DOLAR 33,0889 0.19%
EURO 36,2200 0.45%
ALTIN 2.630,370,34
Ankara
25°

HAFİF YAĞMUR

Deprem sonrası koruyucu aile tartışması çıktı
  • 9.Köy
  • Gündem
  • Deprem sonrası koruyucu aile tartışması çıktı

Deprem sonrası koruyucu aile tartışması çıktı

Deprem sonrası ailesini kaybeden çocuklar için vatandaşlar harekete geçti. Koruyucu aile olmak için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na çok sayıda vatandaş başvuruda bulundu. Ancak koruyucu ailelik konusundaki bu hareketlenme, uzmanları da ikiye böldü; Bazı uzmanlar depremzede çocukların koruyucu aileye verilmesini erken bulurken, bazıları da çocukların deprem sonrasındaki yası bir aile ile geçirmelerinin daha doğru olacağını ifade etti. 

ABONE OL
17 Şubat 2023 09:42
Deprem sonrası koruyucu aile tartışması çıktı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’yi vuran Kahramanmaraş merkezli depremde ailelerini kaybeden çocukların akıbeti tüm Türkiye’de tartışma konusu oldu.

Pek çok vatandaş, depremde ailesini kaybeden çocuklar için koruyucu aile olabilmek için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na başvuruda bulundu.

Ancak koruyucu aile olabilmek için yaşanan bu hareketlenme, uzmanları ikiye böldü; Kimi uzman, depremde ailesini kaybetmiş ve travma yaşayan çocukların bir koruyucu aileye verilmesinin “çok erken olacağını” söylerken, kimi uzman ise depremzede çocukların yas sürecini bir aile ile geçirmesinin daha iyi olabileceğini ifade etti. Depremzede çocukların bir aileye verilmesi ve koruyucu aile meselesinin gündeme gelmesini çok “erken bulduğunu” söyleyen Çocuk ve Genç Psikiyatristi Veysi Çeri, 9. Köy’e yaptığı açıklamada görüşlerini şöyle ifade etti;

“Öncellikle 3-13 yaş arasındaki çocukların deprem esnasındaki şok anını, travmalarını ve yaslarını yaşamaları gerekiyor. Ailelerini yeni kaybetmenin getirmiş olduğu yas ve yeni hayata da bir miktar alışmaları, uyum sağlamaları önemli. Bir çocuğun koruyucu aileye verilmesinin daha sonra konuşulması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde böylesi apar topar bir durum, yanlış şeyleri de getirebilir. Travmatik bir olayı atlatmadan bir çocuğun koruyucu bir aileye verilmesi, ikinci bir travma gibi algılamasına neden olabilir. İnkâr psikolojine bürünmelerine, yani anne-babaları ölmedi ve birileri onları kaçırmış gibi düşünmelerine yol açabilir. Çocuklar şu an ‘sevgi evi’ dediğimiz evlerde, devlet koruması altında korunmalı. Mutlaka fizyolojik ve duygusal ihtiyaçları, yeniden dünyaya ve insanlara bağlanma ihtiyaçları karşılanmalı.”

Çeri, 13 yaş ve üzeri çocukların ise dünyaya daha yetişkin gibi bakabileceklerini ama yas sürecinin önemli olduğunu da belirterek, “13 yaşın üstündeki çocukların da mutlaka yas sürecini yaşamaları gerekiyor. Kayıpların getirmiş olduğu doğal duygu durumu düşüşünü, kötü hissetmeyi, gerginliği, öfke ve üzüntüyü geride bırakmaları önemli. Bununla yüzleştikten sonra çocukların koruyucu aile ile buluşmasını daha doğru buluyorum” dedi. Yaşı ne olursa olsun her bireyin bir olayı farklı şekilde yaşayabildiğini hatırlatan Çeri, şöyle konuştu;

“Çocukların psikolojik bir desteğe ihtiyaçları olabileceği kadar, ihtiyaçları olmayabileceğini de akılda tutalım. Bu süreçte ciddi bir travmayı yaşadıklarını ancak bunun geride kaldığını ve artık kendilerini güvende hissedebileceklerini anlatıp, insanlarla tekrar bir bağ kurabilecekleri bir ortam sağlamak gerekiyor. Her şeyin önceden öngörülebilir olması çok önemli, o yüzden ani yaşam alanı değişimi de çocukları olumsuz etkileyebilir. Çocukların üzülmemeleri için bir süre, istedikleri her şeyi yapma ve onları uyuşturma hareketine de girilmemeli. Bir çocuk öfkeli ise, kendine fizyolojik anlamda zarar vermediği müddetçe, onun hayata dönmesini ve o kendi iç dünyasıyla hesaplaşmasını beklemek gerekli. Bu gibi konularda hemen bir sakinleştirici ilaç vermeye kalkışılıyor, buna asla başvurulmamalı. O anlamda çocukların yanında olmalıyız, kendileri izin verdikleri müddetçe duygularını bizimle paylaşmaları çok önemli. Sosyal ve ruhsal açıdan birilerinin yanında olduğunu ve yalnız olmadığını hissettirmek önemli. Bir çocuğun bedenine battaniye sararak onu ısıttığımız gibi, ruhuna da bir battaniye sarmalıyız.”

3 yaşından küçük çocukların ise, bakıma ihtiyaç duydukları için hemen koruyucu bir aileyle buluşmasının önemli olduğunu söyleyen Çeri, çocuklar için sevgi ortamı oluşturulması gerektiğine işaret etti. Çeri,  “Ailesini kaybetmiş 0-3 yaş arasındaki çocukların koruyucu aileye bir an önce verilmesi iyi bir şey. Koruyucu ailelerin psikolojik işleyişleri, durumları ve çocuklara iyi bakıp bakamayacakları da değerlendirilmeli. Ama çocukların farklı bakıcılara zaman zaman bırakılıp, onlara bağlandıktan bir süre sonra onlardan koparılması da travmatik bir etki yaratır ve buna dikkat edilmeli. 1,2 ve 3 yaşındaki çocuklar fizyolojik anlamda da hemen bakım almalılar ve koruyucu aileler öncelikle en küçük yaştaki çocuklara sahip çıkmalı. Sevgiyle bağlanmanın sağlandığı bir ortam onlar için çok faydalı olur” diye konuştu.

“Koruyucu aileler ve depremzede çocukların bir araya geldiği bir adaptasyon süreci olmalı”

Güzel Şeyler Derneği’nin pedagoji uzmanları ise, depremde ailesini kaybetmiş çocukların koruyucu bir aileye verilmesinin göreceli bir kavram olduğunu ifade ettiler. Koordinatör Mehtap Gür, özellikle küçük yaş gruplarının birebir sevgi, ilgi ve şefkat duygusu ile yas sürecini birebir bir aile ile geçirmeleri mantıklı bir çerçevede gelişebileceğini söyledi.

Ailesi olmayan çocukların Bakanlık tarafından bakıcılarla birlikte yerleştirildikleri “sevgi evlerinin” çok verimli işlemediğini belirten Uzman Klinik Psikolog Elif Efsun Tatar ise, depremzede çocuklar için koruyucu aile uygulamasının mantıklı olabileceğini vurgulayarak, şöyle konuştu;

“Büyük yaştaki çocuklar için, belli bir döneme kadar diğer depremzede çocuklarla bir araya gelme şeklinde bir şey geliştirilmeli. Artık başka bir ailede ve hiçbir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmek değil ama, koruyucu ailelerin ve depremzede çocukların da bir araya geldiği bir adaptasyon süreci olması lazım.”

Eroğlu: “Çocukların sosyal ve psikolojik durumundan çok iyi anlayan ebeveynler olmalı”

Deprem felaketi yaşamış çocukların evlatlık olarak hemen bir aileye verilmemesi gerektiğini belirten Sosyal Hizmet Uzmanı Kahraman Eroğlu, çocukların sahipsiz ve ortada kalmış olmayabileceklerinin de altını çizdi. Eroğlu, “Depremde annesini-babasını kaybetmiş çocukların, daha 4 gün öncesine kadar ailesi vardı. O yüzden alelacele bir karar vermek doğru değil. Çocukların amcaları, dayıları, teyzeleri, halaları ve dedelerinin de olabileceğini düşünmek gerek. Onlar da depremin yaratmış olduğu şokla hemen sahip çıkamayabilirler, ama öncelikle depremzede çocukların yakınları araştırılmalı. Bu noktada, sosyal hizmet uzmanlarının ve bilim insanlarının görüşlerine danışılması gerekiyor.”

Yıllarca il müdürlüğü yaptığını ve 1999 Marmara Depremi’nde de görev yürüttüğünü aktaran Eroğlu, deneyimlerini de şöyle anlattı;

“1999 depreminde de annesini babasını kaybetmiş çocuklar olmuştu. Uzun süre çocukları yuvalarda koruma altında tuttuk. Gerekli incelemeler ve araştırmalar yapıldıktan sonra çocuklar ailelere verildi. Çocuğun, ancak yakınlarının yanına kabul edilemeyeceği anlaşıldıktan sonra, koruyucu aile yanına yerleştirilmesi gerekir. Çocukların sosyal ve psikolojik durumundan çok iyi anlayan ebeveynler olmalı koruyucu aileler. Deprem olgusunu bilimsel olarak anlatamayacak veya gerçek ebeveynlerinin kaybını iyi idrak edemeyecek şekilde anlatamayacak kişilerin yanına çocuklar verilmemeli.”
Depremzede çocukların çok özel bir durumda olduğunu da söyleyen Eroğlu, bu konuda uzmanların bir araya gelerek karar vermesi gerektiğini söyledi. Eroğlu, “Çocuklara yaşadıkları bu acıyı azaltabilecek ve unutturabilecek ebeveynlere ihtiyacı var. Bu noktada da sosyal hizmet uzmanlarına, çocuk psikologlarına, sosyologlara, çocuk gelişim uzmanlarına danışılmalı. Uzmanların incelemeleri sonucunda ailelerin belirlenmesi ve bu sonuca göre ailelere çocukların verilme işleminin yaralı olacağını düşünüyorum. Bakanlığın da bu noktada, bilim insanlarının ve çocuk alanındaki uzmanların görüşüne başvurması gerekiyor. Yapılacak toplantı sonucuna göre çözüm bulunmalı” diye konuştu.

Kimler koruyucu aile olabilir?

Çeşitli nedenlerden dolayı biyolojik ailesiyle yaşayamayan, devlet korumasında yaşayan ve 0-18 yaş aralığındaki çocuklara sağlanan aile yanında bakım hizmetine koruyucu ailelik deniyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, sürekli Türkiye’de ikamet eden, 25-65 yaş aralığında olan, en az ilkokul mezunu, düzenli bir geliri olan ve çocuğun biyolojik ailesi-vasisi olmayan bekar kişiler veya evli çiftler, koruyucu ailelik başvurusunda bulunabiliyorlar. Ayrıca başvuru yapan ailenin biyolojik çocuğunun olması, koruyucu aile olmasında bir engel teşkil etmiyor. Koruyucu ailelelik başvuruları hem e-devlet üzerinden, hem de bizzat Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İl Müdürlüklerindeki koruyucu aile birimlerine yapılabiliyor. Başvurunun ardından gerçekleşen hazırlık süreci, ortalama 6 ila 8 aylık bir zaman arasında gerçekleşebiliyor.

HABER : Haber: Deniz Ali Tatar

En az 10 karakter gerekli
Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.


HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.