Çoğunlukla okul çağındaki çocuklar arasında görülen akran zorbalığı konusunda uzmanlar etkili iletişimin önemine vurgu yapıyor. UNICEF’e göre, dünyada 13-15 yaşlarındaki öğrencilerin yarısı okulda ve okul çevresinde akran şiddetine maruz kalıyor. Uzman Gelişim Psikoloğu Ayşe Başak Erk akran zorbalığını ve nasıl önlenebileceğini konuştuk.


İnsan Hakları
Haber: Eylem Sonbahar         16/04/2022     74 GÜN ÖNCE

Günümüz dünyasında gençleri bekleyen tehlikeler ve zorluklar sayısız. En önemlilerinden birisi de çoğunlukla okul çağındaki çocuklar arasında görülen akran zorbalığı.

UNICEF’e göre dünyada 13-15 yaşlarındaki öğrencilerin yarısı okulda ve okul çevresinde akran şiddetine maruz kalıyor.

Peki tam olarak nedir bu akran zorbalığı?

Uzman Gelişim Psikoloğu Ayşe Başak Erk, akran zorbalığının güç eşitliğinin olmadığı, süreklilik gösteren, zarar verici, rahatsız edici saldırgan davranışları tanımlamak üzere kullanıldığını belirtiyor.

Erk, bu şiddet türünün aynı yaş veya eş düzeydeki kişiler arasında görüldüğünü ve zorbanın daha güçlü bir konumda olduğunu ifade ediyor.

Zorbalığın çeşitlerine değinen Erk, bunları şöyle sıralıyor:

“Zorbalık genel olarak üç başlık altında toplanır: fiziksel zorbalık, sözel zorbalık ve sosyal zorbalık. Vurmak, tekme atmak, tırmalamak ve tükürmek gibi davranışlar fiziksel zorbalığın içindedir. Sözel zorbalık olarak nitelendirilen davranışlara örnek olarak isim takmak, alay etmek, iğnelemek, küçük düşürmek, hakaret etmek, söylenti çıkarmak sayılır. Dışlama, görmezden gelme gibi davranışlar ise sosyal zorbalığa örnektir. Dolaylı zorbalık ise kurbanın eşyalarına zarar verme halinde de görülür.” 

“Cinsel  ve siber zorbalık da var”

Erk, zorbalık sınıflandırmalarına, yakın dönemde “cinsel” ve “siber” zorbalığın da eklendiğini belirterek şöyle devam ediyor:

“Cinsel zorbalık, İngiliz Ulusal Çocukları Koruma Derneği (NSPCC) tarafından kurbanın cinsiyetine hitaben yapılmış fiziksel veya sözel herhangi bir saldırgan davranış olarak tanımlanmaktadır. Siber zorbalığı ise, teknolojiyi kullanarak (cep telefonu, e-postalar, sosyal paylaşım siteleri) çocukların akranlarına zarar vermek amacıyla yaptıkları davranışlar olarak tanımlamaktadır.”

Bu konuyla ilgili Türkiye’de yapılan çalışmalardan elde edilen bulgulara göre akran zorbalığına maruz kalma oranının yüzde 10 ile yüzde 25 arasında değişiklik gösterdiğini söyleyen Erk, zorbalık yapma oranının yüzde 5 ile yüzde 10 arasında, zorba/mağdur olma oranının ise yüzde 6 ile yüzde 20 aralığında değişiklik gösterdiğini kaydediyor.

“Çocuklar zorbalığa uğradığında yardım sinyali verir”

Bir çocuğun zorbalığa maruz kaldığını anlamak için ipuçları olduğunu söyleyen Erk, “Birçok çocuk zorbalığa uğradığını anlamaz, bilse bile bunu ‘Ben zorbalığa uğruyorum’ şeklinde ifade edemez. Sosyal ilişkilerinde yaşadığı sorunları utandığından, korktuğundan veya içine kapanık bir yapıda olduğundan anlatmakta güçlük yaşayabilir ancak mutlaka yardım sinyali verecektir” diyor.

Uzman Psikolog, anne babaların dikkat etmesi gerektiği hususları da şöyle anlatıyor:

“Okula gitmek istemiyor (normal bir isteksizlikten daha fazla ısrarcı olması), okul servisine binmemek için yol arıyor, hep sizin onu okula bırakmanızı istiyorsa veya çocuğunuzun eşyalarının sıklıkla yok olduğunu, zarar görmüş şekilde geri getirdiğini görüyor iseniz, okuldaki arkadaşlarından hiç bahsetmiyor, kendi ile ilgili olumsuz ifadeleri varsa/arttıysa, tam olarak açıklayamadığı yara veya izleri, iştahında kapanma, normal düzeninde değişiklikler fark ettiyseniz(yemek yeme, uyku, oyun vb.), duygu dalgalanmalarının normalden fazla ise o zaman şüphelenmek gerekir.”

Ebeveynler neler yapmalı?

Çocuğunun zorbalığa uğradığını düşünen ebeveynlerin neler yapması gerektiğini de anlatan Erk, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Onu anlamaya çalışın. Yaşadığı sıkıntıları, durumunu açık uçlu sorular sorarak, onun ne hissettiğini anlamaya çalışın ve empatik olun. İlişkinizde kuvvetli bir iletişiminizin olması önemlidir. Çocuğunuzu suçlamayın. Çocuğunuzun zorbalığa uğruyor olmasının sebebi onun hatalı bir davranışı değildir. Onu suçlamanız çocuğunuzun daha da kırılmasına ve yaralanmasına, zorbalık yapan akranına karşı daha da güçsüz hissetmesine neden olabilir. Yaşanılan durumu hafifletmeyin. Çocuğunuzun zorbalık davranışlarına maruz kalması sosyal ilişkilerde yaşanan herhangi bir durum değildir. Sistematik olarak çocuk tekrarlı zarar verici davranışlara maruz kalır.”

Erk’e göre bu durumdaki bir çocuğa ‘’aşırı hassas davranıyorsun”, “arkadaşlar arasında olur böyle şeyler” veya “geçer” gibi ifadelerin kullanılmamasını da tavsiye ediyor.

Ebeveynlerin hemen harekete geçmemesi gerektiğini de söyleyen Erk, “ Çocuğunuzun zorbalık davranışlarına maruz kalması ebeveynleri olarak sizi öfkelendirebilir ve kaygılandırabilir. Ancak durumu düzeltmek için sizin hemen kontrolü elinize almanız, uzun dönemde çocuğunuza fayda sağlamayacaktır. Çünkü çocuğunuz zorbalık döngüsünde kendini güçsüz hissederken, sizin onun yerine harekete geçmeniz çocuğunuzun daha da güçsüz, çaresiz hissetmesini pekiştirecektir” diyor.

“Okul ile iletişimde olun”

Peki bu durumda ne yapmalı?

Ebeveynlerin zorbalık ile ilgili çocuklarını bilgilendirmesi gerektiğini söyleyen Erk, “Birçok kişinin bu durumda olabildiğini, çocuğunuzun herhangi bir özelliğinden dolayı kaynaklanmadığını, kişisel bir durum olmadığını ona iletin” diyor.

Erk, okul sisteminde önlemlerin alınması için rehberlik servisi ile görüşmenin önemine dikkat çekerek, okulun zorbalığı önleme çalışmaları yapmasının talep edilebileceğini, her okulun zorbalığı önlemek amaçlı bir çalışmada bulunmasının, çocukların okulda kendilerini güvende hissederek, rahatlıkla eğitimlerine devam edebilmeleri açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor.

İzleyici grubun akran zorbalığını önlemede en önemli ve etkin grup olduğunu söyleyen Erk, şöyle konuşuyor:

“Çocuğunuzda empatiyi geliştirin. Sosyal sorunları çözmenin başka alternatif yolları hakkında konuşun. Akran zorbalığını görmezden gelmeyin. Hayatlarındaki önemli yetişkinler zorbalık içeren davranışlar konusunda sesini çıkarmıyorsa akran zorbalığı yapan çocuklar kendilerine onay verildiğini hissederler. Bu tutum ile hayatlarına devam ederek hem kendilerine hem de ilişkilerine zarar vermeye devam edebilirler. Diğer yandan çocuklar, akran zorbalığına maruz kalarak güçlenmezler, tam tersine yetişkinlik hayatlarını olumsuz yönde etkileyecek deneyimlerle büyümek zorunda kalırlar.

“Okullarda yapıcı sorun çözme modeli olmalı”

Okullarda zorbalığı önlemek için hem çalışanların hem de öğrencilerin farkındalığının arttırılması gerektiğinin altını çizen Erk, okullarda işbirlikçi yardımsever bir ortamın odak olması ve yapıcı sorun çözme modelinin bulunması gerektiğini kaydediyor.

Erk’e göre, zorbalık gözlemlendiğinde, okul çalışanlarının kimden nasıl destek alacağı önceden planlanmalı. Sonrasında, akran zorbalığına yönelik zorbalık döngüsünde yer almış olan her çocuk için stratejik müdahaleler uygulamaya konulmalı. 

Uygulanan çalışmaların sonraki takipte zorbalığın fark edilmesi ve stratejilerin uygulanması kadar hayati önemde olduğunu belirten Erk, “Sistem içerisinde zorbalık döngüsünde yer alan çocuklar, rehber öğretmenler, eğitmenler, okul personeli, ebeveynler ve okulun bir topluluk olduğu bakış açısı hakim olmalıdır. Ancak okul içerisindeki yetişkinler, zorbalığa yönelik tutumlarını değiştirdiklerinde, çocuklar da değişebilecektir” saptamasında bulunuyor.