DOLAR 32,5362 0.24%
EURO 34,7810 0.08%
ALTIN 2.490,481,16
Ankara
18°

AÇIK

Silaha karşı çıkmak toplumsal şiddeti önler

Silaha karşı çıkmak toplumsal şiddeti önler

Dünyada çok ciddi tehdit oluşturan bireysel silahlanma, Türkiye’de her yıl binlerce insanın yaşamına neden oluyor. Umut Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ayhan Akcan, Türkiye’de bireysel silahlanmanın her yıl yüzde 3,5 ile yüzde 5 arttığına dikkat çekerek, yasaklanmasını savundu.

ABONE OL
29 Aralık 2020 00:00
Silaha karşı çıkmak toplumsal şiddeti önler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünyanın farklı coğrafyalarında gerçekleşen okul katliamları ve bazı topluluklara yönelik hedef tanımadan yapılan saldırılar sonrası dünya ülkelerinin gündemine gelen bireysel silahlanma; Türkiye’de de her gün ortalama 6 kişinin yaşamına mal oluyor. Hal böyleyken, Türkiye’de her geçen gün artış gösteren bireysel silahlanma, can almaya devam ediyor.
 

5 yılda 188 bin ateşli silah vakası

Can yakıcı bu durum, İçişleri Bakanlığı ve bireysel silahlanmaya karşı mücadele eden Umut Vakfı’nın raporlarında da yansıyor. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre; 2014-2019 yılları arasında 188 bin 425 ateşli silah vakası yaşandı. Ruhsatsız silah kullanımına yönelik tedbirler arttırılmasına rağmen en çok cinayet ruhsatsız ateşli silahla gerçekleşiyor. Umut Vakfı’nın ‘Türkiye’nin Silahlı Şiddet Haritası ve 2019 Raporu’na göre, geçtiğimiz yıl 3 bin 623 silahlı şiddet olayında 2 bin 211 kişi öldü, 3 bin 736 kişi de yaralandı. Silahlı şiddet olaylarının en çok yaşandığı kentlerinde başında, 410 ile İstanbul, 196 ile Ankara, 185 ile Antalya, 179 ile Samsun ve 172 olayla Adana geliyor.

 

2018’de 3 bin 679 silahlı şiddet olayında 2 bin 279 kişi yaşamını yitirdi, 3 bin 762 kişi ise yaralandı. Bu durum, yaralanma ve ölümle sonuçlanan silahlı şiddet olaylarında son 4 yılda yüzde 69 oranında artışa neden oldu.

 

Türkiye Avrupa’da 3. sırada

 

Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan The Small Arms Survey’in (SAS) 2017 raporuna göre de dünyada sivillerin elinde bulundurduğu ateşli silah sayısı 875 milyon civarında. Türkiye ise 13 milyon 200 bin silahla Avrupa’da üçüncü ülke. Türkiye’de bireysel silahlı şiddetten kaynaklanan sosyal maliyeti, (yaşamını yitiren insanlar, arkada kalan çocuklar ve onları tek başına büyütmek zorunda olan ebeveynler, emniyet güçlerinin suçluyu yakalamak için yaptığı çalışmalar, sağlık kuruluşlarında süregelen tedaviler vb.) yıllık 5 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor.

Amacını; hukukun üstünlüğünü savunmak, Türkiye’de bireysel silahlanmaya karşı faaliyetler yürütmek, toplumsal şiddetin önlenebilmesine katkı sunmak, barış ve uzlaşı olarak açıklayan Umut Vakfı, 27 yıldır bireysel silahlanmaya karşı etkin mücadele veriyor. Vakfın Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ayhan Akcan, silahlanmanın her geçen gün arttığına dikkat çekerek, silahlanmanın sona erdirilmesi gerektiğine dair değerlendirmelerde bulundu.

Her yıl yüzde 5 artış

Bireysel silahlanmanın her yıl yüzde 3,5 ila 5 arasında arttığına değinen Akcan, şunları söyledi:

 

“Özellikle kişilerin silaha kolay ulaşabilir olması, cinayet ve intihar gibi olaylarda etkili oluyor. Bu durum toplumda şiddetin hat safhaya çıkmasını sağlıyor. Her an ulaşılabilirlik oranı yüzde 90’ın üstündedir. Bu kadar silah şiddeti, ulaşılabilirlikle ilişkilidir. Yasa var fakat uygulamada da sıkıntı var.”

 
Akcan, dünyada sadece gelişmiş ve bazı gelişmekte olan ülkelerde silah edinimiyle ilgili ruhsat kayıt sistemi olduğunu ancak ülkemizde bireysel silah bulunduranların yüzde 85’nin ruhsatsız olduğuna dikkat çekti.
 

Aile içi kullanma

 

Silahın ölüm, yaralanma, korku yaratma ve şiddet objesi olarak evlerde bulundurulduğunu sözlerine ekleyen Akcan, kadınların ise uzun süre şiddete maruz kaldığı eş, sevgili, erkek arkadaş veya ailesindeki erkekler tarafından silahla öldürdüğüne işaret ediyor. Neredeyse her dört evden birinde silah olduğu tespitinde bulunan Akcan, “Kültürel olarak bulundurulmasının yanı sıra hırsızlık benzeri olaylar için caydırıcılık amacıyla evlerde bulunduruluyor. Fakat daha çok aile içinde kullanılıyor. Aile içi şiddette, intiharda kullanılıyor” dedi.

 

‘Cezasızlık teşvik ediyor’

 

Bireysel silahlanma sonucu gerçekleşen suçların “cezasızlık” nedeniyle artış gösterdiğini altını çizen Akcan, şu eleştirilerde bulundu:

 

“Yasa var ama uygulama yok. Uygulamadaki yetersizlik yasanın caydırıcılığını yok ediyor. Mesela açık havada ateş etmek. Her gün özellikle kırsal kesimde, şehir dışında, yazlıkta binlerce silah ateşleniyor. Bu suç 3 aydan 15 aya kadar hapis cezası gerektirir. Fakat her nedense uygulanamıyor. Cinayet dikkatsizlikle gerçekleştiği düğün, nişan gibi yerlerde normalde ‘olası kast’a girebilir. Bu bile nadiren uygulanıyor.”

 

‘Silaha ulaşılabilirlik azaltılmalı’

 

Bireysel silahlanmada ulaşılabilirlikte zorlukların olması gerektiğini vurgulayan Akcan, alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

 

 “Taşımaya kısıtlama, zorlaştırma olmalıdır. Yasadışı, kayıt dışı silah bulundurma, taşıma ve kullanma cezalarında caydırıcılık şart. Ruhsat başvurusunda bekleme süresi, eş veya avukat referans sistemi, evde denetim zorunluluğu, evde silah kasasını kilit altında tutma zorunluluğu, iflas, hastalık, öfke, boşanma gibi durumlarda kısa süreli silaha el koyma gibi önlemler ulaşılabilirliği azaltır. Bireysel silah edinimi yasaklanmalı. Sosyal sorumluluk projelerinin yaygınlığı ile hukukun üstünlüğünün ve uzlaşma kültürünün her alanda yaygınlaştırılması gerekir. Bireyin silah temin etmesi için, eşinin rızası istenmelidir. İş insanıysa, şirket veya kendi avukatından rıza istenmelidir. En önemlisi de kişi dilekçe ile silah temin etme talebinde bulunduğunda, 15 gün, bir ay bekletilmelidir. Bir de silah kullanım süresi 5 yıldan 2 yıla indirilmelidir. Öncesinden mutlaka eğitime tabi tutulmalıdır. Ruhsat sonrası denetim sistemi olmalı. Kişi silahı ortalıkta mı bırakıyor, yoksa silah kasasında mı? Bunun denetimi yapılmalı. Aile içi, özellikle boşanma zamanlarında, geçici süreyle silaha el konulması gibi tedbirlerin alınması gerekir. Bu tarz önlemler alınırsa, işlenen suçlar ve bireysel silah kullanımı yüzdesi de düşecektir. Silaha karşı çıkmak toplumsal şiddeti önler. Nihayetinde yasaklanması gerekir.”

 

‘Bireysel silahlanma yasaklansın’

Bireysel silahlanma sonucu kardeşi Serdar Çekiç gözleri önünde vurulan Aslı Akyar, yaşadığı travmayı atlatamadığını söyledi. Serdar Çekiç, 3 Temmuz 2019’da İstanbul Bağcılar TEM Otoyolu’nda “bireysel silahın” kullanıldığı tartışmada H.S. tarafından öldürüldü. Aslı Akyar, o günden sonra bireysel silahlanmaya karşı toplumu bilinçlendirme çalışmalarına başladı. Bir yılı aşkın bir süredir tarifsiz acılar yaşayan Akyar, “İki evladı olan kardeşim öldü. Boynu bükük kaldı yetimlerin. Sorarım şimdi size: Bireysel silahlanma ve trafik magandalığı daha kaç can yakacak, kaç çocuğu babasız bırakıp kaç yuvayı yıkacak?” diye soruyor ve bireysel silahlanmanın yasaklanmasını istiyor.

 

‘Türkiye’nin kanayan yarası’

Akyar, bireysel silahlanmayı “Türkiye’nin kanayan yarası” olarak tanımlıyor ve bu durumun her yıl yüzlerce insanın canına mal olduğuna dikkat çekiyor. Akyar, bireysel silahlanma nedeniyle herkesin risk altında olduğu uyarısında bulundu ve sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Biz de sıradan bir gün yaşarken, işimize giderken bir trafik magandasının kurşunlarının hedefi olduk. Yalnızca trafik kurallarını ihlal etmedi. Aynı zamanda kardeşim Serdar Çekiç’in yaşam hakkını elinden aldı. Benim de hayatıma kastetti. Bakkaldan peynir, ekmek alır gibi nasıl silah alabiliyorlar? Sokakta, trafikte bellerinde silahlarla bu kadar rahat nasıl gezebiliyorlar?”

 

‘İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı’

15 yıl önce arkadaşlarıyla yaşadığı tartışmada “bireysel silahın” hedef alması sonucu yaşamını yitiren 20 yaşındaki Yasin Solmaz’ın ağabeyi Fatih Solmaz (41), tepkisini şöyle dile getirdi:

 

 “Bir insanın hayatı bu kadar ucuz olmamalı. Kardeşimi öldüren şahıs bir anlık sinirle tetiğe bastığını söylüyor. Öyle de bir anlık sinirin karşılığı bir can olmamalı? Sen bu silahı nasıl temin edebiliyorsun? Sana bu fırsatı veren hukuk maddesi nedir? Kendi iç hukukumuzu vatandaşlarımız üzerinde tesir edemeyecek bir durumdayız ve bunun acısını çekiyoruz.”

 

‘Sistemin kurbanlarıyız’

 

Kardeşini kaybetmesinin ardından ailesiyle birlikte travma yaşadıklarını anlatan Solmaz, gerekli denetimlerin uygulanması ve tedbirlerin arttırılması ile bireysel silah temin edilmesinin engellenmesini istedi. Yetkililerin, yaşam hakkının korunması için harekete geçmesini talep eden Solmaz, “Yaşama hakkı devlet mekanizmaları tarafından güvence altına alınmalıdır ki vatandaşlar da görev ve ödevlerinin farkında olabilsinler. Biz bu sistemin kurbanlarıyız ama başkaları da bu sisteme kurban gitmesin. Bir insanın bir başka insanın hayatına son vermesinin hiçbir hukuki veya başka bir nedeni olamaz” dedi.

 

‘Herkesin hayatı tehlikede’

“Bireysel silahın” hedefi olan ve sakat kalan Turgut Bulut ise bunun bireylerin kolay bir şekilde silaha ulaşmasının sonucu olduğunu düşüncesinde. Bireysel silahlanmaya karşı mücadele ettiğini ifade eden Bulut, kendisinin binlerce mağdurdan biri olduğunu söyledi. Bulut,“Ben artık ömrüm boyunca yürüyemeyeceğim. Bugün bu durumda olan benim fakat sizlerin de bu duruma düşmeyeceğiniz ne malum… Bireysel silahlanma arttıkça ve bunun önüne geçilmedikçe, herkesin hayatı tehlikededir. Bunu anlamak için illaki başınıza gelmesi gerekmiyor. Rutin hayatınıza devam ederken, bir bakmışsınız birileri gelip hayatınızı sizden çalmış. İnsanlar daha çok mağdur olmadan, hayatını kaybetmeden, sağlığını yitirmeden, bireysel silahlanma yasaklansın” dedi.

 

HABER : GÜLİSTAN ÖZEL / İSTANBUL

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.