DOLAR 32,8248 0.04%
EURO 35,2439 -0.18%
ALTIN 2.451,13-1,53
Ankara
25°

AÇIK

Okul çağındaki 456 bin otizmli çocuk eğitim dışı

Okul çağındaki 456 bin otizmli çocuk eğitim dışı

Bireylerin iletişim becerilerini etkileyen ve bazı takıntılı davranışlar sergilemesine neden olan otizm tüm dünyada sık görülen nöro gelişimsel bir farklılık. Otizmin bilinen tek ilacı ise erken tanı ve yoğun, sürekli, bilimsel temelli özel eğitim. Ancak otizmli bireylerin neredeyse yüzde 90’ı eğitime erişemiyor. Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Burçak Karakaya, “Erken tanı ve eğitimle, otizmli bir çocuk yeniden doğabilir” diyor.

ABONE OL
1 Haziran 2023 12:40
Okul çağındaki 456 bin otizmli çocuk eğitim dışı
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Esra Ülkar – İstanbul

Dünyada doğan her altmış sekiz çocuktan biri otizmli olarak dünyaya geliyor. Tohum Otizm Vakfı’ndan alınan bilgilere göre, Türkiye’de 1,5 milyonun üzerinde otizmli birey olduğu tahmin ediliyor. Bunun yaklaşık beşyüz binini 0-18 yaş aralığındaki çocuklar oluşturuyor. Ancak zorunlu eğitim çağındaki bu çocukların yalnızca kırk dört bini eğitime katılabiliyor. Veriler yaklaşık 456 bin otizmli çocuğun eğitimin dışında kaldığını gösteriyor. Otizmin belirli bir tedavisi yok, bilinen tek ilacı ise eğitim. Ne kadar erken teşhis edilip özel eğitim alınabilirse otizmli çocuklar otizmin yol açtığı yetersizlikleri iyileştirebiliyor, hayata karışabiliyor. Ancak otizmli çocuklar için eğitime ulaşmak oldukça zor. Özel eğitimin yanı sıra okullarda kaynaştırma öğrencisi olarak eğitim alma hakları bulunsa da bu çoğu zaman mümkün olmuyor. Bu çocuklar okul yöneticileri, öğretmenler ve bazı veliler tarafından okullarda istenmediği için birçok okul değiştirmek zorunda kalabiliyor. Türkiye’de otizmli çocukların gelişimi ve eğitimi konusunda çalışmalar yürüten, 20 yılda 760 bin 987 otizmli çocuğun ve ailesinin hayatına dokunan Tohum Otizm Vakfı’nın Genel Müdürü Burçak Karakaya ile otizmi ve onlar için oldukça önemli olan eğitimi konuştuk.

Otizm, nöro gelişimsel bir farklılıktır

Burçak Karakaya

Otizm, yaşamın ilk yıllarından itibaren fark edilebilen, bireyin iletişim becerilerini etkileyen ve bazı takıntılı davranışlar sergilemesine neden olan nöro gelişimsel bir farklılıktır” diyen Karakaya, otizmin belirtileriyle için şunları söylüyor:

“Otizmli bireylerde başkalarıyla iletişim kurma, etkileşimli oyunlar oynama, arkadaşlık geliştirme gibi sosyal becerilerde, akranlarına kıyasla belirgin farklılıklar görülebilir. Otizmin nedeni günümüzde hala tam olarak bilinmiyor. Yapılan araştırmalarda, genetik ve fiziksel çevre üzerinde duruluyor. Otizmin başlıca belirtileri arasında; göz teması kurmama, ismi söylendiğinde dönüp bakmama, sallanma, belirli sözcükleri tekrarlama, oyuncağı gözünün önünde evirip çevirme gibi tekrarlı-takıntılı hareketler sergileme, yaşıtlarının oyunlarına ilgi duymama, işaret parmağını kullanarak istediği bir şeyi göstermeme, akranlarına kıyasla konuşmada gerilik gösterme ya da hiç konuşmama, günlük yaşamdaki düzene ve rutinlere aşırı bağlı olma ve değişikliklere karşı aşırı direnç gösterme bulunuyor. Bu belirtilerden bir ya da birkaçı gözlemleniyorsa hemen bir çocuk psikiyatristine ya da çocuk nöroloğuna başvurulmalı.”

Erken tanı ve eğitim

Genel Müdür Karakaya, erken tanı ve eğitimin otizmli çocuklar için önemine de değinerek şöyle konuşuyor:

“Erken tanı ve eğitimle, otizmli bir çocuk yeniden doğabilir. Otizmin günümüzde bilinen tek çaresi, tek ilacı, erken tanı ve yoğun, sürekli, bilimsel temelli özel eğitimdir. Üç-dört yaştan önce haftada en az 20 saat yoğun özel eğitim alan çocukların yaklaşık yarısında otizmin belirtileri azalabiliyor. Hatta bazı otizmli çocuklar ergenlik dönemine geldiklerinde tipik gelişen akranları gibi bağımsız olarak yaşamlarına devam edebiliyor. Dolayısıyla en önemli noktalar otizmli çocukların olabildiğince erken dönemde (18 ay civarı) tanı almalarını ve haftada 20 -30 saati bulan yoğun bireysel eğitim almalarını sağlamaktır.”

Afetlerde otizmli çocuklar


Otizmli çocuklar için çok önemli olan eğitimin kesintiye uğramaması gerekiyor. 6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle deprem bölgesinde ikamet eden birçok otizmli çocuğun eğitimi de olumsuz etkilendi. Bölgedeki çocukların eğitimlerinin kesintiye uğramaması için Tohum Otizm Vakfı birtakım çalışmalar yürütüyor. Afet ve acil durumlar sırasında oluşan kaos ve değişikliklerin otizmli çocukları diğer çocuklara oranla 3-4 kat daha fazla etkilediğini belirten Karakaya, vakfın yaptığı çalışmaları şöyle özetliyor:

İlk günden bu yana Tohum Otizm Vakfı Yönetim Kurulu ve Vakıf Sosyal Komitesi’nin de etkin katılımı ile 11 ildeki otizmli bireyler ve aileleri ile iletişimde olmak için çalışıyoruz. İhtiyaç sahipleriyle iletişim amacıyla dayanışma hattını devreye aldık. Bu hattı arayanlar talep ve ihtiyaçlarını paylaşıyor, biz de ihtiyaca göre ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına yönlendiriyoruz. Otizmli çocuklar günlük yaşamlarındaki rutinlerine ve kendi eşyalarına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Deprem bölgesinde aileler, temel ihtiyaçlarını temin etme güçlükleriyle uğraşırken bir yandan da otizmin getirdiği zorluklarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Otizmli çocukların gelişimlerinde ve iletişim kurmalarında teknolojik cihazlar da eğitimlerinin önemli bir parçası. Çok sevdikleri oyuncaklarını, teknolojik cihazlarını ve eğitim materyallerini depremde kaybettikleri için bu cihazlara ihtiyaçları söz konusu. Bu çocukları; ilgili bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, yerel sivil toplum kuruluşları iş birlikleri ile tespit ediyoruz. Yaş gruplarına özel olarak hazırlanmış Teknolojik Eğitim Kiti ve Eğitici Oyuncak Kitlerini onlara ulaştırıyoruz. İlk olarak Malatya’da ardından Hatay’da bu kitleri otizmli çocuklara ulaştırdık. Desteklerimiz devam edecek. Bununla birlikte deprem bölgesinde kurulacak konteyner kentlerde eğitime başlayacak okullarda ilgili kamu kurum ve kuruluşlarıyla iş birliği yaparak özel eğitim sınıflarının ihtiyacı olacak eğitim materyallerini sağlamayı, öğretmenlere ve ebeveynlere eğitimler vermeyi planlıyoruz. Tüm çalışmalarımızı bireysel, kurumsal destekçilerimizin bağışları ile sürdürüyoruz. Proje hedefimiz ise depremden etkilenen 2 bin 700 otizmli çocuğa ulaşmak.”

Otizmli bireye nasıl yaklaşılmalı

Otizmli çocukların Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda kaynaştırma öğrencisi olarak eğitim alma hakları bulunuyor. Ancak okul yöneticilerinin ya da velilerin farklı gerekçeler gösterip bu çocukları okullarda istememeleri nedeniyle pek çok otizmli çocuk henüz ilkokul çağında dahi birçok okul değiştirebiliyor. “Bu konuda neler yapılmalı?” sorusuna ise Karakaya şu yanıtı veriyor:

“Otizmli çocuklar özel eğitim uygulama merkezlerine gidebilecekleri gibi eğitimde fırsat eşitliği kapsamında akranları ile aynı eğitim ortamına da devam edebilirler. Ancak, okullardan dışlanma, kabul edilmeme, kabul edilse bile akran zorbalığı ile karşılaşma durumları sık sık yaşıyorlar. Bu durumlar otizmin yeterince bilinmemesinden kaynaklanıyor. Toplumun diğer fertlerinin otizmli bir bireye nasıl yaklaşması gerektiğini bilmesi, ayrımcı bir tutum yerine kapsayıcı bir tutum ile var oluşlarını ve bireysel farklılıklarını kabul etmesi oldukça önemli. Farkındalığı bu işin başlangıç noktası olarak kabul etmeliyiz. Öğretmenlerin, okul yöneticilerinin, velilerin otizmi ve özelliklerini bilmesi, kaynaştırmayla ilgili olumlu bakış açılarına sahip olmaları gerekiyor. Öğretimsel düzenlemeler açısından değerlendirildiğinde ise çocuğu gelişim ve öğrenme özellikleri açısından iyi tanımak, eğitsel ihtiyaçlarını iyi belirlemek, gerekli düzenlemeleri yapabilmek ve bunları bütünsel bakış açısıyla değerlendirmek önemli.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.