Türkiye’de eksik bulunan, yeniden çıkarılması beklenen hayvan haklarına ilişkin yasa, hâlâ TBMM’den geçmedi. Hayvan haklarının Türkiye’deki mevcut durumunu ve yeni yasanın öngördüğü düzenlemeleri, hayvan hakları konusunda Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu’ndaki Avukatlarla konuştuk. Avukatlar, yasa ile getirilecek olumlu düzenlemelerin yanında eksik kalan konulara da dikkat çektiler.

BÜŞRA TAŞKIRAN / ESKİŞEHİR         12/04/2021     658 GÜN ÖNCE

2003 yılında “Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi”’ni imzalayan Türkiye’de, bir yıl sonra 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kabul edildi. Ancak eksik bulunan yeni yasa tasarısı 2014’ten beri çıkarılmadı. Bu arada Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’na gelmesi beklenen Hayvan Hakları Yasa Tasarısı’nın bazı maddeleri geçtiğimiz günlerde kamuoyuyla paylaşıldı. Ülkemizde hayvan haklarının şu anki durumunu ve yeni yasa ile beklenen düzenlemeleri Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu’ndan Avukat Elif Gamze Sağkan, Avukat İpek Yılmaz ve Avukat Burcu Yağcı ile konuştuk.

24 Saat Gazetesi’ne yeni yasa tasarısını değerlendiren Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu Başkan Yardımcısı Avukat Sağkan, yeni yasa ile sahipli ve sahipsiz hayvan ayrımının ortadan kalkacağına dikkat çekerek “Yasaklı ırk tanımı korunmakla birlikte yasaklı / tehlikeli ırk olarak görülen hayvanlar, sahiplerine ‘kısırlaştırılmak şartı’ ile iade edilecek. Alım – satım ve üretimleri yasaklanacak. Kürk üretimi- ithalatı yasaklanacak, kürk çiftlikleri kapatılacak” saptamasında bulundu.

Hayvanat bahçesi ve yunus park alanların açılmasının düzenleme ile yasaklandığına işaret eden Sağkan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mevcut olanlara yeni hayvan alımı yapılmayacak, olanlar doğal yaşam alanı şeklinde revize edilmeye teşvik edilecek. Hayvanlı sirkler (yurt dışından gelenler de dahil) tamamen yasaklanacak. Köpek ve horoz dövüşleri yasaklanacak, boğa ve deve dövüşlerine ilişkin bir düzenleme yok. Hayvan takiplerinde çip uygulamasına geçilecek; sahibi olan, sahipsiz kedi ve köpekler çiplenecek.”

Yeni yasa tasarısında hayvan deneylerine ilişkin bir düzenleme olmadığının altını çizen Sağkan, hayvan terk edene de idari para cezasının gündemde olduğunu ekledi.

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun sahipsiz hayvanlara karşı işlenen şiddete karşı bir ceza yaptırımı öngörmemesinin “en büyük eksikliği” olduğu belirten Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu Başkan Yardımcısı Avukat İpek Yılmaz, yasaya ilişkin şu açıklamaları yaptı:

“Meclis’ten beklentilerimizin başında çıkacak yasanın yaptırımının alt sınırı 3 yıl olmak üzere ceza kapsamına alınması ve bu cezaların ertelenemez ve idari para cezasına dönüştürülemez olması geliyordu. Bu konuda Meclis’teki hayvana yönelik suçlarda işkence için altı (6) aydan üç (3) yıla kadar hapis ceza yaptırımı, hayvan öldürme için altı (6) aydan dört (4) yıla kadar hapis cezası getirileceği görüşüldü. Yeni çıkacak infaz yasasına atıf yaparak alt sınırın altı (6) ay olarak belirlendiği yeni infaz düzenlemesi ile bizim kaygımızın giderileceği söylenmekte.”

Belediye çalışanları ve üst düzey görevlilerin kanunda yer alan görevlerini ihlal etmeleri durumunda yasanın uygulanacak yaptırımı düzenlemediğine dikkat çeken Yılmaz, yasaya ilişkin şu eleştiriyi getirdi:

“Sadece hayvanların bakım yükümlülüğü (kısırlaştırma, geçici bakım evi kurma, rehabilite etme vb.) belediyelerin asli görevi haline getirildi. Bu konuda belediye ihlallerinde görevi kötüye kullanmaktan suç duyurusunda bulunabileceğimiz söylendi. Fakat bu konu, zaten uygulamada. Daha önce suç duyurusunda bulunuyorduk. Ancak sonuç alamıyorduk. Bu konuda olumlu bir gelişme olduğu söylenemez.”

5199 sayılı yasada yer alan “Sahipli hayvan mal statüsündedir” ifadesinin yasadan kaldırılmasının söz konusu olduğunu ifade eden Ankara Barosu Hayvan Hakları Kurulu Başkan Yardımcısı Avukat Burcu Yağcı ise, yeni düzenlemenin de bir hayvan tanımı içermediğine dikkat çekti. Avukat Yağcı, yasa tasarısında avcılığa ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, av turizminin yasaklanmadığı ve bu konunun gündeme gelmediğini belirtti.

Düzenleme ile hayvanlara karşı işlenen suçun manevi unsurunun da eksiklik olduğu anlatan Yağcı, şunları söyledi:

“Hayvan öldürmenin taksirli hali düzenlenmemiş bu konu çok önemli çünkü kastı ispatlamak her zaman çok kolay olmuyor. Mutlaka taksirle ölüme sebebiyet vermenin, TCK kapsamına alınan bu suç için aynı insana yönelik fiiller gibi kasıtlı ve taksirli hallerinin düzenlenmesi gerekmektedir. Cezaların alt ve üst sınırları talebimizin altında biz hala cezanın uygulanabilirliği açısından da alt sınırın üç (3) yıldan başlaması gerektiğini düşünüyoruz.”

Türk Ceza Kanunu kapsamına alınan hayvana yönelik şiddet, öldürme gibi ihlallerde kimin şikâyetçi olacağı yönünde yeni hükümler söz konusu olduğuna değinen Yağcı, “STK’lar, barolar veya şahıslar her durumda şikâyette bulunamayacak. Bakanlık bünyesinde bir komisyon kurulacağı, suçüstü halleri dışında kamera kaydı tanık gibi deliller ile komisyonun uygun gördüğü takdirde savcılığa suç duyurusunda bulunulabileceği de gündemdeki sıkıntılı konulardan biri olmaktadır” ifadesiyle başka bir konuya dikkat çekti.

Yağcı, “Evdeki hayvan sayısı ile ilgili bir kısıtlama belirtilmemiş fakat Tarım Bakanlığı’na bu konuda yetki verileceği yasa gündemindeydi bu konuda sıkıntılı hususlara gelince el konulan hayvana daha iyi şartlar sağlanıp sağlanamayacağının güvencesi verilememektedir” dedi.

Petshoplarda kedi köpek satışının yasaklanacağını ancak kuş ve balık gibi diğer hayvanlar açısından düzenleme getirilmediğini vurgulayan Yağcı, açıklamasını şöyle bitirdi:

“Üretim çiftlikleri ile ilgili bir düzenleme yok. Bu durumda da petshopların anlaşarak bir üretim çiftliği açıp satışı online olarak yapabilmeleri gibi birçok yöntem ihtimal dahilindeyken bu sorunun da önlemi tam olarak alınmış olunmayacaktır. Merdiven altı üretim ile ilgili bilişim yolu ile tespit edilen hayvan satışı yapanlar için de bir yaptırım düzenleme söz konusu değil.”