DOLAR 31,1636 0.03%
EURO 33,8440 0.05%
ALTIN 2.032,520,02
Ankara
13°

AÇIK

“Müziğin susmasına razı olmayın!”

“Müziğin susmasına razı olmayın!”

Salgın sürecinde hayatını müzik yaparak kazanan sanatçıların iş alternatifi kalmadığını, para kazanamayan bazı müzisyenlerin enstrümanlarını sattığını, başka işlere yönelmek zorunda kaldığını hatta canına kıydığına dikkat çeken Müzisyen Gürdal, sanatçıların içinde bulunduğu şartların iyileştirilmesi için yardım talep ederken yüzlerce insanın emeğinin olduğu müziğin susmasına razı olunmaması çağrısında bulundu.

ABONE OL
25 Mayıs 2021 00:00
“Müziğin susmasına razı olmayın!”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tüm dünyada bir yılı aşkın süren salgında, Türkiye’de en büyük sıkıntıyı yaşayan kesimler arasında sanatçılar, ilk sıralarda yer alıyor. 25 yıldır Ankara’da yaşayan Hemşinli bir sanatçı olan Müzisyen Nurettin Gürdal, 24 Saat Gazetesi’nin sorularını yanıtladı. Gürdal, Türkiye’de herhangi bir olumsuzluk yaşandığında, öncelikle konserlerin iptali edildiği ve müziğin susturulduğuna işaret etti. Müzisyen Gürdal, bu zihniyetten kurtulup müziği eğlence aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak bir şarkının topluma ulaşabilmesi sürecinde yüzlerce insanın emeğinin olduğunun altını çizdi.

 

Covid-19 salgınını atlatma sürecinde sanatçıların ürünleri ve performanslarından yararlanma yollarının bulunması önerisi getiren Gürdal, Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen konserlere harcanan yüksek meblağın daha adil bir şekilde planlanarak daha geniş bir kitleye harcanabileceğini belirtti. Gürdal, sosyal güvence ve sendikal örgütlenme olmaksızın çalıştıkları için birçok işçi gibi, devletten kısa çalışma ödeneği alamadıklarını, en temel haklardan bile mahrum kalabildiklerini söyledi.

 

Nurettin Gürdal önce sizi tanıyalım?

25 yıldır Ankara’da yaşayan Hemşinli bir sanatçıyım. 2 solo bir enstrümantal olmak üzere 3 albümüm var. Ayrıca tulum sanatçısıyım. Bunun yanında, Ankara ve Ankara dışındaki ilerde çeşitli mekânlarda sahne alıyor, dönem dönem konserler veriyorum. Kısacası hayatımı tamamen müzikten kazanıyorum. Son programı, 14 Mart 2020 tarihinde yaptık ve malumunuz olduğu üzere dükkânı kapattık. 

 

Canına kıyan, enstrümanını satan…

Covid-19 salgınında, müzik sektörü sizce nasıl etkilendi?

 

Eğlence mekânlarının kapanmasıyla birlikte restoran, bar, kafe, otel vb. yerlerde canlı müzik yapan sanatçılar, bu sanatçılara eşlik eden orkestra üyesi müzisyenler, teknik taraftaki tonmaister, rodi gibi çalışanlar işsiz kaldı ve tüm sektöre lojistik destek sağlayan diğer sektörler zincirleme olarak etkilendi. Sadece müzisyen deyip geçmemek lazım, bu sektörün beslediği ciddi bir grup var. Tabii sanatçıları da farklı gruplara ayırabiliriz. Çok ünlü olup büyük çapta konserler, yurtdışı programları vb. işler yapan sanatçılarımız da bu dönemde programlarının iptal edilmesi sebebiyle zorluklar yaşadılar. Öte yandan, daha küçük çaplı işler yapan, gerek küçük nüfuslu bölgelerde, gerekse turistik bölgelerde günübirlik programlarla yevmiye ile çalışan veya düğün, açılış gibi rutin olmayan ve teklif üzerine gidilen işlerle hayatını kazanan çok büyük sayıda sanatçı ve müzisyen de var. Büyük çaplı işler yapan sanatçılarımızın durumu belki nispeten daha iyi olabilir fakat bir sonraki hafta hangi işe gideceği meçhul olan sanatçıların şu anki durumu, ucunda ışığın hiç görünmediği bir tünelde olmak gibi bir durum.

 

2020’nin Mart ayında kapanan eğlence mekânları hâlâ açılmadı. Müzikli restoranlar bir dönem açıldı ama canlı müzikle ilgili kısıtlamalar devam etti. Bu durumda hayatını canlı müzik yaparak kazanan sanatçıların hiçbir iş alternatifi kalmadı. İşsiz kalıp para kazanamayan bazı müzisyen arkadaşlarımız canına kıydı! Birçok müzisyen enstrümanlarını sattı ve başka işlere yönelmek zorunda kaldı. Tabii diğer sektörlerdeki durum da pek parlak olmadığından, farklı işler bulmak da kolay değil. İşsizlik, para kazanamamak ve sürekli evde kalmak müzisyenlerin psikolojisini de etkilemiştir. Sanatçılar dışa dönük, insanlarla etkileşim içinde olan ve hareketli bir iş yaşamı olan insanlarken, şimdi işe gitmeyen ve gitmedikçe asosyal ve yalnız hisseden kişiler haline geldiler. Şimdi müzisyen ve sanatçılar, salgın döneminde bu zorluklarla mücadele ediyorlar.

 

“Kendimi çok yalnız hissettim”

Bu dönemde siz neler yaşadınız?

Kendimden bahsetmek gerekirse, başta kendimi çok yalnız hissettim. Müzik yapamamak, bir şeyler üretememek ve meslektaşlarımın kabuğuna çekilmesiyle birlikte hayat rutinim tamamen değişti. Tüm arkadaşlarımız boşluğa düştü ve karamsarlığa kapıldı. Önümüzü göremediğimiz bir sürece girmiştik ve bu dönemde yanımızda kimse yoktu. Herkes kendi derdine düşmüştü. Ben de kendi imkânlarımı zorlayarak ayakta durmaya çalıştım. Uzun yıllardan sonra ilk kez çocukluğumun işine dönüp köyümde çay topladım. Bizleri belirsizlik de etkiledi. Örneğin iki hafta sonrası için bir iş alıp, yeni kısıtlamaların getirilmesiyle birlikte işlerin iptal edildiği durumlar yaşadım. Her Bakanlar Kurulu toplantısı öncesinde belki kısıtlamalarda değişiklik olur diye heveslendik. Mekân sahibi arkadaşlarımızla planlar yapıp, kısıtlamaların devamı kararı alınınca umutlarımızın yeniden tükenmesiyle karşı karşıya kaldık. Hâlâ da bekliyoruz.

 

Seyircisiz konser verdirebilirler

Bu dönemi aşabilmek için sizin öneri ve beklentileriniz nelerdir?

 

Elbette her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi ben de böyle bir dönemde devletimin bana sahip çıkmasını ve kayıplarımı en aza indirecek önlemler sunmasını bekledim. Devletimiz belli sektörlere belli miktarda yardım yapmıştır, ancak yaşanan bazı olaylar bizleri üzdü. Örneğin, Cumhurbaşkanlığı himayelerinde düzenlenen konserlere yüksek meblağlarda paranın harcandığını duyduk. Bu harcanan meblağ daha adil bir şekilde planlanarak daha geniş bir kitleye harcanabilirdi. İşsiz kalan müzisyenlerimize devlet veya belediyeler eliyle seyircisiz konserler verdirilebilir, hem onlara az da olsa kazanç sağlanıp hem kendilerini unutulmamış hissetmelerine yardımcı olunabilirdi. Böylelikle karantinada olan halkımıza da moral ve motivasyon kaynağı sunulmuş olurdu. 

 

Müzik denince maalesef ülkemizde akla hep eğlenmek geliyor. Oysa bizim Anadolu’ya uçtan uca yayılan ve çeşitlilik gösteren kültürümüzde müzik, hayatın her anında var. Biz ölülerimize ağıt yakarız, acılarımızı zılgıt çekerek dindiririz. Toplumsal direniş ve dayanışmamıza türküler ve halaylar eşlik eder. Fakat herhangi bir olumsuzluk yaşandığında (şehit, kaza, doğal afet vs.), ilk önce konserlerin iptali ve müziğin susturulması akla geliyor. Bu anlayıştan kurtulmalı, müziği sadece bir eğlence aracı olarak görmeyi bir an önce bırakmalıyız. Covid-19 salgınını atlatmaya çalışırken de müzisyenleri ve sanatçıları kucaklayarak, onların ürünlerinden ve performanslarından yararlanmanın yollarını bulmalıyız.

 

Bakanlık ve meslek gruplarından yapılan yardımlar                                                                       

Bu süreçte belediye, özel kurum veya devlet kuruluşlarından herhangi bir destek gördünüz mü?

 

2020 Mart ayı ortasında kapanmamızdan sonra ilk yardım, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldı. Ankara’daki müzisyenlerin bir araya gelerek yaptığı talep üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan bu yardım, tek seferlik bir ödenek şeklindeydi. Daha sonra sene sonunda buna benzer ikinci bir yardım da yapıldı. Ben ikinci yardımı alamadım çünkü o kadar çok ihtiyacı olan müzisyen var ki, bir eleme yapılmak zorunda kalındı. Sanırım benim yeterince yardıma muhtaç olmadığıma kanaat getirildi. Özel kurumlardan bahsedecek olursak, müzisyenlerin bağlı bulunduğu meslek grupları tarafından üyelerine yönelik bazı yardımlar yapıldı. Örneğin ben bağlı olduğum meslek grubum olan Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği’nden (MSG) yine tek seferlik bir yardım alabildim. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise, 2021 yılı başında bizler için bir yardım programı başlattı ve bu çerçevede birçok sanatçı ve müzisyene 4 seferde ödenecek bir yardım yapılacağı açıklandı.

 

Bakanlık ve mesleki kuruluşlardan bir talebiniz olacak mı?

 

Elbette ülkemizde yardıma muhtaç çok sayıda insan var çünkü salgın sebebiyle birçok sektör ve işletme zor durumda. Ancak müzisyenlerin dezavantajı, sosyal güvence ve örgütlü oldukları sendikalar olmaksızın çalışmak durumunda olmalarıdır. Maalesef birçok işçi, devletten kısa çalışma ödeneği alırken, sosyal güvencesi olmayan müzisyenler, en temel haklardan bile mahrum kalabiliyorlar. Dolayısıyla bize yapılan yardımlar için gerek belediyeler, gerek özel kurumlar, gerekse Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tüm müzisyen ve sanatçı arkadaşlarım adına teşekkür etmekle beraber, bizlerin içinde bulunduğu şartları iyileştirmeleri için yardım talebinde bulunmak istiyorum. 

 

Yüzlerce insanın emeği bulunuyor

Vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Son olarak buradan herkese şu çağrıyı yapmak istiyorum: Hayatımızın her anında var olan müzik, en basitinden bir şarkının insanlara ulaşabilmesi için geçtiği süreçte yüzlerce insanın emeği bulunuyor. Bu emek durursa müzik susar ve hayat durur. Müziğin susmasına razı olmayın.

HABER : CENGİZ ALDEMİR / ANKARA

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.