DOLAR 31,0062 0.3%
EURO 33,5578 0.31%
ALTIN 2.022,320,53
Ankara
10°

PARÇALI BULUTLU

Okullara karşı yasa dışı tavra dini kılıf: “Haram”

Okullara karşı yasa dışı tavra dini kılıf: “Haram”

Türkiye’de tarikat ve cemaatler eğitim alanındaki etkilerini arttırıyor. Bu yapılanmalara mensup pek çok aile “haram” olduğunu savunarak çocuklarını okula göndermiyor, örgün eğitimden uzak tutuyor. Bu tutum özellikle kız çocuklarının eğitim hakkını ellerinden alıyor. Eğitim hakkı gerek Anayasa ve yasalar gerekse uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınıyor. Kız çocuklarını okula göndermeyenlerin anlattıkları ise bu hakkın korunması için yetkililerin somut adımlar atmadığı hatta mevcut durumu görmezden geldiği yönündeki eleştirileri doğrular nitelikte. Konya’da dini gerekçelerle kız çocuklarını okula göndermeyen tarikat mensuplarının yasalara karşı rahat tutumları ve okul karşıtı görüşlerinin yaygınlığı dikkat çekiyor. Hatta aralarında terör örgütlerini desteklediklerini açıkça söylemekten çekinmeyenler de var. Ceren Bala Teke, ulusal rapor ve istatistiklere yansıyan okul karşıtlığını inceledi, çocuklarını okula göndermeyenlerle konuştu.

ABONE OL
23 Ocak 2024 13:29
Okullara karşı yasa dışı tavra dini kılıf: “Haram”
4

BEĞENDİM

ABONE OL

Ceren Bala Teke

Türkiye’de tarikat ve cemaatler birçok alanda etkinliğini arttırırken eğitim alanında da varlıklarını güçlendirmeye başladı. Birçok tarikat ve cemaat yapılanması mensubu, çocuklarını bazı nedenlerle örgün eğitime dahil etmiyor. Özellikle kız çocukları karma eğitim ve erkek öğretmenler gerekçe gösterilerek okula gönderilmiyor, eğitim hakları gasp ediliyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “2021-2022 Örgün Eğitim İstatistikleri”ne göre okul çağında olmasına rağmen 866 bin kız çocuğu örgün eğitime dahil değil. Kız çocuklarının yaklaşık yüzde 62’si “açık öğretim” adı altında okula gitmeden “eğitim” alıyor. Açık öğretim verilerini de eklediğimizde ise okula gidemeyen kız çocuğu sayısı 1,5 milyondan fazla. 

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; 2020 yılında resmi olarak evlenen oğlan çocuk (16-17 yaş) sayısı 726 iken bu sayı aynı yaş grubu kız çocuklarında 13 bin 14’tür. Başka bir deyişle 16-17 yaş grubunda evlenen kız çocuk sayısı oğlan çocuk sayısının 18 katıdır. TÜİK verilerine göre 2020 yılında resmi evlilikler içindeki 16-17 yaşındaki kız çocukların oranı yüzde 2,7’dir. Zorunlu eğitim süresinin uzamasıyla birlikte bu oran yıllar içerisinde azaldı ancak illere göre artış gösterebiliyor. Üniversiteye gitmek evlilik yaşını uzatmak bakımından önemli olsa da istihdam için her zaman anlamlı olmayabiliyor. OECD tarafından paylaşılan verilere göre; 2019 yılında 20-24 yaş grubundaki kadınların yüzde 44’ü ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor. Aynı yaş grubundaki erkekler için bu oran yüzde 22. 

Eğitim Reformu Girişimi’nin (ERG) hazırladığı “Eğitim izleme Raporu 2023” verilerine baktığımızda ise 2022-2023 eğitim öğretim yılında zorunlu eğitim çağındaki yaklaşık 442 bin 643 çocuk, eğitim dışında kaldı. Bu çocukların 220 bin 904’ü yani yüzde 49,9’u erkek, 221 bin 739 ile yüzde 50,1’i kız çocuğu olarak kayıtlara geçti. Eğitim kademesine bakıldığında ise, eğitim dışındaki çocuk sayısı ilkokul çağındaki 6-9 yaş grubunda 75 bin 174, ortaokul çağındaki 10-13 yaş grubunda 83 bin 401, lise çağındaki 14-17 yaş grubunda ise 284 bin 68 oldu. Öte yandan; önceki yıl eğitime dahil olan en az 20 bin çocuk 2023 yılında okul kaydını yenilemedi. 

 

İktidar partisi ve ortakları eleştiriliyor 

Eğitim sisteminde yapılan değişiklikler ile Adalet ve Kalkınma Partili bazı siyasetçilerin pek çok açıklaması karma eğitime karşı eğilimi ortaya koyuyor. Bununla birlikte 2023 seçimlerinden sonra iktidar partisiyle işbirliği içindeki partilerden de karma eğitimi hedef alan açıklamalar geldi. 

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de kız çocuklarının eğitime erişememesinin sebebini “Velilerin çocuklarını erkeklerle aynı okula göndermek istememelerine” bağlayan açıklamasının ardından“Gerekirse kız okullarını da açarız” sözleriyle karma eğitime karşı olan yapılanmalara olumlu tavır sergilemekle eleştirildi. Bakan Tekin, TBMM Genel Kurulu’nda 2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ile Sayıştay raporlarının görüşmeleri devam ederken yaptığı açıklamada ise cemaat ve tarikat yapılanmalarını “sivil toplum kuruluşu” olarak niteledi ve şunları söyledi: 

“Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023 yılı itibarıyla geçerli 2 bin 709 tane protokolümüz var. Bu protokollerden bin 167 tanesi resmi kurumlarla, 550 tanesi STK’larla, 986 tanesi ise TEMA’dan Kızılay’a bir sürü STK’yla. Bunların içerisinde sizin ‘tarikat, cemaat’ dediğiniz, bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Ben bu protokollerle bize destek olanlara da teşekkür ediyorum. Onlarla protokol yapmaya da devam edeceğiz. Çünkü onlar çocukların dağa çıkmasını engelliyor. Onlardan siz bunun için rahatsızsınız. Ben o STK’larla protokol imzalamaya devam edeceğim. Çocuklarımın dağa çıkmaması için sizin insan kaynağınıza, insan yetiştirmemek için buna devam edeceğim.”

 

MEB bütçesi eriyor 

MEB bütçesinin merkezi yönetim bütçesi içindeki oranı ise her geçen yıl erimeye devam ediyor. 2023 yılında 9,64’lük oranı 2010 yılından bugüne görülen en düşük oran olarak kayıtlara geçti. Yüksek enflasyona rağmen 21 yılın en düşük beş oranından biri 2023 yılına ait oldu. Sadece asgari ihtiyaçlar dikkate alınarak ayarlanan MEB bütçesi, yıllardır yeni yatırımlar için neredeyse hiç kullanılmadı. Rakamsal olarak artış olduğu düşünülse de doğrudan eğitim hizmetlerine yönelik yatırımlar açısından bütçelerde gerçek anlamda bir artışın yapılmadığı görülmekte. Eğitim bütçesinin milli gelire oranı OECD ortalaması olan yüzde 6’ya 21 yılda hiç ulaşamadı. 

 

Okullaşma düzeyi düşüyor

Okullaşma oranları açısından konuya bakıldığında ise Eğitim-Sen verilerine göre, son on yılda ilkokulda okullaşma oranı yüzde 99,57’den yüzde 93,16’ya düştü, ortaokulda okullaşma oranı yüzde 95,68’den yüzde 89,84’e geriledi. Lisede okullaşma oranı ise yüzde 67,37’den 53,55’e düştü. Okullaşma oranının düşmesine neden olan durumların başında çocukların ekonomik kaygılarla aile ekonomisine dahil olması, evlendirilmesi ve bu nedenlerle okulun bırakılması ya da örgün eğitim terk edilerek açık öğretim okullarına geçiş yapılması geliyor. 

 

18 yaşından küçük toplam çocuk anne sayısı 8 bin 271

TÜİK’in “2022 yılı İstatistiklerle Çocuk” verilerine göre, kız çocuklarının toplam resmi evlenmeler içindeki oranı yüzde 2,3. Rapora göre toplam resmi evlilik sayısı ise 561 bin 710. Resmi evlilik sayısının yüzde 2,3’ü hesaplandığında 12 bin 919 kız çocuğunun erken yaşta evlendirildiği ortaya çıkıyor. Son 10 yılda resmi verilere göre toplam 302 bin 159 kız çocuğu evlendirildiği görülüyor.

2002-2021 yılları arasında TÜİK’in açıkladığı verilere göre; 16 ve 17 yaşında olup aile onayı ile evlendirilen kız çocukları sayısı 731 bin 16, oğlan çocuklarının sayısı ise 34 bin 795. Aile onayı ile evlendirilen kız çocuklarının sayısı, oğlan çocuklarının sayısının 21 katı. Bu sayı 16-17 yaş ve aile onayı ile yapılan resmi evliliklerin sonucunda ede edilen veri. Resmi nikah olmayan, 16 yaş altında olan çocuklar bu verilere dahil değil. 2002 – 2021 arasında sadece 16-17 yaşında aile onayı ile evlendirilen 1 milyona yakın çocuk var.

UNFPA’nın 1993-2018 yılları arası yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de 18-45 yaş arasındaki her 5 kadından 1’i çocuk yaşta evlendi. Çocuk yaşta evlenen her 3 kadından biri ise yine çocuk yaşta anne oldu. Yine çocuk yaşta evlenen kadınların yarısı şiddete maruz kaldı. TÜİK resmi verilerine göre her yıl binlerce çocuk anne oluyor. Bunlardan bazıları 15 yaşından küçük. Resmi verilere göre 2021 yılında 15 yaşında küçük 117 olmak üzere toplam 7 bin 190 çocuk doğum yaptı.  Aynı verilere göre 2020 yılında çocuk yaşta doğum sayısı 8 bin 304, 2019 yılında 10 bin 138. Bu sayı 2019’da 152; 2018’de 187 ve 2017 yılında 273 idi. 18 yaşından küçük toplam çocuk anne sayısı 8 bin 271.

 

“Namusunu korusun, okumasın”

İktidar temsilcilerinin uygulama ve açıklamaları, tarikat ve cemaatlerin eğitim alanında güçlenmesine alan açmak olarak özellikle muhalefet partilerinin eleştirilerinin odağında yer alıyor. Konya’da çocuklarını okula göndermeyen bazı tarikat ve cemaat mensuplarının görüşleri de eleştirileri doğrular nitelikte. Kız çocuklarını eğitimden uzak tutanların rahat tavırları bu tutumun yasa ya da kural tanımaz boyuta geldiğini, okul karşıtlığını meşru gördüklerini ortaya koyuyor. 

Konya’da yaşayan ve “Kaplancılar” grubu mensubu olduğunu belirten Muhammed S., imam nikahlı eşinden olan dört kız çocuğunu okutmadığını söyledi. İki eşi olduğunu, ikisinin de okula gitmediğini ancak hiçbir eksikleri olmadığını savunan Muhammed S., erkek öğretmenin eğitim vermesini, üniversite öğrencilerinin kılık kıyafetini, Cumhuriyeti ve karma eğitimi “ahlaksızlık” olarak niteledi ve şunları söyledi:  

“Büyük kızım birkaç sene gitti okula. Bir gün amcasını okuldan almaya gönderdim. Derste erkek öğretmen varmış. Bir de İngilizce öğretiyormuş. Bu çocuklar daha ‘Hak dili’ olan Arapça’yı bilmiyor. İngilizce öğrenip ne yapacaklar? Amcası hem derste erkek öğretmen vardı hem de çocuğun yanında erkek oturuyordu deyince aldım okuldan. Namusunu korusun okumasın. İşim düşüp de üniversite taraflarına gidince görüyorum ben okuyan kızların halini. kadın dediğin biraz saklar kendini, her yerleri açık. Bu mu okumak, eğitim almak? Evinde oturur, öğrenir ne öğrenecekse.”

 

Okula gidip “Atatürk’ün fotoğrafı indirilecek” diye şart koştu

Muhammed S., kızının okula gidebilmesi için okul yönetimine bazı şartlar sunmuş ve bunların kabul edilmesini istemiş. Sunduğu şartların kabul edilmemesi de ona göre ahlaksızlık. 

“Okuldan alınca kız çok ağladı, gitmek istedi okula. Dedim gidip öğretmenlerle görüşeceğim. Şartlarımı kabul ederlerse olur. Okula gittim, şartlarımı söyledim. Atatürk’ün fotoğrafı indirilecek benim çocuğumun dersliğinden, erkek sinek dahi olmayacak. Kabul etmediler. ‘Modern ve çağdaş dönem’ dedi öğretmenler. Yok, bu ahlaksız bir dönem. Cumhuriyet diye sahip çıktığınız şey ahlaksızlık getiriyor. Çıkın şurada Zafer Meydanı’nda yürüyün. Vallahi etrafıma bakamıyorum. Herkesin baldırı çıplak, göbeği açık. Helak olacağız. Olmaya da başladık zaten. O depremler boşuna olmadı.”

 

“Benim çocuklarım evde eğitim alıyor. Çünkü haram”

Çağdaş eğitime karşıtığını ve yasa dışı tutumunu dini gerekçelerle, haram ve günah diyerek meşrulaştırmaya çalışan Muhammed S. iki eşinin de kendisi olmadan sokağa çıkamadığını anlattı.

“Bir tane de erkek çocuğum var. O gidiyor okula ama imam hatip. Haram kardeşim çünkü haram. Bak, seninle konuşmamız bile haram ama sen hiç çekinmiyorsun. Modern dediğiniz o eğitim sistemi bozdu ahlakınızı. Evde eğitim alıyor benim çocuklarım. Türkçe de değil, Arapça. Bilecek bu dili, kitabını anlayacak. Biz gerekirse neyimiz varsa bu din için veririz. İki eşim var dedim, evet. Onlar da çok mutlu. Çalışmıyorlar. Kadının yeri ev, güvende olduğu yer orası. Markete gitmek isterlerse gidiyoruz birlikte, komşuya gidiyorlar eşi yoksa. Sosyallik dediğin nedir ki? Al bu da onların sosyalliği. Haram kardeşim… Göndermem kızımı okula, eşlerim de evde oturur. Günaha giremem.”

 

“IŞİD mensubuyum, kız çocuklarım evde eğitim alıyor”

Muhammed S.’den daha radikal görüşlere sahip veliler de var. Terör örgütü IŞİD yapılanmasına mensup olduğunu iddia eden ve bu kanlı örgütü açıkça savunmaktan çekinmeyen Suriyeli Rehta V., kız çocuklarını okula göndermediğini ve cezadan kaçmak için açık öğretime kaydettirdiklerini anlattı: 

“Herkes korkuyor IŞİD deyince. Korkacak bir şey yok. Ben Suriye’den geldim, savaştan. burada yaşıyoruz artık burada da düzenimizi kurmamız gerekiyordu. Kurduk, hamdolsun. Çocuklarımız kendi dersliklerimizde eğitim alıyor zaten. Bizim çocuklarımız sizinkilerden daha az eğitimli değil. Okula gitmesine gerek yok. Erkek çocuğum yok benim. Kız çocuklarım var. Dini eğitimlerini alıyorlar evde. Birinin yaklaştı evlilik çağı zaten. Biz kendi içimizde yaparız öyle şeyleri. Yani evleneceği kişi bize mensup, bizim gibi yaşayan birisi olmalı. Yoksa olmaz. Bu televizyonda bir dizi var. Kızılcık Şerbeti. Oradaki şeylerin bir kısmı gerçek işte. Herkes dengiyle evlenmek zorunda. Benim kızım kocasına hizmetini edecek, o başka..”

Rehta V.’nin kızı G.H. ise konuşmayı reddetti. 

Eğitim hakkı ile ilgili tüm ulusal ve uluslararası mevzuat kapsamında devletin uluslararası sözleşmeler gereği örgün eğitime katılımı sağlaması gerekiyor. Bu sözleşmeler ve maddeleri şöyle: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin “Herkes eğitim hakkına sahiptir. Eğitim, en azından ilk ve temel eğitim aşamasında parasızdır. İlköğretim zorunludur. Teknik ve mesleksel eğitim herkese açıktır. Yükseköğretim, yeteneklerine göre herkese tam bir eşitlikle açık olmalıdır” diyen 26.maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 1 Nolu protokolü, Ekonomik Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 13’üncü maddesi, Herkes İçin Eğitim Dünya Beyannamesi’nin 2’nci ve 5’inci maddeleri, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin özellikle 17, 28, 29 ve 30’uncu maddeleri, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’nin 7’nci ve 24’üncü maddeleri, Yükseköğretim Kurumlarının Özerkliği ve Akademik Özgürlük Üzerine Lima Bildirgesi ile Anayasa’nın 10, 41 ve 42’nci maddeleri. Bu hükümlerin onaylanması, uluslararası topluma ve vatandaşlarına, eğitim hakkıyla ilgili dört temel yükümlülüğü yerine getirmeyi, mevzuattan planlamaya, uygulamadan bütçeye bu doğrultuda hareket etmeyi taahhüt etmek anlamına geliyor. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti,  

  • Eğitim hakkından yararlanmayı zorlaştıran ya da engelleyen uygulamalarda bulunmama,
  • Üçüncü bir tarafın eğitim hakkından yararlanmayı zorlaştırmasının ya da engellemesinin önüne geçme,
  • Birey ve toplulukların eğitim hakkından yararlanmalarını sağlayacak tedbirler alma,
  • Eğitim yoluyla, eğitim süreç ve ortamlarında insan hakları kültürünü yaygınlaştırma,

taahhüdünde bulunuyor.


“Bu haber, Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla Ceren Bala Teke sorumluluğu altındadır. Avrupa Birliği’nin ve Gazeteciler Cemiyeti’nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir. Gazeteciler Cemiyeti içeriğin üretilmesinde ve düzenlenmesinde rol almamıştır.”


 

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.