Dünyada çocuk işçi sayısı son dört yılda 8,4 milyon artarak 160 milyona yükseldi. Türkiye’de de 2 milyondan fazla çocuk işçi bulunuyor. Son 8 yıldaki çocuk işçi ölümlerinin sayısı ise en az 513 olarak kayıtlara geçti.


İnsan Hakları
Haber: Burak Özcan         06/04/2022     245 GÜN ÖNCE

Dünyada ve Türkiye’de çocuk işçi sayısı ve buna bağlı olarak çocuk işçi ölümlerinde artış yaşandı. Tüm dünyayı etkisine alan Covid-19 salgını bu oranın artmasındaki en önemli faktör oldu. Pandemi nedeniyle ülkelerin ekonomilerinde yaşanan problemler ve virüsün yayılmasını önlemek amacıyla okulların da kapatılmasıyla çocuk işçi sayısı ve buna paralel olarak çocuk işçi ölümleri arttı. 

Ailedeki yetişkinlerin pandemiyle birlikte işlerini kaybetmesi ya da ücretlerinde azalma olması da çocukların çalışmak zorunda kalmasına yol açtı. 

Dünyada her 10 çocuktan biri işçi

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayımlanan ortak raporda, dünya genelinde neredeyse her 10 çocuktan birinin işçi olarak çalıştığı belirtildi. 

2020 yılının başında dünya genelinde 63 milyon kız ve 97 milyon erkeğin çocuk işçi olduğuna dikkat çekilen raporda, çocuk işçiliğine son verme yönündeki küresel çabaların son 20 yılda ilk kez durduğu ifade edildi. 

Raporda, yeni tip Koronavirüs (Kovid-19) salgınının neden olduğu ekonomik sorunların ve okulların kapanmasının da hâlihazırdaki çocuk işçilerin çalışma saatlerini uzatmış olabileceği belirtildi. Dünya genelinde çocuk işçi sayısının son 4 yılda 8,4 milyon artarak 160 milyona çıktığı kaydedilen raporda, 2022 yılının sonuna kadar salgın yüzünden çocuk işçilerin sayısının 9 milyon daha artabileceği uyarısı yapıldı.

Türkiye’de gerçek sayılar gizleniyor mu?

Bu arada, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) de "Çocuk işçiliği yasaklansın" başlıklı bir rapor yayımladı. Rapora göre Türkiye'de 2 milyon çocuk işçi bulunuyor.

Rapordaki verileri değerlendiren İstanbul İSİG Meclisi Sözcüsü Murat Çakır, salgın süresince çocuk işçi sayısının daha da arttığını belirterek, şöyle konuştu:

‘’TÜİK, yaklaşık on yıl evvel 720 bin çocuk işçi olduğunu belirtmişti. Ancak çocuk işgücü anketleri, Türkiye’de mevsimsel olarak, çocuk işçiliğin en az olduğu ekim ila aralık aylarında yapılıyor, bu da çocuk işçiliğin gerçek boyutlarını gizliyor. Oysa çocuk işçi sayısı yıllar içinde hızla artıp eylül-mayıs aylarında iki milyona ulaşmışken yazın mevsimlik çalışma ile bu sayı ikiye katlanmaktadır.”

Çakır, bu artışın ilk nedeni olarak ülkede işsizliğin, ekonomik krizin ve yoksulluğun derinleşmesini göstererek, “Ayrıca mevsimlik tarım işçisi olan çocukların fiilen okuması da imkânsızdır. Özellikle gezici tarım işçileri yılın 9-10 ayı farklı şehirlere giderek çalışmakta ve bu çocukların okula erişim şansı olmamaktadır” diye konuştu.

Eğitimde getirilen 4+4+4 modelinin okulu bırakmaların artmasına yol açtığını da söyleyen Çakır, sermaye-okul iş birliği olarak adlandırılan meslek liselerinin fiilen işyerine dönen okullara ve yine fiilen işçilere dönen öğrencilere neden olduğunu belirtti. Çakır, son sekiz yılda savaşlar nedeniyle Türkiye’ye gelen yüzbinlerce mülteci çocuğun büyük bir çoğunluğunun çalışmakta olduğunu hatırlatarak, son olarak pandeminin sorunları derinleştirdiğini ve çocuk işçi sayısının artmasına neden olduğunu kaydetti.

513 çocuk yaşamını yitirdi

İSİG raporunda çocuk işçi ölümlerine de yer verildi. 2013-2021 arasında 513 çocuğun hayatını kaybettiği belirtilen rapora göre en büyük kayıplar tarım sektöründe yaşandı.

Çakır verileri şöyle açıklıyor:

‘’Türkiye’de çocuk işçilerin yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi, yüzde 45,5’i ise hizmet sektöründe çalışıyor. Çocuk emeği, çocuk işçiliğin en kötü biçimleri arasında kabul edilen sokakta çalışma, küçük ve orta ölçekli işletmelerde ağır ve tehlikeli işlerde çalışma, aile işleri dışında, ücret karşılığı gezici ve geçici tarım işlerinde çalışma alanlarında yoğunlaşmaktadır.”

Çocuk işçilerin en çok tarım sektöründe hayatını kaybettiğini söyleyen Çakır, ücretsiz aile işçiliğinin ve küçük yaşta çalışmanın yaygın olduğu tarım sektörünün, 50 ve daha az işçi çalıştıran tarım işletmeleri kapsamında denetlenmenin dışında bırakıldığına ve buralara yönelik bir yaptırım uygulanmasının mümkün olmadığına işaret ediyor.

Çakır, “ En çok çocuk istihdamının olduğu ev hizmetleri ve 3 kişinin çalıştığı işyerleriyle birlikte tarımın da İş Kanunu’nun kapsamı dışında- dolayısıyla denetlemenin dışında- bırakılması çocuk emeğinin daha fazla sömürüsüne göz yumma politikasıdır’’ ifadelerini kullandı.

Çakır: “Türkiye bu sorunla yüzleşmeli”

Türkiye’de çocuk işçiliği ile mücadelenin yöntemlerinden de bahseden Çakır, şunları söyledi: ‘’Türkiye’de çocuk işçilik konusunda çözüm üretilmek isteniyorsa atılacak ilk adımlardan biri olan çocuk işçiliğin boyutunun gözler önüne serilmesi gereklidir. (TÜİK) dışında 6 yıldır çocuk işçiliğine dair verileri açık bir biçimde yayınlamayan ve hatta gizleyen hükümetin çocuk işçilikle mücadele edebilmesi mümkün müdür?“

Çakır, iktidarın denetlemelerde veya çocuk işçi ölümlerinde caydırıcı cezalar vermesi gerektiğini vurgulayarak, “Eğitimin meta olmadığı, tüm çocukların eşit ulaşabileceği, bilimsel, cinsiyetçi olmayan, sanatı “ucube” olarak tarif etmeyen ve özendiren, kesintisiz, meslek öğreten ama çocuğu güvencesiz işçi haline getirmeyen bir eğitim anlayışı hayata geçirilmelidir. Tabi bu noktada çocukların eğitime ulaşması için ailelerin yoksulluğunu giderecek sosyal politikalar hayata geçirilmelidir’’ dedi.

15 yaşını doldurmamış çocuk işçi çalıştırmak suç

Çocuk işçi çalıştırmanın yasal boyutlarını değerlendiren Dr. Murat Özveri ise, 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmasının suç olduğunu vurguladı.

Özveri, yasalardaki durumu şöyle aktardı:

‘’Çocuk işçiliği ile ilgili 4857 sayılı İş Yasasına göre, 15 yaşını doldurmamış çocukların çalışması yasaklanmıştır. Ancak buna bir istisna getirilerek ‘14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış olan çocuklar ise bedensel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilir’ denilmiştir.”

Özveri, Türkiye’nin çocuk işçiliği ile ilgili imzaladığı uluslararası anlaşmalar bulunduğunu da anımsattı.

Türkiye bu alanda “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, BM Çocuk Hakları Bildirgesi, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, İstihdama Kabulde Asgari Yaşa İlişkin 138 Sayılı ILO Acil Eylem Sözleşmesi ve AB Temel Haklar Bildirgesi” gibi uluslararası sözleşmelere imza atmış durumda.