DOLAR 43,1996 0.05%
EURO 50,3878 0.16%
ALTIN 6.389,83-0,63
Ankara

KAPALI

Zeynep Tombuloğlu

Zeynep Tombuloğlu

15 Ocak 2026 Perşembe

Seramikte dijital dönüşüm: Ustalık kayboluyor mu?

Seramikte dijital dönüşüm: Ustalık kayboluyor mu?
1

BEĞENDİM

ABONE OL

Nihan Doğan

Son yıllarda sanat dünyasının en çok tartıştığı konulardan biri, dijital üretim teknolojilerinin geleneksel el sanatları üzerindeki etkisi.

Özellikle seramik gibi yoğun emek, sabır ve el işçiliği gerektiren bir alanda üç boyutlu (3D) yazıcıların giderek daha fazla kullanılmaya başlanması “Acaba seramik sanatı makineleşiyor mu?” sorusunu beraberinde getiriyor.

Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde seramik eğitmenliği yapan seramik sanatçısı Berna Uğur, seramikle tanışmasının rastlantı olmadığını, bu yolculuğun bir ruhsal ihtiyaç olarak başladığını ifade ediyor. Ona göre seramik yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda bir terapi yöntemi ve bir kişisel ifade biçimi.

Seramikle düşüncelerimi üç boyutlu hale getiriyorum. Bu, sadece bir form vermek değil; iç dünyamı çamura aktarmak demek. Her şekil, her kıvrım bana ait. Elimden çıkan her eser, adeta parmak izim gibi benzersiz” diyen Uğur, seramikteki dokunmanın ve doğrudan temasın yerinin asla doldurulamayacağını vurguluyor.

3D yazıcılar: Kolaylık mı, tehdit mi?

Uğur’a göre 3D yazıcılar, üretim sürecinde zaman kazandırsa da seramiğin ruhunu taşıyamıyor.

Tabii ki teknoloji kötü bir şey değil, alternatif olabilir. Ama elle biçimlendirmedeki his, makinede yok. 3D yazıcı bir şekli şablonla çıkarır, ama insan eli şekli ruhla verir” diyen Uğur, bu farkı net bir dille ortaya koyuyor.

Sanatçı, 3D yazıcıyla yapılmış bir seramik eserini ilk bakışta tanıyabileceğini belirtiyor ve “Makineden çıkan eserde duygu yoktur. Oysa el yapımı bir eserde sanatçının ruh hali o anki düşünceleri hissedilir. Bir kuş, bir çiçek figürü ekleme kararı anlık gelişir. Fakat makinede bu yoktur, her şey önceden tanımlanmıştır bu da seramiği zanaate dönüştürür ama sanata değil” diyor.

Endüstriyel üretimin sanat üzerindeki etkilerine de değinen Uğur, seri üretimin estetikten ziyade tüketime odaklandığını ifade ederek, “El yapımı seramik parmak izi gibidir; her biri benzersizdir. 3D yazıcıda ise çıkan her parça aynıdır, sanatın ruhu tekrarlanamaz. O yüzden ben bu teknolojiyi ‘tamamen seramiği bitiriyor’ olarak değil ama ‘seramiğin anlamını dönüştürüyor’ olarak görüyorum” diye konuşuyor.

Seramiğin sadece estetik değil, psikolojik olarak da iyileştirici bir etkisi olduğunu belirten Uğur, “Seramikle uğraşmak sabır gerektirir. Aynı zamanda ruhu dinginleştirir. Birçok öğrencimde sinir sıkışmalarının geçtiğine şahit oldum. Parmaklarımızdaki sinir uçları beyne doğrudan etki ediyor ve bu da zihinsel bir rahatlama sağlıyor” sözleriyle seramiğin iyileştirici gücünü vurguluyor.

Uğur, yeni nesil sanatçılara ise şu çağrıyı yapıyor: “Lütfen önce ellerinizi çamura sokun. Bir formu kendi ellerinizle yaratmanın, onadokunmanın hazzını bir yaşayın. Makineyle çalışmak kolaydır ama kolay olan her zaman sanat değildir.

Geleneksel yöntemlerle çalışan seramik sanatçısı Uğur, teknolojinin seramiğe zaman ve form kolaylığı sağlayabileceğini ancak sanatın özünün, sadece şekil değil; aynı zamanda ruh, duygu ve özgünlük olduğuna işaret ediyor ve ekliyor: “Seramik, sadece çamura şekil vermek değildir; kendine şekil vermektir. Ve bu, makineyle değil ancak insan eliyle olur.”

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.