimesgut’taki Atatürk Havalimanı” diye yazdı, ama o havalimanının adı Atatürk değil “Ankara” olarak açıklanmıştı.</li>
<li>Yeni Şafak, MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir’in basın toplantısını “Bu ekonomik program miadını doldurdu” başlığıyla verirken, Türkiye, “Kaynaklarımızı heba etmeyelim” başlığını kullanarak Özdemir’in ekonomik programla ilgili eleştirilerini görmezden geldi.</li>
<li>Tavır’ın “En güçlü zayıflama iğnesi” haberinde bir ilaç, “deneysel” ve “ruhsatsız” olmasına rağmen, markası ve adı da verilerek tanıtılıyordu.</li>
<li>İnternethaber, emekli aylıklarında yüzde 18 dolayında artış olasılığını “Enflasyon böyle gelirse emekli yaşadı” başlığıyla müjde gibi sundu.</li>
<li>Yeni Akit, “Bu sokak Silivri’ye çıkar” manşetinde, Osman Kavala, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş’ı anımsatarak, onlar gibi Özgür Özel’in de tutuklanabileceği tehdidinde bulundu.</li>
<li>NTV ekranında, MHP Genel Başkanı Bahçeli için “Güç göstergesine işaret etti” yazıldı; “gösterge” değil, “gösterisi” olmalıydı.</li>
<li>RTÜK, “Batman’daki bir bakımevindeki işkence, istismar ve taciz iddialarını” haberleştiren Halk TV ve Koza TV’ye para cezası verdi.</li>
<li>AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi’nin reklamı altı gazetede, İzmit Büyükşehir Belediyesi’nin reklamı da 12 gazete ve 7 sitede haber gibi, reklam uyarısız yayımlandı.</li>
<li>Haber7, Türkiye ve Odatv’nin “Kılıçdaroğlu’nun masasındaki anket” haberinde CHP’nin oyunun yüzde 7 düştüğü yazıyordu ama aslında 7 puanlık düşüş söz konusuydu.</li>
<li>Türkiye, gazetenin sahibi Mücahit Ören’in Kırgızistan’da hidroelektrik santral yapımı için anlaşma imzalamasını ilk sayfanın yanı sıra içerde iki tam sayfada yayımlayarak patrona yaranma gazeteciliğinde yeni bir boyuta evrildi.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/sikiyonetim-ama-gibisi-eksik.html">Sıkıyönetim ama “gibi”si eksik</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/sikiyonetim-ama-gibisi-eksik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu’nun bilmediğini Öztürkmen biliyor, öyle mi?</title>
		<link>https://9koy.org/kilicdaroglunun-bilmedigini-ozturkmen-biliyor-oyle-mi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kilicdaroglunun-bilmedigini-ozturkmen-biliyor-oyle-mi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:04:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25351</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici “2024, 2025 ve bu yılın ilk 4 ayında birtakım TV kanallarına, gazetelere ve trol hesaplara 755 milyon lira ödenmiş. Sayman görevinde bulunan Genel Başkan Yardımcımızın (Bülent Kuşoğlu) verdiği bilgilere göre her gün Kılıçdaroğlu’nu eleştiren, gerçekleri çarpıtan, haber kanalı değil de propaganda kanalı haline gelmiş bazı TV, gazete ve trol hesaplara 755 milyon TL [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kilicdaroglunun-bilmedigini-ozturkmen-biliyor-oyle-mi.html">Kılıçdaroğlu’nun bilmediğini Öztürkmen biliyor, öyle mi?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>“2024, 2025 ve bu yılın ilk 4 ayında birtakım TV kanallarına, gazetelere ve trol hesaplara 755 milyon lira ödenmiş. Sayman görevinde bulunan Genel Başkan Yardımcımızın (Bülent Kuşoğlu) verdiği bilgilere göre her gün Kılıçdaroğlu’nu eleştiren, gerçekleri çarpıtan, haber kanalı değil de propaganda kanalı haline gelmiş bazı TV, gazete ve trol hesaplara 755 milyon TL ödenmiş.”</p>
<p>Hasan Öztürkmen’in, MK TV’deki bu sözlerini Şamil Tayyar, “Parayı veren düdüğü çalmış” diye paylaşırken, iktidar medyası da “Trol ağına 755 milyon TL” (Akşam), “Kalemlerini 755 milyona satmışlar” (Yeni Akit), “Fondaş basına para yağdırmış” (Sabah) diye haberleştirdi.</p>
<p>Tabii sorgulamadan, doğruluğunu kontrol etmeden…</p>
<p>Oysa Hasan Öztürkmen’in sözleri bir belgeye dayanmıyordu; kime ve neden para verildiğini de açıklamadan muhalif medyayı karalama, töhmet altında bırakma hakkını görüyordu kendinde.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-133037.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 21 At 13.30.37" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-133037.jpeg"></p>
<p>Peki ne oldu? Hasan Öztürkmen’in isim vermeden “propaganda kanalı” diye nitelediği kanallardan biri olan Sözcü TV, Kemal Kılıçdaroğlu’nu canlı yayına aldı. Hem de iki saat sürdü program. Son yıllarda TV’lerde görmeye alışıldığı gibi konuk ağırlama programı yapmadılar; “Efendim nasıl değerlendiriyorsunuz?” tipi, gazeteciyi edilgenleştiren sorular yerine Kılıçdaroğlu’nu sorgulayan, yer yer zorlayan sorular sordular.</p>
<p>Eksik kalan sorular olabilir, ama Barış Terkoğlu, Senem Toluay Ilgaz ve Aslı Kurtuluş Mutlu, CHP’deki saflaşmanın gazeteciliğe bakışı da olumsuz etkilediği bu ortamda başarılı iş çıkardılar doğrusu. Onları eleştiren kimi gazetecilerin soru sormayı nezaket gösterisi sandıkları, gazetecinin aklına gelen her soruyu soramayacağı gibi yanlış kanaat taşıdıkları ortaya çıktı. Bu gazeteciler, Oriana Fallaci gibi, gazetecinin muhatabıyla çatır çatır tartıştığı söyleşileri ya hiç bilmiyorlar ya da unutmuşlar. Bazı politikacıların gazetecilere gazetecilik öğretmeye kalkması ise trajikomikti.</p>
<p>Programda haklı olarak, Hasan Öztürkmen’in suçlamalarını da sordular. Kılıçdaroğlu, bu soruyu yanıtlarken, “CHP’nin geçmişte de bazı TV kanallarıyla protokol yaptığını, bunların meşru ödemeler olduğunu” ama Özgür Özel döneminde “sosyal medyaya büyük paralar ödendiğini” söyledi. Kılıçdaroğlu, bu sözleriyle CHP’nin Halk TV gibi kanallarla yaptığı ve daha önce de tartışılan “reklam, kampanya videoları ile grup ve basın toplantılarının canlı yayınlanması” protokollerini kastediyordu. O protokolleri de zamanında eleştirmiştim.</p>
<p>Kılıçdaroğlu, Hasan Öztürkmen’in, gazete ve gazetecilere de para ödendiğini öne sürdüğünün anımsatılması üzerine de CHP Sözcüsü Müslim Sarı’nın danışmanı Hüseyin Doğan’ı kastederek, “MYK üyemizin yanında çalışan birisi bunu dillendirdi. Onu partiden uzaklaştırdık. Öyle bir şey yok” dedi. Sonra da “Gazetecileri bilmiyorum. Siz söylüyorsunuz, ben bilmiyorum. Ödeme yapılırsa, eğer ödeme varsa meşru zeminde yapılması lazım” diye ekledi.</p>
<p>Şimdi söz sırası yeniden Hasan Öztürkmen’de. Eğer Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun bilmediği bir bilgisi varsa belgeleriyle isim isim açıklamalı, yoksa çıkıp özür dilemeli. Elbette sadece Öztürkmen de değil, Bülent Kuşoğlu başta olmak üzere kim ne biliyorsa belgeleyerek konuşmalı ya da tezvirat üretmemeli.</p>
<h4><strong>Persepolis ve Satrapi’nin anısına saygı</strong></h4>
<p>İran’daki baskıcı ve totaliter “molla” rejiminde büyüyen bir kız çocuğunun yaşamını anlattığı “Persepolis” çizgi filmiyle tanınan Marjane Satrapi’nin ölümüyle ilgili haberler gizemliydi.</p>
<p>Fransa’da olduğu gibi Türkiye’deki haberlerde de “aile üyelerinin” verdiği bilgiye dayanılarak, Satrapi’nin “üzüntüden öldüğü” belirtiliyordu. Üzüntü, ölümüne yol açacak kadar nasıl büyük bir tıbbi soruna yol açmıştı o konuda bilgi yoktu haberlerde. Sadece eşi ve “hayatının aşkı” Mattias Ripa&#8217;nın bir yıl önceki ölümünden çok etkilendiği vurgulanıyordu.</p>
<p>Elize Sarayı’ndan yapılan açıklamada da “Persepolis ile küresel bir izleyici kitlesini büyüledi. Fransız kültürünün önde gelen bir figürü ve özgürlüğe adanmış bir sanatçı; eserleri evrensel bir mesaj taşıdı ve kendisine büyük uluslararası ün kazandırdı&#8221; deniliyor, ama Satrapi’nin ölümüyle ilgili ayrıntıya girilmiyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-130547-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 21 At 13.05.47 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-130547-1.jpeg"></p>
<p>Merak edip, taradım. Le Figaro’nun Olivier Delcroix imzasıyla &#8220;kültür sayfasında&#8221; yayınladığı haberinin başlığında “Persepolis&#8217;in yaratıcısı Fransız-İranlı sanatçı Marjane Satrapi, 56 yaşında üzüntüden öldü” deniyordu, ama içerde iki kez kez “intihar etti” kelimesi kullanılmadan, onun eş anlamlıları &#8220;yaşamına son verdi, hayatını sonlandırdı&#8221; sözcüklerinin geçtiğini buldum. İntihar ile ilgili başkaca bir bilgi de verilmiyordu.</p>
<p>Le Figaro biliyorsa Fransa medyasının tümünün de Satrapi’nin intiharıyla ilgili bilgi sahibi olmadığı düşünülemez. Belli ki, Satrapi’nin anısına saygı göstermek, yakınlarını da üzmemek istemişler. Le Figaro, yine de satır arasında da olsa okurunu bilgilendirme gereği de duymuş.</p>
<p>Ben de bu yazıyı yazmak konusunda tereddüt ettim. Sonra da Satrapi gibi ünlü bir insanın intiharının, ülkemizde olsa tüm ayrıntılarıyla yayımlanacağını düşünüp yazmaya karar verdim.</p>
<p>Umarım Fransa medyasının Satrapi’nin ölümüyle ilgili gösterdiği bu özen, onca uyarıya rağmen intihar vakalarını yöntemine varana değin hiç sakınmadan yazan medyamıza örnek olur.</p>
<h4><strong>Kürtçe yazılı bez çantaya gözaltı!</strong></h4>
<p>Gazeteciler Tuğçe Tatari ve Rengin Azizoğlu’nun, CHP Grubu’nda gerginliğin yaşandığı gün Meclis girişinde gördükleri kötü muamele dikkat çekmedi; haber de olmadı.</p>
<p>Ben de olanları Tuğçe Tatari’nin, T24’deki “Meclis’e girmek için kötü muameleye razı olmak mı gerek?” başlıklı yazısından öğrendim. Rengin Azizoğlu ile birlikte Meclis’e girerlerken, polis, Azizoğlu’nun, üzerinde Dicle Fırat Gazeteciler Derneği logosu olan ve Kürtçe “Çapemenîya Azad Civaka Azad” (Özgür Basın, Özgür Toplum) yazan bez çantasına el koymuş.</p>
<p>İtiraz edince de arama kabinine sokup, bacaklar ayrık kollar havada, bluzlarını açtırarak “ince arama”ya tabi tutmuşlar. Tatari, “bir adım ötesi çıplak aramaydı” diye aktarıyor o aramayı.</p>
<p>Tatari’nin yazısının ardından bez çantasına el konulan Dicle Fırat Gazeteciler Derneği de açıklama yaptı. DFG, polisin davranışını “onur kırıcı ve hukuka aykırı uygulama” olarak nitelendirdi; TBMM Başkanlığı’nın sorumlular hakkında soruşturma açmasını istedi.</p>
<p>Gazetecilere reva gördükleri muamele çok vahim. Kürtçe yazılı bir bez çanta gören polisin gözlerinde alarm zilleri çalması daha da vahim… Bu çağda böyle polisler olması, hem de TBMM kapısında görev yapmaları demokrasi ve medya özgürlüğü bakımından büyük tehlike.</p>
<h4><strong>Beykoz Medya Okulu kardeşliği işbaşında</strong></h4>
<p>Gazeteci Dinçer Gökçe yakalamış, o paylaştı. Buket Aydın, Çağlar Cilara, Cuma Obuz ve Taha Hüseyin Karagöz, ortak paylaşımlarla AKP&#8217;ye geçen Beykoz Belediyesi Başkanı Özlem Vural Gürzel’in faaliyetlerinin reklamını yapmış. Neredeyse aynı sözcükler, aynı cümlelerle.</p>
<p>Aynı isimler daha önce de ortak paylaşımlarla dikkat çekmişti. İlk olarak Buket Aydın, Türker Akıncı, Çağlar Cilara ve Başak Şengül, “evlilik dışı ilişki” ile suçlanan AKP&#8217;li Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu’ya destek veren ortak paylaşımlarda bulunmuşlardı. Birbirinden habersizmiş gibi art arda yapılan paylaşımlardaki görsel ve sözler aynıydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-130547.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 21 At 13.05.47" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-130547.jpeg"></p>
<p>Buket Aydın, Çağlar Cilara, Fulya Öztürk ve Türker Akıncı, yakın tarihin en karanlık isimlerinden biri olan Abdullah Çatlı’nın filmini de ortak görsel ve ifadelerle tanıtmışlardı.</p>
<p>Bu isimlerin ortak paydası, CHP’den AKP’ye geçen Beykoz Belediye Başkan Vekili Özlem Vural Gürzel’in kurduğu “Beykoz Medya Okulu”nun eğitmenleri olmaları. Acaba bu isimler, AKP’li Beykoz Belediyesi’nden “eğitmenlik” karşılığında ne kadar ücret alıyorlar? Açıklasalar da organize PR çalışmalarının altındaki çıkar ilişkisinin boyutlarını öğrensek.</p>
<h4><strong>Yalanlanan haber</strong></h4>
<p>Sözcü gazetesinin “İl yapılacak 25 ilçe için yasa teklifi hazırlanıyor” haberi, basılının yanı sıra internet sayfasında da yayımlandı.</p>
<p>Haberde kaynak verilmiyor, sadece “…kanun teklifi hazırlıklarına başlandığı” belirtiliyordu. İl olacak ilçelerin adlarını da içeren haber, hızla yayıldı haber sitelerinde. Fakat Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, “25 yeni il kurulacağı iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır” açıklaması yaptı.</p>
<p>DMM’nin yalanlamasının ardından yapılması gereken belli. Ya haberi, belge ve bilgiyle savunursunuz ya da özür diler, geri çekersiniz. Ancak Sözcü, “Türkiye haritası değişiyor: İşte yasa teklifiyle il yapılacak 25 ilçe” başlığının altındaki spota “Konu hakkında DMM’den açıklama geldi” cümlesi ekledi, o kadar. Basılı gazetede onu da yapmadı; hiç düzeltmedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-130547-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 21 At 13.05.47 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-21-at-130547-2.jpeg"></p>
<p>Açıkça okuru kandırmaca oyunu bu. Açıklamanın haberi yalanladığını belirtmeden sadece “Açıklama geldi” diye spota ve haberin altına ek yaparak yanlış bilgi düzeltilmiyor, yalanlama içeriğinin tersine, okurun ilgisini çekmek için kullanılmış oluyor.</p>
<p>Bu tavır doğru değil. Eğer yalanlanan haberle ilgili yeni bir veri ortaya koyamıyorsanız açıkça düzeltmek durumundasınız. Okura saygı ve gerçeğe sadakat bunu gerektirir.</p>
<h4><strong>Futbol medyası atladı</strong></h4>
<p>Aziz Yıldırım’ın sekiz yıl aradan sonra yeniden Fenerbahçe Başkanı seçildiği gün, futbol medyasında Aykut Kocaman haberleri başladı:</p>
<p>“İşte Yıldırım’ın yol haritası” (Fanatik), “Kocaman bekleniyor” (Fotomaç), “Yüzde 99 Aykut Kocaman” (Sabah), “Kocaman hazırlık (Akşam), “Yıldırım öncelikle Aykut Kocaman’la anlaşacak” (Hürriyet), “Yıldırım’ın planı hazır” (Milliyet), “Yol haritası belli oldu” (Yeni Şafak), “Kocaman görev” (Nefes)”</p>
<p>Futbol yazarları çok emindi Aykut Kocaman’ın yeni teknik direktör olacağından. Öyle ki, 18 Haziran’da “Açıklanıyor” (Sabah) haberlerinde bile “Tek aday Kocaman” diye yazılıyordu.</p>
<p>Fakat Aziz Yıldırım, futbol yazarlarının tümünü atlatıp, İsmail Kartal’ın yeni teknik direktör olduğunu açıkladı. Futbol medyasına da “Büyük sürpriz” (Fanatik), “Kocaman kaosta üç senaryo” (Sözcü), “Aziz Yıldırım’ın Kocaman sürprizi” (Hürriyet) haberleri yazmak kaldı.</p>
<p>Anlaşılan futbol yazarları, perde arkasına tam olarak hâkim değil. Böyle bir durumda Aykut Kocaman’ı kesin bilgi gibi yazmamaları gerekirdi. Ama gözlüyorum da futbol yazarlarının çoğu, bir uçtan öbürüne savurulup duruyor. Milli Takım’ın, Dünya Kupası’na giderken yaptıkları yayınlar ile elendiğindeki yayınlar arasındaki fark da bunun kanıtı…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Türkgün gazetesi GYY Mehmet Müftüoğlu’nun, Habertürk’te “Mansur Yavaş, Özgür Özel ekibiyle hareket etmeyecek. CHP’de kalacak” dediği sırada TV100 ekranın altında İsmail Dükel’in, “Mansur Yavaş, Özel’le hareket edecek” sözleri yer alıyordu.</li>
<li>Yeni Şafak’ın “2001 krizi sonrası en kötü senaryo: Sanayicinin kârı faize yetmedi” manşetiyle çıktığı gün Hürriyet, “Sanayide toparlanma sinyali” haberi yayımladı.</li>
<li>CHP Milletvekili Adnan Beker’in, Ankara’da Ulus Hali’nde hazırlanan masaya otururken “Esas gazeteciler yesin” diyen Özgür Özel’e, “Onları ben balıkçıya göndereceğim” yanıtı vermesi, gazeteciliğe hakaret niteliğinde gören, çarpık bir bakıştı.</li>
<li>İktidar medyası, maden işçilerinin açlık grevini, özel okul öğretmenleri ve Kadın Platformu’nun Ankara’daki eylemine polisin müdahalesini görmezden geldi.</li>
<li>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Moskova gezisine Akşam’dan Mustafa Kartoğlu, Türkiye’den Sevil Nuriyeva ve Yeni Şafak’tan Yahya Bostan’ı da beraberinde götürdü.</li>
<li>İnternethaber, “Medipol uzmanından güneş uyarısı” manşetinde hastane reklamı yaptı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE ÖNERİLERİNİZ İÇİN: </strong><a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kilicdaroglunun-bilmedigini-ozturkmen-biliyor-oyle-mi.html">Kılıçdaroğlu’nun bilmediğini Öztürkmen biliyor, öyle mi?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kilicdaroglunun-bilmedigini-ozturkmen-biliyor-oyle-mi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CHP’deki saflaşma ve gazetecilere saldırılar</title>
		<link>https://9koy.org/chpdeki-saflasma-ve-gazetecilere-saldirilar.html</link>
					<comments>https://9koy.org/chpdeki-saflasma-ve-gazetecilere-saldirilar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 07:18:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25319</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici O yüzden de ağırlamayan, pohpohlamadan sorgulayan gazeteci görünce şaşırıyor, kimi zaman tepki de gösteriyorlar. Gazete Pencere’den Yıldız Yazıcıoğlu daha önce sorgulayan soruları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli başta olmak üzere birçok politikacının tepkisine muhatap olan bir gazeteci. Şimdi de CHP Sözcüsü Müslim Sarı’ya “mış” gibi yapmadan, dobra sorular sorarken bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/chpdeki-saflasma-ve-gazetecilere-saldirilar.html">CHP’deki saflaşma ve gazetecilere saldırılar</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>O yüzden de ağırlamayan, pohpohlamadan sorgulayan gazeteci görünce şaşırıyor, kimi zaman tepki de gösteriyorlar. Gazete Pencere’den Yıldız Yazıcıoğlu daha önce sorgulayan soruları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Bahçeli başta olmak üzere birçok politikacının tepkisine muhatap olan bir gazeteci.</p>
<p>Şimdi de CHP Sözcüsü Müslim Sarı’ya “mış” gibi yapmadan, dobra sorular sorarken bir çirkinliğe maruz kaldı; “Sarı zarf alıyorsunuz, tabii öyle soru sorarsınız&#8221; diye laf attı bir partili.</p>
<p>Yıldız Yazıcıoğlu ve oradaki gazeteciler, anında tepki gösterdiler. Müslim Sarı da Hüseyin Doğan adlı bu kişinin danışmanı olmadığını, sadece “kendisine zaman zaman yardımcı olduğunu” söyledi ve onun davranışını onaylamadığını belirtti.</p>
<p>Fakat gazeteciler için kurulan WhatsApp grubunun yöneticisi olan Hüseyin Doğan’ın partiden uzaklaştırıldığına dair bir açıklama olmadı. Zaten CHP Genel Merkezi’nde iktidar medyası dışındakilere tavır alındığı açık. Muhalif medya ve gazetecilere para ödendiği iftirası bir süredir, partiden bazı isimler ve Yeni Akit gazetesi tarafından öne sürülüyor. Karalanmaya çalışılan gazeteciler dava açsalar da bu dedikoduları tedavülden kaldıracak bir davranış sergilenmiyor.</p>
<p>Maalesef CHP’deki saflaşma, gazetecilere fiziki müdahalelere de neden oluyor. Genel Merkez bahçesinde Halk TV ekibine iki kez müdahale edildi. Kemal Kılıçdaroğlu destekçileri, TBMM önündeki karmaşada Sözcü TV muhabirlerine saldırdılar. Özgür Özel destekçileri de TGRT Haber ve Akit TV muhabirlerine fiziki müdahalede bulundu.</p>
<p>Yanlış, gazetecileri, çalıştıkları medya kuruluşunun yayın çizgisinden sorumlu tutan davranışlar bunlar. CHP’nin her iki lideri ve yönetimi, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik bu şiddeti durdurmak için de çaba harcamalı, taraftarlarını uyarmalı.</p>
<p>Maalesef bu gergin süreçte, gazeteciliğin serinkanlı ve taraflara mesafeli dilini bırakıp, hakaret sözcükleriyle konuşan, yazan, paylaşımda bulunanlar da var; gazeteci kimliğini bırakıp, politikacı gibi davrananlar da.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-131655.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 14 At 13.16.55" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-131655.jpeg"></p>
<p>Örneğin Şaban Sevinç ekranlarda gazeteci olarak konuşuyor, ama bir yandan da politikacı kimliğiyle Özgür Özel’i destekliyor. Geçmişte CHP’den milletvekili adayı da olan Şaban Sevinç, “mutlak butlan” kararının açıklanmasının hemen ardından Samsun’da bir grup partilinin yaptığı yürüyüşe katıldı; CHP bayrağı asılı kürsüden partililere konuşma yaptı; Kılıçdaroğlu ve ekibini “CHP içindeki aparatlar” olarak nitelendirdi. Kuşkusuz politikacı gibi davranmak hakkı, ama o zaman ekranlarda gazeteci olarak sunulmaması gerek.</p>
<p>Daha önce Kemal Kılıçdaroğlu saflarında yer alan Barış Yarkadaş’ın da politikacı kimliğinin, gazeteciliğinin önüne geçtiğini yazmış, eleştirmiştim. Politikacı olarak taraf olan bu arkadaşlarımızla, bağımsız, bu ayrışmaya mesafeli durarak toplumu nesnel bir dille bilgilendirmeye çalışan bağımsız gazetecileri karıştırmamak lazım.</p>
<h4><strong>Öğrenci protestosundan terör eylemi çıkarmak&nbsp;</strong></h4>
<p>İstanbul Erkek Lisesi’nde öğrenciler arasında yaşanan olayları Sabah gazetesi 6 Aralık 2025’te “Şampiyonlara akran dayağı” manşetiyle gündeme getirmişti.</p>
<p>İki gün sonra da Türkiye gazetesi “İstanbul Erkek Lisesi’nde taciz rezaleti: Elit okulda skandal” manşetinde “dayak” iddiasının arkasından “kız öğrencilere yönelik taciz listesi ve mahrem görüntüler çıktığını” yazmıştı.</p>
<p>Fakat Sabah, 27 Aralık’ta soruşturmanın tamamlandığını duyururken “taciz iddiasının doğrulanmadığı”, “kız öğrencilere ait görüntü olmadığı”, “üst-alt sınıf ilişkisi içinde organize ve sistematik şiddet vakası olduğu” bilgisi vererek Türkiye gazetesini yalanlamıştı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-131655-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 14 At 13.16.55 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-131655-1.jpeg"></p>
<p>O zaman Sabah’ı yanıtlamayan Türkiye gazetesi, İstanbul Erkek Lisesi’nin mezuniyet töreninde öğrencilerin sırtlarını dönüp marş söyleyerek okul müdürünü protesto etmesini “İllegal organize yapıların son çırpınışı: İstanbul Lisesi’ndeki provokasyon tutmadı” diye yayımladı. Haberdeki bir cümleyle de aralık ayındaki olaylara gönderme yapılıyordu:</p>
<p>“Birinci dönemde okul sınırları içerisinde yaşanan disiplin olaylarının, basit birer gençlik hatası olmadığı, dışarıdan beslenen organize ve terör iltisaklı yapıların planlı faaliyeti olduğu tespit edildi.”</p>
<p>Halbuki böyle bir “terör iltisaklı yapı”nın varlığına dair ne bir soruşturma ya da gözaltı, ne de bir resmi açıklama oldu. Yeni hiçbir kanıt, bilgi ya da kaynak yoktu haberde. Tamamen “bildirildi”, “belirtildi”, “tespit edildi” diye sonlanan cümlelerden oluşan haberde kimin tespit ettiği, kimin belirttiği, kimin bildirdiği ya da tepki gösterdiği meçhul kalıyordu.</p>
<p>Anlaşılan, Türkiye gazetesi, Sabah’ın “Doğruları ilk kez Sabah yazdı” yalanlamasına içerlemiş, “İstanbul Lisesi’ndeki provokasyon tutmadı” haberiyle gazetecilik iddiasını sürdürmeye çalışıyor. Ama gazetecilik açığı, öğrencilerin demokratik protestosunu terör örgütü faaliyeti gibi sunarak kapatılamaz.</p>
<h4><strong>RTÜK’ün yetkisiz müdahaleleri&nbsp;</strong></h4>
<p>RTÜK geçen hafta muhalif kanallar, Halk TV, Sözcü TV ve Now TV dışında iktidar yanlısı kanallar ATV, Show TV, Star TV ve Kanal D’ye ceza vererek şaşırttı. İdari para cezası da olsa RTÜK açısından bir yenilik.</p>
<p>Ancak RTÜK, bir yandan da görevi ve yetkisi olmayan konulara girmeye devam ediyor.</p>
<p>RTÜK’ün bir siyasetçinin konuşmasına müdahale etme, yayınını engelleme gibi bir yetkisi yok. Buna rağmen RTÜK, Özgür Özel’in, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik sözlerini yayımladığı gerekçesiyle Sözcü TV’ye ceza vermesiyle yetki alanı dışına çıktı; basın ve ifade özgürlüğüne müdahale etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-131655-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 14 At 13.16.55 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-14-at-131655-2.jpeg"></p>
<p>RTÜK Başkanı Mehmet Daniş de Anneler Günü öncesinde yayımlanan şarjlı elektrik süpürgesi reklamında kadının köpeğine “Oğlum” diye seslenmesine tepki vererek görev ve yetki alanı dışına çıkmıştı.</p>
<p>“Bu yaklaşım; ne hayvan sevgisini doğru temsil eder ne de annelik kavramına hak ettiği değeri verir” görüşünü dile getirmiş, “ekranlarda değer erozyonuna izin vermeyeceklerini” ve “ilgili reklam filmi hakkında inceleme başlattıklarını” duyurmuştu.</p>
<p>Aslında RTÜK’ün reklamları denetleme yetkisi yoktu; Üst Kurul Başkanı’nın da reklam yayınıyla ilgili inceleme başlatması söz konusu olamazdı. Ticaret Bakanlığı’na bağlı olan, RTÜK’ün de bir üye ile temsil edildiği Reklam Kurulu bu konularda yetkili.</p>
<p>O nedenle Mehmet Daniş’in o sözlerini nasıl gerçekleştireceğini merakla izledim. 2.5 ay kadar geçmesine rağmen RTÜK’ten o reklamla ilgili hiçbir karar çıkmadı, zaten çıkamazdı da.</p>
<p>Şimdi Mehmet Daniş, o sözleriyle ilgili kamuya açıklama yapmakla yükümlü. Umarım karar alınmadan önce Üst Kurul’u bağlayan açıklamalar yapmaması gerektiğini de anlamıştır.</p>
<h4><strong>Ödüllerin itibara katkısı</strong></h4>
<p>Ali Saydam’ın şirketine, son bir ay içerisinde şirketlere verilen ödüllerle ilgili 93 bülten gelmiş. Yeni Şafak’taki yazısında bu ödülleri tek tek sıralayıp ekledi:</p>
<p>“Bunların hangi birini, kim aklında tutacak? İtibara katma değer getirmelerini bırakın, itibara hasar bile verebilirler. Siz siz olun, ödül meselesine ve iletişimine özel özen gösterin.”</p>
<p>Ali Saydam’ın bu uyarısı, gazetecilik ödülleri için de geçerli. Gazetecilere ve medya kuruluşlarına verilen ödül sayısı da çok fazla. Her yıl onlarca, belki daha fazla ödül dağıtılıyor. Gazetecilik örgütleri dışındaki kuruluşlar, hatta kimi şirketler bile gazetecilere ödül veriyor!</p>
<p>Maalesef bu ödüllerin de büyük bölümü, ödül alan gazetecilere ve medya kuruluşlarının itibarına katkıda bulunmuyor. Umarım bir gün değer katmayan ödülleri reddetmeyi başarabiliriz.</p>
<h4><strong>Trafik kazasında ölenlerin adları</strong></h4>
<p>Türkiye gazetesi yazarı Ömer Ekinci, Trabzon’da bir trafik kazasında dört yakınını kaybeden insanların yaşadıklarına yakından tanık olmuş. Yakınları, daha “Biz şimdi nasıl söyleyeceğiz kazayı” diye dertlenirken, kaza görüntüleri, ölenlerin isimleri medyada yayımlanmış.</p>
<p>İnsanların acısına ortak olan Ömer Ekinci, çok üzülmüş. “Kaza görüntülerine sınır” başlıklı bir yazı kaleme alarak, trafik kazası haberlerinde ölenlerin isimlerinin ve kaza görüntülerinin pervasızca yayımlanmasına karşı çıktı. Kaza haberlerine “sınırlamalar” getirilmesini önerdi:</p>
<p>·&nbsp;Kazalarda kimlik bilgilerinin yayımlanması yasaklanmalı,</p>
<p>·&nbsp;Çocuk kimliklerinin yayımlanması mutlak yasak kapsamına alınmalı,</p>
<p>·&nbsp;Kaza görüntülerinin sosyal medyada anlık yayımına sınırlama getirilmeli,</p>
<p>·&nbsp;İçerik kaldırma mekanizması kolaylaştırılmalı,</p>
<p>·&nbsp;Medya kuruluşlarına ‘Trajedi Haberciliği Etik Kılavuzu’ zorunluluğu getirilmeli,</p>
<p>·&nbsp;Unutulma hakkı uygulamasında kaza haberleri öncelikli kategori sayılmalı.</p>
<p>Aslında Ekinci’nin önerdiği gibi yasaklamaya gerek yok, etik ilkelere uyulsa sorun kalmaz. Trafik kazasında ölen ya da yaralananların isimlerinin, yakınları öğrenmeden yayımlanmaması gazetecilikte evrensel bir ilke. İnsanların acısına saygı, yakınlarının ölümünü ya da yaralanmasını özel olarak ve uygun yöntemlerle öğrenmelerini gerektirir.</p>
<p>Her olayda olduğu gibi, kaza görüntülerinin de ölümü ve dehşeti yansıtmamasına, kanlı sahneler içermemesine dikkat edilmeli. Ancak içerik kaldırma mekanizması zaten çok kolay ülkemizde. Sulh ceza hâkimleri bir dilekçeyle onlarca haberi anında yayından kaldırıyor.</p>
<p>“Unutulma hakkı” konusunda da henüz hukukumuzda düzenleme yok, ama zaten başvuru halinde medya kuruluşları insanların travmalarını yıllara yayan haberleri yayından kaldırmalı.</p>
<p>Ömer Ekinci’nin, trafik kazası haberlerinin insanlarda yarattığı travmayı dert edinmesi çok değerli. Biz gazeteciler de kaza haberlerinde o insanların acısına ortak olmayı esas almalıyız.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Eski AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın CHP’deki butlan kararı için yaptığı “Kapatılma kararından çok daha ağır” değerlendirmesini, Cumhuriyet “Kapatılsaydı daha iyi olurdu”, Sözcü TV “Keşke kapatılsaydı” diye duyurarak yanlış aktardı.</li>
<li>Bir firmanın Koreli bir otomobil markasıyla “dijital dönüşüm işbirliği” tanıtımı, Hürriyet ve Sabah’ta “Bu bir ilandır” ibaresiyle, Yeni Şafak’ta ise haber gibi uyarısız yayımlandı.</li>
<li>Yeni Şafak, AKP’li Ümraniye Belediyesi’nin tam sayfa tanıtımını reklam uyarısı koymadan haber gibi yayımladı.</li>
<li>Yeni Akit, Rahmi Koç’un anlattığı fıkra sonrasında Koç Holding şirketlerine başlayan silahlı saldırıları “Saygısız Koç’a öfke dinmiyor” başlığıyla yayımlayarak şiddete destek verdi.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>,&nbsp;<strong>ŞİKÂYET</strong>&nbsp;<strong>VE</strong>&nbsp;<strong>ÖNERİLERİNİZ</strong>&nbsp;<strong>İÇİN</strong>:&nbsp;<a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/chpdeki-saflasma-ve-gazetecilere-saldirilar.html">CHP’deki saflaşma ve gazetecilere saldırılar</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/chpdeki-saflasma-ve-gazetecilere-saldirilar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunan düşmanlığını besleyen dil</title>
		<link>https://9koy.org/yunan-dusmanligini-besleyen-dil.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yunan-dusmanligini-besleyen-dil.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 03:02:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25094</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici “Son dönemde yaşanan gelişmeler ve başkentlerden atılan karşılıklı adımlar gerilimin yeniden artmasına neden oldu” tespiti yapılıyor, “Taraflar bu konuda da birbirlerini suçlamaya devam ediyor” deniliyordu. Yıllardan beri böyle. İki devlet ve iki tarafın politikacıları birbirini suçlar; anlaşmazlıkları gidermek yönünde kalıcı adım atılamaz ve gerginlik, hatta düşmanlık öylece sürer gider. Maalesef medyamızda bu havanın [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yunan-dusmanligini-besleyen-dil.html">Yunan düşmanlığını besleyen dil</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>“Son dönemde yaşanan gelişmeler ve başkentlerden atılan karşılıklı adımlar gerilimin yeniden artmasına neden oldu” tespiti yapılıyor, “Taraflar bu konuda da birbirlerini suçlamaya devam ediyor” deniliyordu.</p>
<p>Yıllardan beri böyle. İki devlet ve iki tarafın politikacıları birbirini suçlar; anlaşmazlıkları gidermek yönünde kalıcı adım atılamaz ve gerginlik, hatta düşmanlık öylece sürer gider.</p>
<p>Maalesef medyamızda bu havanın tersine haber ve girişimler olsa da bunlar zayıf kalıyor; devam etmiyor; medyada da baskın olan devlet politikasının uzantısı niteliğinde yayınlar…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 07 At 12.42.12 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212-3.jpeg"></p>
<p>Hatta son zamanlarda daha da fena bir çizgi izleniyor; Yunanistan devleti ve politikacılarının uygulamalarından Yunan ulusu sorumlu tutuluyor; ayrımcı ve düşmanlık saçan bir dil kullanılıyor haberlerde. Yer yer bu dil nefret söylemine de kayıyor.</p>
<p>Sözünü ettiğim ayrımcı ve düşmanlık içeren haberlerden birkaç örnek vereyim. BBC Türkçe’nin haberindeki gibi Akşam’ın, “ABD’den Yunan’a terörist tepkisi”, Yeni Akit’in, “Yunan’da dijital gözetleme paniği” ve Nefes’in “Kopyacı Yunan’ın mavi stratejisi” haberlerinde devlet ile ulus ayrımı yapılmıyordu. Yunanistan devletinin haberlere konu olan icraatlarını sanki bütün Yunan ulusu birlikte yapmış gibi bir yaklaşım sergileniyordu.</p>
<p>Ensonhaber sitesinin “Sana şöyle gelsek ne yapabilirsin ki Yunan” haberinde bir tatbikattan sahile çıkarma yapan zırhlıların görseli yer alıyordu. İki ulus arasındaki düşmanlığı besleyen, savaş kışkırtıcılığı yapan bir haberdi bu. Türkiye gazetesi, F-16’ların, Meis üzerinde alçaktan uçan Yunanistan jetlerini uzaklaştırmasıyla ilgili habere “KAŞınıyorlar” başlığı atarak kışkırtıcılık yapıyordu.</p>
<p>Medyada iki ülke arasında savaş çıkması, gerilimin artması isteği o kadar yerleşik ki, işkembenin hangi kültürden olduğuna dair tartışmalar bile “savaş” ve “gerilim” sözcükleriyle haberleştiriliyor. Selanik’teki bir Yunan restoran sahibinin işkembeyi “gelenekse Yunan yemeği” olarak tescil ettirmek istemesi, “Yunanistan ile paça ve işkembe gerilimi” (Nefes), “Yunanistan ve Türkiye arasındaki &#8216;işkembe&#8217; savaşı” (EuroNews) ve “Yunanlılar bu kez şifa kaynağımıza göz dikti” (Sözcü) başlıklarıyla yayımlandı. İki ulusun ortak tarihini, aynı topraklardan beslenen ortak kültürünü yok sayan haberler bunlar.</p>
<p>Türkiye Gazeteciler Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, gazetecilerin, “tüm uluslara saygı göstermesini”, “uluslar arasında nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınmasını” ve “ulusların kültürel değerlerini küçümsememesini” öngörür. Zira gazeteciliğin, uluslar arasında düşmanlığı ve nefreti değil, dostluğu geliştirmek gibi bir yükümlülüğü vardır.</p>
<p>Ülkemizde bu ilkenin önde gelen savunucusu Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’ydi. Türk &#8211; Yunan dostluğunun gelişmesine çok emek verdi. O yüzden de 1979’da öldürülmesinin ardından Milliyet ve Elefterotipia gazetelerinin sahiplendiği “Abdi İpekçi Barış ve Dostluk Ödülü” oluşturuldu. Ancak bu ödüller 2000 yılına kadar devam edebildi.</p>
<p>Ne yazık, gazetecilik barış ve dostluk bayrağını taşıyamıyor artık, onun yerini düşmanlık besleyen, kışkırtıcı yayınlar aldı.</p>
<h4><strong>Rahmi Koç’un fıkrası ve paranın gücü</strong></h4>
<p>İşinsanı Rahmi Koç’un, İzmir’deki hastane açılışı sırasında Kürt kadınları aşağılayan, cinsiyetçi ve ırkçı bir “fıkra” anlatırken yanındakilerden en ufak bir itiraz gelmemiş. Dahası Binali Yıldırım ve oradaki herkes gülüyor&#8230;</p>
<p>Etraflarında gazeteciler de yok. Bir tek yerel gazeteci Erhan Gülenç yakalıyor görüntüyü. O da “Rahmi Koç’tan güldüren fıkra: Doktor önce sen soyun” başlığıyla paylaşıyor sosyal medyadan.</p>
<p>Fakat anında itirazlar yükseldi sosyal medyada; kadın örgütleri, barolar ve çeşitli kuruluşlar birbiri ardına tepki gösterdi. Rahmi Koç’un, bu kez “Kürt” demeden özür dilemesi de durumu kurtarmaya yetmedi; Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma açıldığını duyurdu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 07 At 12.42.12 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212-2.jpeg"></p>
<p>Ancak o zaman Erhan Gülenç’in de yaklaşımı değişti, “Tehdide rağmen direndik ve videoyu kaldırmadık. Bu bizim miras bırakacağımız bir gazetecilik oldu” paylaşımı yaptı.</p>
<p>Elbette davetli onca gazeteci varken, o sohbeti sadece Erhan Gülenç’in görüntülemesi bir başarı. Ancak ayrımcılığı, aşağılamayı fark edemeden “güldüren fıkra” diye paylaşması yanlış.</p>
<p>Ayrıca açıklamalar, tepkiler ve soruşturma açılması, olayın “haber değeri”ni, önemini daha da artırmıştı. Nitekim hemen tüm haber sitelerinde yayımlandı da.</p>
<p>Haberi yayımlamayan az sayıdaki medya kuruluşu arasında Gazete Oksijen’in olması dikkat çekiciydi. Zira geçen hafta Koç Holding için “100. yıl gazetesi” adlı 40 sayfalık reklam eki çıkaran Oksijen, “Koç Holding&#8217;ten 150 milyon dolarlık sağlık yatırımı” haberinde ne fıkradan söz etti, ne de Rahmi Koç hakkında soruşturma açılmasından…</p>
<p>Paranın gücü, gazeteciliği yendi ama bereket hayli sınırlı kaldı etkisi…</p>
<h4><strong>“Çarpıldı” karikatürünün çizeri </strong></h4>
<p>Özgür Özel, TBMM’deki konuşmasında “Canımız Ferdi Zeyrek&#8217;in elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün, Yeni Akit gazetesine &#8216;Çarpıldı&#8217; diye dalga geçen karikatürü çizen kadın, bugün çikolata dağıtıyor babaevinde” dedi.</p>
<p>Sözünü ettiği kişi, CHP üyesi olan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışırken bir süre önce işten çıkarılan Gülşah Alyans’tı. Polislerin, Özgür Özel ve partilileri biber gazı ve plastik mermiyle Genel Merkez’den çıkardığı gün, makam odasına gelenlere çikolata dağıttığı doğruydu. Fotoğraflar, görüntüler vardı.</p>
<p>Ancak Özgür Özel’in, neye dayanarak Gülşah Alyans’ı, Yeni Akit’teki karikatürle ilişkilendirdiği belli değildi. Gülşah Alyans, bir açıklama yaparak, hayatı boyunca karikatür çizmediğini, o karikatürle ilgisi olmadığını, sosyal medyada paylaşmadığını belirtti.</p>
<p>Hakikaten, Gülşah Alyans’ın X hesabı Kasım 2025’te açılmış; oysa Ferdi Zeyrek’in ölümü 10 Haziran 2025’te. Özgür Özel’in sözünü ettiği karikatür de Yeni Akit’te 11 Haziran 2025’te, ölümünün ertesi günü yayımlanmış. Zaten Yeni Akit’teki “Manşetüstü” karikatürlerini, karikatürist Kemal Güler çiziyor. “Çarpıldı” karikatürü de Kemal Güler’in çizgileri, belli.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 07 At 12.42.12 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212-1.jpeg"></p>
<p>Ayrıca bu karikatür, “Akit’i iftiralarla susturamazsınız. Geberdi diyenin de lince kalkışanın da…” manşetinin altında yayımlanmış. O günlerde Akit’in, Ferdi Zeyrek için “Geberdi” başlığı kullandığı paylaşımları yapılmıştı; gazete o iddiayı reddediyordu. Karikatür de bu manşeti destekliyor; Yeni Akit’in, “iftira” atanları çarptığını gösteriyordu!</p>
<p>Ben de o günlerde yazmıştım, Yeni Akit’in “Geberdi” başlığı attığı doğru değildi; montajdı. Ancak Yeni Akit, ilk haberinde “Çarpıldı” yazarak nefret saçmıştı. Onunla da kalmamış, Ferdi Zeyrek yaşam mücadelesi verirken “lüks villası” haberi yayımlamışlardı; kötücüllerdi.</p>
<h4><strong>Yeni Akit’in istediği özgürlük!</strong></h4>
<p>Basın İlan Kurumu, resmi ilan ve reklamların adil dağıtımını düzenlemek için oluşturulmuş bir kurum ama içerik denetimini de görev edinmiş durumdaydı.</p>
<p>Para gücünü elinde bulunduran bir kurumun içerik denetimi yapması etik açıdan sorunluydu. Nitekim “Basın Ahlak Esasları” denilen ilkeler, iktidarı desteklemeyen medyayı cezalandırmak için “silah” haline getirilmişti.</p>
<p>Gazeteciler Cemiyeti’nin, “Basın Ahlak Esasları”nı içeren hükmün iptali istemini Anayasa Mahkemesi’nin kabul etmesi, daha özgürlükçü bir düzenleme için umutlandırmıştı. Fakat iktidarın TBMM’ye sevk ettiği yeni yasa teklifinde, “Basın Yayın İlkeleri” başlığı altında “Basın Ahlak Esasları”ndan çok daha ağır, çok daha belirsiz, istenildiği gibi yorumlanabilecek 15 maddeye yer verildi. Eskiye göre, Kurum’a daha geniş yetkiler veriyordu bu düzenleme.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 06 07 At 12.42.12" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/06/whatsapp-image-2026-06-07-at-124212.jpeg"></p>
<p>Fakat düzenlemeye ilk itiraz meslek örgütlerinden değil de önce HÜDAPAR’dan, ertesi gün de Yeni Akit’ten geldi. “Yeni bir 5816 zulmü yolda: Bu yasa, basına pranga vurur” başlıklı haberde, “Atatürk ilke ve inkılapları aleyhine yayın yaptığı değerlendirilen medya kuruluşlarına ilan ve reklam kesme cezası uygulanmasının önünün açılmak istenmesi tepki çekti” deniyordu. 15 madde içerisinde bir tek “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz” maddesine takılmışlardı! İktidar ile yıldızı hiç barışmayan Yeni Asya ve Milli Gazete de “163. Madde geri mi geliyor?” haberleriyle düzenlemeye karşı çıktı; Yeni Akit ile aynı paydada buluştular.</p>
<p>Yasa teklifinin TBMM Bütçe ve Plan Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında bir gelişme oldu; iktidar, teklifin “Basın Yayın İlkeleri” bölümünü geri çekti. Bu bölümün neden geri çekildiği açıklanmadı. Ancak Yeni Akit’in kampanyalarının iktidar üzerindeki etkisi malum. Anayasa Mahkemesi’nin “süresiz” nafakayla ilgili yasayı iptal kararı da Yeni Akit’in aylarca devam eden kampanyasının ardından geldi. Şimdi de “Muhalif gazetecilerin döviz vurgunu deşifre oldu” gibi haberlerle bağımsız gazetecilere yönelik iftira kampanyası sürdürüyorlar.</p>
<p>Gazetecilik örgütlerinin süreci izlemesinde ve yeni bir düzenlemeye karşı hazırlıklı olmasında yarar var. Bugünkü haliyle Basın İlan Kurumu içerik denetimi yapamıyor; doğrusu da bu…</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Cansu Çamlıbel, CHP’li Bülent Kuşoğlu ile T24’te yaptığı başarılı ve siyasi gündemde iz bırakan söyleşiyle, iyi hazırlanılmış, konuyu irdeleyen, konuğunu zorlayan gazetecilik geleneğini medyamıza anımsatmış oldu.</li>
<li>CHP Milletvekili Mustafa Adıgüzel ile yaptığı söyleşisi nedeniyle Şule Aydın’a yöneltilen eleştiriler de haksızdı; o da başarılı, sorgulayan bir söyleşiydi; kendi duruşunu sergilemesi konuğunun söz hakkını kullanmasına engel olmuyordu.</li>
<li>Kısa Dalga’da Canan Coşkun’un yazdığı ve yankı uyandıran “Vize imparatorluğu” araştırma dosyasına erişim engelleri konuldu; araştırmada adı geçen eski Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “cevap hakkı” olarak Kısa Dalga’ya değil Cüneyt Özdemir’e yanıt gönderdi.</li>
<li>İktidar medyası “Büyümede kesinti yok” ve “Türkiye ilk çeyrekte yüzde 2.5 büyüdü” başlıkları kullanırken, Yeni Şafak, “Sanayideki yüzde 0,8’lik daralma”ya dikkat çekti.</li>
<li>Hürriyet internet, Özgür Özel’in TBMM’de bir grup gazeteciyle sohbetini Özgür Özel, “Hürriyet&#8217;e konuştu; merak edilen soruları yanıtladı” diye yanıltıcı başlıkla verdi.</li>
<li>Milliyet’in, “Kurultay Arapsaçı” manşetinde kullanılan “arapsaçı” sözcüğü, “ırkçı çağrışımları olan, nefret söylemine kapı aralayan bir sözcüktü. (Prof. Dr. Süleyman İrvan)</li>
<li>Anadolu Ajansı, Aydın’ın Söke ilçesinde eşini ve yanındaki kişiyi öldüren erkeğin videosunu yayımlayarak, katilin cinayeti meşrulaştırma çabasına katkıda bulundu.</li>
<li>Show TV ve Sözcü intiharların bulaşıcı olduğu bilinmesine rağmen Antalya’daki bir hemşirenin intiharını, yöntemi de ayrıntılı biçimde aktararak haber yaptı.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE</strong> <strong>ÖNERİLERİNİZ</strong> <strong>İÇİN</strong>: <a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yunan-dusmanligini-besleyen-dil.html">Yunan düşmanlığını besleyen dil</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yunan-dusmanligini-besleyen-dil.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Politikacılık gazeteciliğin önüne geçerse</title>
		<link>https://9koy.org/politikacilik-gazeteciligin-onune-gecerse.html</link>
					<comments>https://9koy.org/politikacilik-gazeteciligin-onune-gecerse.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 03:07:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24920</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Bekleneceği gibi, Yarkadaş’ın bu paylaşımı, iktidar medyasının ilgisini çekti. Ensonhaber sitesi, “Barış Yarkadaş duyurdu: ‘Troll’ hesaplar için genel merkez para ayırdı”, Beyaz Gazete “CHP troll hesaplara ne kadar para ödedi?” ve hatta Milli Gazete de “Barış Yarkadaş’tan çarpıcı iddia: &#8220;Troll hesaplara ve medyaya aylık 46 milyon TL!” haberi yayımladı. Tabii Yeni Akit de [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/politikacilik-gazeteciligin-onune-gecerse.html">Politikacılık gazeteciliğin önüne geçerse</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Bekleneceği gibi, Yarkadaş’ın bu paylaşımı, iktidar medyasının ilgisini çekti. Ensonhaber sitesi, “Barış Yarkadaş duyurdu: ‘Troll’ hesaplar için genel merkez para ayırdı”, Beyaz Gazete “CHP troll hesaplara ne kadar para ödedi?” ve hatta Milli Gazete de “Barış Yarkadaş’tan çarpıcı iddia: &#8220;Troll hesaplara ve medyaya aylık 46 milyon TL!” haberi yayımladı.</p>
<p>Tabii Yeni Akit de devreye girdi; “Saraçhane bülbülleri parayla ötüyormuş; Fondaşların sarı zarfları açıldı” diye haber yaptı. Barış Yarkadaş’ın paylaşımının alıntılandığı haberde, ilaveten muhalif medyadan 20 gazeteci ile Cumhuriyet, Halk TV, Sözcü ve bazı haber sitelerinin isimleri de sıralandı. Fuat Uğur, Zekeriya Say gibi bazı isimler de paylaşarak bu iddiayı yaydılar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 05 31 At 12.54.34 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434-1.jpeg"></p>
<p>Kıyamet koptu tabii. CHP’den para aldıkları iddia edilen gazeteciler ve medya kuruluşları, birbiri ardına yalanladılar bu suçlamayı. Yeni Akit’e dava açacaklarını duyurdular. CHP’nin yeni yönetiminden “medyaya ve gazetecilere ödeme yapılıp yapılmadığını açıklamasını” istediler.</p>
<p>Aslında CHP’nin muhalif medya ile mali ilişkisi daha önce de gündeme gelmişti. Anayasa Mahkemesi’nin 2009 yılı mali denetim raporunda CHP’nin “canlı yayın bedeli” olarak Halk TV’ye o yıl toplam 2 milyon 233 bin lira ödediği belirtiliyordu. Ayrıca 2023’te, 38. kurultay öncesinde Kılıçdaroğlu yönetiminin Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem, Halk TV ile aralarındaki yayın anlaşmasını iptal ettiklerini açıklamıştı.</p>
<p>O zaman ben de CHP’nin Halk TV ile “reklam, kampanya videoları yayınlama, grup ve basın toplantılarının canlı yayınlanması anlaşması”nı etik açıdan eleştirirken, 5 TV kanalı, 3 radyo, 18 gazete ile de benzer anlaşmaları olduğunu yazmıştım.</p>
<p>Kılıçdaroğlu dönemindeki bu anlaşmalar, Özgür Özel döneminde de devam etti mi, ettiyse nasıl anlaşmalar yapıldı; tek tek açıklanmalı. Ancak gazetecilere bireysel ödemeler yapıldığına dair kanıt olmadan böyle iddiaları ortaya atmak, haksızlık.</p>
<p>AKP’li belediye ve kamu bankalarının AKP medyasını finanse etmesinden ve muhalif medyaya uygulanan reklam ambargosundan söz etmeden bunları konuşmak da adil değil.</p>
<p>Üstelik Yeni Akit’in gazetecileri suçlarken dayanağı “belirtiliyor” ve “öğrenildi”den ibaret. Bu da gösteriyor ki, ellerinde yeterli kanıt yok. Buna rağmen attıkları başlık ve haberin üslubu, bırakın gazetecilik ilkelerini, ahlaki açıdan sorunlu bir davranış.</p>
<p>Barış Yarkadaş da “…alıyormuş”, “…ödeniyormuş”, “&#8230;ayrılmış” diye yazıyor paylaşımında. Bu da belgelere değil, söyleme dayanan bir aktarım. Nitekim kendisi de “Faturalar bugün yarın ortalığa dökülür” diyerek elinde belge olmadığını dile getiriyor.</p>
<p>Gazeteci, değil meslektaşlarını, hiç kimseyi somut bilgi ve belgeye dayanmadan töhmet altında bırakmamalı. Ancak bir konuyu daha konuşmalıyız. Barış Yarkadaş, gazeteci midir?</p>
<p>Barış Yarkadaş’ın politikacı kimliği gazeteciliğinin önüne geçti. Ekran konuşmalarında ve paylaşımlarında gazetecilik nesnelliği yok. CHP Genel Merkezi önündeki mitingte de görüldüğü gibi parti içindeki kavgada da taraf konumunda, hem de aktif bir taraf. Elbette kendi bilir ama ekranda gazeteci olarak sunulması ve gazeteciliğin araç haline getirilmesi yanlış…</p>
<h4><strong>Yanlışı “müjde” yapabilme yaratıcılığı!</strong></h4>
<p>Türkiye gazetesinin “Bilgi Üniversitesi kararının perde arkası: Mevzuat kapattı, külliye açtı” haberinin spotu aynen şöyleydi:</p>
<p>“Kapatma değil, hukuki süreç izlendi. ‘Üç günde kapatılıp açıldı’ eleştirileri asılsız. Bağlı yetki ile takdir yetkisi karıştırılıyor. 22 bin öğrenci ve personel rahat nefes aldı.”</p>
<p>Akşam’ın, “22 bin öğrenciye ‘Bilgi’ müjdesi”, Hürriyet’in, “Bilgi’yi yeniden açtıran rapor” ve Yeni Şafak’ın, “Bilgi’de prosedür uygulandı” haberlerinin içeriği de aynıydı.</p>
<p>Fakat bu haberler, Bilgi Üniversitesi’nin, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan imzasıyla 21 Mayıs’ta kapatılması ve 24 Mayıs’ta ilk kararın iptal edilerek üniversitenin tekrar açılması arasında geçen sürede olup bitenler hakkında bilgi içermiyordu.</p>
<p>İlk haberlerde bırakın geçici olduğunu, kapatma gerekçesi bile belirsizdi; kararın içeriğiyle ilgili bilgi yoktu. Dolayısıyla, 22 Mayıs sabahı, “kapatmanın prosedür gereği olduğunu, üniversitenin üç gün sonra yeniden açılacağı”nı kimseler bilmiyordu!</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 05 31 At 12.54.34" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434.jpeg"></p>
<p>O yüzden de üniversitenin öğrenci ve öğretim üyeleri, kararın iptal edilmesi isteğiyle direniş başlattı. Polis, öğrencileri coplayarak, biber gazı sıkarak, zorla kampüs dışına çıkardı. Eylemleri yatıştırmaya çalışan rektörlük, “Merak etmeyin, bu karar üç günlük” açıklaması yapmak yerine Santral İstanbul Kampüsü’nün kapılarını kilitletti; erzak girişinin de engelleneceğini açıkladı!</p>
<p>Eylemler devam ederken AKP camiasından Yusuf Kaplan bile “Onca emek, onca tecrübe el değiştirerek korunabilirdi” diyerek kapatmaya karşı çıktı, kararın gözden geçirilmesini istedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ikinci kararı bütün bunlardan sonraya geldi, üstelik yeni bir karar almadı, ilk kararını yürürlükten kaldırdı. Öğrencilerin eylemini ve “Direnişimiz sonuç verdi” diyen öğrencinin gözaltına alınmasını görmezden geleceksiniz, sonra da yanlıştan dönülmesini “müjde” diye vereceksiniz! Çok yaratıcı doğrusu, ama gazetecilik değil…</p>
<h4><strong>Melih Altınok gazetesini görmemiş</strong></h4>
<p>“Siyasete ikinci yargı müdahalesi” başlıklı yazımda iktidar yanlısı yazarların mutlak butlan kararına sevindiğini vurgulayan örnekler verirken “Melih Altınok ‘CHP’de büyük temizlik başlıyor’ diye yazarak, kararı CHP lehine bir gelişme gibi yorumladı” demiştim.</p>
<p>Melih Altınok, “Ben sevinmedim de sizin bu telaşınız ne olacak Faruk Bey?” başlıklı bir yazıyla yanıt verdi bana. Yazısında benim aktardığım gibi bir ifade olmadığını belirtti; ardından benimle ilgili değerlendirme ve suçlamalarda bulundu.</p>
<p>Anlaşılan Melih Altınok, kendi gazetesini okumuyor. Zira 23 Mayıs’ta, Sabah’ın birinci sayfasında, üstelik manşetin yanında kendi imzası ve fotoğrafının üzerinde “CHP’de büyük temizlik başlıyor” yazıyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434-3.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 05 31 At 12.54.34 (3)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434-3.jpeg"></p>
<p>Evet, iç sayfadaki başlık bu değildi, ama gazetenin yöneticileri Melih Altınok’un yazısını okuyunca böyle bir sonuca varmış, bu başlığı uygun görmüşlerdi. Ben de o başlığa ve spota dayanarak yazdım o cümleyi. Melih Altınok’un asıl itiraz etmesi gereken ben değilim, gazetesi.</p>
<p>Yine de kendisi CHP’deki gelişmelere “sevinmediğini” söylüyor, yanlış aktardığımı düşünüyorsa bana yazıp düzeltme isteyebilirdi. Onun yerine uzun bir yazı döşenip, “telaş”, “fişleme” ve “partililik”ten dem vurması haksızdı. Yazılarım gören gözlere açık, meydanda duruyor, neyin tarafında olduğum oradan rahatlıkla görülebilir.</p>
<h4><strong>Nuray Başaran’ın kulisleri </strong></h4>
<p>Nuray Başaran, “Namık Tan, mutlak butlan kararından sonra ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’a giderek yardım istemiş” dedi bir programda.</p>
<p>Namık Tan da itiraz etti, 22 Mayıs’ta geçirdiği göz operasyonu nedeniyle evde gözetim altında olduğunu açıkladı; “Barrack ile yan yana bile gelmedim” dedi; Başaran’ı kınadı.</p>
<p>Konuyu bana havale eden Hilmi Hacaloğlu’nun da vurguladığı gibi, Başaran’ın, böyle bir iddiayı Tan ile görüşmeden dile getirmesi yanlış. Kaynağından doğrulamaya bile gerek görmediğine göre elinde net bir kanıt olması beklenir.</p>
<p>Fakat Başaran, şu ana kadar böyle bir kanıt açıklayıp, söylediğini savunamadığına göre, artık yapması gereken, sözlerini düzeltmek ve özür dilemek. Ama daha önce de CHP kurultayında bütün delegelere cep telefonu dağıtıldığını söylemiş ve o da doğrulanmamıştı. Buna rağmen özür dilememiş, iddiasını geri çekmemişti.</p>
<p>Böyle olunca da Başaran’ın “kulis”leri, gazetecilik sınırlarının hayli dışına taşıyor.</p>
<h4><strong>Korkutmaya çalışan haberler </strong></h4>
<p>NTV’yi açtığımda sunucu neredeyse çığlık çığlığaydı. Büyük bir felaket yaşanmış gibi heyecanla anlatıyordu. Durup, baktım ben de merakla.</p>
<p>Meğer Malatya’da deprem olmuş, ondan bahsediyordu. Fakat o kadar telaşlanmasını gerektiren bir durum yoktu. 5.6’lık bir depremdi; bölgede yıkım olmadığı gibi, ölen yaralanan da yoktu. Türkiye gibi bir depremler ülkesinde 5.6’lık bir depremi böyle anlatmak çok abartılıydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 05 31 At 12.54.34 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-31-at-125434-2.jpeg"></p>
<p>Sadece NTV de değil, 20 Mayıs’taki deprem çoğu haber kanalı gibi haber siteleri ve gazetelerde de “Malatya’da 5.6 paniği” (Karar), “Deprem bölgesinde 5.6’lık korku” (Türkiye), “Malatya’da korkutan deprem” (Memurlar.net) başlıklarıyla haberleştirildi.</p>
<p>Maalesef “Korkutan deprem” başlıkları medyamızın bir klasiği. Depremin büyüklüğü ya da sonuçlarına bakılmaksızın hep bu başlık kullanılıyor. Nitekim Malatya’da 24 Mayıs’taki 4.0 büyüklüğündeki deprem de “Malatya’da korkutan deprem: Çevre illerden de hissedildi” (Haber7) ve “Malatya’da 4.0 büyüklüğünde korkutan deprem” (Milliyet) başlıklarıyla duyuruldu.</p>
<p>Adana’da 24 Mayıs’ta meydana gelen 4.9’luk deprem sonrasında da Hürriyet, “Adana’da 4.9’luk deprem korkuttu”, Akşam da “Adana’da 4.9’luk korku” (Akşam) haberleri yayımladı.</p>
<p>Deprem olan kentlerde panik, korku havası yoktu. Hal böyleyken korku ve telaş haberleri yapmak, korku yaymak yanlış. Büyük deprem felaketlerinin geride bıraktığı travmayı yeniden canlandırır. Depremden korkutmak, depreme karşı bilinçlendirme yöntemi olamaz.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Akşam’ın “Mama lobisi gözünü kurbana dikti” haberinde sokak hayvanlarına mama alınması çağrısına “büyük tepki” gösterildiği belirtiliyordu, ama kimin tepki gösterdiği yoktu.</li>
<li>DHA ve İHA’nın geçtiği, Hürriyet, Karar ve Nefes’in kullandığı “Kız meselesi kanlı bitti” haberindeki ilkel ve ayrımcı “kız meselesi” tanımı, cinayetin nedenini açıklamıyordu.</li>
<li>CNN Türk, “Corona, Türk ırkını etkilemez” sözleri alay konusu olan tıp doktoru Oytun Erbaş’ın, CHP’deki gelişmeleri yorumlamasını “Bilimsel CHP analizi” diye sundu.</li>
<li>Sabah, Anayasa Mahkemesi’nin, bir hükümlünün elleri kelepçeli muayenesinin “insan haysiyetiyle bağdaşmadığı”nı kabul etmesini “tartışmalı karar” diye haber yaptı.</li>
<li>Gazete Pencere’nin, “Murat Karayalçın’dan Kılıçdaroğlu’na açık çağrı” haberi Oksijen’den alınmıştı ama kaynak gösterilmemişti.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE</strong> <strong>ÖNERİLERİNİZ</strong> <strong>İÇİN</strong>: <a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/politikacilik-gazeteciligin-onune-gecerse.html">Politikacılık gazeteciliğin önüne geçerse</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/politikacilik-gazeteciligin-onune-gecerse.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB davasında sanık, CHP davasında tanık</title>
		<link>https://9koy.org/ibb-davasinda-sanik-chp-davasinda-tanik.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ibb-davasinda-sanik-chp-davasinda-tanik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Korhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2026 03:29:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Faruk Bildirici]]></category>
		<category><![CDATA[Medya Ombudsmanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=24742</guid>

					<description><![CDATA[<p>Faruk Bildirici Soytekin’in ifadesine o kadar önem atfedildi ki, CHP&#8217;nin “mutlak butlan&#8221; davasında da tanık olarak dinlenmesine karar verildi. Ben de bunun üzerine Adem Soytekin’in İBB davasındaki ifade tutanaklarını, duruşmayı izleyen arkadaşlardan alıp inceledim. Öncelikle CHP’ye ilişkin sözlerine baktım. Doğrudan CHP Kurultayı ile ilgili bir söz yoktu. KİPTAŞ’ın bir projesinde 70 dairenin “CHP&#8217;li belediye meclis [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ibb-davasinda-sanik-chp-davasinda-tanik.html">İBB davasında sanık, CHP davasında tanık</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Faruk Bildirici</strong></p>
<p>Soytekin’in ifadesine o kadar önem atfedildi ki, CHP&#8217;nin “mutlak butlan&#8221; davasında da tanık olarak dinlenmesine karar verildi. Ben de bunun üzerine Adem Soytekin’in İBB davasındaki ifade tutanaklarını, duruşmayı izleyen arkadaşlardan alıp inceledim.</p>
<p>Öncelikle CHP’ye ilişkin sözlerine baktım. Doğrudan CHP Kurultayı ile ilgili bir söz yoktu. KİPTAŞ’ın bir projesinde 70 dairenin “CHP&#8217;li belediye meclis üyeleri, CHP&#8217;nin belirli çalışanları ile KİPTAŞ çalışanları”na uygun koşullarla verildiğini anlatıyordu. Bir de CHP İstanbul İl binasının alımı için belediyelerden para toplandığını, ama kendisi ve bazı müteahhitlerden bağış yapılmış gibi makbuz alındığını söylüyordu.</p>
<p>İktidar medyasındaki haberlerin tutanaklarda olup olmadığını da inceledim. Soytekin, tutanaklarda, etkin pişmanlık ifadesini baskı altında verdiği iddialarını reddediyor. “Sistem” olarak anlattığı ise belediyenin müteahhitlere ödeme yöntemi:</p>
<p>“Sistem şu şekildeydi: Belediye bize işi verir; ‘Şurada kreş, kültür merkezi veya yurt yapacaksın’ der. Buradan doğacak hakedişlerimizi ‘Şu kişilerden daire, dükkân veya çek şeklinde alacaksın’ diyerek bizi yönlendirirdi. Belediye ile ilgili kişi arasındaki adına rüşvet, bağış, pazarlık ya da sosyal donatı katkı payı ne derseniz deyin, o süreç çoktan bitmiş olurdu.”</p>
<p>Sonra da “Ben rüşvet organizasyonu kuran, yöneten ya da buna aracılık eden biri değilim. Ben, iş yapan ve yaptığı işin karşılığını alan bir müteahhidim” diyor. Ancak hakedişlerini alabilmek için Ali Kurt’a 500 bin dolar rüşvet verdiğini de söylüyor. Mahkeme Başkanı’nın “Ne için gönderilmişti para” diye sorması üzerine Soytekin “Rüşvet başkanım. Şahsına istedi” yanıtını veriyor. Ama Ali Kurt’un avukatı sorduğunda parayı verdiği yılı hatırlayamıyor; Ali Kurt da hem rüşvet iddiasını hem de CHP’lilere daire kontenjanı iddiasını reddediyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-124831.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 05 10 At 12.48.31" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-124831.jpeg"></p>
<p>“İmamoğlu’nun itirafçı olmasını engellemeye çalıştığı ve milletvekilliği teklif edildiği” konusunda ise net konuşmuyor. Savcı, eski ifadesinden bir bölümü okuyarak, “Bu beyan doğru mudur?” diye soruyor; Soytekin de “Ekrem Bey&#8217;den mi geldi bilmiyorum, Ekrem Bey&#8217;in geldiği söylenen notlar oldu” diyerek ikircikli konuşuyor.</p>
<p>Gelelim muhalif medyaya. Oradaki haberlerin çoğu “O ifade bana ait değil” cümlesi üzerine kurulmuştu. Tutanaklardaki bu bölüme de baktım. Savcı, eski ifadesindeki “Beylikdüzü&#8217;nde temelleri atılıp İstanbul&#8217;un tamamına yayılan çıkar amaçlı suç örgütünün yapısı ve faaliyetleri hakkında bildiklerini anlatacağı” sözünü soruyor. Soytekin de bu soruya, “O ifade bana ait değil. Ben onu şablon olarak gördüm. Yoksa ben nereden bileyim 2014&#8217;te Beylikdüzü’nde Ekrem Bey&#8217;in aday olacağını? Yani o biraz hayalperest bir şey olur” yanıtını veriyor.</p>
<p>Kuşkusuz bu sözler de önemli. “Örgüt yapısı” hakkında bilgisi olmadığını anlatıyor, İmamoğlu’na yönelik suçlamada bulunmamış oluyor; örgüt iddiası kalmıyor ortada. Anlaşılan, duruşma sonrasında İmamoğlu’nun “Çöktü, çöktü” demesinin nedeni de bu.</p>
<p>Uzatmayayım, muhalif medyanın “500 bin dolarlık rüşvet verdim” iddiasını, iktidar medyasının ise “O ifade bana ait değil” bölümünü aktarmaması haberleri sakatlamış. Gazeteci olarak bizim işimiz duruşmadaki ifadeyi doğru ve özünü bozmadan yansıtmak. Dilediğimiz kadar yorum yapabiliriz, ama gerçeğe sadakatle yükümlüyüz.</p>
<h4><strong>Halk TV’deki “haklı sebepler”</strong></h4>
<p>Seda Selek, Halk TV’den ayrılırken, ayrıntılı bir açıklama yapmamış, “Bilin ki, son derece haklı sebeplerim var” demekle yetinmişti.</p>
<p>O gün Sorel Dağıstanlı’nın, Seda Selek’e verdiği destek ve dayanışma dikkat çekiciydi. Sırt sırta çekilmiş bir fotoğrafı, “Haklı sebeplerinin yanındayım” diye paylaştı.</p>
<p>Şimdi öğreniyoruz ki, o paylaşımdan sonra ekran ambargosu getirilmiş. Sorel Dağıstanlı, ayrılma gerekçesini “Fikir özgürlüğü kapsamında yaptığım paylaşıma tahammül edilemeyen bir yerde daha fazla bulunmak her iki taraf için de zaman kaybı olacaktı” diye duyurdu.</p>
<p>Bu gelişmenin ardından Seda Selek de “Madem merak ediliyor” deyip, “İstifamın sebebi sadece Halk TV&#8217;nin patronu Cafer Mahiroğlu&#8217;nun yönetim anlayışıdır. Bu anlayışın yol açtığı adaletsizlik ve nobranlıktır” açıklaması yaptı. İki cümleyle topladı kanalda yaşananları.</p>
<p>Remziye Demirkol da “Değer terazisi şaştı, bizim için mesele para olmadı hiçbir zaman, değersizleştirme oldu. Patronların anlamadığı gazetecinin çalıştığı kuruma da muhalif olabileceği, editoryal bağımsızlığın bu mesleğin doğası olduğudur” diyerek ona destek verdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-124831-1.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 05 10 At 12.48.31 (1)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-124831-1.jpeg"></p>
<p>Bunun üzerine DİSK Basın İş, “Halk TV, “işçi cehennemine dönüşen bir yapı haline gelmiştir” açıklaması yaptı. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin açıklamasında da “çalışanlara açlık sınırında maaşlar ödendiği, yasal hakları ile ifade özgürlüğünün sınırlandığı” vurgulandı. Tartışmalar sürerken Buket Güler de Halk TV’den ayrıldığını açıkladı.</p>
<p>Cafer Mahiroğlu ise Seda Selek, Sonel Dağıstanlı ve Remziye Demirkol’un eleştirilerine değinmeden, “Muhalif gazeteci görünümlü maaşlı troller görevlerini yapıyorlar” diye yanıtladı tepkileri. Mahiroğlu, çalışanlara doktorlar, profesörler kadar ücret ödendiğini savundu.</p>
<p>Halk TV’deki ücret dengesizliği, editoryal müdahale gibi sorunlar bir süredir sosyal medyaya yansıyordu. İşten çıkarmalar nedeniyle 9 Nisan’da sendikalardan da tepkiler gelmişti. Cafer Mahiroğlu’nun editoryal sürece müdahalelerini ve bunun sakıncalarını ise ben de yazmıştım.</p>
<p>Ancak Mahiroğlu’nun açıklaması, kanaldaki sorunları giderme çabası olmadığını ortaya koyuyor. Oysa iktidarın güdümü dışında kalan az sayıdaki medya kuruluşundan biri olan Halk TV, iç sorunlarını çözmeden tutarlı, ilkeli ve toplumu bilgilendirici yayıncılık yapamaz.</p>
<p>Herkes için adalet ve özgürlük isteyen bir kurumun öncelikle kendi içinde adaleti ve editoryal bağımsızlığı sağlaması şart. Meslektaşlarımızın “haklı sebepleri”nin yanındayız.</p>
<h4><strong>Füzeye övgü tamam da </strong></h4>
<p>SAHA Expo 2026 Savunma Fuarı haberlerinin yıldızı, “Türkiye’nin ilk kıtalararası hipersonik balistik füzesi” olarak tanımlanan “Yıldırımhan”ın sergilenmesiydi. Füzenin özelikleri kadar, ucundaki K. Atatürk imzası ve Yıldırım Beyazıd’ın tuğrası da dikkat çekiciydi.</p>
<p>Akşam’dan Milliyet’e, A Haber’den Haber7’ye kadar iktidar medyası, füzenin yapımı tümüyle bitmiş ve hemen envantere girecekmiş gibi sundu haberleri. Fakat gerçek farklıydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="detail-photo img-fluid" src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-124831-2.jpeg" alt="Whatsapp Image 2026 05 10 At 12.48.31 (2)" width="1024" height="580" data-cke-saved-src="https://24saatgazetesicom.teimg.com/24saatgazetesi-com/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-10-at-124831-2.jpeg"></p>
<p>Bloomberg, “füzenin testinin en erken yıl sonunda yapılabileceğini”, Hürriyet de füzenin testlerinin henüz tamamlanmadığını, “planlandığı gibi giderse Yıldırımhan’ın 8 ila 10 yıl içinde envantere girebileceğini” yazdı. Nitekim Milli Savunma Bakanlığı’nın “laboratuvar testlerinin tamamlandığı, saha testlerine planlanan takvim doğrultusunda başlanacağını” açıklaması da Hürriyet ve Bloomberg’in haberlerini doğruladı.</p>
<p>Altı bin km menzilli füze yapılmasını övmek, önemini anlatmak tamam da, test aşamasındaki füzeyi olmuş bitmiş gibi göstermek habercilik değil, propagandacılık. Gazetecilikle bağdaşmaz.</p>
<h4><strong>Gazze Barış Kurulu soruları</strong></h4>
<p>“Gazze de sarı hat kalmadı”, “İsrail, Filistinli sivilleri katlediyor” haberlerine geçen hafta bir de İsrail’in soykırımcı Güvenlik Bakanı Ben Gvir’in, doğum gününde darağacı, yağlı urgan ve silahlarla ile süslenmiş pastayı kestiği haberleri eklendi.</p>
<p>A Haber’de sabah haberlerini sunan Cansın Helvacı, bu haberi aktardıktan sonra bir an duraksadı, sonra “RTÜK diye bir kurum var. Yoksa insan neler söyler” dedi.</p>
<p>Sanırsınız RTÜK, A Haber’e sürekli ceza yağdırıyor, hele ki Ben Gvir’e edilecek sözü de hiç kaçırmaz! Yok tabii ki Cansın Helvacı’nın içinden geçeni söylemesini engelleyecek bir durum.</p>
<p>Tersine, iktidar medyasında Gazze konusunda hamaset ve laf kalabalığı hâkim. Ancak asıl sorulması, söylenmesi gereken sorular sorulmuyor, üzerinde durulmuyor. Hatırlarsınız, geçen yıl Gazze’de ateşkes sağlandığında, “Mehmetçiğe Gazze yolu gözüktü” (ATV), “Türk askeri de kurulması planlanan görev gücünde yer alacak” (Star) haberleri yayımlamıştı.</p>
<p>“Gazze’de Barış Kurulu” oluşturulması için ABD Başkanı Trump’ın öncülüğünde Davos’ta düzenlenen törene Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın katılması da başarı olarak sunulmuştu. Aylar geçti; barış planının uygulamada etkisi olmadı; İsrail bildiğini okumaya devam ediyor.</p>
<p>İktidar yanlısı medya, ne Filistin’e asker gönderilmesinden söz ediyor, ne de Barış Kurulu’nun etkisizliğinden. En azından bu kurula katılabilmek için Türkiye 1 milyar dolar ödedi mi, ondan da söz etmiyorlar. Ne yetkililer açıklama yapıyor ne de bir gazeteci çıkıp soruyor yetkililere.</p>
<h4><strong>Kulis dedikleri sızdırma imiş</strong></h4>
<p>Bir gazeteciye “Talimatla yazıyor” demek, iktidar sahiplerinin isteği doğrultusunda, onları tatmin etmek için yazı yazdığını söylemek ağır bir hakarettir. Cem Küçük, TGRT Haber’de, Ahmet Hakan’ın “Bırakın şu mutlak butlanın peşini” yazısının “talimatla yazıldığını” söyledi:</p>
<p>“Onun belli konulardaki yazıları birileriyle istişareyle oluyor. Bazen bir şey yazıyor, belli ki o işte Bilal Bey&#8217;le bir istişare olmuş.”</p>
<p>“Mutlan butlan”ın da gündemde tutulmasının istenmiş olabileceğini savunan Cem Küçük, “Abdülkadir Selvi&#8217;ye söylüyorlardı, yazıyordu. Hiçbir dediği çıkmıyordu. Bazen yazıyor ‘Kabine değişecek.’ Biz de tartışıyoruz. Meğer böyle isteniyormuş!” dedi.</p>
<p>Bekledim ki, Ahmet Hakan ve Abdülkadir Selvi, Cem Küçük’ün suçlamalarına yanıt versin, “Hayır, asla talimatla yazmıyoruz” desinler! Ama ikisinden de hiç ses çıkmadı.</p>
<p>Muhatapları yalanlamadığına göre Cem Küçük’ün sözleri doğru kabul edilebilir. Ancak iktidar odaklarının “kullandığı” gazetecilerin iki kişiyle sınırlı olduğunu söylemek de mümkün değil…</p>
<p>Benzer şekilde yazılan, söylenen, ama doğru çıkmayan o kadar çok AKP kaynaklı “kulis” çıkıyor ki, demek onlar da gazetecilik faaliyeti ya da bilgi alma değil, bilinçli sızdırma… “Kulis” dedikleri de zaten hiçbir zaman iktidarı zora sokabilecek, eleştirel bir analiz ya da bilgi olmuyor.</p>
<p><strong>Tek cümleyle:</strong></p>
<ul>
<li>Korkusuz’un, “Spor takımının tamamı, çakılan uçakta can verdi” haberinde uçak kazasının ABD’de olduğu bilgisi yoktu; özel haber gibi “Fatih Polat / Korkusuz” imzası konulmuştu.</li>
<li>Hürriyet ve Milliyet, AKP’li Konya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Altay&#8217;ın tanıtım metnini reklam uyarısı koymadan habermiş gibi yayımladı.</li>
<li>Sabah, gazetenin sağlık yazarı Prof. Dr. Osman Müftüoğlu’nun özel bir hastanede çalışmaya başladığını duyuran reklamı yayımladı.</li>
<li>Yeni Asır’dan Belma Şahaner, Saha Expo 2026 fuarında hem muhabirlik hem de sunuculuk yaptı.</li>
<li>“Barış Anneleri&#8221;nin MHP&#8217;yi ziyaret haberinde kullanılan Kürtçe “bîrez&#8221; sözcüğünü ANKA ve Nefes, “sayın&#8221;, Sözcü ise “lider&#8221; olarak Türkçeye çevirdi; doğrusu “sayın&#8221;dı.</li>
<li>Türkiye gazetesi, “KHK ile kovuldu, CHP’de makam sahibi oldu” haberinde, açık adını yazmadığı kişiyle ilgili tek yanlı ağır suçlamalarda bulunuyordu.</li>
<li>Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, Konyaspor maçı öncesi soru soran kadın gazetecinin yanağından makas aldı; bu yakışıksız davranışa gazeteciden itiraz gelmedi.</li>
<li>Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Bulut, Akit Medya Grubu’nu ziyaret etti.</li>
</ul>
<p><strong>ELEŞTİRİ</strong>, <strong>ŞİKÂYET</strong> <strong>VE</strong> <strong>ÖNERİLERİNİZ</strong> <strong>İÇİN</strong>: <a href="mailto:medyaombudsman@gmail.com" data-cke-saved-href="mailto:medyaombudsman@gmail.com">medyaombudsman@gmail.com</a></p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ibb-davasinda-sanik-chp-davasinda-tanik.html">İBB davasında sanık, CHP davasında tanık</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ibb-davasinda-sanik-chp-davasinda-tanik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
