Meme kanseriyle mücadele eden Metastatik Meme Kanseri Derneği (METAMAZON) Başkanı Canan Perdahlı ve meme kanserine yakalanan sayılı erkeklerden biri olan Burhan Aslan, zorlu tedavi süreçlerini 24 Saat’e anlattı.

DİDEM ÇAM - YAZI DİZİSİ         08/02/2021     667 GÜN ÖNCE

Canan Perdahlı meme kanseriyle olan mücadelesini anlatırken “Ben bir ileri evre meme kanseri mücadelecisiyim. Aslında kanser benim hayatımda hep vardı. Hele de meme kanseri” diyerek söze başlıyor. “Anneannem, babaannem ve halamın verdiği onurlu mücadeleye tüm ailemiz şahitlik etti” diyen Perdahlı, kendisinin başına gelenleri şöyle detaylandırıyor:

“Bir gün benim de başıma geleceğini hissediyordum. Sadece bu kadar genç yaşta karşılaşacağımı hiç tahmin etmemiştim. Evet, 32 yaşında ben yokuşları tırmanırken hiç de kendisiyle uğraşacak zamanım yokken çıkıverdi karşıma kanser…  ‘İnsan gençken hastalanmaz’ gibi bir inanış oluyor nedense. Benim yapılacak onca işim, gidilecek onca yolum vardı. Hastalık da neydi? Daha önemli şeyler varken bitirilmesi gereken işler, yetiştirilmesi gereken evraklar, görüşülmesi gereken ‘önemli’ insanlar, çıkılması gereken tepeler… Bir tek izlenmesi gereken gün batımı ya da gün doğumu yoktu o karmaşada. Oysa doğa tüm cömertliğiyle kendini sunarken ben, geçtiğim yollarda kafamı bile kaldırmamıştım, bir yerlere ‘yetişmek’ uğruna…

 

2010 yılında Yeni Zelanda’da yaşarken sol mememde elime gelen bir kitle ile Metastatik meme kanseri tanısı aldım. Yani sol mememde ortaya çıkan tümör, kemiğime ve akciğerime çoktan sıçramıştı. Tedavilerime Türkiye’de devam etme kararı aldım ve Türkiye’ye yerleştim. Metastatik meme kanseri mücadelem, önce kemoterapi tedavisi ile başladı. Ardından meme ameliyatı ve daha sonra da radyoterapi tedavisiyle mücadelemin ilk etabı tamamlandı. Sonraki 3 yıl içinde tümör akciğerimde yeniden nüksetti ve gerekli tedavileri ve ameliyatları oldum. Takip eden yıllarda kemikte ve yumurtalılarımda çıkan metastazlar için de farklı tedaviler aldım.”

“METASTATİK MEME KANSERİ UZUN VE ZORLU BİR YOL”

Metastatik meme kanseri ile mücadelenin  uzun ve zorlu bir yol olduğuna dikkat çeken Perdahlı, “Bu yolda sayısız engel ve sorunla karşılaştım. Kendimi meme sağlığı konusunda, toplumsal farkındalık yaratmak ve özel ihtiyaçların karşılanması, hasta ve hasta yakınlarına rehberlik etmek için bir meme sağlığı aktivisti olarak geliştirmeye başladım. Sağlığım ve tedavilerim el verdiği süre zarfında, yurt dışında hasta hakları ve aktivizmle ilgili eğitimlerimi tamamlayarak Türkiye’deki bu ihtiyaca hizmet etmek için Metastatik Meme Kanseri Derneği METAMAZON’u kurdum. Türkiye’de alanında ilk olarak kurulan derneğimiz rehberlik faaliyetlerine özel olarak yetiştirilmiş gönüllülerle devam etmektedir” diyor.

“METAMAZON OLARAK HİZMETE HAZIRIZ”

Perdahlı, meme kanseri tanısı almış olan hasta ve hasta yakınlarına mesajın net olduğunun altını çizerek, “Doğru tedavi seçeneklerini hekimleriyle ve sağlık profesyonelleriyle detaylıca konuşmalarını, duygusal anlamda yaşadıkları sorunlarla baş etme konusunda da gerek  profesyonel yardım ile gerekse bu konularda uzmanlaşmış sosyal hizmet uzmanlarından destek almalarını tavsiye ederiz.  Kanser, bir halk sağlığı sorunu olup bu noktada çocukluk çağından itibaren bilgilendirmelerle birlikte sağlık okuryazarlığı üzerinde daha fazla çalışma yapılmalıdır. Metastatik Meme Kanseri Derneği (METAMAZON) olarak bizler de konusunda deneyimli kadromuzla her türlü soruya yanıt bulmak ve ihtiyaçlara elimizden geldiğince hasta ve hasta yakınlarımıza hizmet edebilmek için hazır olduğumuzu belirtmek isterim” diyor.

“O DÖNEM, KANSER VE ONUN ETKİLERİYLE İLGİLİ HİÇBİR ŞEY HİSSETMEDİM”

Meme kanseriyle mücadele eden az sayıda erkekten biri olan 41 yaşındaki Burhan Aslan’ın hastalıkla olan mücadelesi ders niteliğinde. Aslan, “2009 yılında bir gece göğüs kısmımda büyük bir kan lekesi fark etmem ile başladı serüvenim.  Sanki büyük bir kesik varmışçasına kanıyordu. Oysa ne bir kesik ne de bir ağrı vardı. Bu kadar kanın nerden geldiğine anlam veremedim. Üstümü temizleyip tekrar yattım ve sabah yine benzer bir görüntüyle karşılaşınca olağan dışı bir durum olduğunu anladım. Sağ mememe elimle baskı yaparak kanın nerden geldiğini anlamaya çalıştım ve uyguladığım baskıyla sağ meme ucundan basınçla kan geldiğini fark ettim. Bu yaşadığım olayın nereye varacağını bilmeden hastaneye gittim. Doktor kontrolü, ultrason ve diğer tetkikler yapıldı. Sonunda, sağ meme ucunda bir kitle tespit edildi. Yapılan tetkikler sonucunda, erken evre meme kanseri olduğumu öğrendim” diyor.

Aslan yaşadıklarını şöyle paylaşıyor:

“Ameliyatla meme koruyucu cerrahiyle meme ucunun altından kitleyi aldılar. Ameliyatın ardından 15 gün sonra işime geri döndüm. O dönem açıkçası kanser ve onun etkileriyle ilgili hiçbir şey hissetmedim. Günlük rutin hayatıma devam ettim. Ameliyat sonrası, sadece 5 yıl boyunca her gün düzenli olarak ilaç aldım. Hormonları baskılamak için verilen bu ilaç da beni fiziksel olarak etkilemedi. Yaklaşık beş buçuk yıl boyunca düzenli olarak kontrollerime gittim. Kontrollerim temiz çıkıyordu. Hormon baskılayıcı ilacım da 5 yılın sonunda doktorum tarafından kesildi.

“BEN O DÖNEMİ, HAYALLERİMİ GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN FIRSAT OLARAK GÖRDÜM”     

2015 yılına geldiğimizde, bir gün sağ memem üzerinde bir ağrıyla uyandım. Elle kontrol ettim ve o bölgede yeniden bir kitle ile karşılaştım. Doktoruma gidip yeni bir hastane sürecine başlamış oldum. Yani, hastalığım nüks etti.  Bu durum benim için biraz sarsıcı bir deneyim oldu. Bu sefer koltuk altı lenf bezlerine sıçramıştı tümörüm. Tıbben neoadjuvan denilen ameliyat öncesi kemoterapi sürecine girdim. Önce kemoterapi, ardından radyoterapi ve ardından da kitlede küçülme tespit edildiği için ameliyat oldum. 2009 yılında ilk tanı aldığımda bu kadar çok etkilenmemiştim. Ancak 2015 yılında yaşadığım nüks, beni kaygılandırdı. “İş hayatım nasıl olacaktı, çocuk sahibi olabilecek miydim?” gibi pek çok soru, kafamı meşgul etmişti. “

Kemoterapiler sırasında, ‘Çok güçlüyüm, kanser seni yeneceğim’ gibi söylemlerde bulunmadan kanserin ve tedavilerin kendisini  nasıl bir geleceğe hazırladığını izlemekle yetindiğini anlatan Aslan, “Çünkü ben bir şey ile savaşmıyordum. O döneme ait hiç fotoğrafım yok, gerek de duymadım. Gereksiz bir kahramanlık yapmaya ihtiyacım yoktu. Sadece hayatın bana sunduğunu yaşamak istedim. Ben o dönemi, kanser öncesi hayatımı gözlemleyerek, kendimi dönüştürmek ve bu sürecin sonunda hayallerimi gerçekleştirmek için fırsat olarak gördüm” diyor.  

“KENDİMİ, KANSERİN YARATTIĞI O KARANLIĞA BIRAKMADIM VE KENDİ İÇİMDE AYDINLANMA YAŞADIM”

“Tedavim boyunca kendime söz verdim. Değişecektim, dönüşecektim, gezecektim. Kısaca, ‘kaliteli’ yaşamaya çalışacaktım. Bu sözümü de tuttum” diyen Aslan, deneyimlerini şöyle anlatıyor:

 “Bu süreçte, kendi potansiyelimi fark ettim, kendimi keşfettim. Hayata karşı öz güvenimi yeniden kazandım. Erkek olmam, genç olmam, bekâr olmam sebebiyle birçok yol arkadaşıma göre süreci ve sonrasını kolay atlattım. Tabii ki bunda, tedavi sonrası tanıştığım meme kanseri deneyimi yaşamış arkadaşlarım ve hasta derneklerinin yeri çok büyük. Bir sivil toplum kuruluşunun organize ettiği psikolojik terapiler için İzmit’ten İstanbul’a her cuma gidiyordum ve bu bana çok iyi geliyordu. Yeni insanlar tanımak, gezmek, yeni şeyler öğrenmek beni başka birine dönüştürmüştü.  Özetle, kendimi kanserin yarattığı o karanlığa bırakmadım ve kendi içimde aydınlanma yaşadım. Bu aydınlanmayı hala sürdürdüğüm için de çok mutluyum. Hiç konuşmayan ben, konuşmayı yeni öğrenmiş çocuk gibi her yerde ve heyecanla sadece kanser değil, hayat mücadelemi ve deneyimlerimi paylaşmak için çırpınıyorum. Ne yapıyor ve ne yaşıyorsam her şeyi kaliteli yapıyorum. Beni üzecek her şeyden uzak durup kendime zaman ayırıyorum. Hayattaki temel hedefim budur.

“BU NOKTADA BENİM ÇIKIP, ‘BEN KANSERİ YENDİM’ DEMEM AYIP OLMAZ MI?”

Benim şartlarım başka insanların ve kadınların durumlarıyla kıyaslandığında elbette çok farklı. Örneğin,  4 çocuğuyla doğunun herhangi bir köyünde, kanser tedavisi gören ve tarlada çalışmak zorunda olan çocuklarına, kocasına bakmakla yükümlü olan ev ihtiyaçlarını gidermeye çalışıp tüm bunların yanında kanserle mücadele eden ve tedavisi bitince aynı ortamı yani hayatını hiçbir şekilde değiştirme şansı olmayan bu kadar zor hayat yaşayan bir kadınla benim şartlarım eşit mi? Elbette değil… Bu noktada benim çıkıp, “Ben kanseri yendim” demem ayıp olmaz mı? Herkes aynı şartlarda mücadele gösteremediği için, bu ifadelerin uygun olduğunu düşünmüyorum.  Ayrıca bu mücadele, ortak bir mücadele. Aile, arkadaşlar, hekimler, sağlık profesyonelleri, sivil toplum kuruluşlarının destekleri ve elbette Yaradan’ın izniyle verilmiş bir mücadele. “

“YAŞADIĞIMIZ TÜM ACILAR BİZLERİ GÜÇLENDİRECEKTİR”

Aslan, meme kanseri deneyimi yaşamış ve yaşamakta olan kadın ve erkek yol arkadaşlarına da şu tavsiyelerde bulunuyor:

“Duygularını olduğunu gibi yaşamalarını tavsiye ederim. Zaman zaman güçlü olmadıklarını hissedebilirler, yorulmuş olabilirler ama bütün bunların geçici bir süreç olduğunu bilmeliler. Yaşadığımız tüm acılar bizleri güçlendirecektir. Zorlu ve engebeli bu yollardan geçtikten sonra, kendilerindeki değişimi ve gücü o zaman hissedip tedavi sonrası hayatlarına pozitif bir farkla devam edeceklerinden eminim. Erkeklerde meme kanseri görülme sıklığı kadınlara oranla oldukça düşük ancak erkeklerin de vücutlarını iyi tanımaları, herhangi bir fiziki değişikliği fark ettiklerinde doğrudan hiç beklemeden hekime başvurmalarını öneririm. Erkeklerde meme kanseri ihtimali çok akla gelmediği için bu noktada geç tanı alınıp tedavinin uzaması ve hayat kalitesinin düşmesi söz konusu olabiliyor. Bu sebeple kendi kendine meme muayenelerini yapmalarını tavsiye ederim.”