DOLAR 32,5287 0.03%
EURO 35,0193 0.33%
ALTIN 2.435,560,02
Ankara
29°

AÇIK

Gazetecilikte kimlik mücadelesi: Hem “kadın” hem “gazeteci” olmak…

Gazetecilikte kimlik mücadelesi: Hem “kadın” hem “gazeteci” olmak…

Basın özgürlüğü sıralamasında 165. sırada yer alan Türkiye'de, kadın gazeteciler hem cinsiyet eşitsizliği hem de bölgesel sorunlarla mücadele ediyor. Şiddet, baskı ve dayanışma eksikliği, özellikle bölge illerinde daha belirgin hale geliyor. Büyük metropollere göre bu iller haber kaynakları yönüyle de daha zayıf.

ABONE OL
5 Eylül 2023 12:06
Gazetecilikte kimlik mücadelesi: Hem “kadın” hem “gazeteci” olmak…
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Furkan Tunçdemir – İstanbul

Türkiye, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü tarafından yayınlanan 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre, 180 ülke arasında 165’inci sırada yer alırken, Dünya Ekonomik Forumu’nun yayınladığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği 2023 Raporu’nda ise 146 ülke arasından 129. sırada bulunuyor. Her iki veri beraber değerlendirildiğinde, gazetecilik faaliyetinin giderek zorlaştığı Türkiye’de, “hem kadın hem de gazeteci olmak” ise çok zor… Kadın gazeteciler, Türkiye’nin her yerinde  pek çok taciz ve ihlalle karşı karşıya kalıyor.

Sahadaki problemler ise,  bölgelere göre de değişiklik gösterebiliyor. Bu değişikliği daha da görünür kılabilmek adına İstanbul, Ankara gibi büyük metropollerin yanı sıra,  küçük kentlerde çalışan kadın gazetecilerden değerlendirmeler  istedik. Konuştuğumuz gazeteciler, bölge ayrımı yapmaksızın, kadın kimliğinden dolayı tacize ve şiddete maruz kaldıklarını, eril zihniyet tarafından “zayıf halka” olarak görüldüklerini dile getirdi. Görüş bildiren gazeteciler, her türlü baskı ve ihlale rağmen,  kadın kimlikleri ile gazetecilik yapmakta kararlı olduklarının mesajını verdiler.

Bölge kentlerinde “sıkıyönetim” uygulamaları

Diren Yurtsever

Gazeteci Diren Yurtsever, kadın kimliği ile gazetecilik yapmanın zorluğuna dikkat çekti: 

“Örneğin polis haber takibi sırasında erkek bir muhabiri elleriyle iterken, bir kadının direkt saçından çekebiliyor. Bunun özel bir anlamı olduğunu düşünüyorum. Adeta erkek egemen bakışının, -Elinin hamuruyla ne işin var burada- sözüyle vücut bulduğu bir durumu yaşıyoruz”

Mevcut siyasal koşulların ve eril zihniyetin tüm yansımalarını kadın gazeteciler olarak her yerde yaşadıklarını vurgulayan  Yurtsever, “Mevcut politikalar bazen bölgelere göre farklı olabiliyor. Örneğin bölge kentlerinde son süreçte -sıkıyönetim- koşullarını aratmayacak uygulamalar söz konusu. Doğal olarak bölgede çalışan kadın gazeteciler, İstanbul, Ankara gibi kentlerde çalışan kadın gazetecilerden daha fazla bu şiddete, baskıya ve ihlale maruz kalabiliyor” dedi.

Dayanışmada bölgesel ayrımcılık

Toplumun gerici kesimleri tarafından -erkek gazetecilerin aksine- daha fazla hedef haline getirildiklerini belirten Yurtsever, kolluk baskısı veya toplumsal baskı karşısında gösterilen dayanışmanın da bölgelere göre değiştiğini vurguladı. Yurtsever: “Tüm bu sorunlar karşısında, bölge kentlerinde çalışan kadın gazeteciler için gösterilen duyarlılık, batıda çalışan kadın gazetecilere gösterilenin çok daha gerisinde. Bölge kentlerinde çalışanlar genelde Kürt kadın gazeteciler oluyor. Kürtsen, kadınsan yaşadığın baskı bir anlamda normal görülüyor. Bir de böyle ayrımcı bir fark var. Eşit bir yaklaşım da söz konusu değil. Yeterli tepki, dayanışma ve sahiplenme açığa çıkmıyor” şeklinde konuştu.

Bölge illerinde korucu müdahalesi

6 Şubat’ta deprem bölgesinde haber takibi yaptığı sırada saldırıya maruz kalmasıyla gündeme gelen Gazeteci Rabia Çetin, “Özellikle İstanbul dışında sahada çalışırken şunu deneyimledim, polis, asker veya korucular tarafından –en zayıf halka- olarak görüldüğümüz için kadın gazeteciler olarak ilk müdahaleye biz maruz kalıyoruz” dedi.

İstanbul’a kıyasla bölge illerinde daha ağır müdahalelere maruz kaldıklarını vurgulayan Çetin, deprem sürecinde Adıyaman’da başından geçen bir olayı anlattı:

 “Bir enkaza arkadaşımın ailesi için gitmiştim. Boynumda fotoğraf makinem ve kartım olduğu için gazeteci olduğum belliydi. Çalıştığım yeri söyleyince korucular tarafından önce sözlü saldırıya maruz bırakıldım, ardından fiziki saldırı girişiminde bulundular. Yanımdaki avukat arkadaşım ve depremzedeler kurtarmıştı beni. Ama orada aldığım -seni buraya gömeriz, kimse kurtaramaz- şeklindeki ölüm tehdidini, hakaretleri hala unutamadım”

Çetin’e göre, haber kaynaklarının kadın gazetecilere yaklaşımlarında da bölgeden bölgeye farklılık olabiliyor. 

Özellikle bölge illerinde haber için görüştüğü kişilerin, abartılı samimiyet kurma çabalarından bahseden Çetin, yaşadığı bir olayı şu sözlerle anlattı: 

“Bir dosya hakkında bilgi almak amacıyla irtibat kurduğum avukat, bir hafta sonra gece geç saatte beni aradı. Cevap vermemiştim, sonrasında nedenini sorduğumda haber için aradığını söyledi oysa Whatsapp hikayesinde tam da o sıra alkol aldığını görmüştüm. Özellikle bölge illerinde buna benzer şeyleri çok fazla yaşıyoruz.” 

Kaynaklara erişim bölgede daha zor

Elfazi Toral

Çalıştığı medya kurumunun, kadın bakış açısını ön plana çıkarmayı amaçlaması dolayısıyla haber kaynaklarının çoğunlukla kadın olduğunu belirten Gazeteci Elfazi Toral, kadınlar üzerindeki baskı ve sömürünün bölge illerinde daha görünür olduğunun ve bundan dolayı haber kaynaklarına erişilmesinde İstanbul’a kıyasla bu illerde daha fazla sorun yaşadığının altını çizdi.

Toral, bölgesel farklılığı şu şekilde açıkladı: 

“Coğrafyanın kadınlar üzerinde çok fazla etkisi var. Bunun yanında bir de sistem, o bölgede asimilasyon ve sindirme politikalarıyla özellikle kadınları ev içine hapsetmeye çalışıyor. Bölgede çalışırken, kadınlara ulaşabilmek onları konuşturmaya çalışmak, onlarda tedirginlik yaratabiliyordu. En çok zorlandığım durum, röportaj alamıyor olmak değil, kadınların korkularının olmasıydı, bir şeyleri rahatlıkla ifade edememeleri, hep erkek zihniyeti tarafından sindirilmiş olmalarından kaynaklıydı.”

Hedefteki gazeteci değil, çalıştığı kurum

Berivan Kutlu

Muhalif tutumlu ve soldaki gazetecilerin  her dönem ve her yerde zorluk yaşadığını hatırlatan Gazeteci Berivan Kutlu, gazetecileri hedef alan suçların -özellikle kolluk kuvvetlerinin işlediği suçlar- bölgelere göre değişmeksizin cezasız kaldığını da savundu:

“Bugün ana akımın en önde gelen gazetecileri muhalif medyaya geçince hedef haline geliyor fakat tam tersi olunca el üstünde tutuluyorlar. Burada aslında baskı altında olan gazeteciler değil kurumlar. Havuz medyası çalışanıysanız gittiğiniz her bölgede çok rahat haber yapabilirsiniz fakat muhalif, solcu veya özgür basında iseniz, başkentte bile haber takibi yapmakta zorlanırsınız” dedi. 

Bölgede gazetecilik yapmanın, İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerde gazetecilik yapmaktan daha zorlu yönleri olduğuna dikkat çeken Kutlu, sözlerini şu şekilde açıkladı: 

“Bölgede güvenlik sorunu, keyfi uygulamalar ve kaynak bulamama gibi problemler daha fazla yaşanıyor. Birçok kaynak konuşmaya korkabiliyor. Örneğin cezaevlerindeki tecride ilişkin İstanbul’da avukatlar röportajlar veriyor, radikal söylemlerde bulunuyor fakat Van’da röportaj vermekten kaçınıyorlar. Çünkü kolluğun, savcının hatta gardiyanın bile, cezaevine giderken kendisine sorun çıkaracağını biliyor ve korkuyor. Korkmaları gayet normal olsa da bizim çalışmamıza engel oluyor, şöyle ki bazı avukatlar dosya hakkında bilgi vermekten bile çekiniyor.”

Pahalılık büyük kentlerde gazetecileri daha fazla etkiliyor

Nida Kara

Siyasal otoritenin haber konusundaki hassasiyetinin, gazeteciye yaklaşımda belirleyici olduğunu belirten Gazeteci Nida Kara, “Aslında mesele sadece bölgeden bölgeye değişiklik göstermesi değil. Takip ettiğiniz haberden habere de değişiklik gösterebiliyor. Örneğin Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye düzenlediği askeri operasyonu takip etmek ile İzmir’deki bir Geri Gönderme Merkezi’nde yaşanan hak ihlallerini takip etmek arasında bazen bir fark olmayabiliyor” şeklinde konuştu.

Öte yandan gazeteciler için bölgesel farklardan bir diğeri ise ekonomik sorunlar. İstanbul’un yaşam pahalılığına dikkat çeken Gazeteci Kara, “Diğer kentlerdeki durum da her ne kadar iç açıcı değilse bile, İstanbul Türkiye’nin açık ara en pahalı şehri. Uluslararası basın kuruluşları için çalışan bir gazeteciyle yerelde çalışan bir gazetecinin kazançları arasında da astronomik farklar var. Bu anlamda ekonomik olanaklar gazeteciler açısından son derece zorlayıcı olabiliyor” dedi.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.