DOLAR 32,8559 0.07%
EURO 35,1910 -0.14%
ALTIN 2.450,29-1,57
Ankara
27°

AÇIK

Van ve ilçelerinde HES tahribatı

Van ve ilçelerinde HES tahribatı

Van ve ilçelerinde yapılan ve yapımı süren hidroelektrik santralleri, insan ve canlı yaşamını tehdit ediyor. Ekolojistler, özellikle HES'lerin bölgedeki canlı hayata can suyunu bile kestiğini belirterek, tehlikeye dikkat çekiyorlar.

ABONE OL
15 Şubat 2024 13:57
Van ve ilçelerinde HES tahribatı
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Zerrin Sargut
Van ve ilçelerinde Hidroelektrik Santrali (HES) ve barajların yapılmasına karşı sesler her geçen gün yükselirken, verilen mahkeme kararlarına rağmen HES yapımları devam ediyor. HES’ler en çok Van Gölü’nde ekolojik tahribat yaratıyor. Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma ve Geliştirme Derneği (ÇEV-DER) Başkanı Ali Kalçık, 9. Köy’e yaptığı açıklamada, çevrede yapılan HES’lerle dere yatağındaki bütün canlı organizmalarının yok olduğunu belirterek, “HES’ler suyun içindeki oksijenin azalmasına neden oluyor. Su herkesin kullanımına açıktır. Kimse su kullanma hakkını gasp edemez.HES’ler, bölgemizin su yapısını, dengesini bozuyor” dedi.
Van ve ilçelerinde, suyun debisinin yeterli olduğu yerlerde bütün akarsularda HES olduğunu söyleyen Kalçık, “özellikle Çatak’ta kurulan HES, içme suyu hattının üzerinde kurulduğu için oradaki onlarca balık çiftlikleri açısından olması olumsuz bir durumdur”  diye konuştu.
Van’ın Çatak ilçesinde yapılan HES için mahkemenin durdurma kararı verdiğini hatırlatan Kalçık, ancak mahkeme kararına rağmen burada çalışmaların devam ettiğini de söyledi. Muradiye ilçesine bağlı Bendimahi Çayı’nda da, Erciş ilçesinde bulunan Zilan Deresi’nde de durumun aynı olduğunu belirten Kalçık, “Bölgede ve diğer bütün coğrafyalarda HES’lerin olmaması gerekir. Onun yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmelidir. Su bütün canlıların ortak kullanım alanıdır. Suyun bittiği yerde hayatın da biteceği, bu bağlamda bütün karar vericilerin, kanun koyucuların bu hassasiyet içerisinde olması gerekir” dedi. HES’lerin çoğunun enerji üretme amaçlı olduğunu da söyleyen Kalçık, şöyle konuştu:
“Suyun görüldüğü her alanda HES’ler yapılmaya çalışılmış. Çoğunun enerji üretme amaçlı olduğu görülmektedir. Günümüz koşullarında enerji çok önemli. Bunun temini suya, toprağa, canlı organizmaya zarar vermeden gerçekleştirilmeli. Oysa yapılan uygulamalar kapitalist sistem mantığıyla yapılmaktadır. Yönetmeliklere uyulmaması, ÇED kurallarına uyulmaması, üretmekle taahhütte bulunduğu enerjiyi sağlamak için suyun azaldığı dönemlerde yüzde on oranında verilmesi gereken zorunlu olan can suyunun dahi verilmediği tespit edilmiştir. Van’ın değeri olan Çatak Kanisipi, Muradiye Şelalesi, Zilan ve benzerlerindeki HES’ler yerine güneş enerjisine geçilmelidir. Devlet Su İşleri (DSİ) bölgede yapılan ve yapılması planlanan HES’leri, durdurmalıdır.”

“Sürdürülebilir yaşam koşulları tükeniyor”

Rezan Orhan

Çevre Mühendisi Rezan Orhan da 9. Köy’e yaptığı açıklamada,”çevre dostu enerji kaynağı” olarak tanımlanan HES’lerin uygulamada böyle olmadığına vurgu yaptı. Orhan “kanun dışı ve prosedüre uydurma anlayışı ile projelendirmelerin yapıldığı görülmüştür. ÇED uygulamaları, arazi koşulları, iklim etkileri ve bitki örtüsü dikkate alınmadan, realiteden uzak bir şekilde yapılmaktadır. En önemli hususlardan biri olan can suyu oranlarının, HES tesislerinde yeterli akışta değildir. Bu da bölgedeki doğal ekosistemin akışını bozmakta ve sürdürülebilirlik yaşam koşulları tükenmektedir. HES’ler de yapılan balık geçitleri önemli olan hususlardan bir diğeridir. Burada yapının boyutları ve eğiminin durumu oldukça önem taşımaktadır. Balıkların göçü kısıtlanınca akarsularda canlı yaşamı riske girerek, besin zincirinin bozulmasına sebebiyet vermektedir.Yaban hayatının devamlılığı için su iletim hattı üzerindeki geçişler kapanmamalıdır.”

“Sadece belgeler yeterli değil”

Orhan, ÇED süreçleri hazırlanırken dikkat edilmesi gereken hususları da şöyle sıraladı:
“Süreçler hazırlanırken mevsimsel döngüler, halk toplantıları, toprak yapıları, tarımsal faaliyetlerin engellenmesi gerçekçi bir uygulama ile yapılmamaktadır. Bunlara dikkat edilmeden yapılan projelere itirazların hukuki süreçleri uzun yıllar devam etmektedir. Bazı bölgelerde tarih dokusu olan, kültürel özelliği olan yapılar yok edilerek proje yer seçimleri hususunda yanlışlıklar yapılmaktadır. ÇED dosyaları hazırlanırken genelde flora-fauna, balık çeşitleri, bitki çeşitleri literatürden alınmaktadır. Bu da bölgedeki spesifik özelliklerin belirlenememesine sebebiyet vermektedir. Doğal ekosistemin devamı için sadece belgeler üzerinden değerlendirme yapılmaması gerekir.”

“Çevresel mücadele ortak olmalıdır”

Orhan; HES, Güneş Enerji Santrali(GES), Rüzgar Enerji Santrali(RES), Jeotermal Enerji Santrali(JES) gibi projelerin de uygun yer seçimlerinin yapılması gerektiğini de belirterek “Halkın yaşam koşulları ile doğal yaşam akışının sağlanması zaruridir. Bu da belirlenen kanunları savunmak ve uygunluğunu değerlendirmekten geçer. Ekoloji dernekleri, aktivistler, Sivil Toplum Kuruluşları(STK), dernek, yerel yönetim ve merkezi yönetimlerle çevre duyarlılığı her alanda diri tutulmalı ve bu tüm topluma yansıtılmalıdır. Çünkü yaşadığımız toprak, aldığımız hava, içtiğimiz su ortak ise,  çevresel mücadeleler de ortak olmalıdır. Çevre ve doğa sadece çevrecilerle değil , toplumun bütünsel bilinçlenmesi ile sürdürülebilirlik ilkesi kapsamında gelecek nesillere aktarılabilir” dedi.
HES’lerin zararları
  • İlk oluşumları esnasında suyun doğal akış yönünün farklı yönlendirilmesi, mevcut doğal ekosistemin olumsuz etkilenmesini sağlar.
  • Bölgede yaşayan hayvan ve bitkilerin yaşamları için gerekli olan su ihtiyacını azaltmaktadır.
  • İnşaat aşamasında; iş makinelerinin çalışması, kazıların yapılması, beton dökülmesi ve malzemelerin stoklanması gibi faaliyetlerden kaynaklı akarsuyun kirlenmesi, mera veya tarımsal toprakların tahriş edilmesi, gürültüden kaynaklı kırsal bölgelerde yaşayan yaban hayvanların yaşamlarına olumsuz etkileri olmaktadır.
  • Toz oluşumundan kaynaklı bölge insanlarında huzursuzluk yaratmaktadır.
  • Su yapısına etki ettiğinden hastalıkların oluşumunu tetikleyebilir.
  • Yapıldığı bölgede ağaçların kesimi ve topraktaki bitkilerin yok edilmesi ile erozyon ve sel oluşum potansiyelini yükseltir.
  • Buharlaşma hızını arttırarak topağın tuz oranını arttırmakta ve verimliliğini azaltmaktadır.
  • Can suyu limitine uyulmadığı takdirde sucul canlıların ve bitkilerin ölümüne sebebiyet verir.
  • Depolama özellikleri olmadığı için enerji üretimi akıma bağlıdır.
  • Projelendirilmelerinde gerekli teknik-uzman raporlarının sağlıklı yürütülememesi.
HES nedir?  
Hidroelektrik enerji, suyun potansiyel enerjisinin kinetik enerjiye dönüştürülmesiyle sağlanan bir enerji türüdür. Suyun üst seviyelerden alt seviyelere düşmesi sonucu açığa çıkan enerji, tribünlerin dönmesini sağlamakta ve elektrik enerjisi elde edilmektedir.Günümüzde, nüfus artışı ve sanayinin gelişmesine paralel olarak pek çok enerji üretim ve çevrim sistemleri kurulmuştur. Bu sistemler doğal su yollarında değişiklere sebep olmakta ve ekolojik dengeyi olumsuz etkilemektedir. Artan taleplerin karşılanabilmesi için su kuruluşları tarafından kurulan baraj, bent ya da regülatör gibi yapılar su berraklığı, su kalitesi ve miktarı, ısı derecesi ve tür çeşitliliğine kadar her şeyi değiştirerek, nehirlerde ekosistem genelinde değişikliklere sebebiyet vermektedir.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.