Küresel salgının en çok etkilediği alanlardan biri de eğitim oldu. Okulların uzun süre kapalı kalması ve uzaktan eğitime geçilmesi birçok öğrenciyi zorladı. Uzaktan eğitime erişim imkânı olmayan dezavantajlı öğrenciler eğitimlerinden geri kalırken, özel gereksinimli öğrenciler de uzun süre eğitimlerine devam edemedi. Salgın döneminde ortaya çıkan öğrenme kaybı giderilebilir mi? Uzaktan eğitim alan ile alamayan öğrenciler arasındaki bu fark kapatılabilir mi? ERG araştırmacıları Kayıhan Kesbiç ve Ezgi Tunca ile salgının eğitime etkisi, çocukların eğitime erişimi, okullulaşma oranları ve okul terki riskini konuştuk.


İnsan Hakları
Haber: Esra Ülkar         14/04/2022     75 GÜN ÖNCE

Nitelikli eğitim her çocuğun hakkı iken eskiye oranla okullaşma oranlarında artış yaşansa da her çocuk eşit derecede nitelikli eğitime erişemiyor. Bu tür zorlukların yaşandığı Türkiye’de pandemi süreci de yeni güçlükler ortaya çıkardı. Uzaktan eğitime geçilmesi öğrenciler arasındaki uçurumun daha da derinleşmesine neden oldu. Televizyon, bilgisayar, tablet ve internet gibi yeterli teknolojik donanıma sahip olmayan öğrenciler uzaktan eğitim sürecinde eğitimlerine kesintisiz devam edemedi. 

Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) yayınladığı ‘Eğitim İzleme Raporu 2021: Öğrenciler ve Eğitime Erişim’ dosyasında salgın sürecinde eğitim, uzaktan eğitimin durumu ve yol açtığı gelişmeler üzerinde duruldu. Bu raporun yazarlarından ERG araştırmacıları Kayıhan Kesbiç ve Ezgi Tunca ile uzaktan eğitimin etkisi, çocukların eğitime erişimi, okullaşma oranları ve okul terki konuları üzerine konuştuk. ERG araştırmacısı Ezgi Tunca

Soru: Dezavantajlı birçok öğrenci uzaktan eğitimden yararlanamadı. Öğrenciler arasındaki bu uçurum nasıl giderilecek ya da giderilebilir mi? 

Yanıt: Salgının etkisi halihazırda eğitime erişimde zorluklar yaşayan öğrenciler için daha da ağır oldu. Dijital araçlara ve internete erişim, bakım verenlerin dijital okuryazarlık seviyesi gibi faktörler eğitime erişimde kritik rol oynadı. Yapılan araştırmalar hem dünyada hem Türkiye’de okul terkinin artacağını öngörüyor. Ayrıca salgın döneminde ortaya çıkan öğrenme kaybının giderilmesi için öğrencilerin gereksinimlerinin belirlenmesi ve buna yönelik telafi eğitimleri ve destekleme çalışmaları hazırlanmalı. 

Bu noktada Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 9 Şubat’ta açıkladığı Ulusal Destekleme Programı (UDEP) önemli bir adım. 1,5 yıl sürdürülmesi planlanan program kapsamında yaz döneminde okullarda telafi eğitimleri düzenlendi. Program kapsamında düzenlenen çalışmaların değerlendirilmesinin yapılması ve buna göre kapsamlı bir yol haritası çıkarılması öğrenme kayıplarının giderilebilmesi için kritik. Eğitime erişimde yaşanan eşitsizliklere yönelik müdahalelerin çocukların farklılaşan ihtiyaçları göz önünde bulundurularak tasarlanması gerekiyor. 

Eğitim İzleme Raporu 2021: Öğrenciler ve Eğitime Erişim dosyasında “Eğitime Erişimi İçin Özel Önlem Gereken Çocuklar” bölümünde özel eğitim desteğine ihtiyacı olan, mülteci, çalışan çocuklar, köy okulları gibi çeşitli başlıklar altında ortaya çıkan ihtiyaçları değerlendirmeye ve mevcut durumu ortaya koymaya gayret ettik. Ele aldığımız başlıklarda salgın koşullarının kırılgan gruplardan çocukların maruz kaldığı eşitsizlikleri derinleştirdiğini ve çeşitlendirdiğini görüyoruz. Eşitsizliklerin giderilmesi için çocukların bütüncül politikalarla desteklenmesi önem taşıyor. Salgın deneyimlerinden faydalanarak okulların gelecekte yaşanması öngörülen krizlere dayanıklı hâle getirebilmesi büyük bir ihtiyaç. Bu süreçte eğitimin tüm aktörlerinin dahil edilmesi ve öğretmenlerin güçlendirilmesi öncelikli ilkelerden olmalı.

Soru: İlkokul, ortaokul ve lise kademelerinde güncel okullaşma oranları nelerdir? Son verilere göre okullaşma oranı konusunda ilerleme kaydedildi mi?

Yanıt: İlkokul yaş grubu olarak adlandırdığımız 6-9 yaştaki net okullaşma oranı bir önceki yıla göre 0,4 yüzde puanlık bir düşüşle yüzde 93,2 oldu. Önemli bir bölümü ortaokul kademesinde öğrenim gören 10-13 yaş grubunda ise net okullaşma oranı bir önceki yıla göre aynıydı ve yüzde 98,6’ydı. Tek artışı ise 14-17 yaş grubunda görüyoruz. Bu yaş grubundaki çocukların yüzde 90,8’i okullaşmış durumda ve salgın öncesi döneme göre 1,6 yüzde puanlık bir artış var. Bu verileri değerlendirirken salgının etkilerini henüz net bir şekilde göremediğimizin altını çizmekte yarar var, geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca devamsızlık takibi yapılmadığı ve sınıf tekrarı zorlaştırıldığı için. ERG araştırmacısı Kayıhan Kesbiç

Soru: ERG devamsızlık ve eğitimden kopma riski olan öğrencilerin çok yakından izlenmesi öncelik verilmesi gereken politika alanlarından biri olduğunu belirtiyor. Okul terkinde son durum nedir? Hangi kademelerde okul terki daha fazla?

Yanıt: Okul terkinin lise kademesinde yoğunlaştığını ve yaş ilerledikçe arttığını görüyoruz. Burada tabii ki 15 yaşın yasal olarak çalışmaya başlama yaşı olması da bu yaş grubunda görülen artışı açıklayan nedenlerden biri olabilir. Örneğin, 2019-20 eğitim-öğretim yılında 2004 doğumlu ve 15 yaşındaki çocuklarda net okullaşma oranı yüzde 92,3 iken bir yıl sonra aynı yaş grubundaki okullaşma oranı yüzde 88,5’e düşüyor. Geçtiğimiz yıl lise son sınıfta eğitim gören 17 yaşındaki çocuklarda ise okullaşma oranın yüzde 84,5 olduğunu ve geriye kalan yüzde 15,5’inin eğitim dışında olduğunu görüyoruz. Salgının okul terki verilerine dair etkilerini henüz tam anlamıyla göremiyoruz. Bu nedenle, yüz yüze eğitimin tekrar başlamış olduğu 2021-22 eğitim-öğretim yılındaki önceliklerden biri devamsızlık takibinin yakından izlenmesi ve salgının okul terki üzerine yaratması muhtemel etkiler için müdahale programlarının geliştirilmesi olmalıdır.

Soru: Covid-19 salgının okullaşma oranı ya da okul terkine herhangi bir etkisi oldu mu?

Yanıt: Öğrenciler resmi olarak yaşadıkları adrese en yakın okula sistem üzerinden kaydedildikleri, salgın döneminde devamsızlık ve başarı sebebiyle sınıf tekrarı zorlaştırıldığı için okullaşma oranlarına etkisini henüz ölçemiyoruz. Ancak zorunlu olmayan okul öncesi kademesinde okullaşma oranlarının salgın öncesi döneme göre sert bir düşüş yaşadığını söylemek mümkün. 5 yaştaki net okullaşma oranı salgın öncesi dönemde yüzde 71,2 iken bu oran salgın sürecinde yüzde 56,9’a düşüyor. Bölgeler bazında baktığımızda ise en sert düşüş Batı Anadolu ve İstanbul gibi kadın istihdamının yüksek olduğu bölgelerde görülüyor. Bu düşüşün bu bölgelerde yoğunlaşması salgının kadın istihdamına, çalışma ve yaşam koşullarına etkisine dair ipuçları veriyor.

Soru: Okul terkini önlemek için neler yapılabilir?

Yanıt: Bunun için öncelikle okul terkinin altında yatan nedenlerin yakından araştırılması gerekiyor. Bunları okul dışına iten ve okul dışına çeken nedenler olarak ikiye ayırabiliriz. Okul dışına iten nedenler okul ortamı kaynaklı sorunlar. Öğrencilerin etnik, engellilik durumu, cinsel yönelim gibi çeşitli sebeplerle zorbalığa maruz kalmaları, ayrımcı tutum ve pratiklerle karşılaşmaları bunun altında değerlendirilebilir. Bu noktada yapılması gereken öğrencilerin farklılıklarını ve ihtiyaçlarını gözetecek şekilde eğitim ortamlarının, içeriğinin ve yönteminin kapsayıcı hale getirilmesidir. Kapsayıcı eğitim aynı zamanda okul ortamında önyargıyı ve ayrımcılığı azaltacak, öğrencilerin okula karşı geliştirdikleri aidiyeti artıracak ve bu sebeple okul terkini azaltacak bir yaklaşım.  Ailelerin yaşadıkları ekonomik zorluklar ve öğrencilerin ailelerini destek olmak için çalışmak zorunda kalmaları okul dışına çeken nedenlerden. 

Eğitimin ilerde sağlayabileceği kazanımlara dair inançsızlık ve bu nedenle ailelerin eğitimi desteklememesi de okul dışına çeken nedenler arasında sayılabilir. Bu amaçla var olan destek mekanizmalarının artırılması ve geliştirilmesi önemli. Sorunların belirlenmesi ve takibi için okullarda sosyal hizmet uzmanlarının istihdam edilmesi önemli bir başlangıç olabilir. Buna ek olarak, okullardaki psikolojik danışman ve rehber sayısının artırılması da okul terkinin önlenmesi için atılabilecek adımlar arasında.

Soru: Mülteci çocukların okullaşma oranı artıyor ancak pandemi şartları onları da etkiledi. Bu çocukların eğitime erişiminde son durum nedir? Türkiye’de kaç mülteci çocuk eğitim alabiliyor?

Yanıt: Türkiye’deki mülteci çocukların önemli bir bölümü Suriyeli çocuklar olmakla birlikte Afganistanlı, İranlı ve Iraklı mülteci çocuklar da Türkiye’de yaşıyor. Ekim 2021’de yayımlanan verilere göre, Türkiye’de okul çağı olarak adlandırılan, 5-17 yaş grubunda, 1 milyon 265 bin 866 kayıtlı mülteci çocuk bulunuyor. 854 bin 839 mülteci çocuk okula kayıtlıyken okullaşma oranlarının yüzde 67,5 olduğunu görüyoruz. Mülteci çocukların okullaşma oranlarının okul öncesi ve ortaöğretim (lise) kademesinde diğer kademelere göre daha düşük seyrediyor. İlk ve ortaokul kademelerindeki okullaşma oranları sırasıyla yüzde 77,8 ve yüzde 82,7’ken 5 yaştaki (okul öncesi) ve ortaöğretim kademesindeki okullaşma oranları sırasıyla yüzde 32,7 ve yüzde 46,8’dur. 

Türkiyeli öğrencilerde görüldüğü gibi mülteci öğrenciler de yaşları ilerledikçe eğitim dışına çıkıyorlar. Örneğin, 9’uncu sınıfa devam eden mülteci öğrenci sayısı 30 bin 571’ken bu sayı 12’nci sınıfa devam eden mülteci çocuklarda 11 bin 744’e geriliyor.

Soru: Uzaktan eğitimde en çok sorun yaşayanlar arasında özel gereksinimli öğrenciler bulunuyor. Uzaktan eğitim sürecinden özel gereksinimli öğrenciler nasıl etkilendi?

Yanıt: Araştırmalar salgının ilk dönemlerinde özel gereksinimli çocukların okuldan ve destek mekanizmalarından uzak kalmalarının psikolojik güçlükler yarattığını ve ciddi öğrenme kaybına neden olduğunu gösteriyor. Bu nedenle 2020-21 eğitim-öğretim yılında özel eğitim okulları yüz yüze eğitimin önceliklendirildiği kurumlardan oldu. Ancak bu öğrenciler 94 gün yüz yüze eğitime devam edebildiler. Okullar 102 gün kapalı kaldı ve uzaktan eğitime devam etti. 

En uzun süre yüz yüze eğitim yapılan kurumlardan biri olmasına rağmen özel eğitim hizmetlerinden faydalanan öğrenci sayısı bu yıl geriledi. Özel gereksinimli öğrencilerinin ne türde eğitim alacağına ilişkin incelemeleri yapan ve eğitsel tanımalarını sağlayan Rehberlik ve Araştırma Merkezleri’ne (RAM) yapılan başvuru sayısının bir önceki yıla kıyasla yüzde 53,1 azaldığı görülüyor. Her ne kadar RAM 6 Temmuz 2020’den bu yana hizmetlerini sürdürse de salgından kaynaklanan çeşitli nedenlerin başvuru yapılmasına engel teşkil ettiği anlaşılıyor. 2020-21 eğitim-öğretim yılında kaynaştırma yoluyla eğitim alan öğrenci sayısı ise 1.581 artarak 319 bin 881 oldu. Ancak kaynaştırma yoluyla eğitimin uygulanmasında sorunlar yaşanıyor. Salgının getirdiği koşullar ise bu öğrencilerin yaşadıkları sorunları keskinleştirdi. Özel gereksinimli öğrenciler canlı dersleri veya hazırlanan içerikleri takip etmekte zorlandılar. Buna yönelik olarak MEB özel gereksinimli öğrencilere için içerikler hazırladı. Ancak Bireyselleştirilmiş Eğitim Programlarına, destek eğitim odalarına ve rehabilitasyon hizmetlerine erişim zorlaştı. Bu gibi mekanizmalara erişim, eğitimin özel gereksinimli çocuklar için bütünleştirici olabilmesi için kritik. 

 

Soru: Türkiye’deki özel gereksinimli çocukların ne kadarı eğitim alabiliyor? Şu anki mevcut durum nedir ve neler yapılmalı?

Yanıt: Türkiye’de engelli bireylerin sayısına ve yaş kırılımlarına ilişkin kamuoyuyla bilgi paylaşılmıyor. Bu nedenle engelli çocukların okullaşma oranlarını bilemiyoruz. 

Özel gereksinimli çocukların eğitime erişimine ilişkin mevcut durumu MEB tarafından paylaşılan veriler aracılığıyla kısıtlı bir şekilde izleyebiliyoruz. Buna göre 2020-21 yılında toplamda 425 bin 816 çocuk örgün eğitimde özel eğitimden faydalandı. Uzun yıllardır özel eğitim hizmetlerinden faydalanan öğrenci sayısı artış gösterirken bu yıl geçtiğimiz yıla kıyasla düşüş yaşandı. Bu düşüş salgının bu çocukların eğitime erişimlerinde olumsuz etkisini gösteriyor. Ortaokul kademesinde 180 bin 630 öğrenci kayıtlıyken, bu sayı ortaöğretim kademesinde 86 bin 263’e düşüyor.

Geçtiğimiz yıllarda da karşımıza çıkan bu düşüş özel gereksinimli çocukların eğitim süreçlerinde kalabilmeleri için özel önlemlerle desteklenmeye ihtiyaç duyduklarını gösteriyor. Öğrenci sayısının en düşük olduğu kademeyse okul öncesi. Halbuki Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği’ne göre 36 ayını tamamlayan ve özel eğitim ihtiyacı bulunan çocuklar için okul öncesi eğitim zorunlu. Özel gereksinimli çocukların okul öncesi eğitimden faydalanması hem birçok beceriyi kazanmalarının hem de eğitime devam etmelerinin sağlanması açısından çok önemli. Bu nedenle önceliklendirilmesi gereken politikalardan biri olmalı ve tam anlamıyla uygulamaya geçirilmesi için gerekli önlemler alınmalı. 

Özel eğitim hizmetlerinden faydalanan kız çocukların sayısı oğlan çocuklara kıyasla oldukça düşük. Kız çocukları kayıtlı öğrencilerin yüzde 36,7’sini oluşturuyor. Kız çocuklarının eğitime erişiminin sağlanabilmesi için tanı konulmasından başlanarak eğitime ilişkin tüm süreçlerin kapsayıcı bir şekilde tasarlanması gerekiyor.