Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü, uluslararası bir olarak kutlanıyor.  Dünya Kadınlar Günü, 112 yıldır insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılıyor. Dünya Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı, nasıl bir süreç izlendi? Türkiye’de emekçi kadınlar 8 Mart’a nasıl bakıyor?


İnsan Hakları
HAMDİYE ÇİFTÇİ ÖKSÜZ / HAKKARİ - ARAŞTIRMA YAZISI         08/03/2021     693 GÜN ÖNCE

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40 bin dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Polis işçilere sert müdahale etti. İşçiler fabrikaya kilitlendi. Çıkan yangında kadın emekçiler fabrika önünde kurulan barikatlar nedeniyle yangından kaçamadı. 129 kadın işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10 binden fazla kişi katıldı. 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde toplanan 2. (Sosyalist) Enternasyonal'e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi delegeleri Clara Zetkin, Kate Duncker ve arkadaşları bundan böyle her yıl bir "Kadınlar Günü" düzenlenmesi önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmadı. Her zaman ilkbaharda yaşamını yitiren kadınlar anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda (3. Enternasyonal Komünist Partiler Toplantısı) gerçekleşti. Adı da "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlendi. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart'ın "Dünya Kadınlar Günü" olarak anılmasını kabul etti. Birleşmiş Milletlerin sitesinde günün tarihine ilişkin bölümde, kutlamanın New York'ta ölen işçilerin anısına yapıldığı yazılmadı.

Türkiye'de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ne zaman kutlandı?

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam ediliyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin birçok alanda çalışan kadınlar 24 Saat’e konuştular.

‘Erkekler, kadınların çalışmasını istemiyor’

Hakkari’de terzilik yapan Gülşen İhtiyatoğlu, ataerkil bir toplumda bir kadın olarak çalışmanın her türlü zorluğunu gördüğünü ifade ederek “Mesela terziyim erkek müşteri gelir ölçüsünü bildiği halde ölçü vermek ister. Ölçü alırken saçma sapan davranır. ‘Ölçünüzü biliyorsanız gerek yok’ derseniz, ‘niye almıyorsun’ der ve kısaca taciz eder ama biz taviz vermiyoruz. Ya da çalıştığın için, kolay bir lokma görürler. En yakın komşun bakmaya, rahatsız etmeye başlar. Çalışmamam tavsiye ederler. Ne olursa olsun çalışmak iyi geliyor. Bunu onlar da görecekler. Çalıştığında kendini daha kıymetli görüyorsun. Çünkü kocanın eline bakmıyorsun, kendi emeğinin değerini biliyorsun ve bu senin için çok kıymetli. Çocukların, ev halkı, ne bileyim çevren daha bir saygı duyuyor” dedi.

 ‘Kadın, hayal ettiklerini yapabilir’

Kendi evinde katalog işi yapan kadınlardan Emine Ertuş  ise, ataerkil bir toplumda hem ev hanımı hem de çalışan kadın olarak birçok zorluğunun olduğunu söyledi. 4 çocuk annesi, ev hanımı ve ilk okul mezunu olduğunu daha sonra açık öğretimden orta ve lise diploması aldığını belirten Ertuş, şunları söyledi:

 “Ben bir anneyim, bir annenin geliri eşlerine bağlı. Ben bu döngüyü, bu görüşü değiştirmeye karar verdim. Evet bir gelirim yok, evet evlatlarıma mükemmel olmak istiyorum. Daha sonra evde katalok işi yapmaya başladım. İlk kez eşime danışmadan bir elbise aldım, evlatlarıma eşim olmadan harçlık kazanmaya başladım. Esim mükemmel bir baba ama ben kendi ayaklarım üzerinde durmayı biliyorum. Çünkü bir diploma bile bu gücü bana vermeye yetti. gelecekten tek beklentim, benim gibi ev hanımlarına bir imkan sağlanmaları, okutmalarıdır. Bu yaşta okuma hevesi çalışma meselesi oluşturmaya başladım. Kadın hayal ettiklerini yapabilir. Bir kadın isterse her yerde başarır yeter ki imkanlar olsun. Ben kadınım, ben anneyim değer görmek, değerli hissetmek istiyorum.  8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum “

‘Mesleğimizi icra etmekte zorlanıyoruz’

Her mesleğin zorluğu olduğu gibi gazeteciliğin de oldukça zor bir meslek olduğunu belirten Gazeteci Hikmet Tunç, özellikle siyasal iktidarın düşence özgürlüğünü tahakkümü altına aldığı bu süreçte mesleği icra etmekte oldukça zorlandıklarını söyledi. Ancak tüm zorluklara rağmen kadınların, işçilerin, emekçilerin sesi, sözü olmanın onur verici bir duygu olduğunu söyledi. Tunç,” Tüm hukuksuzluklara karşı mücadeleden vazgeçmeyen kadınlar her koşulda sesini yükseltebiliyorlar. Bizlerde mücadele azmimizi, gücümüzü kadınlardan aldığımız için artan kadın şiddeti, katliamına karşı bu yıl daha 8 Mart günü etkinliklerinin daha kitlesel geçmesini bekliyor, her alanda kadınların sesini duyurmayı sürdüreceğimiz sözünü yeniliyoruz. 8 Mart’ta özellikle yaptığı haberlerden kaynaklı şu anda cezaevinde bulunan başta kadın gazeteciler olmak üzere tüm gazetecilerin 8 Mart’ını kutluyorum” dedi.

‘Kadınların yeri sadece ev, değil’

Ücretli öğretmenlik yapan Sümeyye Minas, kadınların yerinin sadece ev olmadığını, gerektiği zaman özgür iradesiyle çalışma hayatına atılması gerektiğini söyledi. Kadınların kazanılması haklarını korunması gerektiğini ve daha eşit bir dünya için mücadele etmesi gerektiğini ifade eden Minas, yüz yıllardır, kadınların, erkeklerin şiddetine ve eşitsizliğine uğradığını sözlerine ekledi.  Kadının kendini iyi tanıması ve hakkını her alanda savunması gerektiğini belirten Minas, “Kadınlar öncelikle okumalı ve ekonomik bağımsızlığını kazanmalıdır. Bir kadın neden bir erkeğin eline baksın ki. Bu yüzden biz kadınlar haklarımızı sonuna kadar savunmalıyız” dedi.

‘Kadınlar ortak mücadele etmeli’

Sosyolog Şengül Martı ise, bu dünya düzeninde kadınların evlere hapsedilmeye çalışıldığını söyledi. Özellikle geri kalmış toplumlarda kadınların dışarı çıkması dahi günah sayıldığını ifade eden Martı, bu zihniyetin yıkılmasının yine kadınların mücadelesi ile olacağını söyledi. Kadın ve erkeğin eşit olduğu bir toplum için kadınların kendilerini her alanda yetiştirmesi gerektiğini de ifade etti.

“Kadınların sömürülmediği bir dünya…”

Kürt Yazarları ve Edebiyatçıları Derneği eşbaşkanı Yazar Sultan Yaray, “Bilindiği gibi yaklaşık  5-6 bin yıl önce neolitik dönemde kadın toplumun öncüsü ve üreteniydi. Büyük toplumsal değerler yaratan, komünal yaşamın öncüsü, çağın tanrıçası olan kadın daha sonra eril zihniyetin ve kapitalist düzenin hakimiyetiyle beraber,  ne yazık ki ezilen, hor görülen, sistemin kölesi haline getirilmişti. Babanın kızı, abinin kız kardeşi ve kocanın karısı olarak iradesi tümden erkeğe teslim edilmişti. Ama tanrıçalık kültüründen gelen kadın direniş ruhuyla yılmadan egemenlere karşı eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltmiştir. Mücadelesi sonucunda birçok kazanım elde etmiştir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde bu mücadele günlerinden bir gün olduğu için baş eğmeyen, eşitlikçi özgürlük sevdalısı kadınlar için çok önemli bir gündür. Bu yıl ki beklentim ise, kadınların, tecavüz edilmediği, öldürülmediği, sömürülmediği ezilmediği, eşit, adil ve özgür olduğu bir dünya olmasını diliyorum” dedi.

Kadıların emeklerine ve bedenlerine yönelik hakları gasp altında’

Kadın Aktivisti Zozan Ozgökce,  2020 yılının her açıdan kötü bir yıl olduğunu belirterek, kadınların emeklerine, bedenlerine yönelik hakları gasp altında olduğunu söyledi. “Kadınların nafaka hakkı, bedensel bütünlüğüne dair haklarımız, kadına yönelik şiddete dair kazanılmış haklarımız tehlike altındaydı” diyen Özgökçe, 2020 yılı 8 Mart ile 2021 yılı 8 Mart arasında kadın kazanımlarının daha da tehlike altında olduğuna dikkat çekti. İstanbul Sözleşmesinin iptali meselesi, TCK 103'e yönelik yapılmak istenen müdahalelerin korkutucu olduğunu ifade eden Özgökçe, “Yine iktidarın çıplak aramaya yönelik söylemleri, sivil toplum örgütlerine kayyum atanması gibi yasa çıkarması hem kişisel dokunulmazlığımıza hem de örgütlerimize yönelik saldırı niteliğindedir. 2021'den beklentim kadınların örgütlü bir şekilde bu saldırılara yönelik ortak hareket etme pratiklerinin artmasıdır” diye konuştu.