TCK 299 yani “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılanan gazetecilerin sayısı giderek artıyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası avukatlarından Ülkü Şahin, TCK 299’un basın üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığına dikkat çekerek, ilgili maddenin derhal kaldırılması gerektiğini vurguladı.


Gazetecilik
Haber: Cengiz Anıl Bölükbaş         23/08/2022     36 GÜN ÖNCE

TCK 299 yani “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılanan gazetecilerin sayısı giderek artıyor. Türkiye Gazeteciler Sendikası avukatlarından Ülkü Şahin, TCK 299’un basın üzerinde baskı unsuru olarak kullanıldığına dikkat çekerek, ilgili maddenin derhal kaldırılması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’de TCK 299, bir diğer deyişle “cumhurbaşkanına hakaret” davaları önemli bir tartışma konusu. Gazeteciler, öğrenciler, aydınlar, sanatçılar ve binlerce yurttaş bu suçtan ötürü yargılanıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olarak göreve başladığı 2014 yılından beri Türk Ceza Kanunu'nda yer alan "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla her yıl binlerce kişi yargılanıyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş ile birlikte Erdoğan’ın hem cumhurbaşkanı hem de AKP Genel Başkanı olmasından dolayı kendisine yönelik siyasi eleştiriler “cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması olarak değerlendirildi.

Bu süreçte bu suçlamaya en çok maruz kalan kesimlerden biri de gazeteciler. Media and Law Studies Association’ın (MLSA) verilerine göre, 2019 yılından itibaren en az 50 gazeteci “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandı. Yargılamaya konu olan unsurların başında ise en çok gazetecilerin yaptıkları haberler ve sosyal medya paylaşımları yer aldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu’nun verilerine göre ise, Ağustos 2014’ten 2022 yılının başlangıcına kadar en az 70 gazeteci “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla cezalandırıldı.

CENGİZ ANIL BÖLÜKBAŞ


TCK 299 nedir?

1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 299. madde Cumhurbaşkanı’na hakaret suçunu düzenliyor. İlgili maddeye göre, suçu sabit görülen kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına mahkûm ediliyor. Suçun alenen işlendiği durumlarda ise cezada altıda bir oranında artırım uygulanıyor. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlı. Cumhurbaşkanına hakaret suçu ile makamın değeri konusunda toplumun sahip olduğu duygu ve düşünceleri sarsan, Cumhurbaşkanlığı makamının şeref ve saygınlığına zarar veren fiil ve sıfatların isnat edilmesinin veya sövme fiillerinin cezalandırıldığı ileri sürülüyor.

Şahin: “Açılan soruşturmalar hukuka aykırı”
Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) avukatlarından Ülkü Şahin, cumhurbaşkanına hakaret suçlamasının güncel hukukta ilk olarak 2015 yılında yayımlanan Kerem Altıparmak ve Yaman Akdeniz’in kaleme aldığı “TCK 299: Olmayan Hükmün Gazabı mı?” yazısı ile tartışılmaya başlandığını hatırlattı. 

Şahin, yazıdan hareketle bu suça ilişkin süreci şöyle anlattı:

“Bu yazı, TCK 299 gibi devlet başkanlara yurttaşlardan daha üstün bir yasal koruma ve ayrıcalık sağlayan yasal hükümlerin Sözleşme’nin ruhuna aykırı olduğuna ve 10. maddede düzenlenen ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine dair Otegi Mondragon/İspanya, Colombani/Fransa ve yine mülga Türk Ceza Kanunu 158. Maddesine dair verilen ihlal kararlarından yola çıkılarak yazılmıştı. Yazı bu kararlar doğrultusunda Anayasa’nın 90. Maddesi 5. fıkrası gereği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve onun bir parçası olan bu içtihatları uyarınca ilga edildiği fikrini taşıyordu. Aradan geçen zamanda AİHM doğrudan TCK 299 için bir karar verdi. 2021 tarihli Vedat Şorli başvurusunda içtihadını korudu ve kararında Cumhurbaşkanının herkesten daha çok korunması ve Cumhurbaşkanına hakaretin, genel hakaret suçundan daha ağır ceza ile cezalandırılmasını AİHS’nin ruhuna uygun bulmadı ve TCK 299’un AİHM içtihadı ile uyumlu olacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. “

Şahin, kendisinin de “ilga fikrine” katıldığını belirterek, “Bu maddeye dayalı olarak açılmış ve açılmaya devam eden soruşturmaların hukuka aykırı olduğunu ve devam eden yargılamaların düşürülmesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.


“Gazeteciler en çok nasibini alanlar oluyor”


Bir dönem TCK 301’in çok yaygın olduğunu ve son altı yılın popüler ceza normunun da TCK 299 olduğunu dile getiren Şahin, gerek bir şekilde yapılan ihbarlarla başlayan ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar üzerine gerekse de bizzat cumhurbaşkanı tarafından yapılan şikayetlerle 2014'ten 2020 yılına kadar 160 bin civarı soruşturma, 35 bin küsur de dava açılmış durumda olduğunu hatırlattı.Türkiye Gazeteciler Sendikası Avukatı Ülkü Şahin

Şahin şunları söyledi: “Aradan geçen iki yılda ise bu sayının çok daha yükseldiği tahmin ediliyor. Elbette bu soruşturma ve davalardan kamuoyunun gözü önünde olan sosyal medyada açık kimliğini kullanan gazeteciler en çok nasibini alanlar oluyor. Gözdağı amacıyla sabaha karşı gözaltına alınan ve hatta Sedef Kabaş’ta olduğu gibi tutuklananlar isimler de var. Yapılan yargılamalarda ise beraat kararına çok nadir rastlanıyor; genellikle hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı veya ceza ile neticeleniyor. Verilen kararlar genellikle gerekçesiz şekilde kanun hükmünün tekrarı şeklinde oluyor. Avukatlar tarafından dosyalara sunulan AİHM kararları mahkemeler tarafından yok sayılıyor.”

“Toplumda chilling effect yaratıyor”


Cumhurbaşkanına hakaret konusunun basın ve tüm yurttaşlar üzerinde ciddi bir baskı unsuru olduğunu vurgulayan Şahin, bugün gelinen noktada haberde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ismi geçmese dahi ailesinden bir üyeye dair yapılan haberler ve hatta danışmalarına ilişkin yazılanların, çizilenlerin dahi cumhurbaşkanına hakaret olarak ele alındığını söyledi. 

“Hal böyleyken bu durum eleştiriyi, hicvi baskılıyor, toplumda chilling effect dediğimiz dondurucu etkiyi yaratıyor” diyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TCK 299 çıkarıldığı dönemde temsili, tarafsız bir cumhurbaşkanlığı makamı olduğu gerekçesine dayanılıyordu. Oysa o zaman da demokratik bir düzende devlet başkanının sade yurttaştan ayrıcalıklı, eşitliğe aykırı şekilde korunması kabul edilebilir değildi. Aradan geçen zamanda hükümet sistemimiz kökten değişti. Artık partili kimliğini sürdüren dolayısıyla taraflı, hükümetin başı ve icraatçı bir devlet başkanı var karşımızda. Bugün cumhurbaşkanı sıfatıyla parti genel merkezinde görüşme yapan, miting düzenleyen bir kişi var. Bir devlet görevlisinin böyle bir pozisyon işgal ederken üstün bir ayrıcalığa sahip olması düşünülemez. Kişinin her türlü eleştiriye tahammül etmesi gerekir. TCK 299’da düzenleme yapılması hiçbir şekilde kabul edilemez.  TCK 299 kaldırılmalı” diye konuştu.