Maalesef İmam Konakçı da medya katkısıyla yeni bir “Cüppeli Hoca” olma yolunda. Şöhret düşkünü bu şahsın akla ziyan vaazlarının medyada geniş biçimde yayımlanması yanlış. Teşhir etmek ve eleştirmek için de olsa aynen yayımlamak onun düşüncelerinin alabildiğine geniş bir çevreye ulaşmasına yardımcı oluyor.


Gazetecilik
Faruk Bildirici         05/09/2022     23 GÜN ÖNCE

 Günümüzde “Cüppeli Hoca” olarak tanınan Ahmet Mahmut Ünlü’nün şöhretli bir şahsiyet haline gelmesinde medyanın rolü çok büyük. Medyanın onu keşfi, 1999’daki Marmara depremiyle ilgili sözleri sayesinde olmuştu.

   “Mevlam zina yuvalarını vurdu” sözleri günlerce “eleştirildi” gazete ve TV kanallarında. Ama bu tepki haberleri tam tersi etkiyle yıldızının parlamasına neden oldu. Resmi din eğitimi olmamasına rağmen “Hoca” olarak tanınırlığı arttı.

Hürriyet’in 2006’daki “Cüppesiz Ahmet Hoca: Malta’da jet-ski sefası” haberi de Ahmet Mahmut Ünlü’ye zarar vermediği gibi daha da büyüttü. Ünlü, 2012’de “fuhuş” iddiasıyla cezaevindeyken yaptığı bir söyleşide “Her şey jet-ski ile başladı” diyor; kendisine karşı komploların bu haberle başladığını öne sürüyordu. Fakat hemen ardından “Eskiden sevenlerim vardı, şimdi fanatiklerim oldu. İtibarım da cemaatim de kat kat büyüdü” diye ekliyordu.

Ünlü’nün medya ile ilişkilerindeki üçüncü dönüm noktası, Fatih Altaylı’nın 2009’da Habertürk’te yaptığı ilki 2.5 saat, ikincisi 5 saat süren iki söyleşi programıydı. Yüksek reyting alan bu programlar, Ünlü’nün şöhretinin pekiştirmekle kalmayıp meşruiyet de sağladı.

Artık o medyatik bir isim; sık sık haberlerin, televizyon programlarının konusu oluyor; kimse onun hocalığını, eski sefahat alemlerini sorgulamıyor. “Cüppeli Hoca” olarak medyada neredeyse bir din bilgini ve kanaat önderi muamelesi görüyor.

İmam Halil Konakçı da şimdi aynı yollardan geçiyor, sadece iktidar medyası değil alternatif ve eleştirel medya da onun söylemlerini yayımlıyor; tepki gösterirken bir yandan geniş kitlelere ulaşmasını da sağlamış oluyor. Bu sayede Konakçı, ününe ün katıyor; Cüppeli gibi etrafında bir hayran kitlesi topluyor.

Belki İslamcı çevrelerde daha önce de biliniyordu ama ülke düzeyinde tanınır hale gelmesi bu yılın başında sanatçı Sezen Aksu’ya hakaretler yağdırıp, hilafet çağrısı yapmasıyla oldu. Sosyal medyanın yanı sıra yaygın medyada da epey ses getirdi bu çıkışı.

Sonra kadınlara sardı “Bak sokaklar ne hale geldi. Et görmekten içimiz dışımıza çıkıyor” dedi; yine tepki haberleri yayımlandı. Şöhretin farkına varmış olacak ki, Diyanet’in resmi görevlisi olmasına rağmen dövmecilere, LGBT’lere, dekolte giysilerle sahneye çıkan sanatçı Gülşen’e saydırmaktan geri durmadı. Hatta son olarak Cem Yılmaz, Orhan Gencebay ve İbrahim Tatlıses gibi ünlüleri hedef alan sözler sarfetti. Medyaya da habercilik dersi vermeye bile kalktı.

Maalesef İmam Konakçı da medya katkısıyla yeni bir “Cüppeli Hoca” olma yolunda. Yakında saatler süren tv programlarına da çıkarsa şaşırmamak gerek. Youtube hesabındaki vaazlarının görüntülenme sayısı şimdiden 70 milyonu aşmış durumda…

Daha önce de yazdım, ayrımcı, kadın ve laiklik düşmanı, hilafetsever ve şöhret düşkünü bu şahsın akla ziyan vaazlarının medyada geniş biçimde yayımlanması yanlış. Yanlışı olduğu gibi yayımlamak ahlaki gazetecilik tavrı olamaz.

 Teşhir etmek ve eleştirmek için de olsa aynen yayımlamak onun düşüncelerinin alabildiğine geniş bir çevreye ulaşmasına yardımcı oluyor. Her konuşmasının haber yapılmasını anlayamıyorum. Hadi haber değeri görüldü, o zaman sözleri özetlenerek kısaca aktarılmalı. Yanlışlığını da haberin başlığından son satırına kadar vurgulanarak araya mesafe konulmalı.

        Taliban destekçisi gazeteler

Ceyhan Kaymakamlığı’nın, sanatçı İlkay Akkaya’nın, 30 Ağustos kutlamalarında vereceği konseri yasaklama kararı Yeni Şafak’ın haberinin ardından geldi. Yeni Şafak, yasak kararını mutlulukla duyururken İlkay Akkaya’yı “PKK’lı sanatçı” diye damgalamaktan geri durmadı.

Türkiye’de konser yasaklatan Yeni Şafak’ın, Taliban yönetiminin Afganistan’da bir yılını değerlendiren haberinde “Kadın konusu istismar alanı” başlığı altında şöyle denildi:

   “Uluslararası basının Taliban iktidarını eleştirdiği konuların başında, Afgan kadınların sosyal hayattaki konumu geliyor. Kadınların düzenlediği gösteriler dünya medyasında manşet olurken, Taliban bu konunun istismar edildiğini belirtiyor.

Afgan kadınının konumunu tartışırken ülke geleneklerinin dikkate alınması ve azınlık üzerinden genellemeci değerlendirmeler yapılmaması gerektiğini belirten Taliban ideologları, Afganistan’da kadınların haklarından mahrum edilmediğini savunuyor.”

Oysa Afganistan’da Taliban’ın yönetimde olduğu bir yıl içinde kadınlar sosyal yaşamda geriye itildi, çalışma yaşamından çıkarıldı. Kadınlara spor, araç kullanma, tek başına seyahat yasaklandı; kamusal alanda yüzlerini örtme zorunluluğu getirildi. Kız öğrenciler ortaöğretimden uzaklaştırıldı. Kadın memurlar işten çıkarılırken kadın bakanlığı kapatıldı.

Yeni Şafak, bu tür ayrımcı uygulamalar ve kadınlara getirilen yasaklardan tek cümleyle bile söz etmeyip, sadece Taliban’ın “ülkenin gelenekleri” ve “istismar” bahanesini aktararak kadınların bu ülkede ikinci sınıf insan konumuna itilmesine destek vermiş oluyor. Gazetecilik doğası gereği özgürlüklerden ve insan haklarından yana olur. Yeni Şafak ise konser yasaklarını, Taliban zihniyetini savunarak gazetecilikten hayli uzağa düşüyor...

Birinci yıl kutlamalarını “Afganlar, özgür bir yılını kutladı” başlığıyla veren Yeni Akit’in “özgürlük” anlayışında Yeni Şafak’tan daha gerilerde olduğu da aşikâr…

Tek cümleyle:

  • Aykırı, NoktaTV, OdaTV, Karar, Tele1 ve T24 siteleri, yeterince kontrol etmeden canlı yayında kalp krizi geçiren işinsanı Nasrullah Ayan’ın öldüğü haberlerini geçtiler ama Ayan iki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra yaşamını yitirdi.
  • Cumhuriyet’in, “Cumhurbaşkanlığı envanterine kayıtlı dev ‘protokol yatı’ İstanbul’da görüntülendi/ Yakamoz Boğaz’da” haberinde “Boğaz gözlemcisi” Yörük Işık’ın haberden altı gün önce sosyal medyada yayımladığı fotoğrafı izinsiz, kaynak göstermeden ve de üzerindeki “Yörük Işık” filigranını silerek kullanması yanlıştı.
  • “Ermeni asıllı ilk kaymakam makamında” haberlerinde 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde bugüne değin hiçbir Ermeni’nin neden kaymakam olamadığına değinilmedi.
  • Sabah gazetesi doğalgaz ve elektrik fiyatlarına yapılan yüksek zammı “Elektrikte yüzde 50, doğalgazda yüzde 80 sübvansiyonlu fiyat” başlığı altına gizledi; zammı hiç görmeyen Yeni Şafak da Almanya’da benzin fiyatının yükseldiği haberi yaptı.  
  • Evrensel’in ilk sayfasında “Konutsuz bırakan şiddet” başlığı ve Eylem Nazlıer’in imzasıyla yayımlanan fotoğrafı, Sözcü’nün bir gün sonra manşetten “Fotoğraf sosyal medyadan alınmıştır” notuyla yayımlaması haksızlıktı.
  • Sedat Peker’in “rüşvet çetesi” iddialarını yayımlamayan Turkuvaz Medya Grubu’nun Başkanvekili Serhat Albayrak’ın avukatının bu konudaki açıklamasını Sabah, AHaber yazar ve programcıları sırayla retweet edip yazılar yazarak işverenlerini desteklediler.
  • CHP Şırnak İl Başkanı Cangir Bilin’in birlikte yaşadığı kadını dövdüğü iddiasıyla gözaltına alınması iktidar medyasında haber olurken, eleştirel medya -Gazete Duvar ve Haber Sol dışında- görmedi.
  • Milliyet yazarı Hakkı Öcal, “Biz Türkler İmran Han’ı sevdik. Hem de çok sevdik” diye bu kanıya nasıl vardığını belirtmeden Türkler adına genelleme yaptı.
  • Türkiye’deki iflasları ve şirket kapanmalarını haber yapmayan Türkiye gazetesi, “Avrupa’da iflaslar patladı” haberi yayımladı.
  • “GSK Türkiye Solunum Bilimsel Danışmanı” Prof.Dr. Tunçalp Demir, astım hastalığı konusundaki uyarılarını Hürriyet ve Sözcü’de haber görünümlü ilan olarak yayımlatabildi.