DOLAR 33,0957 0.2%
EURO 36,2596 0.57%
ALTIN 2.630,280,34
Ankara
28°

AÇIK

Deprem yaşayan hayvanların psikolojisi: “Konuşamıyor ama şikayeti insanlarla aynı…”
  • 9.Köy
  • Genel
  • Deprem yaşayan hayvanların psikolojisi: “Konuşamıyor ama şikayeti insanlarla aynı…”

Deprem yaşayan hayvanların psikolojisi: “Konuşamıyor ama şikayeti insanlarla aynı…”

O gece, o gün ve sonrasında, hayatı tüm canlılar için değiştiren, felakete dönüşen depremler elbette insanlarla birlikte yaşayan hayvanların da fiziksel ve psikolojik sağlıklarını etkiledi. Travma sonrası davranış bozukluğu yaşayan hayvanların sergilediği yeni tutumlar, tedavi süreçleri ve ailelerine düşen görevler üzerine Veteriner Hekim Oğuzhan Oruç ve depremzede bir köpeğe geçiçi yuvalık yapan Furkan Doğruyol ile konuştuk.

ABONE OL
11 Mayıs 2023 14:50
Deprem yaşayan hayvanların psikolojisi: “Konuşamıyor ama şikayeti insanlarla aynı…”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Haber: Olcay Aytürk

Deprem hem şehirlerde hem doğada, hem sokakta hemde evlerde yaşayan hayvanların da hayatını değiştirdi.

O gece, o gün ve sonrasında, hayat tüm canlılar için  artık aynı hayat değil.  Hayvanların da fiziksel koşulları, psikolojik sağlıkları eskisi gibi değil. 9. Köy haber merkezi, travma sonrası davranış bozukluğu yaşayan hayvanların sergilediği yeni tutumları, ailelerine düşen görevleri, Veteriner Hekim Oğuzhan Oruç ve depremzede bir köpeğe evini açan Furkan Doğruyol ile konuşarak derledi.

“Bilimden uzaklaşmayın kliniklere güvenin

Depremzede hayvanların genellikle sahiplerinden uzaklaşma eğilimi gösterdiğini söyleyen Veteriner Hekim Oguzhan Oruç, “ufak seslerde korkma, saldırgan davranış gösterme, travmaya bağlı olarak uzaklaşabilirler. Çeşitli hastalıklara bağlı olarak eklenen ikincil problemler de var. Fiziksel etkilerin şiddeti de aynı zamanda ruhsal düzeni bozmakta. Genel itibari ile davranış bozuklukları ile mücadele etmekteyiz” dedi.

Psikolojik tedavi sürecinin insanlarınkinden farklı olmadığını vurgulayan Oruç şöyle konuştu:

“Psikolog gibi oturup konuşamıyoruz ama bir şekilde davranışları bozulan hayvanlar için de genel fizyolojik dengelerinin uyarımları, sinirsel uyarımları dengeleştiren ilaçlar bulunmaktadır. Aylık periyotlar halinde ölçümler yaparak  hasta sahibi etkileşimlerini alarak, sese karşı uyarım, hasta sahibine karşı uyarımlar ya da dışarıdan gelen misafire karşı uyarımlar, sokaktan geçen araba bu tarz programlama sistemimiz var. Tedavi süreci böyle şekillenmekte.”

Oruç, hasta sahiplerine ya da depremden etkilenen hayvanların sahiplerine de önerilerde bulundu. Mutlaka veterinerlere danışmak gerektiğini söyleyen Oğuzhan Oruç yapılabilecekleri şöyle sıraladı: 

 “Hasta sahipleri programlama sisteminden haberdar olmaları gerekiyor. Bilgilere paylaşım platformlarından değil veterinerden ulaşmalı, bizi aramalı, sormalı, duyarlı olmalı internetteki yanlış bilgilerden uzak durmalılar. Bir kiliniği aramak zor değil. Her türlü hastalıkta bir klinik aranabilir. Biz de istedikleri vakitte yardımcı oluruz. Bizim sorumluluğumuz bu. ‘Ilaçları eczanelerden temin edip ya da benim ağrı kesicim vardı çocuğa uygulayım ağrısı var’  bu tarz işlemlerden kaçınsınlar. Günün sonunda daha çok üzüldüklerine şahit olduğumuz için onların sorumluluk bilincinde olmalarını istiyorum. On yıldır bu işin içerisindeyim. Çok şey değişti çok şey gelişti. Kliniklere güvensinler, bilimden uzak durmasınlar. Kendileri herşeyi yapmaya kalkmasınlar.”

Şef’in ilacı “sabır, sevgi, anlayış”

Hatay’dan gelen 1.5 yaşındaki depremzede köpeğe (Şef) geçiçi yuvalık yapan Furkan Doğruyol, travma yaşamış hayvanlara karşı  pozitif yaklaşımın ve sabırlı olmanın önemli olduğunun altını çizdi. Doğruyol, Şef’in geldiği dönem sergilediği davranışları şöyle anlattı:

“Afallamış bir şekildeydi, sürekli şaşkındı, merdiven çıkmayı bile unutmuştu, korkudan yürüyemiyordu ilk dönemler. 1-2 hafta merdivenden çıkamadı. Herşeyden çekiniyor, iki kere düşünüp yapıyordu. Etraftaki şeyler üstüne düşecek gibi davranıyordu. Sürekli ağlıyordu. İnsanlara, hayvanlara karşı agresifliği yoktu ama seslere karşı aşırı duyarlıydı. Kapalı alanlarda duramıyordu. Balkonu açmamı istiyordu, yağmurlu, soğuk havalarda da balkon hep açıktı.. Yanında birilerini istiyordu . Ani hareketlerde ben bir anda döndüğümde falan yere çöküyordu. Çok stres yaptığı için de mantar hastası olmuş zaten. İnanılmaz iştah kesikliği vardı. Yani önüne ne koyarsan koy çok az yiyip bırakıyordu. İnanılmaz derecede su içiyordu.”

“Bebekle konuşur gibi konuştum”

Tedavi sürecinde Şef’i tolere ettiğini, hep alttan aldığını, kızarak değil sevgiyle sakinleştirdiğini söyleyen Doğruyol, “çişini yaptığımda kızmadım, azarlamadım. Sesimi ona karşı yükseltmedim. Daha ılımlı  gittim, sürekli onunla konuştum. ‘Oğlum acıktın mı yiyecek misin? falan böyle daha ponçik bir ses tonuyla  böyle bebekle konuşur gibi. Sürekli öyle yatıştırdım. Verdiğim, yaptığım şeylerin olumlu olduğunu yansıttım hep ona. Zaten o şekilde aşmaya başladı. Çişini yaptığında ben ona kızsaydım daha kötü bir tramvaya yol açardı. Ağladığında yanına gidip konuşarak yatıştırdım. ‘hiçbir şey yok. Sakin ol. Burası güvenli’ şeklinde çünkü öyle konuştuğum zaman anlıyor kendini sevdiriyordu” dedi.

Furkan Doğruyol, travma yaşayan hastaların ailelerine ve yeni evlat edinenlere şu tavsiyelerde bulundu:

“Ilımlı yaklaşsınlar. Aşılamayacak hiçbir şey yok. Ailesi ne kadar ona olumlu ve sevgiyle giderse o kadar çok durumu tolere ediyorlar. O hayvana daha farklı şeyler de öğretebilirler. Mesela ilk dönemler çişini odaya yaparken  ben sürekli onunla  konuşarak balkona alıştırdım. Hiçbir eğitim olmamasına rağmen bulunduğu bölgeye hiç yapmıyordu. Sürekli konuşarak onlarla iletişim halinde olarak onları anlayarak, onlara daha güzel yaklaşarak çözebilirler bu tür olayları. Ne kadar kızarlarsa o kadar zıttını yaşıyorlar. Sürü psikolojisiyle yaşadıkları için hani kediler, köpekler sahip olduğunu hissettirmesi gerekiyor. Yani bir problem olduğunda çözmesi gerekiyor. Sabırlı olmaları gerekiyor. Tamamen pozitif yaklaşması gerekiyor. Çünkü o hayvan her şeyi yapabilir. Çişini de yapabilir. Bir şeyleri de kemirebilir. Hırlayabilir, havlayabilir çünkü psikolojik olarak çökük durumda oluyorlar. Ne kadar pozitif gidersen ona, o sana o kadar pozitif geliyor zamanla. Bir buçuk aydan sonra yoldaki insanlara selam veriyordu artık. Çünkü pozitif gittim ona hep. İnsanların iyi olduğunu gördü. Zarar gelmeyeceğini gördü. Kızarak hiçbir şey öğretilmiyor.”

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.