<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Edebiyat Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/tag/edebiyat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/tag/edebiyat</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jul 2020 00:00:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Edebiyat Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/tag/edebiyat</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cewerî: Anadilimde yazdığım için hor görülmedim, tersine ödüllendirildim</title>
		<link>https://9koy.org/ceweri-anadilimde-yazdigim-icin-hor-gorulmedim-tersine-odullendirildim.html</link>
					<comments>https://9koy.org/ceweri-anadilimde-yazdigim-icin-hor-gorulmedim-tersine-odullendirildim.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Jul 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/ceweri-anadilimde-yazdigim-icin-hor-gorulmedim-tersine-odullendirildim.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mardin doğumlu yazar, çevirmen Fırat Cewerî, kırk yıllık yazarlık yolculuğunda 40 kitap yazdı, çevirdi. Ayda bir Türkiye’de olduğunu anlatan Cewerî, “İyi bir edebi eser, hangi dilde yazılmış olursa olsun, evrensel edebiyata açılan kapıdan geçmeyi kesinlikle başaracaktır” dedi</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ceweri-anadilimde-yazdigim-icin-hor-gorulmedim-tersine-odullendirildim.html">Cewerî: Anadilimde yazdığım için hor görülmedim, tersine ödüllendirildim</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kürt edebiyatının modern ismi, çevirmen Fırat Cewerî, Mardin doğumlu. İlk gençlik yıllarını Nusaybin’de geçirdi. Yirmi yaşına gelmeden Kürtçe edebiyata yöneldi. 1980’de yerleştiği İsveç’te edebiyatın çeşitli alanlarında Kürtçe eserler üretiyor.<br />
Nûdem Dergisi’ni on yıl boyunca aralıksız çıkardı. O yıllardan itibaren daha çok öyküye yoğunlaşan Cewerî, aynı zamanda Dünya edebiyatından klasik ve modern onlarca eseri Kürtçeye çevirdi. Hawar Dergisi’ni yeniden toparlayıp Nûdem Yayınları arasından basılmasını sağladı.</p>
<p>
İsveç Yazarlar Birliği üyesi olan Fırat Cewerî, İsveç PEN Kulübü Yönetim Kurulu Üyeliği’nin yanı sıra, uzun yıllar “Sürgündeki Yazarlar Komitesi”nin de Başkanlığı’nı yaptı.<br />
Kürtçe ve İsveççe edebi çalışmalarını sürdüren Cewerî’nin eserleri İsveççe, Almanca, Farsça, Arapça ve Türkçeye çevrildi hatta filme uyarlandı. Geç Bir Sonbahardı, Birini Öldüreceğim, Lehî ve Maria Bir Melekti adlı romanlarıyla, Türkiye’de de dikkatleri üzerine çeken Cewerî, hâlâ İsveç’te yaşıyor. 2018 yılında İsveç Akademi Ödülü’ne layık görülen Cewerî, 2020 yılında da Irak Kürdistan Bölgesi Kültür Bakanlığı tarafından Altın Kalem Ödülü’ne layık bulundu.</p>
<p>
<strong>– Sayın Cewerî kaç yıldır İsveç’te yaşıyorsunuz? Ben hep ilk adımları merak ederim, Türkiye’den İsveç’e gitme kararını nasıl aldınız, bu yolculuğu sizden dinleyebilir miyiz?</strong><br />
-1977-78 yıllarında çok ateşli bir devrimciydim. Marksist literatürü yutarcasına okuyor, karşıt görüş devrimcilerle derin tartışmalara giriyor, şehrin duvarlarını sloganlara boğuyordum. Aynı zamanda gizlice şiirler yazıyordum. Okuduğum bütün kitaplar ve yaptığımız bütün tartışmalar Türkçe olmasına rağmen, ben şiirlerimi Kürtçe yazıyordum. Kürtçe yasaktı, Kürtçe yazılmış bir aşk şiiri bile insanın başına büyük belalar açabilirdi. Zaman geçtikçe siyasetten ve savunduğumuz proletarya diktatörlüğünden soğudum, böylece edebiyat dünyasına çekildim. Durmaksızın yazıyordum, yazdıklarımı farklı yerlerde saklıyordum. O zamanlar zaten bizim oralarda sıkıyönetim hüküm sürüyordu ve 12 Eylül darbesinin hazırlığı yapılıyordu. Durumun ciddiyetini fark edince, ülkeyi terk etmenin yollarını aramaya başladım. Kürtçe yazabileceğim ve Kürt edebiyatına katkı sağlayabileceğim bir ülkeyi seçmeliydim. 19 yaşında gencecik bir delikanlıydım, ailem gitmeme izin vermiyordu. Beni çok seven annem, uzak ülkelere gideceğim için beni bir daha göremeyecek olmanın korkusuna kapılıp, hüngür hüngür ağlıyordu. Onu ve ailemin geri kalanlarını ikna ettim. 1980 yılında, bütün sevdiklerimi ardımda bırakarak ülkeyi terk ettim ve İsveç’e yerleştim. 40 yıldır da İsveç’te yaşıyorum.</p>
<p><strong>-Genç Fırat Cewerî, bilmediği bir ülkeye vardıktan sonra neler yaşadı, yabancı bir ülkede yazarlık rüştünü nasıl ispatladı?</strong><br />
-Türkiye’yi terk ettiğimde, yasaklardan dolayı bütün şiirlerimi ezberlemiştim. Sadece şiirlerin başlıklarını küçük bir kâğıda yazıp, o kâğıdı da iç çamaşırımda saklamıştım. İsveç’e varınca, ilk yaptığım iş, bir daktilo almak oldu ve oturup o şiirlerimi kâğıda döktüm. Ben evde şiirlerimi yazarken, dışardan gelen her sesin polis ya da asker baskını olabileceği korkusuna kapılıyordum. İsveç polisine iltica etmek için gittiğimde, polisler yazar olduğumu duyunca büyük bir saygıyla karşıladı beni. 40 yıldır bu ülkede bu saygıyı görüyorum hâlâ. Kendi anadilimde yazdığım için hor görülmedim, tam tersine ödüllendirildim. İsveç’te geniş bir yazar çevrem var şimdi. İsveç’in çeşitli edebiyat kurumlarında yer aldım. Ama edebi eserlerimi hep Kürtçe yazdım. Yasaklı bir dilde edebi eserler verdiğim için İsveçli yazar arkadaşlarım tarafından da hep övüldüm, destek aldım.</p>
<p><img decoding="async" alt="" src="https://9koy.org/images/resimler/fıratceweri2.png" /></p>
<p><strong>-Dört yıl önce sizinle bir söyleşi yapmıştık ve o zaman “Maria Bir Melekti” kitabınızı konuşmuştuk. Aradan geçen bunca zaman sonra neler yaptınız, bize ve edebiyat dünyasına vereceğiniz haberler var mı?</strong><br />
-İsveç’in bana verdiği imkânlardan dolayı, İsveç’e bir nevi vefa borcumu ödemek için son yıllarda çok sayıda İsveç edebiyatının önemli eserlerini Kürtçeye çevirdim. Çıkan her eserin kokteylini, İsveç’in İstanbul Başkonsolosluğu’nda yaptık. Kırk yıllık yazarlık yolculuğumda yazdığım ve çevirdiğim kitapların sayısı kırk oldu. Bunlardan on yedisi, İsveççeden Kürtçeye çevirdiğim kitaplar.</p>
<p>Tabii ben çeviri yaparken, roman karakterlerim de beni sabırsızlıkla bekliyorlar. “Derza Dilê Min”adlı romanım, koronavirüs belası olmasaydı, birkaç ay önce Avesta Yayınları’ndan çıkacaktı. “Derza Dilê Min”, tek taraflı mektuplar üzerinde kurgulanmış bir aşk romanı. Türkiye’de karantina dönemi sona erdikten hemen sonra çıkacak. Sonra da, Musa Bêjevan’ın Türkçe çevirisiyle Türk okurlarıyla buluşacak.</p>
<p><strong>-İsveç’te yazar olmayı, bir yazara tanınan hakları, devletin, toplumun yazara yaklaşımını sorsam neler anlatırsınız?</strong><br />
-Totaliter ve demokrasiden uzak ülkelerde gündemi hep politikacılar belirler; ama İsveç gibi demokratik ülkelerde, gündemi çoğu kez aydın ve yazarlar belirler. İsveç’te bir yazar, sansür ve oto sansürden uzak bir şekilde özgürce istediğini yazabiliyor. Devlet veya devletin hiçbir kurumu, bir yazarın özgürlüğünü kısıtlayacak bir girişimde bulunmaz. Toplum, yazarı bağrına basarken, devlet de kültür kurumlarıyla yazara sahip çıkar. İsveç Yazarlar Birliği ve Yazarlar Fonu her şekilde yazarları destekler. İsveç Yazarlar Birliği Yönetimi’nde veya onun dışında bir sürü yazarevi bulunmakta. Yazarlar, burs alarak bu evlerde rahat bir ortamda eserlerini yazabiliyorlar. Ayrıca yazarlara bir sürü ödül veriliyor. Böylece çalışma olanakları daha da kolaylaşıyor.</p>
<p><strong>-Dünya şu anda küresel bir virüsle yaşam mücadelesi veriyor. Bu anlamda İsveç’te neler değişti? Değişen yaşam, bir yazar olarak sizi nasıl etkiledi?</strong><br />
-İsveç, her zaman kendi yolunu izleyen bir devlet olmuştur. Bu koronavirüs pandemisi döneminde, dünyanın birçok ülkesi tarafından eleştiriye maruz kalmışsa da, yine kendi yolunu izlemiştir. İsveç’e maske zorunluluğu hiç gelmedi. Sokağa çıkma yasağı uygulanmadı. Sadece resmi toplantılarda 50 kişiyi geçmeme yasağı geldi. Yani bütün dünya, koronavirüse karşı diktatörce müdahale ederken, İsveç her zamanki gibi demokratik yollara başvurdu. Bu söyleşiyi yaptığımız ana kadar bile, İsveç’te günde 100 insan hayatını kaybetmekte. Aslında benim için fazla değişen bir şey olmadı. Ben pozitif düşünen biri olduğum için, bu krizi kendim için bir fırsata çevirdim ve çalışmalarıma daha da yoğunlaştım. Bu üç ay içerisinde yaptığım çalışmaları, normal şartlarda üç yılda bitiremezdim. Yaşadığım tek olumsuz şey, bütün yolculuk ve etkinliklerimin iptal edilmiş olması. Ayrıca bu yıl yazarlığımın 40. yılıydı. Bu yüzden birçok ülkeye davet edilmiştim.</p>
<p><strong>-Siz Kürt edebiyatının gelişmesine çok emek vermiş bir yazarsınız. Kürtçeyi, Türkçeyi ve İsveççeyi çok iyi bilen bir yazar olarak, kitaplarınızı hangi dilde yazıyorsunuz? Kürt edebiyatına yıllardır verdiğiniz emekten, çalışmalarınızdan söz eder misiniz?</strong><br />
-Yazın hayatımda ilk makalemi, 1979 yılında Türkçe yazdım. Onun dışında edebi eserlerimi hep Kürtçe yazdım. Kürtçe yazmaya başladığımda, Kürtçe alfabeyi bile bilmiyordum, özgün Kürtçe seslerin harf karşılığını tanımıyordum. Kürtçe bir eğitim dili değildi ve yasaktı. Benimki biraz da yasaklara karşı bir başkaldırıydı. Bir dili yasaklayan mantaliteyi anlamakta güçlük çekiyordum. Klasik ve sözlü edebiyatın çok zengin olduğu, milyonlarca insanın konuştuğu kadim bir dilin ölümüne seyirci kalamazdım. Kürtçe yazmaya başladığım günden beri kendime şu sözü verdim: “Kürtçeyi diriltmek için elimden geleni yapacağım.” Kürtçenin derinliklerine inince, Kürtçenin modern edebiyata da ne kadar uygun bir dil olduğunu fark ettim. Bu yüzden eserlerimi hep Kürtçe yazdım ve Kürtçe yazmaya devam edeceğim. Kürtçenin yanı sıra, senin de belirttiğin gibi iki aktif dilim daha var; Türkçe ve İsveççe. Bu iki dilde de makale ve denemeler yazıyorum. Böylece, üç dil arasında gidip geliyorum…</p>
<p><strong>-Kaç kitabınız var? Bunlar hangi dillere çevrildi?</strong><br />
-İlk kitabım, 40 yıl önce, 1980 yılında çıktı. O günden bugüne, yazdığım ve çevirdiğim kitapların sayısı da 40 oldu. Yirmisi kendi yazdığım kitaplar, diğerleri de Kürtçeye çevirdiğim kitaplardır. Kendi yazdığım kitaplar; Türkçe başta olmak üzere, Almanca, İsveççe, Farsça ve Arapçaya çevrildi. Birkaç farklı ülkeden de teklif aldım. Kitaplarım, yakın bir zamanda başka dillere de çevrilecek.</p>
<p><strong>-Sayın Cewerî sizin Türkiye’yi çok sık ziyaret ettiğinizi, edebi toplantılara, TV programlarına konuk olduğunuzu görüyoruz ayrıca Türkiye’de de sözleşme yaptığınız bir yayıneviniz var, bu bağdan da biraz söz eder misiniz?</strong><br />
-Evet, Türkiye’ye sık sık geliyorum. Televizyon programları, edebiyat etkinlileri, seminerler, kitap kokteylleri, kitap fuarları, imza günleri derken; nerdeyse ayda bir Türkiye’de oluyorum. En sık uğradığım kent de İstanbul’dur. İstanbul, hem bir kültür ve sanat, hem edebiyat, hem de sosyolojik açıdan kozmopolit bir kent. İstanbul’u ve İstanbul’un adalarını çok seviyorum. Edebiyat etkinliklerim dışında, İstanbul’da dostlarla rakı masasında bir araya gelmeyi de çok seviyorum.</p>
<p><strong>-Size göre yazarlık nasıl bir disiplin gerektiriyor? Bir yazar nelerden beslenir, nelerden fedakârlık eder? Siz nasıl bir disiplinle çalışırsınız?</strong><br />
İlk önce şunu belirtmem gerek; yazarlık veya yaratıcılık, aynı zamanda bir egoizmdir. Yazarın eseri, bazen yazar için en sevdiklerinden önce gelir, hatta aile fertlerinden bile önce. Yani bir yazar; ailesinden, sosyal yaşamdan, mal ve mülkten yana fedakârlık ederek eserlerini ortaya çıkarabiliyor. Elbette bu varsayımım, bütün yazarlar için geçerli olmayabilir. Her yazarın kendine göre bir çalışma biçimi ve yazma eylemi içerisinde olduğu esnada bir ruh hali vardır.<br />
Bir yazarın, her şeyden önce öz disipline sahip olması gerekir. Öz disiplin olmayınca; bugünün işini yarına, yarının işini de diğer güne bırakarak; istenen sonuca varılacağına inanmıyorum. Ben de öteden beri, bir öz disiplinimin olduğunu söyleyebilirim. Sabahları çok erken kalkıyorum. Evdeyken ilk yaptığım şey, sabah gazetesini posta kutusundan almak ve kahve pişirmek oluyor. Tercihim filtre kahve. Kahve eşliğinde sabah gazetemi okuyorum. Ondan sonra günün programını bir kâğıda not alıyorum. Sonra yazmaya başlıyorum. En az üç saat yazıyorum. Yazdıklarım bazen üç kelime, bazen de üç sayfayı bulabiliyor. Evde yalnız olduğum zamanlarda bile bazen evde yazmak kolay olmuyor. Bir kafeye, bir bara, bir otel lobisine ya da bir yazarevine gittiğim oluyor. Böylece daha kolay yazabiliyorum. Bazen bir kitabı aynı mekânda ve aynı masada bitirdiğim oluyor.</p>
<p><strong>-Sayın Fırat Cewerî, bir yazar eserlerinde yerelliği aşıp, evrensel değerlere nasıl ulaşır?</strong><br />
-Evrenselleşmiş yazarların eserlerine baktığımız zaman, bu yazarların hep yerel motiflerle yazmaya başlamış olduğunu görüyoruz. Bu yazarlar; bir olayı, bir aşkı, bir sürgünü, bir çatışmayı veya yerel insan ilişkilerini ele almıştır eserlerinde. Çünkü edebiyatın malzemesi insandır ve en nihayetinde de insana dair olan her şey evrenseldir. İyi bir edebi eser, hangi dilde yazılmış olursa olsun, evrensel edebiyata açılan kapıdan geçmeyi kesinlikle başaracaktır.</p>
<p>HABER : NURDANE SAĞKAN / ANKARA</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/ceweri-anadilimde-yazdigim-icin-hor-gorulmedim-tersine-odullendirildim.html">Cewerî: Anadilimde yazdığım için hor görülmedim, tersine ödüllendirildim</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/ceweri-anadilimde-yazdigim-icin-hor-gorulmedim-tersine-odullendirildim.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Edebiyat eleştirmeni ve yazar Ahmet Yıldız’la günümüz edebiyatı söyleşisi…</title>
		<link>https://9koy.org/edebiyat-elestirmeni-ve-yazar-ahmet-yildizla-gunumuz-edebiyati-soylesisi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/edebiyat-elestirmeni-ve-yazar-ahmet-yildizla-gunumuz-edebiyati-soylesisi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2020 00:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/edebiyat-elestirmeni-ve-yazar-ahmet-yildizla-gunumuz-edebiyati-soylesisi.html</guid>

					<description><![CDATA[<p>Korona salgını günlerinde hangi kitaplar okunmalı? Yayınevlerinin hegemonyası sonrası edebiyat eleştiri kültürünün sekteye uğraması, edebiyat akımlarında Ankara’nın yeri gibi birçok soru ve konu başlığı üzerine Edebiyat Eleştirmeni ve Yazar Ahmet Yıldız ile söyleştik. Moliere’in, “Edebiyat; gençliği yetiştirir, yaşlılara zevk verir, ikbalde süs, felakette teselli ve sığınak olur” sözlerini hatırlatan Yıldız 24 Saat Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/edebiyat-elestirmeni-ve-yazar-ahmet-yildizla-gunumuz-edebiyati-soylesisi.html">Edebiyat eleştirmeni ve yazar Ahmet Yıldız’la günümüz edebiyatı söyleşisi…</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“YAYINEVİ TEKELLEŞMESİ İLK ÖNCE EDEBİYAT ELEŞTİRİSİNİ KÖRELTTİ”</strong></p>
<p>Türkiye korona salgını günlerini evinde geçiriyor. Zor<strong> </strong>anlarda kitaba sığınmak en iyi seçenekler arasında. Bugünlerde hangi kitaplar okunmalı? Yayınevlerinin hegemonyası sonrası edebiyat eleştiri kültürünün sekteye uğraması, edebiyat akımlarında Ankara’nın yeri gibi birçok soru ve konu başlığı üzerine Edebiyat Eleştirmeni ve Yazar Ahmet Yıldız ile söyleştik. Moliere’in, “Edebiyat; gençliği yetiştirir, yaşlılara zevk verir, ikbalde süs, felakette teselli ve sığınak olur” sözlerini hatırlatan Yıldız 24 Saat Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.</p>
<p><strong>Bir eleştirmen olarak Türk Edebiyatı’nın bugünkü durumunu nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Türk Edebiyatı büyük bir edebiyat. Özellikle Latin harflerine geçişten sonra sesli harflerine kavuşan Türkçe, 100 yıllık bu süreçte çok büyük bir mesafe aldı. Çok kısa zamanda çok önemli yazar ve şairler yetiştirdi. Edebiyatımızda Beş Hececiler, 1. Yeni, II. Yeni, 40 Kuşağı gibi önemli yenilenme / değişme dönemleri yaşadı. Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Attila İlhan, Cahit Külebi, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi kendi başına birer ekol olan büyük şairler yetiştirdi. Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya gibi özel yetenekleri ortaya çıkardı. Roman ve hikâyede Yakup Kadri’den Oğuz Atay’a, Yaşar Kemal’den Orhan Pamuk’a değişik düşüncede olan ve üslupta yazan büyük yazarlar yetişti.<br />
Ne var ki bugün edebiyatımızın büyük bir sanayi haline gelmesi, milyarlarca liralık bir ciroya sahip olması, bankaların yayınevi kurması, tekelleşme ilk önce edebiyat eleştirisini köreltti. Yayınevlerinin hegemonyası bağımsız olması gereken ve bir kitabın iyi ya da kötü olmasını belirleyen bu önemli mekanizmaydı yok etti. Onun yerine gazete kitap eklerini reklama boğarak orada kitapları tanıtanları öne çıkardılar.</p>
<p>Yine aynı yayıncılık dünyası ödüllere el attı. Hemen hemen her büyük yayınevinin parsellediği bir büyük değerli şair ve yazar için konmuş ödülü, kendi yayınladıkları yazarlar arasında verilmesi için sanki gizli bir paylaşım anlaşması yaptılar.</p>
<p>Kağıt fabrikalarının satılması sonrası kağıt, kitap fiyatlarını dolara göre belirledi. Türk lirasıyla kazancı olan Türk okuru Euro ve Dolar’la geliri olan ülkelerin okuruyla aynı fiyata kitap almak zorunda bırakıldı. Yani edebiyatımızda at izi it izine karışmış durumda. Lisede kompozisyondan beş bile alamayacak düzeyde yazma yeteneğine sahip kişilere ödüller verildi. Genç dimağlar nasıl olsa ödül almış büyük yayınevince yayınlanmış diye kitabını aldığı bu yeteneksiz yazarların kitaplarını sonuna kadar okuyamadı. Böylece gerçek edebiyat büyük bir darbe aldı.</p>
<p>Yine de edebiyatımızın başta saydığım o müthiş damarı alttan alta yaşıyor ve devam ediyor. Çok önemli şair ve yazarlarımız yazmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>Peki bir okur bu durumda neye dikkat etmeli?</strong><br />
<strong>Oldukça karışık bir durum…</strong><br />
Okurlar gazete eklerinde gazete köşelerinde tanıtımına rastladıkları kitapları kitabevinde görünce kendileri alıp bir kaç sayfa okusunlar yazım kurallarına baksınlar; yazım kurallarını doğru kullanmayan yazarın kitabı da iyi değildir. Yine kitabı bir kaç sayfa okusunlar ayaküstü, okunabilirliğini test etsinler, kafalarına yatarsa öyle alsınlar. Yoksa “isime” göre kitap almasınlar; genellikle hayal kırıklığına uğrarlar.</p>
<p>
<strong>Kitaplar daha çok internetten satılıyor, özellikle bu salgından sonra…</strong><br />
Evet haklısınız. Kitapların tanıtımını daha dikkatli okumaları ve yazarı hakkında daha iyi bilgilenmeleri belki bir çare olabilir; gerisi şansa kalmış diyeyim…</p>
<p><strong>Birçok yazarlık kursu atölyeleri var. Sanal alemde de çoğalmaya başladı. İnsanlar eve kapanınca yazarlık yeteneğini mi anımsadılar?</strong><br />
Yazarlık, şairlik öncelikle bir yetenek işidir. Herkes yetenekli olabilir ama aldığı eğitim ya da kendisini yetiştirmesine göre yazarlık yaşamı da şekillenir. Bu merdiven altına kadar inmiş yazarlık atölyeleri para tuzaklarıdır. Bence düzenli olarak kütüphaneye gitmek daha yararlıdır!</p>
<p> </p>
<p><img decoding="async" alt="" src="https://9koy.org/images/resimler/yıldız foto 2.jpg" /></p>
<p><strong>Siz yıllardır Ankara’da yaşıyorsunuz? Edebiyatmerkezi İstanbul değil mi?</strong><br />
Hemen hemen tüm edebiyat dünyasını tanıma olanağı buldum. Akademisyeninden yazarına, şairine ve heveslisine kadar.<br />
Ailemin Ankara’da olması nedeniyle 1992’de Edebiyat ve Eleştiri dergisini 2008’e kadar 100 sayı Ankara’da çıkardım. Haklısınız bu emeğimi İstanbul’da harcamış olsaydım belki daha etkili olurdum. Ama sanılanın aksine Ankara bir edebiyat şehridir.</p>
<p>
<strong>EDEBİYAT VE ANKARA</strong></p>
<p><strong>1.Yeni, 2. Yeni şiir akımı da Ankara’da başladı</strong><br />
<strong>değil mi?</strong><br />
Bir zamanlar en önemli yazar ve şairler -bugün olduğu gibi- Ankara’da yaşadı. Orhan Veli, Melih Cevdet Anday, Oktay Rifat, Ahmet Hamdi Tanpınar, Nurullah Ataç, Adnan Binyazar, Fakir Baykurt, Ceyhun Atuf Kansu, Cahit Külebi gibi.</p>
<p>Doğma büyüme İstanbullu olan Salah Birsel bile uzun süre Ankara’da yaşamıştı. Edip Cansever her hafta sonu gelirdi ve Piknik’te iki gün iki gece otururlardı Turgut Uyar’la. Yani İstanbul’dan Ankara’ya gelinirdi edebiyat ve şiir üzerine konuşmak için. Şimdi “medya” kavramı çıktı çıkalı herkes İstanbul’da bir “plaza” buluyor ve gidiyor.</p>
<p>Ankara’ya özelliğini veren önemli yazar ve şairler, kültür adamları yaşıyor hâlâ. Önemli yayınevleri ve kitapçılar burada. Marx’ın, Engels’in, Lenin’in bütün kitapları Ankara’da açtı gözünü Türkçe’ye. Sol Yayınları, Onur Yayınları burada. İmge, Dost, Bilgi yayınevi Ankara’nın ruhuna yakışır bir ciddiyetteler. En önemli edebiyat dergileri Folklor ve Edebiyat, Patika, Littera gibi dergiler Ankara’da yayınlanıyor. Yalçın Küçük, Ayla Kutlu, Erendiz Atasü, Hasan Ali Toptaş, Cemil Kavukçu, Hüseyin Atabaş, Ahmet Özer, Atilla Şenkon, Metin Turan, Kurtuluş Kayalı, Remzi İnanç gibi adını şimdi sayamadığım onlarca yazar ve şair dostum bu kentte soluk alıyor ve yazıyor.</p>
<p>“Eğer hapishanesine uğramamışsanız, o kentli sayılmazsınız daha” diye bir tümce vardır. Ulucanlar Cezaevi’ni tanıdım bu kentin ben; 12 Eylül döneminde dördüncü koğuşun misafiri oldum. Emniyet müdürlüğünde hırsızlar ve eşcinsellerle birlikte bitlendim. İlk öykümü ve tüm öykülerimi/yazılarımı bu kentte yazdım. Turgut Uyar’ın 15 yıl yaşadığı sokakta çıkardım ben Edebiyat ve Eleştiri dergisini…</p>
<p><strong>Televizyonda edebiyat programı da yaptınız; beraber çalıştık. Neden TV’de program yapma ihtiyacı duydunuz?</strong><br />
Nezihe Meriç’i kaybettiğimiz gündü, televizyonlarda tek bir ölüm haberi çıkmadığını gördüm. Dergiyi de kapatmıştım. Kendi halimde bir edebiyat programını ancak Halk TV’de yapabilirim diye kapılarını çaldım. 1999’un son aylarıydı. Sağ olsunlar 70 hafta aralıksız Gerçek Edebiyat adıyla program yaptım. Alaattin Bilgi, Ahmet Say, Tevfik Çavdar gibi önemli insanları kayda geçirdim. Amacım bazı değerlerimizi kayda geçmek ve kitlelere ulaştırmaktı.</p>
<p><strong>12 Eylül Hapishanelerinden söz ettiniz. Sahi kendinizden söz eder misiniz biraz…</strong><br />
Önce en son kitabım bundan iki ay önce yayınlandı: Edebiyatta Doğu’ya Dönmek. Bir öykü yazarıyım ama eleştirmen yanımın da etkili olduğu söylenir. Evet, 20-22 ve 28-29 yaşlarım hapislerde geçti… Öğrenciyken “Generallerin sonu Şah ve Somoza gibi olacak” başlıklı bildiriler basıp dağıttım. Ben tescilli bir aydınım yani. 12 Eylül faşizmine karşı yazı yazarak ve bunu dağıtarak karşı koymuş birisiyim. Sözde değil mahkeme kararıyla tescilli. Yedek subay maaşını aldığı halde beni askerde kantine verdiler sakıncalı olarak diye övünenler gibi değilim. Cezam Yargıtay’da kesinleştiği ve devlet memuru olamadığım için askerliğimi de 18 buçuk ay er olarak yapmak zorunda kaldım. Yani bir hayat gitti. 32 yaşında yara bere içinde Ankara’ya askerden döndüm ama hayat akıp gitmişti. Ruhum da paramparçaydı… Bu başka bir konu; fazla deşmeyelim. Bambaşka bir hayatım olacaktı. Yıllar sonra mahkeme kararıyla alabildim pasaportumu. Çok geçti.</p>
<p><img decoding="async" alt="" src="https://9koy.org/images/resimler/Ahmet Yıldız_ın kitapları.jpg" /></p>
<p><strong>Kitaplarınız ve ödüllerinizden söz edebilir misiniz?</strong><br />
1987’de Akademi Kitabevi Öykü Birincilik Ödülü aldım. 2012 yılında Homeros Edebiyat Ödülleri Tarık Dursun K. Öykü Ödülü Birinciliği ve Dil Derneği 2016 Onur Ödülü sahibiyim. <strong>Öykü kitaplarım:</strong> Üçlü Kavşak, Kadın ve Boğa, Genç Kyros’un Yazgısı, Nizamülmülk’ün Öldürülüşü, Alçaklık Öyküleri, Ayışığında Kargıdalı Tarlasında</p>
<p><strong>Eleştiri kitaplarım:</strong> Kertenkeleler ve Edebiyat, Büyük Yapıtlar Küçük Yapıtlar, Edebiyatta Doğu’ya Dönmek<br />
<img decoding="async" alt="" src="https://9koy.org/images/resimler/yıldız kitap 3.jpg" /></p>
<p>
<strong>Şimdi ne yapıyorsunuz? Yazarın tezgahı boş olmaz…</strong><br />
Sabahattin Eyüboğlu’nu tek kişilik oyun olarak sahneye koymak için oyun yazıyorum. İnternet dergisi gercekedebiyat.com’u yönetiyorum. Bolca kitap okuyorum film izliyorum. Korona günlerinde ne yapılabilir başka…</p>
<p>HABER : CENGİZ ALDEMİR / ANKARA</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/edebiyat-elestirmeni-ve-yazar-ahmet-yildizla-gunumuz-edebiyati-soylesisi.html">Edebiyat eleştirmeni ve yazar Ahmet Yıldız’la günümüz edebiyatı söyleşisi…</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/edebiyat-elestirmeni-ve-yazar-ahmet-yildizla-gunumuz-edebiyati-soylesisi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
