Onları, sokak atıklarını toplayan geri dönüşüm işçilerini, her mahallede görebilirsiniz. Peki, çöpü, yaşama dönüştüren geri dönüşüm işçilerinin nasıl bir yaşam mücadelesi verdiklerini bilmek istemez misiniz? Sigortasız, sağlıksız ortamlarda çocuk yaşta ev geçindiren işçiler, kötü barınma şartlarında, yetersiz beslenme ve hastalık kapma riski ile karşı karşıya hayata tutunmaya çalışıyorlar.    

NURDANE ÖZDEMİR SAĞKAN / ANKARA         13/04/2021     603 GÜN ÖNCE

Sokak atıkları toplayan geri dönüşüm işçilerini, günün herhangi bir anında bir mahallede bir çöp konteynerinin başında görebilirsiniz. Onlar, sokaklardaki atıklardan geçimini sağlayan, geri dönüşüm işçileri. Kent düzenine ve geri dönüşüme katkı sağlayan emekçiler. Kimisi, “Çek çek” dedikleri ilkel çöp toplama araçlarıyla atık plastik, demir ve karton toplar. Kimisi bir mobiletin yan tarafına tutturduğu çuvalla, kimisi de, derme çatma bir kamyonetin kasasına bulduğu geri dönüşüm atıklarını doldurur.  

Hepsi de sabahın ilk ışıklarıyla kentin caddelerine, sokaklarına akıp, akşamın geç vakitlerine kadar, işe yarar bir malzeme bulma peşinde. Güneş, yağmur, çamur, soğuk demeden alınlarının teri, bedenlerinin gücüyle her gün yollara düşüp rızkını çıkarmak için yaşam savaşı verenler. Hasta oldukları, çalışmadıkları gün aç kalanlar.
Gün içinde kilometrelerce yol yürüyerek, çöplerin arasında hijyenden uzak şartlarda, sigortasız, kendilerine ayıracakları bir günleri bile olmadan dur duraksız çalışarak karınlarını doyuran yüzlerce geri dönüşüm işçisi.  

Pandemi yaklaşık bir yıldır, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, bütün ekonomik dengeleri alt üst etti. Var olan işsizlik, daha da arttı. Zor koşullarda da, geri dönüşüm işçileri, her gün çöpten atık toplama işini sürdürüp hayat mücadelesi verdiler. 

 

Barınma koşulları kötü…

 

24 Saat Gazetesi olarak, sokak atıkları toplayan geri dönüşüm işçileriyle, işe başlama hikâyeleri, çalışma şartları, kazançları ve pandeminin onları nasıl etkilediği konusunda konuştuk. İşte üç geri dönüşüm işçisinin kendi ağızlarından hayat hikâyeleri…

 

Abuzer Çiftçi: Adıyamanlıyım,  23 yaşındayım. Köyde çiftçilik yapıyorduk. Son yıllarda karnımızı doyuramaz hale geldik. Benden iki yaş küçük kardeşim İlyas’la, iş bulma umuduyla Ankara’ya geldik. Hiçbir vasfımız, eğitimimiz olmadığı için, kimse bizi iş vermedi. Atık toplayıcılığı yapmak zorunda kaldık. Burada vadi için boşaltılıp yıkılmış bölgede, çadırda kalıyoruz. Suyumuz, elektriğimiz olmadığı gibi kışın ısınma sorunumuz var. 

İki kardeş, sabahtan akşama kadar durmadan çalışıyoruz, ikimizin günlük kazancı ancak 70-80 lirayı buluyor. Köydeki annemle babama da, her ay ekmek parası gönderiyoruz. Elimizde kalanla da geçinmeye çalışıyoruz.

Barınma şartlarımız, bir hayvanın bile kalmak istemeyeceği kadar kötü. Pislik içindeyiz, yıkanamıyoruz, üstümüz başımız kir içinde. Yanımızdan geçenler bizi görünce uzaklaşmaya çalışıyorlar. Çocuklar korkuyla bakıyorlar yüzümüze. Bu kötü şartların üstüne bir de pandemi ortaya çıktı. Çöplerden hastalık mikrobu kapma riskimiz var. Her şey çok pahalı, kazancımız sağlıklı beslenmemiz için yeterli değil.  

Çöpleri karıştırıp atık toplamak, kimsenin yapmayı isteyeceği bir iş değil. Sigortamız yok,  devlet biz işgücü olarak tanımıyor, hastalansak, tedaviye verecek paramız yok. Yaşıyor muyuz diye sorarsanız, buna yaşamak denirse yaşıyoruz. 

Artık Suriyeli ve Afganlar da bu işi yapmaya başladılar. Topladıklarını daha düşük paraya satıyorlar, bu durum bizim kazancımızı da azaltıyor. Eskiden insanlar, işlerine yaramayan eşyalarını bize verirlerdi, şimdi onlar da hurdacıya veriyorlar ve çöpten daha az işe yarar malzeme buluyoruz. 

Bu işin geleceği de yok. Sağlığımız, gücümüz varsa çalışabiliyoruz. Topladıklarımızı taşımak bile çok zor, yaşlanınca böyle çalışamayız. Devletin yaptığımız işi kabul etmesini, sigortamız ve sosyal güvencemiz olmasını istiyoruz.

 

Çocuk işçiler ev geçindiriyor

Metin Çubuk: 14 yaşındayım. İlkokulu bitirdim. Ailemin durumu olmadığı için ortaokula gidemedim. Okulu çok seviyordum, çalışmak zorunda olmasam okurdum. Çöplerin kenarına bırakılan dergi, kitap, gazete ne bulursam hemen kendime ayırıyorum. Dinlendiğim, yemek yediğim zamanlarda bulduklarımı hep okuyorum. Cep telefonum, bilgisayarım olmadığı için her şeyden habersizim, gecekonduda oturuyoruz, evimizde televizyon bile yok. Benden küçük dört kardeşim daha var. Babam kanser hastası, bir yıldır çalışamıyor. Kardeşlerime ve annemle babama ben bakıyorum. Yapamayacağımı bile bile ben de futbol oynamak, arkadaşlarımla gezip dolaşmak, sinemaya gitmek istiyorum. Bir cep telefonum ve bilgisayarım olmasını da.


Sabah 8’de evden çıkıp, akşam 9-10’a kadar sokaklardayım. Neredeyse hiç durmadan 13-14 saat çalışıyorum. Günlük 50-60 lira kazanıyorum, bu parayla yedi kişinin karnı bile doymuyor. Babamın sosyal güvencesi yok. Her ay aldığı 6 yüz lira yoksulluk maaşı, ilaçlarını bile karşılamıyor. Maske almaya ayıracak param yok, annem kumaşa lastik takıp maske yaptı. Her gün yıkayıp aynı maskeyi takıyorum. Çöpten bulduğum kıyafetleri giyiyoruz. Bazen kendimi iyi hissetmediğimde işe çıkmak istemiyorum ama ailem aç kalmasın diye gidiyorum. Annem hem kardeşlerime, hem babama bakmak, hem de ev işlerini yetiştirmek için çok çalışıyor. 33 yaşında, yaşlı gibi duruyor.

Sağlıksız ortamlar…

 

Ayşe Şimşek: Kırıkkaleliyim, 18 yaşındayım. Evlenince Ankara’ya geldim. Kocamın ailesiyle beraber, küçük bir gecekonduda oturuyoruz. Kayınpederim mahallede bakkal işletiyordu, kazancıyla geçiniyorduk. Borçlarını ödeyemeyince iflas etti, bakkalı kapattı. Kocam Bilecik’te asker, üç aylık bebeğim var. Kayınbiraderimle birlikte çöplerden geri dönüşüm atıkları toplayıp, satıyoruz. İkimizin toplam kazancı, ayda 2 bin lirayı buluyor. Çok şükür karnımız doyuyor, bebeğimin mamasını, bezini alabiliyorum. Kocam askerden dönünce, o çalışacak ben çocuğuma bakacağım.


Sokaklarda bütün gün, yağmurda, güneşte, soğukta çöp toplamak zor ve pis iş. Pandemiden dolayı virüs bulaşır hastalanır ölürüm, oğlum annesiz kalır diye çok korkuyorum, uykularım kaçıyor. Çaresiz sabah kalkıp yine yollara düşüyorum. Dediğim gibi çalışma şartlarımız çok kötü, günü kurtarıyoruz, sigortamız yatmıyor, hastalansak doktora gidemiyoruz. Devletin geri dönüşüm işçilerine yardım etmesini istiyoruz.