<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Emek Archives - 9.Köy</title>
	<atom:link href="https://9koy.org/emek/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://9koy.org/emek</link>
	<description>Haberler</description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 Jul 2026 08:18:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://9koy.org/wp-content/uploads/2023/06/cropped-Basliksiz-1-kopya-32x32.png</url>
	<title>Emek Archives - 9.Köy</title>
	<link>https://9koy.org/emek</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kermesten daha fazlası: Kadınlar dayanışmayla ekonomiye tutunuyor</title>
		<link>https://9koy.org/kermesten-daha-fazlasi-kadinlar-dayanismayla-ekonomiye-tutunuyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/kermesten-daha-fazlasi-kadinlar-dayanismayla-ekonomiye-tutunuyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:18:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25765</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgecan Siyez Her perşembe sabahı Fahrettin Altay Mahallesi&#8217;nde aynı telaş yaşanıyor. Kimi evinde gece boyunca ördüğü çantaları çantasına yerleştiriyor, kimi hazırladığı börekleri dikkatle paketliyor, kimi ise depremden sonra sökülen parkelerin üzerine yaptığı resimleri tek tek sararak yola çıkıyor. Kimisi emekli öğretmen, kimisi atanamayan bir sanatçı, kimisi yıllarca evden çıkamamış bir kadın, kimisi ise kızının yaptığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kermesten-daha-fazlasi-kadinlar-dayanismayla-ekonomiye-tutunuyor.html">Kermesten daha fazlası: Kadınlar dayanışmayla ekonomiye tutunuyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Özgecan Siyez</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Her perşembe sabahı Fahrettin Altay Mahallesi&#8217;nde aynı telaş yaşanıyor. Kimi evinde gece boyunca ördüğü çantaları çantasına yerleştiriyor, kimi hazırladığı börekleri dikkatle paketliyor, kimi ise depremden sonra sökülen parkelerin üzerine yaptığı resimleri tek tek sararak yola çıkıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kimisi emekli öğretmen, kimisi atanamayan bir sanatçı, kimisi yıllarca evden çıkamamış bir kadın, kimisi ise kızının yaptığı ürünleri satmak için tezgâhın başına geçen bir anne…</p>
<p style="font-weight: 400;">Farklı hayat hikâyelerine sahip bu kadınları aynı noktada buluşturan şey ise Fahrettin Altay Mahallesi&#8217;nde yaklaşık beş yıldır sürdürülen kadın emeği kermesleri.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlk bakışta küçük bir mahalle pazarı gibi görünen bu alan, aslında yüzlerce kadının yeniden üretime katıldığı, gelir elde ettiği ve en önemlisi yalnız olmadığını hissettiği bir dayanışma ağına dönüşmüş durumda.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-25769 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/7cf97d4e-d9d6-41a9-b14e-2ac7f291090b.jpg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/7cf97d4e-d9d6-41a9-b14e-2ac7f291090b.jpg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/7cf97d4e-d9d6-41a9-b14e-2ac7f291090b-300x225.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/7cf97d4e-d9d6-41a9-b14e-2ac7f291090b-1024x768.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/7cf97d4e-d9d6-41a9-b14e-2ac7f291090b-768x576.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/7cf97d4e-d9d6-41a9-b14e-2ac7f291090b-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kurslar kapandı, kadınlar üretmekten vazgeçmedi</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Fahrettin Altay Mahalle Muhtarı İkbal Kaytancılar, sürecin meslek edindirme kurslarının kapanmasıyla başladığını anlatıyor. 2019 yılında göreve geldikten sonra mahallede açılan kurslarda yaklaşık beş yıl boyunca yüzlerce kadın eğitim aldı. Kaytancılar&#8217;ın verdiği bilgiye göre bu süreçte 827 kadın istihdama kazandırıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak eğitimlerin yapıldığı okul binalarının depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle boşaltılması bütün sistemi durdurdu.Kadınların üretmeye devam edebilmesi için bu kez farklı bir model geliştirildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kadın emeği kermesleri&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Başlangıçta belediyenin masa, sandalye ve çadır desteğiyle yürüyen organizasyon zaman içinde tamamen kadınların kendi imkânlarıyla devam ettirdiği bir yapıya dönüştü. Bugün grupta yaklaşık 248 üretici kadın yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kaytancılar, &#8220;<em>Kadınlar vazgeçmedi. Masa ve sandalyelerini sırtlayıp gelmeye devam ettiler. Biz de onların emeğinin görünür olması için mücadele etmeyi sürdürdük</em>&#8221; diyor.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-25771 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/b6da7fb4-1809-4f94-be57-73be9974afd4.jpg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/b6da7fb4-1809-4f94-be57-73be9974afd4.jpg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/b6da7fb4-1809-4f94-be57-73be9974afd4-300x225.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/b6da7fb4-1809-4f94-be57-73be9974afd4-1024x768.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/b6da7fb4-1809-4f94-be57-73be9974afd4-768x576.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/b6da7fb4-1809-4f94-be57-73be9974afd4-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Gelir kadar önemli olan başka bir şey var</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kermeste konuştuğumuz kadınlar, elde ettikleri gelirin aile bütçesine katkı sağladığını anlatıyor. Ancak sohbet ilerledikçe ekonomik kazancın ötesinde ortak bir cümle öne çıkıyor: &#8220;<em>Burada aile olduk.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir zamanlar hiç çalışma hayatı olmayan Fatma Akçay bugün kendi kazandığı parayla yeniden ip alıyor, yeni ürünler üretiyor. &#8220;<em>Burası benim çalışma hayatımın ilk adımı oldu</em>&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Saniye Akgör ise uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra evde geçirdiği zorlu dönemi şöyle anlatıyor: &#8220;<em>Karşı komşumu bile burada tanıyıp arkadaş oldum. Maddi katkısından önce bana yeniden insan içine çıkmayı öğretti</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Yeşim Şahin için örgü önce stres atmanın bir yoluydu. Bugün ise emeklilik döneminde profesyonel olarak sürdürmeyi düşündüğü bir işe dönüşmüş durumda.</p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-25772 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/dbc25c0a-510c-49df-8f44-a96102e052d6.jpg" alt="" width="2000" height="1500" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/dbc25c0a-510c-49df-8f44-a96102e052d6.jpg 2000w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/dbc25c0a-510c-49df-8f44-a96102e052d6-300x225.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/dbc25c0a-510c-49df-8f44-a96102e052d6-1024x768.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/dbc25c0a-510c-49df-8f44-a96102e052d6-768x576.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/dbc25c0a-510c-49df-8f44-a96102e052d6-1536x1152.jpg 1536w" sizes="(max-width: 2000px) 100vw, 2000px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Depremin izlerini sanatla siliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Emekli İngilizce öğretmeni ve ressam Nazlı Erden&#8217;in hikâyesi, kadın emeği kermeslerinde yeniden üretmenin en çarpıcı örneklerinden biri. 2020 İzmir depreminde yaşadığı binanın hasar görmesi üzerine sökülen ahşap parkeleri çöpe atmak yerine değerlendirmeye karar veriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bugün o parkelerin üzerine resimler yapıyor. Kediler, kadın portreleri, doğa manzaraları…</p>
<p style="font-weight: 400;">Depremin ardından geriye kalan malzemeler bugün sanat eserine dönüşüyor. Erden aynı zamanda hazırladığı gıda ürünlerini de kermeste satışa sunuyor. &#8220;Deprem bana çok şey kaybettirdi ama üretmekten vazgeçmedim&#8221; diyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Atanamayan öğretmen şimdi sanatını satıyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Heykel Bölümü mezunu Ebru Duman ise atanamayan binlerce öğretmenden biri. Takılar, oyuncak bebekler ve dekoratif ürünler tasarlıyor. Ona göre sorun üretmek değil. Sorun, görünür olabilmek: &#8220;<em>Muğla&#8217;da sanat sokakları var. Turistlerin yoğun olduğu alanlarda satış yapabiliyoruz. İzmir&#8217;de de kadın üreticiler için kalıcı alanlar oluşturulmalı</em>&#8220;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-25770 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/50520ca2-a325-4113-93b3-2d4f3efe1a50.jpg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/50520ca2-a325-4113-93b3-2d4f3efe1a50.jpg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/50520ca2-a325-4113-93b3-2d4f3efe1a50-300x225.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/50520ca2-a325-4113-93b3-2d4f3efe1a50-1024x768.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/50520ca2-a325-4113-93b3-2d4f3efe1a50-768x576.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/50520ca2-a325-4113-93b3-2d4f3efe1a50-1536x1152.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yas üretime dönüştü</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Nalan Coşkunlar ise tezgâhın arkasında duran kişi. Ürünleri ise kızı hazırlıyor. Kızı, babasını kaybettikten sonra onun el becerisini yaşatabilmek için mumlar, takılar ve dekoratif ürünler üretmeye başlamış. Annesi de bugün o ürünleri satarak kızına destek oluyor.Bir başka ifadeyle bu tezgâhta satılan yalnızca el emeği değil; aynı zamanda bir hatıranın yaşatılması.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Müşteriler de bu dayanışmanın parçası</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kermes yalnızca üreticiler için değil, mahalle sakinleri için de günlük yaşamın bir parçasına dönüşmüş. İş çıkışında düzenli olarak kermese uğrayan mahalle sakinlerinden biri, özellikle ev yapımı yiyecekleri tercih ettiğini söylüyor: &#8220;<em>Hem kadınlara destek oluyorum hem de eve yemek götürüyorum</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Ancak o da üreticilerin en temel ihtiyacına dikkat çekiyor: &#8220;<em>Gün boyu güneşin altında ya da yağmurda kalıyorlar. Bir şemsiye, birkaç masa ve sandalye aslında büyük bir destek olur.</em>&#8220;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-25773 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/e6c1c941-d382-4639-948e-a87200b34817.jpg" alt="" width="1600" height="1200" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/e6c1c941-d382-4639-948e-a87200b34817.jpg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/e6c1c941-d382-4639-948e-a87200b34817-300x225.jpg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/e6c1c941-d382-4639-948e-a87200b34817-1024x768.jpg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/e6c1c941-d382-4639-948e-a87200b34817-768x576.jpg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/e6c1c941-d382-4639-948e-a87200b34817-1536x1152.jpg 1536w" sizes="auto, (max-width: 1600px) 100vw, 1600px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kadınlar ne istiyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Kermeste konuştuğumuz kadınların talepleri büyük yatırımlar değil. İstedikleri destekler, üretimlerini sürdürebilmeleri ve daha fazla kişiye ulaşabilmeleri için oldukça temel ihtiyaçlardan oluşuyor:</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li>Masa ve sandalye desteği</li>
<li>Gölgelik ve şemsiye</li>
<li>Daha görünür satış alanları</li>
<li>Belediyelerin tanıtım desteği</li>
<li>Sosyal medya ve dijital pazarlama eğitimi</li>
<li>Kooperatifleşme</li>
<li>Girişimcilik ve e-ticaret eğitimleri</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Birçok kadın, ürettiği ürünleri satabilecek kalıcı bir kadın emeği pazarı kurulmasının hayatlarını değiştireceğini düşünüyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Bir mahalleden doğan model</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İkbal Kaytancılar&#8217;ın hedefi yalnızca haftalık kermes düzenlemek değil. Kadınların kooperatifleştiği, eğitim aldığı, kendi markalarını oluşturduğu ve ekonomik olarak güçlendiği kalıcı bir yapı oluşturmak.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bugün 248 kadının yer aldığı bu dayanışma ağı, mahalle ölçeğinde başlamış olsa da yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle farklı ilçelere de örnek olabilecek bir model niteliği taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/kermesten-daha-fazlasi-kadinlar-dayanismayla-ekonomiye-tutunuyor.html">Kermesten daha fazlası: Kadınlar dayanışmayla ekonomiye tutunuyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/kermesten-daha-fazlasi-kadinlar-dayanismayla-ekonomiye-tutunuyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yabancı işçilerin çalışma hayatı: Düşük ücret, kayıt dışılık ve güvencesizlik</title>
		<link>https://9koy.org/yabanci-iscilerin-calisma-hayati-dusuk-ucret-kayit-disilik-ve-guvencesizlik.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yabanci-iscilerin-calisma-hayati-dusuk-ucret-kayit-disilik-ve-guvencesizlik.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 08:12:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25698</guid>

					<description><![CDATA[<p>Salih Giyci Van’da yaşayan ikamet izinli yabancılar ve geçici koruma altındaki kişiler, kentin iş gücü piyasasında önemli bir yer tutarken diğer yandan pek çok sorunla karşı karşıya. Özellikle tarım, inşaat, tekstil, küçük ölçekli üretim alanları, restoranlar ve günlük yevmiyeli işlerde çalışan yabancılar, geçimlerini sağlamak için uzun saatler çalıştıklarını belirtiyor. Ancak birçok çalışan, iş bulma sürecinden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yabanci-iscilerin-calisma-hayati-dusuk-ucret-kayit-disilik-ve-guvencesizlik.html">Yabancı işçilerin çalışma hayatı: Düşük ücret, kayıt dışılık ve güvencesizlik</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Salih Giyci</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Van’da yaşayan ikamet izinli yabancılar ve geçici koruma altındaki kişiler, kentin iş gücü piyasasında önemli bir yer tutarken diğer yandan pek çok sorunla karşı karşıya.</p>
<p style="font-weight: 400;">Özellikle tarım, inşaat, tekstil, küçük ölçekli üretim alanları, restoranlar ve günlük yevmiyeli işlerde çalışan yabancılar, geçimlerini sağlamak için uzun saatler çalıştıklarını belirtiyor. Ancak birçok çalışan, iş bulma sürecinden çalışma koşullarına kadar çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldıklarını ifade ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Düşük ücretler, kayıt dışı istihdam, sosyal güvenceden yoksun çalışma, iş güvenliği eksiklikleri ve dil bariyeri, çalışanların en sık dile getirdiği sorunlar arasında yer alıyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kazandığımız para temel ihtiyaçlarımıza yetmiyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yaklaşık beş yıldır Van’da yaşayan ve inşaat sektöründe çalışan Süleyman Rehan, düzenli bir iş ve gelir elde etmenin her zaman mümkün olmadığını söyledi. Rehan, özellikle günlük yevmiye usulü çalışan yabancı işçilerin belirsizlik içinde çalıştığını belirterek şunları kaydetti:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>İş olduğunda çalışıyoruz, olmadığında evde beklemek zorunda kalıyoruz. Bir ay boyunca düzenli iş bulabildiğimiz zamanlar olduğu gibi haftalarca işsiz kaldığımız dönemler de oluyor. İnşaat sektöründe çalışan birçok yabancı arkadaşım var. Bazılarımız sigortalı çalışıyor ancak sigortasız çalışanların sayısı da az değil. İşverenler bazen günlük ücret teklif ediyor ve çalışma süresi uzasa bile aynı ücreti vermek istiyor. Geçim şartları ağırlaştığı için kazandığımız para çoğu zaman temel ihtiyaçlarımızı karşılamaya ancak yetiyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Çalışma koşullarının iyileştirilmesini istediklerini belirten Rehan, &#8220;<em>Biz de burada yaşayan ve çalışan insanlarız. Çalıştığımız işlerde güvenli koşulların sağlanmasını, emeğimizin karşılığını almayı istiyoruz. Özellikle ağır işlerde çalışanların daha fazla korunması gerekiyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dil bariyeri ve düşük ücretler: &#8220;Kendimizi anlatmakta zorlanıyoruz&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Van’da bir işletmede çalışan İdris Mohamed ise dil sorununun iş yaşamında önemli bir engel oluşturduğunu ifade etti. Türkçe bilmeyen ya da yeterince konuşamayan yabancıların iş bulmakta daha fazla zorlandığını belirten Mohamed, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:</p>
<p style="font-weight: 400;">“Birçok kişi iş görüşmelerinde dil nedeniyle kendini ifade edemiyor. Bu durum bazen daha düşük ücretlerle çalışmayı kabul etmek zorunda kalmamıza neden oluyor. İş yerinde yaşadığımız bir sorunu anlatmak veya hakkımızı aramak da kolay olmuyor. Özellikle yeni gelen kişiler için bu süreç daha zor geçiyor. İnsanlar çalışmak istiyor ancak dil eksikliği nedeniyle birçok fırsattan yararlanamıyor.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Bazı yabancı çalışanların çalışma saatlerinin uzun olduğunu söyleyen Mohamed, “Sabah erken saatlerde başlayıp akşam geç saatlere kadar çalışan insanlar var. Çalışma koşulları iş yerine göre değişiyor ama birçok kişi düzenli gelir elde edebilmek için uzun saatler çalışmak zorunda kalıyor. Buna rağmen bazı çalışanlar sosyal güvenceye sahip değil” ifadelerini kullandı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Mevsimlik tarım işlerinde belirsizlik</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Tarım sektöründe çalışan Erfan Necadi ise mevsimlik işlerin yarattığı belirsizliği aktardı. Tarım işlerinde çalışan yabancıların yılın belirli dönemlerinde iş bulabildiğini belirten Necadi, şunları söyledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Tarım işlerinde çalışma süresi sezonla sınırlı oluyor. Hasat döneminde yoğun şekilde çalışıyoruz ancak sezon bittikten sonra iş bulmak zorlaşıyor. Bu nedenle birçok kişi farklı sektörlerde geçici işler yapmak zorunda kalıyor. Tarım alanlarında çalışan bazı işçiler ulaşım, barınma ve çalışma koşulları konusunda da çeşitli sorunlarla karşılaşıyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Necadi, özellikle sosyal haklara erişim konusunda yaşanan güçlüklerin çalışanları zorladığını belirterek, &#8220;<em>Çalışan insanların büyük kısmı düzenli bir hayat kurmak istiyor. Ancak işlerin geçici olması ve gelirlerin değişkenlik göstermesi bunu zorlaştırıyor. İnsanlar ailelerini geçindirmek için sürekli iş aramak zorunda kalıyor</em>&#8221; dedi.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Sektörlerde yoğunlaşma ve çalışma koşulları</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Van’da yabancıların yoğun olarak çalıştığı sektörler arasında inşaat, tarım, tekstil atölyeleri, restoranlar, kafe ve lokantalar ile çeşitli hizmet alanları bulunuyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çalışanlar, bu alanlarda iş gücü ihtiyacını karşılamalarına rağmen çalışma hayatında çeşitli zorluklarla karşılaştıklarını ifade ediyor. Özellikle kayıt dışı istihdam nedeniyle sosyal güvenlik sistemine erişemeyen çalışanlar, iş kazaları ve sağlık sorunları karşısında daha kırılgan bir durumda olduklarını dile getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kentte yaşayan bazı yabancı işçiler, çalışma koşullarının iş yerine göre değişiklik gösterdiğini ancak düşük ücretlerin ortak sorunlardan biri olduğunu belirtiyor. Artan yaşam maliyetleri karşısında elde ettikleri gelirin yetersiz kaldığını söyleyen çalışanlar; daha güvenli çalışma koşulları, düzenli gelir, güvenceli iş imkânları ve sosyal güvencenin sağlanmasının önemine değiniyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yabanci-iscilerin-calisma-hayati-dusuk-ucret-kayit-disilik-ve-guvencesizlik.html">Yabancı işçilerin çalışma hayatı: Düşük ücret, kayıt dışılık ve güvencesizlik</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yabanci-iscilerin-calisma-hayati-dusuk-ucret-kayit-disilik-ve-guvencesizlik.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Basında sessiz şiddet: Kalem susuyor, mobbing konuşuyor</title>
		<link>https://9koy.org/basinda-sessiz-siddet-kalem-susuyor-mobbing-konusuyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/basinda-sessiz-siddet-kalem-susuyor-mobbing-konusuyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 07:25:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25724</guid>

					<description><![CDATA[<p>Fatmanur Polatcan Gazetecilik, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıyan ve çoğu zaman zorlu koşullarda yürütülen bir meslek. Ancak birçok gazeteci için mücadele yalnızca haber peşinde koşmakla sınırlı kalmıyor. İş yerlerinde yaşanan psikolojik baskılar, dışlanma, yalnızlaştırma ve değersizleştirme gibi uygulamalar da gazetecilerin çalışma hayatında karşılaştığı önemli sorunlar arasında yer alıyor. Medya sektöründe çalışan gazeteciler, mobbingin görünenden çok daha [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/basinda-sessiz-siddet-kalem-susuyor-mobbing-konusuyor.html">Basında sessiz şiddet: Kalem susuyor, mobbing konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Fatmanur Polatcan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Gazetecilik, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıyan ve çoğu zaman zorlu koşullarda yürütülen bir meslek. Ancak birçok gazeteci için mücadele yalnızca haber peşinde koşmakla sınırlı kalmıyor. İş yerlerinde yaşanan psikolojik baskılar, dışlanma, yalnızlaştırma ve değersizleştirme gibi uygulamalar da gazetecilerin çalışma hayatında karşılaştığı önemli sorunlar arasında yer alıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Medya sektöründe çalışan gazeteciler, mobbingin görünenden çok daha yaygın olduğunu söylerken; uzmanlar da bu durumun çalışanların ruh sağlığı ve kurumların işleyişi üzerinde ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Güç hiyerarşisinin gölgesinde gazetecilik</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yerel basında çalıştığı dönemde hem kendisinin hem de çalışma arkadaşlarının mobbinge maruz kaldığını anlatan gazeteci Damla Yeltekin, yaşadıklarını ilk zamanlarda mobbing olarak değerlendirmediğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Başta buna mobbing demiyordum. İş arkadaşı, yol arkadaşı olarak gördüğünüz insanlardan gelen davranışları tolere etmeye çalışıyorsunuz. Ancak zamanla bunun gazetecilikle değil, güç hiyerarşisiyle ilgili olduğunu gördüm</em>&#8221; diyen Yeltekin, baskının haber üretimine değil çalışanlar üzerinde kontrol kurmaya hizmet ettiğini ifade etti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çalışma arkadaşlarının da benzer baskılara maruz kaldığını gördüğünü söyleyen Yeltekin, sessiz kalmayı tercih etmediğini belirterek, &#8220;<em>Ya onların yanında duracaktım ya da hiçbir şey olmamış gibi davranacaktım. Ben sessiz kalmayı tercih etmedim</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Baskılara rağmen daha fazla sorumluluk üstlendiğini anlatan Yeltekin, &#8220;<em>Hem yazdım hem editörlük yaptım hem de başkalarının yükünü taşımaya çalıştım. Sürecin sonunda işsiz kaldım ama yaptıklarımdan pişman değilim. Bu bir hak ihlaliydi, gazetecilik ihlaliydi</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;">Mobbingle mücadelede dayanışmanın önemine vurgu yapan Yeltekin, gazetecilerin çoğu zaman yalnız bırakıldığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Gazetecinin en yakın arkadaşı kendi meslektaşıdır. En önemli silahı da kalemi ve duruşudur. Başkalarının uğradığı haksızlıkları yazıyorsak, kendi uğradığımız haksızlıklara karşı da ses çıkarmalıyız</em>&#8221; ifadelerini kullanan Yeltekin, gazeteciler arasında dayanışmanın güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;En çok mobbingi iş arkadaşlarımdan gördüm&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İsmini vermek istemeyen bir kadın gazeteci de yıllarca emek verdiği iş yerinde benzer süreçlerden geçtiğini anlattı. Çalışma arkadaşlarının arkasından hakarete varan ifadeler kullandığını öğrendiğini belirten gazeteci, yaşadıklarını yöneticileriyle paylaşmasına rağmen beklediği desteği göremediğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Arkamdan konuşulduğunu öğrendim. Durumu anlattığımda ise beni dinlemek yerine onları haklı çıkardılar. Bir süre sonra herkes birleşip kötüledi; emek verenin değil, yalan söyleyenin el üstünde tutulduğuna şahit oldum. Hakikat elbet gün yüzüne çıkacaktır, bugün ya da yarın</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yıllarca çalıştığı kuruma büyük emek verdiğini vurgulayan gazeteci, &#8220;<em>Gece gündüz çalıştım, işimi en iyi şekilde yapmaya çalıştım. Ama bazı ortamlarda emeğinizden çok kurulan ilişkiler değer görüyor. Gazetecilik yapmak yerine dedikodu üreten insanlar daha fazla karşılık bulabiliyor. Oysa çalıştığım kurumun o noktaya gelmesinde benim de emeğim var. Onlar unutsa da arşiv, tarih, tanıklar unutmaz</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yaşadığı süreçte yalnızlaştırıldığını hissettiğini söyleyen gazeteci, &#8220;<em>En ağır olanı yalnız bırakılmak. Hakkınızı aradığınızda sorun çıkaran kişi gibi gösterilebiliyorsunuz</em>&#8221; dedi.</p>
<div id="attachment_25727" style="width: 472px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25727" class=" wp-image-25727" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/86290185-12ed-4795-b3e1-6ef7fd1f1afa.jpeg" alt="" width="462" height="308" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/86290185-12ed-4795-b3e1-6ef7fd1f1afa.jpeg 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/86290185-12ed-4795-b3e1-6ef7fd1f1afa-300x200.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/86290185-12ed-4795-b3e1-6ef7fd1f1afa-1024x682.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/86290185-12ed-4795-b3e1-6ef7fd1f1afa-768x512.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/86290185-12ed-4795-b3e1-6ef7fd1f1afa-1536x1023.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 462px) 100vw, 462px" /><p id="caption-attachment-25727" class="wp-caption-text">Ebru Apalak</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Medyada mobbing çok yaygın&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">2012 yılından bu yana gazetecilik yapan ve şu anda serbest gazeteci olarak çalışan Ebru Apalak da medya sektöründe mobbingin yaygın bir sorun olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Gazetecilik kariyeri boyunca yöneticilerden çalışma arkadaşlarına kadar birçok kişinin mobbingine maruz kaldığını belirten Apalak, &#8220;<em>Üzülerek söylüyorum ki en fazla mobbingi kadın iş arkadaşlarımdan gördüm</em>&#8221; dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Çalışma arkadaşlarının uyguladığı baskının dışlama, yalnızlaştırma, ayrımcılık, özel yaşama müdahale ve dedikodu şeklinde ortaya çıktığını söyleyen Apalak, bazı haberlerinin bilinçli şekilde geç ve özensiz yayımlandığını da belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yanlış uygulamalara karşı çıkan çalışanların daha fazla hedef haline geldiğini ifade eden Apalak, &#8220;<em>Sorunları çözmek yerine halının altına süpürüyorlar. İşini doğru yapmak isteyenler yerine mobbing uygulayanların önü açılıyor</em>&#8221; diye konuştu.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Mobbing ruh sağlığını nasıl etkiliyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Uzman Psikolojik Danışman Ferhat Men, mobbingin iş yerinde belirli kişi ya da grupların bir çalışana yönelik sistematik, kasıtlı ve süreklilik gösteren olumsuz davranışları olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Men; kişinin sürekli eleştirilmesi, yaptığı işlerin değersizleştirilmesi, sosyal olarak dışlanması, küçük düşürülmesi ve gerçekçi olmayan iş yüküne maruz bırakılmasının en sık görülen mobbing davranışları arasında yer aldığını belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Her iş yerindeki anlaşmazlık mobbing değildir. Ancak bir çalışana yönelik sistematik, kasıtlı ve yıpratıcı davranışlar varsa burada mobbingden söz edebiliriz</em>&#8221; diyen Men, mobbingin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin zamanla ortaya çıktığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">İlk aşamalarda stres, huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve performans düşüşünün görüldüğünü belirten Men, sürecin devam etmesi halinde özgüven kaybı, kaygı bozuklukları, depresif belirtiler ve tükenmişlik sendromunun ortaya çıkabileceğini ifade etti.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Kişi bir süre sonra kendini suçlamaya başlıyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Mobbinge maruz kalan kişilerin yaşadıklarını dile getirmekte zorlandığını belirten Men, bunun en önemli nedenlerinden birinin özgüven kaybı olduğunu söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Mobbingin en tehlikeli yönlerinden biri kişinin bir süre sonra ‘Acaba sorun bende mi?’ diye düşünmeye başlamasıdır</em>&#8221; diyen Men, sürekli eleştirilen ve değersizleştirilen bireylerin zamanla yaşadıkları baskıyı normalleştirebildiğini ifade etti.</p>
<div id="attachment_25726" style="width: 330px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25726" class="wp-image-25726" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/df1ddf07-f2c2-44bd-ab8c-43bed1fc6fd0.jpeg" alt="" width="320" height="400" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/df1ddf07-f2c2-44bd-ab8c-43bed1fc6fd0.jpeg 1279w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/df1ddf07-f2c2-44bd-ab8c-43bed1fc6fd0-240x300.jpeg 240w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/df1ddf07-f2c2-44bd-ab8c-43bed1fc6fd0-819x1024.jpeg 819w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/df1ddf07-f2c2-44bd-ab8c-43bed1fc6fd0-768x961.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/df1ddf07-f2c2-44bd-ab8c-43bed1fc6fd0-1228x1536.jpeg 1228w" sizes="auto, (max-width: 320px) 100vw, 320px" /><p id="caption-attachment-25726" class="wp-caption-text">Ayşe Kaya</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Hukuk çalışanları nasıl koruyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Avukat Ayşe Kaya ise Türk hukukunda mobbingin Türk Borçlar Kanunu kapsamında “psikolojik taciz” olarak değerlendirildiğini belirtti.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir davranışın hukuken mobbing sayılabilmesi için kasıtlı, sistematik ve süreklilik göstermesi gerektiğini ifade eden Kaya, çalışanların haklı nedenle iş sözleşmesini feshederek kıdem tazminatı talep edebileceğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kaya; maddi ve manevi tazminat davalarının da açılabileceğini belirterek e-posta yazışmaları, WhatsApp mesajları, sağlık raporları ve tanık beyanlarının önemli deliller arasında yer aldığını kaydetti.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Mobbingin kesin delillerle ispatı her zaman kolay değildir. Ancak çalışanın ortaya koyacağı kuvvetli emareler sonrasında ispat yükü işverene geçebilir</em>&#8221; diyen Kaya, çalışanların yaşadıkları süreci mutlaka belgelendirmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kurumları da etkiliyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Mobbingin yalnızca mağduru değil tüm çalışma ortamını etkilediğini belirten Ferhat Men, çalışanlar arasındaki güven duygusunun zayıfladığını, ekip içi iletişimin bozulduğunu ve verimliliğin düştüğünü söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Men, &#8220;<em>Mobbing yalnızca bireyin ruh sağlığını değil, kurumun çalışma iklimini de bozan önemli bir psikososyal risk faktörüdür. Çalışanların kendilerini güvende hissettiği ortamlar hem çalışan refahını hem de kurumsal başarıyı destekler</em>&#8221; ifadelerini kullandı.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/basinda-sessiz-siddet-kalem-susuyor-mobbing-konusuyor.html">Basında sessiz şiddet: Kalem susuyor, mobbing konuşuyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/basinda-sessiz-siddet-kalem-susuyor-mobbing-konusuyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşini kaybetme korkusu nelere yol açabilir?</title>
		<link>https://9koy.org/isini-kaybetme-korkusu-nelere-yol-acabilir.html</link>
					<comments>https://9koy.org/isini-kaybetme-korkusu-nelere-yol-acabilir.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Jul 2026 07:24:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25701</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şevval Koç Her gün binlerce işçi; maskelerin, baretlerin, emniyet kemerlerinin ve mevzuatların gölgesinde göre göre gelen risklere maruz kalma tehdidiyle çalışıyor. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi çalışanlara açıkça bir haktan bahsediyor: Çalışmaktan Kaçınma Hakkı. Yasaya göre, “ciddi ve yakın bir tehlike” riskiyle karşı karşıya kalan her işçi, gerekli önlemler sağlanana kadar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/isini-kaybetme-korkusu-nelere-yol-acabilir.html">İşini kaybetme korkusu nelere yol açabilir?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Şevval Koç</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Her gün binlerce işçi; maskelerin, baretlerin, emniyet kemerlerinin ve mevzuatların gölgesinde göre göre gelen risklere maruz kalma tehdidiyle çalışıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesi çalışanlara açıkça bir haktan bahsediyor: Çalışmaktan Kaçınma Hakkı. Yasaya göre, “ciddi ve yakın bir tehlike” riskiyle karşı karşıya kalan her işçi, gerekli önlemler sağlanana kadar çalışmayı reddedebiliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Fakat kâğıt üzerinde hayat kurtaran bu hayati sistem sahada neden neredeyse hiç uygulanmıyor? İşçiler neden hayati bir riskle karşılaştıklarında bile çalışmaya devam etmeyi seçiyor? Bu soruların cevabı sadece teknik yetersizliklerle değil; derin bir geçinme kaygısı ve iş güvensizliğinin getirdiği psikolojik etkilerde saklı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Bile bile çalışmaya devam ediyoruz çünkü evde çocuklar aç&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İnşaat ve tekstil gibi riskli alanlarda çalışanların ortak söylemi, yasal hakların ekonomik gerçeklerle karşı karşıya geldiği an boşa çıktığını gösteriyor. Yıllardır inşaat işlerinde demir ustası olarak çalışan 38 yaşındaki M. N. U. (Erkek), yaşadıkları çıkmazı şu sözlerle dile getiriyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Hem ekonomik hem fiziksel güvenlik bir insanın en temel ihtiyaçlarından biri. Bu yüzden bize ‘ya canın ya da işin’ denildiğinde çaresiz bir ikilemin içinde hissediyoruz. İşimizi kaybetme korkusu bizde sürekli bir stres yaratıyor. Bu durumda işimizi kaybetmemeyi hayati risklere karşı tercih ediyoruz. Çünkü işsizlik bu ekonomik krizde bir felaket ama kazalar için ‘Belki bana denk gelmez’ diyerek devam ediyoruz</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Saha gözlemleri, işçilerin tehlikeyi bilmedikleri için değil, tehlikeye karşı ses çıkardıklarında korumasız kalacaklarını bildikleri için sustuklarını kanıtlıyor. “Öğrenilmiş çaresizlik” ve “tehlikeyi kanıksama”, şantiyelerin ve fabrikaların yapısal birer parçası hâline geliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Tehdit altındaki zihin, hayatta kalmayı değil itaati seçiyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İş sağlığı ve güvenliğinin psikososyal boyutunu ve çalışanlar üzerindeki zihinsel baskıyı değerlendiren Psikolog Elif Rezan Dağlar, konunun insani ve ruhsal boyutuna dikkat çekiyor. Dağlar, güvencesizliğin işçi psikolojisini nasıl felç ettiğini şu sözlerle aktarıyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bir insanın en temel ihtiyaçlarından biri güvenliktir. Hem fiziksel güvenlik hem de ekonomik güvenlik. İşçinin önüne &#8216;ya canın ya işin&#8217; ikilemi konulduğunda, sistemik bir psikolojik şiddet ve çaresizlik mekanizması devreye girer. İşini kaybetme korkusu, bireyde kronik bir anksiyete ve alarm durumu yaratır. Zihin, sürekliliği olan ekonomik tehdidi (işsiz kalma, açlık, toplumsal statü kaybı), o anki anlık fiziksel tehlikeye (kazaya) tercih edecek şekilde manipüle olur. Çünkü işsizlik mutlak bir felaket gibi görünürken, kaza &#8216;belki bana denk gelmez&#8217; denilen bir ihtimale dönüşür</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Dağlar, çalışmaktan kaçınma hakkının neden kullanılmadığını zarar verici kurumsal kültürlere bağlıyor: &#8220;<em>Toksik iş yerlerinde hak arayan kişiler ‘sorun çıkarıcı’ ve ‘uyumsuz’ olarak damgalanmakta ve bu nedenle çalışanların çoğu riskleri gizleme eğilimi gösteriyorlar. Bu baskı altında çalışan işçiler özgür iradelerini kullanamıyorlar çünkü tehdit altındaki zihin hayatta kalmaktan çok düzeni sürdürmeye odaklanır</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Yasal koruma var, güvence yok</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hukukçular ve iş güvenliği uzmanları da mevzuatın işçileri korumakta yetersiz olmadığını fakat uygulamaya geçmediği için işlevsel olmadığını belirtiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Taşeron sistemi, sendikasızlaşma ve OSGB’lerin işverene ekonomik olarak bağımlı olması işçileri yalnızlaştırıyor. Bir işçinin çalışmaktan kaçınma hakkını kullanabilmesi için bu kararı verdikten sonra işten çıkarılmayacağından ya da bu kararı verdiği için iş yerinde herhangi bir baskıya maruz kalmayacağından emin olması gerekiyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/isini-kaybetme-korkusu-nelere-yol-acabilir.html">İşini kaybetme korkusu nelere yol açabilir?</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/isini-kaybetme-korkusu-nelere-yol-acabilir.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye 18’ncisi veteriner, inşaatta çalışmak için gurbete çıkıyor</title>
		<link>https://9koy.org/turkiye-18incisi-veteriner-insaatta-calismak-icin-gurbete-cikiyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/turkiye-18incisi-veteriner-insaatta-calismak-icin-gurbete-cikiyor.html#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:07:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25621</guid>

					<description><![CDATA[<p>Büşra Tekin  Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi&#8217;nin Başkale ilçesine bağlı Oğulveren Mahallesi’nde yaşayan 26 yaşındaki Yahya Karataş’ın öyküsü, Türkiye’de yıllardır atama bekleyen binlerce gencin yaşadığı belirsizliği bir kez daha gündeme taşıdı. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden 2023 yılında fakülte birincisi olarak mezun olan Karataş, 2024 KPSS’de aldığı 90 puanla yaklaşık 10 bin aday arasında Türkiye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/turkiye-18incisi-veteriner-insaatta-calismak-icin-gurbete-cikiyor.html">Türkiye 18’ncisi veteriner, inşaatta çalışmak için gurbete çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Büşra Tekin </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi&#8217;nin Başkale ilçesine bağlı Oğulveren Mahallesi’nde yaşayan 26 yaşındaki Yahya Karataş’ın öyküsü, Türkiye’de yıllardır atama bekleyen binlerce gencin yaşadığı belirsizliği bir kez daha gündeme taşıdı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden 2023 yılında fakülte birincisi olarak mezun olan Karataş, 2024 KPSS’de aldığı 90 puanla yaklaşık 10 bin aday arasında Türkiye 18’incisi olmasına rağmen iki yıldır atanmayı bekliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kısıtlı imkanlarla elde ettiği başarıya rağmen mesleğini icra edemeyen Yahya, ailesine destek olabilmek için Bodrum’a giderek inşaat işçisi olarak çalışmaya başlayacak.</p>
<div id="attachment_25636" style="width: 413px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25636" class="wp-image-25636" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0944.JPG-1.jpeg" alt="" width="403" height="303" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0944.JPG-1.jpeg 2048w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0944.JPG-1-300x225.jpeg 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0944.JPG-1-1024x768.jpeg 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0944.JPG-1-768x576.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/IMG_0944.JPG-1-1536x1152.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 403px) 100vw, 403px" /><p id="caption-attachment-25636" class="wp-caption-text">Yahya Karataş</p></div>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Soğuk odada gelen başarı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Köy şartlarında sınava hazırlandığı günleri anlatırken, Karataş’ın sözleri yıllar süren emeğin arka planını ortaya koyuyor: &#8220;<em>KPSS’ye köyde hazırlandım. Elektriklerin sık sık kesildiği, sobanın olmadığı bir odada çalıştım. Kışın ellerimin uyuştuğu geceler oldu ama bırakmadım.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Zor şartlara rağmen hedefinden vazgeçmeyen Karataş, elde ettiği dereceyi ise şöyle özetliyor: &#8220;<em>Bütün imkânsızlıklara rağmen Türkiye 18’incisi oldum. Fakülteyi birincilikle bitirdim. Emek verdim, çalıştım ama iki yıldır hâlâ atanmayı bekliyorum</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Telefonuma bakmak alışkanlık değil, umut arayışı&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Atama süreci uzadıkça belirsizlik günlük hayatın bir parçasına dönüşmüş. Yahya için telefon artık sıradan bir cihazdan çok umudun habercisi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Telefonuma bakmak artık alışkanlık değil, bir umut arayışı. Her gün ‘bir açıklama olur mu’ diye kontrol ediyorum</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Geleceğe dair net bir plan kuramadığını anlatan Yahya’nın cümleleri, bekleyişin yarattığı sıkışmışlığı gösteriyor: &#8220;<em>Hayatımı planlayamıyorum. Nerede olacağımı, ne yapacağımı bilmiyorum. Sürekli bir belirsizlik içindeyim</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>10 bin gençten sadece biri</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Veteriner hekimlik başta olmak üzere farklı branşlarda atama bekleyen on binlerce gençten biri olan Yahya Karataş, yüksek puanlara rağmen kamuya yerleşemeyen adayların ortak hikâyesini temsil ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Eğitim hayatı boyunca verilen emeğin karşılığını alamadıklarını belirten gençler, açıklanmayan kadrolar ve belirsiz alım takvimleri nedeniyle farklı sektörlerde çalışmaya yöneliyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kardeşinin eğitimi için inşaata gidiyor</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yedi kardeşli bir ailede büyüyen Karataş için karar yalnızca kendi mesleğiyle ilgili değil. Evdeki ekonomik sorumluluk da bu tercihi belirliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Ailem emekli maaşıyla geçiniyor. Ben de evin en büyüklerindenim. Kardeşimin eğitim masrafları var, özellikle tıp fakültesinde okuyan kardeşim için destek olmam gerekiyor. Veterinerlik benim mesleğim ama şu an önceliğim geçim. Bu yüzden Bodrum’da inşaatta çalışacağım.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Bakanlığa çağrı: &#8220;Takvim açıklansın&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Karataş, en çok belirsizliğin yıprattığını vurguluyor. Beklentisi ise net: &#8220;<em>En azından bir takvim açıklansın. Ne zaman alım yapılacağını bilelim. Ona göre hayatımızı kurabiliriz.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">İnşaat yolculuğunu bir mecburiyet olarak gören Yahya Karataş, bir yandan geçimini sağlarken diğer yandan mesleğine döneceği günü beklemeye devam ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/turkiye-18incisi-veteriner-insaatta-calismak-icin-gurbete-cikiyor.html">Türkiye 18’ncisi veteriner, inşaatta çalışmak için gurbete çıkıyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/turkiye-18incisi-veteriner-insaatta-calismak-icin-gurbete-cikiyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bakır hem kadim zanaat hem de geleceğin metali</title>
		<link>https://9koy.org/bakir-hem-kadim-zanaat-hem-de-gelecegin-metali.html</link>
					<comments>https://9koy.org/bakir-hem-kadim-zanaat-hem-de-gelecegin-metali.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2026 07:32:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25597</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özgecan Siyez İzmir&#8217;in Kemeraltı Çarşısı&#8217;ndaki bir atölyeden çekiç sesleri yükseliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından &#8220;Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı&#8221; olarak tescil edilen bakır işleme ustası Hasan Var, 52 yıldır aynı tezgahın başında. Bugüne kadar Almanya&#8217;dan Chicago&#8217;ya kadar pek çok yere giderek Türkiye&#8217;yi temsil etmiş. &#8220;Keşke ben birilerine bunu öğretebilsem&#8221; diyor Hasan Usta ve ekliyor: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bakir-hem-kadim-zanaat-hem-de-gelecegin-metali.html">Bakır hem kadim zanaat hem de geleceğin metali</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Özgecan Siyez</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">İzmir&#8217;in Kemeraltı Çarşısı&#8217;ndaki bir atölyeden çekiç sesleri yükseliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından &#8220;Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı&#8221; olarak tescil edilen bakır işleme ustası Hasan Var, 52 yıldır aynı tezgahın başında. Bugüne kadar Almanya&#8217;dan Chicago&#8217;ya kadar pek çok yere giderek Türkiye&#8217;yi temsil etmiş.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Keşke ben birilerine bunu öğretebilsem</em>&#8221; diyor Hasan Usta ve ekliyor: &#8220;<em>Keşke bu bilgi bizimle beraber yok olup gitmese. Dijital bir atölye gibi bir uygulama bu mesleği yaşatabilir mi? Sürekli bunu düşünüyorum</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Baba mesleğinden yeni kuşaklara</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Kemeraltı&#8217;nın bir başka köşesinde ise İbrahim Yıldırım, babasıyla birlikte bakıra yeniden hayat veriyorlar. Yaz tatillerinde başladığı atölye hayatına zamanla ısınan Yıldırım, bugün üretimin azalmasından ve ağırlığın tamir ile bakıma kaymasından şikayetçi değil; aksine durumu avantaja çevirmiş.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Eskiyi ayakta tutmak, onu canlandırmak beni daha çok mutlu ediyor</em>&#8221; diyen Yıldırım&#8217;ın bakıra bakışı yalnızca zanaat ekseninde kalmıyor. Bakırın sağlık boyutuna da dikkat çekiyor:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Bakır doğal bir dezenfektan, doğal bir antibakteriyeldir. Ameliyathanelerdeki tıbbi malzemelerin bir kısmında mutlaka bakır kullanılması gerektiğine inanıyorum. Çünkü günümüzde hâlâ ameliyatlarda enfeksiyon riski bulunuyor ve bakır bu riski ciddi oranda azaltabilir</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Alüminyum ve teflon kapların Parkinson ile Alzheimer riskiyle ilişkilendirildiğini de hatırlatan Yıldırım, günlük hayatta bakıra dönüşün başladığını gözlemliyor: &#8220;<em>İnsanlar artık kalaysız bakır bardakta su içmenin faydalarını araştırıyor. Bakırın enerjisi, iletkenliği ve sağlığa katkısı yeniden keşfediliyor</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Genç ustanın dijitalleşmeye bakışı ise oldukça pragmatik: &#8220;<em>Kalan son ustaları iyi dinlemek lazım. Çünkü önce ustayı anlamak, sonra bu bilgiyi aktarmak gerekiyor. Bu sıralama çok önemli.</em>&#8220;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-25599 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/10dd75f5-98d9-481a-b07e-6b01b49aaf2d.jpeg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/10dd75f5-98d9-481a-b07e-6b01b49aaf2d.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/10dd75f5-98d9-481a-b07e-6b01b49aaf2d-300x225.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dünya bakıra koşarken</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">T.C. Ticaret Bakanlığı&#8217;nın Reuters&#8217;a dayandırarak aktardığı S&amp;P Global raporuna göre; 2025&#8217;te 28 milyon metrik ton olan küresel bakır talebinin, 2040 yılına kadar 42 milyon metrik tona ulaşması bekleniyor. Yapay zekâ veri merkezleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji sistemleri&#8230; Kısacası modern teknolojinin hepsi bakıra ihtiyaç duyuyor. Türkiye de bu küresel tablodan payını alıyor: 2025 yılında 2,79 milyar dolarlık bakır ihracatı gerçekleşirken, bu rakam bir önceki yıla göre değer bazında yüzde 25&#8217;lik bir artışa işaret ediyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Turk-internet.com kurucusu Füsun Nebil, bakırın stratejik boyutunu şu sözlerle özetliyor: &#8220;<em>Dünya bugün yalnızca çip savaşını değil, arka planda görünmeyen bir stratejik ham madde savaşını da yaşıyor. Yapay zekâ çağında rekabet yalnızca yazılımda değil; elektriğe, bakıra ve altyapıya erişimde de yaşanacak</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB) Şube Müdürü Okan Ak ise geleneksel bakırcılığın bu tablodaki yerini şöyle değerlendiriyor: <em>&#8220;Geleneksel bakırcılık; yüksek katma değerli, tasarım odaklı ürünlerle niş ihracat pazarlarında rekabet avantajı sağlayabilir. E-ihracat kanalları da bu kapıyı küçük üreticilere sonuna kadar açıyor</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dünyada nasıl yapılıyor?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Geleneksel zanaatların dijitalleşme yoluyla korunması çabası Türkiye&#8217;ye özgü değil; dünyada bu alanda somut ve başarılı modeller çoktan hayata geçirilmiş durumda.</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li><strong>Japonya (Yaşayan Ulusal Hazineler):</strong> 1950&#8217;lerden bu yana uygulanan bu sistemle, metal işleme dahil olmak üzere geleneksel sanatların ustaları devlet güvencesi altına alınıyor. Yıllık maaş bağlanan ustaların, çırak yetiştirmeleri ve tekniklerini zorunlu olarak belgelemeleri gerekiyor. Bu belgeler günümüzde Tokyo Ulusal Müzesi&#8217;nde koruma altında tutuluyor.</li>
<li><strong>Avrupa Birliği (Mingei Projesi):</strong> AB destekli bu proje kapsamında, zanaat süreçleri 3 boyutlu olarak dijitalleştirildi. Metal işleme dahil pek çok alanda ustanın el hareketleri, vuruş ritmi ve malzeme seçimi görsel ve fiziksel veri setlerine dönüştürüldü. Oluşturulan &#8220;sanal insan modelleri&#8221; ve bu veriler, artırılmış gerçeklik (AR) tabanlı eğitim araçlarında sanal eğitmenler olarak kullanılıyor.</li>
<li><strong>Güney Kore (Ulusal Miras Çerçevesi):</strong> Japonya&#8217;daki modeli bir adım daha ileri taşıyan Güney Kore, kültürel mirasın korunması ve aktarılması için özel bir üniversite kurdu. 2024 yılında yürürlüğe giren &#8220;Ulusal Miras Çerçeve Yasası&#8221; ile de UNESCO&#8217;nun somut olmayan kültürel miras standartları, ülkenin ulusal sistemine tamamen entegre edildi.</li>
</ul>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Dijital aktarım mümkün mü?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Dijital Kültürel Miras (DKM) Türkiye Ağı, bu sorunun cevabını yıllardır araştırıyor. Bilgi ve belge yöneticisi Deniz Çit, 6 Şubat depremleri sonrasında Wikimedia üzerinden edindikleri kültürel miras belgeleme deneyimlerini paylaşıyor: &#8220;<em>Bir usta hayatını kaybettiğinde, yüzlerce yıllık deneyimle oluşmuş bir hafıza da onunla birlikte yok oluyor. Aynı belgeleme modelini bakırcılık için de başarıyla uygulayabiliriz</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Ağın bünyesinde çalışan arkeolog Dr. İlkay Atav ise işin teknik boyutuna dikkat çekiyor: &#8220;<em>Ustanın el hareketleri, vuruş ritmi, kullandığı terimler, malzeme seçimi&#8230; Bunların hepsi ayrı ayrı kayıt altına alınabilir. Haritalar, hikâyeler ve dijital arşivlerle; doğru bir ekip kurulursa bu proje hayata geçirilebilir.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Nörosürdürülebilirlik Alanı Kurucusu Dr. Fulya Şenbağcı Özer de akademik literatürden somut bir örnek veriyor: &#8220;<em>Metal işleme alanında yapılan bir araştırma, simülasyonlar aracılığıyla ustanın örtük vuruş ritmini görsel ve fiziksel bir veri setine dönüştürdü. Böylece ustanın teknik hafızası ölümsüzleştirildi. Bakırcılık zanaatı için de aynı yöntem izlenebilir</em>.&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-25600 aligncenter" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/46b80b0a-9e70-44e3-8d3f-85e1b3dc0b91.jpeg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/46b80b0a-9e70-44e3-8d3f-85e1b3dc0b91.jpeg 640w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/07/46b80b0a-9e70-44e3-8d3f-85e1b3dc0b91-300x225.jpeg 300w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>İlk adım: Envanter çalışması</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Proje ve İş Geliştirme Koordinatörü Cangül Kuş, çözümün nereden başlaması gerektiğini net bir şekilde ortaya koyuyor: &#8220;<em>İlk adım zanaatı doğrudan tanıtmak değil; nerede, nasıl ve ne şekilde dönüştürülebileceğini ölçmektir. Kaç usta var, yaşları kaç, hangi teknikler çok az kişi tarafından biliniyor? Bu veriler ışığında yapılacak destekler çok daha etkili olacaktır</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">İZKA’nın &#8220;İzmir Zaman Makinesi&#8221; projesiyle tarihi miras alanları sanal gerçeklik ortamına taşınmıştı. Hatta Kemeraltı&#8217;nda akıllı telefonlarla deneyimlenebilen bir artırılmış gerçeklik rotası da kuruldu. Kuş, &#8220;<em>Bu deneyimi bakırcılığa taşımak da mümkün</em>&#8221; diyerek ekliyor: &#8220;<em>Bir ziyaretçi atölyenin önünde telefonunu kaldırdığında ustanın anlatısını ve ürünün yapım aşamalarını görebilir. Aynı içerik okullarda, müzelerde ve turizm rotalarında da kullanılabilir.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Model nasıl kurulur?</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">DKM Ağı bu süreç için üç aşamalı bir çerçeve öneriyor: Önce belgeleme, sonra sunum, ardından ise ekonomik model. Bunun için üçlü bir iş birliği yapısının kurulması gerekiyor:</p>
<ul style="font-weight: 400;">
<li><strong>Belediyeler:</strong> Mekân ve fon sağlar.</li>
<li><strong>Üniversiteler:</strong> Akademik bilgi, tasarım gücü ve dijital belgeleme teknolojisi sunar.</li>
<li><strong>Sivil Toplum Kuruluşları:</strong> Ustalarla köprü kurarak uluslararası ağları devreye sokar.</li>
</ul>
<p style="font-weight: 400;">Dr. Şenbağcı Özer bu yapıyı şu sözlerle özetliyor: &#8220;<em>Bir bakır ustasını ayakta tutacak şey; devlet koruması, dijital kütüphane, toplumun takdiri ve ekonominin maddi olarak ödüllendiren elidir</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Kemeraltı&#8217;nda çekiç sesleri</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Hasan Var, 52 yıllık birikimini dünyaya aktarmak istiyor. &#8220;<em>Dijital bir atölye olsa, insanlar bu mesleğin nasıl yapıldığını görseler,&#8221; diyor. &#8220;Belki gençler ilgi duyar, belki biri gelir ve öğrenir. Böylece bu bilgi kalıcı olur</em>.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Kemeraltı&#8217;nda çekiç sesleri yükselmeye devam ediyor. Üstelik bu sesi ve zanaatı kayıt altına alarak geleceğe taşımak için gereken teknolojik araçlar artık elimizde mevcut.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bakir-hem-kadim-zanaat-hem-de-gelecegin-metali.html">Bakır hem kadim zanaat hem de geleceğin metali</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/bakir-hem-kadim-zanaat-hem-de-gelecegin-metali.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</title>
		<link>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html</link>
					<comments>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2026 07:37:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25454</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Duran Boztepe Anadolu&#8217;da yerel basın, son yıllarda artan basım maliyetleri, düşen tirajlar ve kısıtlı ilan gelirleri nedeniyle tarihinin en zorlu ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Giderek ağırlaşan bu tablo karşısında sadece yayın gelirleriyle ayakta kalması &#8220;matematiksel olarak imkânsız&#8221; hale gelen yere medya kuruluşları, bağımsız gazetecilik yapabilmek için gazetecilik dışı alternatif gelir kaynaklarına yönelmek zorunda kalıyor. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html">Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Mehmet Duran Boztepe</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Anadolu&#8217;da yerel basın, son yıllarda artan basım maliyetleri, düşen tirajlar ve kısıtlı ilan gelirleri nedeniyle tarihinin en zorlu ekonomik darboğazlarından birini yaşıyor. Giderek ağırlaşan bu tablo karşısında sadece yayın gelirleriyle ayakta kalması &#8220;matematiksel olarak imkânsız&#8221; hale gelen yere medya kuruluşları, bağımsız gazetecilik yapabilmek için gazetecilik dışı alternatif gelir kaynaklarına yönelmek zorunda kalıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Yerel medyanın içine düştüğü bu derin ekonomik ve siyasi kuşatmayı, yirmi yılı aşkın süredir mesleğin içinde olan Tuzgölü Gazetesi sahibi Yusuf Öztürk anlattı.</p>
<h4><strong>&#8220;Davetiye de basıyorum, mantar da yetiştiriyorum&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yerel gazetelere verilen ilan bedellerinin günümüzde 500 ile 3 bin lira arasına kadar gerilediğini aktaran Öztürk, gazetenin maliyetlerini karşılamak için matbaacılığın yanı sıra tarım ve hayvancılık faaliyetlerinde bulunduğunu belirtti. Taşrada gazetecilik faaliyetlerini sürdürmenin sadece haber takibiyle sınırlı kalmadığını vurgulayan Öztürk, durumu şu sözlerle özetledi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Kendi matbaamda sadece gazete değil; reklam broşürü, kartvizit, düğün davetiyesi de basıyorum. Hatta bunlarla da yetinmiyor; toprakla uğraşıyor, kültür mantarı yetiştiriyor, yumurta ve tavuk üreticiliği yapıyorum. İnsanlara tuhaf gelebilir; &#8216;Gazetecinin mantar serasında ne işi var?&#8217; diyebilirler. Ama bu bir tercih değil, hayatta kalma stratejisi. Ancak bu şekilde ayakta kalabiliyor, o gazeteyi her gün bağımsızca çıkarabiliyoruz</em>.&#8221;</p>
<div id="attachment_25456" style="width: 435px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-25456" class=" wp-image-25456" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke.png" alt="" width="425" height="239" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke.png 1600w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-300x169.png 300w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-1024x576.png 1024w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-768x432.png 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/imagke-1536x864.png 1536w" sizes="auto, (max-width: 425px) 100vw, 425px" /><p id="caption-attachment-25456" class="wp-caption-text">Yusuf Öztürk</p></div>
<h4><strong>Siyasi ve yerel yönetim baskısına rağmen…</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Söz konusu ekonomik darboğazın yalnızca piyasa şartlarından kaynaklanmadığını ifade eden Öztürk, siyasi idarelerin ve yerel yönetimlerin ilan ambargolarına da dikkat çekti. Yaklaşık 15 yıldır ana akım siyasi partilerden, son 5 yıldır ise yerel idari birimlerden reklam alamadığını söyleyen Öztürk, haberleri nedeniyle görev yapan son dört-beş belediye başkanıyla yargı sürecine girdiklerini belirtti. Öztürk, bu davaların biri hariç tamamından ceza almadan çıktıklarını ifade ederek, benzer ekonomik ve siyasi zorlukların Haymana&#8217;dan Kulu&#8217;ya kadar çevre ilçelerdeki diğer yerel medya organları için de geçerli olduğunu aktardı.</p>
<h4><strong>Ofisi kundaklandı, yılmadı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Geçtiğimiz dönemde ofisi kundaklanan ve matbaa makineleri hasar gören Öztürk, olayın ardından kamuoyunda oluşan tepkilere yönelik eleştirilerde bulundu. Maddi zararın ve hukuki baskıların ötesinde, toplumdaki kutuplaşmanın kendisini daha fazla etkilediğini belirten Öztürk, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Olay ulusal basına yansıyınca, beni asıl yaralayan şey alevler değil, toplumun içine çekildiği o korkunç kutuplaşma oldu. İnsanlar olayın aslına astarına, bir gazetecinin neden hedef alındığına bakmak yerine; beni, yani müştekiyi ve zanlıyı hemen siyasi birer kampa yerleştirip &#8216;Oh olsun&#8217; demeye başladılar. Zaten can çekişen yerel basının ateşe verilmesinden bile siyasi bir tatmin, bir nefret çıkarabiliyorlar</em>.&#8221;</p>
<h4><strong>&#8220;Para karşılığı kalem oynatmadık, oynatmayız&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Yerel basın kuruluşlarının reyting amacıyla ulusal haberlere yönelmesinin yanlış olduğunu savunan Öztürk, yerel medyanın kendi bulunduğu bölgeye odaklanması gerektiğini vurguladı. Taşradaki gazetecilerin aynı zamanda toplumsal bir rol model olma misyonu taşıdığını belirten Öztürk, ekonomik zorluklar, davalar ve yaşanan şiddet olaylarına rağmen yayıncılık ilkelerinden taviz vermediklerini belirterek, <em>&#8220;Biz bugüne kadar kimseden beş kuruş para alıp kalem oynatmadık, oynatmayız da&#8221;</em> ifadelerini kullandı.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html">Bağımsız gazetecilik için mantar yetiştirip tavuk besliyor</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/bagimsiz-gazetecilik-icin-mantar-yetistirip-tavuk-besliyor.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevsimlik tarım işçileri: &#8220;Evimiz, her fırtınada uçan naylon çadırlar&#8221;</title>
		<link>https://9koy.org/mevsimlik-tarim-iscileri-evimiz-her-firtinada-ucan-naylon-cadirlar.html</link>
					<comments>https://9koy.org/mevsimlik-tarim-iscileri-evimiz-her-firtinada-ucan-naylon-cadirlar.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:10:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesel Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25451</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mehmet Duran Boztepe  Güneydoğu Anadolu’dan, batıya ve İç Anadolu’ya uzanan altı aylık geçici göç yolunda çalışan mevsimlik tarım işçileri, elektriğin ve temiz suyun bulunmadığı naylon çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Enflasyon karşısında eriyen bin 300 liralık yevmiyeleriyle geçinmeye çalışan, iş kazalarına karşı güvencesiz bırakılan ve alın terinin karşılığını çoğu zaman tahsil edemeyen işçiler, uğradıkları hak gasplarını [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/mevsimlik-tarim-iscileri-evimiz-her-firtinada-ucan-naylon-cadirlar.html">Mevsimlik tarım işçileri: &#8220;Evimiz, her fırtınada uçan naylon çadırlar&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Mehmet Duran Boztepe </strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Güneydoğu Anadolu’dan, batıya ve İç Anadolu’ya uzanan altı aylık geçici göç yolunda çalışan mevsimlik tarım işçileri, elektriğin ve temiz suyun bulunmadığı naylon çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Enflasyon karşısında eriyen bin 300 liralık yevmiyeleriyle geçinmeye çalışan, iş kazalarına karşı güvencesiz bırakılan ve alın terinin karşılığını çoğu zaman tahsil edemeyen işçiler, uğradıkları hak gasplarını &#8220;<em>Sırtı dönük, sıradan bir işçi fotoğrafı, hepimizin ortak sessizliğidir</em>&#8221; sözleriyle özetliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şanlıurfa’dan Adana, Bursa ve Ankara&#8217;ya çalışamaya gelen mevsimlik işçiler için ev kavramı, taş, tuğla ya da köy evi değil. Barınma koşullarını anlatan tarım işçisi T. B., &#8220;<em>Bize, &#8216;Evin neresi?&#8217; diye sorsalar; taştan, tuğladan örülmüş duvarları değil, rüzgârın önünde savrulan, fırtınada başımıza yıkılan o naylon çadırları gösteririz</em>&#8221; diyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Karın doyuracak bir işleri olmadığı için yollara düştüklerini belirten T. B., ekmek kapısı olarak gördüğü asıl evinin bu çadırlar olduğunu ifade ediyor. Bir diğer tarım işçisi İbrahim Kadan ise çadır alanlarındaki yaşam alanlarına dair, &#8220;<em>Mecburiyetten sığındığımız bu bez çadırlarda bir çocuğun, bir annenin sağlığını, hijyenini korumak mümkün mü sanıyorsunuz?</em>&#8221; diye soruyor ve bu koşulları hesaba katmayanları birkaç gün aynı şartlarda yaşamaya davet ediyor.</p>
<h4>&#8220;Suyun bağlanıp çeşmeden akması en az on beş, yirmi günü buluyor&#8221;</h4>
<p style="font-weight: 400;">Tarlaların ortasında kurulan bu çadırlarda temel insani ihtiyaçlara ulaşmak işçiler için bir diğer sorun. Elektriğin olmadığını ve suyun ancak araçlarla taşınarak getirilebildiğini belirten İbrahim Kadan, &#8220;<em>ASKİ&#8217;ye gidip resmi başvurumuzu yapsak dahi o suyun bağlanıp çeşmeden akması en az on beş, yirmi günü buluyor</em>&#8221; diyor. Temiz suya ulaşma konusunda T. B. de arıtma suyu taşıyan kamyonların yollarını gözlediklerini belirtiyor.</p>
<h4>Enflasyon karşısında eriyen yevmiyeler</h4>
<p style="font-weight: 400;">Fiziksel şartların yanında işçilerin bir diğer gündemi ise yevmiyeler ve hayat pahalılığı. Günlük 1300 lira yevmiye için çalıştıklarını ve bunun aylık bazda asgari ücrete denk geldiğini söyleyen İbrahim Kadan, &#8220;<em>Sorarım size, asgari ücret için bu şartlarda çekilecek çile midir bu?</em>&#8221; sorusunu yöneltiyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">T. B. ise enflasyon karşısındaki durumu, &#8220;<em>Pazar tezgâhındaki pirince, makarnaya, çocuğun boğazından geçecek temel gıdaya yüzde elli zam gelirken; toprağa terini akıtan bizlerin yevmiyesine layık görülen zam sadece yüzde on</em>&#8221; sözleriyle anlatıyor. İşçiler, aldıkları yevmiyenin ilden ile göç ederken yol ve mazot masraflarına gittiğini, günlük yevmiye 3 bin lira olsa dahi bu enflasyon şartlarında geçinmek için yeterli olmayacağını ifade ediyor.</p>
<h4>Tahsil edilemeyen hak edişler ve batıya göç</h4>
<p style="font-weight: 400;">İşçilerin karşılaştığı bir başka durum ise tahsil edilemeyen hak edişler. İbrahim Kadan, ellerinde yazışmalar olmasına rağmen üreticilerin &#8220;<em>Zarar ettim</em>&#8221; diyerek ödeme yapmadığını, ilgili hiçbir kurumun kendilerini muhatap almadığını ve mahkemeye yönlendirildiklerini anlatıyor. Üç yıldır devam eden bir alacak davası olduğunu söyleyen Kadan, o günün parasının enflasyon karşısında değerini yitirdiğini belirtiyor. Memleketleri Siverek&#8217;teki tarlalarda yevmiyelerin 800 ile bin lira arasında değiştiğini, aylarca para beklediklerini ve ücretini ödemeden giden kişilerle karşılaştıklarını belirten T. B., batı illerine göç etme nedenlerini buna bağlıyor. T. B., Bursa gibi bölgelerde Ziraat Bankası üzerinden 1400-1500 lira civarında net bir yevmiye belirlenmesini bir güvence olarak görüyor.</p>
<h4>Sosyal güvencesizlik ve iş kazaları</h4>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal güvencesizlik ve iş güvenliği eksikliği de işçilerin anlattığı sorunlar arasında yer alıyor. T. B., tarlada çalışırken bir iş kazası yaşandığında işverenlerin &#8220;<em>Kendi kendine çalıştın</em>&#8221; diyerek işçiyi hastaneye bırakıp sorumluluk almadığını, hamile kadınların dahi doğuma üç ay kalana kadar çadırda yaşayıp çalışmak zorunda bırakıldığını dile getiriyor. Tarladaki mesainin resmi bir karşılığı olmadığını söyleyen İbrahim Kadan, &#8220;<em>Çalışamayacak kadar yaşlandığımda, elden ayaktan düştüğümde çocuklarım kendi dertlerine düşüp bana bakmazsa halim ne olacak, inanın hiç bilmiyorum</em>&#8221; diyor.</p>
<h4>&#8220;Sırtı dönük işçi fotoğrafı, hepimizin ortak sessizliğidir&#8221;</h4>
<p style="font-weight: 400;">Çalıştıkları bölgelerde ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmekten şikayetçi olan İbrahim Kadan, kendi memleketlerinde iş bulabilseler bu yollara düşmeyeceklerini ifade ediyor. Haber için yüzünü gizleyen ve kendi fotoğrafının yayımlanmasını istemeyen T. B. ise durumlarını, &#8220;<em>Oraya koyacağınız sırtı dönük, sıradan bir işçi fotoğrafı, hepimizin ortak hikâyesi, hepimizin ortak sesi ya da sessizliğidir</em>&#8221; sözleriyle özetliyor.</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/mevsimlik-tarim-iscileri-evimiz-her-firtinada-ucan-naylon-cadirlar.html">Mevsimlik tarım işçileri: &#8220;Evimiz, her fırtınada uçan naylon çadırlar&#8221;</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/mevsimlik-tarim-iscileri-evimiz-her-firtinada-ucan-naylon-cadirlar.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaylacı karın erimesini beklerken, bahar bitkileri hala tezgahlarda</title>
		<link>https://9koy.org/yaylaci-karin-erimesini-beklerken-bahar-bitkileri-hala-tezgahlarda.html</link>
					<comments>https://9koy.org/yaylaci-karin-erimesini-beklerken-bahar-bitkileri-hala-tezgahlarda.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[Sertifika ve Telif Desteği Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25430</guid>

					<description><![CDATA[<p>İhsan Birgül Ağrı ve ilçelerinde bu sene son 30 yılın en yoğun karı yağdı. Bir metreyi aşan kar yağışı şehrin yüksek yerlerinde bölge bölge hala dururken, yüksek rakımlı yaylalarda ise kalın tabakalar halinde mevsimi hala kış hissettiriyor. Bu yoğun kar yağışı ilginç mevsim değişikliklerine de yol açmış durumda. Ağrı&#8217;nın en çok kar yağan ilçelerinin başında [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yaylaci-karin-erimesini-beklerken-bahar-bitkileri-hala-tezgahlarda.html">Yaylacı karın erimesini beklerken, bahar bitkileri hala tezgahlarda</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>İhsan Birgül</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Ağrı ve ilçelerinde bu sene son 30 yılın en yoğun karı yağdı. Bir metreyi aşan kar yağışı şehrin yüksek yerlerinde bölge bölge hala dururken, yüksek rakımlı yaylalarda ise kalın tabakalar halinde mevsimi hala kış hissettiriyor. Bu yoğun kar yağışı ilginç mevsim değişikliklerine de yol açmış durumda.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ağrı&#8217;nın en çok kar yağan ilçelerinin başında gelen Diyadin&#8217;de bu değişiklik daha da belirgin. Her sene bu vakitlerde yayla yolunu tutan hayvan besicileri yaylalarda oluşan kalın kar tabakalarının erimesini beklerken, Diyadin çarşısının seyyar tezgahlarında her bahar yerini alan mevsimlik bitki ve pancarlar haziran ayı olmasına rağmen hala tezgahlarda yerini koruyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Sadece nisan ve mayıs aylarında seyyar tezgahlarda görmeye alışık olduğumuz gûlik (çiriş) ve ribês (ışkın), geç eriyen karlardan dolayı hala bulunabiliyor. Özellikle gûlik kısa ömürlü bir bitki olarak biliniyor. Yörede kısa ömründen esinlenerek edilen beddualar da bulunuyor.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Nisan ve mayısta temin ettiğimiz otlar hala bulunuyor&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">30 yılı aşkındır Diyadin çarşısında balıkçılık yapan ve av yasağının olduğu zamanlar mevsimlik bitkiler satan Mintaz Turan’a göre bu seneki yoğun kar yağışı bahara daha verimli olarak yansımış ve bu durumu şu sözlerle anlatıyor: &#8220;<em>Normalde baharın belirli dönemlerinde bulunan gûlik otunu hala temin edip satabiliyoruz. Böyle devam etmesi durumunda haziran ayının 20’sine kadar da bu ottan bulunacak. Bu da geçmiş senelere göre ilginç bir durum.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Suya doymuş toprak verime döndü&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Diyadin çarşısının başka bir seyyar tezgahının sahibi Murat Turan da suya doymuş toprağın verdiği verimden memnun: &#8220;<em>Bu sene yoğun bir şekilde yağan kar, toprağa yüksek miktarda su bıraktı. Suya doymuş toprak sayesinde karların erimeye devam ettiği yüksek yerlerde hala mevsimlik otlar bulup satışa çıkarıyoruz. Bu vesile ile ilçe halkı uzun süre bu otlardan yararlanabiliyor.</em>&#8220;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Yaylacının gözü eriyecek karlarda&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çarşının seyyar esnafında hal böyle olumlu iken yaz mevsimini ilçe merkezinden uzaktaki yaylalarda geçiren hayvan besicileri açısından ise durum tam tersi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Haziran ayına girmeden yaylalara çıkan besiciler bu yıl yaylalarda bulunan kalın kar tabakalarının erimesini bekliyor. Besicilerin yaylalara ancak haziran sonunda çıkabilecekleri tahmin ediliyor. Bu da otlatma alanları konusunda sıkıntılara yol açabilir. Çayır yasağı başladığından dolayı otlatma için sadece meralar bulunuyor ve onlar da ihtiyacı karşılamıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Diyadin’de çobanlık yapan Mehmet Yılmaz adlı yurttaşa göre yaylaya geç gidişler otlatma alanı sıkıntısını şöyle doğurur: &#8220;<em>Her sene bu tarihlerde çoktan yaylada olmuş olurduk. Bu sene özellikle yüksek yaylalarda hala yoğun ve kalın kar tabakaları mevcut. Karların erimesini bekliyoruz. Korkarız bu erime ayın sonunu bulabilir. Çünkü artık meralar yetmiyor bize. Otlatma konusunda sıkıntı yaşıyoruz.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/yaylaci-karin-erimesini-beklerken-bahar-bitkileri-hala-tezgahlarda.html">Yaylacı karın erimesini beklerken, bahar bitkileri hala tezgahlarda</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/yaylaci-karin-erimesini-beklerken-bahar-bitkileri-hala-tezgahlarda.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çayda üreticinin yüzü gülmedi: 35 liralık fiyat maliyetlere takıldı</title>
		<link>https://9koy.org/cayda-ureticinin-yuzu-gulmedi-35-liralik-fiyat-maliyetlere-takildi.html</link>
					<comments>https://9koy.org/cayda-ureticinin-yuzu-gulmedi-35-liralik-fiyat-maliyetlere-takildi.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Tombuloğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Jul 2026 08:08:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Emek]]></category>
		<category><![CDATA[9. Köy Haber Merkezi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://9koy.org/?p=25415</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyza Nur Duvan Çay, Karadeniz&#8217;de binlerce ailenin en önemli geçim kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. Ancak üreticiler, artan maliyetler ve pazarlama sorunları nedeniyle çaydan elde ettikleri gelirin giderek azaldığını dile getiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2026 yılı yaş çay alım fiyatının kilogram başına 35 lira olarak açıklanmasına karşın üreticiler, işçilik, gübre, ulaşım ve diğer [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cayda-ureticinin-yuzu-gulmedi-35-liralik-fiyat-maliyetlere-takildi.html">Çayda üreticinin yüzü gülmedi: 35 liralık fiyat maliyetlere takıldı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Beyza Nur Duvan</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Çay, Karadeniz&#8217;de binlerce ailenin en önemli geçim kaynaklarından biri olmaya devam ediyor. Ancak üreticiler, artan maliyetler ve pazarlama sorunları nedeniyle çaydan elde ettikleri gelirin giderek azaldığını dile getiriyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2026 yılı yaş çay alım fiyatının kilogram başına 35 lira olarak açıklanmasına karşın üreticiler, işçilik, gübre, ulaşım ve diğer giderlerin kazançlarını erittiğini belirtiyor. Üreticiler ayrıca, ÇAYKUR’un uyguladığı kotalar nedeniyle ürünlerinin önemli bir bölümünü daha düşük fiyat veren özel sektöre satmak zorunda kaldıklarını ifade ediyor.</p>
<p>9.Köy, Karadeniz&#8217;de çay üreticilerinin yaşadığı sorunları araştırdı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Artan üretim, yetersiz kapasite</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çay üreticileri adına konuşan Metin Çavuş Özarslan, çay üreticilerinin sorunlarının her geçen yıl arttığını söyledi.  Özarslan, özel fabrikaların kapasite yetersizliği nedeniyle belirli aralıklarla çay alımı yapmasının üreticileri mağdur ettiğine dikkat çekti. İlçede 3 özel çay fabrikası olduğunu belirten Özarslan,  ÇAYKUR’un  sahil kesimlerinde sınırlı ve kotalı alım yaptığına dikkat çekti. Üreticinin bu nedenle ürünlerini özel çay fabrikalarına satmak zorunda kaldığını anlatan Özarslan, şu görüşlere yer verdi:</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Tarım alanları çoğaldı, orman vasfını kaybetmiş arazilere de çay dikildi. “ÇAYKUR buralardan alım yapmadığı için insanlar ürününü özel fabrikalara vermek zorunda kalıyor.Ama fabri</em>kaların kapasiteleri yine aynı kaldı. Çay alanları artınca ilçemizdeki üç özel fabrika yetişemez oldu.&#8221;</p>
<p style="font-weight: 400;">Çay alım fiyatının bu yıl düşük olduğunu belirten Özarslan, gübre, işçilik maliyetlerindeki artışlar nedeniyle üreticilerin zor durumda kaldığını ifade etti. Özel sektör fabrikalarının da alımlarda keyfi uygulamalara gittiğini vurgulayan Özarslan, &#8220;<em>Şu mahalleden iki gün aralıklarla alım yapılacak deniyor, insanlar ona göre topluyor, sonra ‘Fabrikalar dolu arıza var’ deniliyor. Geçenlerde bir vatandaşın iki ton çayı yandı. Madem almayacaksın niye toplatıyorsun?</em>&#8221;  dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Özarslan, mevcut fabrikaların kapasite yetersizliği nedeniyle ÇAYKUR’un bölgeye her gün çay alımı yapacak araçlar göndermesi halinde sorunun kısmen çözülebileceğini ifade etti. Ancak kalıcı çözümün devletin Eynesil’e yeni çay fabrikası yapması olduğunu vurguladı.</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;İki ton çayın parası nerede?&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Giresun&#8217;un Eynesil ilçesinde çay üreticiliği yapan Hanife Alemdar, köyde yaşayanların büyük bölümünün geçimini çaydan sağladığını ancak elde edilen gelirin üreticiye kalmadığını söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Bir üretici olarak mağdur olduklarını ifade eden Alemdar, şöyle konuştu: &#8220;<em>Görüyorsunuz, köydeki insanların çoğunun geliri çaydan. Benim bir tane erkek kardeşim var, annem ve babam da çok yaşlı. İşçi alıyoruz çay toplatmak için. İşçiye para gidiyor, yemeğe para gidiyor, yol ücreti var. İki ton çayın parası nerede hani? Babamın maaşı da yok, aylığı da yok. Ne yiyecek bunlar şimdi?</em>&#8220;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-25418 alignright" src="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/IMG_7222-scaled.jpeg" alt="" width="461" height="615" srcset="https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/IMG_7222-scaled.jpeg 1920w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/IMG_7222-225x300.jpeg 225w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/IMG_7222-768x1024.jpeg 768w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/IMG_7222-1152x1536.jpeg 1152w, https://9koy.org/wp-content/uploads/2026/06/IMG_7222-1536x2048.jpeg 1536w" sizes="auto, (max-width: 461px) 100vw, 461px" /></p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>Özel sektör ve ÇAYKUR kıskacı</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Üreticiler, ÇAYKUR’un peşin ödeme avantajına rağmen düşük kota uygulamaları ve alım noktalarına ulaşımda yaşanan sorunlar nedeniyle ürünlerini çoğu zaman özel sektöre vermek zorunda kaldıklarını anlatıyor.</p>
<p style="font-weight: 400;">Alemdar, özel sektörün üreticiyi farklı şekillerde mağdur ettiğini savunarak şunları söyledi: &#8220;<em>Biz bu çayı ne yapalım? Bizim bu çayı yığıp bir yerde kullanma şansımız yok. Özel fabrikalar çayı almak için kapına kadar geliyor ama çay arabasının parasını da bizden kesiyor. Bir çay tentesinden üç kilo kesiyor. Bir tentede ne kadar çay var? Vatandaş olarak ezilen biziz</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Üreticiler, özel fabrikaların ödemeleri aylar sonra yapmasının ya da peşin ödeme durumunda resmi alım fiyatının altında fiyat vermesinin de önemli bir sorun olduğunu belirtiyor. Alemdar, geçen yıl özel sektöre sattıkları ürünün parasını aylar sonra alabildiklerini anlatarak şöyle konuştu: &#8220;<em>Geçen sene özel fabrikaya eylül-ekim aylarında verdiğimiz üçüncü çayın parasını bu sene mayısın birinde aldık. Çay parasını peşin verseler, ÇAYKUR’un belirlediği fiyattan düşük alıyorlar. Her türlü biz zarardayız. Bizim de mağduriyetimizi görsünler</em>.&#8221;</p>
<h4 style="font-weight: 400;"><strong>&#8220;Çayda kazanç işçiye, yük üreticiye&#8221;</strong></h4>
<p style="font-weight: 400;">Çay işçilerinin zorlu koşullarda çalıştığını belirten Alemdar, buna rağmen asıl yükün üreticinin üzerinde kaldığını savundu: &#8220;<em>Çaya giden işçilerin aldıkları ücret iyi ama onlara da üzülüyorum. Üstü başı çamur oluyor, eve gidiyor, bir o kadar da çamaşırla uğraşıyor ama işte elinde harçlığın oluyor. Günlük 3-4 bin lira para az mı? Ama üretici için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Bölgede hem çay işçiliği yapan hem de üreticilikle uğraşan, ismini vermek istemeyen bir vatandaş ise artan maliyetlerin üreticiyi çıkmaza sürüklediğini söyledi.</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8220;<em>Benim bir ton çayım var mesela, toplatırken yedi işçi alıyorum. Bu sene çayın günlük ücreti standart 4 bin lira diyelim. Ben çaya beş torba da 25-5-10 içerikli gübre atıyorum, bir torbası 700 liraydı. Hani vatandaşın kârı nerede? Diyorlar ki ‘Senin bir ton çayın var, 35 liradan satarsan 35 bin lira alacaksın.’ Ama işçilerin parası ne olacak? Yemek de yediriyoruz, gübreyi de kendi cebimizden veriyoruz. Sonra bana ‘Bir ton çay verdin, kâr ettin’ diyorlar. Hayır, vatandaş her şekilde ezilmeye mahkûm oluyor.</em>&#8220;</p>
<p style="font-weight: 400;">Üretici, günlük işçi ücretlerinin çalışanlar açısından cazip görünse de üreticinin işçilik, ulaşım ve yemek maliyetlerini karşılamakta zorlandığını belirterek şunları söyledi: &#8220;<em>Günde iki öğün yemek yediriyorsun. Taksi çağırsan işçilere 500 liradan aşağı gelmiyor. Yani her şekilde artık çiftçi zararda.</em>&#8220;</p>
<p>The post <a href="https://9koy.org/cayda-ureticinin-yuzu-gulmedi-35-liralik-fiyat-maliyetlere-takildi.html">Çayda üreticinin yüzü gülmedi: 35 liralık fiyat maliyetlere takıldı</a> appeared first on <a href="https://9koy.org">9.Köy</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://9koy.org/cayda-ureticinin-yuzu-gulmedi-35-liralik-fiyat-maliyetlere-takildi.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
