DOLAR 20,1001 0.65%
EURO 21,5645 0.84%
ALTIN 1.258,190,68
Ankara
22°

HAFİF YAĞMUR

Empatinin bir adım ilerisi: Karanlıkta Diyalog Müzesi

Empatinin bir adım ilerisi: Karanlıkta Diyalog Müzesi

Karanlıkta Diyalog 10 yıldır ziyaretçilere karanlıkta, hiç bilmedikleri bir İstanbul’u yaşatıyor. Kentin simge mekanlarını alışılageldiği şekilde görerek değil karanlıkta keşfeden ziyaretçiler engellilerin yaşamına dair empati kurmanın bir adım daha ilerisine giderek onların günlük hayatlarını bizzat yaşıyor. Kuruluşundan günümüze her anına tanık olan Diyalog Müzesi Koordinatörü Nilay Goncagül ve müze rehberi Harun Sarıkaya Karanlıkta Diyalog Müzesi’ni 9. Köy’e anlattı.

ABONE OL
23 Mayıs 2023 14:51
Empatinin bir adım ilerisi: Karanlıkta Diyalog Müzesi
2

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Ahmet Çağatay Bayraktar – İstanbul

Bugüne kadar dünya üzerinde 130’dan fazla şehirde 8 milyondan fazla insana dokunmuş Karanlıkta Diyalog Müzesi 2013 yılından beri Gayrettepe Metro İstasyonu’nda alışılagelen müzelerden farklı bir deneyim sunuyor ziyaretçilerine. İlk olarak 1988’de Almanya’da Prof. Dr. Andreas Heinecke tarafından hayata geçirilen Karanlıkta Diyalog Müzesi’ni Türkiye’de hayata geçiren ise müzecilik geçmişi olan Pera Müzesi’nde de yöneticilik yapmış Hakan Elbir. Amerikan Doğal Tarih Müzesi’nin 2008 yılında New York’ta açtığı ve 237 bin kişi tarafından ziyaret edilen “İklim Değişikliği Sergisi: Hayata Tehdit ve Yeni Enerji Geleceği” sergisini 2011 yılında Santral İstanbul’da sergilenmesinde çalışan bir isim. Elbir, Karanlıkta Diyalog’u yerinde geziyor ve kısa süre içinde İstanbul’da hayata geçirmek için kolları sıvıyor. Öncelikle Diyalog Sergisi adıyla geçici olarak açılan Karanlıkta Diyalog ziyaretçilerini görme engellilerin yaşamıyla buluşturuyor. Burada ise ziyaretçilere engellilerin yaptığı sanat eserleri değil, bizzat kendi yaşamlarını ‘karanlıkta görme’ fırsatı sunuyor. Bu deneyim ise engellilerin yaşamını anlatmayı hedef haline getiren alışılagelmiş sergi veya etkinliklerden farklı olarak ziyaretçilerine empatinin bir adım ilerisine götürüyor. Müzenin içine girdiğinizde karanlık bir İstanbul karşılıyor sizi. 60 dakikalık gezi sırasında müzede çalışan görme engelli rehberler, kendilerine oldukça yakın olan bir dünyada karanlığa yabancı olan ziyaretçilere yol gösteriyor. 5 kişilik ziyaretçi gruplarının içinde günlük yaşamın İstanbul’u karanlık içinde geziliyor. Müze parkuru belli süreler içinde güncelleniyor, bu yüzden farklı dönemlerde farklı gezi rotaları ziyaretçileri bekliyor.

İstanbul’u karanlıkta geziyoruz

Görme engelli rehberler eşliğinde başlayan İstanbul seyahatinde ilk rota İstiklal Caddesi’nin tarihi tramvayı. Burada caddenin alışılagelen kalabalığını seslerden anlıyoruz. Her ziyaretçinin elinde görme engellilerin kullandığı beyaz bastonlar yer alıyor. Ziyaretçilere ise bu zamana kadar görmeye aşina oldukları detayları sadece dinleyerek fark etmek, değişimi anlamak kalıyor. Bu 60 dakika boyunca görme yeteneğinizi askıya alıp kendinizi işitme yeteneğinize, rehberinize ve biraz da sezgilerinize bırakıyorsunuz.

Basit detaylar bile zorlaşabiliyor

Engellilere yönelik ön yargıları kırmayı hedefleyen Karanlıkta Diyalog, görme engellilerin görsel sanatlarla ilişkilerinin kısıtlı olduğuna dair ön yargıyı da kırıyor. Nostaljik tramvay gezisinin ardından istikamet bir sinema salonu. Burada gösterilen filmler ise sesli betimleme teknolojisiyle birleşerek ‘izlenebiliyor’. Sinemanın ardından ise kısa bir soluklanma molası. Karanlık içinde bir kafede yine görme engelli kafe çalışanlarına sipariş verip dilediğiniz içeceği içebiliyorsunuz. Bu süre boyunca bardağı nereye koyacağınızı ve bardağın nerede olduğunu anlamak için göstereceğiniz fazladan çabaya şaşırmayın. Zira hayata dair her küçük detayda engellilerin neler yaşadıklarını ve hissettiklerini bu şekilde anlayabilirsiniz. Bunun yanında trafikte karşıdan karşıya geçme ve semt pazarına uğrama gibi aşamaları da var. 

Sırada vapur seyahati

Kafe molasından sonra sırada vapur seyahati. Vapurun ve kalabalığın sesi, anonslar ve hareket eden vapurun yarattığı rüzgar gerçekten de bir vapurdaymışsınız gibi hissettiriyor. Burada ise vapurun hangi istikamete gittiğini hayal etmek sizin elinizde. Balık ekmek kokularını hayal ederek Eminönü’nden kalkan bir vapurda olduğunuzu düşünebilirsiniz. Fenerbahçeliyseniz eğer Kadıköy’deki maça yetişme telaşını da hissetmeniz mümkün. Tüm bu tur boyunca görme engellilerin gerçek hayatta yaşadıkları sorunların aksine, kaldırıma park etmiş araçlar, kaldırımlarda devam eden sarı renkteki kılavuz hatlarının aniden kesilmesi, yüksek basamaklı merdivenler gibi fiziksel herhangi bir risk içinde bulunmuyorsunuz. Bu açıdan yoldaki engellere çarpma ve yaralanma riski de yok. Ama içinizde “Ya bir de bu engeller olsaydı ne yapardım?” diye düşünmeden edemiyorsunuz. Bu sayede bir diğer soru da aklınıza gelebilir: “Engellilerin asıl engelini kimler yaratıyor?”

“Sakıncalı soruları cevaplıyorum”

Harun Sarıkaya

Müze açıldığından beri rehberlik yapan Harun Sarıkaya küçük yaşlardan itibaren Tahtakale’de esnaflık yapmış, günlük hayatın içinde biri. Zaman içinde görme yetisinin azalmasına rağmen çalışma hayatına devam eden Sarıkaya, müzede çalışmaya başladığından beri hayatındaki değişimi şu şekilde anlattı: “Her zaman hayatın içindeydim. Çalışıyordum ve kendi ekmek paramı da kazanıyordum. Fakat Karanlıkta Diyalog bana başka bir yaşamın da olabileceğini gösterdi. Örneğin Tahtakale’de dükkan komşularım bana engel durumumla ilgili hiçbir şey sormazlardı. İnsanlar engellilere bunu sormanın ayıp olduğunu düşünüyor çünkü. Müzeye gelen ziyaretçilerimize sadece rehberlik etmiyorum, aynı zamanda toplumda sorulması sakıncalı görülen bu gibi soruları da cevaplandırıyorum. Müze bu açıdan da kalıpları yıkıyor ve bizi birbirimize yakınlaştırıyor”.  

“Engellilere karşı ön yargıları yazıyorum”

Harun da müzenin kendi içindeki kalıpları nasıl yıktığını anlatırken kendi içindeki değişimi de özetledi: “Burada görme engelli ve işitme engelli dört kadın, dört erkek sekiz kişi çalışıyoruz. Değişmemek için direnseniz de müze iyiye ve güzele doğru bir değişime götürdü bizleri. Aynı şekilde ziyaretçileri de. Ziyaretçilerimizle aramızda gezi süresince öyle bir bağ kuruluyor ki en sonunda her ziyaretçi istisnasız ‘Sizin için ne yapabilirim, nasıl katkıda bulunabilirim?’ diyor. Dans eğitmeni bir ziyaretçimiz de bu soruyu sordu ve tangoya başladım. Sonrasında çağdaş dansa geçtim. Geçen ay da Polonya’daki uluslararası bir dans turnuvasındaydım. Bir yandan ulusal bir gazetede yazarlık yapıyorum. Yazılarımda engellilerin karşılaştıkları ön yargıları yazıyorum. Bu ön yargıları aslında biz kendi kendimize inşa ediyoruz. Örneğin görme engelli bir kişi için dansın çok tehlikeli olabileceğini çok kişi söyledi bana. Halbuki gören bir kişi için ne kadar tehlike varsa benim için de bu ihtimal aynı oranda”. 

“Hayır yerine ‘deneyeyim’ diyorum”

Harun kendisine gelen bu gibi tekliflere öncelikle “hayır” demek yerine “bir deneyeyim” diyerek cevaplaması gerektiğini zamanla öğrendiğini söylerken gülerek ekliyor: “Aslında gören kişiler için de aynı durum geçerli. Herkesin ilgi alanı ve yeteneği farklı. Örneğin çağdaş dans yapabiliyorum ama buz patenini denedim ve bana göre olmadığını anladım.” Harun’un ilgi alanları bunlarla da sınırlı değil. Kendisi aynı zamanda müze bünyesinde kurulan podcast kanalına “Karanlıkta Diyalog” ismiyle yayınlar üretiyor. Bu zamana kadar Can Öz ile edebiyat, Dilan Bozyel ile fotoğraf ve Levent Kazak ile sinema üzerine programlar yapmış. Gerçekleştirdiği programlar adı üstünde karanlıkta gerçekleşiyor. Her konuğun uzmanlık alanına göre konular değişiyor. 

“Ne yapamayacağımıza odaklanıyorlar”

Harun, podcast konusunda oldukça heyecanlı olduğunu yeni bir medya mecrası olduğu için birçok gazetecinin de burada yer almasından memnun olduğunu söylüyor. Müze sayesinde farklı kesim ve meslek gruplarından kişilerle tanışması üzerine toplumu daha iyi anlamak adına İstanbul Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi’nde sosyoloji okumaya da başladığını ekliyor. Sohbetimiz boyunca herhangi bir durumdan yakınmayan Harun sohbeti şu şekilde noktalıyor: “Tüm bu yaptıklarım mucize değil. Bazen haberlerde bir engellinin gerçekleştirdiği çalışmayı mucize olarak yayınlıyorlar. Görme engelli olmasaydım da yapmak istediğim çalışmaları gerçekleştiriyorum. İnsanlar çoğunlukla ne yapabileceğime değil de ne yapamayacağımıza odaklanıyorlar. En basitinden kaldırımdaki sarı kılavuz çizgileri yürüyen merdivenlere değil de normal merdivenlere yönlendirir bizi. Çünkü bizim yürüyen merdivenden çıkamayacağımızı düşünüyorlar.”

Engelli çalışan sayısının daha fazla olduğu tek iş yeri 

Nilay Goncagül

İstanbul Diyalog Müzesi Müze Koordinatörü Nilay Goncagül müzenin kuruluşuna tanık olmuş bir isim. Aynı zamanda Diyalog Sosyal Girişimcilik Derneği’nin de başkan yardımcılığını yürüyen Goncagül, “Ben müze açıldıktan 1 ay sonra ekibe katıldım. Öğrenciydim ve Karanlıkta Diyalog’u duyup deneyimlemek istemiştim. Çok etkilendim ve hemen sürece dahil oldum. Gelen ziyaretçileri karşılıyordum. 10 yıl nasıl geçti hiç bilmiyorum” dedi. Müze bünyesinde farklı engel gruplarından çalışanların olduğunu ekleyen Goncagül, müzenin engelli çalışanı engelsiz çalışanından çok daha fazla olan tek iş yeri olduğunu söylüyor: “Müzede görme, işitme, bedensel ve süreğen olmak üzere farklı engel gruplarından çalışanlar var. Rehber, karşılama, temizlik, barista gibi farklı farklı görevlerdeler. Kurucumuz ve benim engelli raporumuz yok, toplamda 33 kişiyiz 31 kişi engelli. Üniversitelerden gönüllü genç arkadaşlarımız oluyor. Sosyal sorumluluk dersleri kapsamında bizi tercih ediyorlar. Erişilebilirlik üzerine çalışan genç arkadaşlarımız bizim müzemizi kullanıp, rehberlerimizden geri bildirim alıyor. Müze bir çeşit sosyal laboratuvar olarak kullanılıyor”. Diyalog Sosyal Girişimcilik Derneği’nin çalışmalarının en büyük ayağını müze oluştursa da farklı alanlarda destekler de sunuluyor. Goncagül, bu destekleri şu şekilde özetliyor: “Derneğimizin en önemli çalışması müze diyebiliriz. 10 yıldır 500 binden fazla insanın hayatına dokundu, 100’den fazla engelliye iş imkanı sağladı. Bunun dışında yürüttüğümüz bir diğer önemli proje Eskip projesi. TANAP doğalgaz boru hattının geçtiği doğu illerinde engellileri, ailelerini, kamu personelinin eğitimi, mekanların erişilebilirliğini, araç gereç dağıtımını ve kariyer günleri ile istihdamı içeren oldukça geniş kapsamlı bir projeydi”.

Karanlıkta Diyalog ve Sessizlikte Diyalog sergilerinin bulunduğu Diyalog Müzesi Gayrettepe Metro İstasyonu’nun -2. katında bulunuyor. Hafta içi 10:00 – 19:30, Cumartesi 10:00 – 19:00, Pazar 12:30 – 19:00 saatleri arasında ziyaret edilebilen müze haricinde Diyalog Cafe bulunuyor. Bünyesinde  4 işitme engelli barista* Türkiye’nini ilk işaret dili ile hizmet veren kafe hafta içi 07:00 – 19:30, Cumartesi 10:00 – 19:00, Pazar 12:30 – 19:00 saatleri arasında hizmet veriyor. 

*Barista: İtalyanca kökenli bir kelime olan Barista; kahve dükkanlarında profesyonel kahve ekipmanlarıyla kahve hazırlamak ve sunmakla görevli kişiye verilen isimdir.

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.