Sadece iktidar ile ilişkiler değil, ilan verenler, finans kaynakları ve ekonomik güç odaklarıyla ilişkiler de gazeteciliğe gölge düşürüyor. Güçsüzlerin gücü olabilmek için önce medyanın kendisinin güçlü ve bağımsız olması şart.

Faruk Bildirici         14/02/2022     135 GÜN ÖNCE

Belge “yalanlama gazeteciliğini” susturdu

Sorunları, tepkileri olumsuzlukları görmezden gelip tepkiler sonucu ortaya çıkan çözümü haber yapmak iktidar medyasında alışkanlık oldu.

Önce fahiş elektrik faturalarına gösterilen tepkileri yok saydılar, sanayi kuruluşlarına uygulanan ve 20 gün kadar süren doğalgaz kesintisini de. Ama ne zaman ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve diğer yetkililerden sorunun giderileceği açıklamaları geldi; o zaman haber yapmaya başladılar.

Isparta’da bütün kentin dört gün boyunca elektriksiz kalması da aynı duyarsızlıkla karşılandı bu medyada. Arızanın giderildiği haberi ise geniş görüldü. Bu kadarıyla kalsa iyi! Eleştirel medya, kesinti sırasında Ramazan Nazlı adlı kişinin evinde donarak öldüğü haberini yayımlayınca yalanlayan haberler yapıldı; valiliğin açıklaması yayımlandı.

Sabah gazetesinin, “Elektrik kesintisi bahane, algı operasyonu şahane: Donarak değil kalpten öldü” haberi, ölen Ramazan Nazlı’nın kardeşlerinin söylediklerine dayanıyordu. Kardeşler, bu açıklamaları Yalvaç Kaymakamı’nın makam odasından yapmışlardı! Sabah gazetesi ertesi gün de muhtarı konuşturdu, “Böyle yalan görmedik” diye…

Fakat Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk, bu haberlere Ramazan Nazlı’nın “Ölüm Belgesi” ile yanıt verdi.  Belgede ölüm nedeni “birden fazla vücut bölgesinin donması” olarak belirtiliyordu. Böylece vali, kardeşler ve muhtarın sözlerinin gerçeği yansıtmadığı kanıtlanmış oldu.

Sabah’tan ve diğer iktidar yanlısı gazetelerden belgeye karşılık gelmedi; konuyu karartmayı yeğlediler. Ama belgeli gazetecilik, “yalanlama gazeteciliği”ni kovmuş oldu.

“Ölü beyin hücresi tedavisi” haberi eski

“Türk bilim insanından müthiş buluş: Ölü beyin hücrelerini 60 günlük tedaviyle canlandırdı” haberi, 5 Şubat’ta Habertürk’te yayımlandı. ABD’deki bir araştırma merkezinde yönetici olan Doç.Dr. Hande Özdinler ile konuşmaya dayanan haberde ölü beyin nöronlarını canlandıran maddeye ilişkin yeni bir buluştan bahsediliyordu. Karar’dan, Yeni Çağ ve Artı -Gerçek’e kadar birçok internet sitesi bu haberi aynen kopyaladı. 

Bilimsel haberlerde çok sık tekrara düşüldüğünü bildiğim için internette tarayınca Doç.Dr. Özdinler ile 2 Şubat’ta da CNN Türk’ün konuştuğunu gördüm. Biraz daha tarayınca CNN Türk ve Habertürk’ün Doç.Dr. Özdinler ile konuşmalarının nedenini buldum. İki televizyon kanalını harekete geçiren, 30 Ocak’ta Hürriyet’te yayımlanan “Türk doktor ALS hastalarına umut oldu: Ölü hücreyi diriltti” başlıklı haberdi.

Ama aslında Özdinler’in NU-9 adı verilen kimyasal madde ile ölü beyin hücrelerini 60 günde canlandırdığı haberi bir yıl önce Aydınlık ve Cumhuriyet gazetelerinde yayımlanmıştı. 1 Mart 2021’de Aydınlık’ta “ALS’de hasta nöronlarını iyileştiren molekül”, Cumhuriyet’te ise “Bilim kadınımız Dr. Hande Özdinler’den ALS tedavisinde önemli keşif” başlığıyla yayımlanan haberlerde bilimsel çalışmanın 23 Şubat 2021’de Clinical and Transnational Medicine adlı bilimsel dergide yayımlandığı belirtiliyor ve yazının linki de veriliyordu.

Demek ki, Özdinler’in ölü beyin hücreleriyle ilgili keşfi yeni değildi. Bu yıl Hürriyet’te yeni diye yazılınca, “ölü beyin hücrelerini canlandıran keşif” diğer medya kuruluşlarında yeniden tedavüle sokulmuştu!

Maalesef özellikle internet medyasında haber kopyalarken bilgi kontrolü ihmal edilebiliyor. Öyle olunca da eski haberler aradan bir süre geçtikten sonra tekrar tekrar dolaşıma sokuluyor! İnsanlar da yeni bir gelişme gibi okuyor, dinliyor bu haberleri.

Gazeteciler bile eski olduğunun farkına varmıyor bu haberlerin. En taze örnek de Özdinler’in buluşuyla ilgili haberin 6 Şubat’ta Cumhuriyet’te yayımlanması. Cumhuriyet, bu haberi geçen yıl ilk yayımlayanlardan biri olduğunun farkında olsa Habertürk’ün haberini kopyalamazdı.

Yeni buluş haberlerinin başka bir hatası da Özdinler’in ne zaman ve kim tarafından “Dünyanın en iyi buluş yapan 10 insanından biri” seçildiğinin yazılmamasıydı. Oysa 2015 yılında “International Innovation” dergisi yapmıştı bu seçimi. O seçim de yeni değildi…

Reklam verenin gücü

Sadece iktidar ile ilişkiler değil, ilan verenler, finans kaynakları ve ekonomik güç odaklarıyla ilişkiler de gazeteciliğe gölge düşürüyor.

Tuncay Özilhan’ın sahibi olduğu Migros’un Esenyurt deposunda çalışan 250 kadar çalışanın haklarını alabilmek için başlattığı direniş günlerce sürdü. Ağırlıklı olarak sosyal medyadan duyurabildiler seslerini. Sonra da depoya polis girdi; çalışanlar gözaltına alındılar ve tümü işten atıldı.

Birgün, Cumhuriyet, Evrensel, Bianet, Gazete Duvar, T24, ABC, Tele1, Haber Sol, Halk TV, KRT TV, Independent Türkçe, Yeniçağ, Karar ve Gerçek Gündem gibi siteler ve ANKA Ajansı 9 Şubat’ta bu haberi internette yayımladı.

10 Şubat sabahı baktım; bu gelişme basılı gazetelerden sadece Birgün, Evrensel ve Cumhuriyet ile günlük dijital Gazete Pencere’de haber olabilmişti. İktidar yanlısı gazetelerin yanı sıra Sözcü, Yeni Çağ ve Karar’da da yoktu. Ama Sözcü, 12 Şubat’ta işçilerin talepleriyle ilgili geniş bir haber yayımlayarak bu açığı kapattı. Karar ise sadece Migros işvereninin açıklamasını yayımladı.

Güçsüzlerin gücü olabilmek için önce medyanın kendisinin güçlü ve bağımsız olması şart...