21 Ocak 2026 Çarşamba
Semire Yılmaz
Tarihi Uzun Çarşı’da yer alan küçük dükkânında babasından devraldığı zanaati sürdüren Gürler, sadece teneke eşya üretmiyor; aynı zamanda bir dönemin yaşam kültürünü, kent belleğini ve aile geleneğini bugüne taşıyor. Yaptığı işler arasında fanus, çaydanlık, huni, kova, tatlı kalıbı gibi ürünler bulunuyor. Ancak yıllar içinde ne çırak yetişti ne de bu ürünlere gösterilen ilgi eski düzeyde kaldı.
Mustafa Gürler bu durumu şu sözlerle açıkladı:
“Ben bu mesleği para için yapmadım, sevdim ve ailemi geçindirecek kadar da kazandım. Kazandığım paraya hiç bakmadım. Şimdi gençler doğal olarak paraya odaklanıyor ama bu iş öyle bir iş değil. Sevmeden yapılmaz. Eskisi kadar da kazandırmıyor zaten, bu yüzden kimse öğrenmek istemiyor.“
Mustafa Gürler, bu mesleğe çocuk yaşta babasının yanında başladı. Şimdi 78 yaşında. Yıllar içinde işini geliştirip sayısız evin ve iş yerinin ihtiyacını karşılamış. Gençlerin bu sanata ilgisizliğini anlatırken Gürler, “Kuşaklar boyu devam eden el sanatları, birileri onu severek yapmazsa yaşayamaz” sözleriyle de üzüntüsünü dile getirdi.
Dükkânında fanus, fener, huni, kova, çaydanlık gibi ürünler hâlâ el emeğiyle hazırlanıyor. Ancak bu ürünlerin de müşterisi azalmış durumda. Gençler, zanaatkâr olmayı tercih etmiyor. Gürler, “Eskisi kadar kazandırmıyor. Emek çok, kazanç az. O yüzden kimse uğraşmak istemiyor” diyor.

Gürler’in ailesi Antakya’da tenekeciliğin öncülerinden. Büyük dedesi, kentin ilk aydınlatmalarında kullanılan 4 camlı fanusları üretti. O fanuslar, bir dönem Kurtuluş Caddesi’ni aydınlatan en önemli araçlardan biriydi. Hâlâ aynı modeli, aynı teknikle üretmeye devam eden Gürler, “Dedem meşaleler sönmesin diye fanus yapmış. Beğenilince caddeye yayılmış. Cam pahalıydı, altını tenekeyle yapmış. Şimdi aynısını yapan neredeyse yok” dedi.
6 Şubat 2023’teki büyük depremde oğlu, gelini ve 2 torununu kaybeden Mustafa Gürler, buna rağmen mesleğini bırakmamış. Eşi ağır yaralıyken bile atölyesini terk etmediğini şöyle anlattı:
“Oğlum elim kolumdu. Resmî işleri o yapardı. Şimdi yok. Ama yine de kalkıp dükkâna geliyorum. Çünkü bu iş bana umut veriyor“
Antakya’da yıkım büyük olsa da, Gürler mesleğini ayakta tutmaya çalışıyor. Yeni dükkânlara taşınma süreci onu çok etkiliyor. Antakya’nın simgelerinden Uzun Çarşı’nın geçici olarak başka bir alana taşınması kararı, yıllardır burada zanaatkârlık yapan Gürler’i oldukça etkiliyor. Gürler, atölyesinde sadece üretim değil, bir ömür biriktirmiş: “Benim çocukluğum burada geçti. Atölyemde büyüdüm, çocuklarımı burada büyüttüm. Uzun Çarşı değişse de, ben elimden geldiğince bu mesleği yaşatmaya devam edeceğim” diyor.
Çırak bulmakta zorlandığını, gençlerin artık zanaata uzak durduğunu anlatan Gürler, bu mesleğin ayakta kalması için şöyle çağrı yapıyor:
“Bu meslek artık Hatay’da son ustasıyla ayakta duruyor. Birilerinin ya da yetkililerin sorumluluk alması lazım. Eğer bir kişiye bile öğretebilirsem, ne mutlu bana. Şu an kafamda tek bir soru var: Ben yapmazsam kim yapacak? İnsanların hâlâ bu emeğe ihtiyacı var. Amacım bu kadim mesleği yaşatmak.”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. KVKK uyarıları ve detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.